☪ Anlam Arayışı

13. Ar-Ra'd سُورَةُ الرَّعۡدِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
13:1 📚 1
الٓمٓرۚ تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِۗ وَٱلَّذِيٓ أُنزِلَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَ ٱلۡحَقُّ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤۡمِنُونَ
الٓمٓر ۚ
Elif Lam Mim Ra
تِلْكَ
şunlar
ءَايَـٰتُ
ayetleridir
ٱلْكِتَـٰبِ ۗ
Kitabın
وَٱلَّذِىٓ
indirilen
أُنزِلَ
has been revealed
إِلَيْكَ
sana
مِن
Rabbinden
رَّبِّكَ
your Lord
ٱلْحَقُّ
haktır
وَلَـٰكِنَّ
ve fakat
أَكْثَرَ
çoğu
ٱلنَّاسِ
insanların
لَا
inanmazlar
يُؤْمِنُونَ
believe

Elmalılı Hamdi YazırElif, Lâm, Mîm, Ra. İşte bunlar sana o kitabın âyetleridir ve sana Rabbinden indirilen haktır. Lâkin insanların çoğu iman etmezler

Yusuf AliL.M.R. These are the signs (or verses) of the Book: that which hath been revealed unto thee from thy Lord is the Truth; but most men believe not

13:2 📚 3
ٱللَّهُ ٱلَّذِي رَفَعَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ بِغَيۡرِ عَمَدࣲ تَرَوۡنَهَاۖ ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰ عَلَى ٱلۡعَرۡشِۖ وَسَخَّرَ ٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَۖ كُلࣱّ يَجۡرِي لِأَجَلࣲ مُّسَمࣰّ ىۚ يُدَبِّرُ ٱلۡأَمۡرَ يُفَصِّلُ ٱلۡأٓيَٰتِ لَعَلَّكُم بِلِقَآءِ رَبِّكُمۡ تُوقِنُونَ
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِى
odur ki
رَفَعَ
yükseltti
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
بِغَيْرِ
olmadan
عَمَدٍۢ
bir direk
تَرَوْنَهَا ۖ
görebileceğiniz
ثُمَّ
sonra
ٱسْتَوَىٰ
istiva etti
عَلَى
üzerine
ٱلْعَرْشِ ۖ
Arş
وَسَخَّرَ
ve boyun eğdirdi
ٱلشَّمْسَ
güneşi
وَٱلْقَمَرَ ۖ
ve ay'ı
كُلٌّۭ
her biri
يَجْرِى
akıp gitmektedir
لِأَجَلٍۢ
bir süre için
مُّسَمًّۭى ۚ
belirli
يُدَبِّرُ
düzenliyor
ٱلْأَمْرَ
işi(ni)
يُفَصِّلُ
açıklıyor
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayerleri
لَعَلَّكُم
böylece
بِلِقَآءِ
karşılaşacağınıza
رَبِّكُمْ
Rabbinizle
تُوقِنُونَ
kesin olarak inanırsınız

Elmalılı Hamdi YazırAllah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz

Yusuf AliGod is He Who raised the heavens without any pillars that ye can see; is firmly established on the throne (of authority); He has subjected the sun and the moon (to his Law)! Each one runs (its course) for a term appointed. He doth regulate all affairs, explaining the signs in detail, that ye may believe with certainty in the meeting with your Lord

13:3 📚 1
وَهُوَ ٱلَّذِي مَدَّ ٱلۡأَرۡضَ وَجَعَلَ فِيهَا رَوَٰسِيَ وَأَنۡهَٰرࣰ اۖ وَمِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ جَعَلَ فِيهَا زَوۡجَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِۖ يُغۡشِي ٱلَّيۡلَ ٱلنَّهَارَۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يَتَفَكَّرُونَ
وَهُوَ
ve O'dur
ٱلَّذِى
ki
مَدَّ
uzattı
ٱلْأَرْضَ
arzı
وَجَعَلَ
ve var etti
فِيهَا
orada
رَوَٰسِىَ
sabit dağlar
وَأَنْهَـٰرًۭا ۖ
ve ırmaklar
وَمِن
ve
كُلِّ
her
ٱلثَّمَرَٰتِ
meyvadan
جَعَلَ
yarattı
فِيهَا
orada
زَوْجَيْنِ
çift (erkek-dişi)
ٱثْنَيْنِ ۖ
iki
يُغْشِى
örter
ٱلَّيْلَ
geceyi
ٱلنَّهَارَ ۚ
gündüz(ün üzerine)
إِنَّ
şüphesiz
فِى
bunda
ذَٰلِكَ
that
لَـَٔايَـٰتٍۢ
ayetler vardır
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَتَفَكَّرُونَ
düşünen

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünü enine boyuna yayıp döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar meydana getiren ve yeryüzünde meyvelerin hepsinden iki çift yapan O'dur. Sürekli olarak gece ile gündüzü birbirine dolamaktadır. Düşünecek olan bir kavim için bunda muhakkak ki, ibretler vardır

Yusuf AliAnd it is He who spread out the earth, and set thereon mountains standing firm and (flowing) rivers: and fruit of every kind He made in pairs, two and two: He draweth the night as a veil o'er the Day. Behold, verily in these things there are si gns for those who consider

13:4 📚 3
وَفِي ٱلۡأَرۡضِ قِطَعࣱ مُّتَجَٰوِرَٰتࣱ وَجَنَّٰتࣱ مِّنۡ أَعۡنَٰبࣲ وَزَرۡعࣱ وَنَخِيلࣱ صِنۡوَانࣱ وَغَيۡرُ صِنۡوَانࣲ يُسۡقَىٰ بِمَآءࣲ وَٰحِدࣲ وَنُفَضِّلُ بَعۡضَهَا عَلَىٰ بَعۡضࣲ فِي ٱلۡأُكُلِۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يَعۡقِلُونَ
وَفِى
ve (vardır)
ٱلْأَرْضِ
arzda
قِطَعٌۭ
kıt'alar
مُّتَجَـٰوِرَٰتٌۭ
birbirine komşu
وَجَنَّـٰتٌۭ
ve bağlar(ı vardır)
مِّنْ
üzüm
أَعْنَـٰبٍۢ
grapevines
وَزَرْعٌۭ
ve ekinler
وَنَخِيلٌۭ
ve hurmalıklar
صِنْوَانٌۭ
çatallı
وَغَيْرُ
ve olmadan
صِنْوَانٍۢ
çatalı
يُسْقَىٰ
(bunların hepsi) sulanır
بِمَآءٍۢ
su ile
وَٰحِدٍۢ
bir
وَنُفَضِّلُ
ama üstün yaparız
بَعْضَهَا
birbirini
عَلَىٰ
üzerine
بَعْضٍۢ
diğerinin
فِى
ürünlerinde
ٱلْأُكُلِ ۚ
the fruit
إِنَّ
şüphesiz
فِى
bunda
ذَٰلِكَ
that
لَـَٔايَـٰتٍۢ
ayetler vardır
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَعْقِلُونَ
aklını kullanan

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde birbirine komşu kıtalar vardır. Üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki, hepsi bir tek su ile sulanır. Halbuki meyvelerinde birini öbürüne üstün kılıyoruz. Aklı eren bir kavim için bunda muhakkak ibretler vardır

Yusuf AliAnd in the earth are tracts (diverse though) neighbouring, and gardens of vines and fields sown with corn, and palm trees - growing out of single roots or otherwise: watered with the same water, yet some of them We make more excellent than oth ers to eat. Behold, verily in these things there are signs for those who understand

13:5
۞وَإِن تَعۡجَبۡ فَعَجَبࣱ قَوۡلُهُمۡ أَءِذَا كُنَّا تُرَٰبًا أَءِنَّا لَفِي خَلۡقࣲ جَدِيدٍۗ أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّهِمۡۖ وَأُوْلَٰٓئِكَ ٱلۡأَغۡلَٰلُ فِيٓ أَعۡنَاقِهِمۡۖ وَأُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ
۞ وَإِن
eğer
تَعْجَبْ
şaşacaksan
فَعَجَبٌۭ
şaşmak lazım
قَوْلُهُمْ
onların şu sözlerine
أَءِذَا
zaman mı?
كُنَّا
biz olduğumuz
تُرَٰبًا
toprak
أَءِنَّا
gerçekten biz mi?
لَفِى
içinde (olacağız)
خَلْقٍۢ
bir yaratılış
جَدِيدٍ ۗ
yeniden
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
كَفَرُوا۟
inkar eden(lerdir)
بِرَبِّهِمْ ۖ
Rablerini
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve onlar (bulunanlardır)
ٱلْأَغْلَـٰلُ
halkalar
فِىٓ
boyunlarında
أَعْنَاقِهِمْ ۖ
their necks
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve onlar
أَصْحَـٰبُ
halkıdır
ٱلنَّارِ ۖ
ateş
هُمْ
onlar
فِيهَا
orada
خَـٰلِدُونَ
sürekli kalacaklardır

