☪ Anlam Arayışı

Mushaf

Meal:Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh International
🎨 Tecvid renkleri: Açık

● Med● Kalkale● Ğunne● İhfâ● İdğâm (ğunneli)● İdğâm (ğunnesiz)● İklâb● Okunmayan harf

Süleyman AteşAbasa

— Abasa Sûresi · Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. —

80:1 Surat astı ve döndü

80:2 Kör geldi diye

80:3 Ne bilirsin belki o arınacak

80:4 Yahut öğüt dinleyecek de öğüt, kendisine yarayacak

80:5 Kendisini zengin görüp tenezzül etmeyene gelince

80:6 Sen ona yöneliyorsun

80:7 Onun arınmamasından sana ne

80:8 Fakat koşarak sana gelen

80:9 Saygılı olarak gelmişken

80:10 Sen onunla ilgilenmiyorsun

80:11 Hayır (olmaz böyle şey); o (ayetler), bir hatırlatmadır

80:12 Dileyen onu düşünüp öğüt alır

80:13 (O öğüt) Sahifeler içindedir: Değer verilen

80:14 Saygı ile yükseltilen, tertemiz (sayfalar)

80:15 Yazıcıların ellerinde

80:16 Değerli, iyi (yazıcıların)

80:17 Kahrolası insan, ne kadar da nankördür

80:18 (Allah) Onu hangi şeyden yarattı

80:19 Nutfe (sperm)den. Onu yarattı, ona biçim verdi

80:20 Sonra ona yolu kolaylaştırdı

80:21 Sonra onu öldürdü, kabre koydurdu

80:22 Sonra dilediği zaman onu diriltip kaldırdı

80:23 Hayır, insan, O'nun kendisine emrettiğini yapmadı

80:24 İnsan şu yiyeceğine baksın

80:25 Biz suyu iyice döktük

80:26 Sonra toprağı güzelce yardık da

80:27 Orada bitirdik: Dane

80:28 Üzüm, yonca

80:29 Zeytin, hurma

80:30 İri ve gür bahçeler

80:31 Meyva ve çayır

80:32 Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için

80:33 Çarpınca kulakları sağır eden o gürültü geldiği zaman

80:34 İşte o gün kişi kaçar: kardeşinden

80:35 Anasından, babasından

80:36 Eşinden ve oğullarından

80:37 O gün, onlardan her kişinin, kendisine yeter derecede işi vardır

80:38 Yüzler var ki o gün parıl parıl

80:39 Güleç, sevinçli

80:40 Yüzler de var ki o gün tozlanmış

80:41 Onları karanlık bürümüş (öylesine üzgün, öylesine dertli)

80:42 İşte onlar kafirler, Hak'tan sapanlardır

585
Abasaالجزء ٣٠
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِعَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ ﴿١﴾ أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ ﴿٢﴾ وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ ﴿٣﴾ أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ ﴿٤﴾ أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ ﴿٥﴾ فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ ﴿٦﴾ وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ ﴿٧﴾ وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ ﴿٨﴾ وَهُوَ يَخْشَىٰ ﴿٩﴾ فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ ﴿١٠﴾ كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ ﴿١١﴾ فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ ﴿١٢﴾ فِى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ ﴿١٣﴾ مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةِۭ ﴿١٤﴾ بِأَيْدِى سَفَرَةٍ ﴿١٥﴾ كِرَامِۭ بَرَرَةٍ ﴿١٦﴾ قُتِلَ ٱلْإِنسَـٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ ﴿١٧﴾ مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ ﴿١٨﴾ مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ ﴿١٩﴾ ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ ﴿٢٠﴾ ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ ﴿٢١﴾ ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ ﴿٢٢﴾ كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ ﴿٢٣﴾ فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَـٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ ﴿٢٤﴾ أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّا ﴿٢٥﴾ ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّا ﴿٢٦﴾ فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّا ﴿٢٧﴾ وَعِنَبًا وَقَضْبًا ﴿٢٨﴾ وَزَيْتُونًا وَنَخْلاً ﴿٢٩﴾ وَحَدَآئِقَ غُلْبًا ﴿٣٠﴾ وَفَـٰكِهَةً وَأَبًّا ﴿٣١﴾ مَّتَـٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ ﴿٣٢﴾ فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ ﴿٣٣﴾ يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ ﴿٣٤﴾ وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ ﴿٣٥﴾ وَصَـٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ ﴿٣٦﴾ لِكُلِّ ٱمْرِىٍٕ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ ﴿٣٧﴾ وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ ﴿٣٨﴾ ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ ﴿٣٩﴾ وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ ﴿٤٠﴾ تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ ﴿٤١﴾ أُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ ﴿٤٢﴾
٥٨٥

İpucu: sayfa çevirmek için klavyede sol/sağ ok tuşlarını veya dokunmatik ekranda kaydırmayı kullanın.

Mushaf — Sayfa 585 | Anlam Arayışı