15. Al-Hijr سُورَةُ الحِجۡرِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
15:1 ▶ ⧉ ☆
الٓرۚ تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِ وَقُرۡءَانࣲ مُّبِينࣲ
Süleyman Ateş Elif lam ra. Şunlar Kitabın ve apaçık Kur'an'ın ayetleridir
رُّبَمَا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوۡ كَانُواْ مُسۡلِمِينَ
رُّبَمَا
bir zaman gelir ki
كَانُوا۟
olsaydılar (diye)
Süleyman Ateş Bir zaman gelir ki nankörlük edenler, "Keşke müslüman olsaydılar" diye arzu ederler
ذَرۡهُمۡ يَأۡكُلُواْ وَيَتَمَتَّعُواْ وَيُلۡهِهِمُ ٱلۡأَمَلُۖ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ
وَيَتَمَتَّعُوا۟
ve eğlensinler
وَيُلْهِهِمُ
ve onları oyalasın
Süleyman Ateş Bırak onlar yesinler, eğlensinler; arzu onları oyalasın. Yakında (yaptıklarının kötü sonucunu) bileceklerdir
15:4 ▶ ⧉ ☆
وَمَآ أَهۡلَكۡنَا مِن قَرۡيَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابࣱ مَّعۡلُومࣱ
Süleyman Ateş Biz hiçbir kenti yok etmedik ki, onun mutlaka bilinen bir yazısı olmasın (helak ettiğimiz her ülkenin yazılmış, tesbit edilmiş bir süresi vardır. O süre dolunca onları yok etmişizdir)
15:5 ▶ ⧉ ☆
مَّا تَسۡبِقُ مِنۡ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسۡتَـٔۡخِرُونَ
يَسْتَـْٔخِرُونَ
geri kalır
Süleyman Ateş Hiçbir millet ne süresini geçebilir, ne de (ondan) geri kalır (her kavim mutlaka, kendileri için belirtilmiş sürede helak olur)
وَقَالُواْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِي نُزِّلَ عَلَيۡهِ ٱلذِّكۡرُ إِنَّكَ لَمَجۡنُونࣱ
Süleyman Ateş Dediler ki: "Ey kendisine Zikir (Kitap) indirilmiş olan, sen mutlaka cinlenmişsin
15:7 ▶ ⧉ ☆
لَّوۡمَا تَأۡتِينَا بِٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
تَأْتِينَا
you bring to us
بِٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ
melekleri
ٱلصَّـٰدِقِينَ
the truthful
Süleyman Ateş Eğer doğrulardansan, bize melekleri getirsene
15:8 ▶ ⧉ ☆
مَا نُنَزِّلُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَمَا كَانُوٓاْ إِذࣰ ا مُّنظَرِينَ
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ
melekleri
Süleyman Ateş Biz, melekleri ancak hak ile (hikmet gereğince) indiririz, o zaman da kendilerine asla göz açtırılmaz, (derhal işleri bitirilir, mahvolup giderler)
إِنَّا نَحۡنُ نَزَّلۡنَا ٱلذِّكۡرَ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ
ٱلذِّكْرَ
O Zikri (Kitap)ı
لَحَـٰفِظُونَ
koruyucuları
Süleyman Ateş O Zikri (Kitap)ı biz indirdik biz; ve O'nun koruyucusu da elbette biziz
15:10 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ فِي شِيَعِ ٱلۡأَوَّلِينَ
أَرْسَلْنَا
elçiler gönderdik
Süleyman Ateş Andolsun, senden önceki milletlerin kolları içine de elçiler gönderdik
وَمَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ
يَسْتَهْزِءُونَ
alay ediyor
Süleyman Ateş Onlara hiçbir elçi gelmezdi ki, onunla alay etmesinler
15:12 ▶ ⧉ ☆
كَذَٰلِكَ نَسۡلُكُهُۥ فِي قُلُوبِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ
Süleyman Ateş İşte biz o(Tanrı Zikri )ni suçluların kalblerine böyle sokarız
15:13 ▶ ⧉ ☆
لَا يُؤۡمِنُونَ بِهِۦ وَقَدۡ خَلَتۡ سُنَّةُ ٱلۡأَوَّلِينَ
Süleyman Ateş Kendilerinden öncekilerin sünneti (inkarcıların mahvedileceği yasası) geçtiği halde yine de ona inanmazlar
15:14 ▶ ⧉ ☆
وَلَوۡ فَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَابࣰ ا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَظَلُّواْ فِيهِ يَعۡرُجُونَ
Süleyman Ateş Onlara gökten bir kapı açsak da oraya çıkacak olsalardı
15:15 ▶ ⧉ ☆
لَقَالُوٓاْ إِنَّمَا سُكِّرَتۡ أَبۡصَٰرُنَا بَلۡ نَحۡنُ قَوۡمࣱ مَّسۡحُورُونَ
Süleyman Ateş Herhalde gözlerimiz döndürüldü, biz büyülenmiş bir topluluğuz, derlerdi
15:16 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ جَعَلۡنَا فِي ٱلسَّمَآءِ بُرُوجࣰ ا وَزَيَّنَّٰهَا لِلنَّٰظِرِينَ
وَزَيَّنَّـٰهَا
ve onu süsledik
لِلنَّـٰظِرِينَ
bakanlar için
Süleyman Ateş Andolsun biz, gökte burçlar yaptık. Ve onu bakanlar için süsledik
15:17 ▶ ⧉ ☆
وَحَفِظۡنَٰهَا مِن كُلِّ شَيۡطَٰنࣲ رَّجِيمٍ
وَحَفِظْنَـٰهَا
ve onu koruduk
رَّجِيمٍ
recim (taşlanmış)
Süleyman Ateş Ve onu, her recim (taşlanmış, kovulmuş uydurma sözler atan) şeytandan koruduk
15:18 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا مَنِ ٱسۡتَرَقَ ٱلسَّمۡعَ فَأَتۡبَعَهُۥ شِهَابࣱ مُّبِينࣱ
Süleyman Ateş Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ışın kovalar
وَٱلۡأَرۡضَ مَدَدۡنَٰهَا وَأَلۡقَيۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ وَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَيۡءࣲ مَّوۡزُونࣲ
مَّوْزُونٍۢ
ölçülü mütenasib
Süleyman Ateş Arzı da yaydık, oraya sağlam dağlar attık ve orada ölçülü mütenasib şeyler bitirdik
15:20 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلۡنَا لَكُمۡ فِيهَا مَعَٰيِشَ وَمَن لَّسۡتُمۡ لَهُۥ بِرَٰزِقِينَ
بِرَٰزِقِينَ
rızıklandırıcı
Süleyman Ateş Orada sizin için ve (beslediğinizi sandığınız, fakat aslında) sizin beslemediğiniz kimseler için geçimlikler var ettik
وَإِن مِّن شَيۡءٍ إِلَّا عِندَنَا خَزَآئِنُهُۥ وَمَا نُنَزِّلُهُۥٓ إِلَّا بِقَدَرࣲ مَّعۡلُومࣲ
عِندَنَا
bizim yanımızdadır
نُنَزِّلُهُۥٓ
biz indirmeyiz
Süleyman Ateş Hiçbir şey yoktur ki onun hazineleri, bizim yanımızda olmasın, ama biz onu, bilinen bir miktar ile indiririz
15:22 ▶ ⧉ ☆
وَأَرۡسَلۡنَا ٱلرِّيَٰحَ لَوَٰقِحَ فَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰ فَأَسۡقَيۡنَٰكُمُوهُ وَمَآ أَنتُمۡ لَهُۥ بِخَٰزِنِينَ
وَأَرْسَلْنَا
ve gönderdik
لَوَٰقِحَ
aşılayıcı olarak
فَأَسْقَيْنَـٰكُمُوهُ
böylece sizi suladık
Süleyman Ateş Rüzgarları, aşılayıcı olarak gönderdik de gökten su indirdik, böylece sizi suladık. Onu depolayan siz değilsiniz
15:23 ▶ ⧉ ☆
وَإِنَّا لَنَحۡنُ نُحۡيِۦ وَنُمِيتُ وَنَحۡنُ ٱلۡوَٰرِثُونَ
ٱلْوَٰرِثُونَ
gerçek varis olan
Süleyman Ateş Biziz, elbette biz ki, yaşatır, öldürürüz; gerçek varis olan da biziz (her faninin mülkü bize geçer. Ölmeyen, daima kalan yalnız biziz)
وَلَقَدۡ عَلِمۡنَا ٱلۡمُسۡتَقۡدِمِينَ مِنكُمۡ وَلَقَدۡ عَلِمۡنَا ٱلۡمُسۡتَـٔۡخِرِينَ
ٱلْمُسْتَقْدِمِينَ
önce geçenleri
ٱلْمُسْتَـْٔخِرِينَ
geri kalanları da
Süleyman Ateş Andolsun, sizden önce geçenleri de bildik, sonra gelenleri de bildik
15:25 ▶ ⧉ ☆
وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحۡشُرُهُمۡۚ إِنَّهُۥ حَكِيمٌ عَلِيمࣱ
يَحْشُرُهُمْ ۚ
onları toplayacak olan
Süleyman Ateş Gerçekten onları toplayacak olan, Rabbindir. O hükümdardır bilendir
15:26 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن صَلۡصَٰلࣲ مِّنۡ حَمَإࣲ مَّسۡنُونࣲ
Süleyman Ateş Andolsun biz insanı pişmemiş çamurdan, değişmiş cıvık balçıktan yarattık
15:27 ▶ ⧉ ☆
وَٱلۡجَآنَّ خَلَقۡنَٰهُ مِن قَبۡلُ مِن نَّارِ ٱلسَّمُومِ
Süleyman Ateş Cinne gelince onu da (insandan) daha önce, (vücudun gözeneklerine) nüfuz eden kavurucu ateşten yarattık
15:28 ▶ ⧉ ☆
وَإِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّي خَٰلِقُۢ بَشَرࣰ ا مِّن صَلۡصَٰلࣲ مِّنۡ حَمَإࣲ مَّسۡنُونࣲ
لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ
meleklere
Süleyman Ateş Bir zaman Rabbin meleklere demişti ki: "Ben kupkuru çamurdan, değişken balçıktan bir insan yaratacağım
فَإِذَا سَوَّيۡتُهُۥ وَنَفَخۡتُ فِيهِ مِن رُّوحِي فَقَعُواْ لَهُۥ سَٰجِدِينَ
سَوَّيْتُهُۥ
onu düzenlediğim
Süleyman Ateş Onu düzenle(yip insan şekline koydu)ğum ve ona ruhumdan üflediğim zaman hemen ona secdeye kapanın
15:30 ▶ ⧉ ☆
فَسَجَدَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمۡ أَجۡمَعُونَ
Süleyman Ateş Meleklerin hepsi topluca secde ettiler
15:31 ▶ ⧉ ☆
إِلَّآ إِبۡلِيسَ أَبَىٰٓ أَن يَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ
ٱلسَّـٰجِدِينَ
secde edenlerle
Süleyman Ateş Yalnız İblis, secde edenlerle beraber olmayı kabul etmedi
15:32 ▶ ⧉ ☆
قَالَ يَٰٓإِبۡلِيسُ مَا لَكَ أَلَّا تَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ
ٱلسَّـٰجِدِينَ
secde edenlerle
Süleyman Ateş (Allah): "Ey İblis, nen var ki, sen secde edenlerle beraber olmadın?" dedi
15:33 ▶ ⧉ ☆
قَالَ لَمۡ أَكُن لِّأَسۡجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقۡتَهُۥ مِن صَلۡصَٰلࣲ مِّنۡ حَمَإࣲ مَّسۡنُونࣲ
Süleyman Ateş (İblis): "Ben bir çamurdan, değişken bir balçıktan yarattığın insana secde edemem!" dedi
15:34 ▶ ⧉ ☆
قَالَ فَٱخۡرُجۡ مِنۡهَا فَإِنَّكَ رَجِيمࣱ
Süleyman Ateş (Allah): "Öyleyse çık oradan (meleklerin içinden çık), dedi, çünkü sen kovuldun
15:35 ▶ ⧉ ☆
وَإِنَّ عَلَيۡكَ ٱللَّعۡنَةَ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلدِّينِ
ٱللَّعْنَةَ
la'net edilecektir
Süleyman Ateş Ta ceza gününe kadar üzerine la'net edilecektir
قَالَ رَبِّ فَأَنظِرۡنِيٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ
فَأَنظِرْنِىٓ
(bari) beni ertele
يُبْعَثُونَ
tekrar dirilecekleri
Süleyman Ateş (İblis): "Rabbim, dedi bari tekrar dirilecekleri güne kadar beni(m canımı almayı) ertele
15:37 ▶ ⧉ ☆
قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلۡمُنظَرِينَ
ٱلْمُنظَرِينَ
the ones given respite
Süleyman Ateş (Allah): "Haydi, dedi, sen ertelenmişlerdensin
15:38 ▶ ⧉ ☆
إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡوَقۡتِ ٱلۡمَعۡلُومِ
Süleyman Ateş O bilinen vaktin gününe kadar
15:39 ▶ ⧉ ☆
قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغۡوَيۡتَنِي لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَأُغۡوِيَنَّهُمۡ أَجۡمَعِينَ
أَغْوَيْتَنِى
beni azdırmandan
لَأُزَيِّنَنَّ
andolsun (günahları) süsleyeceğim
وَلَأُغْوِيَنَّهُمْ
ve onları azdıracağım
Süleyman Ateş (İblis): "Rabbim, dedi, beni azdırmandan ötürü andolsun ki, ben de yer yüzünde onlara (günahları ) süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım
إِلَّا عِبَادَكَ مِنۡهُمُ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
Süleyman Ateş Ancak içlerinden kendilerine ihlas verilen kulların hariç. (Benim azdırmam, onları etkilemez)
15:41 ▶ ⧉ ☆
قَالَ هَٰذَا صِرَٰطٌ عَلَيَّ مُسۡتَقِيمٌ
Süleyman Ateş (Allah) buyurdu ki: "İşte bana varan doğru yol budur
15:42 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ عِبَادِي لَيۡسَ لَكَ عَلَيۡهِمۡ سُلۡطَٰنٌ إِلَّا مَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلۡغَاوِينَ
ٱلْغَاوِينَ
the ones who go astray
Süleyman Ateş Benim halis kullarıma karşı senin bir gücün yoktur. Ancak sana uyan azgınlar(ı azdırabilirsin)
وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوۡعِدُهُمۡ أَجۡمَعِينَ
لَمَوْعِدُهُمْ
onların buluşma yeridir
Süleyman Ateş Cehennem o (şeytana uya)nların hepsinin buluşma yeridir
15:44 ▶ ⧉ ☆
لَهَا سَبۡعَةُ أَبۡوَٰبࣲ لِّكُلِّ بَابࣲ مِّنۡهُمۡ جُزۡءࣱ مَّقۡسُومٌ
Süleyman Ateş Onun yedi kapısı vardır. Her kapıya, onlardan bir bölüm ayrılmıştır
15:45 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي جَنَّٰتࣲ وَعُيُونٍ
وَعُيُونٍ
pınar başlarındadırlar
Süleyman Ateş (Şeytana uymaktan, küfür ve isyandan) korunanlar ise cennetlerde , pınar başlarındadırlar
15:46 ▶ ⧉ ☆
ٱدۡخُلُوهَا بِسَلَٰمٍ ءَامِنِينَ
Süleyman Ateş (Onlara): "Oraya esenlikle, güven içinde girin!" (denilir)
وَنَزَعۡنَا مَا فِي صُدُورِهِم مِّنۡ غِلٍّ إِخۡوَٰنًا عَلَىٰ سُرُرࣲ مُّتَقَٰبِلِينَ
وَنَزَعْنَا
çıkarıp atmışızdır
إِخْوَٰنًا
kardeşler olarak
مُّتَقَـٰبِلِينَ
karşı karşıya otururlar
Süleyman Ateş Onların göğüslerindeki kini çıkarıp atmışızdır; (hepsi) kardeşler olarak divanlar üzerinde karşı karşıya oturur (sohbet eder)ler
لَا يَمَسُّهُمۡ فِيهَا نَصَبࣱ وَمَا هُم مِّنۡهَا بِمُخۡرَجِينَ
يَمَسُّهُمْ
will touch them
Süleyman Ateş Orada onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak da değillerdir
15:49 ▶ ⧉ ☆
۞نَبِّئۡ عِبَادِيٓ أَنِّيٓ أَنَا ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ
Süleyman Ateş (Ey Muhammed), kullarıma haber ver: İşte ben öyle bağışlayan, öyle esirgeyenim
15:50 ▶ ⧉ ☆
وَأَنَّ عَذَابِي هُوَ ٱلۡعَذَابُ ٱلۡأَلِيمُ
Süleyman Ateş Fakat benim azabım da çok acı bir azabdır
15:51 ▶ ⧉ ☆
وَنَبِّئۡهُمۡ عَن ضَيۡفِ إِبۡرَٰهِيمَ
وَنَبِّئْهُمْ
onlara haber ver
Süleyman Ateş Onlara İbrahim'in konuklarından haber ver
15:52 ▶ ⧉ ☆
إِذۡ دَخَلُواْ عَلَيۡهِ فَقَالُواْ سَلَٰمࣰ ا قَالَ إِنَّا مِنكُمۡ وَجِلُونَ
Süleyman Ateş Onun yanına girmişler: "Selam" demişlerdi. O da: "Biz sizden korkuyoruz." dedi
15:53 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ لَا تَوۡجَلۡ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ عَلِيمࣲ
نُبَشِّرُكَ
sana müjdeleriz
Süleyman Ateş Korkma dediler, biz sana bilgin bir çocuk(un olacağını) müjdeleriz
15:54 ▶ ⧉ ☆
قَالَ أَبَشَّرۡتُمُونِي عَلَىٰٓ أَن مَّسَّنِيَ ٱلۡكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ
أَبَشَّرْتُمُونِى
beni mi müjdelediniz?
مَّسَّنِىَ
has overtaken me
تُبَشِّرُونَ
müjdeliyorsunuz
Süleyman Ateş Bana ihtiyarlık dokunduktan sonra mı beni müjdelediniz? Ne tuhaf bir şey ile müjdeliyorsunuz beni? dedi
15:55 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ بَشَّرۡنَٰكَ بِٱلۡحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلۡقَٰنِطِينَ
بَشَّرْنَـٰكَ
sana müjdeledik
ٱلْقَـٰنِطِينَ
the despairing
Süleyman Ateş Sana gerçeği müjdeledik, umut kesenlerden olma! dediler. They said: We bring thee good tidings in truth. So be not thou of the despairing
قَالَ وَمَن يَقۡنَطُ مِن رَّحۡمَةِ رَبِّهِۦٓ إِلَّا ٱلضَّآلُّونَ
Süleyman Ateş Sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umut keser? dedi
قَالَ فَمَا خَطۡبُكُمۡ أَيُّهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ
Süleyman Ateş (İbrahim gelenlerin Hak elçileri melekler olduklarını anlayınca): "Ey elçiler, dedi, işiniz nedir
