☪ Anlam Arayışı

34. Saba سُورَةُ سَبَإٍ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri

● Med● Kalkale● Ğunne● İhfâ● İdğâm (ğunneli)● İdğâm (ğunnesiz)● İklâb● Okunmayan harf

Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
34:1 📚 1
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَهُ ٱلْحَمْدُ فِى ٱلْأَخِرَةِۚ وَهُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْخَبِيرُ
ٱلْحَمْدُ
hamd
لِلَّهِ
Allah'a mahsustur
ٱلَّذِى
öyle ki
لَهُۥ
onundur
مَا
ne varsa
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَمَا
ve ne varsa
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَلَهُ
ve O'na mahsustur
ٱلْحَمْدُ
hamd
فِى
ahirette
ٱلْـَٔاخِرَةِ ۚ
the Hereafter
وَهُوَ
ve O
ٱلْحَكِيمُ
hüküm ve hikmet sahibidir
ٱلْخَبِيرُ
haber alandır

Yusuf AliPraise be to God, to Whom belong all things in the heavens and on earth: to Him be Praise in the Hereafter: and He is Full of Wisdom, acquainted with all things

34:2 📚 8
يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا يَعْرُجُ فِيهَاۚ وَهُوَ ٱلرَّحِيمُ ٱلْغَفُورُ
يَعْلَمُ
bilir
مَا
ne ki
يَلِجُ
giriyor
فِى
içine
ٱلْأَرْضِ
yerin
وَمَا
ve ne ki
يَخْرُجُ
çıkıyor
مِنْهَا
ondan
وَمَا
ve ne ki
يَنزِلُ
iniyor
مِنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the heaven
وَمَا
ve ne ki
يَعْرُجُ
çıkıyor
فِيهَا ۚ
oraya
وَهُوَ
ve O
ٱلرَّحِيمُ
çok esirgeyendir
ٱلْغَفُورُ
çok bağışlayandır

Yusuf AliHe knows all that goes into the earth, and all that comes out thereof; all that comes down from the sky and all that ascends thereto and He is the Most Merciful, the Oft-Forgiving

34:3 📚 6
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَا تَأْتِينَا ٱلسَّاعَةُۖ قُلْ بَلَىٰ وَرَبِّى لَتَأْتِيَنَّكُمْ عَـٰلِمِ ٱلْغَيْبِۖ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَآ أَصْغَرُ مِن ذَٲلِكَ وَلَآ أَكْبَرُ إِلَّا فِى كِتَـٰبٍ مُّبِينٍ
وَقَالَ
ve dediler ki
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
لَا
bize gelmez
تَأْتِينَا
will come to us
ٱلسَّاعَةُ ۖ
sa'at
قُلْ
de ki
بَلَىٰ
hayır
وَرَبِّى
Rabbim hakkı için
لَتَأْتِيَنَّكُمْ
o mutlaka size gelecektir
عَـٰلِمِ
bilen
ٱلْغَيْبِ ۖ
gaybı
لَا
gizli kalmaz
يَعْزُبُ
escapes
عَنْهُ
O'ndan
مِثْقَالُ
ağırlığınca
ذَرَّةٍۢ
zerre
فِى
olan
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerde
وَلَا
ne de
فِى
olan
ٱلْأَرْضِ
yerde
وَلَآ
ve yoktur
أَصْغَرُ
küçük
مِن
bundan
ذَٰلِكَ
that
وَلَآ
ve yoktur
أَكْبَرُ
büyük
إِلَّا
ki olmasın
فِى
bir Kitapta
كِتَـٰبٍۢ
a Record
مُّبِينٍۢ
apaçık

Yusuf AliThe Unbelievers say, "Never to us will come the Hour": Say, "Nay! but most surely, by my Lord, it will come upon you;- by Him Who knows the unseen,- from Whom is not hidden the least little atom in the heavens or on earth: Nor is there anythin g less than that, or greater, but is in the Record Perspicuous

34:4
لِّيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِۚ أُوْلَـٰٓئِكَ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ
لِّيَجْزِىَ
mükafatlandırması için
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ءَامَنُوا۟
inanan(ları)
وَعَمِلُوا۟
ve yapanları
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ ۚ
iyi işler
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
لَهُم
onlar için vardır
مَّغْفِرَةٌۭ
mağfiret
وَرِزْقٌۭ
ve rızık
كَرِيمٌۭ
güzel

Yusuf AliThat He may reward those who believe and work deeds of righteousness: for such is Forgiveness and a Sustenance Most Generous

34:5
وَٱلَّذِينَ سَعَوْ فِىٓ ءَايَـٰتِنَا مُعَـٰجِزِينَ أُوْلَـٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مِّن رِّجْزٍ أَلِيمٌ
وَٱلَّذِينَ
kimseler ise
سَعَوْ
çalışan(lar)
فِىٓ
hakkında
ءَايَـٰتِنَا
ayetlerimiz
مُعَـٰجِزِينَ
aciz bırakmağa
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
لَهُمْ
onlar için vardır
عَذَابٌۭ
bir azab
مِّن
pislikten
رِّجْزٍ
foul nature
أَلِيمٌۭ
acı

Yusuf AliBut those who strive against Our Signs, to frustrate them,- for such will be a Penalty,- a Punishment most humiliating

34:6
وَيَرَى ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلْعِلْمَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ هُوَ ٱلْحَقَّ وَيَهْدِىٓ إِلَىٰ صِرَٲطِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ
وَيَرَى
ve görürler
ٱلَّذِينَ
kimseler
أُوتُوا۟
kendilerine verilen(ler)
ٱلْعِلْمَ
bilgi
ٱلَّذِىٓ
indirilenin
أُنزِلَ
is revealed
إِلَيْكَ
sana
مِن
Rabbinden
رَّبِّكَ
your Lord
هُوَ
gerçek olduğunu
ٱلْحَقَّ
(is) the Truth
وَيَهْدِىٓ
ve ilettiğini
إِلَىٰ
yoluna;
صِرَٰطِ
(the) Path
ٱلْعَزِيزِ
mutlak galib
ٱلْحَمِيدِ
ve hamde layık olanın

Yusuf AliAnd those to whom knowledge has come see that the (Revelation) sent down to thee from thy Lord - that is the Truth, and that it guides to the Path of the Exalted (in might), Worthy of all praise

34:7
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ هَلْ نَدُلُّكُمْ عَلَىٰ رَجُلٍ يُنَبِّئُكُمْ إِذَا مُزِّقْتُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍ إِنَّكُمْ لَفِى خَلْقٍ جَدِيدٍ
وَقَالَ
ve dediler ki
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
هَلْ
mi?
نَدُلُّكُمْ
size gösterelim
عَلَىٰ
bir adam
رَجُلٍۢ
a man
يُنَبِّئُكُمْ
size haber veren
إِذَا
zaman
مُزِّقْتُمْ
siz parçalandığınız
كُلَّ
tamamen
مُمَزَّقٍ
dağılıp
إِنَّكُمْ
sizin
لَفِى
içinde olacağınızı
خَلْقٍۢ
bir yaratılış
جَدِيدٍ
yeni

Yusuf AliThe Unbelievers say (in ridicule): "Shall we point out to you a man that will tell you, when ye are all scattered to pieces in disintegration, that ye shall (then be raised) in a New Creation

