100. Al-Aadiyaat سُورَةُ العَادِيَاتِ
Süleyman AteşAndolsun nefesleriyle (güp güp) ses çıkararak koşan(at)lara
Elmalılı Hamdi YazırO harıl harıl (savaşa) koşanlara
Saheeh InternationalBy the racers, panting
Süleyman Ateş(Tırnaklariyle yerden) Ateş çıkaranlara
Elmalılı Hamdi Yazır(Tırnaklarıyla yerden) ateş çıkaranlara
Saheeh InternationalAnd the producers of sparks [when] striking
Süleyman AteşSabahleyin akın edenlere
Elmalılı Hamdi YazırSabahleyin akın edenlere
Saheeh InternationalAnd the chargers at dawn
Süleyman Ateş(Koşarak) Toz koparanlara
Elmalılı Hamdi YazırTozu dumana karıştıranlara
Saheeh InternationalStirring up thereby [clouds of] dust
Süleyman AteşDerken bir topluluğun ortasına dalanlara
Elmalılı Hamdi YazırDerken bir topluluğun ortasına dalanlara yemin ederim ki
Saheeh InternationalArriving thereby in the center collectively
Süleyman Ateş(Bunlara andolsun) Ki insan, Rabbine karşı çok nankördür
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz insan, Rabbine karşı çok nankördür
Saheeh InternationalIndeed mankind, to his Lord, is ungrateful
Süleyman AteşVe o da buna şahiddir
Elmalılı Hamdi YazırVe kendisi de buna şahittir
Saheeh InternationalAnd indeed, he is to that a witness
Süleyman AteşDoğrusu o, malı çok sever
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten o dünya malını çok sevdiği için katıdır
Saheeh InternationalAnd indeed he is, in love of wealth, intense
Süleyman AteşBilmez mi o, kabirlerde olanlar dışarı atıldığı
Elmalılı Hamdi YazırBilmiyor mu ki, kabirlerin içindekiler fırlatılacak
Saheeh InternationalBut does he not know that when the contents of the graves are scattered
Süleyman AteşGöğüslerde bulunanlar devşirildiği zaman
Elmalılı Hamdi YazırVe sinelerin içindekiler derlenecek
Saheeh InternationalAnd that within the breasts is obtained
Süleyman AteşO gün Rabbleri onların her halini haber almış(gizli ve açık bütün yaptıklarını bilmiş)tir
Elmalılı Hamdi YazırO gün Rableri onların bütün yaptıklarından haberdardır
Saheeh InternationalIndeed, their Lord with them, that Day, is [fully] Acquainted