☪ Anlam Arayışı

32. As-Sajda سُورَةُ السَّجۡدَةِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
32:1
الٓمٓ
الٓمٓ
Elif Lâm Mîm

Saheeh InternationalAlif, Lam, Meem

Ali BulaçElif-Lam Mim

32:2
تَنزِيلُ ٱلۡكِتَٰبِ لَا رَيۡبَ فِيهِ مِن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
تَنزِيلُ
indirilişi
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitabın
لَا
yoktur
رَيْبَ
şüphe
فِيهِ
onda
مِن
Rabbindendir
رَّبِّ
(the) Lord
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Saheeh International[This is] the revelation of the Book about which there is no doubt from the Lord of the worlds

Ali BulaçKendisinde şüphe olmayan bu Kitab'ın indirilişi alemlerin Rabbi tarafındandır

32:3
أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰهُۚ بَلۡ هُوَ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ لِتُنذِرَ قَوۡمࣰ ا مَّآ أَتَىٰهُم مِّن نَّذِيرࣲ مِّن قَبۡلِكَ لَعَلَّهُمۡ يَهۡتَدُونَ
أَمْ
yoksa?
يَقُولُونَ
(do) they say
ٱفْتَرَىٰهُ ۚ
onu uydurdu
بَلْ
hayır
هُوَ
o
ٱلْحَقُّ
gerçektir
مِن
tarafından
رَّبِّكَ
Rabbin
لِتُنذِرَ
uyarman için
قَوْمًۭا
bir kavmi
مَّآ
kendilerine gelmeyen
أَتَىٰهُم
has come to them
مِّن
hiçbir
نَّذِيرٍۢ
uyarıcı
مِّن
senden önce
قَبْلِكَ
before you
لَعَلَّهُمْ
umuduyla
يَهْتَدُونَ
doğru yola gelirler

Saheeh InternationalOr do they say, "He invented it"? Rather, it is the truth from your Lord, [O Muhammad], that you may warn a people to whom no warner has come before you [so] perhaps they will be guided

Ali BulaçYoksa onlar: "Bunu uydurdu" mu diyorlar? Hayır; o, Rabbinden olan bir haktır; senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için (onu sana indirdik). Umulur ki hidayet bulurlar

32:4 📚 2
ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامࣲ ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰ عَلَى ٱلۡعَرۡشِۖ مَا لَكُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِيࣲّ وَلَا شَفِيعٍۚ أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِى
ki
خَلَقَ
yarattı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
وَمَا
ve
بَيْنَهُمَا
bunlar arasındakileri
فِى
altı
سِتَّةِ
six
أَيَّامٍۢ
günde
ثُمَّ
sonra
ٱسْتَوَىٰ
istiva etti
عَلَى
üzerine
ٱلْعَرْشِ ۖ
Arş
مَا
yoktur
لَكُم
sizin
مِّن
O'ndan başka
دُونِهِۦ
besides Him
مِن
hiçbir
وَلِىٍّۢ
dostunuz
وَلَا
ve yoktur
شَفِيعٍ ۚ
şefa'atçiniz
أَفَلَا
düşünüp öğüt almıyor musunuz?
تَتَذَكَّرُونَ
you take heed

Saheeh InternationalIt is Allah who created the heavens and the earth and whatever is between them in six days; then He established Himself above the Throne. You have not besides Him any protector or any intercessor; so will you not be reminded

Ali BulaçAllah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı, sonra arşa istiva etti. Sizin O'nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçiniz yoktur. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz

32:5 📚 5
يُدَبِّرُ ٱلۡأَمۡرَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ ثُمَّ يَعۡرُجُ إِلَيۡهِ فِي يَوۡمࣲ كَانَ مِقۡدَارُهُۥٓ أَلۡفَ سَنَةࣲ مِّمَّا تَعُدُّونَ
يُدَبِّرُ
tedbir eder (indirir)
ٱلْأَمْرَ
emri
مِنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the heaven
إِلَى
yere
ٱلْأَرْضِ
the earth
ثُمَّ
sonra
يَعْرُجُ
çıkar
إِلَيْهِ
O'na
فِى
içinde
يَوْمٍۢ
bir gün
كَانَ
onun süresi
مِقْدَارُهُۥٓ
(the) measure of which is
أَلْفَ
bin
سَنَةٍۢ
yıldır
مِّمَّا
sizin hesabınızca
تَعُدُّونَ
you count

