☪ Anlam Arayışı

29. Al-Ankaboot سُورَةُ العَنكَبُوتِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
29:1
الٓمٓ
الٓمٓ
Elif lam mim

Elmalılı Hamdi YazırElif, Lâm, Mîm

29:2 📚 4
أَحَسِبَ ٱلنَّاسُ أَن يُتۡرَكُوٓاْ أَن يَقُولُوٓاْ ءَامَنَّا وَهُمۡ لَا يُفۡتَنُونَ
أَحَسِبَ
insanlar-mı sandılar?
ٱلنَّاسُ
insanlar
أَن
bırakılacaklarını
يُتْرَكُوٓا۟
they will be left
أَن
demekle
يَقُولُوٓا۟
they say
ءَامَنَّا
inandık
وَهُمْ
onlar
لَا
hiç
يُفْتَنُونَ
sınanmadan

Elmalılı Hamdi Yazırİnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar

29:3 📚 1
وَلَقَدۡ فَتَنَّا ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۖ فَلَيَعۡلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ صَدَقُواْ وَلَيَعۡلَمَنَّ ٱلۡكَٰذِبِينَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
فَتَنَّا
biz sınadık
ٱلَّذِينَ
kimseleri
مِن
onlardan öncekilerden
قَبْلِهِمْ ۖ
(were) before them
فَلَيَعْلَمَنَّ
elbette bilecektir
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِينَ
kimseleri
صَدَقُوا۟
doğruları
وَلَيَعْلَمَنَّ
ve bilecektir
ٱلْكَـٰذِبِينَ
yalancıları

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır

29:4
أَمۡ حَسِبَ ٱلَّذِينَ يَعۡمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن يَسۡبِقُونَاۚ سَآءَ مَا يَحۡكُمُونَ
أَمْ
yoksa
حَسِبَ
kimseler-mı sandılar?
ٱلَّذِينَ
kimseler
يَعْمَلُونَ
yapan(lar)
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
kötülükleri
أَن
bizi geçeceklerini
يَسْبِقُونَا ۚ
they can outrun Us
سَآءَ
ne kötü
مَا
hüküm veriyorlar
يَحْكُمُونَ
they judge

Elmalılı Hamdi YazırYoksa kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sandılar? Ne kadar kötü (ve yanlış) hüküm veriyorlar

29:5 📚 4
مَن كَانَ يَرۡجُواْ لِقَآءَ ٱللَّهِ فَإِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ لَأٓتࣲۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ
مَن
kim
كَانَ
ise
يَرْجُوا۟
umuyor
لِقَآءَ
ile buluşmayı
ٱللَّهِ
Allah
فَإِنَّ
şüphesiz
أَجَلَ
(buluşma) vakti
ٱللَّهِ
Allah'ın
لَـَٔاتٍۢ ۚ
gelmektedir
وَهُوَ
ve O
ٱلسَّمِيعُ
işitendir
ٱلْعَلِيمُ
bilendir

Elmalılı Hamdi YazırHer kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa bilsin ki, Allah'ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O her şeyi işiten ve bilendir

29:6
وَمَن جَٰهَدَ فَإِنَّمَا يُجَٰهِدُ لِنَفۡسِهِۦٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنِ ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَمَن
ve kim
جَـٰهَدَ
cihad ederse
فَإِنَّمَا
ancak
يُجَـٰهِدُ
cihad eder
لِنَفْسِهِۦٓ ۚ
kendi yararına
إِنَّ
elbette
ٱللَّهَ
Allah
لَغَنِىٌّ
zengindir
عَنِ
alemlerden
ٱلْعَـٰلَمِينَ
the worlds

Elmalılı Hamdi YazırCihad eden ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, âlemlerden müstağnidir

29:7
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَنُكَفِّرَنَّ عَنۡهُمۡ سَيِّـَٔاتِهِمۡ وَلَنَجۡزِيَنَّهُمۡ أَحۡسَنَ ٱلَّذِي كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
ءَامَنُوا۟
inananlar
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlar
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
لَنُكَفِّرَنَّ
mutlaka örteceğiz
عَنْهُمْ
onların
سَيِّـَٔاتِهِمْ
kötülüklerini
وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ
ve onları mükafatlandıracağız
أَحْسَنَ
en güzeliyle
ٱلَّذِى
olduklarının
كَانُوا۟
they used
يَعْمَلُونَ
yapmış

Elmalılı Hamdi Yazırİman edip iyi işler yapanların kötülüklerini elbette örteriz ve onlara, yaptıklarının daha güzeli ile karşılık veririz

29:8 📚 2
وَوَصَّيۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ بِوَٰلِدَيۡهِ حُسۡنࣰ اۖ وَإِن جَٰهَدَاكَ لِتُشۡرِكَ بِي مَا لَيۡسَ لَكَ بِهِۦ عِلۡمࣱ فَلَا تُطِعۡهُمَآۚ إِلَيَّ مَرۡجِعُكُمۡ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
وَوَصَّيْنَا
ve biz tavsiye ettik
ٱلْإِنسَـٰنَ
insana
بِوَٰلِدَيْهِ
ana babasına
حُسْنًۭا ۖ
iyilik etmeyi
وَإِن
ve eğer
جَـٰهَدَاكَ
onlar seni zorlarlarsa
لِتُشْرِكَ
ortak koşman için
بِى
bana
مَا
bir şeyi
لَيْسَ
olmayan
لَكَ
senin
بِهِۦ
hakkında
عِلْمٌۭ
bilgin
فَلَا
asla
تُطِعْهُمَآ ۚ
onlara ita'at etme
إِلَىَّ
banadır
مَرْجِعُكُمْ
dönüşünüz
فَأُنَبِّئُكُم
size haber veririm
بِمَا
şeyleri
كُنتُمْ
olduğunuz
تَعْمَلُونَ
yapmış

Elmalılı Hamdi YazırBiz insana, ana babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Eğer onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak banadır. O zaman, size yapmış olduklarınızı haber vereceğim

29:9
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَنُدۡخِلَنَّهُمۡ فِي ٱلصَّٰلِحِينَ
وَٱلَّذِينَ
ve kimseleri
ءَامَنُوا۟
inananları
وَعَمِلُوا۟
ve yapanları
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
لَنُدْخِلَنَّهُمْ
sokarız
فِى
arasına
ٱلصَّـٰلِحِينَ
salihler

Elmalılı Hamdi Yazırİman edip iyi işler yapanları, muhakkak salihler (zümresi) içine katarız

29:10 📚 1
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ فَإِذَآ أُوذِيَ فِي ٱللَّهِ جَعَلَ فِتۡنَةَ ٱلنَّاسِ كَعَذَابِ ٱللَّهِۖ وَلَئِن جَآءَ نَصۡرࣱ مِّن رَّبِّكَ لَيَقُولُنَّ إِنَّا كُنَّا مَعَكُمۡۚ أَوَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِأَعۡلَمَ بِمَا فِي صُدُورِ ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَمِنَ
ve
ٱلنَّاسِ
insanlardan
مَن
kimisi
يَقُولُ
der
ءَامَنَّا
inandık
بِٱللَّهِ
Allah'a
فَإِذَآ
fakat
أُوذِىَ
eziyet edilince
فِى
uğrunda
ٱللَّهِ
Allah
جَعَلَ
sayar
فِتْنَةَ
işkencesini
ٱلنَّاسِ
insanların
كَعَذَابِ
azabı gibi
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلَئِن
ama
جَآءَ
gelse
نَصْرٌۭ
bir yardım
مِّن
Rabbinden
رَّبِّكَ
your Lord
لَيَقُولُنَّ
andolsun derler ki
إِنَّا
elbette biz de
كُنَّا
sizinle beraberdik
مَعَكُمْ ۚ
with you
أَوَلَيْسَ
değil midir?
ٱللَّهُ
Allah
بِأَعْلَمَ
daha iyi bilen
بِمَا
bulunanı
فِى
göğüslerinde
صُدُورِ
(the) breasts
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Elmalılı Hamdi Yazırİnsanlardan kimi vardır ki, "Allah'a inandık" der; fakat Allah uğrunda eziyete uğratıldığı zaman, insanların işkencesini Allah'ın azabı gibi tutar. Halbuki Rabbinden bir yardım gelecek olsa, mutlaka, "Doğrusu biz de sizinle beraberdik" derler. Acaba Allah, herkesin kalbindekileri en iyi bilen değil midir

