15. Al-Hijr سُورَةُ الحِجۡرِ
Saheeh InternationalAlif, Lam, Ra. These are the verses of the Book and a clear Qur'an
Elmalılı Hamdi YazırElif, Lâm, Râ. Bunlar kitabın ve apaçık bir Kur'ân'ın âyetleridir
«الر» الله أعلم بمراده بذلك «تلك» هذه الآيات «آيات الكتاب» القرآن والإضافة بمعنى من «وقرآن مبين» مظهر للحق من الباطل عطف بزيادة صفة.
Saheeh InternationalPerhaps those who disbelieve will wish that they had been Muslims
Elmalılı Hamdi YazırBir zaman gelecek ki inkâr edenler, keşke müslüman olsaydık temennisinde bulunacaklardır
«رُبَّمَا» بالتشديد والتخفيف «يود» يتمنى «الذين كفروا» يوم القيامة إذا عاينوا حالهم وحال المسلمين «لو كانوا مسلمين» ورب للتكثير فإنه يكثر منهم تمني ذلك وقيل للتقليل فإن الأهوال تدهشهم فلا يفيقون حتى يتمنوا ذلك إلا في أحيان قليلة.
Saheeh InternationalLet them eat and enjoy themselves and be diverted by [false] hope, for they are going to know
Elmalılı Hamdi YazırOnları bırak yesinler, içsinler, zevk alsınlar; arzu onları oyalasın ilerde bileceklerdir
«ذرهم» اترك الكفار يا محمد «يأكلوا ويتمتعوا» بدنياهم «ويلههم» يشغلهم «الأمل» بطول العمر وغيره عن الإيمان «فسوف يعلمون» عاقبة أمرهم وهذا قبل الأمر بالقتال.
Saheeh InternationalAnd We did not destroy any city but that for it was a known decree
Elmalılı Hamdi YazırBiz hiçbir memleketi (Allah katında) bilinen bir zamanı olmaksızın helak etmedik
«وما أهلكنا من» زائدة «قرية» أريد أهلها «إلا ولها كتاب» أجل «معلوم» محدود لإهلاكها.
Saheeh InternationalNo nation will precede its term, nor will they remain thereafter
Elmalılı Hamdi YazırHiçbir millet, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez
«ما تسبق من» زائدة «أمة أجلها وما يستأخرون» يتأخرون عنه.
Saheeh InternationalAnd they say, "O you upon whom the message has been sent down, indeed you are mad
Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Ey kendisine Kur'ân indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun
«وقالوا» أي كفار مكة للنبي صلى الله عليه وسلم «يا أيها الذي نُزّل عليه الذكر» القرآن في زعمه «إنك لمجنون».
Saheeh InternationalWhy do you not bring us the angels, if you should be among the truthful
Elmalılı Hamdi YazırEğer peygamberlik davanda doğru kimselerdensen, bize melekleri getirmeliydin
«لو ما» هلا «تأتينا بالملائكة إن كنت من الصادقين» في قولك إنك نبي وإن هذا القرآن من عند الله.
Saheeh InternationalWe do not send down the angels except with truth; and the disbelievers would not then be reprieved
Elmalılı Hamdi YazırBiz o melekleri ancak, hak ile indiririz. Ve indirildikleri vakit de onlara (kâfirlere) hiç mühlet verilmez
قال تعالى «ما تَنَزَّلُ» فيه حذف إحدى التاءين «الملائكة إلا بالحق» بالعذاب «وما كانوا إذاً» أي حين نزول الملائكة بالعذاب «منظرين» مؤخرين.
Saheeh InternationalIndeed, it is We who sent down the Qur'an and indeed, We will be its guardian
Elmalılı Hamdi YazırHiç şüphe yok ki, Kur'ân'ı biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız
«إنا نحن» تأكيد لاسم إن أو فصل «نزلنا الذكر» القرآن «وإنا له لحافظون» من التبديل والتحريف والزيادة والنقص.
Saheeh InternationalAnd We had certainly sent [messengers] before you, [O Muhammad], among the sects of the former peoples
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun, senden önceki milletler arasında da peygamberler gönderdik
«ولقد أرسلنا من قبلك» رسلا «في شيع» فرق «الأولين».
Saheeh InternationalAnd no messenger would come to them except that they ridiculed him
Elmalılı Hamdi YazırOnlara hiçbir peygamber gelmiyordu ki onunla alay etmiş olmasınlar
«وما» كان «يأتيهم من رسول إلا كانوا به يستهزئون» كاستهزاء قومك بك وهذا تسلية له صلى الله عليه وسلم.
