15. Al-Hijr سُورَةُ الحِجۡرِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
15:1 ▶ ⧉ ☆
الٓرۚ تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِ وَقُرۡءَانࣲ مُّبِينࣲ
Ali Bulaç Elif, Lam, Ra. Bunlar, Kitab'ın ve apaçık olan Kur'an'ın ayetleridir
رُّبَمَا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوۡ كَانُواْ مُسۡلِمِينَ
رُّبَمَا
bir zaman gelir ki
كَانُوا۟
olsaydılar (diye)
Ali Bulaç O inkar edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler
ذَرۡهُمۡ يَأۡكُلُواْ وَيَتَمَتَّعُواْ وَيُلۡهِهِمُ ٱلۡأَمَلُۖ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ
وَيَتَمَتَّعُوا۟
ve eğlensinler
وَيُلْهِهِمُ
ve onları oyalasın
Ali Bulaç Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İlerde bileceklerdir
15:4 ▶ ⧉ ☆
وَمَآ أَهۡلَكۡنَا مِن قَرۡيَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابࣱ مَّعۡلُومࣱ
Ali Bulaç Biz, kendisi için bilinen (takdir edilmiş) bir kitap olmaksızın hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmadık
15:5 ▶ ⧉ ☆
مَّا تَسۡبِقُ مِنۡ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسۡتَـٔۡخِرُونَ
يَسْتَـْٔخِرُونَ
geri kalır
Ali Bulaç Hiçbir ümmet , kendi ecelini ne öne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler
وَقَالُواْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِي نُزِّلَ عَلَيۡهِ ٱلذِّكۡرُ إِنَّكَ لَمَجۡنُونࣱ
Ali Bulaç Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen (Muhammed). Gerçekten sen cinlenmiş (bir deli)sin," dediler
15:7 ▶ ⧉ ☆
لَّوۡمَا تَأۡتِينَا بِٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
تَأْتِينَا
you bring to us
بِٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ
melekleri
ٱلصَّـٰدِقِينَ
the truthful
Ali Bulaç Eğer doğruyu söylüyor isen, bizlere melekleri getirmeli değil miydin
15:8 ▶ ⧉ ☆
مَا نُنَزِّلُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَمَا كَانُوٓاْ إِذࣰ ا مُّنظَرِينَ
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ
melekleri
Ali Bulaç Hak olmaksızın Biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz
إِنَّا نَحۡنُ نَزَّلۡنَا ٱلذِّكۡرَ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ
ٱلذِّكْرَ
O Zikri (Kitap)ı
لَحَـٰفِظُونَ
koruyucuları
Ali Bulaç Hiç şüphesiz, zikri (Kur'an'ı) Biz indirdik Biz; onun koruyucuları da gerçekten Biziz
15:10 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ فِي شِيَعِ ٱلۡأَوَّلِينَ
أَرْسَلْنَا
elçiler gönderdik
Ali Bulaç Andolsun, senden önce geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik
وَمَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ
يَسْتَهْزِءُونَ
alay ediyor
Ali Bulaç Onlara herhangi bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi
15:12 ▶ ⧉ ☆
