101. Al-Qaari'a سُورَةُ القَارِعَةِ
Saheeh InternationalThe Striking Calamity
Diyanet İşleri MealiGürültü koparacak olan
Ali BulaçKaari’a
Saheeh InternationalWhat is the Striking Calamity
Diyanet İşleri MealiNedir o gürültü koparacak olan
Ali BulaçNedir kaari’a
Saheeh InternationalAnd what can make you know what is the Striking Calamity
Diyanet İşleri MealiO gürültü koparacak olanın ne olduğunu sen bilir misin
Ali BulaçSana o kaaria’yı bildiren nedir
Saheeh InternationalIt is the Day when people will be like moths, dispersed
Diyanet İşleri MealiO gün insanlar, ateş etrafında çırpınıp dökülen pervaneye dönecekler
Ali Bulaçİnsanların, 'her yana dağılmış' pervaneler gibi olacakları gün
Saheeh InternationalAnd the mountains will be like wool, fluffed up
Diyanet İşleri MealiDağlar, atılmış renkli yüne benzeyecekler
Ali BulaçVe dağların 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacakları (gün)
Saheeh InternationalThen as for one whose scales are heavy [with good deeds]
Diyanet İşleri MealiAma tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır
Ali Bulaçİşte, kimin tartıları ağır basarsa
Saheeh InternationalHe will be in a pleasant life
Diyanet İşleri MealiAma tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır
Ali BulaçArtık o, hoşnut olunan bir hayat içindedir
Saheeh InternationalBut as for one whose scales are light
Diyanet İşleri MealiTartıları hafif gelenler ise
Ali BulaçKimin tartıları hafif kalırsa
Saheeh InternationalHis refuge will be an abyss
Diyanet İşleri MealiOnların yeri bir çukurdur
Ali BulaçArtık onun da anası (son durağı) "haviye"dir (uçurum)
Saheeh InternationalAnd what can make you know what that is
Diyanet İşleri MealiO çukurun ne olduğunu sen bilir misin
Ali BulaçOnun ne olduğunu (mahiyetini) sana bildiren nedir
Saheeh InternationalIt is a Fire, intensely hot
Diyanet İşleri MealiO, kızgın bir ateştir
Ali BulaçO, kızgın bir ateştir