☪ Anlam Arayışı

36. Yaseen سُورَةُ يسٓ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
36:1
يسٓ

Yusuf AliYa Sin

Süleyman AteşYasin

Ali BulaçYasîn

36:2
وَٱلۡقُرۡءَانِ ٱلۡحَكِيمِ

Yusuf AliBy the Qur'an, full of Wisdom

Süleyman AteşHikmetli Kur'an'a andolsun

Ali BulaçAndolsun hikmetli Kur'an'a

36:3 📚 4
إِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Yusuf AliThou art indeed one of the apostles

Süleyman AteşKuşkusuz sen gönderilmiş elçilerdensin

Ali BulaçGerçekten sen, gönderilen (elçi)lerdensin

36:4
عَلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ‏

Yusuf AliOn a Straight Way

Süleyman AteşDosdoğru bir yol üzerinde

Ali BulaçDosdoğru bir yol üzerinde(sin)

36:5
تَنزِيلَ ٱلۡعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

Yusuf AliIt is a Revelation sent down by (Him), the Exalted in Might, Most Merciful

Süleyman AteşYani üstün ve çok esirgeyen Allah'ın indirdiği (Kur'an yolu) üzerindesin

Ali Bulaç(Kur'an) Güçlü ve üstün olan, esirgeyen (Allah')ın indirmesidir

36:6
لِتُنذِرَ قَوۡمࣰ ا مَّآ أُنذِرَ ءَابَآؤُهُمۡ فَهُمۡ غَٰفِلُونَ

Yusuf AliIn order that thou mayest admonish a people, whose fathers had received no admonition, and who therefore remain heedless (of the Signs of God)

Süleyman AteşBabaları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için (seni gönderdik)

Ali BulaçBabaları uyarılmamış, böylece kendileri de gafil kalmış bir kavmi uyarman için (gönderildin)

36:7 📚 1
لَقَدۡ حَقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَىٰٓ أَكۡثَرِهِمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ

Yusuf AliThe Word is proved true against the greater part of them: for they do not believe

Süleyman AteşAndolsun onların çoğuna o söz (cinlerden ve insanlardan bir kısmını cehenneme dolduracağım, sözü) hak oldu; artık onlar inanmazlar

Ali BulaçAndolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur; artık inanmazlar

36:8
إِنَّا جَعَلۡنَا فِيٓ أَعۡنَٰقِهِمۡ أَغۡلَٰلࣰ ا فَهِيَ إِلَى ٱلۡأَذۡقَانِ فَهُم مُّقۡمَحُونَ

Yusuf AliWe have put yokes round their necks right up to their chins, so that their heads are forced up (and they cannot see)

Süleyman AteşBiz onların boyunlarına halkalar geçirdik. Çenelere kadar dayanan o halkalar yüzünden kafaları kalkıktır

Ali BulaçGerçekten Biz onların boyunlarına, çenelere kadar (dayanan) halkalar geçirdik; bu yüzden başları yukarı kalkıktır

36:9
وَجَعَلۡنَا مِنۢ بَيۡنِ أَيۡدِيهِمۡ سَدࣰّ ا وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ سَدࣰّ ا فَأَغۡشَيۡنَٰهُمۡ فَهُمۡ لَا يُبۡصِرُونَ

Yusuf AliAnd We have put a bar in front of them and a bar behind them, and further, We have covered them up; so that they cannot see

Süleyman AteşÖnlerinden bir sed ve arkalarından bir sed çektik de onları kapattık; artık görmezler

Ali BulaçBiz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler

36:10
وَسَوَآءٌ عَلَيۡهِمۡ ءَأَنذَرۡتَهُمۡ أَمۡ لَمۡ تُنذِرۡهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ

Yusuf AliThe same is it to them whether thou admonish them or thou do not admonish them: they will not believe

Süleyman AteşOnları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar

Ali BulaçKendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar

36:11 📚 3
إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّكۡرَ وَخَشِيَ ٱلرَّحۡمَٰنَ بِٱلۡغَيۡبِۖ فَبَشِّرۡهُ بِمَغۡفِرَةࣲ وَأَجۡرࣲ كَرِيمٍ

Yusuf AliThou canst but admonish such a one as follows the Message and fears the (Lord) Most Gracious, unseen: give such a one, therefore, good tidings, of Forgiveness and a Reward most generous

Süleyman AteşSen ancak Zikre uyan ve görmeden Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte öylesini bir mağfiret ve güzel bir mükafatla müjdele

Ali BulaçSen ancak, zikre (Kur'an'a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah')a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele

36:12
إِنَّا نَحۡنُ نُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَنَكۡتُبُ مَا قَدَّمُواْ وَءَاثَٰرَهُمۡۚ وَكُلَّ شَيۡءٍ أَحۡصَيۡنَٰهُ فِيٓ إِمَامࣲ مُّبِينࣲ‏

Yusuf AliVerily We shall give life to the dead, and We record that which they send before and that which they leave behind, and of all things have We taken account in a clear Book (of evidence)

Süleyman AteşBiziz, biz ki, ölüleri diriltiriz ve öne sürdükleri işleri ve bıraktıkları eserleri yazarız. Zaten biz, her şeyi apaçık bir kütüğe ayrıntılı olarak kaydetmişizdir

Ali BulaçŞüphesiz Biz, ölüleri Biz diriltiriz; onların önden takdim ettiklerini ve eserlerini Biz yazarız. Biz herşeyi, apaçık bir kitapta tespit edip korumuşuz

