☪ Anlam Arayışı

15. Al-Hijr سُورَةُ الحِجۡرِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri

● Med● Kalkale● Ğunne● İhfâ● İdğâm (ğunneli)● İdğâm (ğunnesiz)● İklâb● Okunmayan harf

Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
15:1
الٓر‌ۚ تِلْكَ ءَايَـٰتُ ٱلْكِتَـٰبِ وَقُرْءَانٍ مُّبِينٍ

Diyanet İşleri MealiElif, Lam, Ra. Bunlar Kitap'ın ve apaçık olan Kuran'ın ayetleridir

Yusuf AliL. R. These are the Ayats of Revelation,- of a Qur'an that makes things clear

15:2 📚 4
رُّبَمَا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوْ كَانُواْ مُسْلِمِينَ

Diyanet İşleri Mealiİnkar edenler, keşke müslüman olsaydık temennisinde bulunacaklardır

Yusuf AliAgain and again will those who disbelieve, wish that they had bowed (to God's will) in Islam

15:3 📚 1
ذَرْهُمْ يَأْكُلُواْ وَيَتَمَتَّعُواْ وَيُلْهِهِمُ ٱلْأَمَلُ‌ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Diyanet İşleri MealiBırak onları yesinler, zevk alsınlar; ümit onları avundursun; ilerde öğrenecekler

Yusuf AliLeave them alone, to enjoy (the good things of this life) and to please themselves: let (false) hope amuse them: soon will knowledge (undeceive them)

15:4
وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَّعْلُومٌ

Diyanet İşleri MealiYok ettiğimiz herhangi bir kasabanın elbette belli bir yazısı vardır

Yusuf AliNever did We destroy a population that had not a term decreed and assigned beforehand

15:5
مَّا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَــْٔخِرُونَ

Diyanet İşleri MealiHiçbir ümmet kendi süresini öne alamaz, geciktiremez de

Yusuf AliNeither can a people anticipate its term, nor delay it

15:6 📚 1
وَقَالُواْ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِى نُزِّلَ عَلَيْهِ ٱلذِّكْرُ إِنَّكَ لَمَجْنُونٌ

Diyanet İşleri MealiOnlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler

Yusuf AliThey say: "O thou to whom the Message is being revealed! truly thou art mad (or possessed)

15:7
لَّوْ مَا تَأْتِينَا بِٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ

Diyanet İşleri MealiOnlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler

Yusuf AliWhy bringest thou not angels to us if it be that thou hast the Truth

15:8
مَا نُنَزِّلُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَمَا كَانُوٓاْ إِذًا مُّنظَرِينَ

Diyanet İşleri MealiBiz melekleri ancak gerekince indiririz. O takdirde de ceza görecekler asla geri bırakılmazlar

Yusuf AliWe send not the angels down except for just cause: if they came (to the ungodly), behold! no respite would they have

15:9 📚 7
إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا ٱلذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَـٰفِظُونَ

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Kitap'ı Biz indirdik, onun koruyucusu elbette Biziz

Yusuf AliWe have, without doubt, sent down the Message; and We will assuredly guard it (from corruption)

15:10
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِى شِيَعِ ٱلْأَوَّلِينَ

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, senden önce çeşitli ümmetlere peygamber göndermiştik

Yusuf AliWe did send apostles before thee amongst the religious sects of old

15:11 📚 1
وَمَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlara gelen her peygamberi alaya alıyorlardı

Yusuf AliBut never came an apostle to them but they mocked him

15:12
كَذَٲلِكَ نَسْلُكُهُۥ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ

Diyanet İşleri MealiAynı şekilde biz de Kitap'ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır

Yusuf AliEven so do we let it creep into the hearts of the sinners

15:13
لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ‌ۖ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ ٱلْأَوَّلِينَ

Diyanet İşleri MealiAynı şekilde biz de Kitap'ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır

Yusuf AliThat they should not believe in the (Message); but the ways of the ancients have passed away

