102. At-Takaathur سُورَةُ التَّكَاثُرِ
Ali Bulaç(Mal, mülk ve servette) Çoklukla övünmek, sizi 'tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi
Yusuf AliThe mutual rivalry for piling up (the good things of this world) diverts you (from the more serious things)
Diyanet İşleri MealiÇoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz
Ali BulaçÖyle ki (bu,) mezarı ziyaretinize (kabre gidişinize, ölümünüze) kadar sürdü
Yusuf AliUntil ye visit the graves
Diyanet İşleri MealiÇoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz
Ali BulaçHayır; ileride bileceksiniz
Yusuf AliBut nay, ye soon shall know (the reality)
Diyanet İşleri MealiHayır; öyle olmayın; yakında bileceksiniz
Ali BulaçYine hayır; ileride bileceksiniz
Yusuf AliAgain, ye soon shall know
Diyanet İşleri MealiHayır; gözünüzü açın; yakında bileceksiniz
Ali BulaçHayır; eğer siz kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız
Yusuf AliNay, were ye to know with certainty of mind, (ye would beware)
Diyanet İşleri MealiDikkat edin, şayet yaptığınızın sonucunu kesin olarak bir bilseniz
Ali BulaçAndolsun, o çılgınca yanan ateşi de elbette görecektiniz
Yusuf AliYe shall certainly see Hell-Fire
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, cehennemi göreceksiniz
Ali BulaçSonra onu, gerçekten yakîn gözüyle (Ayne'l Yakîn) görmüş olacaksınız
Yusuf AliAgain, ye shall see it with certainty of sight
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz
Ali BulaçSonra o gün, nimetten sorguya çekileceksiniz
Yusuf AliThen, shall ye be questioned that Day about the joy (ye indulged in)
Diyanet İşleri MealiSonra o gün, size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz