32. As-Sajda سُورَةُ السَّجۡدَةِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
● Med ● Kalkale ● Ğunne ● İhfâ ● İdğâm (ğunneli) ● İdğâm (ğunnesiz) ● İklâb ● Okunmayan harf
32:1 ▶ ⧉ ☆
الٓ مٓ
Süleyman Ateş Elif lam mim
32:2 ▶ ⧉ ☆
تَنز ِيلُ ٱ لْكِتَـٰ بِ لَا رَيْبَ فِيهِ مِن ر َّبِّ ٱ لْعَـٰ لَمِي نَ
Süleyman Ateş Şüphe yok ki Kitabın indirilişi, alemlerin Rabbi tarafındandır
32:3 ▶ ⧉ ☆
أَمْ يَقُولُونَ ٱ فْتَرَ>ٮٰ هُۚ بَلْ هُوَ ٱ لْحَقُّ مِن ر َّبِّكَ لِتُنذ ِرَ قَوْمًا م َّآ أَتَـٰ هُم م ِّن ن َّذِيرٍ م ِّن ق َبْ لِكَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُو نَ
مَّآ
kendilerine gelmeyen
أَتَىٰهُم
has come to them
يَهْتَدُونَ
doğru yola gelirler
Süleyman Ateş Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır, o senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi, doğru yola gelirler umuduyla uyarman için Rabbin tarafından (sana indirilen) gerçektir
ٱللَّهُ ٱ لَّذِى خَلَقَ ٱ ل سَّمَـٰ وَٲ تِ وَٱ لْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ث ُمّ َ ٱ سْتَوَىٰ عَلَى ٱ لْعَرْشِۖ مَا لَكُم م ِّن د ُونِهِۦ مِن و َلِىٍّ و َلَا شَفِيعٍۚ أَفَلَا تَتَذَكَّرُو نَ
بَيْنَهُمَا
bunlar arasındakileri
أَفَلَا
düşünüp öğüt almıyor musunuz?
تَتَذَكَّرُونَ
you take heed
Süleyman Ateş O (Allah) ki gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları altı günde yarattı; sonra Arş'a istiva etti. Sizin, O'ndan başka bir dostunuz, şefa'atçiniz yoktur. Düşünüp öğüt almıyor musunuz
يُدَبِّرُ ٱ لْأَمْرَ مِنَ ٱ ل سَّمَا ٓءِ إِلَى ٱ لْأَرْضِ ثُمّ َ يَعْرُجُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍ ك َانَ مِقْ دَارُهُۥٓ أَلْفَ سَنَةٍ م ِّمّ َا تَعُدُّو نَ
يُدَبِّرُ
tedbir eder (indirir)
مِقْدَارُهُۥٓ
(the) measure of which is
Süleyman Ateş (Allah) Emri gökten yere tedbir eder (buyruğunu indirir). Sonra emir , sizin hesabınızca bin yıl süren bir gün içinde O'na çıkar
32:6 ▶ ⧉ ☆
ذَٲ لِكَ عَـٰ لِمُ ٱ لْغَيْبِ وَٱ ل شَّهَـٰ دَةِ ٱ لْعَزِيزُ ٱ ل رَّحِي مُ
وَٱلشَّهَـٰدَةِ
ve görüneni
Süleyman Ateş İşte görünmeyeni de, görüneni de bilen, güçlü ve esirgeyici olan O'dur
ٱلَّذِىٓ أَحْسَنَ كُلَّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ ۖ وَبَدَأَ خَلْقَ ٱ لْإِنس َـٰ نِ مِن ط ِي نٍ
Süleyman Ateş O'dur ki, yarattığı herşeyi güzel yaptı ve insanı yaratmağa çamurdan başladı
32:8 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ جَعَلَ نَسْلَهُۥ مِن س ُلَـٰ لَةٍ م ِّن م َّا ٓءٍ م َّهِي نٍ
Süleyman Ateş Sonra onun neslini bir özden, hakir bir su(yun özü)nden yaptı
ثُمّ َ سَوَّٮٰ هُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن ر ُّوحِهِۦ ۖ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱ ل سَّمْعَ وَٱ لْأَبْ صَـٰ رَ وَٱ لْأَفْــِٔدَةَۚ قَلِيلاً م َّا تَشْكُرُو نَ
وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۚ
ve gönüller
تَشْكُرُونَ
thanks you give
Süleyman Ateş Sonra ona biçim verdi, ona kendi ruhundan üfledi. Ve sizin için kulak(lar), gözler ve gönüller yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz
32:10 ▶ ⧉ ☆
وَقَالُوٓ اْ أَءِذَا ضَلَلْنَا فِى ٱ لْأَرْضِ أَءِنّ َا لَفِى خَلْقٍ ج َدِيدِۭۚ ب َلْ هُم ب ِلِقَا ٓءِ رَبِّهِمْ كَـٰ فِرُو نَ
ضَلَلْنَا
biz kaybolduktan
كَـٰفِرُونَ
inkar edenlerdir
Süleyman Ateş Biz toprakta kaybolduktan sonra, yeni bir yaratılış içinde mi olacağız? dediler. Doğrusu onlar, Rablerine kavuşmayı inkar edenlerdir
32:11 ▶ ⧉ ☆
۞ قُلْ يَتَوَفَّـٰ كُم م َّلَكُ ٱ لْمَوْتِ ٱ لَّذِى وُكِّلَ بِكُمْ ثُمّ َ إِلَىٰ رَبِّكُمْ تُرْجَعُو نَ
يَتَوَفَّىٰكُم
canınızı alır
وُكِّلَ
has been put in charge
تُرْجَعُونَ
döndürülürsünüz
Süleyman Ateş De ki: "Üzerinize vekil edilen ölüm meleği, canınızı alır, sonra Rabbinize döndürülürsünüz
وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذِ ٱ لْمُجْ رِمُونَ نَاكِسُواْ رُءُوسِهِمْ عِند َ رَبِّهِمْ رَبَّنَآ أَبْ صَرْنَا وَسَمِعْنَا فَٱ رْجِعْنَا نَعْمَلْ صَـٰ لِحًا إِنّ َا مُوقِنُو نَ
فَٱرْجِعْنَا
bizi geri döndür
مُوقِنُونَ
kesin olarak inandık
Süleyman Ateş Rablerinin huzurunda (utançtan) başlarını öne eğmiş; "Rabbimiz, gördük, işittik, bizi geri döndür, iyi iş yapalım; artık kesin olarak inandık!" demekte olan suçluları bir görsen
وَلَوْ شِئْنَا لَأَتَيْنَا كُلَّ نَفْسٍ هُدَٮٰ هَا وَلَـٰ كِنْ حَقَّ ٱ لْقَوْلُ مِنّ ِى لَأَمْلَأَنّ َ جَهَنّ َمَ مِنَ ٱ لْجِنّ َةِ وَٱ ل نّ َاسِ أَجْ مَعِي نَ
لَأَمْلَأَنَّ
mutlaka dolduracağım
Süleyman Ateş Dileseydik, herkese hidayetini verirdik, (herkesi doğru yola iletirdik). Fakat benden "Mutlaka cehennemi , cinlerden ve insanlardan bir kısmiyle tamamen dolduracağım!" kararı çıkmıştır
32:14 ▶ ⧉ ☆
فَذُوقُواْ بِمَا نَسِيتُمْ لِقَا ٓءَ يَوْمِكُمْ هَـٰ ذَآ إِنّ َا نَسِينَـٰ كُمْۖ وَذُوقُواْ عَذَابَ ٱ لْخُلْدِ بِمَا كُنت ُمْ تَعْمَلُو نَ
بِمَا
karşılığını (cezasını)
نَسِينَـٰكُمْ ۖ
sizi unuttuk
Süleyman Ateş Bu gününüzle karşılaşmayı unutmanızın cezasını tadın! (Şimdi) Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızdan ötürü ebedi azabı tadın
إِنّ َمَا يُؤْمِنُ بِـَٔـايَـٰ تِنَا ٱ لَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُواْ بِهَا خَرُّواْ سُجَّدًا و َسَبَّحُواْ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُو نَ ۩
بِـَٔايَـٰتِنَا
bizim ayetlerimize
خَرُّوا۟
derhal kapanırlar
وَسَبَّحُوا۟
ve tesbih ederler
يَسْتَكْبِرُونَ ۩
büyüklük taslamazlar
Süleyman Ateş Bizim ayetlerimize o kimseler inanırlar ki onlar, kendilerine öğüt verildiği zaman derhal secdeye kapanırlar; Rablerini överek tesbih ederler, büyüklük taslamazlar
