101. Al-Qaari'a سُورَةُ القَارِعَةِ
Elmalılı Hamdi YazırKâria! (Çarpacak kıyamet) Nedir o kâria? Kârianın ne olduğunu sen bilir misin
Ali BulaçKaari’a
Saheeh InternationalThe Striking Calamity
Süleyman AteşÇarpan olay
مكية"القارعة"، اسم من أسماء القيامة، لأنها تقرع القلوب بالفزع.
Elmalılı Hamdi YazırKâria! (Çarpacak kıyamet) Nedir o kâria? Kârianın ne olduğunu sen bilir misin
Ali BulaçNedir kaari’a
Saheeh InternationalWhat is the Striking Calamity
Süleyman AteşNedir o çarpan olay
"ما القارعة"، تهويل وتعظيم.
Elmalılı Hamdi YazırKâria! (Çarpacak kıyamet) Nedir o kâria? Kârianın ne olduğunu sen bilir misin
Ali BulaçSana o kaaria’yı bildiren nedir
Saheeh InternationalAnd what can make you know what is the Striking Calamity
Süleyman AteşO çarpan olayın ne olduğunu sen nereden bileceksin
"وما أدراك ما القارعة".
Elmalılı Hamdi YazırO gün insanlar yayılmış pervaneler gibi olurlar
Ali Bulaçİnsanların, 'her yana dağılmış' pervaneler gibi olacakları gün
Saheeh InternationalIt is the Day when people will be like moths, dispersed
Süleyman AteşO gün insanlar, yayılmış pervaneler gibi olur(lar)
"يوم يكون الناس كالفراش المبثوث"هذا الفراش : الطير [ الصغار البق ، واحدها فراشة ، أي : كالطير ] التي تراها تتهافت في النار ، والمبثوث : المتفرق . وقال الفراء : كغوغاء الجراد ، شبه الناس عند البعث بها [ لأن الخلق ] يموج بعضهم في بعض ويركب بعضهم بعضا من الهول كما قال : " كأنهم جراد منتشر " ( القمر - 7 ) .
Elmalılı Hamdi YazırDağlar atılmış renkli yünler gibi olur
Ali BulaçVe dağların 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacakları (gün)
Saheeh InternationalAnd the mountains will be like wool, fluffed up
Süleyman AteşDağlar atılmış renkli yün gibi olur
"وتكون الجبال كالعهن المنفوش"، كالصوف المندوف.
Elmalılı Hamdi YazırO gün kimin tartıları ağır basarsa o, hoşnut olacağı bir hayat içindedir
Ali Bulaçİşte, kimin tartıları ağır basarsa
Saheeh InternationalThen as for one whose scales are heavy [with good deeds]
Süleyman AteşKimin tartıları ağır gelirse
"فأما من ثقلت موازينه"، رجحت حسناته على سيئاته.
Elmalılı Hamdi YazırO gün kimin tartıları ağır basarsa o, hoşnut olacağı bir hayat içindedir
Ali BulaçArtık o, hoşnut olunan bir hayat içindedir
Saheeh InternationalHe will be in a pleasant life
Süleyman AteşO, memmun edici bir hayat içindedir
"فهو في عيشة راضية"، مرضية في الجنة. قال الزجاج ذات رضا يرضاها صاحبها.
Elmalılı Hamdi YazırKimin tartıları hafif gelirse, onun anası da (varacağı yer, sığınacağı durağı) hâviye (uçurum)dır
Ali BulaçKimin tartıları hafif kalırsa
Saheeh InternationalBut as for one whose scales are light
Süleyman AteşKimin tartıları hafif gelirse
"وأما من خفت موازينه"، رجحت سيئاته على حسناته.
Elmalılı Hamdi YazırKimin tartıları hafif gelirse, onun anası da (varacağı yer, sığınacağı durağı) hâviye (uçurum)dır
Ali BulaçArtık onun da anası (son durağı) "haviye"dir (uçurum)
Saheeh InternationalHis refuge will be an abyss
Süleyman AteşOnun anası (bağrına atılacağı) haviye(uçurum)dur
( فأمه هاوية ) مسكنه النار ، سمي المسكن أما لأن الأصل في السكون إلى الأمهات ، والهاوية اسم من أسماء جهنم ، وهو المهواة لا يدرك قعرها ، وقال قتادة : وهي كلمة عربية تقولها العرب للرجل إذا وقع في أمر شديد ، يقال : هوت أمه . وقيل : [ " فأمه هاوية "أراد أم رأسه [ " منحدرة منكوسة " يعني أنهم يهوون في النار على رءوسهم ، وإلى هذا التأويل ذهب قتادة وأبو صالح .
Elmalılı Hamdi YazırO uçurumun ne olduğunu sen nereden bileceksin
Ali BulaçOnun ne olduğunu (mahiyetini) sana bildiren nedir
Saheeh InternationalAnd what can make you know what that is
Süleyman AteşOnun ne olduğunu sen nereden bileceksin
( وما أدراك ما هيه ) يعني الهاوية ، وأصلها : ما هي ، أدخل الهاء فيها للوقف والاستراحة
Elmalılı Hamdi YazırO, kızgın bir ateştir
Ali BulaçO, kızgın bir ateştir
Saheeh InternationalIt is a Fire, intensely hot
Süleyman AteşKızgın bir ateştir
ثم فسرها فقال : ( نار حامية ) أي حارة قد انتهى حرها .