36:13
وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلًا أَصۡحَٰبَ ٱلۡقَرۡيَةِ إِذۡ جَآءَهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ

Yusuf AliSet forth to them, by way of a parable, the (story of) the Companions of the City. Behold!, there came apostles to it

Süleyman AteşOnlara elçilerin geldiği şu kent halkını misal olarak anlat

Ali BulaçSen onlara, o şehir halkının örneğini ver; hani oraya elçiler gelmişti

36:14 📚 1
إِذۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡهِمُ ٱثۡنَيۡنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزۡنَا بِثَالِثࣲ فَقَالُوٓاْ إِنَّآ إِلَيۡكُم مُّرۡسَلُونَ

Yusuf AliWhen We (first) sent to them two apostles, they rejected them: But We strengthened them with a third: they said, "Truly, we have been sent on a mission to you

Süleyman AteşBiz onlara iki elçi gönderdik, onları yalanladılar, biz de (elçileri) üçüncü biriyle destekledik. Dediler ki: "Biz size gönderilen elçileriz

Ali BulaçHani onlara iki (elçi) göndermiştik, fakat ikisini yalanlamışlardı. Biz de (iki elçiyi) bir üçüncüyle güçlendirdik; böylece dediler ki: "Şüphesiz biz, size, gönderilmiş elçileriz

36:15 📚 3
قَالُواْ مَآ أَنتُمۡ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحۡمَٰنُ مِن شَيۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا تَكۡذِبُونَ

Yusuf AliThe (people) said: "Ye are only men like ourselves; and (God) Most Gracious sends no sort of revelation: ye do nothing but lie

Süleyman Ateş(Kentliler) Dediler ki: "Siz de bizim gibi insandan başka bir şey değilsiniz. Rahman bir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz

Ali BulaçDediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsiniz, Rahman (olan Allah) da herhangi bir şey indirmiş değildir. Siz, yalnızca yalan söylüyorsunuz

36:16 📚 2
قَالُواْ رَبُّنَا يَعۡلَمُ إِنَّآ إِلَيۡكُمۡ لَمُرۡسَلُونَ

Yusuf AliThey said: "Our Lord doth know that we have been sent on a mission to you

Süleyman Ateş(Elçiler) Dediler ki: "Rabbimiz bilir ki biz size gönderilmiş elçileriz

Ali BulaçDediler ki: "Rabbimiz, gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu bilir

36:17
وَمَا عَلَيۡنَآ إِلَّا ٱلۡبَلَٰغُ ٱلۡمُبِينُ

Yusuf AliAnd our duty is only to proclaim the clear Message

Süleyman AteşBizim üzerimize düşen, yalnız açıkça duyurmaktır

Ali BulaçBizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası yoktur

36:18
قَالُوٓاْ إِنَّا تَطَيَّرۡنَا بِكُمۡۖ لَئِن لَّمۡ تَنتَهُواْ لَنَرۡجُمَنَّكُمۡ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏

Yusuf AliThe (people) said: "for us, we augur an evil omen from you: if ye desist not, we will certainly stone you. And a grievous punishment indeed will be inflicted on you by us

Süleyman Ateş(Kentliler) Dediler ki: "Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizden size acı bir azab dokunur

Ali BulaçDediler ki: "Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azap dokunacaktır

36:19
قَالُواْ طَٰٓئِرُكُم مَّعَكُمۡ أَئِن ذُكِّرۡتُمۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمࣱ مُّسۡرِفُونَ

Yusuf AliThey said: "Your evil omens are with yourselves: (deem ye this an evil omen). If ye are admonished? Nay, but ye are a people transgressing all bounds

Süleyman Ateş(Elçiler) Dediler ki: "Uğursuzluğunuz sizin kendinizdedir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz)? Hayır siz aşırı giden bir kavimsiniz

Ali BulaçDediler ki: "Uğursuzluğunuz, sizinledir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Hayır, siz ölçüyü taşıran bir kavimsiniz

36:20
وَجَآءَ مِنۡ أَقۡصَا ٱلۡمَدِينَةِ رَجُلࣱ يَسۡعَىٰ قَالَ يَٰقَوۡمِ ٱتَّبِعُواْ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Yusuf AliThen there came running, from the farthest part of the City, a man, saying, "O my people! Obey the apostles

Süleyman AteşKentin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun." dedi

Ali BulaçŞehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun" dedi

36:21
ٱتَّبِعُواْ مَن لَّا يَسۡـَٔلُكُمۡ أَجۡرࣰ ا وَهُم مُّهۡتَدُونَ

Yusuf AliObey those who ask no reward of you (for themselves), and who have themselves received Guidance

Süleyman AteşSizden bir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar

Ali BulaçSizden ücret istemeyenlere uyun, onlar hidayet bulmuş kimselerdir

36:22 📚 1
وَمَالِيَ لَآ أَعۡبُدُ ٱلَّذِي فَطَرَنِي وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ

Yusuf AliIt would not be reasonable in me if I did not serve Him Who created me, and to Whom ye shall (all) be brought back

Süleyman AteşBen niçin beni yaratana kulluk etmeyeyim? Siz de hep O'na döndürüleceksiniz

Ali BulaçBana ne oluyor ki, beni yaratana kulluk etmeyecekmişim? Siz O'na döndürüleceksiniz

