15. Al-Hijr سُورَةُ الحِجۡرِ
Süleyman AteşElif lam ra. Şunlar Kitabın ve apaçık Kur'an'ın ayetleridir
Diyanet İşleri MealiElif, Lam, Ra. Bunlar Kitap'ın ve apaçık olan Kuran'ın ayetleridir
Ali BulaçElif, Lam, Ra. Bunlar, Kitab'ın ve apaçık olan Kur'an'ın ayetleridir
Süleyman AteşBir zaman gelir ki nankörlük edenler, "Keşke müslüman olsaydılar" diye arzu ederler
Diyanet İşleri Mealiİnkar edenler, keşke müslüman olsaydık temennisinde bulunacaklardır
Ali BulaçO inkar edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler
Süleyman AteşBırak onlar yesinler, eğlensinler; arzu onları oyalasın. Yakında (yaptıklarının kötü sonucunu) bileceklerdir
Diyanet İşleri MealiBırak onları yesinler, zevk alsınlar; ümit onları avundursun; ilerde öğrenecekler
Ali BulaçOnları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İlerde bileceklerdir
Süleyman AteşBiz hiçbir kenti yok etmedik ki, onun mutlaka bilinen bir yazısı olmasın (helak ettiğimiz her ülkenin yazılmış, tesbit edilmiş bir süresi vardır. O süre dolunca onları yok etmişizdir)
Diyanet İşleri MealiYok ettiğimiz herhangi bir kasabanın elbette belli bir yazısı vardır
Ali BulaçBiz, kendisi için bilinen (takdir edilmiş) bir kitap olmaksızın hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmadık
Süleyman AteşHiçbir millet ne süresini geçebilir, ne de (ondan) geri kalır (her kavim mutlaka, kendileri için belirtilmiş sürede helak olur)
Diyanet İşleri MealiHiçbir ümmet kendi süresini öne alamaz, geciktiremez de
Ali BulaçHiçbir ümmet, kendi ecelini ne öne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler
Süleyman AteşDediler ki: "Ey kendisine Zikir (Kitap) indirilmiş olan, sen mutlaka cinlenmişsin
Diyanet İşleri MealiOnlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler
Ali BulaçOnlar: "Ey kendisine Kitap indirilen (Muhammed). Gerçekten sen cinlenmiş (bir deli)sin," dediler
Süleyman AteşEğer doğrulardansan, bize melekleri getirsene
Diyanet İşleri MealiOnlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler
Ali BulaçEğer doğruyu söylüyor isen, bizlere melekleri getirmeli değil miydin
Süleyman AteşBiz, melekleri ancak hak ile (hikmet gereğince) indiririz, o zaman da kendilerine asla göz açtırılmaz, (derhal işleri bitirilir, mahvolup giderler)
Diyanet İşleri MealiBiz melekleri ancak gerekince indiririz. O takdirde de ceza görecekler asla geri bırakılmazlar
Ali BulaçHak olmaksızın Biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz
Süleyman AteşO Zikri (Kitap)ı biz indirdik biz; ve O'nun koruyucusu da elbette biziz
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Kitap'ı Biz indirdik, onun koruyucusu elbette Biziz
Ali BulaçHiç şüphesiz, zikri (Kur'an'ı) Biz indirdik Biz; onun koruyucuları da gerçekten Biziz
Süleyman AteşAndolsun, senden önceki milletlerin kolları içine de elçiler gönderdik
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, senden önce çeşitli ümmetlere peygamber göndermiştik
Ali BulaçAndolsun, senden önce geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik
Süleyman AteşOnlara hiçbir elçi gelmezdi ki, onunla alay etmesinler
Diyanet İşleri MealiOnlara gelen her peygamberi alaya alıyorlardı
Ali BulaçOnlara herhangi bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi
Süleyman Ateşİşte biz o(Tanrı Zikri)ni suçluların kalblerine böyle sokarız
Diyanet İşleri MealiAynı şekilde biz de Kitap'ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır
Ali BulaçBöylece Biz onu (alayı), suçlu-günahkarların kalplerine sokarız
Süleyman AteşKendilerinden öncekilerin sünneti (inkarcıların mahvedileceği yasası) geçtiği halde yine de ona inanmazlar
Diyanet İşleri MealiAynı şekilde biz de Kitap'ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır
Ali BulaçOnlar ona (indirilen kitaba) inanmazlar, oysaki evvelkilerin sünneti geçmiştir