34:8
أَفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَم بِهِۦ جِنَّۗةُۢ بَلِ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْأَخِرَةِ فِى ٱلْعَذَابِ وَٱلضَّلَـٰلِ ٱلْبَعِيدِ
أَفْتَرَىٰ
uydurdu mu?
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
كَذِبًا
bir yalan
أَم
yoksa
بِهِۦ
kendisinde -mi var?
جِنَّةٌۢ ۗ
(is) madness
بَلِ
hayır
ٱلَّذِينَ
kimseler
لَا
inanmayanlar
يُؤْمِنُونَ
believe
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirete
فِى
içindedirler
ٱلْعَذَابِ
azab
وَٱلضَّلَـٰلِ
ve bir sapıklık
ٱلْبَعِيدِ
uzak

Yusuf AliHas he invented a falsehood against God, or has a spirit (seized) him?"- Nay, it is those who believe not in the Hereafter, that are in (real) Penalty, and in farthest error

34:9 📚 1
أَفَلَمْ يَرَوْاْ إِلَىٰ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِۚ إِن نَّشَأْ نَخْسِفْ بِهِمُ ٱلْأَرْضَ أَوْ نُسْقِطْ عَلَيْهِمْ كِسَفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِۚ إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَةً لِّكُلِّ عَبْدٍ مُّنِيبٍ
أَفَلَمْ
görmüyorlar mı?
يَرَوْا۟
they see
إِلَىٰ
bulunanı
مَا
what
بَيْنَ
arasında (önlerinde)
أَيْدِيهِمْ
elleri (önlerinde)
وَمَا
ve bulunanı
خَلْفَهُم
arkalarında
مِّنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the heaven
وَٱلْأَرْضِ ۚ
ve yerden
إِن
eğer
نَّشَأْ
dilesek
نَخْسِفْ
batırırız
بِهِمُ
onları
ٱلْأَرْضَ
yere
أَوْ
ya da
نُسْقِطْ
düşürürüz
عَلَيْهِمْ
üzerlerine
كِسَفًۭا
parçalar
مِّنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ ۚ
the sky
إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَةًۭ
bir ibret
لِّكُلِّ
hepsi için
عَبْدٍۢ
kul(ların)
مُّنِيبٍۢ
yönelen

Yusuf AliSee they not what is before them and behind them, of the sky and the earth? If We wished, We could cause the earth to swallow them up, or cause a piece of the sky to fall upon them. Verily in this is a Sign for every devotee that turns to God ( in repentance)

34:10
۞ وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ مِنَّا فَضْلاًۖ يَـٰجِبَالُ أَوِّبِى مَعَهُۥ وَٱلطَّيْرَۖ وَأَلَنَّا لَهُ ٱلْحَدِيدَ
۞ وَلَقَدْ
ve andolsun ki
ءَاتَيْنَا
verdik
دَاوُۥدَ
Davud'a
مِنَّا
tarafımızdan
فَضْلًۭا ۖ
bir üstünlük
يَـٰجِبَالُ
ey dağlar
أَوِّبِى
tesbih edin
مَعَهُۥ
onunla beraber
وَٱلطَّيْرَ ۖ
ve (ey) kuşlar
وَأَلَنَّا
ve yumuşattık
لَهُ
ona
ٱلْحَدِيدَ
demiri

Yusuf AliWe bestowed Grace aforetime on David from ourselves: "O ye Mountains! Sing ye back the Praises of God with him! and ye birds (also)! And We made the iron soft for him

34:11
أَنِ ٱعْمَلْ سَـٰبِغَـٰتٍ وَقَدِّرْ فِى ٱلسَّرْدِۖ وَٱعْمَلُواْ صَـٰلِحًاۖ إِنِّى بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
أَنِ
yap
ٱعْمَلْ
make
سَـٰبِغَـٰتٍۢ
geniş zırhlar
وَقَدِّرْ
ölçülü yap
فِى
dokumasını
ٱلسَّرْدِ ۖ
the links (of armor)
وَٱعْمَلُوا۟
ve (hepiniz) yapın
صَـٰلِحًا ۖ
iyi işler
إِنِّى
çünkü ben
بِمَا
yaptıklarınızı
تَعْمَلُونَ
you do
بَصِيرٌۭ
görmekteyim

Yusuf Ali(Commanding), "Make thou coats of mail, balancing well the rings of chain armour, and work ye righteousness; for be sure I see (clearly) all that ye do

34:12
وَلِسُلَيْمَـٰنَ ٱلرِّيحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌۖ وَأَسَلْنَا لَهُۥ عَيْنَ ٱلْقِطْرِۖ وَمِنَ ٱلْجِنِّ مَن يَعْمَلُ بَيْنَ يَدَيْهِ بِإِذْنِ رَبِّهِۖۦ وَمَن يَزِغْ مِنْهُمْ عَنْ أَمْرِنَا نُذِقْهُ مِنْ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ
وَلِسُلَيْمَـٰنَ
ve Süleyman'a
ٱلرِّيحَ
rüzgarı
غُدُوُّهَا
sabah gidişi
شَهْرٌۭ
bir ay(lık mesafe)
وَرَوَاحُهَا
ve akşam dönüşü
شَهْرٌۭ ۖ
bir ay(lık mesafe)
وَأَسَلْنَا
ve akıttık
لَهُۥ
onun için
عَيْنَ
kaynağını
ٱلْقِطْرِ ۖ
katran
وَمِنَ
ve bir kısmı
ٱلْجِنِّ
cinlerin
مَن
ki
يَعْمَلُ
çalışırdı
بَيْنَ
onun önünde
يَدَيْهِ
onun önünde
بِإِذْنِ
izniyle
رَبِّهِۦ ۖ
Rabbinin
وَمَن
ve kim
يَزِغْ
sapsa
مِنْهُمْ
onlardan
عَنْ
buyruğumuzdan
أَمْرِنَا
Our Command
نُذِقْهُ
ona taddırırdık
مِنْ
azabı
عَذَابِ
(the) punishment
ٱلسَّعِيرِ
alevli

Yusuf AliAnd to Solomon (We made) the Wind (obedient): Its early morning (stride) was a month's (journey), and its evening (stride) was a month's (journey); and We made a Font of molten brass to flow for him; and there were Jinns that worked in front o f him, by the leave of his Lord, and if any of them turned aside from our command, We made him taste of the Penalty of the Blazing Fire

34:13
يَعْمَلُونَ لَهُۥ مَا يَشَآءُ مِن مَّحَـٰرِيبَ وَتَمَـٰثِيلَ وَجِفَانٍ كَٱلْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَّاسِيَـٰتٍۚ ٱعْمَلُوٓاْ ءَالَ دَاوُۥدَ شُكْرًاۚ وَقَلِيلٌ مِّنْ عِبَادِىَ ٱلشَّكُورُ
يَعْمَلُونَ
yaparlardı
لَهُۥ
ona
مَا
ne
يَشَآءُ
diliyorsa
مِن
kalelerden
مَّحَـٰرِيبَ
elevated chambers
وَتَمَـٰثِيلَ
ve heykeller(den)
وَجِفَانٍۢ
ve leğenler(den)
كَٱلْجَوَابِ
havuzlar kadar (geniş)
وَقُدُورٍۢ
ve kazanlar(dan)
رَّاسِيَـٰتٍ ۚ
sabit
ٱعْمَلُوٓا۟
yapın
ءَالَ
(ey) ailesi
دَاوُۥدَ
Davud
شُكْرًۭا ۚ
şükredin
وَقَلِيلٌۭ
ve azdır
مِّنْ
kullarımdan
عِبَادِىَ
My slaves
ٱلشَّكُورُ
şükreden