Elmalılı Hamdi YazırEğer şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların şu sözleridir: "Biz toprak olup gittikten sonra mı, yani biz gerçekten yeniden mi yaratılacağız?" İşte bunlar Rablerini inkâr etmişlerdir. Bunlar boyunlarında demir halkalar bulunanlardır. Ve işte bunlar cehennemliktirler, orada ebedî kalacaklardır

Yusuf AliIf thou dost marvel (at their want of faith), strange is their saying: "When we are (actually) dust, shall we indeed then be in a creation renewed?" They are those who deny their Lord! They are those round whose necks will be yokes (of servitud e): they will be Companions of the Fire, to dwell therein (for aye)

13:6 📚 4
وَيَسۡتَعۡجِلُونَكَ بِٱلسَّيِّئَةِ قَبۡلَ ٱلۡحَسَنَةِ وَقَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلِهِمُ ٱلۡمَثُلَٰتُۗ وَإِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغۡفِرَةࣲ لِّلنَّاسِ عَلَىٰ ظُلۡمِهِمۡۖ وَإِنَّ رَبَّكَ لَشَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ
وَيَسْتَعْجِلُونَكَ
ve senden acele istiyorlar
بِٱلسَّيِّئَةِ
kötülüğü
قَبْلَ
önce
ٱلْحَسَنَةِ
iyilikten
وَقَدْ
ve oysa
خَلَتْ
gelip geçti
مِن
onlardan önce
قَبْلِهِمُ
before them
ٱلْمَثُلَـٰتُ ۗ
benzerleri
وَإِنَّ
ve şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
لَذُو
sahibidir
مَغْفِرَةٍۢ
mağfiret
لِّلنَّاسِ
insanlar için
عَلَىٰ
karşı
ظُلْمِهِمْ ۖ
zulümlerine
وَإِنَّ
ve şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbinin
لَشَدِيدُ
pek çetindir
ٱلْعِقَابِ
azabı

Elmalılı Hamdi YazırAyrıca senden iyilikten önce hemen kötülüğü getirmeni isterler. Oysa daha önce onlara misal olacak cezalar gelip geçmiştir. Ve gerçekten Rabbin, zulümlerine karşılık insanlara mağfiret sahibidir. Bununla beraber Rabbinin azabı da cidden çok çetindir

Yusuf AliThey ask thee to hasten on the evil in preference to the good: Yet have come to pass, before them, (many) exemplary punishments! But verily thy Lord is full of forgiveness for mankind for their wrong-doing, and verily thy Lord is (also) strict in punishment

13:7 📚 1
وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡهِ ءَايَةࣱ مِّن رَّبِّهِۦٓۗ إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرࣱۖ وَلِكُلِّ قَوۡمٍ هَادٍ
وَيَقُولُ
ve diyorlar ki
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
لَوْلَآ
değil miydi?
أُنزِلَ
indirmeli
عَلَيْهِ
ona
ءَايَةٌۭ
bir ayet
مِّن
Rabbinden
رَّبِّهِۦٓ ۗ
his Lord
إِنَّمَآ
şüphesiz
أَنتَ
sen
مُنذِرٌۭ ۖ
bir uyarıcısın
وَلِكُلِّ
ve hepsi için vardır
قَوْمٍ
toplumun
هَادٍ
bir yol göstericisi

Elmalılı Hamdi YazırO kâfirler: "Rabbinden ona bir mucize indirilmeli değil miydi?" derler. Sen bir uyarıcıdan başka bir şey değilsin ve her kavim için bir hidayetçi vardır

Yusuf AliAnd the Unbelievers say: "Why is not a sign sent down to him from his Lord?" But thou art truly a warner, and to every people a guide

13:8 📚 2
ٱللَّهُ يَعۡلَمُ مَا تَحۡمِلُ كُلُّ أُنثَىٰ وَمَا تَغِيضُ ٱلۡأَرۡحَامُ وَمَا تَزۡدَادُۚ وَكُلُّ شَيۡءٍ عِندَهُۥ بِمِقۡدَارٍ
ٱللَّهُ
Allah
يَعْلَمُ
bilir
مَا
neyi
تَحْمِلُ
yüklendiğini
كُلُّ
her
أُنثَىٰ
dişinin
وَمَا
ve neyi
تَغِيضُ
eksilttiğini
ٱلْأَرْحَامُ
rahimlerin
وَمَا
ve neyi
تَزْدَادُ ۖ
artırdığını
وَكُلُّ
ve her
شَىْءٍ
şey
عِندَهُۥ
onun yanında
بِمِقْدَارٍ
bir ölçü iledir

Elmalılı Hamdi YazırHer dişinin neye gebe olduğunu Allah bilir. Ve rahimler ne eksiltir, ne arttırır, onu da bilir. O'nun katında her şeyin bir ölçüsü vardır

Yusuf AliGod doth know what every female (womb) doth bear, by how much the wombs fall short (of their time or number) or do exceed. Every single thing is before His sight, in (due) proportion

13:9
عَٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ٱلۡكَبِيرُ ٱلۡمُتَعَالِ
عَـٰلِمُ
(O) bilendir
ٱلْغَيْبِ
gizliyi
وَٱلشَّهَـٰدَةِ
ve aşikareyi
ٱلْكَبِيرُ
büyüktür
ٱلْمُتَعَالِ
yücedir

Elmalılı Hamdi YazırAllah görünmeyeni de bilir, görüneni de. Büyüktür ve yücelerden yücedir

Yusuf AliHe knoweth the unseen and that which is open: He is the Great, the Most High

13:10 📚 1
سَوَآءࣱ مِّنكُم مَّنۡ أَسَرَّ ٱلۡقَوۡلَ وَمَن جَهَرَ بِهِۦ وَمَنۡ هُوَ مُسۡتَخۡفِۭ بِٱلَّيۡلِ وَسَارِبُۢ بِٱلنَّهَارِ
سَوَآءٌۭ
birdir
مِّنكُم
aranızdan
مَّنْ
kimse
أَسَرَّ
gizleyen
ٱلْقَوْلَ
sözü
وَمَن
ve kimse
جَهَرَ
açık (söyleyen)
بِهِۦ
onu
وَمَنْ
ve kimse
هُوَ
o
مُسْتَخْفٍۭ
gizlenendir
بِٱلَّيْلِ
geceleyin
وَسَارِبٌۢ
ve görünendir
بِٱلنَّهَارِ
gündüzün

Elmalılı Hamdi YazırSizden sözü gizleyenle açığa vuran, gece gizlenenle gündüz açığa çıkan, O'nun açısından eşittir (hepsini görür ve bilir)

Yusuf AliIt is the same (to Him) whether any of you conceal his speech or declare it openly; whether he lie hid by night or walk forth freely by day

13:11 📚 16
لَهُۥ مُعَقِّبَٰتࣱ مِّنۢ بَيۡنِ يَدَيۡهِ وَمِنۡ خَلۡفِهِۦ يَحۡفَظُونَهُۥ مِنۡ أَمۡرِ ٱللَّهِۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوۡمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنفُسِهِمۡۗ وَإِذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِقَوۡمࣲ سُوٓءࣰ ا فَلَا مَرَدَّ لَهُۥۚ وَمَا لَهُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَالٍ
لَهُۥ
O(insa)nın vardır
مُعَقِّبَـٰتٌۭ
izleyenler
مِّنۢ
önünden
بَيْنِ
(before)
يَدَيْهِ
(him)
وَمِنْ
ve
خَلْفِهِۦ
arkasından
يَحْفَظُونَهُۥ
onu korurlar
مِنْ
emrinden
أَمْرِ
(the) command
ٱللَّهِ ۗ
Allah'ın
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَا
(durumlarını) değiştirmez
يُغَيِّرُ
change
مَا
bir milet
بِقَوْمٍ
of a people
حَتَّىٰ
sürece
يُغَيِّرُوا۟
değiştirmediği
مَا
kendi (durumlarını)
بِأَنفُسِهِمْ ۗ
(is) in themselves
وَإِذَآ
zaman
أَرَادَ
istediği
ٱللَّهُ
Allah
بِقَوْمٍۢ
bir kavme
سُوٓءًۭا
kötülük
فَلَا
artık yoktur
مَرَدَّ
geri çevirecek
لَهُۥ ۚ
onu
وَمَا
zaten yoktur
لَهُم
onların
مِّن
O'ndan başka
دُونِهِۦ
besides Him
مِن
koruyucuları
وَالٍ
protector

