36. Yaseen سُورَةُ يسٓ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
36:1 ▶ ⧉ ☆
يسٓ
Elmalılı Hamdi Yazır Yâsîn
36:2 ▶ ⧉ ☆
وَٱلۡقُرۡءَانِ ٱلۡحَكِيمِ
وَٱلْقُرْءَانِ
Kur'an'a andolsun
Elmalılı Hamdi Yazır Ey Muhammed! Hikmetli Kur'ân'a andolsun ki, sen risâlet görevi ile gönderilen peygamberlerdensin
إِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
لَمِنَ
gönderilmiş elçilerdensin
ٱلْمُرْسَلِينَ
the Messengers
Elmalılı Hamdi Yazır Ey Muhammed! Hikmetli Kur'ân'a andolsun ki, sen risâlet görevi ile gönderilen peygamberlerdensin
36:4 ▶ ⧉ ☆
عَلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ
Elmalılı Hamdi Yazır Dosdoğru bir yol üzerindesin
36:5 ▶ ⧉ ☆
تَنزِيلَ ٱلۡعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ
تَنزِيلَ
indirdiği (üzerindesin)
ٱلرَّحِيمِ
çok esirgeyenin
Elmalılı Hamdi Yazır Babaları korkutulmamış ve kendileri de gafil olan bir kavmi, çok güçlü ve çok merhametli olan Allah'ın indirdiği (Kur'ân) ile korkutasın
36:6 ▶ ⧉ ☆
لِتُنذِرَ قَوۡمࣰ ا مَّآ أُنذِرَ ءَابَآؤُهُمۡ فَهُمۡ غَٰفِلُونَ
غَـٰفِلُونَ
gaflet içindedirler
Elmalılı Hamdi Yazır Babaları korkutulmamış ve kendileri de gafil olan bir kavmi, çok güçlü ve çok merhametli olan Allah'ın indirdiği (Kur'ân) ile korkutasın
لَقَدۡ حَقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَىٰٓ أَكۡثَرِهِمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Andolsun ki onların çoğunun üzerine azab sözü hak olmuştur. Onlar imana gelmezler
36:8 ▶ ⧉ ☆
إِنَّا جَعَلۡنَا فِيٓ أَعۡنَٰقِهِمۡ أَغۡلَٰلࣰ ا فَهِيَ إِلَى ٱلۡأَذۡقَانِ فَهُم مُّقۡمَحُونَ
أَعْنَـٰقِهِمْ
their necks
إِلَى
çenelere kadar dayanır
مُّقْمَحُونَ
kafaları kalkıktır
Elmalılı Hamdi Yazır Çünkü biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişiz. O kelepçeler çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar
36:9 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلۡنَا مِنۢ بَيۡنِ أَيۡدِيهِمۡ سَدࣰّ ا وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ سَدࣰّ ا فَأَغۡشَيۡنَٰهُمۡ فَهُمۡ لَا يُبۡصِرُونَ
وَجَعَلْنَا
ve kıldık (çektik)
فَأَغْشَيْنَـٰهُمْ
ve onları kapattık
Elmalılı Hamdi Yazır Hem önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çekmişiz, kendilerini sarmışızdır. Baksalar da görmezler
36:10 ▶ ⧉ ☆
وَسَوَآءٌ عَلَيۡهِمۡ ءَأَنذَرۡتَهُمۡ أَمۡ لَمۡ تُنذِرۡهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ
ءَأَنذَرْتَهُمْ
uyarsan (da)
يُؤْمِنُونَ
they will believe
Elmalılı Hamdi Yazır Onları korkutsan da korkutmasan da onlara göre birdir, inanmazlar
إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّكۡرَ وَخَشِيَ ٱلرَّحۡمَٰنَ بِٱلۡغَيۡبِۖ فَبَشِّرۡهُ بِمَغۡفِرَةࣲ وَأَجۡرࣲ كَرِيمٍ
فَبَشِّرْهُ
işte öylesini müjdele
بِمَغْفِرَةٍۢ
bir mağfiretle
وَأَجْرٍۢ
ve bir mükafatla