كَذَٰلِكَ نَسۡلُكُهُۥ فِي قُلُوبِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ
Ali Bulaç Böylece Biz onu (alayı), suçlu-günahkarların kalplerine sokarız
15:13 ▶ ⧉ ☆
لَا يُؤۡمِنُونَ بِهِۦ وَقَدۡ خَلَتۡ سُنَّةُ ٱلۡأَوَّلِينَ
Ali Bulaç Onlar ona (indirilen kitaba) inanmazlar, oysaki evvelkilerin sünneti geçmiştir
15:14 ▶ ⧉ ☆
وَلَوۡ فَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَابࣰ ا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَظَلُّواْ فِيهِ يَعۡرُجُونَ
Ali Bulaç Onların üzerlerine gökyüzünden bir kapı açsak, ordan yukarı yükselseler de
15:15 ▶ ⧉ ☆
لَقَالُوٓاْ إِنَّمَا سُكِّرَتۡ أَبۡصَٰرُنَا بَلۡ نَحۡنُ قَوۡمࣱ مَّسۡحُورُونَ
Ali Bulaç Mutlaka: "Gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyülenmiş bir topluluğuz" diyeceklerdir
15:16 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ جَعَلۡنَا فِي ٱلسَّمَآءِ بُرُوجࣰ ا وَزَيَّنَّٰهَا لِلنَّٰظِرِينَ
وَزَيَّنَّـٰهَا
ve onu süsledik
لِلنَّـٰظِرِينَ
bakanlar için
Ali Bulaç Andolsun, gökte burçlar kıldık ve onu gözleyenler için süsledik
15:17 ▶ ⧉ ☆
وَحَفِظۡنَٰهَا مِن كُلِّ شَيۡطَٰنࣲ رَّجِيمٍ
وَحَفِظْنَـٰهَا
ve onu koruduk
رَّجِيمٍ
recim (taşlanmış)
Ali Bulaç Ve onu her kovulan şeytandan koruduk
15:18 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا مَنِ ٱسۡتَرَقَ ٱلسَّمۡعَ فَأَتۡبَعَهُۥ شِهَابࣱ مُّبِينࣱ
Ali Bulaç Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir ateş izler
وَٱلۡأَرۡضَ مَدَدۡنَٰهَا وَأَلۡقَيۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ وَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَيۡءࣲ مَّوۡزُونࣲ
مَّوْزُونٍۢ
ölçülü mütenasib
Ali Bulaç Yere (gelince,) onu döşeyip-yaydık, onda sarsılmaz-dağlar bıraktık ve onda herşeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik
15:20 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلۡنَا لَكُمۡ فِيهَا مَعَٰيِشَ وَمَن لَّسۡتُمۡ لَهُۥ بِرَٰزِقِينَ
بِرَٰزِقِينَ
rızıklandırıcı
Ali Bulaç Ve orda sizler için ve kendisine rızık vericiler olmadığınız kimseler (varlıklar ve canlılar) için geçimlikler kıldık
وَإِن مِّن شَيۡءٍ إِلَّا عِندَنَا خَزَآئِنُهُۥ وَمَا نُنَزِّلُهُۥٓ إِلَّا بِقَدَرࣲ مَّعۡلُومࣲ
عِندَنَا
bizim yanımızdadır
نُنَزِّلُهُۥٓ
biz indirmeyiz
Ali Bulaç Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri Bizim Katımız'da olmasın; ancak onu belirlenmiş bir miktar olarak indiririz
15:22 ▶ ⧉ ☆
وَأَرۡسَلۡنَا ٱلرِّيَٰحَ لَوَٰقِحَ فَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰ فَأَسۡقَيۡنَٰكُمُوهُ وَمَآ أَنتُمۡ لَهُۥ بِخَٰزِنِينَ
وَأَرْسَلْنَا
ve gönderdik
لَوَٰقِحَ
aşılayıcı olarak
فَأَسْقَيْنَـٰكُمُوهُ
böylece sizi suladık
Ali Bulaç Ve aşılayıcılar olarak rüzgarları gönderdik, böylece gökten su indirdik de sizleri suladık. Oysa siz onun hazine-koruyucuları değilsiniz