Süleyman AteşOnlara gökten bir kapı açsak da oraya çıkacak olsalardı
Diyanet İşleri MealiOnlara gökten bir kapı açsak da, oradan çıkmağa koyulsalar: "Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik" derler
Ali BulaçOnların üzerlerine gökyüzünden bir kapı açsak, ordan yukarı yükselseler de
Süleyman AteşHerhalde gözlerimiz döndürüldü, biz büyülenmiş bir topluluğuz, derlerdi
Diyanet İşleri MealiOnlara gökten bir kapı açsak da, oradan çıkmağa koyulsalar: "Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik" derler
Ali BulaçMutlaka: "Gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyülenmiş bir topluluğuz" diyeceklerdir
Süleyman AteşAndolsun biz, gökte burçlar yaptık. Ve onu bakanlar için süsledik
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, gökte burçlar meydana getirdik, onları bakanlar için donattık
Ali BulaçAndolsun, gökte burçlar kıldık ve onu gözleyenler için süsledik
Süleyman AteşVe onu, her recim (taşlanmış, kovulmuş uydurma sözler atan) şeytandan koruduk
Diyanet İşleri MealiOnları, kovulmuş her şeytandan koruduk
Ali BulaçVe onu her kovulan şeytandan koruduk
Süleyman AteşAncak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ışın kovalar
Diyanet İşleri MealiFakat kulak hırsızlığı yapan olursa, parlak bir ateş onu kovalar
Ali BulaçAncak kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir ateş izler
Süleyman AteşArzı da yaydık, oraya sağlam dağlar attık ve orada ölçülü mütenasib şeyler bitirdik
Diyanet İşleri MealiYeri yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her şeyi bir ölçüye göre bitirdik
Ali BulaçYere (gelince,) onu döşeyip-yaydık, onda sarsılmaz-dağlar bıraktık ve onda herşeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik
Süleyman AteşOrada sizin için ve (beslediğinizi sandığınız, fakat aslında) sizin beslemediğiniz kimseler için geçimlikler var ettik
Diyanet İşleri MealiOrada sizin ve rızık veremeyeceğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik
Ali BulaçVe orda sizler için ve kendisine rızık vericiler olmadığınız kimseler (varlıklar ve canlılar) için geçimlikler kıldık
Süleyman AteşHiçbir şey yoktur ki onun hazineleri, bizim yanımızda olmasın, ama biz onu, bilinen bir miktar ile indiririz
Diyanet İşleri MealiHazinesi Bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak belli bir ölçüye göre indiririz
Ali BulaçHiçbir şey yoktur ki, hazineleri Bizim Katımız'da olmasın; ancak onu belirlenmiş bir miktar olarak indiririz
Süleyman AteşRüzgarları, aşılayıcı olarak gönderdik de gökten su indirdik, böylece sizi suladık. Onu depolayan siz değilsiniz
Diyanet İşleri MealiRüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik; yukarıdan su indirdik de sizi onunla suladık. Yoksa siz onu toplayamazdınız
Ali BulaçVe aşılayıcılar olarak rüzgarları gönderdik, böylece gökten su indirdik de sizleri suladık. Oysa siz onun hazine-koruyucuları değilsiniz
Süleyman AteşBiziz, elbette biz ki, yaşatır, öldürürüz; gerçek varis olan da biziz (her faninin mülkü bize geçer. Ölmeyen, daima kalan yalnız biziz)
Diyanet İşleri MealiDoğrusu dirilten ve öldüren Biziz; hepsinin gerisinde de Biz kalırız
Ali BulaçŞüphesiz Biz, gerçekten Biz yaşatır ve öldürürüz ve varis olanlar Biziz
Süleyman AteşAndolsun, sizden önce geçenleri de bildik, sonra gelenleri de bildik
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, sizden önce geçenleri biliriz; and olsun ki, geri kalanları da biliriz
Ali BulaçAndolsun sizden öne (veya önceden) geçenleri bilmişizdir; ve (yine) andolsun, geride kalanları da bilmişizdir
Süleyman AteşGerçekten onları toplayacak olan, Rabbindir. O hükümdardır bilendir
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O Hakim'dir, Herşeyi Bilen'dir
Ali BulaçVe şüphesiz senin Rabbin, O, onları haşredecektir. Gerçekten O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir
Süleyman AteşAndolsun biz insanı pişmemiş çamurdan, değişmiş cıvık balçıktan yarattık
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, insanı kuru balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattık
Ali BulaçAndolsun, insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık
Süleyman AteşCinne gelince onu da (insandan) daha önce, (vücudun gözeneklerine) nüfuz eden kavurucu ateşten yarattık
Diyanet İşleri MealiCinleri de, daha önce, dumansız ateşten yarattık
Ali BulaçVe Cann'ı da daha önce 'nüfuz eden kavurucu' ateşten yaratmıştık
Süleyman AteşBir zaman Rabbin meleklere demişti ki: "Ben kupkuru çamurdan, değişken balçıktan bir insan yaratacağım
Diyanet İşleri MealiRabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti
Ali BulaçHani Rabbin meleklere demişti: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan bir beşer yaratacağım
Süleyman AteşOnu düzenle(yip insan şekline koydu)ğum ve ona ruhumdan üflediğim zaman hemen ona secdeye kapanın
Diyanet İşleri MealiRabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti
Ali BulaçOna bir biçim verdiğimde ve ona Ruhum'dan üfürdüğümde hemen ona secde ederek (yere) kapanın
Süleyman AteşMeleklerin hepsi topluca secde ettiler
Diyanet İşleri MealiBunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi
Ali BulaçBöylece meleklerin tümü, topluca secde etti
Süleyman AteşYalnız İblis, secde edenlerle beraber olmayı kabul etmedi
Diyanet İşleri MealiBunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi
Ali BulaçAncak İblis, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçınıp-dayattı
Süleyman Ateş(Allah): "Ey İblis, nen var ki, sen secde edenlerle beraber olmadın?" dedi
Diyanet İşleri MealiAllah: "Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmaktan seni alıkoyan nedir?" dedi
Ali BulaçDedi ki: "Ey İblis, sana ne oluyor, secde edenlerle birlikte olmadın
Süleyman Ateş(İblis): "Ben bir çamurdan, değişken bir balçıktan yarattığın insana secde edemem!" dedi
Diyanet İşleri MealiO: "Balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattığın insana secde edemem" dedi
Ali BulaçDedi ki: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın beşere secde etmek için var değilim
Süleyman Ateş(Allah): "Öyleyse çık oradan (meleklerin içinden çık), dedi, çünkü sen kovuldun
Diyanet İşleri MealiÖyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi
Ali BulaçDedi ki: "Öyleyse ondan (cennetten) çık, çünkü sen kovulmuş-bulunmaktasın
Süleyman AteşTa ceza gününe kadar üzerine la'net edilecektir
Diyanet İşleri MealiÖyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi
Ali BulaçVe şüphesiz, din gününe kadar lanet senin üzerinedir
Süleyman Ateş(İblis): "Rabbim, dedi bari tekrar dirilecekleri güne kadar beni(m canımı almayı) ertele
Diyanet İşleri MealiRabbim! Beni hiç olmazsa, tekrar dirilecekleri güne kadar ertele" dedi
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, öyleyse onların dirileceği güne kadar bana süre tanı
Süleyman Ateş(Allah): "Haydi, dedi, sen ertelenmişlerdensin
Diyanet İşleri MealiAllah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi
Ali BulaçDedi ki: "Öyleyse, sen (kendisine) süre tanınanlardansın
Süleyman AteşO bilinen vaktin gününe kadar
Diyanet İşleri MealiAllah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi
Ali BulaçBilinen günün vaktine kadar
Süleyman Ateş(İblis): "Rabbim, dedi, beni azdırmandan ötürü andolsun ki, ben de yer yüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım
Diyanet İşleri MealiRabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım
Süleyman AteşAncak içlerinden kendilerine ihlas verilen kulların hariç. (Benim azdırmam, onları etkilemez)
Diyanet İşleri MealiRabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi
Ali BulaçAncak onlardan muhlis olan kulların müstesna
