32. As-Sajda سُورَةُ السَّجۡدَةِ
Elmalılı Hamdi YazırElif, Lâm, mim
Ali BulaçElif-Lam Mim
Saheeh InternationalAlif, Lam, Meem
Elmalılı Hamdi YazırKendisinde şüphe olmayan bu kitabın indirilişi, âlemlerin Rabbi olan Allah tarafındandır
Ali BulaçKendisinde şüphe olmayan bu Kitab'ın indirilişi alemlerin Rabbi tarafındandır
Saheeh International[This is] the revelation of the Book about which there is no doubt from the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırYoksa onu (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? Hayır, o senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi korkutman için, Rabbin tarafından gelen bir haktır. Gerek ki, hidayeti kabul ederler
Ali BulaçYoksa onlar: "Bunu uydurdu" mu diyorlar? Hayır; o, Rabbinden olan bir haktır; senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için (onu sana indirdik). Umulur ki hidayet bulurlar
Saheeh InternationalOr do they say, "He invented it"? Rather, it is the truth from your Lord, [O Muhammad], that you may warn a people to whom no warner has come before you [so] perhaps they will be guided
Elmalılı Hamdi YazırAllah O'dur ki, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra Arş üzerine istivâ buyurmuştur (hakim olmuştur). Sizin için O'ndan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi! Artık düşünmeyecek misiniz
Ali BulaçAllah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı, sonra arşa istiva etti. Sizin O'nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçiniz yoktur. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz
Saheeh InternationalIt is Allah who created the heavens and the earth and whatever is between them in six days; then He established Himself above the Throne. You have not besides Him any protector or any intercessor; so will you not be reminded
Elmalılı Hamdi YazırO, gökten yere, (yukarıdan aşağıya) işleri düzenler, sonra da o işler, sizin saydıklarınızdan bin yıl kadar olan bir günde O'na yükselir
Ali BulaçGökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O'na yükselir
Saheeh InternationalHe arranges [each] matter from the heaven to the earth; then it will ascend to Him in a Day, the extent of which is a thousand years of those which you count
Elmalılı Hamdi Yazırİşte görüleni de görülmeyeni de bilen, her şeye gücü yeten, çok merhametli olan O'dur
Ali Bulaçİşte gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, üstün ve güçlü olan, esirgeyen O'dur
Saheeh InternationalThat is the Knower of the unseen and the witnessed, the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırYarattığı her şeyi güzel yaratan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayan O'dur
Ali BulaçKi O, yarattığı herşeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır
Saheeh InternationalWho perfected everything which He created and began the creation of man from clay
Elmalılı Hamdi YazırSonra da onun soyunu süzülmüş bir özden, değersiz bir sudan yaratmıştır
Ali BulaçSonra onun soyunu bir özden (sülale'den), basbayağı bir sudan yapmıştır
Saheeh InternationalThen He made his posterity out of the extract of a liquid disdained
Elmalılı Hamdi YazırSonra onu düzenli bir şekle sokup, içine kendi ruhundan üfürdü. Ve sizin için kulaklar, gözler ve gönüller var etti. Siz pek az şükrediyorsunuz
Ali BulaçSonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona Ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz
Saheeh InternationalThen He proportioned him and breathed into him from His [created] soul and made for you hearing and vision and hearts; little are you grateful
Elmalılı Hamdi YazırOnlar: "Biz yerde kaybolup gittikten sonra, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışta bulunacağız?" dediler. Fakat onlar Rablerine kavuşmayı (O'nun huzuruna varacaklarını) inkâr eden kâfirlerdir
Ali BulaçDediler ki: "Biz yer (toprağın için) de yok olup gittikten sonra, gerçekten biz mi yeniden yaratılmış olacağız?" Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkar edenlerdir
Saheeh InternationalAnd they say, "When we are lost within the earth, will we indeed be [recreated] in a new creation?" Rather, they are, in [the matter of] the meeting with their Lord, disbelievers
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Size vekil kılınmış olan ölüm meleği canınızı alacak, sonra döndürülüp Rabbinize götürüleceksiniz
Ali BulaçDe ki: "Size vekil kılınan ölüm meleği, hayatınıza son verecek, sonra Rabbinize döndürülmüş olacaksınız
Saheeh InternationalSay, "The angel of death will take you who has been entrusted with you. Then to your Lord you will be returned