36:23
ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً إِن يُرِدۡنِ ٱلرَّحۡمَٰنُ بِضُرࣲّ لَّا تُغۡنِ عَنِّي شَفَٰعَتُهُمۡ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا يُنقِذُونِ

Yusuf AliShall I take (other) gods besides Him? If (God) Most Gracious should intend some adversity for me, of no use whatever will be their intercession for me, nor can they deliver me

Süleyman AteşO'ndan başka tanrılar edinir miyim hiç? Eğer O çok esirgeyen, bana bir zarar vermek dilese, onların şefa'ati bana hiçbir yarar sağlamaz ve onlar beni kurtaramazlar

Ali BulaçBen, O'ndan başka İlahlar edinir miyim ki, Rahman (olan Allah), bana bir zarar dileyecek olsa, ne onların şefaati bana bir şeyle yarar sağlar, ne de onlar beni kurtarabilirler

36:24
إِنِّيٓ إِذࣰ ا لَّفِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينٍ

Yusuf AliI would indeed, if I were to do so, be in manifest Error

Süleyman AteşO takdirde ben, apaçık bir sapıklık içinde olurum

Ali BulaçO durumda ise, gerçekten ben apaçık bir sapıklık içinde olmuş olurum

36:25
إِنِّيٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمۡ فَٱسۡمَعُونِ

Yusuf AliFor me, I have faith in the Lord of you (all): listen, then, to me

Süleyman AteşBen sizin Rabbinize inandım, (gelin) beni dinleyin

Ali BulaçŞüphesiz ben, sizin Rabbinize iman ettim; işte beni işitin

36:26
قِيلَ ٱدۡخُلِ ٱلۡجَنَّةَۖ قَالَ يَٰلَيۡتَ قَوۡمِي يَعۡلَمُونَ

Yusuf AliIt was said: "Enter thou the Garden." He said: "Ah me! Would that my People knew (what I know)

Süleyman AteşOna: "Cennete gir" denilince: "Keşke, dedi, kavmim bilseydi

Ali BulaçOna: "Cennete gir" denildi. O da: "Keşke benim kavmim de bir bilseydi" dedi

36:27
بِمَا غَفَرَ لِي رَبِّي وَجَعَلَنِي مِنَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ

Yusuf AliFor that my Lord has granted me Forgiveness and has enrolled me among those held in honour

Süleyman AteşRabbimin beni bağışladığını ve beni ağırlananlardan kıldığını

Ali BulaçRabbimin beni bağışladığını ve ağırlananlardan kıldığını

36:28 📚 1
۞وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِن جُندࣲ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ

Yusuf AliAnd We sent not down against his People, after him, any hosts from heaven, nor was it needful for Us so to do

Süleyman AteşOndan sonra biz, kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirici de değildik, (buna gerek yoktu)

Ali BulaçKendisinden sonra ise, kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirecek de değildik

36:29
إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةࣰ وَٰحِدَةࣰ فَإِذَا هُمۡ خَٰمِدُونَ

Yusuf AliIt was no more than a single mighty Blast, and behold! they were (like ashes) quenched and silent

Süleyman AteşSadece korkunç bir gürültü oldu, hemen sönüverdiler

Ali Bulaç(Ancak onlara) Yalnızca bir tek çığlık (yetti); anında sönüverdiler

36:30 📚 1
يَٰحَسۡرَةً عَلَى ٱلۡعِبَادِۚ مَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ

Yusuf AliAh! Alas for (My) Servants! There comes not an apostle to them but they mock him

Süleyman AteşYazık şu kullara! Kendilerine gelen her elçi ile mutlaka alay ederlerdi

Ali BulaçYazıklar olsun kullara; ki onlara bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi

36:31 📚 1
أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ أَنَّهُمۡ إِلَيۡهِمۡ لَا يَرۡجِعُونَ

Yusuf AliSee they not how many generations before them we destroyed? Not to them will they return

Süleyman AteşGörmediler mi kendilerinden önce nice nesilleri yok ettik; onlar bir daha kendilerine dönüp gelmezler

Ali BulaçGörmüyorlar mı, kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik? Onlar, bir daha kendilerine dönmemektedirler

36:32 📚 2
وَإِن كُلࣱّ لَّمَّا جَمِيعࣱ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ

Yusuf AliBut each one of them all - will be brought before Us (for judgment)

Süleyman AteşAncak hepsi toplandığı zaman huzurumuza getirileceklerdir

Ali BulaçAncak onların hepsi, toplanmış olarak Huzurumuz'a getirilmişlerdir

36:33
وَءَايَةࣱ لَّهُمُ ٱلۡأَرۡضُ ٱلۡمَيۡتَةُ أَحۡيَيۡنَٰهَا وَأَخۡرَجۡنَا مِنۡهَا حَبࣰّ ا فَمِنۡهُ يَأۡكُلُونَ

Yusuf AliA Sign for them is the earth that is dead: We do give it life, and produce grain therefrom, of which ye do eat

Süleyman AteşÖlü toprak, onlar için bir ayettir, (ölüleri nasıl dirilteceğimize işarettir): Biz onu dirilttik, ondan dane çıkardık da ondan yiyorlar

Ali BulaçÖlü toprak kendileri için bir ayettir; Biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle ondan yemektedirler