Elmalılı Hamdi YazırHer insan için önünden ve arkasından takip edenler vardır. Allah'ın emrinden dolayı onu gözetirler. Allah bir kavme verdiğini, o kavim kendisini bozup değiştirmedikçe değiştirmez. Allah bir kavme de kötülük murad etti mi, artık onun geri çevrilmesine de imkan yoktur. Onlar için Allah'dan başka bir veli de bulunmaz

Yusuf AliFor each (such person) there are (angels) in succession, before and behind him: They guard him by command of God. Verily never will God change the condition of a people until they change it themselves (with their own souls). But when (once) Go d willeth a people's punishment, there can be no turning it back, nor will they find, besides Him, any to protect

13:12
هُوَ ٱلَّذِي يُرِيكُمُ ٱلۡبَرۡقَ خَوۡفࣰ ا وَطَمَعࣰ ا وَيُنشِئُ ٱلسَّحَابَ ٱلثِّقَالَ
هُوَ
O'dur
ٱلَّذِى
size gösteren
يُرِيكُمُ
shows you
ٱلْبَرْقَ
şimşeği
خَوْفًۭا
korku
وَطَمَعًۭا
ve umud içinde
وَيُنشِئُ
ve yapan
ٱلسَّحَابَ
bulutları
ٱلثِّقَالَ
ağır (yüklü)

Elmalılı Hamdi YazırSize korku ve ümit içinde şimşeği gösteren ve o yağmur yüklü bulutları meydana getiren O'dur

Yusuf AliIt is He Who doth show you the lightning, by way both of fear and of hope: It is He Who doth raise up the clouds, heavy with (fertilising) rain

13:13
وَيُسَبِّحُ ٱلرَّعۡدُ بِحَمۡدِهِۦ وَٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ مِنۡ خِيفَتِهِۦ وَيُرۡسِلُ ٱلصَّوَٰعِقَ فَيُصِيبُ بِهَا مَن يَشَآءُ وَهُمۡ يُجَٰدِلُونَ فِي ٱللَّهِ وَهُوَ شَدِيدُ ٱلۡمِحَالِ
وَيُسَبِّحُ
ve tesbih ederler
ٱلرَّعْدُ
gök gürültüsü
بِحَمْدِهِۦ
onun övgüsüyle
وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
ve melekler
مِنْ
korkusundan
خِيفَتِهِۦ
fear of Him
وَيُرْسِلُ
ve gönderir
ٱلصَّوَٰعِقَ
yıldırımlar
فَيُصِيبُ
çarpar
بِهَا
onlarla
مَن
kimseyi
يَشَآءُ
dilediği
وَهُمْ
ve onlar
يُجَـٰدِلُونَ
tartışmaktadırlar
فِى
hakkında
ٱللَّهِ
Allah
وَهُوَ
ve O'nun
شَدِيدُ
pek çetindir
ٱلْمِحَالِ
tuzağı (cezası)

Elmalılı Hamdi YazırGök gürültüsü O'na hamd ile, melekler de O'nun korkusundan dolayı O'nu tesbih ederler. O yıldırımlar gönderir, onunla dilediğini çarpar. Onlar Allah hakkında mücadele edip duruyorlar. Oysa Allah'ın çarpması pek çetindir

Yusuf AliNay, thunder repeateth His praises, and so do the angels, with awe: He flingeth the loud-voiced thunder-bolts, and therewith He striketh whomsoever He will..yet these (are the men) who (dare to) dispute about God, with the strength of His powe r (supreme)

13:14 📚 1
لَهُۥ دَعۡوَةُ ٱلۡحَقِّۚ وَٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَسۡتَجِيبُونَ لَهُم بِشَيۡءٍ إِلَّا كَبَٰسِطِ كَفَّيۡهِ إِلَى ٱلۡمَآءِ لِيَبۡلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَٰلِغِهِۦۚ وَمَا دُعَآءُ ٱلۡكَٰفِرِينَ إِلَّا فِي ضَلَٰلࣲ‏
لَهُۥ
ancak O'nadır
دَعْوَةُ
du'a
ٱلْحَقِّ ۖ
gerçek
وَٱلَّذِينَ
kimseler ise
يَدْعُونَ
du'a ettikleri
مِن
O'ndan başka
دُونِهِۦ
besides Him
لَا
isteklerini karşılayamazlar
يَسْتَجِيبُونَ
they respond
لَهُم
kendilerinin
بِشَىْءٍ
hiçbir
إِلَّا
ancak
كَبَـٰسِطِ
uzatan kimse gibidir
كَفَّيْهِ
avuçlarını
إِلَى
suya
ٱلْمَآءِ
water
لِيَبْلُغَ
gelsin diye
فَاهُ
ağzına
وَمَا
oysa
هُوَ
o
بِبَـٰلِغِهِۦ ۚ
on(un ağzın)a gelmez
وَمَا
ve (işte)
دُعَآءُ
du'ası
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlerin
إِلَّا
ancak
فِى
boşa gider
ضَلَـٰلٍۢ
error

Elmalılı Hamdi YazırGerçek dua O'nadır. O'nun dışında yalvarıp durdukları ise onlara hiçbir şeyle cevap veremezler. Onlar olsa olsa ağzına su gelsin diye iki avucunu açana benzer ki, o, ona gelmez. Kâfirlerin duası hep bir sapıklık içindedir

Yusuf AliFor Him (alone) is prayer in Truth: any others that they call upon besides Him hear them no more than if they were to stretch forth their hands for water to reach their mouths but it reaches them not: for the prayer of those without Faith is n othing but (futile) wandering (in the mind)

13:15
وَلِلَّهِۤ يَسۡجُدُۤ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ طَوۡعࣰ ا وَكَرۡهࣰ ا وَظِلَٰلُهُم بِٱلۡغُدُوِّ وَٱلۡأٓصَالِ۩
وَلِلَّهِ
ve Allah'a
يَسْجُدُ
secde ederler
مَن
olanların hepsi
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ
ve yerde
طَوْعًۭا
gönüllü
وَكَرْهًۭا
(veya) zoraki
وَظِلَـٰلُهُم
ve gölgeleri de
بِٱلْغُدُوِّ
sabah
وَٱلْـَٔاصَالِ ۩
akşam

Elmalılı Hamdi YazırOysa göklerde ve yerde kim varsa ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah'a secde ederler

Yusuf AliWhatever beings there are in the heavens and the earth do prostrate themselves to God (Acknowledging subjection),- with good-will or in spite of themselves: so do their shadows in the morning and evenings

13:16 📚 7
قُلۡ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ قُلِ ٱللَّهُۚ قُلۡ أَفَٱتَّخَذۡتُم مِّن دُونِهِۦٓ أَوۡلِيَآءَ لَا يَمۡلِكُونَ لِأَنفُسِهِمۡ نَفۡعࣰ ا وَلَا ضَرࣰّ اۚ قُلۡ هَلۡ يَسۡتَوِي ٱلۡأَعۡمَىٰ وَٱلۡبَصِيرُ أَمۡ هَلۡ تَسۡتَوِي ٱلظُّلُمَٰتُ وَٱلنُّورُۗ أَمۡ جَعَلُواْ لِلَّهِ شُرَكَآءَ خَلَقُواْ كَخَلۡقِهِۦ فَتَشَٰبَهَ ٱلۡخَلۡقُ عَلَيۡهِمۡۚ قُلِ ٱللَّهُ خَٰلِقُ كُلِّ شَيۡءࣲ وَهُوَ ٱلۡوَٰحِدُ ٱلۡقَهَّٰرُ
قُلْ
de ki
مَن
kimdir?
رَّبُّ
Rabbi
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
قُلِ
de ki
ٱللَّهُ ۚ
Allah!
قُلْ
O halde de'
أَفَٱتَّخَذْتُم
mi edindiniz?
مِّن
O'ndan başka
دُونِهِۦٓ
besides Him
أَوْلِيَآءَ
veliler
لَا
gücü olmayan
يَمْلِكُونَ
they have power
لِأَنفُسِهِمْ
kendilerine
نَفْعًۭا
bir fayda
وَلَا
ve veremeyen
ضَرًّۭا ۚ
bir zarar
قُلْ
de ki
هَلْ
bir olur mu?
يَسْتَوِى
equal
ٱلْأَعْمَىٰ
kör
وَٱلْبَصِيرُ
ve gören
أَمْ
yahut
هَلْ
bir olur mu?
تَسْتَوِى
equal
ٱلظُّلُمَـٰتُ
karanlıklar
وَٱلنُّورُ ۗ
ve aydınlık
أَمْ
yoksa
جَعَلُوا۟
buldular da
لِلَّهِ
Allah'a
شُرَكَآءَ
ortaklar
خَلَقُوا۟
yaratan
كَخَلْقِهِۦ
O'nun yarattığı gibi
فَتَشَـٰبَهَ
benzer (mi) göründü
ٱلْخَلْقُ
bu yaratma
عَلَيْهِمْ ۚ
onlara
قُلِ
de ki
ٱللَّهُ
Allah'tır
خَـٰلِقُ
yaratıcısı
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şeyin
وَهُوَ
ve O
ٱلْوَٰحِدُ
tektir
ٱلْقَهَّـٰرُ
kahredendir