Saheeh InternationalHe arranges [each] matter from the heaven to the earth; then it will ascend to Him in a Day, the extent of which is a thousand years of those which you count

Ali BulaçGökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O'na yükselir

32:6
ذَٰلِكَ عَٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
ذَٰلِكَ
işte O'dur
عَـٰلِمُ
bilen
ٱلْغَيْبِ
görünmeyeni
وَٱلشَّهَـٰدَةِ
ve görüneni
ٱلْعَزِيزُ
güçlü
ٱلرَّحِيمُ
ve esirgeyici

Saheeh InternationalThat is the Knower of the unseen and the witnessed, the Exalted in Might, the Merciful

Ali Bulaçİşte gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, üstün ve güçlü olan, esirgeyen O'dur

32:7 📚 2
ٱلَّذِيٓ أَحۡسَنَ كُلَّ شَيۡءٍ خَلَقَهُۥۖ وَبَدَأَ خَلۡقَ ٱلۡإِنسَٰنِ مِن طِينࣲ‏
ٱلَّذِىٓ
O'dur ki
أَحْسَنَ
güzel yaptı
كُلَّ
her
شَىْءٍ
şeyi
خَلَقَهُۥ ۖ
yarattığı
وَبَدَأَ
ve başladı
خَلْقَ
yaratmağa
ٱلْإِنسَـٰنِ
insanı
مِن
çamurdan
طِينٍۢ
clay

Saheeh InternationalWho perfected everything which He created and began the creation of man from clay

Ali BulaçKi O, yarattığı herşeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır

32:8
ثُمَّ جَعَلَ نَسۡلَهُۥ مِن سُلَٰلَةࣲ مِّن مَّآءࣲ مَّهِينࣲ‏
ثُمَّ
sonra
جَعَلَ
yaptı
نَسْلَهُۥ
onun neslini
مِن
bir özünden
سُلَـٰلَةٍۢ
an extract
مِّن
bir suyun
مَّآءٍۢ
water
مَّهِينٍۢ
hakir

Saheeh InternationalThen He made his posterity out of the extract of a liquid disdained

Ali BulaçSonra onun soyunu bir özden (sülale'den), basbayağı bir sudan yapmıştır

32:9 📚 1
ثُمَّ سَوَّىٰهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِۦۖ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تَشۡكُرُونَ
ثُمَّ
sonra
سَوَّىٰهُ
ona biçim verdi
وَنَفَخَ
ve üfledi
فِيهِ
ona
مِن
kendi ruhundan
رُّوحِهِۦ ۖ
His spirit
وَجَعَلَ
ve yarattı
لَكُمُ
sizin için
ٱلسَّمْعَ
kulak(lar)
وَٱلْأَبْصَـٰرَ
ve gözler
وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۚ
ve gönüller
قَلِيلًۭا
ne kadar az
مَّا
şükrediyorsunuz
تَشْكُرُونَ
thanks you give

Saheeh InternationalThen He proportioned him and breathed into him from His [created] soul and made for you hearing and vision and hearts; little are you grateful

Ali BulaçSonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona Ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz

32:10
وَقَالُوٓاْ أَءِذَا ضَلَلۡنَا فِي ٱلۡأَرۡضِ أَءِنَّا لَفِي خَلۡقࣲ جَدِيدِۭۚ بَلۡ هُم بِلِقَآءِ رَبِّهِمۡ كَٰفِرُونَ
وَقَالُوٓا۟
ve dediler
أَءِذَا
sonra mı?
ضَلَلْنَا
biz kaybolduktan
فِى
toprakta
ٱلْأَرْضِ
the earth
أَءِنَّا
biz mi?
لَفِى
içinde olacağız
خَلْقٍۢ
bir yaratılış
جَدِيدٍۭ ۚ
yeni
بَلْ
doğrusu
هُم
onlar
بِلِقَآءِ
kavuşmayı
رَبِّهِمْ
Rablerine
كَـٰفِرُونَ
inkar edenlerdir