Elmalılı Hamdi YazırEy Muhammed! Günahkârların, Rablerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Ey Rabbimiz! Gördük ve dinledik, şimdi bizi geri çevir de salih bir amel işleyelim, çünkü biz artık kesin bir şekilde inanıyoruz." derlerken bir görsen
Ali BulaçSuçlu-günahkarları, Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Rabbimiz, gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir, salih bir amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız" (diye yalvaracakları zamanı) bir görsen
Saheeh InternationalIf you could but see when the criminals are hanging their heads before their Lord, [saying], "Our Lord, we have seen and heard, so return us [to the world]; we will work righteousness. Indeed, we are [now] certain
Elmalılı Hamdi YazırEğer biz dilemiş olsaydık her nefse hidâyetini verirdik. Fakat benden: "Bütün insanlar ve cinlerden cehennemi elbette dolduracağım." sözü hak olmuştur
Ali BulaçEğer Biz dilemiş olsaydık, her bir nefse kendi hidayetini verirdik. Fakat Benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: "Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan (İnkar edenlerle) tamamıyla dolduracağım
Saheeh InternationalAnd if We had willed, We could have given every soul its guidance, but the word from Me will come into effect [that] "I will surely fill Hell with jinn and people all together
Elmalılı Hamdi YazırO halde bu gününüzle karşılaşmayı unuttuğunuzdan dolayı tadın azabı! İşte biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduğunuz işler yüzünden tadın ebedî azabı
Ali BulaçÖyleyse bu (azap) gününüzle karşılaşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi gerçekten unuttuk; yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın
Saheeh InternationalSo taste [punishment] because you forgot the meeting of this, your Day; indeed, We have [accordingly] forgotten you. And taste the punishment of eternity for what you used to do
Elmalılı Hamdi YazırBizim âyetlerimize öyle kimseler iman eder ki, onlarla kendilerine öğüt verildiği zaman secdelere kapanırlar ve Rablerine hamd ile tesbih ederler de büyüklük taslamazlar
Ali BulaçBizim ayetlerimize, ancak kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar iman eder
Saheeh InternationalOnly those believe in Our verses who, when they are reminded by them, fall down in prostration and exalt [Allah] with praise of their Lord, and they are not arrogant
Elmalılı Hamdi YazırOnların yanları yataklardan uzaklaşır, korku ve ümid içinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan hayıra sarfederler
Ali BulaçOnların yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler
Saheeh InternationalThey arise from [their] beds; they supplicate their Lord in fear and aspiration, and from what We have provided them, they spend
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi hiç kimse kendileri için, yaptıklarına karşılık gözler aydınlığı olacak şeylerden neler gizlenmiş olduğunu bilemez
Ali BulaçArtık hiçbir nefis, yaptıklarına karşılık olmak üzere kendileri için gözler aydınlığı olarak nelerin (sayısız nimetlerin) saklandığını bilmez
Saheeh InternationalAnd no soul knows what has been hidden for them of comfort for eyes as reward for what they used to do
Elmalılı Hamdi YazırÖyle ya iman eden kimse, fâsık olan gibi olur mu? Onlar eşit olamazlar
Ali BulaçÖyleyse, iman eden kimse, fasık olan gibi olur mu? Bunlar eşit olmazlar
Saheeh InternationalThen is one who was a believer like one who was defiantly disobedient? They are not equal
Elmalılı Hamdi YazırEvet, iman edip de salih amelleri işleyen kimselerin, yaptıklarına karşılık bir konukluk (ağırlanma) olarak me'vâ (barınak) cennetleri vardır
Ali Bulaçİman eden ve salih amellerde bulunanlar ise, artık onlar için, yaptıklarınıza karşılık olmak üzere, bir ağırlanma konağı olarak barınma cennetleri vardır
Saheeh InternationalAs for those who believed and did righteous deeds, for them will be the Gardens of Refuge as accommodation for what they used to do
Elmalılı Hamdi YazırAma fâsıklık etmiş olanların barınakları ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya geri çevrilirler ve kendilerine: "Haydi tadın o ateşin yalanlayıp durduğunuz azabını!" denir
Ali BulaçFasık olanlar içinse, artık onların da barınma yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, geri çevrilirler ve onlara: "Kendisini yalanladığınız ateş azabını tadın" denir
Saheeh InternationalBut as for those who defiantly disobeyed, their refuge is the Fire. Every time they wish to emerge from it, they will be returned to it while it is said to them, "Taste the punishment of the Fire which you used to deny