Elmalılı Hamdi Yazır Sen ancak Kur'ân'a tabi olan ve görünmediği halde Rahman olan Allah'tan korkan kimseyi sakındırırsın. İşte onu bir bağışlanma ve çok şerefli bir mükafatla müjdele
36:12 ▶ ⧉ ☆
إِنَّا نَحۡنُ نُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَنَكۡتُبُ مَا قَدَّمُواْ وَءَاثَٰرَهُمۡۚ وَكُلَّ شَيۡءٍ أَحۡصَيۡنَٰهُ فِيٓ إِمَامࣲ مُّبِينࣲ
وَءَاثَـٰرَهُمْ ۚ
ve eserlerini
أَحْصَيْنَـٰهُ
ayrıntılı kaydettik
Elmalılı Hamdi Yazır Gerçekten biz ölüleri diriltiriz, onların önceden yapıp gönderdiklerini ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Zaten biz her şeyi açık bir kütükte, bir "imamı mübin"de (ana kitapta, yani Levhi mahfuzda) sayıp tesbit etmişizdir
36:13 ▶ ⧉ ☆
وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلًا أَصۡحَٰبَ ٱلۡقَرۡيَةِ إِذۡ جَآءَهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Sen onlara, o şehir halkını örnek ver. Hani oraya peygamberler gelmişti
إِذۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡهِمُ ٱثۡنَيۡنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزۡنَا بِثَالِثࣲ فَقَالُوٓاْ إِنَّآ إِلَيۡكُم مُّرۡسَلُونَ
فَكَذَّبُوهُمَا
onları yalanladılar
فَعَزَّزْنَا
biz de destekledik
مُّرْسَلُونَ
gönderilen elçileriz
Elmalılı Hamdi Yazır Hani biz onlara iki peygamber göndermiştik, fakat onlar ikisini de yalanlamışlardı. Biz de (onları) üçüncü bir peygamberle destekledik. Onlara: "Şüphesiz ki biz size gönderilmiş elçileriz." dediler
قَالُواْ مَآ أَنتُمۡ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحۡمَٰنُ مِن شَيۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا تَكۡذِبُونَ
تَكْذِبُونَ
yalan söylüyorsunuz
Elmalılı Hamdi Yazır Onlar da: "Siz bizim gibi insandan başka birşey değilsiniz, hem Rahman olan Allah, hiçbir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz." dediler
قَالُواْ رَبُّنَا يَعۡلَمُ إِنَّآ إِلَيۡكُمۡ لَمُرۡسَلُونَ
لَمُرْسَلُونَ
gönderilmiş elçileriz
Elmalılı Hamdi Yazır Peygamberler dediler ki: "Rabbimiz biliyor ki biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz
36:17 ▶ ⧉ ☆
وَمَا عَلَيۡنَآ إِلَّا ٱلۡبَلَٰغُ ٱلۡمُبِينُ
عَلَيْنَآ
üzerimize düşen
Elmalılı Hamdi Yazır Bize düşen de sadece apaçık tebliğdir
36:18 ▶ ⧉ ☆
قَالُوٓاْ إِنَّا تَطَيَّرۡنَا بِكُمۡۖ لَئِن لَّمۡ تَنتَهُواْ لَنَرۡجُمَنَّكُمۡ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمࣱ
تَطَيَّرْنَا
uğursuzluğa uğradık
لَنَرْجُمَنَّكُمْ
sizi mutlaka taşlarız
وَلَيَمَسَّنَّكُم
ve size dokunur
Elmalılı Hamdi Yazır Onlar dediler ki: "Herhalde biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun ki, sizi hiç tınmadan taşlarız ve mutlaka bizden size pek acıklı bir azab dokunur
36:19 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ طَٰٓئِرُكُم مَّعَكُمۡ أَئِن ذُكِّرۡتُمۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمࣱ مُّسۡرِفُونَ
طَـٰٓئِرُكُم
uğursuzluğunuz
مَّعَكُمْ ۚ
sizin kendinizdedir
أَئِن
size öğüt verildiğiiçin mi?
ذُكِّرْتُم ۚ
you are admonished
Elmalılı Hamdi Yazır Peygamberler de şöyle cevap verdiler: "Sizin uğursuzluğunuz beraberinizdedir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Doğrusu siz israfı âdet etmiş bir kavimsiniz
36:20 ▶ ⧉ ☆
وَجَآءَ مِنۡ أَقۡصَا ٱلۡمَدِينَةِ رَجُلࣱ يَسۡعَىٰ قَالَ يَٰقَوۡمِ ٱتَّبِعُواْ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
أَقْصَا
(the) farthest end
Elmalılı Hamdi Yazır O sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve: "Ey kavmim! Uyun o elçilere
36:21 ▶ ⧉ ☆
ٱتَّبِعُواْ مَن لَّا يَسۡـَٔلُكُمۡ أَجۡرࣰ ا وَهُم مُّهۡتَدُونَ
يَسْـَٔلُكُمْ
ask (of) you
مُّهْتَدُونَ
doğru yoldadırlar
Elmalılı Hamdi Yazır Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermişlerdir
وَمَالِيَ لَآ أَعۡبُدُ ٱلَّذِي فَطَرَنِي وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz
Elmalılı Hamdi Yazır Bana ne oluyor da kulluk etmeyecekmişim beni yaratana? Hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz
36:23 ▶ ⧉ ☆
ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً إِن يُرِدۡنِ ٱلرَّحۡمَٰنُ بِضُرࣲّ لَّا تُغۡنِ عَنِّي شَفَٰعَتُهُمۡ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا يُنقِذُونِ
شَفَـٰعَتُهُمْ
onların şefa'ati
يُنقِذُونِ
onlar beni kurtaramazlar
Elmalılı Hamdi Yazır Hiç ben O'ndan başka ilâhlar edinir miyim? Eğer O Rahman, bana bir zarar dileyecek olsa, onların şefaati benden yana hiçbir şeye yaramaz ve onlar beni kurtaramazlar
36:24 ▶ ⧉ ☆
إِنِّيٓ إِذࣰ ا لَّفِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينٍ
Elmalılı Hamdi Yazır Şüphesiz ki ben, o zaman apaçık bir sapıklık içinde olurum
36:25 ▶ ⧉ ☆
إِنِّيٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمۡ فَٱسۡمَعُونِ
بِرَبِّكُمْ
sizin Rabbinize
فَٱسْمَعُونِ
beni dinleyin
Elmalılı Hamdi Yazır Şüphesiz ki ben, Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni
36:26 ▶ ⧉ ☆
قِيلَ ٱدۡخُلِ ٱلۡجَنَّةَۖ قَالَ يَٰلَيۡتَ قَوۡمِي يَعۡلَمُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır (Sonra ona) "haydi gir cennete !" denildi. O da dedi ki: "Ne olurdu kavmim bilseydi
36:27 ▶ ⧉ ☆
بِمَا غَفَرَ لِي رَبِّي وَجَعَلَنِي مِنَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ
وَجَعَلَنِى
ve beni kıldığını
ٱلْمُكْرَمِينَ
the honored ones
Elmalılı Hamdi Yazır Rabbimin beni bağışladığını ve beni kendilerine ikram edilen kullarından kıldığını
۞وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِن جُندࣲ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ
Elmalılı Hamdi Yazır Biz arkasından kavminin üzerine bir ordu indirmedik, indirecek de değildik
36:29 ▶ ⧉ ☆
إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةࣰ وَٰحِدَةࣰ فَإِذَا هُمۡ خَٰمِدُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Sadece bir gürültü oldu, onlar da hemen sönüverdiler
يَٰحَسۡرَةً عَلَى ٱلۡعِبَادِۚ مَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ
يَـٰحَسْرَةً
ey (ah!) yazık
يَسْتَهْزِءُونَ
alay ederlerdi
Elmalılı Hamdi Yazır Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine glen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı
أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ أَنَّهُمۡ إِلَيۡهِمۡ لَا يَرۡجِعُونَ
قَبْلَهُم
kendilerinden önce
ٱلْقُرُونِ
the generations
يَرْجِعُونَ
will not return
Elmalılı Hamdi Yazır Görmediler mi ki, kendilerinden önce nice kuşakları helak etmişiz. Onlar artık kendilerine dönüp gelmiyorlar
وَإِن كُلࣱّ لَّمَّا جَمِيعࣱ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ
مُحْضَرُونَ
getirileceklerdir
Elmalılı Hamdi Yazır Onların hepsi toplanıp, sadece bizim huzurumuza getirilmişlerdir
36:33 ▶ ⧉ ☆
وَءَايَةࣱ لَّهُمُ ٱلۡأَرۡضُ ٱلۡمَيۡتَةُ أَحۡيَيۡنَٰهَا وَأَخۡرَجۡنَا مِنۡهَا حَبࣰّ ا فَمِنۡهُ يَأۡكُلُونَ
أَحْيَيْنَـٰهَا
biz onu dirilttik
Elmalılı Hamdi Yazır Hem bir delildir onlara ölü toprak. Biz ona hayat verdik ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar
36:34 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلۡنَا فِيهَا جَنَّٰتࣲ مِّن نَّخِيلࣲ وَأَعۡنَٰبࣲ وَفَجَّرۡنَا فِيهَا مِنَ ٱلۡعُيُونِ
Elmalılı Hamdi Yazır Biz orada hurmalıklardan, üzüm bağlarından bahçeler yaptık. İçlerinde pınarlardan sular fışkırttık
لِيَأۡكُلُواْ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتۡهُ أَيۡدِيهِمۡۚ أَفَلَا يَشۡكُرُونَ
لِيَأْكُلُوا۟
yemeleri için
أَفَلَا
hala şükretmiyorlar mı?
يَشْكُرُونَ
they be grateful
Elmalılı Hamdi Yazır (Bunu), Onun ürününden ve kendi elleriyle yaptıklarından yesinler diye (yaptık). Hâlâ şükretmeyecekler mi
سُبۡحَٰنَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلۡأَزۡوَٰجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلۡأَرۡضُ وَمِنۡ أَنفُسِهِمۡ وَمِمَّا لَا يَعۡلَمُونَ
وَمِمَّا
ve nice şeylerden
Elmalılı Hamdi Yazır Yerin bitkilerinden, kendi nefislerinden ve daha bilemeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah'ın şanı ne yücedir
وَءَايَةࣱ لَّهُمُ ٱلَّيۡلُ نَسۡلَخُ مِنۡهُ ٱلنَّهَارَ فَإِذَا هُم مُّظۡلِمُونَ
مُّظْلِمُونَ
karanlıkta kalıverirler
Elmalılı Hamdi Yazır Gece de onlara bir delildir . Biz ondan gündüzü soyar çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar
وَٱلشَّمۡسُ تَجۡرِي لِمُسۡتَقَرࣲّ لَّهَاۚ ذَٰلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ
لِمُسْتَقَرٍّۢ
karar bulacağı yere
Elmalılı Hamdi Yazır Güneş de bir delildir ki kendi yolunda akıp gidiyor. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir
36:39 ▶ ⧉ ☆
وَٱلۡقَمَرَ قَدَّرۡنَٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلۡعُرۡجُونِ ٱلۡقَدِيمِ
كَٱلْعُرْجُونِ
hurma sapına benzer
Elmalılı Hamdi Yazır Ay'a gelince, ona menziller tayin ettik. Nihayet o eski hurma salkımının çöpü gibi (yay haline ) dönmüştür
لَا ٱلشَّمۡسُ يَنۢبَغِي لَهَآ أَن تُدۡرِكَ ٱلۡقَمَرَ وَلَا ٱلَّيۡلُ سَابِقُ ٱلنَّهَارِۚ وَكُلࣱّ فِي فَلَكࣲ يَسۡبَحُونَ
فِى
bir felekte (yörüngede)
يَسْبَحُونَ
yüzmektedirler
Elmalılı Hamdi Yazır Ne güneşin aya çatması yaraşır, ne de gece gündüzü geçebilir; onların her biri kendi yörüngesinde yüzerler
وَءَايَةࣱ لَّهُمۡ أَنَّا حَمَلۡنَا ذُرِّيَّتَهُمۡ فِي ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ
ذُرِّيَّتَهُمْ
onların çoçuklarını
Elmalılı Hamdi Yazır Onlar için bir delil de bizim, onların neslini dolu bir gemide taşımamızdır
وَخَلَقۡنَا لَهُم مِّن مِّثۡلِهِۦ مَا يَرۡكَبُونَ
وَخَلَقْنَا
ve yaratmamızdır
مِّثْلِهِۦ
(the) likes of it
Elmalılı Hamdi Yazır Yine kendileri için onun gibi binecek şeyler yaratmamızdır
وَإِن نَّشَأۡ نُغۡرِقۡهُمۡ فَلَا صَرِيخَ لَهُمۡ وَلَا هُمۡ يُنقَذُونَ
نُغْرِقْهُمْ
onları (suda) boğarız
Elmalılı Hamdi Yazır Eğer dilesek onları boğarız da o zaman ne onların feryadına yetişen bulunur, ne de onlar kurtarılır
36:44 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا رَحۡمَةࣰ مِّنَّا وَمَتَٰعًا إِلَىٰ حِينࣲ
رَحْمَةًۭ
bir rahmet (vardır)
Elmalılı Hamdi Yazır Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُواْ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيكُمۡ وَمَا خَلۡفَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ
تُرْحَمُونَ
esirgenirsiniz
Elmalılı Hamdi Yazır Durum böyle iken onlara: "Önünüzdekinden ve arkanızdakinden korkun ki size rahmet edilsin" denildiği zaman
36:46 ▶ ⧉ ☆
وَمَا تَأۡتِيهِم مِّنۡ ءَايَةࣲ مِّنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِمۡ إِلَّا كَانُواْ عَنۡهَا مُعۡرِضِينَ
Elmalılı Hamdi Yazır Ve kendilerine Rablerinin âyetlerinden herhangi bir âyet geldiği zaman mutlaka ondan yüz çevirirler
وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنُطۡعِمُ مَن لَّوۡ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطۡعَمَهُۥٓ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينࣲ
مِمَّا
size verdiği rızıktan
رَزَقَكُمُ
(has) provided you
أَنُطْعِمُ
biz mi yedirelim?
Elmalılı Hamdi Yazır Onlara: "Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın" dendiği zaman, o kâfirler, müminler için: "Allah'ın dileyince doyurabileceği kimseyi biz mi doyuracağız? Siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?" dediler
36:48 ▶ ⧉ ☆
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
ٱلْوَعْدُ
tehdid (ettiğiniz azab)
صَـٰدِقِينَ
doğru söylüyor(lar)
Elmalılı Hamdi Yazır Yine onlar: "Eğer doğru söylüyorsanız bu (kıyamet ) vaadi ne zaman?" diyorlar
36:49 ▶ ⧉ ☆
مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيۡحَةࣰ وَٰحِدَةࣰ تَأۡخُذُهُمۡ وَهُمۡ يَخِصِّمُونَ
تَأْخُذُهُمْ
ansızın onları yakalar
يَخِصِّمُونَ
çekişip dururlarken
Elmalılı Hamdi Yazır Onlar sadece bir tek çığlığa bakıyorlar, bir çığlık ki, onlar çekişip dururken kendilerini yakalayıverir
فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ تَوۡصِيَةࣰ وَلَآ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمۡ يَرۡجِعُونَ
يَسْتَطِيعُونَ
güçleri yetmez
Elmalılı Hamdi Yazır O zaman bir vasiyette bile bulunamazlar. Ailelerine de dönemezler
وَنُفِخَ فِي ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ يَنسِلُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Sûr'a üfürülmüştür, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar
قَالُواْ يَٰوَيۡلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرۡقَدِنَاۜۗ هَٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحۡمَٰنُ وَصَدَقَ ٱلۡمُرۡسَلُونَ
مَّرْقَدِنَا ۜ ۗ
our sleeping place
وَصَدَقَ
demek doğru söylemiş
ٱلْمُرْسَلُونَ
peygamberler
Elmalılı Hamdi Yazır Onlar: "Eyvah başımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahmân'ın vaad buyurduğu işte bu imiş. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler" derler
36:53 ▶ ⧉ ☆
إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةࣰ وَٰحِدَةࣰ فَإِذَا هُمۡ جَمِيعࣱ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Başka değil, sadece bir tek çığlık olmuş, derhal hepsi toplanmış huzurumuza getirilmişlerdir
36:54 ▶ ⧉ ☆
فَٱلۡيَوۡمَ لَا تُظۡلَمُ نَفۡسࣱ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
تُجْزَوْنَ
siz cezalandırılmazsınız
Elmalılı Hamdi Yazır Artık bugün hiç kimseye zerre kadar zulmedilmez. Ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz
36:55 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ ٱلۡيَوۡمَ فِي شُغُلࣲ فَٰكِهُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Gerçekten cennetlik olanlar bugün bir meşguliyet içinde zevk etmektedirler
36:56 ▶ ⧉ ☆
هُمۡ وَأَزۡوَٰجُهُمۡ فِي ظِلَٰلٍ عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ مُتَّكِـُٔونَ
مُتَّكِـُٔونَ
yaslanmışlardır
Elmalılı Hamdi Yazır Kendileri ve eşleri gölgelerde koltuklar üzerine kurulmuşlardır
36:57 ▶ ⧉ ☆
لَهُمۡ فِيهَا فَٰكِهَةࣱ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ
وَلَهُم
ve onlar için vardır
Elmalılı Hamdi Yazır Onlara orada bir meyve vardır. İsteyecekleri her şey onlarındır
36:58 ▶ ⧉ ☆
سَلَٰمࣱ قَوۡلࣰ ا مِّن رَّبࣲّ رَّحِيمࣲ
Elmalılı Hamdi Yazır (Onlara) Rahîm olan Rab'den "selâm" sözü vardır
36:59 ▶ ⧉ ☆
وَٱمۡتَٰزُواْ ٱلۡيَوۡمَ أَيُّهَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ
وَٱمْتَـٰزُوا۟
şöyle ayrılın
Elmalılı Hamdi Yazır Ey günahkârlar ! Bugün siz bir tarafa ayrılın
36:60 ▶ ⧉ ☆
۞أَلَمۡ أَعۡهَدۡ إِلَيۡكُمۡ يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعۡبُدُواْ ٱلشَّيۡطَٰنَۖ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوࣱّ مُّبِينࣱ
۞ أَلَمْ
ben and vermedim mi?
Elmalılı Hamdi Yazır Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır ve bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?" (buyurulacak)
36:61 ▶ ⧉ ☆
وَأَنِ ٱعۡبُدُونِيۚ هَٰذَا صِرَٰطࣱ مُّسۡتَقِيمࣱ
Elmalılı Hamdi Yazır Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır ve bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?" (buyurulacak)
36:62 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ أَضَلَّ مِنكُمۡ جِبِلࣰّ ا كَثِيرًاۖ أَفَلَمۡ تَكُونُواْ تَعۡقِلُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Böyle iken o sizden birçok nesilleri yoldan çıkardı. Ya o zaman düşünmüyor muydunuz
36:63 ▶ ⧉ ☆
هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِي كُنتُمۡ تُوعَدُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır İşte bu size vaad edilen cehennemdir
36:64 ▶ ⧉ ☆
ٱصۡلَوۡهَا ٱلۡيَوۡمَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Bugün yaslanın ona bakalım inkâr ettiğiniz için
ٱلۡيَوۡمَ نَخۡتِمُ عَلَىٰٓ أَفۡوَٰهِهِمۡ وَتُكَلِّمُنَآ أَيۡدِيهِمۡ وَتَشۡهَدُ أَرۡجُلُهُم بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
وَتُكَلِّمُنَآ
ve bize söyler
وَتَشْهَدُ
ve şahidlik eder
يَكْسِبُونَ
kazanıyor(lar)
Elmalılı Hamdi Yazır Bugün biz onların ağızlarını mühürleriz de neler kazandıklarını bize elleri söyler, ayakları da şahitlik eder
36:66 ▶ ⧉ ☆
وَلَوۡ نَشَآءُ لَطَمَسۡنَا عَلَىٰٓ أَعۡيُنِهِمۡ فَٱسۡتَبَقُواْ ٱلصِّرَٰطَ فَأَنَّىٰ يُبۡصِرُونَ
فَٱسْتَبَقُوا۟
ve dökülürlerdi
Elmalılı Hamdi Yazır Hem dileseydik gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi. Fakat nereden görecekler
36:67 ▶ ⧉ ☆
وَلَوۡ نَشَآءُ لَمَسَخۡنَٰهُمۡ عَلَىٰ مَكَانَتِهِمۡ فَمَا ٱسۡتَطَٰعُواْ مُضِيࣰّ ا وَلَا يَرۡجِعُونَ
لَمَسَخْنَـٰهُمْ
değiştirip dondururduk
عَلَىٰ
onları oldukları yerde
مَكَانَتِهِمْ
their places
ٱسْتَطَـٰعُوا۟
güçleri yetmez
Elmalılı Hamdi Yazır Yine dileseydik oldukları yerde kılıklarını değiştirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de geri dönebilirlerdi
36:68 ▶ ⧉ ☆
وَمَن نُّعَمِّرۡهُ نُنَكِّسۡهُ فِي ٱلۡخَلۡقِۚ أَفَلَا يَعۡقِلُونَ
نُّعَمِّرْهُ
uzun ömür versek
نُنَكِّسْهُ
onu baş aşağı çeviririz
أَفَلَا
akıllarını kullanmıyorlar mı?
يَعْقِلُونَ
they use intellect
Elmalılı Hamdi Yazır Bununla beraber kimin ömrünü uzatıyorsak, yaratılışta onu (güç ve kuvvetini alarak) tersine çeviriyoruz. Hâlâ akıllanmayacaklar mı
36:69 ▶ ⧉ ☆
وَمَا عَلَّمۡنَٰهُ ٱلشِّعۡرَ وَمَا يَنۢبَغِي لَهُۥٓۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ وَقُرۡءَانࣱ مُّبِينࣱ
عَلَّمْنَـٰهُ
We taught him
وَقُرْءَانٌۭ
ve Kur'an'dır
Elmalılı Hamdi Yazır Biz ona şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da... O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır
36:70 ▶ ⧉ ☆
لِّيُنذِرَ مَن كَانَ حَيࣰّ ا وَيَحِقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ
وَيَحِقَّ
ve hak olsun diye
ٱلْكَـٰفِرِينَ
inkar edenlere
Elmalılı Hamdi Yazır (Bu), diri olanları uyarmak ve kâfirlere de azab sözünün hak olması içindir
أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا خَلَقۡنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتۡ أَيۡدِينَآ أَنۡعَٰمࣰ ا فَهُمۡ لَهَا مَٰلِكُونَ
أَنْعَـٰمًۭا
nice hayvanlar
مَـٰلِكُونَ
malik olmaktadırlar
Elmalılı Hamdi Yazır Şunu da görmediler mi: Biz onlar için kudretimizin meydana getirdiklerinden birtakım hayvanlar yaratmışız da onlara sahip bulunuyorlar
36:72 ▶ ⧉ ☆
وَذَلَّلۡنَٰهَا لَهُمۡ فَمِنۡهَا رَكُوبُهُمۡ وَمِنۡهَا يَأۡكُلُونَ
وَذَلَّلْنَـٰهَا
onları boyun eğdirdik
فَمِنْهَا
onlardan bazıları
وَمِنْهَا
ve onlardan bazılarını
Elmalılı Hamdi Yazır Onları, kendilerinin hizmetine vermişiz de, hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar
36:73 ▶ ⧉ ☆
وَلَهُمۡ فِيهَا مَنَٰفِعُ وَمَشَارِبُۚ أَفَلَا يَشۡكُرُونَ
وَلَهُمْ
kendileri için vardır
مَنَـٰفِعُ
birçok yararlar
وَمَشَارِبُ ۖ
ve içecekler
أَفَلَا
hala şükretmiyorlar mı?
يَشْكُرُونَ
they give thanks
Elmalılı Hamdi Yazır Onlarda daha birçok menfaatleri ve türlü içecekleri de var. Hâlâ şükretmeyecekler mi
36:74 ▶ ⧉ ☆
وَٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةࣰ لَّعَلَّهُمۡ يُنصَرُونَ
وَٱتَّخَذُوا۟
ve edindiler
Elmalılı Hamdi Yazır Onlar, Allah'tan başka birtakım ilâhlar edindiler. Güya yardım olunacaklar
لَا يَسۡتَطِيعُونَ نَصۡرَهُمۡ وَهُمۡ لَهُمۡ جُندࣱ مُّحۡضَرُونَ
يَسْتَطِيعُونَ
they are able
نَصْرَهُمْ
onlara yardım etmeye
Elmalılı Hamdi Yazır Onların, onlara yardıma güçleri yetmez. Kendileri ise onlar için bazı askerlerdir
فَلَا يَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡۘ إِنَّا نَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَ
مَا
onların gizlediklerini
يُعْلِنُونَ
açığa vurduklarını
Elmalılı Hamdi Yazır O halde onların sözleri seni üzmesin. Biz onların içlerini de biliriz, dışlarını da
أَوَلَمۡ يَرَ ٱلۡإِنسَٰنُ أَنَّا خَلَقۡنَٰهُ مِن نُّطۡفَةࣲ فَإِذَا هُوَ خَصِيمࣱ مُّبِينࣱ
خَلَقْنَـٰهُ
kendisini yarattığımızı
Elmalılı Hamdi Yazır İnsan, kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmedi mi de, şimdi apaçık bir hasım kesildi
36:78 ▶ ⧉ ☆
وَضَرَبَ لَنَا مَثَلࣰ ا وَنَسِيَ خَلۡقَهُۥۖ قَالَ مَن يُحۡيِ ٱلۡعِظَٰمَ وَهِيَ رَمِيمࣱ
خَلْقَهُۥ ۖ
kendi yaratılışını
Elmalılı Hamdi Yazır Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı: "Kim diriltecekmiş o çürümüş kemikleri?" dedi
قُلۡ يُحۡيِيهَا ٱلَّذِيٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةࣲۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلۡقٍ عَلِيمٌ
يُحْيِيهَا
onları diriltecek
Elmalılı Hamdi Yazır De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek ve o her yaratmayı bilir
ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلۡأَخۡضَرِ نَارࣰ ا فَإِذَآ أَنتُم مِّنۡهُ تُوقِدُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Size o yeşil ağaçtan bir ateş yapan O'dur. Şimdi siz ondan tutuşturmaktasınız
أَوَلَيۡسَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخۡلُقَ مِثۡلَهُمۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلۡخَلَّٰقُ ٱلۡعَلِيمُ
مِثْلَهُم ۚ
onların benzerlerini
Elmalılı Hamdi Yazır Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya kâdir değil midir? Elbette kâdirdir. Çünkü o her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir
36:82 ▶ ⧉ ☆
إِنَّمَآ أَمۡرُهُۥٓ إِذَآ أَرَادَ شَيۡـًٔا أَن يَقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
Elmalılı Hamdi Yazır O'nun emri, bir şeyi dileyince ona sadece "Ol!" demektir. O da hemen oluverir
فَسُبۡحَٰنَ ٱلَّذِي بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيۡءࣲ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz
Elmalılı Hamdi Yazır O halde her şeyin mülkü ve tasarrufu (hükümranlığı) elinde bulunan Allah'ın şanı ne yücedir. Siz de yalnız O'na döndürüleceksiniz
← Önceki Sonraki →