Saheeh InternationalAnd they say, "When we are lost within the earth, will we indeed be [recreated] in a new creation?" Rather, they are, in [the matter of] the meeting with their Lord, disbelievers

Ali BulaçDediler ki: "Biz yer (toprağın için) de yok olup gittikten sonra, gerçekten biz mi yeniden yaratılmış olacağız?" Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkar edenlerdir

32:11
۞قُلۡ يَتَوَفَّىٰكُم مَّلَكُ ٱلۡمَوۡتِ ٱلَّذِي وُكِّلَ بِكُمۡ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُمۡ تُرۡجَعُونَ
۞ قُلْ
de ki
يَتَوَفَّىٰكُم
canınızı alır
مَّلَكُ
meleği
ٱلْمَوْتِ
ölüm
ٱلَّذِى
vekil edilen
وُكِّلَ
has been put in charge
بِكُمْ
üzerinize
ثُمَّ
sonra
إِلَىٰ
Rabbinize
رَبِّكُمْ
your Lord
تُرْجَعُونَ
döndürülürsünüz

Saheeh InternationalSay, "The angel of death will take you who has been entrusted with you. Then to your Lord you will be returned

Ali BulaçDe ki: "Size vekil kılınan ölüm meleği, hayatınıza son verecek, sonra Rabbinize döndürülmüş olacaksınız

32:12 📚 2
وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلۡمُجۡرِمُونَ نَاكِسُواْ رُءُوسِهِمۡ عِندَ رَبِّهِمۡ رَبَّنَآ أَبۡصَرۡنَا وَسَمِعۡنَا فَٱرۡجِعۡنَا نَعۡمَلۡ صَٰلِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ
وَلَوْ
ve eğer
تَرَىٰٓ
bir görsen
إِذِ
(demekte) iken
ٱلْمُجْرِمُونَ
suçluları
نَاكِسُوا۟
öne eğmiş
رُءُوسِهِمْ
başlarını
عِندَ
huzurunda
رَبِّهِمْ
Rablerinin
رَبَّنَآ
Rabbimiz
أَبْصَرْنَا
gördük
وَسَمِعْنَا
ve işittik
فَٱرْجِعْنَا
bizi geri döndür
نَعْمَلْ
yapalım
صَـٰلِحًا
iyi iş
إِنَّا
artık biz
مُوقِنُونَ
kesin olarak inandık

Saheeh InternationalIf you could but see when the criminals are hanging their heads before their Lord, [saying], "Our Lord, we have seen and heard, so return us [to the world]; we will work righteousness. Indeed, we are [now] certain

Ali BulaçSuçlu-günahkarları, Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Rabbimiz, gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir, salih bir amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız" (diye yalvaracakları zamanı) bir görsen

32:13 📚 13
وَلَوۡ شِئۡنَا لَأٓتَيۡنَا كُلَّ نَفۡسٍ هُدَىٰهَا وَلَٰكِنۡ حَقَّ ٱلۡقَوۡلُ مِنِّي لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجۡمَعِينَ
وَلَوْ
ve şayet
شِئْنَا
dileseydik
لَـَٔاتَيْنَا
verirdik
كُلَّ
her
نَفْسٍ
nefse
هُدَىٰهَا
hidayetini
وَلَـٰكِنْ
fakat
حَقَّ
hak oldu
ٱلْقَوْلُ
söz
مِنِّى
benden
لَأَمْلَأَنَّ
mutlaka dolduracağım
جَهَنَّمَ
cehennemi
مِنَ
bir kısmiyle
ٱلْجِنَّةِ
cinlerden
وَٱلنَّاسِ
ve insanlardan
أَجْمَعِينَ
tamamen

Saheeh InternationalAnd if We had willed, We could have given every soul its guidance, but the word from Me will come into effect [that] "I will surely fill Hell with jinn and people all together

Ali BulaçEğer Biz dilemiş olsaydık, her bir nefse kendi hidayetini verirdik. Fakat Benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: "Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan (İnkar edenlerle) tamamıyla dolduracağım