Elmalılı Hamdi YazırŞu bir gerçek ki, onlara o en büyük azabdan önce yakın azabdan (dünyada) da tattıracağız. Umulur ki, (kötülükten) dönerler
Ali BulaçAndolsun, Biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi) azapdan önce, yakın (dünyevi) azaptan da taddıracağız
Saheeh InternationalAnd we will surely let them taste the nearer punishment short of the greater punishment that perhaps they will repent
Elmalılı Hamdi YazırRabbinin âyetleriyle kendisine öğüt verilip de, sonra onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim kim olabilir? Gerçekten biz, günahkârlardan intikam alacağız
Ali BulaçKendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra, yüz çevirenden daha zalim kimdir? Gerçekten Biz, suçlu-günahkarlardan intikam alıcılarız
Saheeh InternationalAnd who is more unjust than one who is reminded of the verses of his Lord; then he turns away from them? Indeed We, from the criminals, will take retribution
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki biz vaktiyle Musa'ya kitap vermiştik. Şimdi de sen ona (öyle bir kitaba) kavuşmaktan şüphe içinde olma. Biz onu İsrailoğullarına doğru yolu göstren bir rehber kılmıştık
Ali BulaçAndolsun, Biz Musa’ya kitabı vermiştik; böylece sen ona kavuşmaktan kuşku içinde olma. Biz onu İsrailoğulları'na bir yol gösterici kılmıştık
Saheeh InternationalAnd We certainly gave Moses the Scripture, so do not be in doubt over his meeting. And we made the Torah guidance for the Children of Israel
Elmalılı Hamdi YazırOnların içinden, sabrettikleri zaman bizim emrimizle doğru yola ileten önderler yetiştirmiştik. Onlar, bizim âyetlerimize kesin bir şekilde inanıyorlardı
Ali BulaçVe onların içinden, sabrettikleri zaman emrimizle doğru yola iletip-yönelten önderler kıldık; onlar Bizim ayetlerimize kesin bilgiyle inanıyorlardı
Saheeh InternationalAnd We made from among them leaders guiding by Our command when they were patient and [when] they were certain of Our signs
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi ihtilafa düştükleri şeyler hakkında şüphesiz ki Rabbin kıyamet günü aralarında ayırıcı hükmü verecektir
Ali BulaçŞüphesiz, senin Rabbin, ihtilafa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü aralarında 'hükmünü verip ayıracaktır
Saheeh InternationalIndeed, your Lord will judge between them on the Day of Resurrection concerning that over which they used to differ
Elmalılı Hamdi YazırKendilerinden önce, yurtlarında gezip dolaşmakta oldukları nice kuşakları helâk etmiş olmamız, daha onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda nice ibretler vardır. Hâlâ kulak vermeyecekler mi
Ali BulaçYurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri kendilerinden evvel yıkıma uğratmış olmamız, hala onları doğru yola iletip yöneltmedi mi? Elbette, bunda ayetler vardır; yine de işitmiyorlar mı
Saheeh InternationalHas it not become clear to them how many generations We destroyed before them, [as] they walk among their dwellings? Indeed in that are signs; then do they not hear
Elmalılı Hamdi YazırYa hiç görmediler mi ki, biz kır yere suyu salıveriyoruz da onunla bir ekin çıkarıyoruz. Ondan hayvanları da yiyor, kendileri de. Hâlâ gözlerini açmayacaklar mı
Ali BulaçGörmüyorlar mı; Biz, suyu çorak toprağa sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan hayvanları, kendileri yemektedir. Yine de görmüyorlar mı
Saheeh InternationalHave they not seen that We drive the water [in clouds] to barren land and bring forth thereby crops from which their livestock eat and [they] themselves? Then do they not see
Elmalılı Hamdi YazırBir de "Ne zaman o fetih, eğer doğru söylüyorsanız?" diyorlar
Ali BulaçDerler ki: "Eğer doğru söylüyor iseniz, şu fetih ne zamanmış
Saheeh InternationalAnd they say, "When will be this conquest, if you should be truthful
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "İnkâr edenlere o fetih günü iman etmeleri fayda vermez ve onlara göz açtırılmaz
Ali BulaçDe ki: "Fetih günü, inkar edenlere (o gün) inanmaları bir yarar sağlamaz ve onlara bir süre tanınmaz
Saheeh InternationalSay, [O Muhammad], "On the Day of Conquest the belief of those who had disbelieved will not benefit them, nor will they be reprieved
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi sen onlardan yüz çevir de gözet. Çünkü onlar da gözetmektedirler
Ali BulaçÖyleyse, sen onlardan yüz çevir ve bekleyedur; gerçekten onlar da beklemektedirler
Saheeh InternationalSo turn away from them and wait. Indeed, they are waiting