Süleyman Ateş(Allah) buyurdu ki: "İşte bana varan doğru yol budur
Diyanet İşleri MealiAllah şöyle dedi: "Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır
Ali Bulaç(Allah) Dedi ki: "İşte bu, Bana göre dosdoğru olan yoldur
Süleyman AteşBenim halis kullarıma karşı senin bir gücün yoktur. Ancak sana uyan azgınlar(ı azdırabilirsin)
Diyanet İşleri MealiAllah şöyle dedi: "Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır
Ali BulaçŞüphesiz, kışkırtılıp-saptırılmışlardan sana uyanlar dışında, senin Benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiçbir gücün yoktur
Süleyman AteşCehennem o (şeytana uya)nların hepsinin buluşma yeridir
Diyanet İşleri MealiVe Cehennem onların hepsinin toplanacağı yerdir
Ali BulaçVe hiç şüphe yok, onların tümünün buluşma yeri cehennemdir
Süleyman AteşOnun yedi kapısı vardır. Her kapıya, onlardan bir bölüm ayrılmıştır
Diyanet İşleri MealiO cehennemin yedi kapısı olup, her kapıdan onların girecekleri ayrılmış bir kısım vardır
Ali BulaçOnun yedi kapısı vardır; onlardan her bir kapı için bir grup ayrılmıştır
Süleyman Ateş(Şeytana uymaktan, küfür ve isyandan) korunanlar ise cennetlerde, pınar başlarındadırlar
Diyanet İşleri MealiAllah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, cennetlerde, pınar başlarındadırlar
Ali BulaçGerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır
Süleyman Ateş(Onlara): "Oraya esenlikle, güven içinde girin!" (denilir)
Diyanet İşleri MealiOraya güven içinde, esenlikle girin" denilir
Ali BulaçOraya esenlikle ve güvenlikle girin
Süleyman AteşOnların göğüslerindeki kini çıkarıp atmışızdır; (hepsi) kardeşler olarak divanlar üzerinde karşı karşıya oturur (sohbet eder)ler
Diyanet İşleri MealiBiz onların gönüllerinde olan kini çıkardık, artık onlar sedirler üzerinde karşılıklı oturan kardeşlerdir
Ali BulaçOnların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp-çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar
Süleyman AteşOrada onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak da değillerdir
Diyanet İşleri MealiOnlar orada bir yorgunluk hissetmezler. Oradan çıkarılacak da değillerdir
Ali BulaçOrda onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz ve onlar ordan çıkarılacak değildirler
Süleyman Ateş(Ey Muhammed), kullarıma haber ver: İşte ben öyle bağışlayan, öyle esirgeyenim
Diyanet İşleri MealiKullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azap olduğunu haber ver
Ali BulaçHaber ver kullarıma; şüphesiz Ben, Ben bağışlayanım, esirgeyenim
Süleyman AteşFakat benim azabım da çok acı bir azabdır
Diyanet İşleri MealiKullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azap olduğunu haber ver
Ali BulaçVe şüphesiz azabım; o acıklı bir azaptır
Süleyman AteşOnlara İbrahim'in konuklarından haber ver
Diyanet İşleri MealiOnlara İbrahim'in konuklarını da anlat
Ali BulaçOnlara İbrahim'in konuklarından haber ver
Süleyman AteşOnun yanına girmişler: "Selam" demişlerdi. O da: "Biz sizden korkuyoruz." dedi
Diyanet İşleri Mealiİbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz" demişti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik" demişlerdi
Ali BulaçYanına girdiklerinde "Selam" demişlerdi. O da: "Biz sizden korkmaktayız" demişti
Süleyman AteşKorkma dediler, biz sana bilgin bir çocuk(un olacağını) müjdeleriz
Diyanet İşleri Mealiİbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz" demişti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik" demişlerdi
Ali BulaçDediler ki: "Korkma biz sana bilgin bir çocuk müjdelemekteyiz
Süleyman AteşBana ihtiyarlık dokunduktan sonra mı beni müjdelediniz? Ne tuhaf bir şey ile müjdeliyorsunuz beni? dedi
Diyanet İşleri MealiBen kocamışken bana müjde mi veriyorsunuz? Neye dayanarak müjdeliyorsunuz?" deyince
Ali BulaçDedi ki: "Bana ihtiyarlık gelip-çökmüşken mi müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdelemektesiniz
Süleyman AteşSana gerçeği müjdeledik, umut kesenlerden olma! dediler. They said: We bring thee good tidings in truth. So be not thou of the despairing
Diyanet İşleri MealiSeni gerçekten müjdeliyoruz, umutsuzlardan olma" demişlerdi
Ali BulaçDediler ki: "Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse umut kesenlerden olma
Süleyman AteşSapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umut keser? dedi
Diyanet İşleri MealiZaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormuştu: "Ey elçiler! İşiniz nedir
Ali BulaçDedi ki: "Sapıklar dışında Rabbinin rahmetinden kim umut keser
Süleyman Ateş(İbrahim gelenlerin Hak elçileri melekler olduklarını anlayınca): "Ey elçiler, dedi, işiniz nedir
Diyanet İşleri MealiZaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormuştu: "Ey elçiler! İşiniz nedir
Ali BulaçDedi ki: "Ey elçiler, (bunun dışında, diğer) işiniz ne
Süleyman AteşBiz suç işleyen bir kavme gönderildik, dediler
Diyanet İşleri MealiŞöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk
Ali BulaçDediler ki: "Gerçekte biz, suçlu-günahkar olan bir topluluğa gönderildik
Süleyman AteşYalnız Lut ailesi suçlu değildir. Biz onların hepsini kurtaracağız
Diyanet İşleri MealiŞöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk
Ali BulaçAncak Lut ailesi hariçtir; biz onların tümünü muhakkak kurtaracağız
Süleyman AteşAncak karısı hariç. Onun da (suçlularla beraber) kalanlardan olmasını uygun gördük
Diyanet İşleri MealiŞöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk
Ali BulaçAma karısını (kurtaracaklarımız) dışında tuttuk, o, geride kalanlardandır
Süleyman AteşElçiler Lut ailesine geldiklerinde
Diyanet İşleri MealiElçiler Lut'un ailesine gelince, Lut: "Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz" dedi
Ali BulaçBöylelikle elçiler Lut ailesine geldiklerinde
Süleyman Ateş(Lut): "Siz hiç tanınmamış kimselersiniz!" dedi
Diyanet İşleri MealiElçiler Lut'un ailesine gelince, Lut: "Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz" dedi
Ali Bulaç(Lut) Dedi ki: "Sizler gerçekten tanınmamış bir topluluksunuz
Süleyman AteşDediler ki: "Doğrusu, biz onların, hakkında şüphe ettikleri((tanrı azabı)nı sana getirdik
Diyanet İşleri MealiBiz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler
Ali BulaçHayır" dediler. "Biz sana, onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik
Süleyman AteşSana gerçeği getirdik, biz elbette doğru söyleyenleriz
Diyanet İşleri MealiBiz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler
Ali BulaçSana gerçeği getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz
Süleyman AteşHemen gecenin bir parçasında aileni yürüt, sen de arkalarından git, içinizden hiç kimse ardına dönüp bakmasın. Emredildiğiniz yere gidin
Diyanet İşleri MealiBiz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler
Ali BulaçHemen aileni gecenin bir bölümünde yola çıkar, sen de onların ardından git ve sizden hiç kimse arkasına bakmasın; emrolunduğunuz yere gidin
Süleyman AteşOna: "Şunlar sabaha girerlerken arkaları kesilecektir!" buyruğunu bildirdik
Diyanet İşleri MealiBöylece Lut'a bunların sonlarının kesilmiş olarak sabahlıyacaklarını bildirdik
Ali BulaçVe onlara şu emri verdik: "Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir
Süleyman Ateş(Lut kavminin oturduğu Sodom) Kent(inin) halkı, (Lut'un genç konuklarını duyup) sevinerek geldiler
Diyanet İşleri MealiŞehir halkı, sevinerek geldiler
Ali BulaçŞehir halkı birbirlerine müjdeler vererek geldi
Süleyman Ateş(Lut onlara): "Bunlar benim konuğumdur, dedi, beni mahcubetmeyin
Diyanet İşleri MealiLut: "Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni rüsvay etmeyin, Allah'tan korkun, beni utandırmayın" dedi
Ali Bulaç(Lut onlara) "Bunlar benim konuğumdur, beni utandırıp-dillere düşürmeyin" dedi