Saheeh InternationalThus do We insert denial into the hearts of the criminals
Elmalılı Hamdi YazırBiz o küfrü suçluların kalbine işte böyle sokarız
«كذلك نسلكه» أي مثل إدخالنا التكذيب في قلوب أولئك ندخله «في قلوب المجرمين» أي كفار مكة.
Saheeh InternationalThey will not believe in it, while there has already occurred the precedent of the former peoples
Elmalılı Hamdi YazırKur'âna iman etmezler, halbuki öncekilerin sünneti (inanmadıkları için başlarına gelenler) gelip geçmiştir
«لا يؤمنون به» بالنبي صلى الله عليه وسلم «وقد خلت سنة الأولين» أي سنة الله فيهم من تعذيبهم بتكذيبهم أنبياءهم وهؤلاء مثلهم.
Saheeh InternationalAnd [even] if We opened to them a gate from the heaven and they continued therein to ascend
Elmalılı Hamdi YazırOnlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar
«ولو فتحنا عليهم بابا من السماء فظلوا فيه» في الباب «يعرجون» يصعدون.
Saheeh InternationalThey would say, "Our eyes have only been dazzled. Rather, we are a people affected by magic
Elmalılı Hamdi YazırGözlerimiz perdelendi, daha doğrusu bize büyü yapılmıştır" derler
«لقالوا إنما سُكِّرت» سدت «أبصارنا بل نحن قوم مسحورون» يخيل إلينا ذلك.
Saheeh InternationalAnd We have placed within the heaven great stars and have beautified it for the observers
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun biz, gökte birtakım burçlar yarattık ve bakanlar için onu süsledik
«ولقد جعلنا في السماء بروجا» اثني عشر: الحمل والثور والجوزاء والسرطان والأسد والسنبلة والميزان والعقرب والقوس والجدي والدلو والحوت، وهي منازل الكواكب السبعة السيارة: المريخ وله الحمل والعقرب، والزهرة ولها الثور والميزان، وعطارد وله الجوزاء والسنبلة، والقمر وله السرطان، والشمس ولها الأسد، والمشتري وله القوس والحوت، وزحل له الجدي والدلو «وزيناها» بالكواكب «للناظرين».
Saheeh InternationalAnd We have protected it from every devil expelled [from the mercy of Allah]
Elmalılı Hamdi YazırVe göğü taşlanan bütün şeytanlardan koruduk
«وحفظناها» بالشهب «من كل شيطان رجيم» مرجوم.
Saheeh InternationalExcept one who steals a hearing and is pursued by a clear burning flame
Elmalılı Hamdi YazırAncak kulak hırsızlığı eden şeytan hariç, onu apaçık bir alev sütunu takip eder
«إلا» لكن «من استرق السمع» خطفه «فأتبعه شهاب مبين» كوكب يضيء ويحرقه أو يثقبه أو يخبله.
Saheeh InternationalAnd the earth - We have spread it and cast therein firmly set mountains and caused to grow therein [something] of every well-balanced thing
Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünü düzgün bir şekilde yarattık ve oraya sabit dağlar yerleştirdik. Orada hikmetle ölçülmüş her şeyden bitkiler bitirdik
«والأرض مددناها» بسطناها «وألقينا فيها رواسي» جبالا ثوابت لئلا تتحرك بأهلها «وأنبتنا فيها من كل شيء موزون» معلوم مقدر.
Saheeh InternationalAnd We have made for you therein means of living and [for] those for whom you are not providers
Elmalılı Hamdi YazırOrada hem sizin için, hem de sizin rızıklarını veremediğiniz kimseler için geçim yollarını yarattık
«وجعلنا لكم فيها معايش» بالياء من الثمار والحبوب «و» جعلنا لكم «من لستم له برازقين» من العبيد والدواب والأنعام فإنما يرزقهم الله.
Saheeh InternationalAnd there is not a thing but that with Us are its depositories, and We do not send it down except according to a known measure
Elmalılı Hamdi YazırHer şeyin hazineleri yalnız bizim yanımızdadır. Fakat biz, onu ancak ihtiyaca göre, belli ölçülerde veririz
«وإن» ما «من» زائدة «شيء إلا عندنا خزائنه» مفاتيح خزائنه «وما ننزله إلا بقدر معلوم» على حسب المصالح.