15:58 ▶ ⧉ ☆
قَالُوٓاْ إِنَّآ أُرۡسِلۡنَآ إِلَىٰ قَوۡمࣲ مُّجۡرِمِينَ
Süleyman Ateş Biz suç işleyen bir kavme gönderildik, dediler
15:59 ▶ ⧉ ☆
إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمۡ أَجۡمَعِينَ
لَمُنَجُّوهُمْ
onları kurtaracağız
Süleyman Ateş Yalnız Lut ailesi suçlu değildir. Biz onların hepsini kurtaracağız
15:60 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا ٱمۡرَأَتَهُۥ قَدَّرۡنَآ إِنَّهَا لَمِنَ ٱلۡغَٰبِرِينَ
قَدَّرْنَآ ۙ
olmasını uygun gördük
ٱلْغَـٰبِرِينَ
those who remain behind
Süleyman Ateş Ancak karısı hariç. Onun da (suçlularla beraber) kalanlardan olmasını uygun gördük
15:61 ▶ ⧉ ☆
فَلَمَّا جَآءَ ءَالَ لُوطٍ ٱلۡمُرۡسَلُونَ
Süleyman Ateş Elçiler Lut ailesine geldiklerinde
15:62 ▶ ⧉ ☆
قَالَ إِنَّكُمۡ قَوۡمࣱ مُّنكَرُونَ
مُّنكَرُونَ
hiç tanınmamış
Süleyman Ateş (Lut): "Siz hiç tanınmamış kimselersiniz!" dedi
15:63 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ بَلۡ جِئۡنَٰكَ بِمَا كَانُواْ فِيهِ يَمۡتَرُونَ
جِئْنَـٰكَ
biz sana getirdik
Süleyman Ateş Dediler ki: "Doğrusu, biz onların, hakkında şüphe ettikleri((tanrı azabı)nı sana getirdik
15:64 ▶ ⧉ ☆
وَأَتَيۡنَٰكَ بِٱلۡحَقِّ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ
وَأَتَيْنَـٰكَ
ve sana getirdik
لَصَـٰدِقُونَ
doğru söyleyenleriz
Süleyman Ateş Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru söyleyenleriz
15:65 ▶ ⧉ ☆
فَأَسۡرِ بِأَهۡلِكَ بِقِطۡعࣲ مِّنَ ٱلَّيۡلِ وَٱتَّبِعۡ أَدۡبَٰرَهُمۡ وَلَا يَلۡتَفِتۡ مِنكُمۡ أَحَدࣱ وَٱمۡضُواْ حَيۡثُ تُؤۡمَرُونَ
أَدْبَـٰرَهُمْ
arkalarından
وَلَا
ardına dönüp bakmasın
تُؤْمَرُونَ
emredildiğiniz
Süleyman Ateş Hemen gecenin bir parçasında aileni yürüt, sen de arkalarından git, içinizden hiç kimse ardına dönüp bakmasın. Emredildiğiniz yere gidin
وَقَضَيۡنَآ إِلَيۡهِ ذَٰلِكَ ٱلۡأَمۡرَ أَنَّ دَابِرَ هَٰٓؤُلَآءِ مَقۡطُوعࣱ مُّصۡبِحِينَ
مُّصْبِحِينَ
sabaha girerlerken
Süleyman Ateş Ona: "Şunlar sabaha girerlerken arkaları kesilecektir!" buyruğunu bildirdik
15:67 ▶ ⧉ ☆
وَجَآءَ أَهۡلُ ٱلۡمَدِينَةِ يَسۡتَبۡشِرُونَ
Süleyman Ateş (Lut kavminin oturduğu Sodom) Kent(inin) halkı , (Lut'un genç konuklarını duyup) sevinerek geldiler
15:68 ▶ ⧉ ☆
قَالَ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ ضَيۡفِي فَلَا تَفۡضَحُونِ
Süleyman Ateş (Lut onlara): "Bunlar benim konuğumdur, dedi, beni mahcubetmeyin
15:69 ▶ ⧉ ☆
وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَلَا تُخۡزُونِ
تُخْزُونِ
beni rezil etmeyin
Süleyman Ateş (Ne olur), Allah'tan korkun, beni rezil etmeyin
15:70 ▶ ⧉ ☆
قَالُوٓاْ أَوَلَمۡ نَنۡهَكَ عَنِ ٱلۡعَٰلَمِينَ
أَوَلَمْ
seni menetmemiş miydik?