Yusuf AliThey worked for him as he desired, (making) arches, images, basons as large as reservoirs, and (cooking) cauldrons fixed (in their places): "Work ye, sons of David, with thanks! but few of My servants are grateful

34:14 📚 1
فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ ٱلْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلَىٰ مَوْتِهِۦٓ إِلَّا دَآبَّةُ ٱلْأَرْضِ تَأْكُلُ مِنسَأَتَهُۖۥ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ ٱلْجِنُّ أَن لَّوْ كَانُواْ يَعْلَمُونَ ٱلْغَيْبَ مَا لَبِثُواْ فِى ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ
فَلَمَّا
zaman
قَضَيْنَا
hükmettiğimiz
عَلَيْهِ
onun
ٱلْمَوْتَ
ölümüne
مَا
göstermedi
دَلَّهُمْ
indicated to them
عَلَىٰ
onun öldüğünü
مَوْتِهِۦٓ
his death
إِلَّا
başkası
دَآبَّةُ
bir kurdundan
ٱلْأَرْضِ
yer (ağaç)
تَأْكُلُ
yiyen
مِنسَأَتَهُۥ ۖ
değneğini
فَلَمَّا
ne zaman ki
خَرَّ
yıkıldı
تَبَيَّنَتِ
anlaşıldı ki
ٱلْجِنُّ
cinler
أَن
eğer
لَّوْ
if
كَانُوا۟
idi
يَعْلَمُونَ
bilseler
ٱلْغَيْبَ
gaybı
مَا
kalmazlardı
لَبِثُوا۟
they (would have) remained
فِى
içinde
ٱلْعَذَابِ
azab
ٱلْمُهِينِ
küçük düşürücü

Yusuf AliThen, when We decreed (Solomon's) death, nothing showed them his death except a little worm of the earth, which kept (slowly) gnawing away at his staff: so when he fell down, the Jinns saw plainly that if they had known the unseen, they would not have tarried in the humiliating Penalty (of their Task)

34:15 📚 2
لَقَدْ كَانَ لِسَبَإٍ فِى مَسْكَنِهِمْ ءَايَةٌۖ جَنَّتَانِ عَن يَمِينٍ وَشِمَالٍۖ كُلُواْ مِن رِّزْقِ رَبِّكُمْ وَٱشْكُرُواْ لَهُۚۥ بَلْدَةٌ طَيِّبَةٌ وَرَبٌّ غَفُورٌ
لَقَدْ
andolsun
كَانَ
vardır
لِسَبَإٍۢ
Sebe (oğulların)ın
فِى
yerlerde
مَسْكَنِهِمْ
oturdukları
ءَايَةٌۭ ۖ
bir ibret
جَنَّتَانِ
iki bahçe
عَن
sağdan
يَمِينٍۢ
(the) right
وَشِمَالٍۢ ۖ
ve soldan
كُلُوا۟
yeyin
مِن
rızkından
رِّزْقِ
(the) provision
رَبِّكُمْ
Rabbinizin
وَٱشْكُرُوا۟
ve şükredin
لَهُۥ ۚ
O'na
بَلْدَةٌۭ
(bir) ülke
طَيِّبَةٌۭ
hoş
وَرَبٌّ
ve Rabbin
غَفُورٌۭ
çok bağışlayandır

Yusuf AliThere was, for Saba, aforetime, a Sign in their home-land - two Gardens to the right and to the left. "Eat of the Sustenance (provided) by your Lord, and be grateful to Him: a territory fair and happy, and a Lord Oft-Forgiving

34:16
فَأَعْرَضُواْ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ سَيْلَ ٱلْعَرِمِ وَبَدَّلْنَـٰهُم بِجَنَّتَيْهِمْ جَنَّتَيْنِ ذَوَاتَىْ أُكُلٍ خَمْطٍ وَأَثْلٍ وَشَىْءٍ مِّن سِدْرٍ قَلِيلٍ
فَأَعْرَضُوا۟
ama yüz çevirdiler
فَأَرْسَلْنَا
bu yüzden gönderdik
عَلَيْهِمْ
üzerlerine
سَيْلَ
selini
ٱلْعَرِمِ
Arim
وَبَدَّلْنَـٰهُم
ve çevirdik
بِجَنَّتَيْهِمْ
onların iki bahçesini
جَنَّتَيْنِ
iki bahçeye
ذَوَاتَىْ
bulunan
أُكُلٍ
yemişli
خَمْطٍۢ
buruk
وَأَثْلٍۢ
ve acı meyvalı
وَشَىْءٍۢ
ve içinde
مِّن
sedir ağacı
سِدْرٍۢ
lote trees
قَلِيلٍۢ
biraz

Yusuf AliBut they turned away (from God), and We sent against them the Flood (released) from the dams, and We converted their two garden (rows) into "gardens" producing bitter fruit, and tamarisks, and some few (stunted) Lote-trees

34:17
ذَٲلِكَ جَزَيْنَـٰهُم بِمَا كَفَرُواْۖ وَهَلْ نُجَـٰزِىٓ إِلَّا ٱلْكَفُورَ
ذَٰلِكَ
böyle
جَزَيْنَـٰهُم
onları cezalandırdık
بِمَا
ötürü
كَفَرُوا۟ ۖ
inkarlarından
وَهَلْ
biz cezalandırır mıyız?
نُجَـٰزِىٓ
We recompense
إِلَّا
başkasını
ٱلْكَفُورَ
inkar edenden

Yusuf AliThat was the Requital We gave them because they ungratefully rejected Faith: and never do We give (such) requital except to such as are ungrateful rejecters

34:18 📚 1
وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ ٱلْقُرَى ٱلَّتِى بَـٰرَكْنَا فِيهَا قُرًى ظَـٰهِرَةً وَقَدَّرْنَا فِيهَا ٱلسَّيْرَۖ سِيرُواْ فِيهَا لَيَالِىَ وَأَيَّامًا ءَامِنِينَ
وَجَعَلْنَا
ve var ettik
بَيْنَهُمْ
onların arasında
وَبَيْنَ
ve arasında
ٱلْقُرَى
kentler
ٱلَّتِى
bereketlendirdiğimiz
بَـٰرَكْنَا
We had blessed
فِيهَا
içinde
قُرًۭى
kentler
ظَـٰهِرَةًۭ
açıkça görünen
وَقَدَّرْنَا
ve takdir ettik
فِيهَا
bunlar arasında
ٱلسَّيْرَ ۖ
yürümeyi
سِيرُوا۟
yürüyün
فِيهَا
oralarda
لَيَالِىَ
geceleri
وَأَيَّامًا
ve gündüzleri
ءَامِنِينَ
güven içinde

Yusuf AliBetween them and the Cities on which We had poured our blessings, We had placed Cities in prominent positions, and between them We had appointed stages of journey in due proportion: "Travel therein, secure, by night and by day