32:14
فَذُوقُواْ بِمَا نَسِيتُمۡ لِقَآءَ يَوۡمِكُمۡ هَٰذَآ إِنَّا نَسِينَٰكُمۡۖ وَذُوقُواْ عَذَابَ ٱلۡخُلۡدِ بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
فَذُوقُوا۟
o halde tadın
بِمَا
karşılığını (cezasını)
نَسِيتُمْ
unutmanızın
لِقَآءَ
karşılaşmayı
يَوْمِكُمْ
gününüzle
هَـٰذَآ
bu
إِنَّا
biz de
نَسِينَـٰكُمْ ۖ
sizi unuttuk
وَذُوقُوا۟
ve tadın
عَذَابَ
azabı
ٱلْخُلْدِ
ebedi
بِمَا
ötürü
كُنتُمْ
oluklarınızdan
تَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Saheeh InternationalSo taste [punishment] because you forgot the meeting of this, your Day; indeed, We have [accordingly] forgotten you. And taste the punishment of eternity for what you used to do

Ali BulaçÖyleyse bu (azap) gününüzle karşılaşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi gerçekten unuttuk; yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın

32:15 📚 3
إِنَّمَا يُؤۡمِنُ بِـَٔايَٰتِنَا ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُواْ بِهَا خَرُّواْۤ سُجَّدࣰ اۤ وَسَبَّحُواْ بِحَمۡدِ رَبِّهِمۡ وَهُمۡ لَا يَسۡتَكۡبِرُونَ۩
إِنَّمَا
ancak
يُؤْمِنُ
inanırlar
بِـَٔايَـٰتِنَا
bizim ayetlerimize
ٱلَّذِينَ
o kimseler ki
إِذَا
zaman
ذُكِّرُوا۟
öğüt verildiği
بِهَا
kendilerine
خَرُّوا۟
derhal kapanırlar
سُجَّدًۭا
secdeye
وَسَبَّحُوا۟
ve tesbih ederler
بِحَمْدِ
överek
رَبِّهِمْ
Rablerini
وَهُمْ
ve onlar
لَا
asla
يَسْتَكْبِرُونَ ۩
büyüklük taslamazlar

Saheeh InternationalOnly those believe in Our verses who, when they are reminded by them, fall down in prostration and exalt [Allah] with praise of their Lord, and they are not arrogant

Ali BulaçBizim ayetlerimize, ancak kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar iman eder

32:16 📚 13
تَتَجَافَىٰ جُنُوبُهُمۡ عَنِ ٱلۡمَضَاجِعِ يَدۡعُونَ رَبَّهُمۡ خَوۡفࣰ ا وَطَمَعࣰ ا وَمِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ يُنفِقُونَ
تَتَجَافَىٰ
uzaklaşır
جُنُوبُهُمْ
yanları
عَنِ
yataklardan
ٱلْمَضَاجِعِ
(their) beds
يَدْعُونَ
du'a ederler
رَبَّهُمْ
Rablerine
خَوْفًۭا
korkarak
وَطَمَعًۭا
ve umarak
وَمِمَّا
ve şeylerden
رَزَقْنَـٰهُمْ
rızıklandırdığımız
يُنفِقُونَ
hayır için harcarlar

Saheeh InternationalThey arise from [their] beds; they supplicate their Lord in fear and aspiration, and from what We have provided them, they spend

Ali BulaçOnların yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler

32:17 📚 35
فَلَا تَعۡلَمُ نَفۡسࣱ مَّآ أُخۡفِيَ لَهُم مِّن قُرَّةِ أَعۡيُنࣲ جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
فَلَا
ve asla
تَعْلَمُ
bilemez
نَفْسٌۭ
hiç kimse
مَّآ
ne
أُخْفِىَ
saklandığını
لَهُم
onlar için
مِّن
aydınlatıcı
قُرَّةِ
(the) comfort
أَعْيُنٍۢ
gözler
جَزَآءًۢ
karşılık olarak
بِمَا
şeylere
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Saheeh InternationalAnd no soul knows what has been hidden for them of comfort for eyes as reward for what they used to do