Süleyman Ateş(Ne olur), Allah'tan korkun, beni rezil etmeyin
Diyanet İşleri MealiLut: "Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni rüsvay etmeyin, Allah'tan korkun, beni utandırmayın" dedi
Ali BulaçAllah'tan korkup-sakının ve beni küçük düşürmeyin
Süleyman AteşSeni alemlerden (başkalarının işine karışmaktan) menetmemiş miydik? dediler
Diyanet İşleri MealiBiz sana kimseyi misafir kabul etmeyi yasak etmemiş miydik?" dediler
Ali BulaçDediler ki: "Biz seni 'herkes(in işin)e karışmaktan' alıkoymamış mıydık
Süleyman AteşEğer yapacaksanız, işte kızlarım. dedi
Diyanet İşleri MealiLut: "Alacaksanız, işte benim kızlarım" dedi
Ali BulaçDedi ki: "Eğer yapmak-istiyorsanız, işte bunlar, benim kızlarım
Süleyman AteşSenin ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı
Diyanet İşleri MealiSenin hayatına and olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı
Ali BulaçÖmrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde kör-sersemdiler
Süleyman AteşGüneşin doğma zamanına girerlerken korkunç ses onları yakaladı
Diyanet İşleri MealiTanyeri ağarırken, çığlık onları yakalayıverdi
Ali BulaçDerken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi
Süleyman AteşO kentin üstünü altına getirdik ve üzerlerine de çamurdan pişmiş taşlar yağdırdık
Diyanet İşleri MealiMemleketlerini alt üst ettik, üzerlerine sert taş yağdırdık
Ali BulaçAnında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık
Süleyman AteşŞüphesiz bunda işaretten anlayanlara (nice) ibretler vardır
Diyanet İşleri MealiBunda, görebilen insanlar için ibretler vardır
Ali BulaçElbette bunda 'derin bir kavrayışa sahip olanlar' için gerçekten ayetler vardır
Süleyman AteşVe o (kent, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır
Diyanet İşleri MealiO şehrin kalıntıları işlek yollar üzerinde hala durmaktadır
Ali BulaçO (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hala) durmaktadır
Süleyman AteşElbette bunda inananlar için bir ibret vardır
Diyanet İşleri MealiBunda inananlar için ibret vardır
Ali BulaçElbette, bunda iman edenler için gerçekten ayetler vardır
Süleyman AteşGerçekten Eyke halkı da zalim kimselerdi
Diyanet İşleri MealiEykeliler de, şüphesiz zalim kimselerdi
Ali BulaçEyke halkı da gerçekten zalim-kimselerdi
Süleyman AteşOnlardan da öcümüzü aldık, her ikisi de (Sodom da, Eyke de) hala (yol üzerinde, gözler) ön(ün) de apaçık durmaktadır
Diyanet İşleri MealiBunun için onlardan da öç aldık. Hala her iki memleket de işlek bir yol üzerindedirler
Ali BulaçBundan dolayı onlardan intikam aldık; her ikisi de açıkça (gözler) ön(ün)dedir
Süleyman AteşAndolsun Hicr halkı (Semud kavmi) de peygamberleri yalanladılar
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, Hicr halkı peygamberi yalanlamışlardı
Ali BulaçAndolsun, Hicr halkı da gönderilen(elçi)leri yalanlamışlardı
Süleyman AteşOnlara ayetlerimizi verdik, ama onlardan yüz çeviriyorlardı
Diyanet İşleri MealiOnlara ayetlerimizi verdiğimiz halde, yüz çevirmişlerdi
Ali BulaçOnlara ayetlerimizi vermiştik de ondan yüz çevirmişlerdi
Süleyman AteşDağlardan güvenli evler yontuyorlardı
Diyanet İşleri MealiDağlarda, güven içinde olarak evler yontuyorlardı
Ali BulaçDağlardan güvenli evler yontuyorlardı
Süleyman AteşSabaha girerlerken onları da (o) korkunç ses yakaladı
Diyanet İşleri MealiSabaha karşı çığlık onları yakalayıverdi
Ali BulaçDerken, sabah vaktine girdiklerinde, onları o dayanılmaz-çığlık yakalayıverdi
Süleyman AteşKazandıkları, kendilerinden hiçbir şeyi savamadı
Diyanet İşleri MealiYaptıkları kendilerine bir fayda sağlamadı
Ali BulaçBuna rağmen kazandıkları şeyler, (uğrayacakları sondan kurtulmak için) onlara yetmedi
Süleyman AteşBiz gökleri yeri ve bunlar arasında bulunanları hak ile yarattık; (gerçeğin ortaya çıkacağı) o sa'at, mutlaka gelecektir! Şimdi sen güzel bir hoşgörü ile hareket et