34:19
فَقَالُواْ رَبَّنَا بَـٰعِدْ بَيْنَ أَسْفَارِنَا وَظَلَمُوٓاْ أَنفُسَهُمْ فَجَعَلْنَـٰهُمْ أَحَادِيثَ وَمَزَّقْنَـٰهُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍۚ إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَـٰتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ
فَقَالُوا۟
dediler
رَبَّنَا
Rabbimiz
بَـٰعِدْ
uzaklaştır
بَيْنَ
arasını
أَسْفَارِنَا
seferlerimizin
وَظَلَمُوٓا۟
ve zulmettiler
أَنفُسَهُمْ
kendilerine
فَجَعَلْنَـٰهُمْ
biz de onları çevirdik
أَحَادِيثَ
efsanelere
وَمَزَّقْنَـٰهُمْ
onları darmadağın ettik
كُلَّ
hepsini
مُمَزَّقٍ ۚ
parçalayarak
إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَـٰتٍۢ
ibretler
لِّكُلِّ
herkes için
صَبَّارٍۢ
sabreden
شَكُورٍۢ
şükreden

Yusuf AliBut they said: "Our Lord! Place longer distances between our journey- stages": but they wronged themselves (therein). At length We made them as a tale (that is told), and We dispersed them all in scattered fragments. Verily in this are Signs fo r every (soul that is) patiently constant and grateful

34:20 📚 3
وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ إِبْلِيسُ ظَنَّهُۥ فَٱتَّبَعُوهُ إِلَّا فَرِيقًا مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
صَدَّقَ
doğru çıkardı
عَلَيْهِمْ
onlar hakkındaki
إِبْلِيسُ
İblis
ظَنَّهُۥ
zannını
فَٱتَّبَعُوهُ
(hepsi) ona uydular
إِلَّا
dışındakiler
فَرِيقًۭا
bir bölümü
مِّنَ
inananlardan
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believers

Yusuf AliAnd on them did Satan prove true his idea, and they followed him, all but a party that believed

34:21 📚 1
وَمَا كَانَ لَهُۥ عَلَيْهِم مِّن سُلْطَـٰنٍ إِلَّا لِنَعْلَمَ مَن يُؤْمِنُ بِٱلْأَخِرَةِ مِمَّنْ هُوَ مِنْهَا فِى شَكٍّۗ وَرَبُّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ حَفِيظٌ
وَمَا
ve
كَانَ
yoktu
لَهُۥ
onun
عَلَيْهِم
onlar üzerinde
مِّن
zorlayıcı bir gücü
سُلْطَـٰنٍ
authority
إِلَّا
ancak
لِنَعْلَمَ
(ayırd edip) bilelim diye
مَن
kimseyi
يُؤْمِنُ
inanan
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirete
مِمَّنْ
kimseden
هُوَ
o
مِنْهَا
ondan
فِى
içinde
شَكٍّۢ ۗ
kuşku
وَرَبُّكَ
Rabbin
عَلَىٰ
her
كُلِّ
all
شَىْءٍ
şeyi
حَفِيظٌۭ
korumaktadır

Yusuf AliBut he had no authority over them,- except that We might test the man who believes in the Hereafter from him who is in doubt concerning it: and thy Lord doth watch over all things

34:22 📚 2
قُلِ ٱدْعُواْ ٱلَّذِينَ زَعَمْتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِۖ لَا يَمْلِكُونَ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا لَهُمْ فِيهِمَا مِن شِرْكٍ وَمَا لَهُۥ مِنْهُم مِّن ظَهِيرٍ
قُلِ
de ki
ٱدْعُوا۟
çağırın
ٱلَّذِينَ
şeyleri
زَعَمْتُم
(tanrı) sandığınız
مِّن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ ۖ
Allah'tan
لَا
değillerdir
يَمْلِكُونَ
bir şeye sahip
مِثْقَالَ
ağırlığınca
ذَرَّةٍۢ
zerre
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَلَا
ve değiller
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَمَا
ve yoktur
لَهُمْ
onların
فِيهِمَا
bu ikisinde
مِن
hiçbir
شِرْكٍۢ
ortaklıkları
وَمَا
ve yoktur
لَهُۥ
O'nun
مِنْهُم
onlardan
مِّن
hiçbir
ظَهِيرٍۢ
yardımcısı

Yusuf AliSay: "Call upon other (gods) whom ye fancy, besides God: They have no power,- not the weight of an atom,- in the heavens or on earth: No (sort of) share have they therein, nor is any of them a helper to God

34:23 📚 3
وَلَا تَنفَعُ ٱلشَّفَـٰعَةُ عِندَهُۥٓ إِلَّا لِمَنْ أَذِنَ لَهُۚۥ حَتَّىٰٓ إِذَا فُزِّعَ عَن قُلُوبِهِمْ قَالُواْ مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْۖ قَالُواْ ٱلْحَقَّۖ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْكَبِيرُ
وَلَا
ve
تَنفَعُ
fayda vermez
ٱلشَّفَـٰعَةُ
şefa'ati
عِندَهُۥٓ
O'nun huzurunda
إِلَّا
başkasının
لِمَنْ
kimselerden
أَذِنَ
izin verdiği
لَهُۥ ۚ
O'nun
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
ne zaman ki
فُزِّعَ
korku giderildi
عَن
onların yüreklerinden
قُلُوبِهِمْ
their hearts
قَالُوا۟
derler ki
مَاذَا
ne?
قَالَ
buyurdu
رَبُّكُمْ ۖ
Rabbiniz
قَالُوا۟
derler
ٱلْحَقَّ ۖ
hakkı
وَهُوَ
ve O
ٱلْعَلِىُّ
yücedir
ٱلْكَبِيرُ
büyüktür

Yusuf AliNo intercession can avail in His Presence, except for those for whom He has granted permission. So far (is this the case) that, when terror is removed from their hearts (at the Day of Judgment, then) will they say, 'what is it that your Lord commanded?' they will say, 'That which is true and just; and He is the Most High Most Great

34:24 📚 3
۞ قُلْ مَن يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلْأَرْضِۖ قُلِ ٱللَّهُۖ وَإِنَّآ أَوْ إِيَّاكُمْ لَعَلَىٰ هُدًى أَوْ فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ
۞ قُلْ
de ki
مَن
kim?
يَرْزُقُكُم
size rızık veriyor
مِّنَ
göklerden
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ ۖ
ve yerden
قُلِ
de ki
ٱللَّهُ ۖ
Allah
وَإِنَّآ
o halde biz
أَوْ
veya
إِيَّاكُمْ
siz
لَعَلَىٰ
üzerindeyiz
هُدًى
doğru yol
أَوْ
veya
فِى
içindeyiz
ضَلَـٰلٍۢ
bir sapıklık
مُّبِينٍۢ
açık

Yusuf AliSay: "Who gives you sustenance, from the heavens and the earth?" Say: "It is God; and certain it is that either we or ye are on right guidance or in manifest error

34:25
قُل لَّا تُسْــَٔلُونَ عَمَّآ أَجْرَمْنَا وَلَا نُسْــَٔلُ عَمَّا تَعْمَلُونَ
قُل
de ki
لَّا
değil(siniz)
تُسْـَٔلُونَ
sorulacak
عَمَّآ
bizim işlediğimiz suçtan
أَجْرَمْنَا
sins we committed
وَلَا
ve değil(iz)
نُسْـَٔلُ
biz sorumlu
عَمَّا
sizin işlediğinizden
تَعْمَلُونَ
you do

Yusuf AliSay: "Ye shall not be questioned as to our sins, nor shall we be questioned as to what ye do