Ali BulaçArtık hiçbir nefis, yaptıklarına karşılık olmak üzere kendileri için gözler aydınlığı olarak nelerin (sayısız nimetlerin) saklandığını bilmez

32:18
أَفَمَن كَانَ مُؤۡمِنࣰ ا كَمَن كَانَ فَاسِقࣰ اۚ لَّا يَسۡتَوُۥنَ
أَفَمَن
hiç olur mu?
كَانَ
is
مُؤْمِنًۭا
inanan kişi
كَمَن
kimse gibi
كَانَ
olan
فَاسِقًۭا ۚ
fasık
لَّا
elbette
يَسْتَوُۥنَ
bir olmazlar

Saheeh InternationalThen is one who was a believer like one who was defiantly disobedient? They are not equal

Ali BulaçÖyleyse, iman eden kimse, fasık olan gibi olur mu? Bunlar eşit olmazlar

32:19
أَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَلَهُمۡ جَنَّٰتُ ٱلۡمَأۡوَىٰ نُزُلَۢا بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
أَمَّا
fakat
ٱلَّذِينَ
inananlar
ءَامَنُوا۟
believe
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlar
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
فَلَهُمْ
onlar
جَنَّـٰتُ
cennetlerde
ٱلْمَأْوَىٰ
durulmağa değer
نُزُلًۢا
ağırlanırlar
بِمَا
karşılık
كَانُوا۟
olduklarına
يَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Saheeh InternationalAs for those who believed and did righteous deeds, for them will be the Gardens of Refuge as accommodation for what they used to do

Ali Bulaçİman eden ve salih amellerde bulunanlar ise, artık onlar için, yaptıklarınıza karşılık olmak üzere, bir ağırlanma konağı olarak barınma cennetleri vardır

32:20 📚 2
وَأَمَّا ٱلَّذِينَ فَسَقُواْ فَمَأۡوَىٰهُمُ ٱلنَّارُۖ كُلَّمَآ أَرَادُوٓاْ أَن يَخۡرُجُواْ مِنۡهَآ أُعِيدُواْ فِيهَا وَقِيلَ لَهُمۡ ذُوقُواْ عَذَابَ ٱلنَّارِ ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
وَأَمَّا
ve fakat
ٱلَّذِينَ
yoldan çıkanların
فَسَقُوا۟
are defiantly disobedient
فَمَأْوَىٰهُمُ
barınacakları yer
ٱلنَّارُ ۖ
ateştir
كُلَّمَآ
her
أَرَادُوٓا۟
istediklerinde
أَن
çıkmak
يَخْرُجُوا۟
come out
مِنْهَآ
oradan
أُعِيدُوا۟
yine geri çevrilirler
فِيهَا
oraya
وَقِيلَ
ve denilir
لَهُمْ
onlara
ذُوقُوا۟
tadın
عَذَابَ
azabını
ٱلنَّارِ
ateş
ٱلَّذِى
olduğunuz
كُنتُم
you used (to)
بِهِۦ
onu
تُكَذِّبُونَ
yalanlamakta

Saheeh InternationalBut as for those who defiantly disobeyed, their refuge is the Fire. Every time they wish to emerge from it, they will be returned to it while it is said to them, "Taste the punishment of the Fire which you used to deny

Ali BulaçFasık olanlar içinse, artık onların da barınma yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, geri çevrilirler ve onlara: "Kendisini yalanladığınız ateş azabını tadın" denir

32:21 📚 3
وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنَ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَدۡنَىٰ دُونَ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَكۡبَرِ لَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ
وَلَنُذِيقَنَّهُم
mutlaka onlara taddıracağız
مِّنَ
azabdan
ٱلْعَذَابِ
the punishment
ٱلْأَدْنَىٰ
daha yakın
دُونَ
ayrı olarak
ٱلْعَذَابِ
azabdan
ٱلْأَكْبَرِ
büyük
لَعَلَّهُمْ
belki
يَرْجِعُونَ
dönerler

Saheeh InternationalAnd we will surely let them taste the nearer punishment short of the greater punishment that perhaps they will repent

Ali BulaçAndolsun, Biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi) azapdan önce, yakın (dünyevi) azaptan da taddıracağız