Saheeh InternationalAnd We have sent the fertilizing winds and sent down water from the sky and given you drink from it. And you are not its retainers
Elmalılı Hamdi YazırBiz rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirip sizi onunla suladık. O suyu hazinelerde tutan da siz değilsiniz
«وأرسلنا الرياح لواقح» تلقح السحاب فيمتلئ ماء «فأنزلنا من السماء» السحاب «ماء» مطرا «فأسقيناكموه وما أنتم له بخازنين» أي ليست خزائنه بأيديكم.
Saheeh InternationalAnd indeed, it is We who give life and cause death, and We are the Inheritor
Elmalılı Hamdi YazırElbette biz diriltiriz ve biz öldürürüz! Ve hepsinin varisleri de biziz
«وإنا لنحن نحي ونميت ونحن الوارثون» الباقون نرث جميع الخلق.
Saheeh InternationalAnd We have already known the preceding [generations] among you, and We have already known the later [ones to come]
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki biz, içinizden İslâm'da öne geçmek isteyenleri de biliriz, geri kalmak isteyenleri de biliriz
«ولقد علمنا المستقدمين منكم» أي من تقدم من الخلق من لدن آدم «ولقد علمنا المستأخرين» المتأخرين إلى يوم القيامة.
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord will gather them; indeed, He is Wise and Knowing
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz Rabbin O'dur ki, onları kıyamet gününde hesaba çekmek için toplayacaktır. O, hikmet sahibidir, bilendir
«وإن ربك هو يحشرهم إنه حكيم» في صنعه «عليم» بخلقه.
Saheeh InternationalAnd We did certainly create man out of clay from an altered black mud
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık
«ولقد خلقنا الإنسان» آدم «من صلصال» طين يابس يسمع له صلصلة إذا نقر «من حمأ» طين أسود «مسنون» متغير.
Saheeh InternationalAnd the jinn We created before from scorching fire
Elmalılı Hamdi YazırCinleri de daha önce insan vücudunun gözeneklerinden geçebilen güçlü bir ateşten yarattık
«والجان» أبا الجان وهو إبليس «خلقناه من قبل» أي قبل خلق آدم «من نار السموم» هي نار لا دخان لها تنفذ من المسام.
Saheeh InternationalAnd [mention, O Muhammad], when your Lord said to the angels, "I will create a human being out of clay from an altered black mud
Elmalılı Hamdi YazırEy Peygamber! Rabbinin meleklere şöyle dediğini hatırla: "Ben, kuru balçıktan, şekil verilmiş kokuşmuş çamurdan bir insan yaratacağım
«و» اذكر «إذ قال ربك للملائكة إني خالق بشرا من صلصال من حمأ مسنون».
Saheeh InternationalAnd when I have proportioned him and breathed into him of My [created] soul, then fall down to him in prostration
Elmalılı Hamdi YazırBen, onun yaratılışını tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın
«فإذا سويته» أتممته «ونفخت» أجريت «فيه من روحي» فصار حيا وإضافة الروح إليه تشريف لآدم «فقعوا له ساجدين» سجود تحية بالانحناء.
Saheeh InternationalSo the angels prostrated - all of them entirely
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler
«فسجد الملائكة كلهم أجمعون» فيه تأكيدان.
Saheeh InternationalExcept Iblees, he refused to be with those who prostrated
Elmalılı Hamdi YazırYalnız İblis hariç. O secde edenlerle beraber olmaktan çekinmişti
«إلا إبليس» هو أبو الجن كان بين الملائكة «أبى» امتنع من «أن يكون مع الساجدين».
Saheeh International[Allah] said, O Iblees, what is [the matter] with you that you are not with those who prostrate
Elmalılı Hamdi YazırAllah buyurdu ki: "Ey İblis! Ne oluyor sana da, secde edenlerle beraber olmuyorsun
«قال» تعالى «يا إبليس مالك» ما منعك «أ» ن «لا» زائدة «تكون مع الساجدين».
Saheeh InternationalHe said, "Never would I prostrate to a human whom You created out of clay from an altered black mud
Elmalılı Hamdi Yazırİblis şöyle dedi: "Kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın bir insana secde edemezdim
«قال لم أكن لأسجد» لا ينبغي لي أن أسجد «لبشر خلقته من صلصال من حمأ مسنون».
Saheeh International[Allah] said, "Then get out of it, for indeed, you are expelled
Elmalılı Hamdi YazırAllah şöyle buyurdu: "Öyle ise oradan çık! Sen, artık kovulmuş birisin
«قال فاخرج منها» أي الجنة وقيل من السماوات «فإنك رجيم» مطرود.