34:26
قُلْ يَجْمَعُ بَيْنَنَا رَبُّنَا ثُمَّ يَفْتَحُ بَيْنَنَا بِٱلْحَقِّ وَهُوَ ٱلْفَتَّاحُ ٱلْعَلِيمُ
قُلْ
de ki
يَجْمَعُ
toplayacak
بَيْنَنَا
hepimizi bir araya
رَبُّنَا
Rabbimiz
ثُمَّ
sonra
يَفْتَحُ
çözecektir
بَيْنَنَا
aramızdakini
بِٱلْحَقِّ
hak ile
وَهُوَ
ve O
ٱلْفَتَّاحُ
sorunları en güzel çözümleyendir
ٱلْعَلِيمُ
bilendir

Yusuf AliSay: "Our Lord will gather us together and will in the end decide the matter between us (and you) in truth and justice: and He is the one to decide, the One Who knows all

34:27
قُلْ أَرُونِىَ ٱلَّذِينَ أَلْحَقْتُم بِهِۦ شُرَكَآءَۖ كَلَّاۚ بَلْ هُوَ ٱللَّهُ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
قُلْ
de ki
أَرُونِىَ
bana gösterin
ٱلَّذِينَ
kattığınız
أَلْحَقْتُم
you have joined
بِهِۦ
O'na
شُرَكَآءَ ۖ
ortakları
كَلَّا ۚ
hayır
بَلْ
doğrusu
هُوَ
O
ٱللَّهُ
Allah'tır
ٱلْعَزِيزُ
galib
ٱلْحَكِيمُ
hüküm ve hikmet sahibi

Yusuf AliSay: "Show me those whom ye have joined with Him as partners: by no means (can ye). Nay, He is God, the Exalted in Power, the Wise

34:28
وَمَآ أَرْسَلْنَـٰكَ إِلَّا كَآفَّةً لِّلنَّاسِ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
وَمَآ
biz seni göndermedik
أَرْسَلْنَـٰكَ
We have sent you
إِلَّا
dışında
كَآفَّةًۭ
bütün
لِّلنَّاسِ
insanlara
بَشِيرًۭا
müjdeleyici olman
وَنَذِيرًۭا
ve uyarıcı olman
وَلَـٰكِنَّ
fakat
أَكْثَرَ
çoğu
ٱلنَّاسِ
insanların
لَا
bilmezler
يَعْلَمُونَ
know

Yusuf AliWe have not sent thee but as a universal (Messenger) to men, giving them glad tidings, and warning them (against sin), but most men understand not

34:29
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ
وَيَقُولُونَ
diyorlar ki
مَتَىٰ
ne zaman
هَـٰذَا
bu
ٱلْوَعْدُ
tehdid(ettiğiniz azap)
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
صَـٰدِقِينَ
doğru

Yusuf AliThey say: "When will this promise (come to pass) if ye are telling the truth

34:30
قُل لَّكُم مِّيعَادُ يَوْمٍ لَّا تَسْتَــْٔخِرُونَ عَنْهُ سَاعَةً وَلَا تَسْتَقْدِمُونَ
قُل
de ki
لَّكُم
sizin için vardır
مِّيعَادُ
belirtilmiş
يَوْمٍۢ
bir gün
لَّا
geri kalmazsınız
تَسْتَـْٔخِرُونَ
you can postpone
عَنْهُ
ondan
سَاعَةًۭ
bir sa'at
وَلَا
ve
تَسْتَقْدِمُونَ
ileri geçemezsiniz

Yusuf AliSay: "The appointment to you is for a Day, which ye cannot put back for an hour nor put forward

34:31 📚 2
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَن نُّؤْمِنَ بِهَـٰذَا ٱلْقُرْءَانِ وَلَا بِٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِۗ وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلظَّـٰلِمُونَ مَوْقُوفُونَ عِندَ رَبِّهِمْ يَرْجِعُ بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ ٱلْقَوْلَ يَقُولُ ٱلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُواْ لِلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُواْ لَوْلَآ أَنتُمْ لَكُنَّا مُؤْمِنِينَ
وَقَالَ
dediler ki
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
لَن
biz inanmayız
نُّؤْمِنَ
we believe
بِهَـٰذَا
bu
ٱلْقُرْءَانِ
Kur'an'a
وَلَا
ne de
بِٱلَّذِى
şeye
بَيْنَ
ellerinde olan
يَدَيْهِ ۗ
ellerinde olan
وَلَوْ
şayet
تَرَىٰٓ
sen bir görsen
إِذِ
olduğunda
ٱلظَّـٰلِمُونَ
zalimleri
مَوْقُوفُونَ
tutuklanmış
عِندَ
huzurunda
رَبِّهِمْ
Rablerinin
يَرْجِعُ
atarlarken
بَعْضُهُمْ
bir kısmı
إِلَىٰ
diğerine
بَعْضٍ
others
ٱلْقَوْلَ
söz
يَقُولُ
diyorlar
ٱلَّذِينَ
kimseler
ٱسْتُضْعِفُوا۟
zayıf düşürülen(ler)
لِلَّذِينَ
kimselere
ٱسْتَكْبَرُوا۟
büyüklük taslayan(lara)
لَوْلَآ
olmasaydınız
أَنتُمْ
siz
لَكُنَّا
elbette biz olurduk
مُؤْمِنِينَ
inanan insanlar

Yusuf AliThe Unbelievers say: "We shall neither believe in this scripture nor in (any) that (came) before it." Couldst thou but see when the wrong-doers will be made to stand before their Lord, throwing back the word (of blame) on one another! Those wh o had been despised will say to the arrogant ones: "Had it not been for you, we should certainly have been believers

34:32
قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُواْ لِلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوٓاْ أَنَحْنُ صَدَدْنَـٰكُمْ عَنِ ٱلْهُدَىٰ بَعْدَ إِذْ جَآءَكُمۖ بَلْ كُنتُم مُّجْرِمِينَ
قَالَ
dedi(ler) ki
ٱلَّذِينَ
kimseler
ٱسْتَكْبَرُوا۟
büyüklük taslayan(lar)
لِلَّذِينَ
kimselere
ٱسْتُضْعِفُوٓا۟
zayıf düşürülen(lere)
أَنَحْنُ
biz mi?
صَدَدْنَـٰكُمْ
engelledik
عَنِ
hidayetten
ٱلْهُدَىٰ
the guidance
بَعْدَ
sonra
إِذْ
size geldikten
جَآءَكُم ۖ
it had come to you
بَلْ
hayır
كُنتُم
siz kendiniz
مُّجْرِمِينَ
suç işliyordunuz

Yusuf AliThe arrogant ones will say to those who had been despised: "Was it we who kept you back from Guidance after it reached you? Nay, rather, it was ye who transgressed