15:14
وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَظَلُّواْ فِيهِ يَعْرُجُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlara gökten bir kapı açsak da, oradan çıkmağa koyulsalar: "Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik" derler

Yusuf AliEven if We opened out to them a gate from heaven, and they were to continue (all day) ascending therein

15:15
لَقَالُوٓاْ إِنَّمَا سُكِّرَتْ أَبْصَـٰرُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌ مَّسْحُورُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlara gökten bir kapı açsak da, oradan çıkmağa koyulsalar: "Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik" derler

Yusuf AliThey would only say: "Our eyes have been intoxicated: Nay, we have been bewitched by sorcery

15:16
وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِى ٱلسَّمَآءِ بُرُوجًا وَزَيَّنَّـٰهَا لِلنَّـٰظِرِينَ

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, gökte burçlar meydana getirdik, onları bakanlar için donattık

Yusuf AliIt is We Who have set out the zodiacal signs in the heavens, and made them fair-seeming to (all) beholders

15:17
وَحَفِظْنَـٰهَا مِن كُلِّ شَيْطَـٰنٍ رَّجِيمٍ

Diyanet İşleri MealiOnları, kovulmuş her şeytandan koruduk

Yusuf AliAnd (moreover) We have guarded them from every evil spirit accursed

15:18
إِلَّا مَنِ ٱسْتَرَقَ ٱلسَّمْعَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌ مُّبِينٌ

Diyanet İşleri MealiFakat kulak hırsızlığı yapan olursa, parlak bir ateş onu kovalar

Yusuf AliBut any that gains a hearing by stealth, is pursued by a flaming fire, bright (to see)

15:19 📚 1
وَٱلْأَرْضَ مَدَدْنَـٰهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَٲسِىَ وَأَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَىْءٍ مَّوْزُونٍ

Diyanet İşleri MealiYeri yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her şeyi bir ölçüye göre bitirdik

Yusuf AliAnd the earth We have spread out (like a carpet); set thereon mountains firm and immovable; and produced therein all kinds of things in due balance

15:20
وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَـٰيِشَ وَمَن لَّسْتُمْ لَهُۥ بِرَٲزِقِينَ

Diyanet İşleri MealiOrada sizin ve rızık veremeyeceğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik

Yusuf AliAnd We have provided therein means of subsistence,- for you and for those for whose sustenance ye are not responsible

15:21 📚 1
وَإِن مِّن شَىْءٍ إِلَّا عِندَنَا خَزَآئِنُهُۥ وَمَا نُنَزِّلُهُۥٓ إِلَّا بِقَدَرٍ مَّعْلُومٍ

Diyanet İşleri MealiHazinesi Bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak belli bir ölçüye göre indiririz

Yusuf AliAnd there is not a thing but its (sources and) treasures (inexhaustible) are with Us; but We only send down thereof in due and ascertainable measures

15:22
وَأَرْسَلْنَا ٱلرِّيَـٰحَ لَوَٲقِحَ فَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَسْقَيْنَـٰكُمُوهُ وَمَآ أَنتُمْ لَهُۥ بِخَـٰزِنِينَ

Diyanet İşleri MealiRüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik; yukarıdan su indirdik de sizi onunla suladık. Yoksa siz onu toplayamazdınız

Yusuf AliAnd We send the fecundating winds, then cause the rain to descend from the sky, therewith providing you with water (in abundance), though ye are not the guardians of its stores

15:23
وَإِنَّا لَنَحْنُ نُحْىِۦ وَنُمِيتُ وَنَحْنُ ٱلْوَٲرِثُونَ

Diyanet İşleri MealiDoğrusu dirilten ve öldüren Biziz; hepsinin gerisinde de Biz kalırız

Yusuf AliAnd verily, it is We Who give life, and Who give death: it is We Who remain inheritors (after all else passes away)

15:24 📚 3
وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَقْدِمِينَ مِنكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَــْٔخِرِينَ

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, sizden önce geçenleri biliriz; and olsun ki, geri kalanları da biliriz

Yusuf AliTo Us are known those of you who hasten forward, and those who lag behind