29:11
وَلَيَعۡلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَلَيَعۡلَمَنَّ ٱلۡمُنَٰفِقِينَ
وَلَيَعْلَمَنَّ
ve elbette bilir
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ءَامَنُوا۟
inananları
وَلَيَعْلَمَنَّ
ve elbette bilir
ٱلْمُنَـٰفِقِينَ
iki yüzlüleri

Elmalılı Hamdi YazırAllah, elbette (O'na gönülden) iman edenleri de, iki yüzlüleri de bilir

29:12
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّبِعُواْ سَبِيلَنَا وَلۡنَحۡمِلۡ خَطَٰيَٰكُمۡ وَمَا هُم بِحَٰمِلِينَ مِنۡ خَطَٰيَٰهُم مِّن شَيۡءٍۖ إِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ
وَقَالَ
ve dedi(ler)
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar edenler
لِلَّذِينَ
kimselere
ءَامَنُوا۟
inananlara
ٱتَّبِعُوا۟
siz uyun
سَبِيلَنَا
bizim yolumuza
وَلْنَحْمِلْ
ve biz taşırız
خَطَـٰيَـٰكُمْ
sizin hatalarınızı
وَمَا
oysa değillerdir
هُم
kendileri
بِحَـٰمِلِينَ
taşıyacak
مِنْ
onların hatalarından
خَطَـٰيَـٰهُم
their sins
مِّن
hiçbir
شَىْءٍ ۖ
şey
إِنَّهُمْ
elbette onlar
لَكَـٰذِبُونَ
tamamen yalancıdırlar

Elmalılı Hamdi YazırKâfirler, iman edenlere, "Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim" derler. Halbuki onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. Gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler

29:13
وَلَيَحۡمِلُنَّ أَثۡقَالَهُمۡ وَأَثۡقَالࣰ ا مَّعَ أَثۡقَالِهِمۡۖ وَلَيُسۡـَٔلُنَّ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ عَمَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ
وَلَيَحْمِلُنَّ
ve onlar taşıyacaklar
أَثْقَالَهُمْ
kendi yüklerini
وَأَثْقَالًۭا
ve (başka) yükleri
مَّعَ
beraber
أَثْقَالِهِمْ ۖ
kendi yükleriyle
وَلَيُسْـَٔلُنَّ
ve elbette sorguya çekileceklerdir
يَوْمَ
gününde
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
عَمَّا
şeylerden
كَانُوا۟
oldukları
يَفْتَرُونَ
uyduruyor(lar)

Elmalılı Hamdi Yazır(Fakat gerçek şu ki) elbette kendi yüklerini, kendi yükleriyle birlikte nice yükleri (başkalarını saptırmanın vebalini) taşıyacaklar ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir

29:14 📚 3
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَلَبِثَ فِيهِمۡ أَلۡفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمۡسِينَ عَامࣰ ا فَأَخَذَهُمُ ٱلطُّوفَانُ وَهُمۡ ظَٰلِمُونَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
أَرْسَلْنَا
biz gönderdik
نُوحًا
Nuh'u
إِلَىٰ
kavmine
قَوْمِهِۦ
his people
فَلَبِثَ
kaldı
فِيهِمْ
onların arasında
أَلْفَ
bin
سَنَةٍ
seneden
إِلَّا
eksik
خَمْسِينَ
elli
عَامًۭا
yıl
فَأَخَذَهُمُ
sonunda yakaladı
ٱلطُّوفَانُ
Tufan
وَهُمْ
haksızlık edenleri
ظَـٰلِمُونَ
(were) wrongdoers

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki Nuh'u kendi kavmine gönderdik de, o dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Sonunda, onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi

29:15
فَأَنجَيۡنَٰهُ وَأَصۡحَٰبَ ٱلسَّفِينَةِ وَجَعَلۡنَٰهَآ ءَايَةࣰ لِّلۡعَٰلَمِينَ
فَأَنجَيْنَـٰهُ
fakat onu kurtardık
وَأَصْحَـٰبَ
ve halkını
ٱلسَّفِينَةِ
gemi
وَجَعَلْنَـٰهَآ
ve onu yaptık
ءَايَةًۭ
bir ibret
لِّلْعَـٰلَمِينَ
alemlere

Elmalılı Hamdi YazırFakat biz onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret yaptık

29:16
وَإِبۡرَٰهِيمَ إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ وَٱتَّقُوهُۖ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرࣱ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
وَإِبْرَٰهِيمَ
ve İbrahim(i gönderdik)
إِذْ
hani
قَالَ
dedi ki
لِقَوْمِهِ
kavmine
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
وَٱتَّقُوهُ ۖ
ve O'ndan korkun
ذَٰلِكُمْ
bu
خَيْرٌۭ
daha hayırlıdır
لَّكُمْ
sizin için
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
تَعْلَمُونَ
biliyor(lar)

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim'i de gönderdik. O kavmine şöyle demişti: "Allah'a kulluk edin, O'na karşı gelmekten sakının. Eğer bilmiş olsanız bu sizin için daha hayırlıdır

29:17 📚 6
إِنَّمَا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوۡثَٰنࣰ ا وَتَخۡلُقُونَ إِفۡكًاۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَمۡلِكُونَ لَكُمۡ رِزۡقࣰ ا فَٱبۡتَغُواْ عِندَ ٱللَّهِ ٱلرِّزۡقَ وَٱعۡبُدُوهُ وَٱشۡكُرُواْ لَهُۥٓۖ إِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ
إِنَّمَا
ancak
تَعْبُدُونَ
siz tapıyorsunuz
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
أَوْثَـٰنًۭا
bir takım putlara
وَتَخْلُقُونَ
ve uyduruyorsunuz
إِفْكًا ۚ
yalan şeyler
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
sizin taptıklarınız
تَعْبُدُونَ
you worship
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
لَا
güçleri yetmez
يَمْلِكُونَ
possess
لَكُمْ
size
رِزْقًۭا
rızık vermeye
فَٱبْتَغُوا۟
siz arayın
عِندَ
yanında
ٱللَّهِ
Allah'ın
ٱلرِّزْقَ
rızkı
وَٱعْبُدُوهُ
ve O'na tapın
وَٱشْكُرُوا۟
ve şükredin
لَهُۥٓ ۖ
O'na
إِلَيْهِ
O'na
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz

Elmalılı Hamdi YazırSiz Allah'ı bırakıp sadece birtakım putlara tapıyor, asılsız sözler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, size rızık veremezler. O halde rızkı Allah katında arayın. O'na kulluk edin. Ancak O'na döndürüleceksiniz

29:18
وَإِن تُكَذِّبُواْ فَقَدۡ كَذَّبَ أُمَمࣱ مِّن قَبۡلِكُمۡۖ وَمَا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلۡبَلَٰغُ ٱلۡمُبِينُ
وَإِن
ve eğer
تُكَذِّبُوا۟
yalanlarsanız
فَقَدْ
elbette
كَذَّبَ
yalanlamışlardı
أُمَمٌۭ
ümmetler de
مِّن
sizden önceki
قَبْلِكُمْ ۖ
before you
وَمَا
ve yoktur
عَلَى
düşen
ٱلرَّسُولِ
elçiye
إِلَّا
başka bir şey
ٱلْبَلَـٰغُ
tebliğ etmekten
ٱلْمُبِينُ
açıkça

Elmalılı Hamdi YazırEğer (size tebliğ edileni) yalan sayarsanız, bilin ki sizden önceki birçok milletler de yalan saymışlardı. Peygambere düşen yalnız açık bir tebliğdir

29:19 📚 2
أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ كَيۡفَ يُبۡدِئُ ٱللَّهُ ٱلۡخَلۡقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥٓۚ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرࣱ‏
أَوَلَمْ
görmediler mi?
يَرَوْا۟
they see
كَيْفَ
nasıl
يُبْدِئُ
başlatıyor
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْخَلْقَ
yaratmayı
ثُمَّ
sonra
يُعِيدُهُۥٓ ۚ
onu iade ediyor
إِنَّ
şüphesiz
ذَٰلِكَ
bu
عَلَى
göre
ٱللَّهِ
Allah'a
يَسِيرٌۭ
kolaydır

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın mahlukunu ilk baştan nasıl yarattığını, sonra bunu tekrarladığını görmediler mi? Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır

29:20 📚 3
قُلۡ سِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَٱنظُرُواْ كَيۡفَ بَدَأَ ٱلۡخَلۡقَۚ ثُمَّ ٱللَّهُ يُنشِئُ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأٓخِرَةَۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣱ‏
قُلْ
de ki
سِيرُوا۟
gezin
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
فَٱنظُرُوا۟
ve bakın
كَيْفَ
nasıl
بَدَأَ
başladı
ٱلْخَلْقَ ۚ
yaratmağa
ثُمَّ
sonra
ٱللَّهُ
Allah
يُنشِئُ
yapacaktır
ٱلنَّشْأَةَ
yaratmayı da
ٱلْـَٔاخِرَةَ ۚ
son
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
قَدِيرٌۭ
gücü yeter

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, Allah ilk baştan nasıl yaratmış bakın. İşte Allah bundan sonra (aynı şekilde) ahiret hayatını da yaratacaktır." Gerçekten Allah her şeye kadirdir

29:21 📚 1
يُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَيَرۡحَمُ مَن يَشَآءُۖ وَإِلَيۡهِ تُقۡلَبُونَ
يُعَذِّبُ
azabeder
مَن
kimseye
يَشَآءُ
dilediği
وَيَرْحَمُ
ve acır
مَن
kimseye
يَشَآءُ ۖ
dilediği
وَإِلَيْهِ
ve hepiniz O'na
تُقْلَبُونَ
çevrilirsiniz

Elmalılı Hamdi YazırO, dilediğine azab eder, dilediğine rahmet eder. Ancak O'na döndürüleceksiniz

29:22 📚 1
وَمَآ أَنتُم بِمُعۡجِزِينَ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فِي ٱلسَّمَآءِۖ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِيࣲّ وَلَا نَصِيرࣲ‏
وَمَآ
ve değilsiniz
أَنتُم
siz
بِمُعْجِزِينَ
aciz bırakacak
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَلَا
ve ne de
فِى
gökte
ٱلسَّمَآءِ ۖ
the heaven
وَمَا
ve yoktur
لَكُم
sizin için
مِّن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
مِن
hiçbir
وَلِىٍّۢ
koruyucu(nuz)
وَلَا
ve ne de
نَصِيرٍۢ
bir yardımcı(nız)

Elmalılı Hamdi YazırSiz ne yeryüzünde, ne de gökte (Allah'ı) aciz bırakamazsınız. Allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamazsınız

29:23
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَلِقَآئِهِۦٓ أُوْلَٰٓئِكَ يَئِسُواْ مِن رَّحۡمَتِي وَأُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏
وَٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلِقَآئِهِۦٓ
ve O'nunla buluşmayı
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
يَئِسُوا۟
ümidi kesmişlerdir
مِن
benim rahmetimden
رَّحْمَتِى
My Mercy
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve işte
لَهُمْ
onlar için vardır
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌۭ
acıklı

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın âyetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr edenler var ya, işte onlar benim rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir ve onlar için acıklı bir azab vardır

29:24
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوۡمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُواْ ٱقۡتُلُوهُ أَوۡ حَرِّقُوهُ فَأَنجَىٰهُ ٱللَّهُ مِنَ ٱلنَّارِۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يُؤۡمِنُونَ
فَمَا
ve
كَانَ
olmadı
جَوَابَ
cevabı
قَوْمِهِۦٓ
kavminin
إِلَّآ
başka bir şey
أَن
demelerinden
قَالُوا۟
they said
ٱقْتُلُوهُ
onu öldürün
أَوْ
yahut
حَرِّقُوهُ
onu yakın
فَأَنجَىٰهُ
fakat onu kurtardı
ٱللَّهُ
Allah
مِنَ
ateşten
ٱلنَّارِ ۚ
the fire
إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَـٰتٍۢ
ibretler
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يُؤْمِنُونَ
inanan

Elmalılı Hamdi YazırKavminin (İbrahim'e) cevabı ise, "Onu öldürün, yahut yakın!" demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardır

29:25
وَقَالَ إِنَّمَا ٱتَّخَذۡتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ أَوۡثَٰنࣰ ا مَّوَدَّةَ بَيۡنِكُمۡ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ ثُمَّ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ يَكۡفُرُ بَعۡضُكُم بِبَعۡضࣲ وَيَلۡعَنُ بَعۡضُكُم بَعۡضࣰ ا وَمَأۡوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّٰصِرِينَ
وَقَالَ
ve dedi ki
إِنَّمَا
şüphesiz
ٱتَّخَذْتُم
siz edindiniz
مِّن
bırakıp
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'ı
أَوْثَـٰنًۭا
birtakım putlar
مَّوَدَّةَ
sevmek için
بَيْنِكُمْ
birbirinizi
فِى
hayatında
ٱلْحَيَوٰةِ
the life
ٱلدُّنْيَا ۖ
dünya
ثُمَّ
sonra
يَوْمَ
gününde
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
يَكْفُرُ
inkar edersiniz
بَعْضُكُم
bir kısmınız
بِبَعْضٍۢ
diğerini
وَيَلْعَنُ
ve la'netlersiniz
بَعْضُكُم
bir kısmınız
بَعْضًۭا
diğerini
وَمَأْوَىٰكُمُ
ve varacağınız yer
ٱلنَّارُ
ateştir
وَمَا
ve yoktur
لَكُم
sizin için
مِّن
hiçbir
نَّـٰصِرِينَ
yardımcı

Elmalılı Hamdi Yazır(İbrahim onlara) dedi ki: "Siz, sırf aranızdaki dünya hayatına has muhabbet uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü (geldiğinde) ise, kiminiz kiminizi tanımayacak, kiminiz kiminizi lanetleyecektir. Varacağınız yer cehennemdir. Ve hiç yardımcınız da yoktur

29:26 📚 1
۞فَـَٔامَنَ لَهُۥ لُوطࣱۘ وَقَالَ إِنِّي مُهَاجِرٌ إِلَىٰ رَبِّيٓۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ
۞ فَـَٔامَنَ
bunun üzerine inandı
لَهُۥ
ona
لُوطٌۭ ۘ
Lut
وَقَالَ
ve dedi ki
إِنِّى
elbette ben
مُهَاجِرٌ
hicret edeceğim
إِلَىٰ
Rabbime
رَبِّىٓ ۖ
my Lord
إِنَّهُۥ
kuşkusuz O
هُوَ
O
ٱلْعَزِيزُ
Azizdir
ٱلْحَكِيمُ
Hakimdir

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine ona sadece Lut iman etti. (İbrahim) de dedi ki: "Ben Rabbime hicret edeceğim. Şüphe yok ki O çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir

29:27 📚 3
وَوَهَبۡنَا لَهُۥٓ إِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَ وَجَعَلۡنَا فِي ذُرِّيَّتِهِ ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلۡكِتَٰبَ وَءَاتَيۡنَٰهُ أَجۡرَهُۥ فِي ٱلدُّنۡيَاۖ وَإِنَّهُۥ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
وَوَهَبْنَا
ve biz armağan ettik
لَهُۥٓ
ona
إِسْحَـٰقَ
İshak'ı
وَيَعْقُوبَ
ve Ya'kub'u
وَجَعَلْنَا
ve verdik
فِى
içindekilere
ذُرِّيَّتِهِ
onun nesli
ٱلنُّبُوَّةَ
peygamberlik
وَٱلْكِتَـٰبَ
ve Kitap
وَءَاتَيْنَـٰهُ
ve ona verdik
أَجْرَهُۥ
karşılığını
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا ۖ
the world
وَإِنَّهُۥ
ve şüphesiz o
فِى
ahirette
ٱلْـَٔاخِرَةِ
the Hereafter
لَمِنَ
elbette
ٱلصَّـٰلِحِينَ
iyilerdendir

Elmalılı Hamdi YazırO'na İshak ve Yakub'u bağışladık. Peygamberliği ve kitapları, onun soyundan gelenlere verdik. Onu dünyada mükafatlandırdık. Şüphesiz o, ahirette de salihler (zümresin)dendir