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah'dır". De ki: "Allah'dan başkalarını, o kendi kendilerine ne bir fayda, ne de bir zarar verebilenleri dostlar mı ediniyorsunuz?" De ki: "Hiç kör ile gören bir olur mu? Hiç karanlıklarla aydınlık bir olur mu?" Yoksa Allah'a, O'nun gibi yaratan birtakım ortaklar buldular da, bu yaratış kendilerince birbirine benzer mi göründü? De ki: "Allah, her şeyi yaratandır. O, birdir. Her şeye üstün ve kahredicidir

Yusuf AliSay: "Who is the Lord and Sustainer of the heavens and the earth?" Say: "(It is) God." Say: "Do ye then take (for worship) protectors other than Him, such as have no power either for good or for harm to themselves?" Say: "Are the blind equal wi th those who see? Or the depths of darkness equal with light?" Or do they assign to God partners who have created (anything) as He has created, so that the creation seemed to them similar? Say: "God is the Creator of all things: He is the One, the Supr eme and Irresistible

13:17 📚 10
أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰ فَسَالَتۡ أَوۡدِيَةُۢ بِقَدَرِهَا فَٱحۡتَمَلَ ٱلسَّيۡلُ زَبَدࣰ ا رَّابِيࣰ اۖ وَمِمَّا يُوقِدُونَ عَلَيۡهِ فِي ٱلنَّارِ ٱبۡتِغَآءَ حِلۡيَةٍ أَوۡ مَتَٰعࣲ زَبَدࣱ مِّثۡلُهُۥۚ كَذَٰلِكَ يَضۡرِبُ ٱللَّهُ ٱلۡحَقَّ وَٱلۡبَٰطِلَۚ فَأَمَّا ٱلزَّبَدُ فَيَذۡهَبُ جُفَآءࣰۖ وَأَمَّا مَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ فَيَمۡكُثُ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ كَذَٰلِكَ يَضۡرِبُ ٱللَّهُ ٱلۡأَمۡثَالَ
أَنزَلَ
indirdi
مِنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
مَآءًۭ
bir su
فَسَالَتْ
çağlayıp aktı
أَوْدِيَةٌۢ
dereler
بِقَدَرِهَا
kendi ölçüsünce
فَٱحْتَمَلَ
ve taşıdı
ٱلسَّيْلُ
sel
زَبَدًۭا
köpüğü
رَّابِيًۭا ۚ
üste çıkan
وَمِمَّا
ve vardır
يُوقِدُونَ
yak(ıp erit)tikleri madenlerden de
عَلَيْهِ
onların
فِى
ateşte
ٱلنَّارِ
the fire
ٱبْتِغَآءَ
yapmak için
حِلْيَةٍ
süs
أَوْ
yahut
مَتَـٰعٍۢ
eşya
زَبَدٌۭ
bir köpük
مِّثْلُهُۥ ۚ
bunun gibi
كَذَٰلِكَ
böyle
يَضْرِبُ
benzetme ile anlatır
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْحَقَّ
hakkı
وَٱلْبَـٰطِلَ ۚ
ve batılı
فَأَمَّا
ne zaman ki
ٱلزَّبَدُ
köpük
فَيَذْهَبُ
gider
جُفَآءًۭ ۖ
yok olup
وَأَمَّا
ve
مَا
şey ise
يَنفَعُ
yararlı olan
ٱلنَّاسَ
insanlara
فَيَمْكُثُ
kalır
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ ۚ
the earth
كَذَٰلِكَ
işte böyle
يَضْرِبُ
örnek verir
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْأَمْثَالَ
misaller

Elmalılı Hamdi YazırGökten bir su indirdi de vadiler, kendi miktarlarınca sel olup aktılar. Sel de suyun yüzüne çıkan bir köpük yüklendi. Bir zinet eşyası veya bir değerli mal yapmak için, ateşte üzerini körükledikleri madenlerden de onun gibi bir köpük meydana gelir. İşte Allah hak ile batılı böyle çarpıştırır. Fakat köpük atılır gider, insanlara faydası olan ise yerde kalır. İşte Allah böyle misaller verir

Yusuf AliHe sends down water from the skies, and the channels flow, each according to its measure: But the torrent bears away to foam that mounts up to the surface. Even so, from that (ore) which they heat in the fire, to make ornaments or utensils the rewith, there is a scum likewise. Thus doth God (by parables) show forth Truth and Vanity. For the scum disappears like froth cast out; while that which is for the good of mankind remains on the earth. Thus doth God set forth parables

13:18 📚 2
لِلَّذِينَ ٱسۡتَجَابُواْ لِرَبِّهِمُ ٱلۡحُسۡنَىٰۚ وَٱلَّذِينَ لَمۡ يَسۡتَجِيبُواْ لَهُۥ لَوۡ أَنَّ لَهُم مَّا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ ا وَمِثۡلَهُۥ مَعَهُۥ لَٱفۡتَدَوۡاْ بِهِۦٓۚ أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ سُوٓءُ ٱلۡحِسَابِ وَمَأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمِهَادُ
لِلَّذِينَ
için vardır
ٱسْتَجَابُوا۟
buyruğuna uyanlar
لِرَبِّهِمُ
Rablerinin
ٱلْحُسْنَىٰ ۚ
en güzel (karşılık)
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler ise
لَمْ
uymayan(lar)
يَسْتَجِيبُوا۟
respond
لَهُۥ
ona
لَوْ
şayet
أَنَّ
kendilerinin olsa
لَهُم
they had
مَّا
bulunaların
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
جَمِيعًۭا
hepsi
وَمِثْلَهُۥ
ve bir misli daha
مَعَهُۥ
yanında
لَٱفْتَدَوْا۟
fidye verirlerdi
بِهِۦٓ ۚ
onu
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
لَهُمْ
onların
سُوٓءُ
çok kötüdür
ٱلْحِسَابِ
hesabı
وَمَأْوَىٰهُمْ
ve varacakları yer
جَهَنَّمُ ۖ
cehennemdir
وَبِئْسَ
ve ne kötü
ٱلْمِهَادُ
bir yataktır

Elmalılı Hamdi YazırRablerinin emirlerine uyanlar için daha güzeli vardır. O'na itaat etmeyenler ise, yeryüzünde bulunan ne varsa hepsi kendilerinin olsa da onu ve bir o kadarını bütünüyle kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte onlar, hesabın kötüsü kendileri için olanlardır. Varacakları yer de cehennemdir. Orası da ne fena yataktır

Yusuf AliFor those who respond to their Lord, are (all) good things. But those who respond not to Him,- Even if they had all that is in the heavens and on earth, and as much more, (in vain) would they offer it for ransom. For them will the reckoning be terrible: their abode will be Hell,- what a bed of misery

13:19 📚 1
۞أَفَمَن يَعۡلَمُ أَنَّمَآ أُنزِلَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَ ٱلۡحَقُّ كَمَنۡ هُوَ أَعۡمَىٰٓۚ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَٰبِ
۞ أَفَمَن
olur mu?
يَعْلَمُ
bilen
أَنَّمَآ
indirilenin
أُنزِلَ
has been revealed
إِلَيْكَ
sana
مِن
Rabbinden
رَّبِّكَ
your Lord
ٱلْحَقُّ
hak olduğunu
كَمَنْ
kimse gibi
هُوَ
o (kendisi)
أَعْمَىٰٓ ۚ
kör (olan)
إِنَّمَا
ancak
يَتَذَكَّرُ
öğüt alır
أُو۟لُوا۟
sahipleri
ٱلْأَلْبَـٰبِ
sağduyu

Elmalılı Hamdi YazırŞimdi Rabbinden sana indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen bir kimse, kör olan bir kimse gibi olur mu? Fakat bunu ancak üstün akıllı ve temiz vicdanlı kimseler idrak ederler

Yusuf AliIs then one who doth know that that which hath been revealed unto thee from thy Lord is the Truth, like one who is blind? It is those who are endued with understanding that receive admonition

13:20 📚 4
ٱلَّذِينَ يُوفُونَ بِعَهۡدِ ٱللَّهِ وَلَا يَنقُضُونَ ٱلۡمِيثَٰقَ
ٱلَّذِينَ
onlar ki
يُوفُونَ
yerine getirirler
بِعَهْدِ
ahdini
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلَا
ve
يَنقُضُونَ
bozmazlar
ٱلْمِيثَـٰقَ
andlaşmayı

Elmalılı Hamdi YazırOnlar ki, Allah'ın ahdini yerine getirirler ve antlaşmayı bozmazlar