15:23 ▶ ⧉ ☆
وَإِنَّا لَنَحۡنُ نُحۡيِۦ وَنُمِيتُ وَنَحۡنُ ٱلۡوَٰرِثُونَ
ٱلْوَٰرِثُونَ
gerçek varis olan
Ali Bulaç Şüphesiz Biz, gerçekten Biz yaşatır ve öldürürüz ve varis olanlar Biziz
وَلَقَدۡ عَلِمۡنَا ٱلۡمُسۡتَقۡدِمِينَ مِنكُمۡ وَلَقَدۡ عَلِمۡنَا ٱلۡمُسۡتَـٔۡخِرِينَ
ٱلْمُسْتَقْدِمِينَ
önce geçenleri
ٱلْمُسْتَـْٔخِرِينَ
geri kalanları da
Ali Bulaç Andolsun sizden öne (veya önceden) geçenleri bilmişizdir; ve (yine) andolsun, geride kalanları da bilmişizdir
15:25 ▶ ⧉ ☆
وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحۡشُرُهُمۡۚ إِنَّهُۥ حَكِيمٌ عَلِيمࣱ
يَحْشُرُهُمْ ۚ
onları toplayacak olan
Ali Bulaç Ve şüphesiz senin Rabbin, O, onları haşredecektir. Gerçekten O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir
15:26 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن صَلۡصَٰلࣲ مِّنۡ حَمَإࣲ مَّسۡنُونࣲ
Ali Bulaç Andolsun, insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık
15:27 ▶ ⧉ ☆
وَٱلۡجَآنَّ خَلَقۡنَٰهُ مِن قَبۡلُ مِن نَّارِ ٱلسَّمُومِ
Ali Bulaç Ve Cann'ı da daha önce 'nüfuz eden kavurucu' ateşten yaratmıştık
15:28 ▶ ⧉ ☆
وَإِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّي خَٰلِقُۢ بَشَرࣰ ا مِّن صَلۡصَٰلࣲ مِّنۡ حَمَإࣲ مَّسۡنُونࣲ
لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ
meleklere
Ali Bulaç Hani Rabbin meleklere demişti: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan bir beşer yaratacağım
فَإِذَا سَوَّيۡتُهُۥ وَنَفَخۡتُ فِيهِ مِن رُّوحِي فَقَعُواْ لَهُۥ سَٰجِدِينَ
سَوَّيْتُهُۥ
onu düzenlediğim
Ali Bulaç Ona bir biçim verdiğimde ve ona Ruhum'dan üfürdüğümde hemen ona secde ederek (yere) kapanın
15:30 ▶ ⧉ ☆
فَسَجَدَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمۡ أَجۡمَعُونَ
Ali Bulaç Böylece meleklerin tümü, topluca secde etti
15:31 ▶ ⧉ ☆
إِلَّآ إِبۡلِيسَ أَبَىٰٓ أَن يَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ
ٱلسَّـٰجِدِينَ
secde edenlerle
Ali Bulaç Ancak İblis, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçınıp-dayattı
15:32 ▶ ⧉ ☆
قَالَ يَٰٓإِبۡلِيسُ مَا لَكَ أَلَّا تَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ
ٱلسَّـٰجِدِينَ
secde edenlerle
Ali Bulaç Dedi ki: "Ey İblis, sana ne oluyor, secde edenlerle birlikte olmadın
15:33 ▶ ⧉ ☆
قَالَ لَمۡ أَكُن لِّأَسۡجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقۡتَهُۥ مِن صَلۡصَٰلࣲ مِّنۡ حَمَإࣲ مَّسۡنُونࣲ
Ali Bulaç Dedi ki: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın beşere secde etmek için var değilim
15:34 ▶ ⧉ ☆
قَالَ فَٱخۡرُجۡ مِنۡهَا فَإِنَّكَ رَجِيمࣱ
Ali Bulaç Dedi ki: "Öyleyse ondan (cennetten ) çık, çünkü sen kovulmuş-bulunmaktasın
15:35 ▶ ⧉ ☆
وَإِنَّ عَلَيۡكَ ٱللَّعۡنَةَ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلدِّينِ
ٱللَّعْنَةَ
la'net edilecektir
Ali Bulaç Ve şüphesiz, din gününe kadar lanet senin üzerinedir
قَالَ رَبِّ فَأَنظِرۡنِيٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ
فَأَنظِرْنِىٓ
(bari) beni ertele
يُبْعَثُونَ
tekrar dirilecekleri
Ali Bulaç Dedi ki: "Rabbim, öyleyse onların dirileceği güne kadar bana süre tanı
15:37 ▶ ⧉ ☆
قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلۡمُنظَرِينَ
ٱلْمُنظَرِينَ
the ones given respite
Ali Bulaç Dedi ki: "Öyleyse, sen (kendisine) süre tanınanlardansın
15:38 ▶ ⧉ ☆
إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡوَقۡتِ ٱلۡمَعۡلُومِ
Ali Bulaç Bilinen günün vaktine kadar
15:39 ▶ ⧉ ☆
قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغۡوَيۡتَنِي لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَأُغۡوِيَنَّهُمۡ أَجۡمَعِينَ
أَغْوَيْتَنِى
beni azdırmandan
لَأُزَيِّنَنَّ
andolsun (günahları) süsleyeceğim
وَلَأُغْوِيَنَّهُمْ
ve onları azdıracağım
Ali Bulaç Dedi ki: "Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım
إِلَّا عِبَادَكَ مِنۡهُمُ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
Ali Bulaç Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna
15:41 ▶ ⧉ ☆
قَالَ هَٰذَا صِرَٰطٌ عَلَيَّ مُسۡتَقِيمٌ
Ali Bulaç (Allah) Dedi ki: "İşte bu, Bana göre dosdoğru olan yoldur
15:42 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ عِبَادِي لَيۡسَ لَكَ عَلَيۡهِمۡ سُلۡطَٰنٌ إِلَّا مَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلۡغَاوِينَ
ٱلْغَاوِينَ
the ones who go astray
Ali Bulaç Şüphesiz, kışkırtılıp-saptırılmışlardan sana uyanlar dışında, senin Benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiçbir gücün yoktur
وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوۡعِدُهُمۡ أَجۡمَعِينَ
لَمَوْعِدُهُمْ
onların buluşma yeridir
Ali Bulaç Ve hiç şüphe yok, onların tümünün buluşma yeri cehennemdir
15:44 ▶ ⧉ ☆
لَهَا سَبۡعَةُ أَبۡوَٰبࣲ لِّكُلِّ بَابࣲ مِّنۡهُمۡ جُزۡءࣱ مَّقۡسُومٌ
Ali Bulaç Onun yedi kapısı vardır; onlardan her bir kapı için bir grup ayrılmıştır
15:45 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي جَنَّٰتࣲ وَعُيُونٍ
وَعُيُونٍ
pınar başlarındadırlar
Ali Bulaç Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır
15:46 ▶ ⧉ ☆
ٱدۡخُلُوهَا بِسَلَٰمٍ ءَامِنِينَ
Ali Bulaç Oraya esenlikle ve güvenlikle girin
وَنَزَعۡنَا مَا فِي صُدُورِهِم مِّنۡ غِلٍّ إِخۡوَٰنًا عَلَىٰ سُرُرࣲ مُّتَقَٰبِلِينَ
وَنَزَعْنَا
çıkarıp atmışızdır
إِخْوَٰنًا
kardeşler olarak
مُّتَقَـٰبِلِينَ
karşı karşıya otururlar
Ali Bulaç Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp-çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar
لَا يَمَسُّهُمۡ فِيهَا نَصَبࣱ وَمَا هُم مِّنۡهَا بِمُخۡرَجِينَ