32:22
وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِۦ ثُمَّ أَعۡرَضَ عَنۡهَآۚ إِنَّا مِنَ ٱلۡمُجۡرِمِينَ مُنتَقِمُونَ
وَمَنْ
ve kim olabilir?
أَظْلَمُ
daha zalim
مِمَّن
kimseden
ذُكِّرَ
öğüt verilen
بِـَٔايَـٰتِ
ayetleriyle
رَبِّهِۦ
Rabbinin
ثُمَّ
sonra
أَعْرَضَ
yüz çeviren
عَنْهَآ ۚ
onlardan
إِنَّا
muhakkak ki biz
مِنَ
suçlulardan
ٱلْمُجْرِمِينَ
the criminals
مُنتَقِمُونَ
öç alıcıyız

Saheeh InternationalAnd who is more unjust than one who is reminded of the verses of his Lord; then he turns away from them? Indeed We, from the criminals, will take retribution

Ali BulaçKendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra, yüz çevirenden daha zalim kimdir? Gerçekten Biz, suçlu-günahkarlardan intikam alıcılarız

32:23
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ فَلَا تَكُن فِي مِرۡيَةࣲ مِّن لِّقَآئِهِۦۖ وَجَعَلۡنَٰهُ هُدࣰ ى لِّبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
ءَاتَيْنَا
biz verdik
مُوسَى
Musa'ya
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
فَلَا
sakın
تَكُن
olma
فِى
içinde
مِرْيَةٍۢ
kuşku
مِّن
onun ulaşmasından
لِّقَآئِهِۦ ۖ
receiving it
وَجَعَلْنَـٰهُ
ve onu yaptık
هُدًۭى
yol gösterici
لِّبَنِىٓ
oğullarına
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail

Saheeh InternationalAnd We certainly gave Moses the Scripture, so do not be in doubt over his meeting. And we made the Torah guidance for the Children of Israel

Ali BulaçAndolsun, Biz Musa’ya kitabı vermiştik; böylece sen ona kavuşmaktan kuşku içinde olma. Biz onu İsrailoğulları'na bir yol gösterici kılmıştık

32:24
وَجَعَلۡنَا مِنۡهُمۡ أَئِمَّةࣰ يَهۡدُونَ بِأَمۡرِنَا لَمَّا صَبَرُواْۖ وَكَانُواْ بِـَٔايَٰتِنَا يُوقِنُونَ
وَجَعَلْنَا
ve yetiştirmiştik
مِنْهُمْ
onların içinden
أَئِمَّةًۭ
önderler
يَهْدُونَ
doğru yola ileten
بِأَمْرِنَا
buyruğumuzla
لَمَّا
zaman
صَبَرُوا۟ ۖ
sabrettikleri
وَكَانُوا۟
ve olduklarında
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimize
يُوقِنُونَ
kesinlikle inanıyor

Saheeh InternationalAnd We made from among them leaders guiding by Our command when they were patient and [when] they were certain of Our signs

Ali BulaçVe onların içinden, sabrettikleri zaman emrimizle doğru yola iletip-yönelten önderler kıldık; onlar Bizim ayetlerimize kesin bilgiyle inanıyorlardı

32:25
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَفۡصِلُ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ
إِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
هُوَ
O
يَفْصِلُ
hükmedecektir
بَيْنَهُمْ
onların aralarında
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
فِيمَا
şeylerde
كَانُوا۟
oldukları
فِيهِ
konularda
يَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düştükleri

Saheeh InternationalIndeed, your Lord will judge between them on the Day of Resurrection concerning that over which they used to differ

Ali BulaçŞüphesiz, senin Rabbin, ihtilafa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü aralarında 'hükmünü verip ayıracaktır

32:26 📚 1
أَوَلَمۡ يَهۡدِ لَهُمۡ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ يَمۡشُونَ فِي مَسَٰكِنِهِمۡۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٍۚ أَفَلَا يَسۡمَعُونَ
أَوَلَمْ
yola getirmedi mi?
يَهْدِ
guide
لَهُمْ
onları
كَمْ
nice
أَهْلَكْنَا
helak etmemiz
مِن
daha önceki
قَبْلِهِم
before them
مِّنَ
kuşakları
ٱلْقُرُونِ
the generations
يَمْشُونَ
dolaştıkları
فِى
yurtlarında
مَسَـٰكِنِهِمْ ۚ
their dwellings
إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَـٰتٍ ۖ
ibretler
أَفَلَا
işitmiyorlar mı?
يَسْمَعُونَ
they hear

