☪ Anlam Arayışı

101. Al-Qaari'a سُورَةُ القَارِعَةِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
101:1
ٱلۡقَارِعَةُ
ٱلْقَارِعَةُ
çarpan olay

Ali BulaçKaari’a

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«القارعة» القيامة التي تقرع القلوب بأهوالها.

101:2
مَا ٱلۡقَارِعَةُ
مَا
nedir?
ٱلْقَارِعَةُ
çarpan olay

Ali BulaçNedir kaari’a

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ما القارعة» تهويل لشأنها وهما مبتدأ وخبر القارعة.

101:3
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡقَارِعَةُ
وَمَآ
nedir
أَدْرَىٰكَ
sana bildiren
مَا
ne olduğunu
ٱلْقَارِعَةُ
çarpan olayın

Ali BulaçSana o kaaria’yı bildiren nedir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وما أدراك» أعلمك «ما القارعة» زيادة تهويل لها وما الأولى مبتدأ وما بعدها خبره وما الثانية وخبرها في محل المفعول الثاني لأدرى.

101:4 📚 1
يَوۡمَ يَكُونُ ٱلنَّاسُ كَٱلۡفَرَاشِ ٱلۡمَبۡثُوثِ
يَوْمَ
o gün
يَكُونُ
olur(lar)
ٱلنَّاسُ
insanlar
كَٱلْفَرَاشِ
pervaneler gibi
ٱلْمَبْثُوثِ
yayılmış

Ali Bulaçİnsanların, 'her yana dağılmış' pervaneler gibi olacakları gün

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«يوم» ناصبه دل عليه القارعة، أي تقرع «يكون الناس كالفراش المبثوث» كغوغاء الجراد المنتشر يموج بعضهم في بعض للحيرة إلى أن يُدعوا للحساب.

101:5 📚 1
وَتَكُونُ ٱلۡجِبَالُ كَٱلۡعِهۡنِ ٱلۡمَنفُوشِ
وَتَكُونُ
ve olurlar
ٱلْجِبَالُ
dağlar
كَٱلْعِهْنِ
renkli yün gibi
ٱلْمَنفُوشِ
atılmış

Ali BulaçVe dağların 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacakları (gün)

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وتكون الجبال كالعهن المنفوش» كالصوف المندوف في خفة سيرها حتى تستوي مع الأرض.

101:6
فَأَمَّا مَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ
فَأَمَّا
ama
مَن
kimin
ثَقُلَتْ
ağır gelirse
مَوَٰزِينُهُۥ
tartıları

Ali Bulaçİşte, kimin tartıları ağır basarsa

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فأما من ثقلت موازينه» بأن رجحت حسناته على سيئاته.

101:7 📚 5
فَهُوَ فِي عِيشَةࣲ رَّاضِيَةࣲ‏
فَهُوَ
o
فِى
içindedir
عِيشَةٍۢ
bir hayat
رَّاضِيَةٍۢ
memmun edici

Ali BulaçArtık o, hoşnut olunan bir hayat içindedir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فهو في عيشة راضية» في الجنة، أي ذات رضى بأن يرضاها، أي مرضية له.

101:8
وَأَمَّا مَنۡ خَفَّتۡ مَوَٰزِينُهُۥ
وَأَمَّا
ve fakat
مَنْ
kimin
خَفَّتْ
hafif gelirse
مَوَٰزِينُهُۥ
tartıları

Ali BulaçKimin tartıları hafif kalırsa

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وأما من خفَّت موازينه» بأن رجحت سيئاته على حسناته.

101:9
فَأُمُّهُۥ هَاوِيَةࣱ‏
فَأُمُّهُۥ
onun anası
هَاوِيَةٌۭ
haviye(uçurum)dur

Ali BulaçArtık onun da anası (son durağı) "haviye"dir (uçurum)

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فأمه» فمسكنه «هاوية».

101:10
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا هِيَهۡ
وَمَآ
nedir?
أَدْرَىٰكَ
sana bildiren
مَا
ne olduğunu
هِيَهْ
onun

Ali BulaçOnun ne olduğunu (mahiyetini) sana bildiren nedir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وما أدراك ماهيه» أي ما هاوية.

101:11
نَارٌ حَامِيَةُۢ
نَارٌ
bir ateştir
حَامِيَةٌۢ
kızgın

Ali BulaçO, kızgın bir ateştir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
هي «نار حامية» شديدة الحرارة وهاء هيَهْ للسكت تثبت وصلا ووقفا وفي قراءة تحذف وصلاً.

← Önceki Sonraki →

101. Al-Qaari'a Suresi | Anlam Arayışı