101. Al-Qaari'a سُورَةُ القَارِعَةِ
Ali BulaçKaari’a
Diyanet İşleri MealiGürültü koparacak olan
Süleyman AteşÇarpan olay
Ali BulaçNedir kaari’a
Diyanet İşleri MealiNedir o gürültü koparacak olan
Süleyman AteşNedir o çarpan olay
Ali BulaçSana o kaaria’yı bildiren nedir
Diyanet İşleri MealiO gürültü koparacak olanın ne olduğunu sen bilir misin
Süleyman AteşO çarpan olayın ne olduğunu sen nereden bileceksin
Ali Bulaçİnsanların, 'her yana dağılmış' pervaneler gibi olacakları gün
Diyanet İşleri MealiO gün insanlar, ateş etrafında çırpınıp dökülen pervaneye dönecekler
Süleyman AteşO gün insanlar, yayılmış pervaneler gibi olur(lar)
Ali BulaçVe dağların 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacakları (gün)
Diyanet İşleri MealiDağlar, atılmış renkli yüne benzeyecekler
Süleyman AteşDağlar atılmış renkli yün gibi olur
Ali Bulaçİşte, kimin tartıları ağır basarsa
Diyanet İşleri MealiAma tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır
Süleyman AteşKimin tartıları ağır gelirse
Ali BulaçArtık o, hoşnut olunan bir hayat içindedir
Diyanet İşleri MealiAma tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır
Süleyman AteşO, memmun edici bir hayat içindedir
Ali BulaçKimin tartıları hafif kalırsa
Diyanet İşleri MealiTartıları hafif gelenler ise
Süleyman AteşKimin tartıları hafif gelirse
Ali BulaçArtık onun da anası (son durağı) "haviye"dir (uçurum)
Diyanet İşleri MealiOnların yeri bir çukurdur
Süleyman AteşOnun anası (bağrına atılacağı) haviye(uçurum)dur
Ali BulaçOnun ne olduğunu (mahiyetini) sana bildiren nedir
Diyanet İşleri MealiO çukurun ne olduğunu sen bilir misin
Süleyman AteşOnun ne olduğunu sen nereden bileceksin
Ali BulaçO, kızgın bir ateştir
Diyanet İşleri MealiO, kızgın bir ateştir
Süleyman AteşKızgın bir ateştir