15:25
وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْ‌ۚ إِنَّهُۥ حَكِيمٌ عَلِيمٌ

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O Hakim'dir, Herşeyi Bilen'dir

Yusuf AliAssuredly it is thy Lord Who will gather them together: for He is perfect in Wisdom and Knowledge

15:26
وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ مِن صَلْصَـٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, insanı kuru balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattık

Yusuf AliWe created man from sounding clay, from mud moulded into shape

15:27
وَٱلْجَآنَّ خَلَقْنَـٰهُ مِن قَبْلُ مِن نَّارِ ٱلسَّمُومِ

Diyanet İşleri MealiCinleri de, daha önce, dumansız ateşten yarattık

Yusuf AliAnd the Jinn race, We had created before, from the fire of a scorching wind

15:28
وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ إِنِّى خَـٰلِقُۢ بَشَرًا مِّن صَلْصَـٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ

Diyanet İşleri MealiRabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti

Yusuf AliBehold! thy Lord said to the angels: "I am about to create man, from sounding clay from mud moulded into shape

15:29 📚 4
فَإِذَا سَوَّيْتُهُۥ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِى فَقَعُواْ لَهُۥ سَـٰجِدِينَ

Diyanet İşleri MealiRabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti

Yusuf AliWhen I have fashioned him (in due proportion) and breathed into him of My spirit, fall ye down in obeisance unto him

15:30
فَسَجَدَ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ

Diyanet İşleri MealiBunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi

Yusuf AliSo the angels prostrated themselves, all of them together

15:31
إِلَّآ إِبْلِيسَ أَبَىٰٓ أَن يَكُونَ مَعَ ٱلسَّـٰجِدِينَ

Diyanet İşleri MealiBunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi

Yusuf AliNot so Iblis: he refused to be among those who prostrated themselves

15:32
قَالَ يَـٰٓإِبْلِيسُ مَا لَكَ أَلَّا تَكُونَ مَعَ ٱلسَّـٰجِدِينَ

Diyanet İşleri MealiAllah: "Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmaktan seni alıkoyan nedir?" dedi

Yusuf Ali(God) said: "O Iblis! what is your reason for not being among those who prostrated themselves

15:33
قَالَ لَمْ أَكُن لِّأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُۥ مِن صَلْصَـٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ

Diyanet İşleri MealiO: "Balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattığın insana secde edemem" dedi

Yusuf Ali(Iblis) said: "I am not one to prostrate myself to man, whom Thou didst create from sounding clay, from mud moulded into shape

15:34
قَالَ فَٱخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ

Diyanet İşleri MealiÖyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi

Yusuf Ali(God) said: "Then get thee out from here; for thou art rejected, accursed

15:35
وَإِنَّ عَلَيْكَ ٱللَّعْنَةَ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلدِّينِ

Diyanet İşleri MealiÖyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi

Yusuf AliAnd the curse shall be on thee till the day of Judgment

15:36 📚 1
قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Diyanet İşleri MealiRabbim! Beni hiç olmazsa, tekrar dirilecekleri güne kadar ertele" dedi

Yusuf Ali(Iblis) said: "O my Lord! give me then respite till the Day the (dead) are raised

15:37
قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ

Diyanet İşleri MealiAllah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi

Yusuf Ali(God) said: "Respite is granted thee

15:38
إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ

Diyanet İşleri MealiAllah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi

Yusuf AliTill the Day of the Time appointed

15:39
قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغْوَيْتَنِى لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

Diyanet İşleri MealiRabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi

Yusuf Ali(Iblis) said: "O my Lord! because Thou hast put me in the wrong, I will make (wrong) fair-seeming to them on the earth, and I will put them all in the wrong

15:40 📚 4
إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ ٱلْمُخْلَصِينَ

Diyanet İşleri MealiRabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi

Yusuf AliExcept Thy servants among them, sincere and purified (by Thy Grace)

15:41
قَالَ هَـٰذَا صِرَٲطٌ عَلَىَّ مُسْتَقِيمٌ

Diyanet İşleri MealiAllah şöyle dedi: "Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır

Yusuf Ali(God) said: "This (way of My sincere servants) is indeed a way that leads straight to Me

15:42
إِنَّ عِبَادِى لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَـٰنٌ إِلَّا مَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْغَاوِينَ

Diyanet İşleri MealiAllah şöyle dedi: "Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır

Yusuf AliFor over My servants no authority shalt thou have, except such as put themselves in the wrong and follow thee

15:43 📚 2
وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ أَجْمَعِينَ

Diyanet İşleri MealiVe Cehennem onların hepsinin toplanacağı yerdir

Yusuf AliAnd verily, Hell is the promised abode for them all

15:44
لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَٲبٍ لِّكُلِّ بَابٍ مِّنْهُمْ جُزْءٌ مَّقْسُومٌ

Diyanet İşleri MealiO cehennemin yedi kapısı olup, her kapıdan onların girecekleri ayrılmış bir kısım vardır

Yusuf AliTo it are seven gates: for each of those gates is a (special) class (of sinners) assigned

15:45
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ

Diyanet İşleri MealiAllah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, cennetlerde, pınar başlarındadırlar

Yusuf AliThe righteous (will be) amid gardens and fountains (of clear-flowing water)

15:46
ٱدْخُلُوهَا بِسَلَـٰمٍ ءَامِنِينَ

Diyanet İşleri MealiOraya güven içinde, esenlikle girin" denilir

Yusuf Ali(Their greeting will be): "Enter ye here in peace and security

15:47 📚 4
وَنَزَعْنَا مَا فِى صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ إِخْوَٲنًا عَلَىٰ سُرُرٍ مُّتَقَـٰبِلِينَ

Diyanet İşleri MealiBiz onların gönüllerinde olan kini çıkardık, artık onlar sedirler üzerinde karşılıklı oturan kardeşlerdir

Yusuf AliAnd We shall remove from their hearts any lurking sense of injury: (they will be) brothers (joyfully) facing each other on thrones (of dignity)

15:48 📚 1
لَا يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌ وَمَا هُم مِّنْهَا بِمُخْرَجِينَ

Diyanet İşleri MealiOnlar orada bir yorgunluk hissetmezler. Oradan çıkarılacak da değillerdir

Yusuf AliThere no sense of fatigue shall touch them, nor shall they (ever) be asked to leave

15:49
۞ نَبِّئْ عِبَادِىٓ أَنِّىٓ أَنَا ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

Diyanet İşleri MealiKullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azap olduğunu haber ver

Yusuf AliTell My servants that I am indeed the Oft-forgiving, Most Merciful

15:50
وَأَنَّ عَذَابِى هُوَ ٱلْعَذَابُ ٱلْأَلِيمُ

Diyanet İşleri MealiKullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azap olduğunu haber ver

Yusuf AliAnd that My Penalty will be indeed the most grievous Penalty

15:51
وَنَبِّئْهُمْ عَن ضَيْفِ إِبْرَٲهِيمَ

Diyanet İşleri MealiOnlara İbrahim'in konuklarını da anlat

Yusuf AliTell them about the guests of Abraham

15:52
إِذْ دَخَلُواْ عَلَيْهِ فَقَالُواْ سَلَـٰمًا قَالَ إِنَّا مِنكُمْ وَجِلُونَ

Diyanet İşleri Mealiİbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz" demişti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik" demişlerdi

Yusuf AliWhen they entered his presence and said, "Peace!" He said, "We feel afraid of you

15:53
قَالُواْ لَا تَوْجَلْ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَـٰمٍ عَلِيمٍ

Diyanet İşleri Mealiİbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz" demişti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik" demişlerdi

Yusuf AliThey said: "Fear not! We give thee glad tidings of a son endowed with wisdom

15:54
قَالَ أَبَشَّرْتُمُونِى عَلَىٰٓ أَن مَّسَّنِىَ ٱلْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ

Diyanet İşleri MealiBen kocamışken bana müjde mi veriyorsunuz? Neye dayanarak müjdeliyorsunuz?" deyince