29:28
وَلُوطًا إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ إِنَّكُمۡ لَتَأۡتُونَ ٱلۡفَٰحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنۡ أَحَدࣲ مِّنَ ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَلُوطًا
ve Lut
إِذْ
hani
قَالَ
dedi ki
لِقَوْمِهِۦٓ
kavmine
إِنَّكُمْ
şüphesiz siz
لَتَأْتُونَ
gidiyorsunuz
ٱلْفَـٰحِشَةَ
bir fuhşa
مَا
yapmadığı
سَبَقَكُم
sizden önce
بِهَا
onu
مِنْ
hiç
أَحَدٍۢ
kimsenin
مِّنَ
alemlerden
ٱلْعَـٰلَمِينَ
the worlds

Elmalılı Hamdi YazırLut'u da gönderdik. O kavmine demişti ki: "Gerçekten siz, daha önce hiçbir milletin yapmadığı bir hayasızlığı yapıyorsunuz

29:29
أَئِنَّكُمۡ لَتَأۡتُونَ ٱلرِّجَالَ وَتَقۡطَعُونَ ٱلسَّبِيلَ وَتَأۡتُونَ فِي نَادِيكُمُ ٱلۡمُنكَرَۖ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوۡمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُواْ ٱئۡتِنَا بِعَذَابِ ٱللَّهِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
أَئِنَّكُمْ
siz ha?
لَتَأْتُونَ
gidiyorsunuz
ٱلرِّجَالَ
erkeklere
وَتَقْطَعُونَ
ve kesiyorsunuz
ٱلسَّبِيلَ
yol
وَتَأْتُونَ
ve yapıyorsunuz
فِى
toplantılarınızda
نَادِيكُمُ
your meetings
ٱلْمُنكَرَ ۖ
edepsizce şeyler
فَمَا
fakat
كَانَ
olmadı
جَوَابَ
cevabı
قَوْمِهِۦٓ
Kavmi'nin
إِلَّآ
başka
أَن
demelerinden
قَالُوا۟
they said
ٱئْتِنَا
haydi getir
بِعَذَابِ
azabını
ٱللَّهِ
Allah'ın
إِن
eğer
كُنتَ
isen
مِنَ
doğrulardan
ٱلصَّـٰدِقِينَ
the truthful

Elmalılı Hamdi Yazır(Bu ilâhî ikazdan sonra) siz, ille de erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?" Kavminin cevabı ise, şöyle demelerinden ibaret oldu: "Doğru söyleyenlerden isen Allah'ın azabını getir bize

29:30
قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِي عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡمُفۡسِدِينَ
قَالَ
(Lut) dedi
رَبِّ
Rabbim
ٱنصُرْنِى
bana yardım et
عَلَى
karşı
ٱلْقَوْمِ
şu kavme
ٱلْمُفْسِدِينَ
bozguncu

Elmalılı Hamdi Yazır(Lut:) "Ey Rabbim! Şu fesatçılar güruhuna karşı bana yardım eyle" dedi

29:31
وَلَمَّا جَآءَتۡ رُسُلُنَآ إِبۡرَٰهِيمَ بِٱلۡبُشۡرَىٰ قَالُوٓاْ إِنَّا مُهۡلِكُوٓاْ أَهۡلِ هَٰذِهِ ٱلۡقَرۡيَةِۖ إِنَّ أَهۡلَهَا كَانُواْ ظَٰلِمِينَ
وَلَمَّا
zaman
جَآءَتْ
geldikleri
رُسُلُنَآ
elçilerimiz
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim'e
بِٱلْبُشْرَىٰ
bir müjde ile
قَالُوٓا۟
dediler ki
إِنَّا
muhakkak biz
مُهْلِكُوٓا۟
helak edeceğiz
أَهْلِ
halkını
هَـٰذِهِ
şu
ٱلْقَرْيَةِ ۖ
(Sodom) kentin
إِنَّ
çünkü
أَهْلَهَا
oranın halkı
كَانُوا۟
oldular
ظَـٰلِمِينَ
zalimler(den)

Elmalılı Hamdi YazırElçilerimiz İbrahim'e (iki oğul vereceğimize dair) müjdeyi getirdiklerinde şöyle dediler: "Biz bu memleket halkını helak edeceğiz. Çünkü oranın halkı zalim kimselerdir

29:32
قَالَ إِنَّ فِيهَا لُوطࣰ اۚ قَالُواْ نَحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَن فِيهَاۖ لَنُنَجِّيَنَّهُۥ وَأَهۡلَهُۥٓ إِلَّا ٱمۡرَأَتَهُۥ كَانَتۡ مِنَ ٱلۡغَٰبِرِينَ
قَالَ
(İbrahim) dedi ki
إِنَّ
ama
فِيهَا
orada vardır
لُوطًۭا ۚ
Lut
قَالُوا۟
dediler ki
نَحْنُ
biz
أَعْلَمُ
daha iyi biliriz
بِمَن
kimin bulunduğunu
فِيهَا ۖ
orada
لَنُنَجِّيَنَّهُۥ
onu kurtaracağız
وَأَهْلَهُۥٓ
ve ailesini
إِلَّا
yalnız
ٱمْرَأَتَهُۥ
karısı
كَانَتْ
olmuştur
مِنَ
kalacaklardan
ٱلْغَـٰبِرِينَ
those who remain behind

Elmalılı Hamdi Yazır(İbrahim) dedi ki: "Ama orada Lut var!" Şöyle cevap verdiler: "Biz orada kimlerin bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Yalnız karısı müstesna; o geride (azabda) kalacaklar arasındadır

29:33
وَلَمَّآ أَن جَآءَتۡ رُسُلُنَا لُوطࣰ ا سِيٓءَ بِهِمۡ وَضَاقَ بِهِمۡ ذَرۡعࣰ اۖ وَقَالُواْ لَا تَخَفۡ وَلَا تَحۡزَنۡ إِنَّا مُنَجُّوكَ وَأَهۡلَكَ إِلَّا ٱمۡرَأَتَكَ كَانَتۡ مِنَ ٱلۡغَٰبِرِينَ
وَلَمَّآ
ne zaman ki
أَن
geldi
جَآءَتْ
came
رُسُلُنَا
elçilerimiz
لُوطًۭا
Lut'a
سِىٓءَ
fenalaştı
بِهِمْ
onlar yüzünden
وَضَاقَ
ve daraldı
بِهِمْ
onlar hakkında
ذَرْعًۭا
huzursuzca
وَقَالُوا۟
ve dediler
لَا
korkma
تَخَفْ
fear
وَلَا
ve ne de
تَحْزَنْ ۖ
üzülme
إِنَّا
elbette biz
مُنَجُّوكَ
seni kurtaracağız
وَأَهْلَكَ
ve aileni
إِلَّا
yalnız
ٱمْرَأَتَكَ
karın
كَانَتْ
olmuştur
مِنَ
kalacaklardan
ٱلْغَـٰبِرِينَ
those who remain behind

Elmalılı Hamdi YazırElçilerimiz Lut'a gelince, onlar hakkında tasalandı. Ve onlar(ı düşünmesi) sebebiyle takatten düştü. O'na: "Korkma, tasalanma! Çünkü biz seni de, aileni de kurtaracağız. Yalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan karın müstesna" dediler

29:34
إِنَّا مُنزِلُونَ عَلَىٰٓ أَهۡلِ هَٰذِهِ ٱلۡقَرۡيَةِ رِجۡزࣰ ا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُواْ يَفۡسُقُونَ
إِنَّا
şüphesiz biz
مُنزِلُونَ
indireceğiz
عَلَىٰٓ
üstüne
أَهْلِ
halkının
هَـٰذِهِ
şu
ٱلْقَرْيَةِ
ülke
رِجْزًۭا
bir azab
مِّنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
(the) sky
بِمَا
sebebiyle
كَانُوا۟
olmaları
يَفْسُقُونَ
fasıklık yapıyor(lar)

Elmalılı Hamdi YazırBiz şüphesiz bu memleket halkının üzerine, yoldan çıkmalarına karşılık (feci) bir azab indireceğiz."(dediler)

29:35
وَلَقَد تَّرَكۡنَا مِنۡهَآ ءَايَةَۢ بَيِّنَةࣰ لِّقَوۡمࣲ يَعۡقِلُونَ
وَلَقَد
ve andolsun
تَّرَكْنَا
biz bırakmışızdır
مِنْهَآ
ondan
ءَايَةًۢ
bir işaret
بَيِّنَةًۭ
açık
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَعْقِلُونَ
aklını kullanan