Yusuf AliThose who fulfil the covenant of God and fail not in their plighted word

13:21 📚 6
وَٱلَّذِينَ يَصِلُونَ مَآ أَمَرَ ٱللَّهُ بِهِۦٓ أَن يُوصَلَ وَيَخۡشَوۡنَ رَبَّهُمۡ وَيَخَافُونَ سُوٓءَ ٱلۡحِسَابِ
وَٱلَّذِينَ
ve onlar
يَصِلُونَ
bitiştirirler
مَآ
şeyi
أَمَرَ
istediği
ٱللَّهُ
Allah'ın
بِهِۦٓ
kendisiyle
أَن
bitiştirilmesini
يُوصَلَ
be joined
وَيَخْشَوْنَ
ve saygılı olur
رَبَّهُمْ
Rablerine karşı
وَيَخَافُونَ
ve korkarlar
سُوٓءَ
en kötü
ٱلْحِسَابِ
hesaptan

Elmalılı Hamdi YazırVe onlar ki, Allah'ın riayet edilmesini emrettiği şeye riayet ederler ve Rablerine saygı gösterirler ve hesabın kötülüğünden korkarlar

Yusuf AliThose who join together those things which God hath commanded to be joined, hold their Lord in awe, and fear the terrible reckoning

13:22 📚 1
وَٱلَّذِينَ صَبَرُواْ ٱبۡتِغَآءَ وَجۡهِ رَبِّهِمۡ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنفَقُواْ مِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ سِرࣰّ ا وَعَلَانِيَةࣰ وَيَدۡرَءُونَ بِٱلۡحَسَنَةِ ٱلسَّيِّئَةَ أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ عُقۡبَى ٱلدَّارِ
وَٱلَّذِينَ
ve onlar
صَبَرُوا۟
sabrederler
ٱبْتِغَآءَ
arzu ederek
وَجْهِ
yüzünü (rızasını)
رَبِّهِمْ
Rablerinin
وَأَقَامُوا۟
ve kılarlar
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَأَنفَقُوا۟
ve harcarlar
مِمَّا
şeyden
رَزَقْنَـٰهُمْ
rızıklandırdığımız
سِرًّۭا
gizlice
وَعَلَانِيَةًۭ
ve alenen
وَيَدْرَءُونَ
ve savarlar
بِٱلْحَسَنَةِ
iyilikle
ٱلسَّيِّئَةَ
kötülüğü
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
لَهُمْ
onlarındır
عُقْبَى
sonu
ٱلدَّارِ
şu yurdun

Elmalılı Hamdi YazırRablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açıkça Allah yolunda harcarlar ve çirkinlikleri güzelliklerle yok ederler. İşte bunlar, bu hayatın akibeti kendilerinin olacak olanlardır

Yusuf AliThose who patiently persevere, seeking the countenance of their Lord; Establish regular prayers; spend, out of (the gifts) We have bestowed for their sustenance, secretly and openly; and turn off Evil with good: for such there is the final att ainment of the (eternal) home

13:23
جَنَّٰتُ عَدۡنࣲ يَدۡخُلُونَهَا وَمَن صَلَحَ مِنۡ ءَابَآئِهِمۡ وَأَزۡوَٰجِهِمۡ وَذُرِّيَّٰتِهِمۡۖ وَٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ يَدۡخُلُونَ عَلَيۡهِم مِّن كُلِّ بَابࣲ‏
جَنَّـٰتُ
cennetlerine
عَدْنٍۢ
Adn
يَدْخُلُونَهَا
girerler
وَمَن
ve kimseler
صَلَحَ
iyi olan
مِنْ
babalarından
ءَابَآئِهِمْ
their fathers
وَأَزْوَٰجِهِمْ
ve eşlerinden;
وَذُرِّيَّـٰتِهِمْ ۖ
ve çocuklarından
وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
ve melekler de
يَدْخُلُونَ
girerler
عَلَيْهِم
yanlarına
مِّن
her
كُلِّ
every
بَابٍۢ
kapıdan

Elmalılı Hamdi YazırAdn cennetlerine girecekler, atalarından, eşlerinden ve zürriyetlerinden salih olanlarla birlikte olacaklar. Melekler de her kapıdan yanlarına girip şöyle diyecekler

Yusuf AliGardens of perpetual bliss: they shall enter there, as well as the righteous among their fathers, their spouses, and their offspring: and angels shall enter unto them from every gate (with the salutation)

13:24 📚 5
سَلَٰمٌ عَلَيۡكُم بِمَا صَبَرۡتُمۡۚ فَنِعۡمَ عُقۡبَى ٱلدَّارِ
سَلَـٰمٌ
selam
عَلَيْكُم
size
بِمَا
karşılık
صَبَرْتُمْ ۚ
sabretmenize
فَنِعْمَ
ne güzel
عُقْبَى
sonu
ٱلدَّارِ
yurdun

Elmalılı Hamdi YazırSabrettiğiniz için size selam olsun. Ahiret yurdu ne güzeldir

Yusuf AliPeace unto you for that ye persevered in patience! Now how excellent is the final home

13:25 📚 6
وَٱلَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهۡدَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعۡدِ مِيثَٰقِهِۦ وَيَقۡطَعُونَ مَآ أَمَرَ ٱللَّهُ بِهِۦٓ أَن يُوصَلَ وَيُفۡسِدُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱللَّعۡنَةُ وَلَهُمۡ سُوٓءُ ٱلدَّارِ
وَٱلَّذِينَ
kimseler
يَنقُضُونَ
bozan(lar)
عَهْدَ
verdikleri sözü
ٱللَّهِ
Allah'a
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
مِيثَـٰقِهِۦ
iyice pekiştirdikten
وَيَقْطَعُونَ
ve kesenler
مَآ
şeyi
أَمَرَ
istediği
ٱللَّهُ
Allah'ın
بِهِۦٓ
onunla
أَن
bitiştirilmesini
يُوصَلَ
be joined
وَيُفْسِدُونَ
ve bozgunculuk yapanlar
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ ۙ
the earth
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
لَهُمُ
onlaradır
ٱللَّعْنَةُ
la'net
وَلَهُمْ
ve onlaradır
سُوٓءُ
kötü (sonucu)
ٱلدَّارِ
yurdun

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın ahdini misak ile belgeledikten sonra bozanlar ve Allah'ın birleştirilmesini emrettiği bağlantıları koparanlar ve yeryüzünü bozguna verenler varya, işte lanet olsun onlara! Ve yurdun kötüsü de onlaradır

Yusuf AliBut those who break the Covenant of God, after having plighted their word thereto, and cut asunder those things which God has commanded to be joined, and work mischief in the land;- on them is the curse; for them is the terrible home

13:26 📚 6
ٱللَّهُ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقۡدِرُۚ وَفَرِحُواْ بِٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَمَا ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَا فِي ٱلۡأٓخِرَةِ إِلَّا مَتَٰعࣱ‏
ٱللَّهُ
Allah
يَبْسُطُ
bollaştırır
ٱلرِّزْقَ
rızkı
لِمَن
kimse için
يَشَآءُ
dilediği
وَيَقْدِرُ ۚ
ve kısar
وَفَرِحُوا۟
ve sevindiler
بِٱلْحَيَوٰةِ
hayatıyle
ٱلدُّنْيَا
dünya
وَمَا
oysa
ٱلْحَيَوٰةُ
hayatı
ٱلدُّنْيَا
dünya
فِى
ahiretin yanında
ٱلْـَٔاخِرَةِ
the Hereafter
إِلَّا
ancak
مَتَـٰعٌۭ
bir geçimdir

Elmalılı Hamdi YazırAllah, dilediği kimseye rızkı genişletir de, daraltır da. Onlar ise dünya hayatı ile ferahlanmaktalar. Oysa düna hayatı ahiret hayatının yanında bir yol azığından ibarettir

Yusuf AliGod doth enlarge, or grant by (strict) measure, the sustenance (which He giveth) to whomso He pleaseth. (The wordly) rejoice in the life of this world: But the life of this world is but little comfort in the Hereafter

13:27 📚 1
وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡهِ ءَايَةࣱ مِّن رَّبِّهِۦۚ قُلۡ إِنَّ ٱللَّهَ يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهۡدِيٓ إِلَيۡهِ مَنۡ أَنَابَ
وَيَقُولُ
ve diyorlar
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
لَوْلَآ
değil miydi?
أُنزِلَ
indirilmeli
عَلَيْهِ
ona
ءَايَةٌۭ
bir ayet
مِّن
Rabbinden
رَّبِّهِۦ ۗ
his Lord
قُلْ
de ki
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يُضِلُّ
saptırır
مَن
kimseyi
يَشَآءُ
dilediği
وَيَهْدِىٓ
ve iletir
إِلَيْهِ
kendisine
مَنْ
kimseyi
أَنَابَ
yönelen