36:34
وَجَعَلۡنَا فِيهَا جَنَّٰتࣲ مِّن نَّخِيلࣲ وَأَعۡنَٰبࣲ وَفَجَّرۡنَا فِيهَا مِنَ ٱلۡعُيُونِ

Yusuf AliAnd We produce therein orchard with date-palms and vines, and We cause springs to gush forth therein

Süleyman AteşOrada hurma ve üzüm bahçeleri yarattık; orada çeşmeler akıttık

Ali BulaçBiz, orada hurmalıklardan ve üzüm-bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık

36:35 📚 1
لِيَأۡكُلُواْ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتۡهُ أَيۡدِيهِمۡۚ أَفَلَا يَشۡكُرُونَ

Yusuf AliThat they may enjoy the fruits of this (artistry): It was not their hands that made this: will they not then give thanks

Süleyman AteşKi o(suyun, yahut bahçe)nin ürününden ve ellerinin emeğinden yesinler. Hala şükretmiyorlar mı

Ali BulaçOnun ürünlerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri için. Yine de şükretmiyorlar mı

36:36 📚 2
سُبۡحَٰنَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلۡأَزۡوَٰجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلۡأَرۡضُ وَمِنۡ أَنفُسِهِمۡ وَمِمَّا لَا يَعۡلَمُونَ

Yusuf AliGlory to God, Who created in pairs all things that the earth produces, as well as their own (human) kind and (other) things of which they have no knowledge

Süleyman AteşNe yücedir O (Allah) ki toprağın bitirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden olan bütün çiftleri yaratmıştır

Ali BulaçYerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) Yücedir

36:37 📚 1
وَءَايَةࣱ لَّهُمُ ٱلَّيۡلُ نَسۡلَخُ مِنۡهُ ٱلنَّهَارَ فَإِذَا هُم مُّظۡلِمُونَ

Yusuf AliAnd a Sign for them is the Night: We withdraw therefrom the Day, and behold they are plunged in darkness

Süleyman AteşGece de onlar için bir ayettir. Gündüzü ondan soyup, alırız, birden onlar karanlıkta kalıverirler

Ali BulaçGece de kendileri için bir ayettir. Gündüzü ondan sıyırıp yüzeriz, hemen artık karanlıkta kalıvermişlerdir

36:38 📚 3
وَٱلشَّمۡسُ تَجۡرِي لِمُسۡتَقَرࣲّ لَّهَاۚ ذَٰلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ

Yusuf AliAnd the sun runs his course for a period determined for him: that is the decree of (Him), the Exalted in Might, the All-Knowing

Süleyman AteşGüneş de kendi müstekarrı (istikrarı veya istikrar bulacağı yer) için akıp gider. Bu, üstün ve bilen(Allah)ın takdiridir

Ali BulaçGüneş de, kendisi için (tespit edilmiş) olan bir müstakarra doğru akıp gitmektedir. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen (Allah)ın takdiridir

36:39
وَٱلۡقَمَرَ قَدَّرۡنَٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلۡعُرۡجُونِ ٱلۡقَدِيمِ

Yusuf AliAnd the Moon,- We have measured for her mansions (to traverse) till she returns like the old (and withered) lower part of a date-stalk

Süleyman AteşAya da konaklar tayin ettik. Nihayet o, eski urcun(hurma salkımının sapın)a benzer bir hale geldi

Ali BulaçAy'a gelince, Biz onun için de birtakım uğrak yerleri takdir ettik; sonunda o, eski bir hurma dalı gibi döndü (döner)

36:40 📚 2
لَا ٱلشَّمۡسُ يَنۢبَغِي لَهَآ أَن تُدۡرِكَ ٱلۡقَمَرَ وَلَا ٱلَّيۡلُ سَابِقُ ٱلنَّهَارِۚ وَكُلࣱّ فِي فَلَكࣲ يَسۡبَحُونَ

Yusuf AliIt is not permitted to the Sun to catch up the Moon, nor can the Night outstrip the Day: Each (just) swims along in (its own) orbit (according to Law)

Süleyman AteşNe güneş aya erişebilir, ne de gece, gündüzün önüne geçebilir. Hepsi bir felekte (yörüngede) yüzmektedirler

Ali BulaçNe Güneş'in Ay'a erişip-yetişmesi gerekir, ne de gecenin gündüzün önüne geçmesi. Her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedirler

36:41 📚 1
وَءَايَةࣱ لَّهُمۡ أَنَّا حَمَلۡنَا ذُرِّيَّتَهُمۡ فِي ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ

Yusuf AliAnd a Sign for them is that We bore their race (through the Flood) in the loaded Ark

Süleyman AteşOnlar için bir ayet de, onların çoçuklarını dolu gemide taşımamız

Ali BulaçOnların soylarını dolu gemilerde taşımamız da kendileri için bir ayettir

36:42 📚 1
وَخَلَقۡنَا لَهُم مِّن مِّثۡلِهِۦ مَا يَرۡكَبُونَ

Yusuf AliAnd We have created for them similar (vessels) on which they ride

Süleyman AteşVe kendilerine onun gibi binecekleri nice şeyler yaratmamızdır

Ali BulaçVe onlar için binmekte oldukları bunun benzeri (nice) şeyleri yaratmamız da

36:43 📚 1
وَإِن نَّشَأۡ نُغۡرِقۡهُمۡ فَلَا صَرِيخَ لَهُمۡ وَلَا هُمۡ يُنقَذُونَ

Yusuf AliIf it were Our Will, We could drown them: then would there be no helper (to hear their cry), nor could they be delivered