يَمَسُّهُمْ
will touch them
Ali Bulaç Orda onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz ve onlar ordan çıkarılacak değildirler
15:49 ▶ ⧉ ☆
۞نَبِّئۡ عِبَادِيٓ أَنِّيٓ أَنَا ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ
Ali Bulaç Haber ver kullarıma; şüphesiz Ben, Ben bağışlayanım, esirgeyenim
15:50 ▶ ⧉ ☆
وَأَنَّ عَذَابِي هُوَ ٱلۡعَذَابُ ٱلۡأَلِيمُ
Ali Bulaç Ve şüphesiz azabım; o acıklı bir azaptır
15:51 ▶ ⧉ ☆
وَنَبِّئۡهُمۡ عَن ضَيۡفِ إِبۡرَٰهِيمَ
وَنَبِّئْهُمْ
onlara haber ver
Ali Bulaç Onlara İbrahim'in konuklarından haber ver
15:52 ▶ ⧉ ☆
إِذۡ دَخَلُواْ عَلَيۡهِ فَقَالُواْ سَلَٰمࣰ ا قَالَ إِنَّا مِنكُمۡ وَجِلُونَ
Ali Bulaç Yanına girdiklerinde "Selam" demişlerdi. O da: "Biz sizden korkmaktayız" demişti
15:53 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ لَا تَوۡجَلۡ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ عَلِيمࣲ
نُبَشِّرُكَ
sana müjdeleriz
Ali Bulaç Dediler ki: "Korkma biz sana bilgin bir çocuk müjdelemekteyiz
15:54 ▶ ⧉ ☆
قَالَ أَبَشَّرۡتُمُونِي عَلَىٰٓ أَن مَّسَّنِيَ ٱلۡكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ
أَبَشَّرْتُمُونِى
beni mi müjdelediniz?
مَّسَّنِىَ
has overtaken me
تُبَشِّرُونَ
müjdeliyorsunuz
Ali Bulaç Dedi ki: "Bana ihtiyarlık gelip-çökmüşken mi müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdelemektesiniz
15:55 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ بَشَّرۡنَٰكَ بِٱلۡحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلۡقَٰنِطِينَ
بَشَّرْنَـٰكَ
sana müjdeledik
ٱلْقَـٰنِطِينَ
the despairing
Ali Bulaç Dediler ki: "Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse umut kesenlerden olma
قَالَ وَمَن يَقۡنَطُ مِن رَّحۡمَةِ رَبِّهِۦٓ إِلَّا ٱلضَّآلُّونَ
Ali Bulaç Dedi ki: "Sapıklar dışında Rabbinin rahmetinden kim umut keser
قَالَ فَمَا خَطۡبُكُمۡ أَيُّهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ
Ali Bulaç Dedi ki: "Ey elçiler, (bunun dışında, diğer) işiniz ne
15:58 ▶ ⧉ ☆
قَالُوٓاْ إِنَّآ أُرۡسِلۡنَآ إِلَىٰ قَوۡمࣲ مُّجۡرِمِينَ
Ali Bulaç Dediler ki: "Gerçekte biz, suçlu-günahkar olan bir topluluğa gönderildik
15:59 ▶ ⧉ ☆
إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمۡ أَجۡمَعِينَ
لَمُنَجُّوهُمْ
onları kurtaracağız
Ali Bulaç Ancak Lut ailesi hariçtir; biz onların tümünü muhakkak kurtaracağız
15:60 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا ٱمۡرَأَتَهُۥ قَدَّرۡنَآ إِنَّهَا لَمِنَ ٱلۡغَٰبِرِينَ
قَدَّرْنَآ ۙ
olmasını uygun gördük
ٱلْغَـٰبِرِينَ
those who remain behind
Ali Bulaç Ama karısını (kurtaracaklarımız) dışında tuttuk, o, geride kalanlardandır
15:61 ▶ ⧉ ☆
فَلَمَّا جَآءَ ءَالَ لُوطٍ ٱلۡمُرۡسَلُونَ
Ali Bulaç Böylelikle elçiler Lut ailesine geldiklerinde