Elmalılı Hamdi YazırYine o iman etmeyenler diyorlar ki: "Ona Rabbinden bir âyet indirilseydi ya." De ki: "Hakikaten Allah, dilediğini şaşırtır ve kendisine gönül vereni de hidayete erdirir

Yusuf AliThe Unbelievers say: "Why is not a sign sent down to him from his Lord?" Say: "Truly God leaveth, to stray, whom He will; But He guideth to Himself those who turn to Him in penitence

13:28 📚 3
ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَتَطۡمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكۡرِ ٱللَّهِۗ أَلَا بِذِكۡرِ ٱللَّهِ تَطۡمَئِنُّ ٱلۡقُلُوبُ
ٱلَّذِينَ
onlar
ءَامَنُوا۟
inananlardır
وَتَطْمَئِنُّ
ve tatmin olanlardır
قُلُوبُهُم
gönülleri
بِذِكْرِ
anmakla
ٱللَّهِ ۗ
Allah'ı
أَلَا
iyi bilin ki ancak
بِذِكْرِ
anmakla
ٱللَّهِ
Allah'ı
تَطْمَئِنُّ
huzur bulur
ٱلْقُلُوبُ
gönüller

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, iman etmiş ve kalbleri Allah zikriyle yatışmış olanlardır. Evet, iyi bilin ki, kalbler Allah'ın zikri ile yatışır

Yusuf AliThose who believe, and whose hearts find satisfaction in the remembrance of God: for without doubt in the remembrance of God do hearts find satisfaction

13:29
ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ طُوبَىٰ لَهُمۡ وَحُسۡنُ مَـَٔابࣲ‏
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlar
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
güzel işler
طُوبَىٰ
mutluluk
لَهُمْ
onlar içindir
وَحُسْنُ
ve güzel
مَـَٔابٍۢ
gelecek

Elmalılı Hamdi YazırOnlar ki, iman etmişler ve salih ameller işlemişlerdir, ne mutlu onlara, varacakları yer de ne güzeldir

Yusuf AliFor those who believe and work righteousness, is (every) blessedness, and a beautiful place of (final) return

13:30 📚 16
كَذَٰلِكَ أَرۡسَلۡنَٰكَ فِيٓ أُمَّةࣲ قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلِهَآ أُمَمࣱ لِّتَتۡلُوَاْ عَلَيۡهِمُ ٱلَّذِيٓ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ وَهُمۡ يَكۡفُرُونَ بِٱلرَّحۡمَٰنِۚ قُلۡ هُوَ رَبِّي لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ عَلَيۡهِ تَوَكَّلۡتُ وَإِلَيۡهِ مَتَابِ
كَذَٰلِكَ
böylece
أَرْسَلْنَـٰكَ
seni gönderdik
فِىٓ
içine
أُمَّةٍۢ
bir millet
قَدْ
elbette
خَلَتْ
geçmiş bulunan
مِن
kendilerinden önce
قَبْلِهَآ
before it
أُمَمٌۭ
(nice) milletler
لِّتَتْلُوَا۟
okuyasın diye
عَلَيْهِمُ
onlara
ٱلَّذِىٓ
şeyleri
أَوْحَيْنَآ
vahyettiğimiz
إِلَيْكَ
sana
وَهُمْ
oysa onlar
يَكْفُرُونَ
nankörlük ederler
بِٱلرَّحْمَـٰنِ ۚ
Rahman'a
قُلْ
de ki
هُوَ
O
رَبِّى
benim Rabbimdir
لَآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّا
başka
هُوَ
O'ndan
عَلَيْهِ
O'na
تَوَكَّلْتُ
dayandım
وَإِلَيْهِ
ve yalnız O'nadır
مَتَابِ
tevbem/dönüşüm

Elmalılı Hamdi Yazırİşte seni böyle, kendilerinden önce nice ümmetler gelip geçmiş olan bir ümmet içinde gönderdik ki, onlar Rahmân'a küfredip dururlarken, sen onlara sana vahyettiğimiz kitabı okuyasın. De ki: "O Rahmân benim Rabbimdir, O'ndan başka tanrı yoktur. Ben O'na dayandım, tevbem de O'nadır

Yusuf AliThus have we sent thee amongst a People before whom (long since) have (other) Peoples (gone and) passed away; in order that thou mightest rehearse unto them what We send down unto thee by inspiration; yet do they reject (Him), the Most Graciou s! Say: "He is my Lord! There is no god but He! On Him is my trust, and to Him do I turn

13:31 📚 5
وَلَوۡ أَنَّ قُرۡءَانࣰ ا سُيِّرَتۡ بِهِ ٱلۡجِبَالُ أَوۡ قُطِّعَتۡ بِهِ ٱلۡأَرۡضُ أَوۡ كُلِّمَ بِهِ ٱلۡمَوۡتَىٰۗ بَل لِّلَّهِ ٱلۡأَمۡرُ جَمِيعًاۗ أَفَلَمۡ يَاْيۡـَٔسِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَن لَّوۡ يَشَآءُ ٱللَّهُ لَهَدَى ٱلنَّاسَ جَمِيعࣰ اۗ وَلَا يَزَالُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ تُصِيبُهُم بِمَا صَنَعُواْ قَارِعَةٌ أَوۡ تَحُلُّ قَرِيبࣰ ا مِّن دَارِهِمۡ حَتَّىٰ يَأۡتِيَ وَعۡدُ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُخۡلِفُ ٱلۡمِيعَادَ
وَلَوْ
eğer olsaydı
أَنَّ
bir Kur'an
قُرْءَانًۭا
any Quran
سُيِّرَتْ
yürütüldüğü
بِهِ
kendisiyle
ٱلْجِبَالُ
dağların
أَوْ
yahut
قُطِّعَتْ
parçalandığı
بِهِ
kendisiyle
ٱلْأَرْضُ
arzın
أَوْ
yahut
كُلِّمَ
konuşturulduğu
بِهِ
kendisiyle
ٱلْمَوْتَىٰ ۗ
ölülerin
بَل
hayır
لِّلَّهِ
Allah'a aittir
ٱلْأَمْرُ
işler
جَمِيعًا ۗ
bütün
أَفَلَمْ
hala anlamadılar mı?
يَا۟يْـَٔسِ
know
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
أَن
şayet
لَّوْ
if
يَشَآءُ
dileseydi
ٱللَّهُ
Allah
لَهَدَى
hidayet verirdi
ٱلنَّاسَ
insanlara
جَمِيعًۭا ۗ
bütün
وَلَا
ve
يَزَالُ
geri durmaz
ٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟
inkar eden(lere)
تُصِيبُهُم
isabet etmesi
بِمَا
yüzünden
صَنَعُوا۟
yaptıkları işler
قَارِعَةٌ
bir bela
أَوْ
yahut
تَحُلُّ
konar
قَرِيبًۭا
yakınına
مِّن
yurtlarının
دَارِهِمْ
their homes
حَتَّىٰ
kadar
يَأْتِىَ
gelinceye
وَعْدُ
va'di
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَا
caymaz
يُخْلِفُ
fail
ٱلْمِيعَادَ
sözünden

Elmalılı Hamdi YazırBir Kur'ân ki, onunla dağlar yürütülse veya onunla yer parçalansa veya onunla ölüler konuşturulsa (o yine bu Kur'an olurdu). Fakat emir bütünüyle Allah'ındır. İman edenler, kâfirlerden ümit kesip daha anlamadılar mı ki, Allah dileseydi, elbette insanların hepsine toptan hidayet buyururdu. O küfürde direnenlerin kendi sanatlarıyla başlarına musibet inip duracak, ya da yurtlarının yakınına konacak. Nihayet Allah'ın vaadi gelecek. Muhakkak ki, Allah vaad ettiği zamanı şaşırmaz

Yusuf AliIf there were a Qur'an with which mountains were moved, or the earth were cloven asunder, or the dead were made to speak, (this would be the one!) But, truly, the command is with God in all things! Do not the Believers know, that, had God (so) willed, He could have guided all mankind (to the right)? But the Unbelievers,- never will disaster cease to seize them for their (ill) deeds, or to settle close to their homes, until the promise of God come to pass, for, verily, God will not fail in Hi s promise

13:32
وَلَقَدِ ٱسۡتُهۡزِئَ بِرُسُلࣲ مِّن قَبۡلِكَ فَأَمۡلَيۡتُ لِلَّذِينَ كَفَرُواْ ثُمَّ أَخَذۡتُهُمۡۖ فَكَيۡفَ كَانَ عِقَابِ
وَلَقَدِ
ve andolsun
ٱسْتُهْزِئَ
alay edildi
بِرُسُلٍۢ
peygamberlerle
مِّن
senden önceki
قَبْلِكَ
before you
فَأَمْلَيْتُ
fakat bir süre verdim
لِلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟
inkar eden(lere)
ثُمَّ
sonra
أَخَذْتُهُمْ ۖ
onları yakaladım
فَكَيْفَ
nasıl
كَانَ
imiş
عِقَابِ
cezam