34:33 📚 1
وَقَالَ ٱلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُواْ لِلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُواْ بَلْ مَكْرُ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ إِذْ تَأْمُرُونَنَآ أَن نَّكْفُرَ بِٱللَّهِ وَنَجْعَلَ لَهُۥٓ أَندَادًاۚ وَأَسَرُّواْ ٱلنَّدَامَةَ لَمَّا رَأَوُاْ ٱلْعَذَابَ وَجَعَلْنَا ٱلْأَغْلَـٰلَ فِىٓ أَعْنَاقِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۚ هَلْ يُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ
وَقَالَ
ve dedi(ler)
ٱلَّذِينَ
kimseler
ٱسْتُضْعِفُوا۟
zayıf düşürülen(ler)
لِلَّذِينَ
kimselere
ٱسْتَكْبَرُوا۟
büyüklük taslayan(lara)
بَلْ
hayır
مَكْرُ
hileler (kuruyordunuz)
ٱلَّيْلِ
gece
وَٱلنَّهَارِ
ve gündüz
إِذْ
bize emrediyordunuz
تَأْمُرُونَنَآ
you were ordering us
أَن
inkar etmemizi
نَّكْفُرَ
we disbelieve
بِٱللَّهِ
Allah'ı
وَنَجْعَلَ
ve koşmamızı
لَهُۥٓ
O'na
أَندَادًۭا ۚ
eşler
وَأَسَرُّوا۟
ve içlerinde gizlediler
ٱلنَّدَامَةَ
pişmanlıklarını
لَمَّا
gördüklerinde
رَأَوُا۟
they see
ٱلْعَذَابَ
azabı
وَجَعَلْنَا
biz de geçirdik
ٱلْأَغْلَـٰلَ
demir halkalar
فِىٓ
boyunlarına
أَعْنَاقِ
(the) necks
ٱلَّذِينَ
kimselerin
كَفَرُوا۟ ۚ
inkar eden(ler)
هَلْ
mı?
يُجْزَوْنَ
cezalandırılacaklar
إِلَّا
başkasıyla
مَا
şeylerden
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Yusuf AliThose who had been despised will say to the arrogant ones: "Nay! it was a plot (of yours) by day and by night: Behold! Ye (constantly) ordered us to be ungrateful to God and to attribute equals to Him!" They will declare (their) repentance whe n they see the Penalty: We shall put yokes on the necks of the Unbelievers: It would only be a requital for their (ill) Deeds

34:34
وَمَآ أَرْسَلْنَا فِى قَرْيَةٍ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَآ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَـٰفِرُونَ
وَمَآ
ve
أَرْسَلْنَا
biz göndermedik
فِى
bir ülkeye
قَرْيَةٍۢ
a town
مِّن
hiçbir
نَّذِيرٍ
uyarıcı
إِلَّا
başkasını
قَالَ
diyenden
مُتْرَفُوهَآ
varlıkla şımarmış kimseleri
إِنَّا
şüphesiz biz
بِمَآ
şeyi
أُرْسِلْتُم
sizin gönderildiğiniz
بِهِۦ
onu
كَـٰفِرُونَ
inkar ediyoruz

Yusuf AliNever did We send a warner to a population, but the wealthy ones among them said: "We believe not in the (Message) with which ye have been sent

34:35
وَقَالُواْ نَحْنُ أَكْثَرُ أَمْوَٲلاً وَأَوْلَـٰدًا وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ
وَقَالُوا۟
ve dediler ki
نَحْنُ
biz
أَكْثَرُ
daha çoğuz
أَمْوَٰلًۭا
malca
وَأَوْلَـٰدًۭا
ve evladça
وَمَا
ve değiliz
نَحْنُ
biz
بِمُعَذَّبِينَ
azaba uğratılacak

Yusuf AliThey said: "We have more in wealth and in sons, and we cannot be punished

34:36 📚 1
قُلْ إِنَّ رَبِّى يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقْدِرُ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
قُلْ
de ki
إِنَّ
şüphesiz
رَبِّى
Rabbim
يَبْسُطُ
yayar
ٱلرِّزْقَ
rızkı
لِمَن
kimseye
يَشَآءُ
dilediği
وَيَقْدِرُ
ve kısar
وَلَـٰكِنَّ
fakat
أَكْثَرَ
çoğu
ٱلنَّاسِ
insanların
لَا
bilmezler
يَعْلَمُونَ
know

Yusuf AliSay: "Verily my Lord enlarges and restricts the Provision to whom He pleases, but most men understand not

34:37 📚 3
وَمَآ أَمْوَٲلُكُمْ وَلَآ أَوْلَـٰدُكُم بِٱلَّتِى تُقَرِّبُكُمْ عِندَنَا زُلْفَىٰٓ إِلَّا مَنْ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَـٰلِحًا فَأُوْلَـٰٓئِكَ لَهُمْ جَزَآءُ ٱلضِّعْفِ بِمَا عَمِلُواْ وَهُمْ فِى ٱلْغُرُفَـٰتِ ءَامِنُونَ
وَمَآ
ve değildir
أَمْوَٰلُكُمْ
mallarınız
وَلَآ
değildir
أَوْلَـٰدُكُم
evladlarınız
بِٱلَّتِى
sizi yaklaştıran
تُقَرِّبُكُمْ
will bring you close
عِندَنَا
katımızda
زُلْفَىٰٓ
mertebece
إِلَّا
ancak başka
مَنْ
kimseler
ءَامَنَ
inanan(lar)
وَعَمِلَ
ve yapanlar
صَـٰلِحًۭا
faydalı iş
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
لَهُمْ
onlara vardır
جَزَآءُ
mükafat
ٱلضِّعْفِ
kat kat fazlası
بِمَا
yaptıklarının
عَمِلُوا۟
they did
وَهُمْ
ve onlar
فِى
saraylarda
ٱلْغُرُفَـٰتِ
the high dwellings
ءَامِنُونَ
güven içindedirler

Yusuf AliIt is not your wealth nor your sons, that will bring you nearer to Us in degree: but only those who believe and work righteousness - these are the ones for whom there is a multiplied Reward for their deeds, while secure they (reside) in the dw ellings on high

34:38
وَٱلَّذِينَ يَسْعَوْنَ فِىٓ ءَايَـٰتِنَا مُعَـٰجِزِينَ أُوْلَـٰٓئِكَ فِى ٱلْعَذَابِ مُحْضَرُونَ
وَٱلَّذِينَ
çalışanlara gelince
يَسْعَوْنَ
strive
فِىٓ
ayetlerimizi
ءَايَـٰتِنَا
Our Verses
مُعَـٰجِزِينَ
etkisiz kılmağa
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlar
فِى
içine
ٱلْعَذَابِ
azabın
مُحْضَرُونَ
getirileceklerdir

Yusuf AliThose who strive against Our Signs, to frustrate them, will be given over into Punishment

34:39 📚 5
قُلْ إِنَّ رَبِّى يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَيَقْدِرُ لَهُۥۚ وَمَآ أَنفَقْتُم مِّن شَىْءٍ فَهُوَ يُخْلِفُهُۖۥ وَهُوَ خَيْرُ ٱلرَّٲزِقِينَ
قُلْ
de ki
إِنَّ
şüphesiz
رَبِّى
Rabbim
يَبْسُطُ
yayar
ٱلرِّزْقَ
rızkı
لِمَن
kimseye
يَشَآءُ
dilediği
مِنْ
kullarından
عِبَادِهِۦ
His slaves
وَيَقْدِرُ
ve kısar
لَهُۥ ۚ
ona
وَمَآ
ne ki
أَنفَقْتُم
siz infak etseniz
مِّن
bir şey
شَىْءٍۢ
anything
فَهُوَ
O
يُخْلِفُهُۥ ۖ
onun yerine başkasını verir
وَهُوَ
ve O
خَيْرُ
en hayırlısıdır
ٱلرَّٰزِقِينَ
rızık verenlerin