Yusuf AliHe said: "Do ye give me glad tidings that old age has seized me? Of what, then, is your good news

15:55
قَالُواْ بَشَّرْنَـٰكَ بِٱلْحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْقَـٰنِطِينَ

Diyanet İşleri MealiSeni gerçekten müjdeliyoruz, umutsuzlardan olma" demişlerdi

Yusuf AliThey said: "We give thee glad tidings in truth: be not then in despair

15:56 📚 3
قَالَ وَمَن يَقْنَطُ مِن رَّحْمَةِ رَبِّهِۦٓ إِلَّا ٱلضَّآلُّونَ

Diyanet İşleri MealiZaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormuştu: "Ey elçiler! İşiniz nedir

Yusuf AliHe said: "And who despairs of the mercy of his Lord, but such as go astray

15:57 📚 1
قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ

Diyanet İşleri MealiZaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormuştu: "Ey elçiler! İşiniz nedir

Yusuf AliAbraham said: "What then is the business on which ye (have come), O ye messengers (of God)

15:58
قَالُوٓاْ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ

Diyanet İşleri MealiŞöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk

Yusuf AliThey said: "We have been sent to a people (deep) in sin

15:59
إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ أَجْمَعِينَ

Diyanet İşleri MealiŞöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk

Yusuf AliExcepting the adherents of Lut: them we are certainly (charged) to save (from harm),- All

15:60
إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ قَدَّرْنَآ‌ۙ إِنَّهَا لَمِنَ ٱلْغَـٰبِرِينَ

Diyanet İşleri MealiŞöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk

Yusuf AliExcept his wife, who, We have ascertained, will be among those who will lag behind

15:61
فَلَمَّا جَآءَ ءَالَ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلُونَ

Diyanet İşleri MealiElçiler Lut'un ailesine gelince, Lut: "Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz" dedi

Yusuf AliAt length when the messengers arrived among the adherents of Lut

15:62
قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ

Diyanet İşleri MealiElçiler Lut'un ailesine gelince, Lut: "Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz" dedi

Yusuf AliHe said: "Ye appear to be uncommon folk

15:63
قَالُواْ بَلْ جِئْنَـٰكَ بِمَا كَانُواْ فِيهِ يَمْتَرُونَ

Diyanet İşleri MealiBiz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler

Yusuf AliThey said: "Yea, we have come to thee to accomplish that of which they doubt

15:64
وَأَتَيْنَـٰكَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّا لَصَـٰدِقُونَ

Diyanet İşleri MealiBiz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler

Yusuf AliWe have brought to thee that which is inevitably due, and assuredly we tell the truth

15:65
فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ ٱلَّيْلِ وَٱتَّبِعْ أَدْبَـٰرَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ وَٱمْضُواْ حَيْثُ تُؤْمَرُونَ

Diyanet İşleri MealiBiz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler

Yusuf AliThen travel by night with thy household, when a portion of the night (yet remains), and do thou bring up the rear: let no one amongst you look back, but pass on whither ye are ordered

15:66 📚 1
وَقَضَيْنَآ إِلَيْهِ ذَٲلِكَ ٱلْأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَـٰٓؤُلَآءِ مَقْطُوعٌ مُّصْبِحِينَ

Diyanet İşleri MealiBöylece Lut'a bunların sonlarının kesilmiş olarak sabahlıyacaklarını bildirdik

Yusuf AliAnd We made known this decree to him, that the last remnants of those (sinners) should be cut off by the morning

15:67
وَجَآءَ أَهْلُ ٱلْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ

Diyanet İşleri MealiŞehir halkı, sevinerek geldiler

Yusuf AliThe inhabitants of the city came in (mad) joy (at news of the young men)

15:68
قَالَ إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ ضَيْفِى فَلَا تَفْضَحُونِ

Diyanet İşleri MealiLut: "Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni rüsvay etmeyin, Allah'tan korkun, beni utandırmayın" dedi