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, senden önceki peygamberlerle de alay edildi. Ben de o kâfirlere bir süre için meydan verdim. Sonra da tuttum onları cezalandırdım. O vakit azabım nasıl imiş (gördüler)

Yusuf AliMocked were (many) apostles before thee: but I granted respite to the unbelievers, and finally I punished them: Then how (terrible) was my requital

13:33
أَفَمَنۡ هُوَ قَآئِمٌ عَلَىٰ كُلِّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡۗ وَجَعَلُواْ لِلَّهِ شُرَكَآءَ قُلۡ سَمُّوهُمۡۚ أَمۡ تُنَبِّـُٔونَهُۥ بِمَا لَا يَعۡلَمُ فِي ٱلۡأَرۡضِ أَم بِظَٰهِرࣲ مِّنَ ٱلۡقَوۡلِۗ بَلۡ زُيِّنَ لِلَّذِينَ كَفَرُواْ مَكۡرُهُمۡ وَصُدُّواْ عَنِ ٱلسَّبِيلِۗ وَمَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنۡ هَادࣲ‏
أَفَمَنْ
kimse gibi midir?
هُوَ
o
قَآئِمٌ
duran
عَلَىٰ
üzerinde
كُلِّ
her
نَفْسٍۭ
nefsin
بِمَا
yaptığı işin
كَسَبَتْ ۗ
it has earned
وَجَعَلُوا۟
onlar koştular
لِلَّهِ
Allah'a
شُرَكَآءَ
ortaklar
قُلْ
de ki
سَمُّوهُمْ ۚ
onları isimlendirin
أَمْ
yoksa
تُنَبِّـُٔونَهُۥ
siz haber mi veriyorsunuz?
بِمَا
bir şeyi
لَا
(Allah'ın) bilmediği
يَعْلَمُ
He knows
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
أَم
yoksa
بِظَـٰهِرٍۢ
boş
مِّنَ
söz mü (söylüyorsunuz)?
ٱلْقَوْلِ ۗ
the words
بَلْ
hayır
زُيِّنَ
süslü gösterildi
لِلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟
inkar eden(lere)
مَكْرُهُمْ
tuzakları
وَصُدُّوا۟
ve çıkarıldılar
عَنِ
yoldan
ٱلسَّبِيلِ ۗ
the Path
وَمَن
ve kimi
يُضْلِلِ
şaşırtırsa
ٱللَّهُ
Allah
فَمَا
artık olmaz!
لَهُۥ
ona
مِنْ
hiçbir
هَادٍۢ
yol gösteren

Elmalılı Hamdi YazırBütün kazandıklarıyla her bir nefsin üzerinde böylesine hükümran olan başka kim vardır? Böyle iken tuttular da Allah'a ortaklar uydurdular. De ki: "Onlara isimler verip durun bakalım. Siz O'na yeryüzünde bilmediği bir şey mi haber vereceksiniz? Yoksa anlamı olmayan kuru bir laf mı? Doğrusu küfre sapanlara kendi oyunları güzel gösterildi de yoldan saptırıldılar. Allah her kimi saptırırsa, artık onu yola getirecek kimse yoktur

Yusuf AliIs then He who standeth over every soul (and knoweth) all that it doth, (like any others)? And yet they ascribe partners to God. Say: "But name them! is it that ye will inform Him of something he knoweth not on earth, or is it (just) a show of words?" Nay! to those who believe not, their pretence seems pleasing, but they are kept back (thereby) from the path. And those whom God leaves to stray, no one can guide

13:34
لَّهُمۡ عَذَابࣱ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ وَلَعَذَابُ ٱلۡأٓخِرَةِ أَشَقُّۖ وَمَا لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن وَاقࣲ‏
لَّهُمْ
onlar için vardır
عَذَابٌۭ
azab
فِى
hayatında
ٱلْحَيَوٰةِ
the life
ٱلدُّنْيَا ۖ
dünya
وَلَعَذَابُ
ve azabı ise
ٱلْـَٔاخِرَةِ
ahiret
أَشَقُّ ۖ
daha zordur
وَمَا
ve yoktur
لَهُم
onlar için
مِّنَ
Allahdan
ٱللَّهِ
Allah
مِن
hiçbir
وَاقٍۢ
koruyacak (kimse)

Elmalılı Hamdi YazırOnlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise elbette daha çetindir. Onları Allah'dan koruyacak da yoktur

Yusuf AliFor them is a penalty in the life of this world, but harder, truly, is the penalty of the Hereafter: and defender have they none against God

13:35 📚 1
۞مَّثَلُ ٱلۡجَنَّةِ ٱلَّتِي وُعِدَ ٱلۡمُتَّقُونَۖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۖ أُكُلُهَا دَآئِمࣱ وَظِلُّهَاۚ تِلۡكَ عُقۡبَى ٱلَّذِينَ ٱتَّقَواْۚ وَّعُقۡبَى ٱلۡكَٰفِرِينَ ٱلنَّارُ
۞ مَّثَلُ
durumu
ٱلْجَنَّةِ
cennetin
ٱلَّتِى
şöyledir
وُعِدَ
va'dedilen
ٱلْمُتَّقُونَ ۖ
korunanlara
تَجْرِى
akar
مِن
altından
تَحْتِهَا
underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ ۖ
ırmaklar
أُكُلُهَا
meyvesi
دَآئِمٌۭ
süreklidir
وَظِلُّهَا ۚ
ve gölgesi de
تِلْكَ
işte budur
عُقْبَى
sonu
ٱلَّذِينَ
kimselerin
ٱتَّقَوا۟ ۖ
korunan(ların)
وَّعُقْبَى
ve sonu ise
ٱلْكَـٰفِرِينَ
inkar edenlerin
ٱلنَّارُ
ateştir

Elmalılı Hamdi YazırMüttakilere vaad olunan cennetin misali şöyledir: Altından ırmaklar akar durur, yemişleri süreklidir, gölgeleri de. İşte bu, takva yolunu tutanların akıbetidir. Kâfirlerin akıbeti de ateştir

Yusuf AliThe parable of the Garden which the righteous are promised!- beneath it flow rivers: perpetual is the enjoyment thereof and the shade therein: such is the end of the Righteous; and the end of Unbelievers in the Fire

13:36
وَٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ يَفۡرَحُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيۡكَۖ وَمِنَ ٱلۡأَحۡزَابِ مَن يُنكِرُ بَعۡضَهُۥۚ قُلۡ إِنَّمَآ أُمِرۡتُ أَنۡ أَعۡبُدَ ٱللَّهَ وَلَآ أُشۡرِكَ بِهِۦٓۚ إِلَيۡهِ أَدۡعُواْ وَإِلَيۡهِ مَـَٔابِ
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
ءَاتَيْنَـٰهُمُ
verdiğimiz
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
يَفْرَحُونَ
sevinirler
بِمَآ
indirilene
أُنزِلَ
has been revealed
إِلَيْكَ ۖ
sana
وَمِنَ
fakat (vardır)
ٱلْأَحْزَابِ
kabilelerden
مَن
kimseler
يُنكِرُ
inkar eden(ler)
بَعْضَهُۥ ۚ
onun bir kısmını
قُلْ
de ki
إِنَّمَآ
yalnız
أُمِرْتُ
bana emredildi
أَنْ
kulluk etmem
أَعْبُدَ
I worship
ٱللَّهَ
Allah'a
وَلَآ
ve
أُشْرِكَ
ortak koşmamam
بِهِۦٓ ۚ
O'na
إِلَيْهِ
O'na
أَدْعُوا۟
da'vet ederim
وَإِلَيْهِ
ve O'nadır
مَـَٔابِ
dönüşüm

Elmalılı Hamdi YazırBir de kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen (vahiy) le sevinç duyuyorlar. Bununla beraber hizipleşenlerden, âyetlerin bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: "Ben ancak Allah'a kulluk etmekle ve O'na şirk koşmamakla emrolundum. Ben O'na davet ediyorum, dönüşüm de O'nadır

Yusuf AliThose to whom We have given the Book rejoice at what hath been revealed unto thee: but there are among the clans those who reject a part thereof. Say: "I am commanded to worship God, and not to join partners with Him. Unto Him do I call, and u nto Him is my return