Yusuf AliSay: "Verily my Lord enlarges and restricts the Sustenance to such of his servants as He pleases: and nothing do ye spend in the least (in His cause) but He replaces it: for He is the Best of those who grant Sustenance

34:40
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ يَقُولُ لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ أَهَـٰٓؤُلَآءِ إِيَّاكُمْ كَانُواْ يَعْبُدُونَ
وَيَوْمَ
ve o gün
يَحْشُرُهُمْ
bir araya toplar
جَمِيعًۭا
onların hepsini
ثُمَّ
sonra
يَقُولُ
der ki
لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ
meleklere
أَهَـٰٓؤُلَآءِ
bunlar mı?
إِيَّاكُمْ
size
كَانُوا۟
tapıyorlardı
يَعْبُدُونَ
worshipping

Yusuf AliOne Day He will gather them all together, and say to the angels, "Was it you that these men used to worship

34:41
قَالُواْ سُبْحَـٰنَكَ أَنتَ وَلِيُّنَا مِن دُونِهِمۖ بَلْ كَانُواْ يَعْبُدُونَ ٱلْجِنَّۖ أَكْثَرُهُم بِهِم مُّؤْمِنُونَ
قَالُوا۟
derler ki
سُبْحَـٰنَكَ
sen yücesin
أَنتَ
sensin
وَلِيُّنَا
bizim velimiz
مِن
onlar değil
دُونِهِم ۖ
not them
بَلْ
hayır
كَانُوا۟
onlar
يَعْبُدُونَ
tapıyorlardı
ٱلْجِنَّ ۖ
cinlere
أَكْثَرُهُم
çokları
بِهِم
onlara
مُّؤْمِنُونَ
inanıyorlardı

Yusuf AliThey will say, "Glory to Thee! our (tie) is with Thee - as Protector - not with them. Nay, but they worshipped the Jinns: most of them believed in them

34:42
فَٱلْيَوْمَ لَا يَمْلِكُ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ نَّفْعًا وَلَا ضَرًّا وَنَقُولُ لِلَّذِينَ ظَلَمُواْ ذُوقُواْ عَذَابَ ٱلنَّارِ ٱلَّتِى كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ
فَٱلْيَوْمَ
o gün
لَا
gücü yetmez
يَمْلِكُ
possess power
بَعْضُكُمْ
birinizin
لِبَعْضٍۢ
diğerine
نَّفْعًۭا
bir fayda vermeye
وَلَا
ve (yetmez)
ضَرًّۭا
zarar vermeğe
وَنَقُولُ
biz deriz
لِلَّذِينَ
kimselere
ظَلَمُوا۟
zulmeden(lere)
ذُوقُوا۟
tadın
عَذَابَ
azabını
ٱلنَّارِ
ateş
ٱلَّتِى
olduğunuz
كُنتُم
you used
بِهَا
onu
تُكَذِّبُونَ
yalanlamakta

Yusuf AliSo on that Day no power shall they have over each other, for profit or harm: and We shall say to the wrong-doers, "Taste ye the Penalty of the Fire,- the which ye were wont to deny

34:43
وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَـٰتُنَا بَيِّنَـٰتٍ قَالُواْ مَا هَـٰذَآ إِلَّا رَجُلٌ يُرِيدُ أَن يَصُدَّكُمْ عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ ءَابَآؤُكُمْ وَقَالُواْ مَا هَـٰذَآ إِلَّآ إِفْكٌ مُّفْتَرًىۚ وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ
وَإِذَا
ve zaman
تُتْلَىٰ
okunduğu
عَلَيْهِمْ
onlara
ءَايَـٰتُنَا
ayetlerimiz
بَيِّنَـٰتٍۢ
açık açık
قَالُوا۟
dediler ki
مَا
değildir
هَـٰذَآ
bu
إِلَّا
başka bir şey
رَجُلٌۭ
bir adamdan
يُرِيدُ
isteyen
أَن
sizi çevirmek
يَصُدَّكُمْ
hinder you
عَمَّا
olduğu(tanrılar)dan
كَانَ
used
يَعْبُدُ
tapıyor
ءَابَآؤُكُمْ
babalarınızın
وَقَالُوا۟
ve dediler ki
مَا
değildir
هَـٰذَآ
bu
إِلَّآ
başka bir şey
إِفْكٌۭ
bir yalandan
مُّفْتَرًۭى ۚ
uydurulmuş
وَقَالَ
ve dediler
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
لِلْحَقِّ
hakkı
لَمَّا
kendilerine gelen
جَآءَهُمْ
it came to them
إِنْ
değildir
هَـٰذَآ
bu
إِلَّا
başkası
سِحْرٌۭ
bir büyüden
مُّبِينٌۭ
apaçık

Yusuf AliWhen Our Clear Signs are rehearsed to them, they say, "This is only a man who wishes to hinder you from the (worship) which your fathers practised." And they say, "This is only a falsehood invented!" and the Unbelievers say of the Truth when it comes to them, "This is nothing but evident magic

34:44
وَمَآ ءَاتَيْنَـٰهُم مِّن كُتُبٍ يَدْرُسُونَهَاۖ وَمَآ أَرْسَلْنَآ إِلَيْهِمْ قَبْلَكَ مِن نَّذِيرٍ
وَمَآ
biz onlara vermemiştik
ءَاتَيْنَـٰهُم
We (had) given them
مِّن
hiçbir
كُتُبٍۢ
Kitap
يَدْرُسُونَهَا ۖ
okuyacakları
وَمَآ
ve
أَرْسَلْنَآ
göndermemiştik
إِلَيْهِمْ
onlara
قَبْلَكَ
senden önce
مِن
hiçbir
نَّذِيرٍۢ
uyarıcı

Yusuf AliBut We had not given them Books which they could study, nor sent apostles to them before thee as Warners

34:45
وَكَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَمَا بَلَغُواْ مِعْشَارَ مَآ ءَاتَيْنَـٰهُمْ فَكَذَّبُواْ رُسُلِىۖ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ
وَكَذَّبَ
yalanlanmışlardı
ٱلَّذِينَ
kimseler
مِن
onlardan önceki(ler)
قَبْلِهِمْ
(were) before them
وَمَا
ve
بَلَغُوا۟
erişmemişlerdir
مِعْشَارَ
onda birine bile
مَآ
onlara verdiklerimizin
ءَاتَيْنَـٰهُمْ
We (had) given them
فَكَذَّبُوا۟
fakat yalanladılar
رُسُلِى ۖ
elçilerimi
فَكَيْفَ
ama nasıl
كَانَ
oldu
نَكِيرِ
benim inkarım

Yusuf AliAnd their predecessors rejected (the Truth); these have not received a tenth of what We had granted to those: yet when they rejected My apostles, how (terrible) was My rejection (of them)

