100. Al-Aadiyaat سُورَةُ العَادِيَاتِ
Saheeh InternationalBy the racers, panting
Elmalılı Hamdi YazırO harıl harıl (savaşa) koşanlara
«والعاديات» الخيل تعدو في الغزو وتضبح «ضبحا» هو صوت أجوافها إذا عدت.
Saheeh InternationalAnd the producers of sparks [when] striking
Elmalılı Hamdi Yazır(Tırnaklarıyla yerden) ateş çıkaranlara
«فالموريات» الخيل توري النار «قدحا» بحوافرها إذا سارت في الأرض ذات الحجارة بالليل.
Saheeh InternationalAnd the chargers at dawn
Elmalılı Hamdi YazırSabahleyin akın edenlere
«فالمغيرات صبحا» الخيل تغير على العدو وقت الصبح بإغارة أصحابها.
Saheeh InternationalStirring up thereby [clouds of] dust
Elmalılı Hamdi YazırTozu dumana karıştıranlara
«فأثرن» هيجن «به» بمكان عدوهن أو بذلك الوقت «نقعا» غبارا بشدة حركتهن.
Saheeh InternationalArriving thereby in the center collectively
Elmalılı Hamdi YazırDerken bir topluluğun ortasına dalanlara yemin ederim ki
«فوسطن به» بالنقع «جمعا» من العدو، أي صرن وسطه وعطف الفعل على الاسم لأنه في تأويل الفعل أي واللاتي عدون فأورين فأغرن.
Saheeh InternationalIndeed mankind, to his Lord, is ungrateful
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz insan, Rabbine karşı çok nankördür
«إن الإنسان» الكافر «لربه لكنود» لكفور يجحد نعمته تعالى.
Saheeh InternationalAnd indeed, he is to that a witness
Elmalılı Hamdi YazırVe kendisi de buna şahittir
«وإنه على ذلك» أي كنوده «لشهيد» يشهد على نفسه بصنعه.
Saheeh InternationalAnd indeed he is, in love of wealth, intense
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten o dünya malını çok sevdiği için katıdır
«وإنه لحب الخير» أي المال الحب له فيبخل به.
Saheeh InternationalBut does he not know that when the contents of the graves are scattered
Elmalılı Hamdi YazırBilmiyor mu ki, kabirlerin içindekiler fırlatılacak
«أفلا يعلم إذا بُعثر» أثير وأخرج «ما في القبور» من الموتى، أي بعثوا.
Saheeh InternationalAnd that within the breasts is obtained
Elmalılı Hamdi YazırVe sinelerin içindekiler derlenecek
«وحصِّل» بين وأفرز «ما في الصدور» القلوب من الكفر والإيمان.
Saheeh InternationalIndeed, their Lord with them, that Day, is [fully] Acquainted
Elmalılı Hamdi YazırO gün Rableri onların bütün yaptıklarından haberdardır
«إن ربهم بهم يومئذ لخبير» لعالم فيجازيهم على كفرهم، أعيد الضمير جمعا نظرا لمعنى الإنسان وهذه الجملة دلت على مفعول يعلم، أي إنا نجازيه وقت ما ذكر وتعلق خبير بيومئذ وهو تعالى خبير دائما لأنه يوم المجازاة.