Saheeh InternationalAnd indeed, upon you is the curse until the Day of Recompense
Elmalılı Hamdi YazırKıyamet gününe kadar lanet senin üzerindedir
«وإن عليك اللعنة إلى يوم الدين» الجزاء.
Saheeh InternationalHe said, "My Lord, then reprieve me until the Day they are resurrected
Elmalılı Hamdi Yazırİblis: "Rabbim! Öyle ise insanların kabirlerinden kaldırılacakları güne (kıyamete) kadar bana mühlet ver" dedi
«قال رب فأنظرني إلى يوم يبعثون» أي الناس.
Saheeh International[Allah] said, "So indeed, you are of those reprieved
Elmalılı Hamdi YazırAllah buyurdu ki: "Sen mühlet verilenlerdensin
«قال فإنك من المنظرين».
Saheeh InternationalUntil the Day of the time well-known
Elmalılı Hamdi YazırAllah katında bilinen vaktin gününe kadar
«إلى يوم الوقت المعلوم» وقت النفخة الأولى.
Saheeh International[Iblees] said, "My Lord, because You have put me in error, I will surely make [disobedience] attractive to them on earth, and I will mislead them all
Elmalılı Hamdi Yazırİblis şöyle dedi: "Rabbim! Beni saptırdığın için, mutlaka ben de yeryüzünde onlara günahları süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım
«قال ربّ بما أغويتني» أي بإغوائك لي والباء للقسم وجوابه «لأزيِّنَنَّ لهم في الأرض» المعاصي «ولأغوينهم أجمعين»,
Saheeh InternationalExcept, among them, Your chosen servants
Elmalılı Hamdi YazırAncak içlerinden ihlaslı kulların müstesnâdır
«إلا عبادك منهم المخلصين» أي المؤمنين.
Saheeh International[Allah] said, "This is a path [of return] to Me [that is] straight
Elmalılı Hamdi YazırAllah şöyle buyurdu: "İşte bana ulaşan dosdoğru yol budur
«قال» تعالى «هذا صراط عليَّ مستقيم».
Saheeh InternationalIndeed, My servants - no authority will you have over them, except those who follow you of the deviators
Elmalılı Hamdi YazırSana uyan azgınlardan başka, kullarımın üzerinde hiçbir nüfuzun yoktur
وهو «إن عبادي» أي المؤمنين «ليس لك عليهم سلطان» قوة «إلا» لكن «من اتبعك من الغاوين» الكافرين.
Saheeh InternationalAnd indeed, Hell is the promised place for them all
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki onların hepsine vaad edilen yer cehennemdir
«وإن جهنم لموعدهم أجمعين» أي من اتبعك معك.
Saheeh InternationalIt has seven gates; for every gate is of them a portion designated
Elmalılı Hamdi YazırCehennemin yedi kapısı vardır. O kapıların herbiri için birer grup ayrılmıştır
«لها سبعة أبواب» أطباق «لكل باب» منها «منهم جزء» نصيب «مقسوم».
Saheeh InternationalIndeed, the righteous will be within gardens and springs
Elmalılı Hamdi YazırAllahtan korkanlar, elbette cennetlerde ve pınarların başındadırlar
«إن المتقين في جنات» بساتين «وعيون» تجري فيها.
Saheeh International[Having been told], "Enter it in peace, safe [and secure]
Elmalılı Hamdi YazırOnlara: "Selametle güven içinde oraya girin" denir
ويقال لهم «ادخلوها بسلام» أي سالمين من كل مخوّف أو مع سلام أي سلموا وادخلوا «آمنين» من كل فزع.
Saheeh InternationalAnd We will remove whatever is in their breasts of resentment, [so they will be] brothers, on thrones facing each other
Elmalılı Hamdi YazırBiz o cennetliklerin kalblerindeki kinleri çıkarır atarız. Hepsi kardeşler olarak sevinç içinde karşılıklı koltuklara otururlar
«ونزعنا ما في صدورهم من غِلِّ» حقد «إخوانا» حال منهم «على سُرر متقابلين» حال أيضا أي لا ينظر بعضهم إلى قفا بعض لدورات الأسرَّة بهم.