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişanesi bırakmışızdır

29:36
وَإِلَىٰ مَدۡيَنَ أَخَاهُمۡ شُعَيۡبࣰ ا فَقَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ وَٱرۡجُواْ ٱلۡيَوۡمَ ٱلۡأٓخِرَ وَلَا تَعۡثَوۡاْ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُفۡسِدِينَ
وَإِلَىٰ
ve
مَدْيَنَ
Medyen'e
أَخَاهُمْ
kardeşleri
شُعَيْبًۭا
Şuayb'i (gönderdik)
فَقَالَ
dedi
يَـٰقَوْمِ
ey kavmim
ٱعْبُدُوا۟
kuluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
وَٱرْجُوا۟
ve umun
ٱلْيَوْمَ
gününü
ٱلْـَٔاخِرَ
ahiret
وَلَا
ve asla
تَعْثَوْا۟
karışıklık çıkarmayın
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
مُفْسِدِينَ
bozgunculukla

Elmalılı Hamdi YazırMedyen'e de kardeşleri Şuayb'ı gönderdik ve Şuayb, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, ahiret gününe ümit bağlayın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın!" dedi

29:37
فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلرَّجۡفَةُ فَأَصۡبَحُواْ فِي دَارِهِمۡ جَٰثِمِينَ
فَكَذَّبُوهُ
onu yalanladılar
فَأَخَذَتْهُمُ
bu yüzden onları yakaladı
ٱلرَّجْفَةُ
deprem
فَأَصْبَحُوا۟
ve kaldılar
فِى
yurtlarında
دَارِهِمْ
their home
جَـٰثِمِينَ
diz üstü çöküp

Elmalılı Hamdi YazırFakat onu yalancılıkla itham ettiler. Derken, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar

29:38
وَعَادࣰ ا وَثَمُودَاْ وَقَد تَّبَيَّنَ لَكُم مِّن مَّسَٰكِنِهِمۡۖ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ أَعۡمَٰلَهُمۡ فَصَدَّهُمۡ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَكَانُواْ مُسۡتَبۡصِرِينَ
وَعَادًۭا
ve Ad'ı
وَثَمُودَا۟
ve Semud'u
وَقَد
ve gerçekten
تَّبَيَّنَ
bu belli olmaktadır
لَكُم
size
مِّن
oturdukları yerlerden
مَّسَـٰكِنِهِمْ ۖ
their dwellings
وَزَيَّنَ
ve süsledi
لَهُمُ
onlara
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytan
أَعْمَـٰلَهُمْ
yaptıkları işlerini
فَصَدَّهُمْ
ve onları çıkardı
عَنِ
yoldan
ٱلسَّبِيلِ
the Way
وَكَانُوا۟
ve oldular
مُسْتَبْصِرِينَ
görenlerden

Elmalılı Hamdi YazırAd ve Semud'u da (helak ediverdik). Sizin için, (onların başına nelerin geldiği) oturdukları yerlerden apaçık anlaşılmaktadır. Şeytan onlara yaptıkları işleri güzel gösterip onları doğru yoldan çıkardı. Oysa bakıp görebilecek durumdaydılar

29:39
وَقَٰرُونَ وَفِرۡعَوۡنَ وَهَٰمَٰنَۖ وَلَقَدۡ جَآءَهُم مُّوسَىٰ بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَٱسۡتَكۡبَرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَمَا كَانُواْ سَٰبِقِينَ
وَقَـٰرُونَ
ve Kaarun'u
وَفِرْعَوْنَ
ve Fir'avn'ı
وَهَـٰمَـٰنَ ۖ
ve Haman'ı
وَلَقَدْ
ve andolsun
جَآءَهُم
onlara geldi
مُّوسَىٰ
Musa
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
açık kanıtlarla
فَٱسْتَكْبَرُوا۟
fakat onlar büyüklük tasladılar
فِى
o yerde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَمَا
ama
كَانُوا۟
değillerdi
سَـٰبِقِينَ
geçip gidecek

Elmalılı Hamdi YazırKarun'u, Firavun'u ve Hâmân'ı da (helak ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Halbuki (azabımızı aşıp ) geçebilecek değillerdi

29:40 📚 2
فَكُلًّا أَخَذۡنَا بِذَنۢبِهِۦۖ فَمِنۡهُم مَّنۡ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِ حَاصِبࣰ ا وَمِنۡهُم مَّنۡ أَخَذَتۡهُ ٱلصَّيۡحَةُ وَمِنۡهُم مَّنۡ خَسَفۡنَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ وَمِنۡهُم مَّنۡ أَغۡرَقۡنَاۚ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظۡلِمَهُمۡ وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ
فَكُلًّا
nitekim hepsini
أَخَذْنَا
yakaladık
بِذَنۢبِهِۦ ۖ
günahıyla
فَمِنْهُم
onlardan
مَّنْ
kiminin
أَرْسَلْنَا
gönderdik
عَلَيْهِ
üstüne
حَاصِبًۭا
taş yağdıran bir fırtına
وَمِنْهُم
ve onlardan
مَّنْ
kimini
أَخَذَتْهُ
yakaladı
ٱلصَّيْحَةُ
korkunç bir ses
وَمِنْهُم
ve onlardan
مَّنْ
kimini
خَسَفْنَا
batırdık
بِهِ
onunla
ٱلْأَرْضَ
yere
وَمِنْهُم
ve onlardan
مَّنْ
kimini
أَغْرَقْنَا ۚ
boğduk
وَمَا
ve
كَانَ
değildi
ٱللَّهُ
Allah
لِيَظْلِمَهُمْ
onlara zulmedecek
وَلَـٰكِن
fakat
كَانُوٓا۟
onlar
أَنفُسَهُمْ
kendi kendilerine
يَظْلِمُونَ
zulmediyorlardı

Elmalılı Hamdi YazırNitekim onlardan herbirini günahları sebebiyle suç üstü yakaladık: Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine yazık ediyorlardı

29:41 📚 2
مَثَلُ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوۡلِيَآءَ كَمَثَلِ ٱلۡعَنكَبُوتِ ٱتَّخَذَتۡ بَيۡتࣰ اۖ وَإِنَّ أَوۡهَنَ ٱلۡبُيُوتِ لَبَيۡتُ ٱلۡعَنكَبُوتِۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ
مَثَلُ
misali
ٱلَّذِينَ
kimselerin
ٱتَّخَذُوا۟
edinen(lerin)
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
أَوْلِيَآءَ
dostlar
كَمَثَلِ
misali gibidir
ٱلْعَنكَبُوتِ
örümcek
ٱتَّخَذَتْ
edinen
بَيْتًۭا ۖ
bir ev
وَإِنَّ
şüphesiz
أَوْهَنَ
en gevşeği
ٱلْبُيُوتِ
evlerin
لَبَيْتُ
elbette evidir
ٱلْعَنكَبُوتِ ۖ
örümcek
لَوْ
keşke
كَانُوا۟
idi
يَعْلَمُونَ
bilseler

Elmalılı Hamdi YazırAllah'tan başka dost edinenlerin durumu, kendine yuva yapan örümceğin durumu gibidir. Halbuki, evlerin en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi

29:42 📚 1
إِنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا يَدۡعُونَ مِن دُونِهِۦ مِن شَيۡءࣲۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يَعْلَمُ
bilir
مَا
şeyleri
يَدْعُونَ
onların yalvardıklarını
مِن
kendisinden başka
دُونِهِۦ
besides Him
مِن
ne gibi
شَىْءٍۢ ۚ
şeylere
وَهُوَ
O
ٱلْعَزِيزُ
üstündür
ٱلْحَكِيمُ
hüküm ve hikmet sahibidir

Elmalılı Hamdi YazırAllah, onların kendisini bırakıpta hangi şeye yalvardıklarını şüphesiz ki bilir. O mutlak güç ve hikmet sahibidir

29:43
وَتِلۡكَ ٱلۡأَمۡثَٰلُ نَضۡرِبُهَا لِلنَّاسِۖ وَمَا يَعۡقِلُهَآ إِلَّا ٱلۡعَٰلِمُونَ
وَتِلْكَ
ve bu
ٱلْأَمْثَـٰلُ
misalleri
نَضْرِبُهَا
biz anlatıyoruz
لِلنَّاسِ ۖ
insanlara
وَمَا
ama
يَعْقِلُهَآ
onları düşünüp anlamaz
إِلَّا
başkası
ٱلْعَـٰلِمُونَ
bilenlerden

Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onları ancak bilenler düşünüp anlayabilir

29:44 📚 1
خَلَقَ ٱللَّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ
خَلَقَ
yarattı
ٱللَّهُ
Allah
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
بِٱلْحَقِّ ۚ
hak ile
إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَةًۭ
bir ibret
لِّلْمُؤْمِنِينَ
inananlar için

Elmalılı Hamdi YazırAllah gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Şüphesiz bunda, iman edenler için bir nişane bulunmaktadır

29:45 📚 11
ٱتۡلُ مَآ أُوحِيَ إِلَيۡكَ مِنَ ٱلۡكِتَٰبِ وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَۖ إِنَّ ٱلصَّلَوٰةَ تَنۡهَىٰ عَنِ ٱلۡفَحۡشَآءِ وَٱلۡمُنكَرِۗ وَلَذِكۡرُ ٱللَّهِ أَكۡبَرُۗ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ مَا تَصۡنَعُونَ
ٱتْلُ
oku
مَآ
şeyi
أُوحِىَ
vahyedileni
إِلَيْكَ
sana
مِنَ
kitaptan
ٱلْكِتَـٰبِ
the Book
وَأَقِمِ
ve kıl
ٱلصَّلَوٰةَ ۖ
namazı
إِنَّ
elbette
ٱلصَّلَوٰةَ
namaz
تَنْهَىٰ
men'eder
عَنِ
iğrenç şeylerden;
ٱلْفَحْشَآءِ
the immorality
وَٱلْمُنكَرِ ۗ
ve kötülükler(den)
وَلَذِكْرُ
elbette anmak
ٱللَّهِ
Allah'ı
أَكْبَرُ ۗ
en büyük(ibadet)tir
وَٱللَّهُ
ve Allah
يَعْلَمُ
bilir
مَا
ne
تَصْنَعُونَ
yapıyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırSana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir

29:46
۞وَلَا تُجَٰدِلُوٓاْ أَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ إِلَّا بِٱلَّتِي هِيَ أَحۡسَنُ إِلَّا ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنۡهُمۡۖ وَقُولُوٓاْ ءَامَنَّا بِٱلَّذِيٓ أُنزِلَ إِلَيۡنَا وَأُنزِلَ إِلَيۡكُمۡ وَإِلَٰهُنَا وَإِلَٰهُكُمۡ وَٰحِدࣱ وَنَحۡنُ لَهُۥ مُسۡلِمُونَ
۞ وَلَا
ve asla
تُجَـٰدِلُوٓا۟
tartışmayın
أَهْلَ
ehliyle
ٱلْكِتَـٰبِ
kitap
إِلَّا
başka şekilde
بِٱلَّتِى
(tarzdan)
هِىَ
o
أَحْسَنُ
en güzel
إِلَّا
dışında
ٱلَّذِينَ
haksızlık edenleri
ظَلَمُوا۟
(do) wrong
مِنْهُمْ ۖ
onların
وَقُولُوٓا۟
ve deyin ki
ءَامَنَّا
inandık
بِٱلَّذِىٓ
indirilene
أُنزِلَ
has been revealed
إِلَيْنَا
bize
وَأُنزِلَ
ve indirilene
إِلَيْكُمْ
size
وَإِلَـٰهُنَا
ve tanrımız
وَإِلَـٰهُكُمْ
ve tanrınız
وَٰحِدٌۭ
birdir
وَنَحْنُ
ve biz de
لَهُۥ
O'na
مُسْلِمُونَ
teslim olanlarız

Elmalılı Hamdi Yazırİçlerinden zulmedenleri bir yana, ehli kitapla ancak, en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: "Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilâhımız da, sizin ilâhınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuzdur

29:47
وَكَذَٰلِكَ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَۚ فَٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ يُؤۡمِنُونَ بِهِۦۖ وَمِنۡ هَٰٓؤُلَآءِ مَن يُؤۡمِنُ بِهِۦۚ وَمَا يَجۡحَدُ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَّا ٱلۡكَٰفِرُونَ
وَكَذَٰلِكَ
ve işte böylece
أَنزَلْنَآ
indirdik
إِلَيْكَ
sana
ٱلْكِتَـٰبَ ۚ
Kitabı
فَٱلَّذِينَ
kimseler
ءَاتَيْنَـٰهُمُ
kendilerine verdiklerimiz
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
يُؤْمِنُونَ
inanırlar
بِهِۦ ۖ
ona
وَمِنْ
ve
هَـٰٓؤُلَآءِ
şunlardan (Araplardan)
مَن
kimseler
يُؤْمِنُ
inananırlar
بِهِۦ ۚ
ona
وَمَا
ve
يَجْحَدُ
inkar etmez
بِـَٔايَـٰتِنَآ
ayetlerimizi
إِلَّا
başkası
ٱلْكَـٰفِرُونَ
kafirlerden

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) İşte sana (önceki kitapları tasdik eden) bu kitabı indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Şunlardan da ona iman eden nice kimseler vardır. Ayetlerimizi ancak kâfirler bile bile inkâr eder

29:48 📚 1
وَمَا كُنتَ تَتۡلُواْ مِن قَبۡلِهِۦ مِن كِتَٰبࣲ وَلَا تَخُطُّهُۥ بِيَمِينِكَۖ إِذࣰ ا لَّٱرۡتَابَ ٱلۡمُبۡطِلُونَ
وَمَا
ve
كُنتَ
sen değildin
تَتْلُوا۟
okuyan
مِن
bundan önce
قَبْلِهِۦ
before it
مِن
Kitaptan
كِتَـٰبٍۢ
Book
وَلَا
ve
تَخُطُّهُۥ
onu yazmıyordun
بِيَمِينِكَ ۖ
elinle
إِذًۭا
öyle olsaydı
لَّٱرْتَابَ
kuşkulanırlardı
ٱلْمُبْطِلُونَ
batılda olanlar

Elmalılı Hamdi YazırSen bundan önce, ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, batıla uyanlar kuşku duyarlardı

29:49
بَلۡ هُوَ ءَايَٰتُۢ بَيِّنَٰتࣱ فِي صُدُورِ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَۚ وَمَا يَجۡحَدُ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَّا ٱلظَّٰلِمُونَ
بَلْ
hayır
هُوَ
o
ءَايَـٰتٌۢ
ayetlerdir
بَيِّنَـٰتٌۭ
açık açık
فِى
bulunan
صُدُورِ
göğüslerde
ٱلَّذِينَ
olanların
أُوتُوا۟
verilmiş
ٱلْعِلْمَ ۚ
bilgi
وَمَا
ve
يَجْحَدُ
inkar etmez
بِـَٔايَـٰتِنَآ
bizim ayetlerimizi
إِلَّا
başkası
ٱلظَّـٰلِمُونَ
zalimlerden

Elmalılı Hamdi YazırHayır, o (Kur'ân), kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde (yer eden) apaçık âyetlerdir. Ayetlerimizi ancak ve ancak zalimler bile bile inkâr eder

29:50 📚 1
وَقَالُواْ لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡهِ ءَايَٰتࣱ مِّن رَّبِّهِۦۚ قُلۡ إِنَّمَا ٱلۡأٓيَٰتُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرࣱ مُّبِينٌ
وَقَالُوا۟
ve dediler ki
لَوْلَآ
değil miydi?
أُنزِلَ
indirilmeli
عَلَيْهِ
ona
ءَايَـٰتٌۭ
ayetler
مِّن
Rabbinden
رَّبِّهِۦ ۖ
his Lord
قُلْ
de ki
إِنَّمَا
şüphesiz
ٱلْـَٔايَـٰتُ
ayetler (mu'cizeler)
عِندَ
yanındadır
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَإِنَّمَآ
ve şüphesiz
أَنَا۠
ben ancak
نَذِيرٌۭ
bir uyarıcıyım
مُّبِينٌ
apaçık

Elmalılı Hamdi YazırOna Rabbinden (başkaca) mucize indirilmeli değil miydi?" derler. Cevaben de ki: "Mucizeler ancak Allah'ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım

29:51
أَوَلَمۡ يَكۡفِهِمۡ أَنَّآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ يُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَرَحۡمَةࣰ وَذِكۡرَىٰ لِقَوۡمࣲ يُؤۡمِنُونَ
أَوَلَمْ
onlara yetmedi mi?
يَكْفِهِمْ
sufficient for them
أَنَّآ
indirdik-ki biz
أَنزَلْنَا
indirdik
عَلَيْكَ
sana
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
يُتْلَىٰ
okunan
عَلَيْهِمْ ۚ
kendilerine
إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَرَحْمَةًۭ
bir rahmet
وَذِكْرَىٰ
ve öğüt
لِقَوْمٍۢ
bir toplum için
يُؤْمِنُونَ
inanan

Elmalılı Hamdi YazırSana indirdiğimiz ve onlara okunmakta olan kitap, kendilerine yetmedi mi? Bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve öğüt vardır

29:52
قُلۡ كَفَىٰ بِٱللَّهِ بَيۡنِي وَبَيۡنَكُمۡ شَهِيدࣰ اۖ يَعۡلَمُ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱلۡبَٰطِلِ وَكَفَرُواْ بِٱللَّهِ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ
قُلْ
de ki
كَفَىٰ
yeter
بِٱللَّهِ
Allah
بَيْنِى
benimle
وَبَيْنَكُمْ
sizin aranızda
شَهِيدًۭا ۖ
şahid olarak
يَعْلَمُ
O bilir
مَا
olanları
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ ۗ
ve yerde
وَٱلَّذِينَ
ve
ءَامَنُوا۟
inananlar
بِٱلْبَـٰطِلِ
batıla
وَكَفَرُوا۟
ve inkar edenler
بِٱللَّهِ
Allah'ı
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlardır
ٱلْخَـٰسِرُونَ
ziyana uğrayanlar

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp inkâr edenler var ya, işte ziyana uğrayacaklar onlardır

29:53
وَيَسۡتَعۡجِلُونَكَ بِٱلۡعَذَابِ وَلَوۡلَآ أَجَلࣱ مُّسَمࣰّ ى لَّجَآءَهُمُ ٱلۡعَذَابُۚ وَلَيَأۡتِيَنَّهُم بَغۡتَةࣰ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ
وَيَسْتَعْجِلُونَكَ
senden çabuk istiyorlar
بِٱلْعَذَابِ ۚ
azabı
وَلَوْلَآ
eğer olmasaydı
أَجَلٌۭ
bir süre
مُّسَمًّۭى
belirtilmiş
لَّجَآءَهُمُ
onlara hemen gelirdi
ٱلْعَذَابُ
azab
وَلَيَأْتِيَنَّهُم
ve o kendilerine gelecektir
بَغْتَةًۭ
ansızın
وَهُمْ
ve onlar
لَا
hiç
يَشْعُرُونَ
farkında değillerken

Elmalılı Hamdi YazırSenden azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eğer önceden tayin edilmiş bir vade olmasaydı, azab elbette onlara gelip çatmıştı. Fakat yine de, hiç farkına varmadıkları bir sırada o kendilerine mutlaka gelecektir

29:54
يَسۡتَعۡجِلُونَكَ بِٱلۡعَذَابِ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةُۢ بِٱلۡكَٰفِرِينَ
يَسْتَعْجِلُونَكَ
senden çabucak istiyorlar
بِٱلْعَذَابِ
azabı
وَإِنَّ
ve şüphesiz
جَهَنَّمَ
cehennem
لَمُحِيطَةٌۢ
kuşatmış iken
بِٱلْكَـٰفِرِينَ
inkarcıları

Elmalılı Hamdi Yazır(Evet) senden azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Halbuki cehennem, hiç şüpheleri olmasın, kâfirleri kuşatacaktır

29:55
يَوۡمَ يَغۡشَىٰهُمُ ٱلۡعَذَابُ مِن فَوۡقِهِمۡ وَمِن تَحۡتِ أَرۡجُلِهِمۡ وَيَقُولُ ذُوقُواْ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
يَوْمَ
o gün
يَغْشَىٰهُمُ
onları örter
ٱلْعَذَابُ
azab
مِن
üstlerinden
فَوْقِهِمْ
above them
وَمِن
ve
تَحْتِ
altından
أَرْجُلِهِمْ
ayaklarının
وَيَقُولُ
ve (Allah) der ki
ذُوقُوا۟
tadın
مَا
ne
كُنتُمْ
idiyseniz
تَعْمَلُونَ
yapıyor

Elmalılı Hamdi YazırO günde azap, onları hem üstlerinden, hem ayaklarının altından saracak ve Allah (onlara), "Yaptıklarınızın cezasını tadın!" diyecektir

29:56
يَٰعِبَادِيَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِنَّ أَرۡضِي وَٰسِعَةࣱ فَإِيَّٰيَ فَٱعۡبُدُونِ
يَـٰعِبَادِىَ
ey kullarım
ٱلَّذِينَ
inanan
ءَامَنُوٓا۟
believe
إِنَّ
şüphesiz
أَرْضِى
benim arzım
وَٰسِعَةٌۭ
geniştir
فَإِيَّـٰىَ
o halde bana
فَٱعْبُدُونِ
kulluk edin

Elmalılı Hamdi YazırEy iman eden kullarım! Şüphesiz benim yarattığım yeryüzü geniştir. O halde yalnız bana kulluk edin

29:57
كُلُّ نَفۡسࣲ ذَآئِقَةُ ٱلۡمَوۡتِۖ ثُمَّ إِلَيۡنَا تُرۡجَعُونَ
كُلُّ
her
نَفْسٍۢ
can
ذَآئِقَةُ
tadacaktır
ٱلْمَوْتِ ۖ
ölümü
ثُمَّ
sonra
إِلَيْنَا
bize
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz

Elmalılı Hamdi YazırHer can ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz

29:58
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَنُبَوِّئَنَّهُم مِّنَ ٱلۡجَنَّةِ غُرَفࣰ ا تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَاۚ نِعۡمَ أَجۡرُ ٱلۡعَٰمِلِينَ
وَٱلَّذِينَ
ve kimseleri
ءَامَنُوا۟
inananları
وَعَمِلُوا۟
ve yapanları
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
لَنُبَوِّئَنَّهُم
yerleştiririz
مِّنَ
cennetten
ٱلْجَنَّةِ
Paradise
غُرَفًۭا
yüksek odalara
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
خَـٰلِدِينَ
ebedi kalırlar
فِيهَا ۚ
orada
نِعْمَ
ne güzeldir
أَجْرُ
ücreti
ٱلْعَـٰمِلِينَ
çalışanların

Elmalılı Hamdi Yazırİman edip güzel işler yapanları, (evet) muhakkak ki onları, altlarından ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. (Böyle iyi) işler yapanların mükafatı ne güzeldir

29:59 📚 7
ٱلَّذِينَ صَبَرُواْ وَعَلَىٰ رَبِّهِمۡ يَتَوَكَّلُونَ
ٱلَّذِينَ
onlar ki
صَبَرُوا۟
sabrettiler
وَعَلَىٰ
ve
رَبِّهِمْ
Rabblerine
يَتَوَكَّلُونَ
dayanmaktadırlar

Elmalılı Hamdi YazırKi onlar, sabretmiş olup yalnız Rablerine güvenip dayanmaktadırlar

29:60 📚 5
وَكَأَيِّن مِّن دَآبَّةࣲ لَّا تَحۡمِلُ رِزۡقَهَا ٱللَّهُ يَرۡزُقُهَا وَإِيَّاكُمۡۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ
وَكَأَيِّن
nicesi var ki
مِّن
canlı(lar)dan
دَآبَّةٍۢ
a creature
لَّا
taşıyamaz
تَحْمِلُ
carry
رِزْقَهَا
rızkını
ٱللَّهُ
Allah
يَرْزُقُهَا
onları da besler
وَإِيَّاكُمْ ۚ
sizi de
وَهُوَ
ve O
ٱلسَّمِيعُ
işitendir
ٱلْعَلِيمُ
bilendir

Elmalılı Hamdi YazırNice hayvanlar var ki, rızkını (biriktirip yanında) taşımıyor. Çünkü onların da, sizin de rızkınızı Allah veriyor. O, her şeyi işitir ve bilir