Süleyman AteşDilesek onları (suda) boğarız, ne kendilerine imdad (eden) olur, ne de kurtarılırlar

Ali BulaçEğer dilersek onları batırır-boğarız; bu durumda ne onların imdadına yetişen olur, ne de kurtulabilirler

36:44
إِلَّا رَحۡمَةࣰ مِّنَّا وَمَتَٰعًا إِلَىٰ حِينࣲ‏

Yusuf AliExcept by way of Mercy from Us, and by way of (world) convenience (to serve them) for a time

Süleyman AteşAncak bizden bir rahmet ve bir süreye kadar yaşatma vardır (acıyarak onları bir süre yaşatırız)

Ali BulaçAncak Bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka

36:45 📚 2
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُواْ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيكُمۡ وَمَا خَلۡفَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ

Yusuf AliWhen they are told, "Fear ye that which is before you and that which will be after you, in order that ye may receive Mercy," (they turn back)

Süleyman AteşOnlara: "Önünüzdeki ve arkanızdaki (yani sizden önce geçen ve ileride sizi bekleyen) olaylardan sakının ki, esirgenesiniz," dendiği zaman (aldırmazlar)

Ali BulaçOnlara: "Önünüzde ve arkanızda olandan sakının, belki esirgenirsiniz" denildiğinde, (dinlemeyip inkara devam edenler)

36:46
وَمَا تَأۡتِيهِم مِّنۡ ءَايَةࣲ مِّنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِمۡ إِلَّا كَانُواْ عَنۡهَا مُعۡرِضِينَ

Yusuf AliNot a Sign comes to them from among the Signs of their Lord, but they turn away therefrom

Süleyman AteşZaten, onlara Rabblerinin ayetlerinden hiçbir ayet gelmez ki ondan yüz çevirmiş olmasınlar

Ali BulaçOnlara, Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmeyi görsün, mutlaka ondan yüz çevirirler

36:47 📚 1
وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنُطۡعِمُ مَن لَّوۡ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطۡعَمَهُۥٓ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينࣲ‏

Yusuf AliAnd when they are told, "Spend ye of (the bounties) with which God has provided you," the Unbelievers say to those who believe: "Shall we then feed those whom, if God had so willed, He would have fed, (Himself)?- Ye are in nothing but manifest error

Süleyman AteşOnlara: "Allah'ın size verdiği rızıktan (Allah için) verin!" dendiği zaman, nankörler, inananlara: "Allah'ın dilediği takdirde yedireceği bir kimseye biz mi yedirelim? Doğrusu siz, apaçık bir sapıklık içindesiniz." derler

Ali BulaçVe onlara: "Size Allah'ın rızık olarak verdiklerinden infak edin" denildiği zaman, o inkar edenler iman edenlere dediler ki: "Allah'ın, eğer dilemiş olsaydı yedireceği kimseyi biz mi yedirecek mişiz? Gerçekten siz, apaçık bir şaşkınlık içindesiniz

36:48
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Yusuf AliFurther, they say, "When will this promise (come to pass), if what ye say is true

Süleyman AteşVe: "Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdid (ettiğiniz azab) ne zaman (gelecek)?" diyorlar

Ali BulaçVe derler ki: "Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdit (etmekte olduğunuz yıkım ve azap) ne zamanmış

36:49
مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيۡحَةࣰ وَٰحِدَةࣰ تَأۡخُذُهُمۡ وَهُمۡ يَخِصِّمُونَ

Yusuf AliThey will not (have to) wait for aught but a single Blast: it will seize them while they are yet disputing among themselves

Süleyman AteşOnların işi sadece korkunç bir sese bakar. Çekişip dururlarken ansızın o, kendilerini yakalar

Ali BulaçOnlar, yalnızca tek bir çığlıktan başkasını gözetmezler, onlar birbirleriyle çekişip-dururken o kendilerini yakalayıverir

36:50 📚 4
فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ تَوۡصِيَةࣰ وَلَآ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمۡ يَرۡجِعُونَ

Yusuf AliNo (chance) will they then have, by will, to dispose (of their affairs), nor to return to their own people

Süleyman AteşArtık ne bir tavsiye yapabilirler, ne de ailelerine dönebilirler

Ali BulaçArtık ne bir tavsiyede bulunmağa güç yetirebilirler, ne ailelerine dönebilirler

36:51 📚 1
وَنُفِخَ فِي ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ يَنسِلُونَ

Yusuf AliThe trumpet shall be sounded, when behold! from the sepulchres (men) will rush forth to their Lord

Süleyman AteşSur'a üflendi. İşte onlar kabirlerden Rablerine koşuyorlar

Ali BulaçSur'a üfürülmüştür; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine doğru (dalgalar halinde) süzülüp-giderler

36:52 📚 2
قَالُواْ يَٰوَيۡلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرۡقَدِنَاۜۗ هَٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحۡمَٰنُ وَصَدَقَ ٱلۡمُرۡسَلُونَ

Yusuf AliThey will say: "Ah! Woe unto us! Who hath raised us up from our beds of repose?"... (A voice will say:) "This is what (God) Most Gracious had promised. And true was the word of the apostles

Süleyman AteşDediler: "Vah bize, bizi yattığımız yerden kim kaldırdı? İşte Rahman'ın va'dettiği şey budur. Demek peygamberler doğru söylemiş