Süleyman Ateş Seni alemlerden (başkalarının işine karışmaktan) menetmemiş miydik? dediler
15:71 ▶ ⧉ ☆
قَالَ هَٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِيٓ إِن كُنتُمۡ فَٰعِلِينَ
Süleyman Ateş Eğer yapacaksanız, işte kızlarım. dedi
لَعَمۡرُكَ إِنَّهُمۡ لَفِي سَكۡرَتِهِمۡ يَعۡمَهُونَ
لَعَمْرُكَ
ömrüne andolsun ki
سَكْرَتِهِمْ
sarhoşlukları
يَعْمَهُونَ
bocalıyorlardı
Süleyman Ateş Senin ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı
15:73 ▶ ⧉ ☆
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّيۡحَةُ مُشۡرِقِينَ
فَأَخَذَتْهُمُ
onları yakaladı
ٱلصَّيْحَةُ
korkunç bir ses
مُشْرِقِينَ
güneşin doğarken
Süleyman Ateş Güneşin doğma zamanına girerlerken korkunç ses onları yakaladı
15:74 ▶ ⧉ ☆
فَجَعَلۡنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمۡطَرۡنَا عَلَيۡهِمۡ حِجَارَةࣰ مِّن سِجِّيلٍ
وَأَمْطَرْنَا
ve yağdırdık
Süleyman Ateş O kentin üstünü altına getirdik ve üzerlerine de çamurdan pişmiş taşlar yağdırdık
15:75 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّلۡمُتَوَسِّمِينَ
لَـَٔايَـٰتٍۢ
ibretler vardır
لِّلْمُتَوَسِّمِينَ
işaretten anlayanlara
Süleyman Ateş Şüphesiz bunda işaretten anlayanlara (nice) ibretler vardır
15:76 ▶ ⧉ ☆
وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلࣲ مُّقِيمٍ
لَبِسَبِيلٍۢ
bir yol üzerinde
Süleyman Ateş Ve o (kent, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır
15:77 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ
لَـَٔايَةًۭ
bir ibret vardır
لِّلْمُؤْمِنِينَ
inananlar için
Süleyman Ateş Elbette bunda inananlar için bir ibret vardır
15:78 ▶ ⧉ ☆
وَإِن كَانَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡأَيۡكَةِ لَظَٰلِمِينَ
لَظَـٰلِمِينَ
zalim kimseler
Süleyman Ateş Gerçekten Eyke halkı da zalim kimselerdi
15:79 ▶ ⧉ ☆
فَٱنتَقَمۡنَا مِنۡهُمۡ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامࣲ مُّبِينࣲ
فَٱنتَقَمْنَا
öcümüzü aldık
لَبِإِمَامٍۢ
(gözler) ön(ün)dedir
Süleyman Ateş Onlardan da öcümüzü aldık, her ikisi de (Sodom da, Eyke de) hala (yol üzerinde, gözler) ön(ün) de apaçık durmaktadır
15:80 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ كَذَّبَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡحِجۡرِ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
ٱلْمُرْسَلِينَ
peygamberleri
Süleyman Ateş Andolsun Hicr halkı (Semud kavmi) de peygamberleri yalanladılar
15:81 ▶ ⧉ ☆
وَءَاتَيۡنَٰهُمۡ ءَايَٰتِنَا فَكَانُواْ عَنۡهَا مُعۡرِضِينَ
وَءَاتَيْنَـٰهُمْ
ve onlara verdik
مُعْرِضِينَ
yüz çeviriyorlar
Süleyman Ateş Onlara ayetlerimizi verdik, ama onlardan yüz çeviriyorlardı
15:82 ▶ ⧉ ☆
وَكَانُواْ يَنۡحِتُونَ مِنَ ٱلۡجِبَالِ بُيُوتًا ءَامِنِينَ
Süleyman Ateş Dağlardan güvenli evler yontuyorlardı
15:83 ▶ ⧉ ☆
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّيۡحَةُ مُصۡبِحِينَ
فَأَخَذَتْهُمُ
fakat onları da yakaladı
ٱلصَّيْحَةُ
(o) korkunç ses
مُصْبِحِينَ
sabaha girerlerken
Süleyman Ateş Sabaha girerlerken onları da (o) korkunç ses yakaladı
15:84 ▶ ⧉ ☆
فَمَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
فَمَآ
hiçbir şeyi savamadı
يَكْسِبُونَ
kazanıyor(lar)
Süleyman Ateş Kazandıkları, kendilerinden hiçbir şeyi savamadı
وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَآ إِلَّا بِٱلۡحَقِّۗ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَأٓتِيَةࣱۖ فَٱصۡفَحِ ٱلصَّفۡحَ ٱلۡجَمِيلَ