Diyanet İşleri MealiBiz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları gereğince yarattık. Kıyamet günü şüphesiz gelecektir. O halde yumuşak ve iyi davran
Ali BulaçBiz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak-gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran
Süleyman AteşYaratan, bilen ancak Rabbindir
Diyanet İşleri MealiDoğrusu yaratan ve bilen ancak Rabbindir
Ali BulaçÇünkü Rabbin, yaratan ve bilenin ta Kendisi'dir
Süleyman AteşAndolsun sana ikililerden yedi ve bu büyük Kur'an'ı verdik
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, sana daima tekrarlanan yedi ayetli Fatiha'yı ve Kuran-ı Azim'i verdik
Ali BulaçAndolsun, sana çiftlerden yediyi ve büyük Kur'an'ı verdik
Süleyman AteşOnlardan bazı çiftlere (sınıflara) verdiğimiz dünyalığa gözlerini dikme ve (sana inanmadıkları için) onlara üzülme. Mü'minlere kanadını indir, (onlara karşı mütevazi, şefkatli davran)
Diyanet İşleri MealiKafirler içinde bazı kimselere verdiğimiz kat kat servete gözünü dikme, onlara üzülme; inananları kanatların altına al
Ali BulaçSakın onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, onlara karşı hüzne kapılma, mü'minler için de (şefkat) kanatlarını ger
Süleyman AteşVe: "Ben, ancak ben, apaçık bir uyarıcıyım!" de
Diyanet İşleri MealiDe ki: "Doğrusu ben apaçık bir uyarıcıyım
Ali BulaçVe de ki: "Şüphe yok, ben apaçık bir uyarıcıyım
Süleyman Ateş(Siz bilirsiniz, inanmazsanız Allah'ın azabı başınıza inecektir.) Tıpkı o bölücülere (veya and içenlere) indirdiğimiz gibi (sizin başınıza da azab indiririz)
Diyanet İşleri MealiKuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız
Ali BulaçParça ayırıcılarına indirdiğimiz gibi
Süleyman AteşOnlar ki Kur'an'ı bölük bölük ettiler
Diyanet İşleri MealiKuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız
Ali BulaçKi onlar Kur'anı parça-parça kıldılar
Süleyman AteşSenin Rabbin hakkı için biz onların hepsine mutlaka soracağız
Diyanet İşleri MealiKuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız
Ali BulaçRabbine andolsun, onların tümüne (bunu) soracağız
Süleyman AteşYaptıkları şeylerden
Diyanet İşleri MealiKuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız
Ali BulaçYapmakta oldukları şeyleri
Süleyman AteşSen emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve ortak koşanlara aldırma
Diyanet İşleri MealiArtık buyrulanı açıkça ortaya koy, puta tapanlara aldırış etme
Ali BulaçÖyleyse sen emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve müşriklere aldırış etme
Süleyman AteşO alay edenlere karşı biz sana yeteriz
Diyanet İşleri MealiAllah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir
Ali BulaçŞüphesiz o alay edenlere (karşı) Biz sana yeteriz
Süleyman AteşO, Allah ile beraber başka tanrı tutanlar, yakında (yaptıklarının sonucunu) bileceklerdir
Diyanet İşleri MealiAllah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir
Ali BulaçKi onlar, Allah ile beraber başka İlahları (ortak) kılmaktadırlar; onlar yakında bilip-öğreneceklerdir
Süleyman AteşAndolsun onların söylediklerine senin göğsünün daraldığını (canının sıkıldığını) biliyoruz
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, söyledikleri şeylerden senin gönlünün daraldığını biliyoruz
Ali BulaçAndolsun, onların söylemekte olduklarına karşı senin göğsünün daraldığını biliyoruz
Süleyman AteşSen Rabbini hamd ile tesbih et (O'nu övecek sözlerle an, subhanallahi velhamdulillah de) ve secde edenlerden ol
Diyanet İşleri MealiRabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et
Ali BulaçSen Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol
Süleyman AteşVe Rabbine kulluk et ki sana yakin gelsin (kesin bilgiye eresin)
Diyanet İşleri MealiRabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et
Ali BulaçVe yakîn sana gelinceye kadar Rabbine ibadet et