Ali BulaçDemişlerdir ki: "Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu, Rahman (olan Allah)ın va'dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş

36:53
إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةࣰ وَٰحِدَةࣰ فَإِذَا هُمۡ جَمِيعࣱ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ

Yusuf AliIt will be no more than a single Blast, when lo! they will all be brought up before Us

Süleyman AteşSadece bir tek gürültü olur, hemen onların hepsi huzurumuza getirilirler

Ali BulaçO, yalnızca bir tek çığlıktan başkası değildir; artık onların hepsi toplanmış olarak Huzurumuz'a getirilmişlerdir

36:54
فَٱلۡيَوۡمَ لَا تُظۡلَمُ نَفۡسࣱ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Yusuf AliThen, on that Day, not a soul will be wronged in the least, and ye shall but be repaid the meeds of your past Deeds

Süleyman AteşO gün, hiç kimseye bir haksızlık yapılmaz ve siz ancak yaptığınızın cezasını çekersiniz

Ali Bulaçİşte bugün hiç kimseye (hiç)bir şeyle zulmedilmez ve siz de yaptıklarınızdan başkasıyla karşılık görmezsiniz

36:55
إِنَّ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ ٱلۡيَوۡمَ فِي شُغُلࣲ فَٰكِهُونَ

Yusuf AliVerily the Companions of the Garden shall that Day have joy in all that they do

Süleyman AteşO gün cennet halkı, bir iş içinde eğlenirler

Ali BulaçGerçek şu ki, bugün cennet halkı, 'sevinç ve mutluluk dolu' bir meşguliyet içindedirler

36:56
هُمۡ وَأَزۡوَٰجُهُمۡ فِي ظِلَٰلٍ عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ مُتَّكِـُٔونَ

Yusuf AliThey and their associates will be in groves of (cool) shade, reclining on Thrones (of dignity)

Süleyman AteşKendileri ve eşleri, gölgelerde, koltuklara yaslanmışlardır

Ali BulaçKendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır

36:57
لَهُمۡ فِيهَا فَٰكِهَةࣱ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ

Yusuf Ali(Every) fruit (enjoyment) will be there for them; they shall have whatever they call for

Süleyman AteşOrada onlar için meyvalar ve istedikleri her şey vardır

Ali BulaçOrada taptaze-meyveler onların ve istek duydukları herşey onlarındır

36:58
سَلَٰمࣱ قَوۡلࣰ ا مِّن رَّبࣲّ رَّحِيمࣲ‏

Yusuf AliPeace!" - a word (of salutation) from a Lord Most Merciful

Süleyman AteşÇok esirgeyen Rabden (onlara) sözle selam (vardır)

Ali BulaçÇok esirgeyen Rabb'dan onlara bir de sözlü "Selam" (vardır)

36:59
وَٱمۡتَٰزُواْ ٱلۡيَوۡمَ أَيُّهَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ

Yusuf AliAnd O ye in sin! Get ye apart this Day

Süleyman AteşEy suçlular, bugün şöyle ayrılın

Ali BulaçEy suçlu-günahkarlar, bugün siz bir yana çekilin

36:60
۞أَلَمۡ أَعۡهَدۡ إِلَيۡكُمۡ يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعۡبُدُواْ ٱلشَّيۡطَٰنَۖ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوࣱّ مُّبِينࣱ‏

Yusuf AliDid I not enjoin on you, O ye Children of Adam, that ye should not worship Satan; for that he was to you an enemy avowed

Süleyman AteşEy Adem oğulları, ben size and vermedim mi: Şeytana tapmayın o sizin apaçık düşmanınızdır. Did I not charge you, O ye sons of Adam, that ye worship not the devil - Lo! he is your open foe

Ali BulaçEy Ademoğulları, ben size and vermedim mi ki: Şeytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaçık bir düşmandır

36:61
وَأَنِ ٱعۡبُدُونِيۚ هَٰذَا صِرَٰطࣱ مُّسۡتَقِيمࣱ‏

Yusuf AliAnd that ye should worship Me, (for that) this was the Straight Way

Süleyman AteşBana tapın doğru yol budur diye

Ali BulaçBana kulluk edin, doğru yol budur

36:62
وَلَقَدۡ أَضَلَّ مِنكُمۡ جِبِلࣰّ ا كَثِيرًاۖ أَفَلَمۡ تَكُونُواْ تَعۡقِلُونَ

Yusuf AliBut he did lead astray a great multitude of you. Did ye not, then, understand

Süleyman AteşO, sizden birçok kuşağı saptırmıştı. Düşünmüyor muydunuz

Ali BulaçAndolsun o, sizden birçok insan-neslini saptırmıştı. Yine de aklınızı kullanmıyor muydunuz

36:63
هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِي كُنتُمۡ تُوعَدُونَ

Yusuf AliThis is the Hell of which ye were (repeatedly) warned

Süleyman Ateşİşte size söylenen cehennem

Ali Bulaçİşte bu, size vadedilmiş cehennemdir

36:64
ٱصۡلَوۡهَا ٱلۡيَوۡمَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ

Yusuf AliEmbrace ye the (fire) this Day, for that ye (persistently) rejected (Truth)