Yusuf AliLut said: "These are my guests: disgrace me not

15:69
وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ

Diyanet İşleri MealiLut: "Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni rüsvay etmeyin, Allah'tan korkun, beni utandırmayın" dedi

Yusuf AliBut fear God, and shame me not

15:70
قَالُوٓاْ أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Diyanet İşleri MealiBiz sana kimseyi misafir kabul etmeyi yasak etmemiş miydik?" dediler

Yusuf AliThey said: "Did we not forbid thee (to speak) for all and sundry

15:71
قَالَ هَـٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِىٓ إِن كُنتُمْ فَـٰعِلِينَ

Diyanet İşleri MealiLut: "Alacaksanız, işte benim kızlarım" dedi

Yusuf AliHe said: "There are my daughters (to marry), if ye must act (so)

15:72 📚 3
لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِى سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ

Diyanet İşleri MealiSenin hayatına and olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı

Yusuf AliVerily, by thy life (O Prophet), in their wild intoxication, they wander in distraction, to and fro

15:73
فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ

Diyanet İşleri MealiTanyeri ağarırken, çığlık onları yakalayıverdi

Yusuf AliBut the (mighty) Blast overtook them before morning

15:74
فَجَعَلْنَا عَـٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ

Diyanet İşleri MealiMemleketlerini alt üst ettik, üzerlerine sert taş yağdırdık

Yusuf AliAnd We turned (the cities) upside down, and rained down on them brimstones hard as baked clay

15:75
إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَـٰتٍ لِّلْمُتَوَسِّمِينَ

Diyanet İşleri MealiBunda, görebilen insanlar için ibretler vardır

Yusuf AliBehold! in this are Signs for those who by tokens do understand

15:76
وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُّقِيمٍ

Diyanet İşleri MealiO şehrin kalıntıları işlek yollar üzerinde hala durmaktadır

Yusuf AliAnd the (cities were) right on the high-road

15:77
إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ

Diyanet İşleri MealiBunda inananlar için ibret vardır

Yusuf AliBehold! in this is a sign for those who believed

15:78
وَإِن كَانَ أَصْحَـٰبُ ٱلْأَيْكَةِ لَظَـٰلِمِينَ

Diyanet İşleri MealiEykeliler de, şüphesiz zalim kimselerdi

Yusuf AliAnd the Companions of the Wood were also wrong-doers

15:79
فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامٍ مُّبِينٍ

Diyanet İşleri MealiBunun için onlardan da öç aldık. Hala her iki memleket de işlek bir yol üzerindedirler

Yusuf AliSo We exacted retribution from them. They were both on an open highway, plain to see

15:80
وَلَقَدْ كَذَّبَ أَصْحَـٰبُ ٱلْحِجْرِ ٱلْمُرْسَلِينَ

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, Hicr halkı peygamberi yalanlamışlardı

Yusuf AliThe Companions of the Rocky Tract also rejected the apostles

15:81
وَءَاتَيْنَـٰهُمْ ءَايَـٰتِنَا فَكَانُواْ عَنْهَا مُعْرِضِينَ

Diyanet İşleri MealiOnlara ayetlerimizi verdiğimiz halde, yüz çevirmişlerdi

Yusuf AliWe sent them Our Sings, but they persisted in turning away from them

15:82
وَكَانُواْ يَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا ءَامِنِينَ

Diyanet İşleri MealiDağlarda, güven içinde olarak evler yontuyorlardı

Yusuf AliOut of the mountains did they hew (their) edifices, (feeling themselves) secure

15:83
فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُصْبِحِينَ

Diyanet İşleri MealiSabaha karşı çığlık onları yakalayıverdi

Yusuf AliBut the (mighty) Blast seized them of a morning

15:84
فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُواْ يَكْسِبُونَ

Diyanet İşleri MealiYaptıkları kendilerine bir fayda sağlamadı

Yusuf AliAnd of no avail to them was all that they did (with such art and care)

15:85 📚 2
وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ‌ۗ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَأَتِيَةٌ‌ۖ فَٱصْفَحِ ٱلصَّفْحَ ٱلْجَمِيلَ