تَتَجَافَىٰ جُنُوبُهُمْ عَنِ ٱ لْمَضَاجِعِ يَدْ عُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا و َطَمَعًا و َمِمّ َا رَزَقْ نَـٰ هُمْ يُنف ِقُو نَ
رَزَقْنَـٰهُمْ
rızıklandırdığımız
يُنفِقُونَ
hayır için harcarlar
Süleyman Ateş Yanları yataklardan uzaklaşır, (gece teheccüd namazı kılmak için yanlarını yataklardan ayırılıp kalkarlar), korkarak ve umarak Rablerine du'a ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır için harcarlar
فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ م َّآ أُخْفِىَ لَهُم م ِّن ق ُرَّةِ أَعْيُنٍ ج َزَا ٓءَۢ ب ِمَا كَانُواْ يَعْمَلُو نَ
Süleyman Ateş Yaptıklarına karşılık olarak onlar için ne gözler aydınlatıcı(ni'metleri )in saklandığını hiç kimse bilmez
32:18 ▶ ⧉ ☆
أَفَمَن ك َانَ مُؤْمِنًا ك َمَن ك َانَ فَاسِقًاۚ ل َّا يَسْتَوُۥ نَ
Süleyman Ateş Hiç inanan kimse, (yoldan çıkan) fasık gibi olur mu? Elbette bunlar bir olmazlar
32:19 ▶ ⧉ ☆
أَمّ َا ٱ لَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱ ل صَّـٰ لِحَـٰ تِ فَلَهُمْ جَنّ َـٰ تُ ٱ لْمَأْوَىٰ نُزُلاَۢ ب ِمَا كَانُواْ يَعْمَلُو نَ
ٱلْمَأْوَىٰ
durulmağa değer
Süleyman Ateş İnanan ve iyi işler yapanlara gelince, onlar, yaptıklarına karşılık, durulmağa değer cennetlerde ağırlanırlar
وَأَمّ َا ٱ لَّذِينَ فَسَقُواْ فَمَأْوَٮٰ هُمُ ٱ ل نّ َارُۖ كُلَّمَآ أَرَادُوٓ اْ أَن ي َخْرُجُواْ مِنْهَآ أُعِيدُواْ فِيهَا وَقِيلَ لَهُمْ ذُوقُواْ عَذَابَ ٱ ل نّ َارِ ٱ لَّذِى كُنت ُم ب ِهِۦ تُكَذِّبُو نَ
ٱلَّذِينَ
yoldan çıkanların
فَسَقُوا۟
are defiantly disobedient
فَمَأْوَىٰهُمُ
barınacakları yer
أَرَادُوٓا۟
istediklerinde
أُعِيدُوا۟
yine geri çevrilirler
Süleyman Ateş Yoldan çıkanların barınacakları yer de ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler, yine oraya geri çevrilirler ve onlara: "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın" denilir
وَلَنُذِيقَنّ َهُم م ِّنَ ٱ لْعَذَابِ ٱ لْأَدْ نَىٰ دُونَ ٱ لْعَذَابِ ٱ لْأَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُو نَ
وَلَنُذِيقَنَّهُم
mutlaka onlara taddıracağız
Süleyman Ateş Belki dön(üp yola gel)irler diye, mutlaka onlara o büyük azabdan ayrı olarak, daha yakın azabı da taddıracağız
32:22 ▶ ⧉ ☆
وَمَنْ أَظْلَمُ مِمّ َن ذ ُكِّرَ بِـَٔـايَـٰ تِ رَبِّهِۦ ثُمّ َ أَعْرَضَ عَنْهَآۚ إِنّ َا مِنَ ٱ لْمُجْ رِمِينَ مُنت َقِمُو نَ
ٱلْمُجْرِمِينَ
the criminals
Süleyman Ateş Kendisine Rabbinin ayetleriyle öğüt verildikten sonra onlardan yüz çevirenlerden daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki biz, suçlulardan öç alıcıyız
32:23 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱ لْكِتَـٰ بَ فَلَا تَكُن ف ِى مِرْيَةٍ م ِّن ل ِّقَا ٓئِهِۦۖ وَجَعَلْنَـٰ هُ هُدًى ل ِّبَنِىٓ إِسْرَٲ ٓءِي لَ
لِّقَآئِهِۦ ۖ
receiving it