Süleyman Ateşİnkarınızdan dolayı bugün oraya girin

Ali Bulaçİnkar etmenize karşılık olmak üzere bugün oraya girin

36:65 📚 1
ٱلۡيَوۡمَ نَخۡتِمُ عَلَىٰٓ أَفۡوَٰهِهِمۡ وَتُكَلِّمُنَآ أَيۡدِيهِمۡ وَتَشۡهَدُ أَرۡجُلُهُم بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ

Yusuf AliThat Day shall We set a seal on their mouths. But their hands will speak to us, and their feet bear witness, to all that they did

Süleyman AteşO gün ağızlarını mühürleriz, elleri bize söyler, ayakları yaptıklarına şahidlik eder

Ali BulaçBugün Biz onların ağızlarını mühürleriz; (günahtan ve sevaptan yana) kazandıklarını, elleri Bize söylemekte, ayakları (aleyhlerinde) şahitlik etmektedir

36:66
وَلَوۡ نَشَآءُ لَطَمَسۡنَا عَلَىٰٓ أَعۡيُنِهِمۡ فَٱسۡتَبَقُواْ ٱلصِّرَٰطَ فَأَنَّىٰ يُبۡصِرُونَ

Yusuf AliIf it had been our Will, We could surely have blotted out their eyes; then should they have run about groping for the Path, but how could they have seen

Süleyman AteşDilesek gözlerini silerdik de yola dökülürlerdi, ama nasıl görecekler

Ali BulaçEğer dilemiş olsaydık, gözlerinin üstüne bastırır-kör ederdik, böylece yola dökülüp-koşuşurlardı. Fakat nasıl göreceklerdi ki

36:67
وَلَوۡ نَشَآءُ لَمَسَخۡنَٰهُمۡ عَلَىٰ مَكَانَتِهِمۡ فَمَا ٱسۡتَطَٰعُواْ مُضِيࣰّ ا وَلَا يَرۡجِعُونَ

Yusuf AliAnd if it had been Our Will, We could have transformed them (to remain) in their places; then should they have been unable to move about, nor could they have returned (after error)

Süleyman AteşDilesek kılıklarını değiştirip onları oldukları yerde dondururduk, ne ileri gidebilir, ne geri dönebilirlerdi

Ali BulaçEğer dilemiş olsaydık, oldukları yerde (en görkemli çağlarında) onları bir başka kalıba sokardık; böylece ne ileri gitmeye, ne geri dönmeye güç yetirebilirlerdi

36:68
وَمَن نُّعَمِّرۡهُ نُنَكِّسۡهُ فِي ٱلۡخَلۡقِۚ أَفَلَا يَعۡقِلُونَ

Yusuf AliIf We grant long life to any, We cause him to be reversed in nature: Will they not then understand

Süleyman AteşKime uzun ömür versek, onun yaratılışını baş aşağı çevirir(gücünü azaltır)ız, (sonunda zayıflar, ihtiyarlar). Akıllarını kullanmıyorlar mı

Ali BulaçKime uzun ömür verirsek, yaratılışta onu tersine çeviririz. Yine de akıllarını kullanmayacaklar mı

36:69
وَمَا عَلَّمۡنَٰهُ ٱلشِّعۡرَ وَمَا يَنۢبَغِي لَهُۥٓۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ وَقُرۡءَانࣱ مُّبِينࣱ‏

Yusuf AliWe have not instructed the (Prophet) in Poetry, nor is it meet for him: this is no less than a Message and a Qur'an making things clear

Süleyman AteşBiz ona (Muhammed'e) şiir öğretmedik, (şiir) ona yakışmaz da. O(na vahyedilen) sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır

Ali BulaçBiz ona (Peygambere) şiir öğretmedik; (bu,) ona yakışmaz da. O (kendisine indirilen Kitap), yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır

36:70
لِّيُنذِرَ مَن كَانَ حَيࣰّ ا وَيَحِقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ

Yusuf AliThat it may give admonition to any (who are) alive, and that the charge may be proved against those who reject (Truth)

Süleyman Ateş(Bu Kur'an Muhammed'e vahyedilmiştir) Ki, diri olanları uyarsın ve inkar edenlere de (azab) söz(ü) hak olsun

Ali Bulaç(Kur'an,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve kafirlerin üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir)

36:71 📚 1
أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا خَلَقۡنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتۡ أَيۡدِينَآ أَنۡعَٰمࣰ ا فَهُمۡ لَهَا مَٰلِكُونَ

Yusuf AliSee they not that it is We Who have created for them - among the things which Our hands have fashioned - cattle, which are under their dominion

Süleyman AteşGörmediler mi ellerimizin yaptıklarından kendilerine nice hayvanlar yarattık da kendileri onlara malik olmaktadırlar

Ali BulaçEllerimizin yaptıklarından kendileri için nice hayvanları yarattığımızı görmüyorlar mı? Böylece bunlara malik oluyorlar

36:72
وَذَلَّلۡنَٰهَا لَهُمۡ فَمِنۡهَا رَكُوبُهُمۡ وَمِنۡهَا يَأۡكُلُونَ

Yusuf AliAnd that We have subjected them to their (use)? of them some do carry them and some they eat

Süleyman AteşOnları kendilerine boyun eğdirdik, onlardan bazıları binekleridir, ve onlardan bazılarını da yerler

Ali BulaçBiz onlara kendileri için boyun eğdirdik; işte bir kısmı binekleridir, bir kısmını(n da etini) yiyorlar