29:61 📚 1
وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّنۡ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَسَخَّرَ ٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُۖ فَأَنَّىٰ يُؤۡفَكُونَ
وَلَئِن
andolsun eğer
سَأَلْتَهُم
onlara desen ki
مَّنْ
kim
خَلَقَ
yarattı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
وَسَخَّرَ
ve (kim) boyun eğdirdi?
ٱلشَّمْسَ
güneşi
وَٱلْقَمَرَ
ve ayı
لَيَقُولُنَّ
elbette derler
ٱللَّهُ ۖ
Allah
فَأَنَّىٰ
nasıl?
يُؤْفَكُونَ
döndürülüyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki onlara, "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorsan "Allah" derler. O halde nasıl (haktan) çevrilip döndürülüyorlar

29:62 📚 1
ٱللَّهُ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦ وَيَقۡدِرُ لَهُۥٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمࣱ‏
ٱللَّهُ
Allah
يَبْسُطُ
açar
ٱلرِّزْقَ
rızkı
لِمَن
kimseye
يَشَآءُ
dilediği
مِنْ
kullarından
عِبَادِهِۦ
His slaves
وَيَقْدِرُ
ve kısar
لَهُۥٓ ۚ
ona
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
بِكُلِّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عَلِيمٌۭ
bilendir

Elmalılı Hamdi YazırAllah, kullarından dilediğine rızkı bol bol verir, dilediğine de kısar. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir

29:63 📚 2
وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّن نَّزَّلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰ فَأَحۡيَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ مِنۢ بَعۡدِ مَوۡتِهَا لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُۚ قُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡقِلُونَ
وَلَئِن
ve eğer
سَأَلْتَهُم
onlara sorsan
مَّن
kim
نَّزَّلَ
indirdi
مِنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
مَآءًۭ
suyu
فَأَحْيَا
ve diriltti
بِهِ
onunla
ٱلْأَرْضَ
yeri
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
مَوْتِهَا
öldükten
لَيَقُولُنَّ
elbette derler
ٱللَّهُ ۚ
Allah
قُلِ
de ki
ٱلْحَمْدُ
hamd (övgü)
لِلَّهِ ۚ
Allah'adır
بَلْ
doğrusu
أَكْثَرُهُمْ
çokları
لَا
düşünmezler
يَعْقِلُونَ
use reason

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki onlara, "Gökten su indirip, onunla ölümünün ardından yeryüzünü canlandıran kimdir?" diye sorsan, mutlaka, "Allah " derler. De ki: (Öyleyse) hamd de Allah'a mahsustur. Fakat çokları akıllarını kullanmazlar

29:64 📚 6
وَمَا هَٰذِهِ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَآ إِلَّا لَهۡوࣱ وَلَعِبࣱۚ وَإِنَّ ٱلدَّارَ ٱلۡأٓخِرَةَ لَهِيَ ٱلۡحَيَوَانُۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ
وَمَا
ve değildir
هَـٰذِهِ
bu
ٱلْحَيَوٰةُ
hayatı
ٱلدُّنْيَآ
dünya
إِلَّا
başka bir şey
لَهْوٌۭ
eğlenceden
وَلَعِبٌۭ ۚ
ve oyundan
وَإِنَّ
ve elbette
ٱلدَّارَ
yurdu
ٱلْـَٔاخِرَةَ
ahiret
لَهِىَ
işte odur
ٱلْحَيَوَانُ ۚ
asıl hayat
لَوْ
keşke
كَانُوا۟
olsalardı
يَعْلَمُونَ
biliyor(lar)

Elmalılı Hamdi YazırBu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı

29:65 📚 1
فَإِذَا رَكِبُواْ فِي ٱلۡفُلۡكِ دَعَوُاْ ٱللَّهَ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّىٰهُمۡ إِلَى ٱلۡبَرِّ إِذَا هُمۡ يُشۡرِكُونَ
فَإِذَا
zaman
رَكِبُوا۟
bindikleri
فِى
gemiye
ٱلْفُلْكِ
the ship
دَعَوُا۟
yalvarırlar
ٱللَّهَ
Allah'a
مُخْلِصِينَ
halis kılarak
لَهُ
yalnız O'na
ٱلدِّينَ
dini
فَلَمَّا
fakat
نَجَّىٰهُمْ
onları salimen çıkarınca
إِلَى
karaya
ٱلْبَرِّ
the land
إِذَا
hemen
هُمْ
onlar
يُشْرِكُونَ
ortak koşarlar

Elmalılı Hamdi YazırBaksana, gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O'na has kılarak (ihlasla) Allah'a yalvarırlar. Fakat onları salimen karaya çıkarınca, bir bakarsın ki, (Allah'a) ortak koşmaktadırlar

29:66
لِيَكۡفُرُواْ بِمَآ ءَاتَيۡنَٰهُمۡ وَلِيَتَمَتَّعُواْۚ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ
لِيَكْفُرُوا۟
nankörlük etmek için
بِمَآ
şeye
ءَاتَيْنَـٰهُمْ
kendilerine verdiğimiz
وَلِيَتَمَتَّعُوا۟ ۖ
ve zevk içinde yaşasınlar diye
فَسَوْفَ
ama yakında
يَعْلَمُونَ
bileceklerdir

Elmalılı Hamdi YazırKendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler ve safâ sürsünler bakalım! Ama yakında bilecekler

29:67
أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا جَعَلۡنَا حَرَمًا ءَامِنࣰ ا وَيُتَخَطَّفُ ٱلنَّاسُ مِنۡ حَوۡلِهِمۡۚ أَفَبِٱلۡبَٰطِلِ يُؤۡمِنُونَ وَبِنِعۡمَةِ ٱللَّهِ يَكۡفُرُونَ
أَوَلَمْ
görmediler mi?
يَرَوْا۟
they see
أَنَّا
biz
جَعَلْنَا
(Mekke'yi) kıldık
حَرَمًا
dokunulmaz
ءَامِنًۭا
güvenli
وَيُتَخَطَّفُ
kaçırılırken
ٱلنَّاسُ
insanlar
مِنْ
çevrelerinden
حَوْلِهِمْ ۚ
around them
أَفَبِٱلْبَـٰطِلِ
hâlâ batıla mı?
يُؤْمِنُونَ
inanıyorlar
وَبِنِعْمَةِ
ve ni'metine
ٱللَّهِ
Allah'ın
يَكْفُرُونَ
nankörlük ediyorlar

Elmalılı Hamdi YazırÇevrelerinde insanlar kapılıp götürülürken (öldürülürken, ya da esir edilirken), bizim (Mekke'yi) güven içinde kudsî bir yer yaptığımızı görmediler mi? Hâlâ batıla inanıp Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar

29:68 📚 2
وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوۡ كَذَّبَ بِٱلۡحَقِّ لَمَّا جَآءَهُۥٓۚ أَلَيۡسَ فِي جَهَنَّمَ مَثۡوࣰ ى لِّلۡكَٰفِرِينَ
وَمَنْ
ve kimdir?
أَظْلَمُ
daha zalim
مِمَّنِ
kimseden
ٱفْتَرَىٰ
iftira atan
عَلَى
üzerine
ٱللَّهِ
Allah'ın
كَذِبًا
yalanı
أَوْ
veya
كَذَّبَ
yalanlayandan
بِٱلْحَقِّ
gerçeği
لَمَّا
kendisine gelen
جَآءَهُۥٓ ۚ
it has come to him
أَلَيْسَ
yok mudur?
فِى
cehennemde
جَهَنَّمَ
Hell
مَثْوًۭى
bir yer
لِّلْكَـٰفِرِينَ
kafirler için

Elmalılı Hamdi YazırAllah'a karşı yalan uyduran, yahut kendisine hak gelmişken onu yalan sayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirlere yer mi yok

29:69 📚 5
وَٱلَّذِينَ جَٰهَدُواْ فِينَا لَنَهۡدِيَنَّهُمۡ سُبُلَنَاۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَمَعَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
وَٱلَّذِينَ
kimseleri
جَـٰهَدُوا۟
cihad eden(leri)
فِينَا
biz(im uğrumuz)da
لَنَهْدِيَنَّهُمْ
biz elbette iletiriz
سُبُلَنَا ۚ
yollarımıza
وَإِنَّ
ve muhakkak ki
ٱللَّهَ
Allah
لَمَعَ
beraberdir
ٱلْمُحْسِنِينَ
iyilik edenlerle

Elmalılı Hamdi YazırAma bizim yolumuzda cihad edenleri, elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki Allah iyi davrananlarla beraberdir

← Önceki Sonraki →

29. Al-Ankaboot Suresi | Anlam Arayışı