102. At-Takaathur سُورَةُ التَّكَاثُرِ
Süleyman AteşÇokluk yarışı, sizi oyaladı
Yusuf AliThe mutual rivalry for piling up (the good things of this world) diverts you (from the more serious things)
Diyanet İşleri MealiÇoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz
Süleyman AteşNihayet kabirleri ziyaret ettiniz (kabre girinceye kadar mal artırmağa çalıştınız)
Yusuf AliUntil ye visit the graves
Diyanet İşleri MealiÇoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz
Süleyman AteşHayır (olmaz bu), yakında bileceksiniz (hatanızı)
Yusuf AliBut nay, ye soon shall know (the reality)
Diyanet İşleri MealiHayır; öyle olmayın; yakında bileceksiniz
Süleyman AteşYine hayır, yakında bileceksiniz (hatanızı)
Yusuf AliAgain, ye soon shall know
Diyanet İşleri MealiHayır; gözünüzü açın; yakında bileceksiniz
Süleyman AteşHayır, (gerçeği) kesin bilgi ile bilseydiniz
Yusuf AliNay, were ye to know with certainty of mind, (ye would beware)
Diyanet İşleri MealiDikkat edin, şayet yaptığınızın sonucunu kesin olarak bir bilseniz
Süleyman AteşMutlaka cehennemi görür (oun varlığını gözle görmüş gibi kabul eder)diniz
Yusuf AliYe shall certainly see Hell-Fire
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, cehennemi göreceksiniz
Süleyman AteşSonra onu kesin olarak gözle göreceksiniz
Yusuf AliAgain, ye shall see it with certainty of sight
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz
Süleyman AteşSonra o gün, (size verilen) ni'metten sorulacaksınız
Yusuf AliThen, shall ye be questioned that Day about the joy (ye indulged in)
Diyanet İşleri MealiSonra o gün, size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz