36. Yaseen سُورَةُ يسٓ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
36:1 ▶ ⧉ ☆
يسٓ
Diyanet İşleri Meali Ya, Sin
36:2 ▶ ⧉ ☆
وَٱلۡقُرۡءَانِ ٱلۡحَكِيمِ
وَٱلْقُرْءَانِ
Kur'an'a andolsun
Diyanet İşleri Meali Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin
إِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
لَمِنَ
gönderilmiş elçilerdensin
ٱلْمُرْسَلِينَ
the Messengers
Diyanet İşleri Meali Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin
36:4 ▶ ⧉ ☆
عَلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ
Diyanet İşleri Meali Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin
36:5 ▶ ⧉ ☆
تَنزِيلَ ٱلۡعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ
تَنزِيلَ
indirdiği (üzerindesin)
ٱلرَّحِيمِ
çok esirgeyenin
Diyanet İşleri Meali Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır
36:6 ▶ ⧉ ☆
لِتُنذِرَ قَوۡمࣰ ا مَّآ أُنذِرَ ءَابَآؤُهُمۡ فَهُمۡ غَٰفِلُونَ
غَـٰفِلُونَ
gaflet içindedirler
Diyanet İşleri Meali Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır
لَقَدۡ حَقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَىٰٓ أَكۡثَرِهِمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ
Diyanet İşleri Meali And olsun ki, hüküm çoğunun aleyhine gerçekleşmiştir, bunun için artık inanmazlar
36:8 ▶ ⧉ ☆
إِنَّا جَعَلۡنَا فِيٓ أَعۡنَٰقِهِمۡ أَغۡلَٰلࣰ ا فَهِيَ إِلَى ٱلۡأَذۡقَانِ فَهُم مُّقۡمَحُونَ
أَعْنَـٰقِهِمْ
their necks
إِلَى
çenelere kadar dayanır
مُّقْمَحُونَ
kafaları kalkıktır
Diyanet İşleri Meali Boyunlarına, çenelerine kadar varan demir halkalar geçirmişizdir, bunun için başları yukarı kalkıktır
36:9 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلۡنَا مِنۢ بَيۡنِ أَيۡدِيهِمۡ سَدࣰّ ا وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ سَدࣰّ ا فَأَغۡشَيۡنَٰهُمۡ فَهُمۡ لَا يُبۡصِرُونَ
وَجَعَلْنَا
ve kıldık (çektik)
فَأَغْشَيْنَـٰهُمْ
ve onları kapattık
Diyanet İşleri Meali Önlerine ve arkalarına sed çekmişizdir. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler
36:10 ▶ ⧉ ☆
وَسَوَآءٌ عَلَيۡهِمۡ ءَأَنذَرۡتَهُمۡ أَمۡ لَمۡ تُنذِرۡهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ
ءَأَنذَرْتَهُمْ
uyarsan (da)
يُؤْمِنُونَ
they will believe
Diyanet İşleri Meali Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar
إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّكۡرَ وَخَشِيَ ٱلرَّحۡمَٰنَ بِٱلۡغَيۡبِۖ فَبَشِّرۡهُ بِمَغۡفِرَةࣲ وَأَجۡرࣲ كَرِيمٍ
فَبَشِّرْهُ
işte öylesini müjdele
بِمَغْفِرَةٍۢ
bir mağfiretle
وَأَجْرٍۢ
ve bir mükafatla
Diyanet İşleri Meali Sen ancak, Kuran'a uyan ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Artık o kimseyi, bağışlanma ve cömertçe verilecek bir ecirle müjdele
36:12 ▶ ⧉ ☆
إِنَّا نَحۡنُ نُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَنَكۡتُبُ مَا قَدَّمُواْ وَءَاثَٰرَهُمۡۚ وَكُلَّ شَيۡءٍ أَحۡصَيۡنَٰهُ فِيٓ إِمَامࣲ مُّبِينࣲ
وَءَاثَـٰرَهُمْ ۚ
ve eserlerini
أَحْصَيْنَـٰهُ
ayrıntılı kaydettik
Diyanet İşleri Meali Şüphesiz ölüleri dirilten, işlediklerini ve eserlerini yazan Biziz; herşeyi, apaçık bir kitabda saymışızdır
36:13 ▶ ⧉ ☆
وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلًا أَصۡحَٰبَ ٱلۡقَرۡيَةِ إِذۡ جَآءَهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ
Diyanet İşleri Meali İnsanlara, halkına elçiler gelen şehri mesel olarak anlat
إِذۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡهِمُ ٱثۡنَيۡنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزۡنَا بِثَالِثࣲ فَقَالُوٓاْ إِنَّآ إِلَيۡكُم مُّرۡسَلُونَ
فَكَذَّبُوهُمَا
onları yalanladılar
فَعَزَّزْنَا
biz de destekledik
مُّرْسَلُونَ
gönderilen elçileriz
Diyanet İşleri Meali Onlara iki elçi göndermiştik; onu yalanladıkları için üçüncü biriyle desteklemiştik. Onlar: "Biz size gönderildik" demişlerdi
قَالُواْ مَآ أَنتُمۡ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحۡمَٰنُ مِن شَيۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا تَكۡذِبُونَ
تَكْذِبُونَ
yalan söylüyorsunuz
Diyanet İşleri Meali Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman da bir şey indirmemiştir. Sadece yalan söylüyorsunuz" dediler
قَالُواْ رَبُّنَا يَعۡلَمُ إِنَّآ إِلَيۡكُمۡ لَمُرۡسَلُونَ
لَمُرْسَلُونَ
gönderilmiş elçileriz
Diyanet İşleri Meali Elçiler: "Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir; bize düşen ancak apaçık tebliğdir" demişlerdi
36:17 ▶ ⧉ ☆
وَمَا عَلَيۡنَآ إِلَّا ٱلۡبَلَٰغُ ٱلۡمُبِينُ
عَلَيْنَآ
üzerimize düşen
Diyanet İşleri Meali Elçiler: "Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir; bize düşen ancak apaçık tebliğdir" demişlerdi
36:18 ▶ ⧉ ☆
قَالُوٓاْ إِنَّا تَطَيَّرۡنَا بِكُمۡۖ لَئِن لَّمۡ تَنتَهُواْ لَنَرۡجُمَنَّكُمۡ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمࣱ
تَطَيَّرْنَا
uğursuzluğa uğradık
لَنَرْجُمَنَّكُمْ
sizi mutlaka taşlarız
وَلَيَمَسَّنَّكُم
ve size dokunur
Diyanet İşleri Meali Doğrusu sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık; vazgeçmezseniz and olsun ki sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır" dediler
36:19 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ طَٰٓئِرُكُم مَّعَكُمۡ أَئِن ذُكِّرۡتُمۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمࣱ مُّسۡرِفُونَ
طَـٰٓئِرُكُم
uğursuzluğunuz
مَّعَكُمْ ۚ
sizin kendinizdedir
أَئِن
size öğüt verildiğiiçin mi?
ذُكِّرْتُم ۚ
you are admonished
Diyanet İşleri Meali Elçiler: "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Bu uğursuzluk size öğüt verildiği için mi? Hayır; siz, aşırı giden bir milletsiniz" demişlerdi
36:20 ▶ ⧉ ☆
وَجَآءَ مِنۡ أَقۡصَا ٱلۡمَدِينَةِ رَجُلࣱ يَسۡعَىٰ قَالَ يَٰقَوۡمِ ٱتَّبِعُواْ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
أَقْصَا
(the) farthest end
Diyanet İşleri Meali Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam gelmiş ve şöyle demişti: "Ey Milletim! Gönderilen elçilere uyun
36:21 ▶ ⧉ ☆
ٱتَّبِعُواْ مَن لَّا يَسۡـَٔلُكُمۡ أَجۡرࣰ ا وَهُم مُّهۡتَدُونَ
يَسْـَٔلُكُمْ
ask (of) you
مُّهْتَدُونَ
doğru yoldadırlar
Diyanet İşleri Meali Sizden bir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar
وَمَالِيَ لَآ أَعۡبُدُ ٱلَّذِي فَطَرَنِي وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz
Diyanet İşleri Meali Beni yaratana ne diye kulluk etmeyeyim? Siz de O'na döneceksiniz
36:23 ▶ ⧉ ☆
ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً إِن يُرِدۡنِ ٱلرَّحۡمَٰنُ بِضُرࣲّ لَّا تُغۡنِ عَنِّي شَفَٰعَتُهُمۡ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا يُنقِذُونِ
شَفَـٰعَتُهُمْ
onların şefa'ati
يُنقِذُونِ
onlar beni kurtaramazlar
Diyanet İşleri Meali O'nu bırakıp da tanrılar edinir miyim? Eğer Rahman olan Allah bana bir zarar vermek isterse, o tanrıların şefaati bana fayda vermez, beni kurtaramazlar
36:24 ▶ ⧉ ☆
إِنِّيٓ إِذࣰ ا لَّفِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينٍ
Diyanet İşleri Meali Doğrusu o takdirde apaçık bir sapıklık içinde olurum
36:25 ▶ ⧉ ☆
إِنِّيٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمۡ فَٱسۡمَعُونِ
بِرَبِّكُمْ
sizin Rabbinize
فَٱسْمَعُونِ
beni dinleyin
Diyanet İşleri Meali Şüphesiz ben Rabbinize inandım, beni dinleyin
36:26 ▶ ⧉ ☆
قِيلَ ٱدۡخُلِ ٱلۡجَنَّةَۖ قَالَ يَٰلَيۡتَ قَوۡمِي يَعۡلَمُونَ
Diyanet İşleri Meali Ona "Cennete gir" denince, "Keşke milletim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını bilseydi!" demişti
36:27 ▶ ⧉ ☆
بِمَا غَفَرَ لِي رَبِّي وَجَعَلَنِي مِنَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ
وَجَعَلَنِى
ve beni kıldığını
ٱلْمُكْرَمِينَ
the honored ones
Diyanet İşleri Meali Ona "Cennete gir" denince, "Keşke milletim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını bilseydi!" demişti
۞وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِن جُندࣲ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ
Diyanet İşleri Meali Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler
36:29 ▶ ⧉ ☆
إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةࣰ وَٰحِدَةࣰ فَإِذَا هُمۡ خَٰمِدُونَ
Diyanet İşleri Meali Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler
يَٰحَسۡرَةً عَلَى ٱلۡعِبَادِۚ مَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ
يَـٰحَسْرَةً
ey (ah!) yazık
يَسْتَهْزِءُونَ
alay ederlerdi
Diyanet İşleri Meali Kullara yazıklar olsun! Kendilerine hangi elçi gelse, onu alaya alıyorlardı
أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ أَنَّهُمۡ إِلَيۡهِمۡ لَا يَرۡجِعُونَ
قَبْلَهُم
kendilerinden önce
ٱلْقُرُونِ
the generations
يَرْجِعُونَ
will not return
Diyanet İşleri Meali Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi, onların bir daha kendilerine dönmediklerini görmezler mi
وَإِن كُلࣱّ لَّمَّا جَمِيعࣱ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ
مُحْضَرُونَ
getirileceklerdir
Diyanet İşleri Meali Hepsi huzurumuza getirileceklerdir
36:33 ▶ ⧉ ☆
وَءَايَةࣱ لَّهُمُ ٱلۡأَرۡضُ ٱلۡمَيۡتَةُ أَحۡيَيۡنَٰهَا وَأَخۡرَجۡنَا مِنۡهَا حَبࣰّ ا فَمِنۡهُ يَأۡكُلُونَ
أَحْيَيْنَـٰهَا
biz onu dirilttik
Diyanet İşleri Meali İşte onlara bir delil : Ölü yeri diriltir ve oradan taneler çıkarırız da ondan yerler
36:34 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلۡنَا فِيهَا جَنَّٰتࣲ مِّن نَّخِيلࣲ وَأَعۡنَٰبࣲ وَفَجَّرۡنَا فِيهَا مِنَ ٱلۡعُيُونِ
Diyanet İşleri Meali Orada hurmalıklar ve üzüm bağları var ederiz, aralarında pınarlar fışkırtırız
لِيَأۡكُلُواْ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتۡهُ أَيۡدِيهِمۡۚ أَفَلَا يَشۡكُرُونَ
لِيَأْكُلُوا۟
yemeleri için
أَفَلَا
hala şükretmiyorlar mı?