وَجَعَلْنَـٰهُ
ve onu yaptık
Süleyman Ateş Andolsun biz Musa'ya Kitabı verdik. Sakın onun (Musa'ya) ulaşmasından kuşkuya düşme. Onu İsrail oğullarına yol gösterici yaptık
32:24 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلْنَا مِنْهُمْ أَئِمّ َةً ي َهْدُونَ بِأَمْرِنَا لَمّ َا صَبَرُواْۖ وَكَانُواْ بِـَٔـايَـٰ تِنَا يُوقِنُو نَ
وَجَعَلْنَا
ve yetiştirmiştik
يَهْدُونَ
doğru yola ileten
وَكَانُوا۟
ve olduklarında
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimize
يُوقِنُونَ
kesinlikle inanıyor
Süleyman Ateş Sabrettikleri ve ayetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların içinden, buyruğumuzla doğru yola ileten önderler yetiştirmiştik
32:25 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َ رَبَّكَ هُوَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱ لْقِيَـٰ مَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخْتَلِفُو نَ
بَيْنَهُمْ
onların aralarında
يَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düştükleri
Süleyman Ateş Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü, ayrılığa düştükleri konularda onların aralarında hükmedecektir
أَوَلَمْ يَهْدِ لَهُمْ كَمْ أَهْلَكْنَا مِن ق َبْ لِهِم م ِّنَ ٱ لْقُرُونِ يَمْشُونَ فِى مَسَـٰ كِنِهِمْۚ إِنّ َ فِى ذَٲ لِكَ لَأَيَـٰ تٍۖ أَفَلَا يَسْمَعُو نَ
أَوَلَمْ
yola getirmedi mi?
ٱلْقُرُونِ
the generations
مَسَـٰكِنِهِمْ ۚ
their dwellings
Süleyman Ateş Bugün yurtlarında dolaştıkları nice kuşakları daha önce helak etmiş olmamız, hala onları yola getirmedi mi? Şüphesiz bunda ibretler vardır. (Öğüt alma kulağıyle) İşitmiyorlar mı
أَوَلَمْ يَرَوْاْ أَنّ َا نَسُوقُ ٱ لْمَا ٓءَ إِلَى ٱ لْأَرْضِ ٱ لْجُرُزِ فَنُخْرِجُ بِهِۦ زَرْعًا ت َأْكُلُ مِنْهُ أَنْعَـٰ مُهُمْ وَأَنف ُسُهُمْۖ أَفَلَا يُبْ صِرُو نَ
أَنْعَـٰمُهُمْ
hayvanları da
وَأَنفُسُهُمْ ۖ
kendileri de
Süleyman Ateş Görmüyorlar mı biz nasıl suyu, kuru, otsuz yere sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan hayvanları da, kendileri de yiyor? Görmüyorlar mı
32:28 ▶ ⧉ ☆
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰ ذَا ٱ لْفَتْحُ إِن ك ُنت ُمْ صَـٰ دِقِي نَ
Süleyman Ateş Doğru iseniz bu fetih ne zaman? diyorlar
32:29 ▶ ⧉ ☆
قُلْ يَوْمَ ٱ لْفَتْحِ لَا يَنف َعُ ٱ لَّذِينَ كَفَرُوٓ اْ إِيمَـٰ نُهُمْ وَلَا هُمْ يُنظ َرُو نَ
كَفَرُوٓا۟
inkar eden(lere)
يُنظَرُونَ
mühlet verilenler(den)
Süleyman Ateş De ki: "Fetih günü (gelince, şimdi) inkar edenlere (o zaman) inanmaları fayda vermez ve kendilerine mühlet de verilmez
32:30 ▶ ⧉ ☆
فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَٱ نت َظِرْ إِنّ َهُم م ُّنت َظِرُو نَ
مُّنتَظِرُونَ
beklemektedirler
Süleyman Ateş Sen onlardan yüz çevir ve bekle, zaten onlar da beklemektedirler
← Önceki Sonraki →