101. Al-Qaari'a سُورَةُ القَارِعَةِ
Ali BulaçKaari’a
Elmalılı Hamdi YazırKâria! (Çarpacak kıyamet) Nedir o kâria? Kârianın ne olduğunu sen bilir misin
Saheeh InternationalThe Striking Calamity
Süleyman AteşÇarpan olay
Ali BulaçNedir kaari’a
Elmalılı Hamdi YazırKâria! (Çarpacak kıyamet) Nedir o kâria? Kârianın ne olduğunu sen bilir misin
Saheeh InternationalWhat is the Striking Calamity
Süleyman AteşNedir o çarpan olay
Ali BulaçSana o kaaria’yı bildiren nedir
Elmalılı Hamdi YazırKâria! (Çarpacak kıyamet) Nedir o kâria? Kârianın ne olduğunu sen bilir misin
Saheeh InternationalAnd what can make you know what is the Striking Calamity
Süleyman AteşO çarpan olayın ne olduğunu sen nereden bileceksin
Ali Bulaçİnsanların, 'her yana dağılmış' pervaneler gibi olacakları gün
Elmalılı Hamdi YazırO gün insanlar yayılmış pervaneler gibi olurlar
Saheeh InternationalIt is the Day when people will be like moths, dispersed
Süleyman AteşO gün insanlar, yayılmış pervaneler gibi olur(lar)
Ali BulaçVe dağların 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacakları (gün)
Elmalılı Hamdi YazırDağlar atılmış renkli yünler gibi olur
Saheeh InternationalAnd the mountains will be like wool, fluffed up
Süleyman AteşDağlar atılmış renkli yün gibi olur
Ali Bulaçİşte, kimin tartıları ağır basarsa
Elmalılı Hamdi YazırO gün kimin tartıları ağır basarsa o, hoşnut olacağı bir hayat içindedir
Saheeh InternationalThen as for one whose scales are heavy [with good deeds]
Süleyman AteşKimin tartıları ağır gelirse
Ali BulaçArtık o, hoşnut olunan bir hayat içindedir
Elmalılı Hamdi YazırO gün kimin tartıları ağır basarsa o, hoşnut olacağı bir hayat içindedir
Saheeh InternationalHe will be in a pleasant life
Süleyman AteşO, memmun edici bir hayat içindedir
Ali BulaçKimin tartıları hafif kalırsa
Elmalılı Hamdi YazırKimin tartıları hafif gelirse, onun anası da (varacağı yer, sığınacağı durağı) hâviye (uçurum)dır
Saheeh InternationalBut as for one whose scales are light
Süleyman AteşKimin tartıları hafif gelirse
Ali BulaçArtık onun da anası (son durağı) "haviye"dir (uçurum)
Elmalılı Hamdi YazırKimin tartıları hafif gelirse, onun anası da (varacağı yer, sığınacağı durağı) hâviye (uçurum)dır
Saheeh InternationalHis refuge will be an abyss
Süleyman AteşOnun anası (bağrına atılacağı) haviye(uçurum)dur
Ali BulaçOnun ne olduğunu (mahiyetini) sana bildiren nedir
Elmalılı Hamdi YazırO uçurumun ne olduğunu sen nereden bileceksin
Saheeh InternationalAnd what can make you know what that is
Süleyman AteşOnun ne olduğunu sen nereden bileceksin
Ali BulaçO, kızgın bir ateştir
Elmalılı Hamdi YazırO, kızgın bir ateştir
Saheeh InternationalIt is a Fire, intensely hot
Süleyman AteşKızgın bir ateştir