100. Al-Aadiyaat سُورَةُ العَادِيَاتِ
Diyanet İşleri MealiAnd olsun Allah yolunda koştukça koşanlara
Süleyman AteşAndolsun nefesleriyle (güp güp) ses çıkararak koşan(at)lara
Yusuf AliBy the (Steeds) that run, with panting (breath)
Diyanet İşleri MealiAnd olsun kıvılcımlar saçanlara
Süleyman Ateş(Tırnaklariyle yerden) Ateş çıkaranlara
Yusuf AliAnd strike sparks of fire
Diyanet İşleri MealiSabah sabah akına çıkanlara
Süleyman AteşSabahleyin akın edenlere
Yusuf AliAnd push home the charge in the morning
Diyanet İşleri MealiVe tozu dumana katanlara
Süleyman Ateş(Koşarak) Toz koparanlara
Yusuf AliAnd raise the dust in clouds the while
Diyanet İşleri MealiDüşman topluluğunun içine dalanlara ki
Süleyman AteşDerken bir topluluğun ortasına dalanlara
Yusuf AliAnd penetrate forthwith into the midst (of the foe) en masse
Diyanet İşleri Mealiİnsan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür
Süleyman Ateş(Bunlara andolsun) Ki insan, Rabbine karşı çok nankördür
Yusuf AliTruly man is, to his Lord, ungrateful
Diyanet İşleri MealiDoğrusu kendisi de bunların hepsine şahittir
Süleyman AteşVe o da buna şahiddir
Yusuf AliAnd to that (fact) he bears witness (by his deeds)
Diyanet İşleri MealiGerçekten mala da pek düşkündür
Süleyman AteşDoğrusu o, malı çok sever
Yusuf AliAnd violent is he in his love of wealth
Diyanet İşleri Mealiİnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi
Süleyman AteşBilmez mi o, kabirlerde olanlar dışarı atıldığı
Yusuf AliDoes he not know,- when that which is in the graves is scattered abroad
Diyanet İşleri Mealiİnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi
Süleyman AteşGöğüslerde bulunanlar devşirildiği zaman
Yusuf AliAnd that which is (locked up) in (human) breasts is made manifest
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Rableri o gün onların her şeyinden haberdardır
Süleyman AteşO gün Rabbleri onların her halini haber almış(gizli ve açık bütün yaptıklarını bilmiş)tir
Yusuf AliThat their Lord had been Well-acquainted with them, (even to) that Day