15:62 ▶ ⧉ ☆
قَالَ إِنَّكُمۡ قَوۡمࣱ مُّنكَرُونَ
مُّنكَرُونَ
hiç tanınmamış
Ali Bulaç (Lut) Dedi ki: "Sizler gerçekten tanınmamış bir topluluksunuz
15:63 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ بَلۡ جِئۡنَٰكَ بِمَا كَانُواْ فِيهِ يَمۡتَرُونَ
جِئْنَـٰكَ
biz sana getirdik
Ali Bulaç Hayır" dediler. "Biz sana, onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik
15:64 ▶ ⧉ ☆
وَأَتَيۡنَٰكَ بِٱلۡحَقِّ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ
وَأَتَيْنَـٰكَ
ve sana getirdik
لَصَـٰدِقُونَ
doğru söyleyenleriz
Ali Bulaç Sana gerçeği getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz
15:65 ▶ ⧉ ☆
فَأَسۡرِ بِأَهۡلِكَ بِقِطۡعࣲ مِّنَ ٱلَّيۡلِ وَٱتَّبِعۡ أَدۡبَٰرَهُمۡ وَلَا يَلۡتَفِتۡ مِنكُمۡ أَحَدࣱ وَٱمۡضُواْ حَيۡثُ تُؤۡمَرُونَ
أَدْبَـٰرَهُمْ
arkalarından
وَلَا
ardına dönüp bakmasın
تُؤْمَرُونَ
emredildiğiniz
Ali Bulaç Hemen aileni gecenin bir bölümünde yola çıkar, sen de onların ardından git ve sizden hiç kimse arkasına bakmasın; emrolunduğunuz yere gidin
وَقَضَيۡنَآ إِلَيۡهِ ذَٰلِكَ ٱلۡأَمۡرَ أَنَّ دَابِرَ هَٰٓؤُلَآءِ مَقۡطُوعࣱ مُّصۡبِحِينَ
مُّصْبِحِينَ
sabaha girerlerken
Ali Bulaç Ve onlara şu emri verdik: "Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir
15:67 ▶ ⧉ ☆
وَجَآءَ أَهۡلُ ٱلۡمَدِينَةِ يَسۡتَبۡشِرُونَ
Ali Bulaç Şehir halkı birbirlerine müjdeler vererek geldi
15:68 ▶ ⧉ ☆
قَالَ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ ضَيۡفِي فَلَا تَفۡضَحُونِ
Ali Bulaç (Lut onlara) "Bunlar benim konuğumdur, beni utandırıp-dillere düşürmeyin" dedi
15:69 ▶ ⧉ ☆
وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَلَا تُخۡزُونِ
تُخْزُونِ
beni rezil etmeyin
Ali Bulaç Allah'tan korkup-sakının ve beni küçük düşürmeyin
15:70 ▶ ⧉ ☆
قَالُوٓاْ أَوَلَمۡ نَنۡهَكَ عَنِ ٱلۡعَٰلَمِينَ
أَوَلَمْ
seni menetmemiş miydik?
Ali Bulaç Dediler ki: "Biz seni 'herkes(in işin)e karışmaktan' alıkoymamış mıydık
15:71 ▶ ⧉ ☆
قَالَ هَٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِيٓ إِن كُنتُمۡ فَٰعِلِينَ
Ali Bulaç Dedi ki: "Eğer yapmak-istiyorsanız, işte bunlar, benim kızlarım
لَعَمۡرُكَ إِنَّهُمۡ لَفِي سَكۡرَتِهِمۡ يَعۡمَهُونَ
لَعَمْرُكَ
ömrüne andolsun ki
سَكْرَتِهِمْ
sarhoşlukları
يَعْمَهُونَ
bocalıyorlardı
Ali Bulaç Ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde kör-sersemdiler
15:73 ▶ ⧉ ☆
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّيۡحَةُ مُشۡرِقِينَ
فَأَخَذَتْهُمُ
onları yakaladı
ٱلصَّيْحَةُ
korkunç bir ses
مُشْرِقِينَ
güneşin doğarken
Ali Bulaç Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi
15:74 ▶ ⧉ ☆
فَجَعَلۡنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمۡطَرۡنَا عَلَيۡهِمۡ حِجَارَةࣰ مِّن سِجِّيلٍ
وَأَمْطَرْنَا
ve yağdırdık