36:73
وَلَهُمۡ فِيهَا مَنَٰفِعُ وَمَشَارِبُۚ أَفَلَا يَشۡكُرُونَ

Yusuf AliAnd they have (other) profits from them (besides), and they get (milk) to drink. Will they not then be grateful

Süleyman AteşKendileri için onlarda daha birçok yararlar ve içecekler var. Hala şükretmiyorlar mı

Ali BulaçOnlarda kendileri için daha nice yararlar ve içecekler vardır. Yine de şükretmeyecekler mi

36:74
وَٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةࣰ لَّعَلَّهُمۡ يُنصَرُونَ

Yusuf AliYet they take (for worship) gods other than God, (hoping) that they might be helped

Süleyman AteşBelki kendilerine yardım edilir diye Allah'tan başka tanrılar edindiler

Ali BulaçYardım görürler umuduyla, Allah'tan başka İlahlar edindiler

36:75 📚 1
لَا يَسۡتَطِيعُونَ نَصۡرَهُمۡ وَهُمۡ لَهُمۡ جُندࣱ مُّحۡضَرُونَ

Yusuf AliThey have not the power to help them: but they will be brought up (before Our Judgment-seat) as a troop (to be condemned)

Süleyman Ateş(O tanrılar) Kendilerine yardım edemezler. Tersine kendileri onlar için hazırlanmış askerlerdir (Onları korumaktadırlar)

Ali BulaçOnların (o İlahların) kendilerine yardım etmeye güçleri yetmez; oysa kendileri onlar için hazır bulundurulmuş askerlerdir

36:76 📚 1
فَلَا يَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡۘ إِنَّا نَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَ

Yusuf AliLet not their speech, then, grieve thee. Verily We know what they hide as well as what they disclose

Süleyman AteşOnların sözü seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz

Ali BulaçÖyleyse onların sözleri seni hüzne kaptırmasın. Gerçekten Biz, sakladıklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz

36:77 📚 6
أَوَلَمۡ يَرَ ٱلۡإِنسَٰنُ أَنَّا خَلَقۡنَٰهُ مِن نُّطۡفَةࣲ فَإِذَا هُوَ خَصِيمࣱ مُّبِينࣱ‏

Yusuf AliDoth not man see that it is We Who created him from sperm? yet behold! he (stands forth) as an open adversary

Süleyman Ateşİnsan, bizim kendisini nasıl bir nutfe(sperm)den yarattığımızı görmedi mi ki, şimdi apaçık bir hasım kesildi

Ali Bulaçİnsan, Bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir

36:78
وَضَرَبَ لَنَا مَثَلࣰ ا وَنَسِيَ خَلۡقَهُۥۖ قَالَ مَن يُحۡيِ ٱلۡعِظَٰمَ وَهِيَ رَمِيمࣱ‏

Yusuf AliAnd he makes comparisons for Us, and forgets his own (origin and) Creation: He says, "Who can give life to (dry) bones and decomposed ones (at that)

Süleyman AteşKendi yaratılışını unutarak bize bir mesel verdi: "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" dedi

Ali BulaçKendi yaratılışını unutarak Bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş

36:79 📚 9
قُلۡ يُحۡيِيهَا ٱلَّذِيٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةࣲۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلۡقٍ عَلِيمٌ

Yusuf AliSay, "He will give them life Who created them for the first time! for He is Well-versed in every kind of creation

Süleyman AteşDe ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratmayı bilir

Ali BulaçDe ki: "Onları, ilk defa yaratıp-inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir

36:80 📚 3
ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلۡأَخۡضَرِ نَارࣰ ا فَإِذَآ أَنتُم مِّنۡهُ تُوقِدُونَ

Yusuf AliThe same Who produces for you fire out of the green tree, when behold! ye kindle therewith (your own fires)

Süleyman AteşO size yeşil ağaçtan ateş yaptı da siz ondan yakıyorsunuz

Ali BulaçKi O, size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır; siz de ondan yakıyorsunuz

36:81 📚 1
أَوَلَيۡسَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخۡلُقَ مِثۡلَهُمۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلۡخَلَّٰقُ ٱلۡعَلِيمُ

Yusuf AliIs not He Who created the heavens and the earth able to create the like thereof?" - Yea, indeed! for He is the Creator Supreme, of skill and knowledge (infinite)

Süleyman AteşGökleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratamaz mı? Elbette yaratır. O, çok bilen yaratıcıdır

Ali BulaçGökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmağa kadir değil mi? Elbette (öyledir); O, yaratandır, bilendir

36:82
إِنَّمَآ أَمۡرُهُۥٓ إِذَآ أَرَادَ شَيۡـًٔا أَن يَقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

Yusuf AliVerily, when He intends a thing, His Command is, "be", and it is

Süleyman AteşO'nun işi, bir şeyi(n olmasını) istedi mi ona, sadece "ol!" demektir, hemen oluverir

Ali BulaçBir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir

36:83 📚 1
فَسُبۡحَٰنَ ٱلَّذِي بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيۡءࣲ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ

Yusuf AliSo glory to Him in Whose hands is the dominion of all things: and to Him will ye be all brought back

Süleyman AteşYücedir O ki, her şeyin hükümranlığı O'nun elindedir ve siz O'na döndürüleceksiniz

Ali BulaçHerşeyin melekutu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan (Allah) ne Yücedir. Siz O'na döndürüleceksiniz

← Önceki Sonraki →

36. Yaseen Suresi | Anlam Arayışı