102. At-Takaathur سُورَةُ التَّكَاثُرِ
Elmalılı Hamdi YazırÇoklukla övünmek, sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı
Diyanet İşleri MealiÇoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz
Saheeh InternationalCompetition in [worldly] increase diverts you
Elmalılı Hamdi YazırÇoklukla övünmek, sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı
Diyanet İşleri MealiÇoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz
Saheeh InternationalUntil you visit the graveyards
Elmalılı Hamdi YazırHayır! Yakında bileceksiniz
Diyanet İşleri MealiHayır; öyle olmayın; yakında bileceksiniz
Saheeh InternationalNo! You are going to know
Elmalılı Hamdi YazırYine hayır! Yakında bileceksiniz (hatanızı)
Diyanet İşleri MealiHayır; gözünüzü açın; yakında bileceksiniz
Saheeh InternationalThen no! You are going to know
Elmalılı Hamdi YazırHayır! Eğer kesin bilgi ile bilseniz, elbette cehennemi görürsünüz
Diyanet İşleri MealiDikkat edin, şayet yaptığınızın sonucunu kesin olarak bir bilseniz
Saheeh InternationalNo! If you only knew with knowledge of certainty
Elmalılı Hamdi YazırHayır! Eğer kesin bilgi ile bilseniz, elbette cehennemi görürsünüz
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, cehennemi göreceksiniz
Saheeh InternationalYou will surely see the Hellfire
Elmalılı Hamdi YazırSonra, yemin olsun ki, cehennemi yakin gözüyle göreceksiniz
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz
Saheeh InternationalThen you will surely see it with the eye of certainty
Elmalılı Hamdi YazırSonra, yemin olsun ki, o gün (size verilen) her nimetten sorulacaksınız
Diyanet İşleri MealiSonra o gün, size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz
Saheeh InternationalThen you will surely be asked that Day about pleasure