Ali Bulaç Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık
15:75 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّلۡمُتَوَسِّمِينَ
لَـَٔايَـٰتٍۢ
ibretler vardır
لِّلْمُتَوَسِّمِينَ
işaretten anlayanlara
Ali Bulaç Elbette bunda 'derin bir kavrayışa sahip olanlar' için gerçekten ayetler vardır
15:76 ▶ ⧉ ☆
وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلࣲ مُّقِيمٍ
لَبِسَبِيلٍۢ
bir yol üzerinde
Ali Bulaç O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hala ) durmaktadır
15:77 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ
لَـَٔايَةًۭ
bir ibret vardır
لِّلْمُؤْمِنِينَ
inananlar için
Ali Bulaç Elbette, bunda iman edenler için gerçekten ayetler vardır
15:78 ▶ ⧉ ☆
وَإِن كَانَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡأَيۡكَةِ لَظَٰلِمِينَ
لَظَـٰلِمِينَ
zalim kimseler
Ali Bulaç Eyke halkı da gerçekten zalim -kimselerdi
15:79 ▶ ⧉ ☆
فَٱنتَقَمۡنَا مِنۡهُمۡ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامࣲ مُّبِينࣲ
فَٱنتَقَمْنَا
öcümüzü aldık
لَبِإِمَامٍۢ
(gözler) ön(ün)dedir
Ali Bulaç Bundan dolayı onlardan intikam aldık; her ikisi de açıkça (gözler) ön(ün)dedir
15:80 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ كَذَّبَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡحِجۡرِ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
ٱلْمُرْسَلِينَ
peygamberleri
Ali Bulaç Andolsun, Hicr halkı da gönderilen(elçi)leri yalanlamışlardı
15:81 ▶ ⧉ ☆
وَءَاتَيۡنَٰهُمۡ ءَايَٰتِنَا فَكَانُواْ عَنۡهَا مُعۡرِضِينَ
وَءَاتَيْنَـٰهُمْ
ve onlara verdik
مُعْرِضِينَ
yüz çeviriyorlar
Ali Bulaç Onlara ayetlerimizi vermiştik de ondan yüz çevirmişlerdi
15:82 ▶ ⧉ ☆
وَكَانُواْ يَنۡحِتُونَ مِنَ ٱلۡجِبَالِ بُيُوتًا ءَامِنِينَ
Ali Bulaç Dağlardan güvenli evler yontuyorlardı
15:83 ▶ ⧉ ☆
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّيۡحَةُ مُصۡبِحِينَ
فَأَخَذَتْهُمُ
fakat onları da yakaladı
ٱلصَّيْحَةُ
(o) korkunç ses
مُصْبِحِينَ
sabaha girerlerken
Ali Bulaç Derken, sabah vaktine girdiklerinde, onları o dayanılmaz-çığlık yakalayıverdi
15:84 ▶ ⧉ ☆
فَمَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
فَمَآ
hiçbir şeyi savamadı
يَكْسِبُونَ
kazanıyor(lar)
Ali Bulaç Buna rağmen kazandıkları şeyler, (uğrayacakları sondan kurtulmak için) onlara yetmedi
وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَآ إِلَّا بِٱلۡحَقِّۗ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَأٓتِيَةࣱۖ فَٱصۡفَحِ ٱلصَّفۡحَ ٱلۡجَمِيلَ
بَيْنَهُمَآ
bunlar arasındakileri
لَـَٔاتِيَةٌۭ ۖ
gelecektir
فَٱصْفَحِ
şimdi sen hareket et
Ali Bulaç Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak-gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran
15:86 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلۡخَلَّٰقُ ٱلۡعَلِيمُ