Saheeh InternationalHas it not become clear to them how many generations We destroyed before them, [as] they walk among their dwellings? Indeed in that are signs; then do they not hear

Ali BulaçYurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri kendilerinden evvel yıkıma uğratmış olmamız, hala onları doğru yola iletip yöneltmedi mi? Elbette, bunda ayetler vardır; yine de işitmiyorlar mı

32:27 📚 2
أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا نَسُوقُ ٱلۡمَآءَ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ ٱلۡجُرُزِ فَنُخۡرِجُ بِهِۦ زَرۡعࣰ ا تَأۡكُلُ مِنۡهُ أَنۡعَٰمُهُمۡ وَأَنفُسُهُمۡۚ أَفَلَا يُبۡصِرُونَ
أَوَلَمْ
görmüyorlar mı?
يَرَوْا۟
they see
أَنَّا
biz
نَسُوقُ
sürüyoruz
ٱلْمَآءَ
suyu
إِلَى
yere
ٱلْأَرْضِ
the land
ٱلْجُرُزِ
kuru otsuz
فَنُخْرِجُ
ve bitiriyoruz
بِهِۦ
onunla
زَرْعًۭا
ekin
تَأْكُلُ
yiyor
مِنْهُ
ondan
أَنْعَـٰمُهُمْ
hayvanları da
وَأَنفُسُهُمْ ۖ
kendileri de
أَفَلَا
görmüyorlar mı?
يُبْصِرُونَ
they see

Saheeh InternationalHave they not seen that We drive the water [in clouds] to barren land and bring forth thereby crops from which their livestock eat and [they] themselves? Then do they not see

Ali BulaçGörmüyorlar mı; Biz, suyu çorak toprağa sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan hayvanları, kendileri yemektedir. Yine de görmüyorlar mı

32:28
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلۡفَتۡحُ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
وَيَقُولُونَ
ve diyorlar
مَتَىٰ
ne zaman?
هَـٰذَا
bu
ٱلْفَتْحُ
fetih
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
صَـٰدِقِينَ
doğrular(dan)

Saheeh InternationalAnd they say, "When will be this conquest, if you should be truthful

Ali BulaçDerler ki: "Eğer doğru söylüyor iseniz, şu fetih ne zamanmış

32:29
قُلۡ يَوۡمَ ٱلۡفَتۡحِ لَا يَنفَعُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِيمَٰنُهُمۡ وَلَا هُمۡ يُنظَرُونَ
قُلْ
de ki
يَوْمَ
günü
ٱلْفَتْحِ
fetih
لَا
fayda vermez
يَنفَعُ
will benefit
ٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوٓا۟
inkar eden(lere)
إِيمَـٰنُهُمْ
inanmaları
وَلَا
ve değildir
هُمْ
onlar
يُنظَرُونَ
mühlet verilenler(den)

Saheeh InternationalSay, [O Muhammad], "On the Day of Conquest the belief of those who had disbelieved will not benefit them, nor will they be reprieved

Ali BulaçDe ki: "Fetih günü, inkar edenlere (o gün) inanmaları bir yarar sağlamaz ve onlara bir süre tanınmaz

32:30
فَأَعۡرِضۡ عَنۡهُمۡ وَٱنتَظِرۡ إِنَّهُم مُّنتَظِرُونَ
فَأَعْرِضْ
sen yüz çevir
عَنْهُمْ
onlardan
وَٱنتَظِرْ
ve bekle
إِنَّهُم
zaten onlar da
مُّنتَظِرُونَ
beklemektedirler

Saheeh InternationalSo turn away from them and wait. Indeed, they are waiting

Ali BulaçÖyleyse, sen onlardan yüz çevir ve bekleyedur; gerçekten onlar da beklemektedirler

← Önceki Sonraki →

32. As-Sajda Suresi | Anlam Arayışı