Saheeh InternationalNo fatigue will touch them therein, nor from it will they [ever] be removed
Elmalılı Hamdi YazırOrada kendilerine hiçbir yorgunluk gelmeyecek. Oradan çıkarılacak da değillerdir
«لا يمسهم فيها نَصَبٌ» تعب «وما هم منها بمخرجين» أبدا.
Saheeh International[O Muhammad], inform My servants that it is I who am the Forgiving, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırKullarıma haber ver ki, gerçekten ben çok bağışlayıcı ve pek merhamet ediciyim
«نبئ» خبر يا محمد «عبادي أني أنا الغفور» للمؤمنين «الرحيم» بهم.
Saheeh InternationalAnd that it is My punishment which is the painful punishment
Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber azabım da çok acıklı bir azabdır. Bunları geçmişten bazı örneklerle açıklamak üzere
«وأن عذابي» للعصاة «هو العذاب الأليم» المؤلم.
Saheeh InternationalAnd inform them about the guests of Abraham
Elmalılı Hamdi YazırHem o kullara, İbrahim'in misafirlerinden de haber ver
«ونبئهم عن ضيف إبراهيم» وهم الملائكة اثنا عشر أو عشرة أو ثلاثة منهم جبريل.
Saheeh InternationalWhen they entered upon him and said, "Peace." [Abraham] said, "Indeed, we are fearful of you
Elmalılı Hamdi YazırHani melekler, İbrahim'in yanına girdikleri zaman, "selam" demişler, İbrahim de onlara: "Biz sizden korkuyoruz" demişti
«إذ دخلوا عليه فقالوا سلاما» أي هذا اللفظ «قال» إبراهيم لما عرض عليم الأكل فلم يأكلوا «إنا منكم وجلون» خائفون.
Saheeh International[The angels] said, "Fear not. Indeed, we give you good tidings of a learned boy
Elmalılı Hamdi YazırMelekler: "Korkma! Gerçekten biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz" dediler
«قالوا لا توجل» لا تخف «إنا» رسل ربك «نبشرك بغلام عليم» ذي علم كثير هو إسحاق كما ذكرنا في سورة هود.
Saheeh InternationalHe said, "Have you given me good tidings although old age has come upon me? Then of what [wonder] do you inform
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "Bana ihtiyarlık gelmişken, beni mi müjdeliyorsunuz, neye dayanarak beni müjdeliyorsunuz
«قال أبشرتموني» بالولد «على أن مسني الكبر» حال أي مع مسه إياي «فبم» فبأي شيء «تبشرون» استفهام تعجب.
Saheeh InternationalThey said, "We have given you good tidings in truth, so do not be of the despairing
Elmalılı Hamdi YazırMelekler: "Seni gerçekle müjdeliyoruz. Sakın Allah'ın rahmetinden ümidini kesenlerden olma!" dediler
«قالوا بشرناك بالحق» بالصدق «فلا تكن من القانطين» الآيسين.
Saheeh InternationalHe said, "And who despairs of the mercy of his Lord except for those astray
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "Rabbimin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser
«قال ومن» أي لا «يقنَِط» بكسر النون وفتحها «من رحمة ربه إلا الضالون» الكافرون.
Saheeh International[Abraham] said, "Then what is your business [here], O messengers
Elmalılı Hamdi YazırEy elçiler! Başka ne işiniz var?" dedi
«قال فما خطبكم» شأنكم «أيها المرسلون».
Saheeh InternationalThey said, "Indeed, we have been sent to a people of criminals
Elmalılı Hamdi YazırMelekler şöyle dediler: "Biz suçlu bir kavmi cezalandırmak için gönderildik
«قالوا إنا أرسلنا إلى قوم مجرمين» كافرين أي لوط لإهلاكهم.
Saheeh InternationalExcept the family of Lot; indeed, we will save them all
Elmalılı Hamdi YazırAncak Lût ailesi müstesnâdır. Biz, onların hepsini muhakkak kurtaracağız
«إلا آل لوط إنا لمنجوهم أجمعين» لإيمانهم.
Saheeh InternationalExcept his wife." Allah decreed that she is of those who remain behind
Elmalılı Hamdi YazırYalnız Lût'un karısı müstesnâ, çünkü onun helak edilenlerle birlikte yok edilmesini takdir ettik
«إلا امرأته قدرنا إنها لمن الغابرين» الباقين في العذاب لكفرها.
Saheeh InternationalAnd when the messengers came to the family of Lot
Elmalılı Hamdi YazırMelek olan elçiler, Lût kavmine gelince
«فلما جاء آل لوط» أي لوطا «المرسلون».