بَيْنَهُمَآ
bunlar arasındakileri
لَـَٔاتِيَةٌۭ ۖ
gelecektir
فَٱصْفَحِ
şimdi sen hareket et
Süleyman Ateş Biz gökleri yeri ve bunlar arasında bulunanları hak ile yarattık; (gerçeğin ortaya çıkacağı) o sa'at, mutlaka gelecektir! Şimdi sen güzel bir hoşgörü ile hareket et
15:86 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلۡخَلَّٰقُ ٱلۡعَلِيمُ
Süleyman Ateş Yaratan, bilen ancak Rabbindir
15:87 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَٰكَ سَبۡعࣰ ا مِّنَ ٱلۡمَثَانِي وَٱلۡقُرۡءَانَ ٱلۡعَظِيمَ
ٱلْمَثَانِى
the oft-repeated
وَٱلْقُرْءَانَ
ve Kur'an'ı
Süleyman Ateş Andolsun sana ikililerden yedi ve bu büyük Kur'an'ı verdik
لَا تَمُدَّنَّ عَيۡنَيۡكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعۡنَا بِهِۦٓ أَزۡوَٰجࣰ ا مِّنۡهُمۡ وَلَا تَحۡزَنۡ عَلَيۡهِمۡ وَٱخۡفِضۡ جَنَاحَكَ لِلۡمُؤۡمِنِينَ
إِلَىٰ
verdiğimiz dünyalığa
مَتَّعْنَا
We have bestowed
لِلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
Süleyman Ateş Onlardan bazı çiftlere (sınıflara) verdiğimiz dünyalığa gözlerini dikme ve (sana inanmadıkları için) onlara üzülme. Mü'minlere kanadını indir, (onlara karşı mütevazi, şefkatli davran)
وَقُلۡ إِنِّيٓ أَنَا ٱلنَّذِيرُ ٱلۡمُبِينُ
Süleyman Ateş Ve: "Ben, ancak ben, apaçık bir uyarıcıyım!" de
كَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَى ٱلۡمُقۡتَسِمِينَ
عَلَى
kısımlara ayıranlara
ٱلْمُقْتَسِمِينَ
those who divided
Süleyman Ateş (Siz bilirsiniz, inanmazsanız Allah'ın azabı başınıza inecektir.) Tıpkı o bölücülere (veya and içenlere) indirdiğimiz gibi (sizin başınıza da azab indiririz)
15:91 ▶ ⧉ ☆
ٱلَّذِينَ جَعَلُواْ ٱلۡقُرۡءَانَ عِضِينَ
Süleyman Ateş Onlar ki Kur'an'ı bölük bölük ettiler
15:92 ▶ ⧉ ☆
فَوَرَبِّكَ لَنَسۡـَٔلَنَّهُمۡ أَجۡمَعِينَ
فَوَرَبِّكَ
Rabbin hakkı için
لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ
biz mutlaka soracağız
Süleyman Ateş Senin Rabbin hakkı için biz onların hepsine mutlaka soracağız
عَمَّا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
Süleyman Ateş Yaptıkları şeylerden
15:94 ▶ ⧉ ☆
فَٱصۡدَعۡ بِمَا تُؤۡمَرُ وَأَعۡرِضۡ عَنِ ٱلۡمُشۡرِكِينَ
ٱلْمُشْرِكِينَ
the polytheists
Süleyman Ateş Sen emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve ortak koşanlara aldırma
15:95 ▶ ⧉ ☆
إِنَّا كَفَيۡنَٰكَ ٱلۡمُسۡتَهۡزِءِينَ
ٱلْمُسْتَهْزِءِينَ
alay edenler(e karşı)
Süleyman Ateş O alay edenlere karşı biz sana yeteriz
15:96 ▶ ⧉ ☆
ٱلَّذِينَ يَجۡعَلُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَۚ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ
Süleyman Ateş O, Allah ile beraber başka tanrı tutanlar, yakında (yaptıklarının sonucunu) bileceklerdir
وَلَقَدۡ نَعۡلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدۡرُكَ بِمَا يَقُولُونَ
يَقُولُونَ
onların söylediklerine
Süleyman Ateş Andolsun onların söylediklerine senin göğsünün daraldığını (canının sıkıldığını) biliyoruz
15:98 ▶ ⧉ ☆
فَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ ٱلسَّٰجِدِينَ
فَسَبِّحْ
(o halde) tesbih et
ٱلسَّـٰجِدِينَ
those who prostrate
Süleyman Ateş Sen Rabbini hamd ile tesbih et (O'nu övecek sözlerle an, subhanallahi velhamdulillah de) ve secde edenlerden ol
وَٱعۡبُدۡ رَبَّكَ حَتَّىٰ يَأۡتِيَكَ ٱلۡيَقِينُ
Süleyman Ateş Ve Rabbine kulluk et ki sana yakin gelsin (kesin bilgiye eresin)
← Önceki Sonraki →