13:37 📚 1
وَكَذَٰلِكَ أَنزَلۡنَٰهُ حُكۡمًا عَرَبِيࣰّ اۚ وَلَئِنِ ٱتَّبَعۡتَ أَهۡوَآءَهُم بَعۡدَ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلۡعِلۡمِ مَا لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن وَلِيࣲّ وَلَا وَاقࣲ‏
وَكَذَٰلِكَ
ve işte
أَنزَلْنَـٰهُ
biz onu indirdik
حُكْمًا
bir hüküm olarak
عَرَبِيًّۭا ۚ
arapça
وَلَئِنِ
ve eğer
ٱتَّبَعْتَ
uyarsan
أَهْوَآءَهُم
onların keyiflerine
بَعْدَ مَا
sonra
جَآءَكَ
sana gelen
مِنَ
ilimden
ٱلْعِلْمِ
the knowledge
مَا
artık yoktur
لَكَ
senin için
مِنَ
Allah'tan
ٱللَّهِ
Allah
مِن
hiçbir
وَلِىٍّۢ
dost
وَلَا
ne de
وَاقٍۢ
bir koruyucu

Elmalılı Hamdi YazırVe işte biz o Kur'ân'ı Arapça bir hüküm olarak indirdik. Yemin olsun ki, eğer sen, sana vahiyle gelen bu bilgiden sonra onların keyiflerine uyacak olursan, sana Allah'dan ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu

Yusuf AliThus have We revealed it to be a judgment of authority in Arabic. Wert thou to follow their (vain) desires after the knowledge which hath reached thee, then wouldst thou find neither protector nor defender against God

13:38 📚 1
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا رُسُلࣰ ا مِّن قَبۡلِكَ وَجَعَلۡنَا لَهُمۡ أَزۡوَٰجࣰ ا وَذُرِّيَّةࣰۚ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَن يَأۡتِيَ بِـَٔايَةٍ إِلَّا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۗ لِكُلِّ أَجَلࣲ كِتَابࣱ‏
وَلَقَدْ
ve andolsun
أَرْسَلْنَا
biz gönderdik
رُسُلًۭا
elçiler
مِّن
senden önce
قَبْلِكَ
before you
وَجَعَلْنَا
ve verdik
لَهُمْ
onlara
أَزْوَٰجًۭا
eşler
وَذُرِّيَّةًۭ ۚ
ve çocuklar
وَمَا
değildir
كَانَ
mümkün
لِرَسُولٍ
hiçbir elçinin
أَن
getirmesi
يَأْتِىَ
he comes
بِـَٔايَةٍ
bir ayet
إِلَّا
olmadan
بِإِذْنِ
izni
ٱللَّهِ ۗ
Allah'ın
لِكُلِّ
her
أَجَلٍۢ
sürenin
كِتَابٌۭ
bir yazısı (vardır)

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, biz senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan herhangi bir âyet getirmek ise hiçbir peygamberin haddi değildir. Her ecel için bir yazı vardır

Yusuf AliWe did send apostles before thee, and appointed for them wives and children: and it was never the part of an apostle to bring a sign except as God permitted (or commanded). For each period is a Book (revealed)

13:39 📚 6
يَمۡحُواْ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ وَيُثۡبِتُۖ وَعِندَهُۥٓ أُمُّ ٱلۡكِتَٰبِ
يَمْحُوا۟
siler
ٱللَّهُ
Allah
مَا
dilediğini
يَشَآءُ
He wills
وَيُثْبِتُ ۖ
ve (dilediğini) bırakır
وَعِندَهُۥٓ
O'nun yanındadır
أُمُّ
ana
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap

Elmalılı Hamdi YazırAllah dilediğini imha eder, dilediğini de yerinde bırakır. Ana kitap O'nun katındadır

Yusuf AliGod doth blot out or confirm what He pleaseth: with Him is the Mother of the Book

13:40 📚 3
وَإِن مَّا نُرِيَنَّكَ بَعۡضَ ٱلَّذِي نَعِدُهُمۡ أَوۡ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِنَّمَا عَلَيۡكَ ٱلۡبَلَٰغُ وَعَلَيۡنَا ٱلۡحِسَابُ
وَإِن
ya
مَّا
sana gösteririz
نُرِيَنَّكَ
We show you
بَعْضَ
bir kısmını
ٱلَّذِى
onları uyardığımızın
نَعِدُهُمْ
We have promised them
أَوْ
ya da
نَتَوَفَّيَنَّكَ
senin canını alırız
فَإِنَّمَا
şüphesiz
عَلَيْكَ
sana düşen
ٱلْبَلَـٰغُ
sadece duyurmaktır
وَعَلَيْنَا
ve bize düşer
ٱلْحِسَابُ
hesap görmek

Elmalılı Hamdi YazırOnlara vaad ettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek, yahut seni, onu görmeden vefat ettirsek, yine de sana düşen sadece tebliğ etmek, bize düşen de hesaba çekmektir

Yusuf AliWhether We shall show thee (within thy life-time) part of what we promised them or take to ourselves thy soul (before it is all accomplished),- thy duty is to make (the Message) reach them: it is our part to call them to account

13:41 📚 5
أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا نَأۡتِي ٱلۡأَرۡضَ نَنقُصُهَا مِنۡ أَطۡرَافِهَاۚ وَٱللَّهُ يَحۡكُمُ لَا مُعَقِّبَ لِحُكۡمِهِۦۚ وَهُوَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ
أَوَلَمْ
görmediler mi?
يَرَوْا۟
they see
أَنَّا
bizim
نَأْتِى
geldiğimizi
ٱلْأَرْضَ
yeryüzüne
نَنقُصُهَا
onu eksilttiğimizi
مِنْ
uçlarından
أَطْرَافِهَا ۚ
its borders
وَٱللَّهُ
Allah'tır
يَحْكُمُ
hüküm veren
لَا
yoktur
مُعَقِّبَ
iptal edecek
لِحُكْمِهِۦ ۚ
O'nun hükmünü
وَهُوَ
ve O'nun
سَرِيعُ
çabuktur
ٱلْحِسَابِ
hesabı

Elmalılı Hamdi YazırGörmüyorlar mı ki, biz yeri etrafından eksiltip duruyoruz. Allah öyle hükmeder ki, O'nun hükmünü engelleyecek kimse yoktur. O çok hızlı hesap görür

Yusuf AliSee they not that We gradually reduce the land (in their control) from its outlying borders? (Where) God commands, there is none to put back His Command: and He is swift in calling to account

13:42 📚 1
وَقَدۡ مَكَرَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَلِلَّهِ ٱلۡمَكۡرُ جَمِيعࣰ اۖ يَعۡلَمُ مَا تَكۡسِبُ كُلُّ نَفۡسࣲۗ وَسَيَعۡلَمُ ٱلۡكُفَّٰرُ لِمَنۡ عُقۡبَى ٱلدَّارِ
وَقَدْ
ve kuşkusuz
مَكَرَ
tuzak kurmuştu
ٱلَّذِينَ
kimseler
مِن
onlardan önceki(ler)
قَبْلِهِمْ
before them
فَلِلَّهِ
fakat Allah'ındır
ٱلْمَكْرُ
tuzaklar
جَمِيعًۭا ۖ
bütün
يَعْلَمُ
bilir
مَا
ne
تَكْسِبُ
kazandığını
كُلُّ
her
نَفْسٍۢ ۗ
nefsin
وَسَيَعْلَمُ
ve bileceklerdir
ٱلْكُفَّـٰرُ
kafirler
لِمَنْ
kimin olacağını
عُقْبَى
sonunun
ٱلدَّارِ
bu yurdun

Elmalılı Hamdi YazırOnlardan öncekiler de hileler yapmışlardı. Fakat sonuçta bütün hileler(in cezası) Allah'a aittir. Her nefsin ne kazandığını O bilir. Bu dünyanın akıbetinin kime ait olduğunu kâfirler de yakında bilecekler

Yusuf AliThose before them did (also) devise plots; but in all things the master- planning is God's He knoweth the doings of every soul: and soon will the Unbelievers know who gets home in the end

13:43 📚 3
وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَسۡتَ مُرۡسَلࣰ اۚ قُلۡ كَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدَۢا بَيۡنِي وَبَيۡنَكُمۡ وَمَنۡ عِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلۡكِتَٰبِ
وَيَقُولُ
ve diyorlar ki
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
لَسْتَ
sen değilsin
مُرْسَلًۭا ۚ
gönderilmiş bir elçi
قُلْ
de ki
كَفَىٰ
yeter
بِٱللَّهِ
Allah'ın
شَهِيدًۢا
şahid olması
بَيْنِى
benimle
وَبَيْنَكُمْ
sizin aranızda
وَمَنْ
ve bulunanların
عِندَهُۥ
yanında
عِلْمُ
bilgisi
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap

Elmalılı Hamdi YazırO kâfirler: "Sen Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber değilsin" diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter, bir de yanında kitap ilmi bulunan (yeter)

Yusuf AliThe Unbelievers say: "No apostle art thou." Say: "Enough for a witness between me and you is God, and such as have knowledge of the Book

← Önceki Sonraki →

13. Ar-Ra'd Suresi | Anlam Arayışı