Saheeh InternationalHe said, "Indeed, you are people unknown
Elmalılı Hamdi YazırLût dedi ki: "Doğrusu siz ürkülecek bir kavimsiniz
«قال» لهم «إنكم قوم منكرون» لا أعرفكم.
Saheeh InternationalThey said, "But we have come to you with that about which they were disputing
Elmalılı Hamdi YazırElçiler dediler ki: "Bilakis biz sana onların şüphe ettiği azabı getirdik
«قالوا بل جئناك بما كانوا» أي قومك «فيه يمترون» يشكون وهو العذاب.
Saheeh InternationalAnd we have come to you with truth, and indeed, we are truthful
Elmalılı Hamdi YazırSana gerçeği getirdik; biz elbette doğru söylüyoruz
«وأتيناك بالحق وإنا لصادقون» في قولنا.
Saheeh InternationalSo set out with your family during a portion of the night and follow behind them and let not anyone among you look back and continue on to where you are commanded
Elmalılı Hamdi YazırGecenin bir bölümünde aileni yola çıkar, sen de arkalarından yürü ve sizden kimse ardına bakmasın; istenen yere gidin
«فأَسْرِ بأهلك بقطع من الليل واتبع أدبارهم» امش خلفهم «ولا يلتفت منكم أحد» لئلا يرى عظيم ما ينزل بهم «وامضوا حيث تؤمرون» وهو الشام.
Saheeh InternationalAnd We conveyed to him [the decree] of that matter: that those [sinners] would be eliminated by early morning
Elmalılı Hamdi YazırBiz, Lût'a şu kesin emri vahyettik: "Bu kâfirler sabaha çıkarken muhakkak kökleri kesilmiş olacaktır
«وقضينا» أوحينا «إليه ذلك الأمر» وهو «أن دابر هؤلاء مقطوع مصبحين» حال أي يتم استئصالهم في الصباح.
Saheeh InternationalAnd the people of the city came rejoicing
Elmalılı Hamdi YazırŞehir halkı, insan şeklindeki güzel yüzlü melekleri görünce, onlara iğrenç işlerini yapabileceklerini düşünüp sevinerek geldiler
«وجاء أهل المدينة» مدينة سدوم وهم قوم لوط لما أخبروا أن في بيت لوط مردا حسانا وهم الملائكة «يستبشرون» حال طمعا في فعل الفاحشة بهم.
Saheeh International[Lot] said, "Indeed, these are my guests, so do not shame me
Elmalılı Hamdi YazırLût, kavmine şöyle dedi: "Bunlar benim misafirlerimdir, beni rüsvay etmeyin
«قال» لوط «إن هؤلاء ضيفي فلا تفضحون».
Saheeh InternationalAnd fear Allah and do not disgrace me
Elmalılı Hamdi YazırAllah'tan korkun! Beni mahcub etmeyin
«واتقوا الله ولا تخزون» بقصدكم إياهم بفعل الفاحشة بهم.
Saheeh InternationalThey said, "Have we not forbidden you from [protecting] people
Elmalılı Hamdi YazırLût kavmi şöyle dedi: "Biz sana kimsenin koruyuculuğunu yapmamanı söylememiş miydik
«قالوا أو لم ننهك عن العالمين» عن إضافتهم.
Saheeh International[Lot] said, "These are my daughters - if you would be doers [of lawful marriage]
Elmalılı Hamdi YazırLût şöyle dedi: "İşte kızlarım! Düşündüğünüzü yapacaksanız (onlarla evlenin)
«قال هؤلاء بناتي إن كنتم فاعلين» ما تريدون من قضاء الشهوة فتزوجوهن. قال تعالى:
Saheeh InternationalBy your life, [O Muhammad], indeed they were, in their intoxication, wandering blindly
Elmalılı Hamdi YazırResulüm! Ömrüne yemin olsun ki gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı
«لعمرك» خطاب للنبي صلى الله عليه وسلم أي وحياتك «إنهم لفي سكرتهم يعمهون» يترددون.
Saheeh InternationalSo the shriek seized them at sunrise
Elmalılı Hamdi YazırGüneş doğarken o korkunç çığlık onları yakaladı
«فأخذتهم الصيحة» صيحة جبريل «مشرقين» وقت شروق الشمس.