Diyanet İşleri MealiBiz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları gereğince yarattık. Kıyamet günü şüphesiz gelecektir. O halde yumuşak ve iyi davran

Yusuf AliWe created not the heavens, the earth, and all between them, but for just ends. And the Hour is surely coming (when this will be manifest). So overlook (any human faults) with gracious forgiveness

15:86
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْخَلَّـٰقُ ٱلْعَلِيمُ

Diyanet İşleri MealiDoğrusu yaratan ve bilen ancak Rabbindir

Yusuf AliFor verily it is thy Lord who is the Master-Creator, knowing all things

15:87
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَـٰكَ سَبْعًا مِّنَ ٱلْمَثَانِى وَٱلْقُرْءَانَ ٱلْعَظِيمَ

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, sana daima tekrarlanan yedi ayetli Fatiha'yı ve Kuran-ı Azim'i verdik

Yusuf AliAnd We have bestowed upon thee the Seven Oft-repeated (verses) and the Grand Qur'an

15:88 📚 12
لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٲجًا مِّنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ

Diyanet İşleri MealiKafirler içinde bazı kimselere verdiğimiz kat kat servete gözünü dikme, onlara üzülme; inananları kanatların altına al

Yusuf AliStrain not thine eyes. (Wistfully) at what We have bestowed on certain classes of them, nor grieve over them: but lower thy wing (in gentleness) to the believers

15:89 📚 3
وَقُلْ إِنِّىٓ أَنَا ٱلنَّذِيرُ ٱلْمُبِينُ

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Doğrusu ben apaçık bir uyarıcıyım

Yusuf AliAnd say: "I am indeed he that warneth openly and without ambiguity

15:90 📚 1
كَمَآ أَنزَلْنَا عَلَى ٱلْمُقْتَسِمِينَ

Diyanet İşleri MealiKuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız

Yusuf Ali(Of just such wrath) as We sent down on those who divided (Scripture into arbitrary parts)

15:91
ٱلَّذِينَ جَعَلُواْ ٱلْقُرْءَانَ عِضِينَ

Diyanet İşleri MealiKuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız

Yusuf Ali(So also on such) as have made Qur'an into shreds (as they please)

15:92
فَوَرَبِّكَ لَنَسْــَٔلَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

Diyanet İşleri MealiKuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız

Yusuf AliTherefore, by the Lord, We will, of a surety, call them to account

15:93 📚 7
عَمَّا كَانُواْ يَعْمَلُونَ

Diyanet İşleri MealiKuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız

Yusuf AliFor all their deeds

15:94
فَٱصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَأَعْرِضْ عَنِ ٱلْمُشْرِكِينَ

Diyanet İşleri MealiArtık buyrulanı açıkça ortaya koy, puta tapanlara aldırış etme

Yusuf AliTherefore expound openly what thou art commanded, and turn away from those who join false gods with God

15:95
إِنَّا كَفَيْنَـٰكَ ٱلْمُسْتَهْزِءِينَ

Diyanet İşleri MealiAllah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir

Yusuf AliFor sufficient are We unto thee against those who scoff

15:96
ٱلَّذِينَ يَجْعَلُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ‌ۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Diyanet İşleri MealiAllah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir

Yusuf AliThose who adopt, with God, another god: but soon will they come to know

15:97 📚 5
وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, söyledikleri şeylerden senin gönlünün daraldığını biliyoruz

Yusuf AliWe do indeed know how thy heart is distressed at what they say

15:98
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ ٱلسَّـٰجِدِينَ

Diyanet İşleri MealiRabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et

Yusuf AliBut celebrate the praises of thy Lord, and be of those who prostrate themselves in adoration

15:99 📚 10
وَٱعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّىٰ يَأْتِيَكَ ٱلْيَقِينُ

Diyanet İşleri MealiRabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et

Yusuf AliAnd serve thy Lord until there come unto thee the Hour that is Certain

← Önceki Sonraki →

15. Al-Hijr Suresi | Anlam Arayışı