Ali Bulaç Çünkü Rabbin, yaratan ve bilenin ta Kendisi'dir
15:87 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَٰكَ سَبۡعࣰ ا مِّنَ ٱلۡمَثَانِي وَٱلۡقُرۡءَانَ ٱلۡعَظِيمَ
ٱلْمَثَانِى
the oft-repeated
وَٱلْقُرْءَانَ
ve Kur'an'ı
Ali Bulaç Andolsun, sana çiftlerden yediyi ve büyük Kur'an'ı verdik
لَا تَمُدَّنَّ عَيۡنَيۡكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعۡنَا بِهِۦٓ أَزۡوَٰجࣰ ا مِّنۡهُمۡ وَلَا تَحۡزَنۡ عَلَيۡهِمۡ وَٱخۡفِضۡ جَنَاحَكَ لِلۡمُؤۡمِنِينَ
إِلَىٰ
verdiğimiz dünyalığa
مَتَّعْنَا
We have bestowed
لِلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
Ali Bulaç Sakın onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, onlara karşı hüzne kapılma, mü'minler için de (şefkat ) kanatlarını ger
وَقُلۡ إِنِّيٓ أَنَا ٱلنَّذِيرُ ٱلۡمُبِينُ
Ali Bulaç Ve de ki: "Şüphe yok, ben apaçık bir uyarıcıyım
كَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَى ٱلۡمُقۡتَسِمِينَ
عَلَى
kısımlara ayıranlara
ٱلْمُقْتَسِمِينَ
those who divided
Ali Bulaç Parça ayırıcılarına indirdiğimiz gibi
15:91 ▶ ⧉ ☆
ٱلَّذِينَ جَعَلُواْ ٱلۡقُرۡءَانَ عِضِينَ
Ali Bulaç Ki onlar Kur'anı parça-parça kıldılar
15:92 ▶ ⧉ ☆
فَوَرَبِّكَ لَنَسۡـَٔلَنَّهُمۡ أَجۡمَعِينَ
فَوَرَبِّكَ
Rabbin hakkı için
لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ
biz mutlaka soracağız
Ali Bulaç Rabbine andolsun, onların tümüne (bunu) soracağız
عَمَّا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
Ali Bulaç Yapmakta oldukları şeyleri
15:94 ▶ ⧉ ☆
فَٱصۡدَعۡ بِمَا تُؤۡمَرُ وَأَعۡرِضۡ عَنِ ٱلۡمُشۡرِكِينَ
ٱلْمُشْرِكِينَ
the polytheists
Ali Bulaç Öyleyse sen emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve müşriklere aldırış etme
15:95 ▶ ⧉ ☆
إِنَّا كَفَيۡنَٰكَ ٱلۡمُسۡتَهۡزِءِينَ
ٱلْمُسْتَهْزِءِينَ
alay edenler(e karşı)
Ali Bulaç Şüphesiz o alay edenlere (karşı) Biz sana yeteriz
15:96 ▶ ⧉ ☆
ٱلَّذِينَ يَجۡعَلُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَۚ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ
Ali Bulaç Ki onlar, Allah ile beraber başka İlahları (ortak) kılmaktadırlar; onlar yakında bilip-öğreneceklerdir
وَلَقَدۡ نَعۡلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدۡرُكَ بِمَا يَقُولُونَ
يَقُولُونَ
onların söylediklerine
Ali Bulaç Andolsun, onların söylemekte olduklarına karşı senin göğsünün daraldığını biliyoruz
15:98 ▶ ⧉ ☆
فَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ ٱلسَّٰجِدِينَ
فَسَبِّحْ
(o halde) tesbih et
ٱلسَّـٰجِدِينَ
those who prostrate
Ali Bulaç Sen Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol
وَٱعۡبُدۡ رَبَّكَ حَتَّىٰ يَأۡتِيَكَ ٱلۡيَقِينُ
Ali Bulaç Ve yakîn sana gelinceye kadar Rabbine ibadet et
← Önceki Sonraki →