Saheeh InternationalAnd We made the highest part [of the city] its lowest and rained upon them stones of hard clay
Elmalılı Hamdi YazırBiz, onların şehirlerinin üstünü altına geçirdik ve üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık
«فجعلنا عاليها» أي قراهم «سافلها» بأن رفعها جبريل إلى السماء وأسقطها مقلوبة إلى الأرض «وأمطرنا عليهم حجارة من سجيل» طين طبخ بالنار.
Saheeh InternationalIndeed in that are signs for those who discern
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten bunda, düşünen keskin anlayışlılar için ibretler vardır
«إن في ذلك» المذكور «لآيات» دلالات على وحدانية الله «للمتوسمين» للناظرين المعتبرين.
Saheeh InternationalAnd indeed, those cities are [situated] on an established road
Elmalılı Hamdi YazırHem o Lût kavminin bulunduğu şehir harabesi bir yol üzerinde bulunmaktadır
«وإنها» أي قرى قوم لوط «لبسبيل مقيم» طريق قريش إلى الشام لم تندرس أفلا يعتبرون بهم؟.
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign for the believers
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki, bunda iman edenler için bir ibret vardır
«إن في ذلك لآية» لعبرة «للمؤمنين».
Saheeh InternationalAnd the companions of the thicket were [also] wrongdoers
Elmalılı Hamdi YazırEyke halkı da gerçekten zalimlerdi
«وإن» مخففة أي إنه «كان أصحاب الأيكة» هي غيضة شجر بقرب مدين وهم قوم شعيب «لظالمين» بتكذيبهم شعيبا.
Saheeh InternationalSo We took retribution from them, and indeed, both [cities] are on a clear highway
Elmalılı Hamdi YazırBiz Eyke halkından da intikâm aldık. İkisi de (Eyke ve Medyen) açık bir yol üzerindedir
«فانتقمنا منهم» بأن أهلكناهم بشدة الحر «وإنهما» أي قرى قوم لوط والأيكة «لبإمام» طريق «مبين» واضح أفلا تعتبرون بهم يا أهل مكة.
Saheeh InternationalAnd certainly did the companions of Thamud deny the messengers
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki, Hıcr halkı da peygamberleri yalanladılar
«ولقد كذب أصحاب الحجر» واد بين المدينة والشام وهم ثمود «المرسلين» بتكذيبهم صالحا تكذيب لباقي الرسل لاشتراكهم في المجيء بالتوحيد.
Saheeh InternationalAnd We gave them Our signs, but from them they were turning away
Elmalılı Hamdi YazırBiz, onlara âyetlerimizi vermiştik de onlar, yüz çeviriyorlardı
«وآتيناهم آياتنا» في الناقة «فكانوا عنها معرضين» لا يتفكرون فيها.
Saheeh InternationalAnd they used to carve from the mountains, houses, feeling secure
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, dağlardan emniyetli emniyetli evler yontuyorlardı
«وكانوا ينحتون من الجبال بيوتا آمنين».
Saheeh InternationalBut the shriek seized them at early morning
Elmalılı Hamdi YazırOnları da sabahleyin korkunç bir çığlık yakaladı
«فأخذتهم الصيحة مصبحين» وقت الصباح.
Saheeh InternationalSo nothing availed them [from] what they used to earn
Elmalılı Hamdi YazırKazanmakta oldukları şeyler, onlardan hiçbir zararı savmadı
«فما أغنى» دفع «عنهم» العذاب «ما كانوا يكسبون» من بناء الحصون وجمع الأموال.
Saheeh InternationalAnd We have not created the heavens and earth and that between them except in truth. And indeed, the Hour is coming; so forgive with gracious forgiveness
Elmalılı Hamdi YazırBiz gökleri, yeri ve aralarındaki varlıkları ancak hak ve hikmetle yarattık ve elbette ki, kıyamet kopacaktır. (Ey Peygamber!) Şimdi sen onlara yumuşak davran ve güzel muamele et
«وما خلقنا السماوات والأرض وما بينهما إلا بالحق وإن الساعة لآتية» لا محالة فيجازى كل أحد بعمله «فاصفح» يا محمد عن قومك «الصفح الجميل» أعرض عنهم إعراضا لا جزع فيه وهذا منسوخ بآية السيف.
Saheeh InternationalIndeed, your Lord - He is the Knowing Creator
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz Rabbin kemaliyle yaratandır ve iyi bilendir
«إن ربك هو الخلاق» لكل شيء «العليم» بكل شيء.