يَشْكُرُونَ
they be grateful
Diyanet İşleri Meali Onun ve elleriyle yaptıklarının ürünlerini yesinler; şükretmezler mi
سُبۡحَٰنَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلۡأَزۡوَٰجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلۡأَرۡضُ وَمِنۡ أَنفُسِهِمۡ وَمِمَّا لَا يَعۡلَمُونَ
وَمِمَّا
ve nice şeylerden
Diyanet İşleri Meali Yerin yetiştirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmediklerinden çift çift yaratan Allah münezzehtir
وَءَايَةࣱ لَّهُمُ ٱلَّيۡلُ نَسۡلَخُ مِنۡهُ ٱلنَّهَارَ فَإِذَا هُم مُّظۡلِمُونَ
مُّظْلِمُونَ
karanlıkta kalıverirler
Diyanet İşleri Meali Onlara bir delil de gecedir; gündüzü ondan sıyırırız da karanlıkta kalıverirler
وَٱلشَّمۡسُ تَجۡرِي لِمُسۡتَقَرࣲّ لَّهَاۚ ذَٰلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ
لِمُسْتَقَرٍّۢ
karar bulacağı yere
Diyanet İşleri Meali Güneş de yörüngesinde yürüyüp gitmektedir. Bu, güçlü ve bilgin olan Allah'ın kanunudur
36:39 ▶ ⧉ ☆
وَٱلۡقَمَرَ قَدَّرۡنَٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلۡعُرۡجُونِ ٱلۡقَدِيمِ
كَٱلْعُرْجُونِ
hurma sapına benzer
Diyanet İşleri Meali Ay için de sonunda kuru bir hurma dalına döneceği konaklar tayin etmişizdir
لَا ٱلشَّمۡسُ يَنۢبَغِي لَهَآ أَن تُدۡرِكَ ٱلۡقَمَرَ وَلَا ٱلَّيۡلُ سَابِقُ ٱلنَّهَارِۚ وَكُلࣱّ فِي فَلَكࣲ يَسۡبَحُونَ
فِى
bir felekte (yörüngede)
يَسْبَحُونَ
yüzmektedirler
Diyanet İşleri Meali Aya erişmek güneşe düşmez. Gece de gündüzü geçemez. Her biri bir yörüngede yürürler
وَءَايَةࣱ لَّهُمۡ أَنَّا حَمَلۡنَا ذُرِّيَّتَهُمۡ فِي ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ
ذُرِّيَّتَهُمْ
onların çoçuklarını
Diyanet İşleri Meali Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır
وَخَلَقۡنَا لَهُم مِّن مِّثۡلِهِۦ مَا يَرۡكَبُونَ
وَخَلَقْنَا
ve yaratmamızdır
مِّثْلِهِۦ
(the) likes of it
Diyanet İşleri Meali Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır
وَإِن نَّشَأۡ نُغۡرِقۡهُمۡ فَلَا صَرِيخَ لَهُمۡ وَلَا هُمۡ يُنقَذُونَ
نُغْرِقْهُمْ
onları (suda) boğarız
Diyanet İşleri Meali Dilesek, onları suda boğardık; ne yardımlarına koşan bulunur ve ne de kendileri kurtulabilirlerdi
36:44 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا رَحۡمَةࣰ مِّنَّا وَمَتَٰعًا إِلَىٰ حِينࣲ
رَحْمَةًۭ
bir rahmet (vardır)
Diyanet İşleri Meali Ama katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar geçinme olarak onları geri bıraktık
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُواْ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيكُمۡ وَمَا خَلۡفَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ
تُرْحَمُونَ
esirgenirsiniz
Diyanet İşleri Meali Onlara: "Geçmişinizden ve geleceğinizden sakının, belki acınırsınız" dendiği zaman yüz çevirirler
36:46 ▶ ⧉ ☆
وَمَا تَأۡتِيهِم مِّنۡ ءَايَةࣲ مِّنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِمۡ إِلَّا كَانُواْ عَنۡهَا مُعۡرِضِينَ
Diyanet İşleri Meali Zaten Rabbinin ayetlerinden herhangi biri kendilerine geldiğinde ondan hep yüz çeviregelmişlerdi
وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنُطۡعِمُ مَن لَّوۡ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطۡعَمَهُۥٓ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينࣲ
مِمَّا
size verdiği rızıktan
رَزَقَكُمُ
(has) provided you
أَنُطْعِمُ
biz mi yedirelim?
Diyanet İşleri Meali Onlara: "Allah'ın size verdiği rızıktan sarfedin" denince inkar edenler inananlara: "Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız" derler
36:48 ▶ ⧉ ☆
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
ٱلْوَعْدُ
tehdid (ettiğiniz azab)
صَـٰدِقِينَ
doğru söylüyor(lar)
Diyanet İşleri Meali Doğru sözlü iseniz bildirin bu vaad ne zamandır?" derler
36:49 ▶ ⧉ ☆
مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيۡحَةࣰ وَٰحِدَةࣰ تَأۡخُذُهُمۡ وَهُمۡ يَخِصِّمُونَ
تَأْخُذُهُمْ
ansızın onları yakalar
يَخِصِّمُونَ
çekişip dururlarken
Diyanet İşleri Meali Çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek çığlığı beklerler
فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ تَوۡصِيَةࣰ وَلَآ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمۡ يَرۡجِعُونَ
يَسْتَطِيعُونَ
güçleri yetmez
Diyanet İşleri Meali O zaman, artık ne vasiyet edebilirler ne de ailelerine dönebilirler
وَنُفِخَ فِي ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ يَنسِلُونَ
Diyanet İşleri Meali Sura üflenince, kabirlerinden Rablerine koşarak çıkarlar
قَالُواْ يَٰوَيۡلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرۡقَدِنَاۜۗ هَٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحۡمَٰنُ وَصَدَقَ ٱلۡمُرۡسَلُونَ
مَّرْقَدِنَا ۜ ۗ
our sleeping place
وَصَدَقَ
demek doğru söylemiş
ٱلْمُرْسَلُونَ
peygamberler
Diyanet İşleri Meali Vah halimize ! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı?" derler. Onlara: "İşte Rahman olan Allah'ın vadettiği budur, peygamberler doğru söylemişlerdi" denir
36:53 ▶ ⧉ ☆
إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةࣰ وَٰحِدَةࣰ فَإِذَا هُمۡ جَمِيعࣱ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ
Diyanet İşleri Meali Tek bir çığlık kopar, hepsi, hemen huzurumuza getirilmiş olur
36:54 ▶ ⧉ ☆
فَٱلۡيَوۡمَ لَا تُظۡلَمُ نَفۡسࣱ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
تُجْزَوْنَ
siz cezalandırılmazsınız
Diyanet İşleri Meali Artık bugün kimseye hiçbir haksızlıkta bulunulmaz. İşlediklerinizden başkasıyla karşılık görmezsiniz
36:55 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ ٱلۡيَوۡمَ فِي شُغُلࣲ فَٰكِهُونَ
Diyanet İşleri Meali Doğrusu bugün, cennetlikler eğlenceyle meşguldürler
36:56 ▶ ⧉ ☆
هُمۡ وَأَزۡوَٰجُهُمۡ فِي ظِلَٰلٍ عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ مُتَّكِـُٔونَ
مُتَّكِـُٔونَ
yaslanmışlardır
Diyanet İşleri Meali Onlar ve eşleri gölgeliklerde, tahtlar üzerine yaslanmışlardır
36:57 ▶ ⧉ ☆
لَهُمۡ فِيهَا فَٰكِهَةࣱ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ
وَلَهُم
ve onlar için vardır
Diyanet İşleri Meali Orada meyveler ve her istedikleri onlarındır
36:58 ▶ ⧉ ☆
سَلَٰمࣱ قَوۡلࣰ ا مِّن رَّبࣲّ رَّحِيمࣲ
Diyanet İşleri Meali Merhametli olan Rab katından onlara selam vardır
36:59 ▶ ⧉ ☆
وَٱمۡتَٰزُواْ ٱلۡيَوۡمَ أَيُّهَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ
وَٱمْتَـٰزُوا۟
şöyle ayrılın
Diyanet İşleri Meali Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi
36:60 ▶ ⧉ ☆
۞أَلَمۡ أَعۡهَدۡ إِلَيۡكُمۡ يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعۡبُدُواْ ٱلشَّيۡطَٰنَۖ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوࣱّ مُّبِينࣱ
۞ أَلَمْ
ben and vermedim mi?
Diyanet İşleri Meali Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi
36:61 ▶ ⧉ ☆
وَأَنِ ٱعۡبُدُونِيۚ هَٰذَا صِرَٰطࣱ مُّسۡتَقِيمࣱ
Diyanet İşleri Meali Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi
36:62 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ أَضَلَّ مِنكُمۡ جِبِلࣰّ ا كَثِيرًاۖ أَفَلَمۡ تَكُونُواْ تَعۡقِلُونَ
Diyanet İşleri Meali And olsun ki, o sizden nice nesilleri saptırmıştı, akletmez miydiniz
36:63 ▶ ⧉ ☆
هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِي كُنتُمۡ تُوعَدُونَ
Diyanet İşleri Meali İşte bu, size söz verilen cehennemdir
36:64 ▶ ⧉ ☆
ٱصۡلَوۡهَا ٱلۡيَوۡمَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ
Diyanet İşleri Meali Bugün, inkarcılığınıza karşılık oraya girin
ٱلۡيَوۡمَ نَخۡتِمُ عَلَىٰٓ أَفۡوَٰهِهِمۡ وَتُكَلِّمُنَآ أَيۡدِيهِمۡ وَتَشۡهَدُ أَرۡجُلُهُم بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
وَتُكَلِّمُنَآ
ve bize söyler
وَتَشْهَدُ
ve şahidlik eder
يَكْسِبُونَ
kazanıyor(lar)
Diyanet İşleri Meali İşte o gün ağızlarını mühürleriz, Bizimle elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahidlik eder
36:66 ▶ ⧉ ☆
وَلَوۡ نَشَآءُ لَطَمَسۡنَا عَلَىٰٓ أَعۡيُنِهِمۡ فَٱسۡتَبَقُواْ ٱلصِّرَٰطَ فَأَنَّىٰ يُبۡصِرُونَ
فَٱسْتَبَقُوا۟
ve dökülürlerdi
Diyanet İşleri Meali Dilesek, gözlerini kör ederdik de yol bulmağa çalışırlardı. Nasıl görebilirlerdi
36:67 ▶ ⧉ ☆
وَلَوۡ نَشَآءُ لَمَسَخۡنَٰهُمۡ عَلَىٰ مَكَانَتِهِمۡ فَمَا ٱسۡتَطَٰعُواْ مُضِيࣰّ ا وَلَا يَرۡجِعُونَ
لَمَسَخْنَـٰهُمْ
değiştirip dondururduk
عَلَىٰ
onları oldukları yerde
مَكَانَتِهِمْ
their places
ٱسْتَطَـٰعُوا۟
güçleri yetmez
Diyanet İşleri Meali Dilesek, onları oldukları yerde dondururduk da, ne ileri gidebilirler ve ne de geri dönebilirlerdi
36:68 ▶ ⧉ ☆
وَمَن نُّعَمِّرۡهُ نُنَكِّسۡهُ فِي ٱلۡخَلۡقِۚ أَفَلَا يَعۡقِلُونَ
نُّعَمِّرْهُ
uzun ömür versek
نُنَكِّسْهُ
onu baş aşağı çeviririz
أَفَلَا
akıllarını kullanmıyorlar mı?
يَعْقِلُونَ
they use intellect
Diyanet İşleri Meali Uzun ömürlü yaptığımızın hilkatini tersine çevirmişizdir. Akletmezler mi
36:69 ▶ ⧉ ☆
وَمَا عَلَّمۡنَٰهُ ٱلشِّعۡرَ وَمَا يَنۢبَغِي لَهُۥٓۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ وَقُرۡءَانࣱ مُّبِينࣱ
عَلَّمْنَـٰهُ
We taught him
وَقُرْءَانٌۭ
ve Kur'an'dır
Diyanet İşleri Meali Biz ona şiir öğretmedik, zaten ona gerekmezdi. Bu bir öğüt ve apaçık Kuran'dır
36:70 ▶ ⧉ ☆
لِّيُنذِرَ مَن كَانَ حَيࣰّ ا وَيَحِقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ
وَيَحِقَّ
ve hak olsun diye
ٱلْكَـٰفِرِينَ
inkar edenlere
Diyanet İşleri Meali Diri olan kimseyi uyarsın ve verilen söz de inkarcıların aleyhine çıksın
أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا خَلَقۡنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتۡ أَيۡدِينَآ أَنۡعَٰمࣰ ا فَهُمۡ لَهَا مَٰلِكُونَ
أَنْعَـٰمًۭا
nice hayvanlar
مَـٰلِكُونَ
malik olmaktadırlar
Diyanet İşleri Meali Kudretimizle kendileri için hayvanlar yarattığımızı görmezler mi? Onlara sahip olmaktadırlar
36:72 ▶ ⧉ ☆
وَذَلَّلۡنَٰهَا لَهُمۡ فَمِنۡهَا رَكُوبُهُمۡ وَمِنۡهَا يَأۡكُلُونَ
وَذَلَّلْنَـٰهَا
onları boyun eğdirdik
فَمِنْهَا
onlardan bazıları
وَمِنْهَا
ve onlardan bazılarını
Diyanet İşleri Meali Onları kendilerinin buyruğuna verdik; bindikleri de, etini yedikleri de vardır
36:73 ▶ ⧉ ☆
وَلَهُمۡ فِيهَا مَنَٰفِعُ وَمَشَارِبُۚ أَفَلَا يَشۡكُرُونَ
وَلَهُمْ
kendileri için vardır
مَنَـٰفِعُ
birçok yararlar
وَمَشَارِبُ ۖ
ve içecekler
أَفَلَا
hala şükretmiyorlar mı?
يَشْكُرُونَ
they give thanks
Diyanet İşleri Meali Onlarda daha nice faydalar, içecekler vardır; şükretmezler mi
36:74 ▶ ⧉ ☆
وَٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةࣰ لَّعَلَّهُمۡ يُنصَرُونَ
وَٱتَّخَذُوا۟
ve edindiler
Diyanet İşleri Meali Allah'ı bırakıp da, kendilerine yardımı dokunur diye, başka tanrılar edindiler
لَا يَسۡتَطِيعُونَ نَصۡرَهُمۡ وَهُمۡ لَهُمۡ جُندࣱ مُّحۡضَرُونَ
يَسْتَطِيعُونَ
they are able
نَصْرَهُمْ
onlara yardım etmeye
Diyanet İşleri Meali Oysa onlar yardım edemezler, ancak kendileri o tanrılara koruyuculuk için nöbet beklerler
فَلَا يَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡۘ إِنَّا نَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَ
مَا
onların gizlediklerini
يُعْلِنُونَ
açığa vurduklarını
Diyanet İşleri Meali Bunların sözü seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da şüphesiz biliriz
أَوَلَمۡ يَرَ ٱلۡإِنسَٰنُ أَنَّا خَلَقۡنَٰهُ مِن نُّطۡفَةࣲ فَإِذَا هُوَ خَصِيمࣱ مُّبِينࣱ
خَلَقْنَـٰهُ
kendisini yarattığımızı
Diyanet İşleri Meali İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; "Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar
36:78 ▶ ⧉ ☆
وَضَرَبَ لَنَا مَثَلࣰ ا وَنَسِيَ خَلۡقَهُۥۖ قَالَ مَن يُحۡيِ ٱلۡعِظَٰمَ وَهِيَ رَمِيمࣱ
خَلْقَهُۥ ۖ
kendi yaratılışını
Diyanet İşleri Meali İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; "Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar
قُلۡ يُحۡيِيهَا ٱلَّذِيٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةࣲۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلۡقٍ عَلِيمٌ
يُحْيِيهَا
onları diriltecek
Diyanet İşleri Meali De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecektir. O, her türlü yaratmayı bilendir
ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلۡأَخۡضَرِ نَارࣰ ا فَإِذَآ أَنتُم مِّنۡهُ تُوقِدُونَ
Diyanet İşleri Meali Yaş ağaçtan size ateş çıkarandır. Ondan ateş yakarsınız
أَوَلَيۡسَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخۡلُقَ مِثۡلَهُمۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلۡخَلَّٰقُ ٱلۡعَلِيمُ
مِثْلَهُم ۚ
onların benzerlerini
Diyanet İşleri Meali Gökleri ve yeri yaratan, kendilerinin benzerini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette olur; çünkü O, yaratan ve bilendir
36:82 ▶ ⧉ ☆
إِنَّمَآ أَمۡرُهُۥٓ إِذَآ أَرَادَ شَيۡـًٔا أَن يَقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
Diyanet İşleri Meali Bir şeyi dilediği zaman, O'nun buyruğu sadece, o şeye "Ol" demektir, hemen olur
فَسُبۡحَٰنَ ٱلَّذِي بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيۡءࣲ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz
Diyanet İşleri Meali Her şeyin hükümranlığı elinde olan ve sizin de kendisine döneceğiniz Allah münezzehtir
← Önceki Sonraki →