34:46
۞ قُلْ إِنَّمَآ أَعِظُكُم بِوَٲحِدَةٍۖ أَن تَقُومُواْ لِلَّهِ مَثْنَىٰ وَفُرَٲدَىٰ ثُمَّ تَتَفَكَّرُواْۚ مَا بِصَاحِبِكُم مِّن جِنَّةٍۚ إِنْ هُوَ إِلَّا نَذِيرٌ لَّكُم بَيْنَ يَدَىْ عَذَابٍ شَدِيدٍ
۞ قُلْ
de ki
إِنَّمَآ
sadece
أَعِظُكُم
size öğütleyeyim
بِوَٰحِدَةٍ ۖ
bir tek (şeyi)
أَن
(şu ki;)
تَقُومُوا۟
kalkın
لِلَّهِ
Allah için
مَثْنَىٰ
ikişer ikişer
وَفُرَٰدَىٰ
ve teker teker
ثُمَّ
sonra
تَتَفَكَّرُوا۟ ۚ
düşünün ki
مَا
yoktur
بِصَاحِبِكُم
arkadaşınızda
مِّن
hiçbir
جِنَّةٍ ۚ
delilik
إِنْ
O
هُوَ
he
إِلَّا
ancak
نَذِيرٌۭ
bir uyarıcıdır
لَّكُم
sizin için
بَيْنَ
öncesinde
يَدَىْ
öncesinde
عَذَابٍۢ
bir azabın
شَدِيدٍۢ
çetin

Yusuf AliSay: "I do admonish you on one point: that ye do stand up before God,- (It may be) in pairs, or (it may be) singly,- and reflect (within yourselves): your Companion is not possessed: he is no less than a warner to you, in face of a terrible Pe nalty

34:47 📚 1
قُلْ مَا سَأَلْتُكُم مِّنْ أَجْرٍ فَهُوَ لَكُمْۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ
قُلْ
de ki
مَا
ben sizden istemedim
سَأَلْتُكُم
I ask you
مِّنْ
hiçbir
أَجْرٍۢ
ücret
فَهُوَ
o
لَكُمْ ۖ
sizindir
إِنْ
benim ücretim
أَجْرِىَ
(is) my payment
إِلَّا
yalnız
عَلَى
aittir;
ٱللَّهِ ۖ
Allah'a
وَهُوَ
ve O
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
شَهِيدٌۭ
şahiddir

Yusuf AliSay: "No reward do I ask of you: it is (all) in your interest: my reward is only due from God: And He is witness to all things

34:48
قُلْ إِنَّ رَبِّى يَقْذِفُ بِٱلْحَقِّ عَلَّـٰمُ ٱلْغُيُوبِ
قُلْ
de ki
إِنَّ
şüphesiz
رَبِّى
Rabbim
يَقْذِفُ
(kalbine) atar
بِٱلْحَقِّ
gerçeği
عَلَّـٰمُ
bilendir
ٱلْغُيُوبِ
gaybleri

Yusuf AliSay: "Verily my Lord doth cast the (mantle of) Truth (over His servants),- He that has full knowledge of (all) that is hidden

34:49
قُلْ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَمَا يُبْدِئُ ٱلْبَـٰطِلُ وَمَا يُعِيدُ
قُلْ
de ki
جَآءَ
geldi
ٱلْحَقُّ
hak
وَمَا
artık
يُبْدِئُ
bir şey ortaya çıkaramaz
ٱلْبَـٰطِلُ
batıl
وَمَا
ve
يُعِيدُ
geri getiremez

Yusuf AliSay: "The Truth has arrived, and Falsehood neither creates anything new, nor restores anything

34:50
قُلْ إِن ضَلَلْتُ فَإِنَّمَآ أَضِلُّ عَلَىٰ نَفْسِىۖ وَإِنِ ٱهْتَدَيْتُ فَبِمَا يُوحِىٓ إِلَىَّ رَبِّىٓۚ إِنَّهُۥ سَمِيعٌ قَرِيبٌ
قُلْ
de ki
إِن
eğer
ضَلَلْتُ
saparsam
فَإِنَّمَآ
şüphesiz
أَضِلُّ
sapmış olurum
عَلَىٰ
(zararıma)
نَفْسِى ۖ
kendi
وَإِنِ
ve eğer
ٱهْتَدَيْتُ
yolu bulursam
فَبِمَا
şüphesiz sayesindedir
يُوحِىٓ
vahyettiği
إِلَىَّ
bana
رَبِّىٓ ۚ
Rabbimin
إِنَّهُۥ
şüphesiz O
سَمِيعٌۭ
işitendir
قَرِيبٌۭ
yakındır

Yusuf AliSay: "If I am astray, I only stray to the loss of my own soul: but if I receive guidance, it is because of the inspiration of my Lord to me: it is He Who hears all things, and is (ever) near

34:51 📚 2
وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذْ فَزِعُواْ فَلَا فَوْتَ وَأُخِذُواْ مِن مَّكَانٍ قَرِيبٍ
وَلَوْ
şayet
تَرَىٰٓ
bir görsen
إِذْ
zaman
فَزِعُوا۟
telaşa düştükleri
فَلَا
hiçbiri kurtulamaz
فَوْتَ
escape
وَأُخِذُوا۟
ve yakalanmışlardır
مِن
yerden
مَّكَانٍۢ
a place
قَرِيبٍۢ
yakın

Yusuf AliIf thou couldst but see when they will quake with terror; but then there will be no escape (for them), and they will be seized from a position (quite) near

34:52
وَقَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِهِۦ وَأَنَّىٰ لَهُمُ ٱلتَّنَاوُشُ مِن مَّكَانِۭ بَعِيدٍ
وَقَالُوٓا۟
ve demektedirler
ءَامَنَّا
inandık
بِهِۦ
ona
وَأَنَّىٰ
ama nasıl olur?
لَهُمُ
onlar için
ٱلتَّنَاوُشُ
elde etmeleri
مِن
yerden
مَّكَانٍۭ
a place
بَعِيدٍۢ
uzak

Yusuf AliAnd they will say, "We do believe (now) in the (Truth)"; but how could they receive (Faith) from a position (so far off)

34:53
وَقَدْ كَفَرُواْ بِهِۦ مِن قَبْلُۖ وَيَقْذِفُونَ بِٱلْغَيْبِ مِن مَّكَانِۭ بَعِيدٍ
وَقَدْ
oysa andolsun
كَفَرُوا۟
inkar etmişlerdi
بِهِۦ
onu
مِن
daha önce
قَبْلُ ۖ
before
وَيَقْذِفُونَ
ve atıyorlardı
بِٱلْغَيْبِ
görülmeyene
مِن
yerden
مَّكَانٍۭ
a place
بَعِيدٍۢ
uzak

Yusuf AliSeeing that they did reject Faith (entirely) before, and that they (continually) cast (slanders) on the unseen from a position far off

34:54 📚 1
وَحِيلَ بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ مَا يَشْتَهُونَ كَمَا فُعِلَ بِأَشْيَاعِهِم مِّن قَبْلُۚ إِنَّهُمْ كَانُواْ فِى شَكٍّ مُّرِيبِۭ
وَحِيلَ
perde çekildi
بَيْنَهُمْ
onların arasına
وَبَيْنَ
ve arasına
مَا
şeyler
يَشْتَهُونَ
arzu ettikleri
كَمَا
gibi
فُعِلَ
yapıldığı
بِأَشْيَاعِهِم
benzerlerine
مِّن
bundan önce
قَبْلُ ۚ
before
إِنَّهُمْ
doğrusu onlar
كَانُوا۟
içindedirler
فِى
in
شَكٍّۢ
bir kuşku
مُّرِيبٍۭ
katmerli

Yusuf AliAnd between them and their desires, is placed a barrier, as was done in the past with their partisans: for they were indeed in suspicious (disquieting) doubt

← Önceki Sonraki →

34. Saba Suresi | Anlam Arayışı