Saheeh InternationalAnd We have certainly given you, [O Muhammad], seven of the often repeated [verses] and the great Qur'an
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti (Fatihayı) ve yüce Kur'ân'ı verdik
«ولقد آتيناك سبعا من المثاني» قال صلى الله عليه وسلم هي الفاتحة رواه الشيخان لأنها تثنى في كل ركعة «والقرآن العظيم».
Saheeh InternationalDo not extend your eyes toward that by which We have given enjoyment to [certain] categories of the disbelievers, and do not grieve over them. And lower your wing to the believers
Elmalılı Hamdi YazırSakın o kâfirlerden birtakımlarına verip de kendilerini zevklendirdiğimiz şeye (mal ve servete) heveslenip göz dikeyim deme. Onlardan dolayı üzülme. Müminlere merhamet kanatlarını indir
«لا تمدّن عينيك إلى ما متعنا به أزواجا» أصنافا «منهم ولا تحزن عليهم» إن لم يؤمنوا «واخفض جناحك» ألن جانبك «للمؤمنين».
Saheeh InternationalAnd say, "Indeed, I am the clear warner
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım
«وقل إني أنا النذير» من عذاب الله أن ينزل عليكم «المبين» البين الإنذار.
Saheeh InternationalJust as We had revealed [scriptures] to the separators
Elmalılı Hamdi Yazır(İnanmazsanız başınıza) tıpkı o taksimcilere (yahudi ve hıristiyanlara) indirdiğimiz azap gibi (bir azab inecektir)
«كما أنزلنا» العذاب «على المقتسمين» اليهود والنصارى.
Saheeh InternationalWho have made the Qur'an into portions
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, Kur'ân'ın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayarak onu kısım kısım böldüler
«الذين جعلوا القرآن» أي كتبهم المنزلة عليهم «عضين» أجزاء، حيث آمنوا ببعض وكفروا ببعض، وقيل المراد بهم الذين اقتسموا طرق مكة يصدون الناس عن الإسلام، وقال بعضهم في القرآن سحر وبعضهم كهانة وبعضهم شعر.
Saheeh InternationalSo by your Lord, We will surely question them all
Elmalılı Hamdi YazırRabbin hakkı için biz, mutlaka onların hepsini yaptıklarından dolayı hesaba çekeceğiz
«فوربك لنسألنهم أجمعين» سؤال توبيخ.
Saheeh InternationalAbout what they used to do
Elmalılı Hamdi YazırRabbin hakkı için biz, mutlaka onların hepsini yaptıklarından dolayı hesaba çekeceğiz
«عما كانوا يعملون».
Saheeh InternationalThen declare what you are commanded and turn away from the polytheists
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi sen emrolunduğunu açıkça tebliğ et. Müşriklerden yüz çevir
«فاصدع» يا محمد «بما تؤمر» به أي اجهر به وأمضه «وأعرض عن المشركين» هذا قبل الأمر بالجهاد.
Saheeh InternationalIndeed, We are sufficient for you against the mockers
Elmalılı Hamdi YazırMuhakkak ki alay edenlere karşı biz sana yeteriz
«إنا كفيناك المستهزئين» بك بإهلاكنا كلا بآفة وهم الوليد بن المغيرة والعاص بن وائل وعدي بن قيس والأسود بن المطلب والأسود بن عبد يغوث.
Saheeh InternationalWho make [equal] with Allah another deity. But they are going to know
Elmalılı Hamdi YazırOnlar Allah ile birlikte başkasını ilâh edinenlerdir. Onlar yakında bileceklerdir
«الذين يجعلون مع الله إلها آخر» صفة وقيل مبتدأ ولتضمنه معنى الشرط دخلت الفاء في خبره وهو «فسوف يعلمون» عاقبة أمرهم.
Saheeh InternationalAnd We already know that your breast is constrained by what they say
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biliriz ki, onların söylediklerine göğsün daralıyor
«ولقد» للتحقيق «نعلم أنك يضيق صدرك بما يقولون» من الاستهزاء والتكذيب.
Saheeh InternationalSo exalt [Allah] with praise of your Lord and be of those who prostrate [to Him]
Elmalılı Hamdi YazırO halde Rabbini hamd ile tesbih et. Ve secde edenlerden ol
«فسبح» ملتبسا «بحمد ربك» أي قل سبحان الله وبحمده «وكن من الساجدين» المصلين.
Saheeh InternationalAnd worship your Lord until there comes to you the certainty (death)
Elmalılı Hamdi YazırVe sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et
«واعبد ربك حتى يأتيك اليقين» الموت.