☪ Anlam Arayışı

38. Saad سُورَةُ صٓ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
38:1
صٓۚ وَٱلۡقُرۡءَانِ ذِي ٱلذِّكۡرِ

Ali BulaçSad, Zikir dolu Kur'an'a andolsun

Elmalılı Hamdi YazırSâd. Bu zikirle dolu Kur'ân'a bak

Süleyman AteşSad, (uyarıcı) ve şanlı Kur'an'a andolsun ki

38:2
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِي عِزَّةࣲ وَشِقَاقࣲ‏

Ali BulaçHayır; o inkar edenler (boş) bir gurur ve bir parçalanma içindedirler

Elmalılı Hamdi YazırO inkâr edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler

Süleyman Ateşİnkar edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler

38:3 📚 2
كَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّن قَرۡنࣲ فَنَادَواْ وَّلَاتَ حِينَ مَنَاصࣲ‏

Ali BulaçBiz kendilerinden önce, nice kuşakları yıkıma uğrattık da onlar feryad ettiler; ancak (artık) kurtulma zamanı değildi

Elmalılı Hamdi YazırKendilerinden önce nicelerini helak ettik. Onlar çağrıştılar. Ama artık kurtuluş vakti değildi

Süleyman AteşOnlardan önce nice nesilleri helak ettik de feryad ettiler; fakat artık kurtuluş zamanı geçmişti

38:4
وَعَجِبُوٓاْ أَن جَآءَهُم مُّنذِرࣱ مِّنۡهُمۡۖ وَقَالَ ٱلۡكَٰفِرُونَ هَٰذَا سَٰحِرࣱ كَذَّابٌ

Ali Bulaçİçlerinden kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar. Kafirler dedi ki: "Bu, yalan söyleyen bir büyücüdür

Elmalılı Hamdi Yazırİçlerinden kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiğine şaştılar da kâfirler: "Bu bir sihirbazdır, yalancıdır" dediler

Süleyman AteşOnlara kendilerinden bir uyarıcı (peygamber) gelmesine hayret ettiler de o kafirler dediler ki: "Bu yalancı bir sihirbazdır

38:5
أَجَعَلَ ٱلۡأٓلِهَةَ إِلَٰهࣰ ا وَٰحِدًاۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَيۡءٌ عُجَابࣱ‏

Ali Bulaçİlahları bir tek ilah mı yaptı? Doğrusu bu, şaşırtıcı bir şey

Elmalılı Hamdi Yazırİlâhları, bir tek ilâh mı kılmış? Bu gerçekten şaşılacak bir şey, çok tuhaf

Süleyman AteşTanrıları bir tek tanrı mı yaptı? Bu, cidden tuhaf bir şeydir

38:6
وَٱنطَلَقَ ٱلۡمَلَأُ مِنۡهُمۡ أَنِ ٱمۡشُواْ وَٱصۡبِرُواْ عَلَىٰٓ ءَالِهَتِكُمۡۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَيۡءࣱ يُرَادُ

Ali BulaçOnlardan önde gelen bir grup: "Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) kararlı olun; çünkü asıl istenen budur" diye çekip gitti

Elmalılı Hamdi Yazırİçlerinden ileri gelenler fırladılar ve dediler ki: "İlâhlarınız üzerinde sabır ve sebat edin. Bu, gerçekten arzu edilen bir murad

Süleyman AteşOnlardan bir grup fırladı: "Yürüyün tanrılarınıza bağlı kalın. Çünkü bu, arzu edilen bir şeydir

38:7
مَا سَمِعۡنَا بِهَٰذَا فِي ٱلۡمِلَّةِ ٱلۡأٓخِرَةِ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا ٱخۡتِلَٰقٌ

Ali BulaçBiz bunu, diğer dinde işitmedik, bu, içi boş bir uydurmadan başkası değildir

Elmalılı Hamdi YazırBiz bunu başka bir dinde işitmedik, bu mutlaka bir uydurmadır

Süleyman AteşBiz bu(nun söylediği)ni (babalarımızın bağlı olduğu) öteki dinde işitmedik. Bu uydurmadan başka bir şey değildir

38:8
أَءُنزِلَ عَلَيۡهِ ٱلذِّكۡرُ مِنۢ بَيۡنِنَاۚ بَلۡ هُمۡ فِي شَكࣲّ مِّن ذِكۡرِيۚ بَل لَّمَّا يَذُوقُواْ عَذَابِ

Ali BulaçZikir (Kur'an), içimizden ona mı indirildi?" Hayır, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmamışlardır

Elmalılı Hamdi YazırKur'ân aramızdan ona mı indirilmiş?" dediler. Doğrusu onlar benim Kur'ân'ımdan bir kuşku içindeler. Ve doğrusu onlar henüz azabımı tatmadılar

Süleyman AteşO Zikr (uyarı, başka kimse kalmadı da) aramızdan ona mı indirildi? Doğrusu, onlar benim Zikr'imden yana şüphe içindedirler. Hayır, onlar henüz azabımı tadmadılar

38:9
أَمۡ عِندَهُمۡ خَزَآئِنُ رَحۡمَةِ رَبِّكَ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡوَهَّابِ

Ali BulaçYoksa, güçlü ve üstün olan, karşılıksız bağışlayan Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır

Elmalılı Hamdi YazırYoksa sana o Kur'ân'ı veren çok güçlü ve ihsan sahibi Rabbinin hazineleri onların yanında mı

Süleyman AteşYoksa daima üstün olan, çok lutufta bulunan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mı

38:10
أَمۡ لَهُم مُّلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَاۖ فَلۡيَرۡتَقُواْ فِي ٱلۡأَسۡبَٰبِ

Ali BulaçYoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mülkü onların mı? Öyleyse, sebepler içinde (bir imkan ve güç bularak göğe) yükselsinler

Elmalılı Hamdi YazırYoksa bütün o göklerin, yerin ve aralarındakilerin mülkü onların mı? Öyle ise bütün imkanlarını seferber ederek yükselsinler de görelim

Süleyman AteşYoksa göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mülkü onların mı? Öyleyse sebepler (vasıtalar) içinde yükselsinler (vasıtalara binip göklere çıksınlar da oradan alemi yönetsinler, vahyi de kendi isteklerine göre indirsinler)

38:11 📚 1
جُندࣱ مَّا هُنَالِكَ مَهۡزُومࣱ مِّنَ ٱلۡأَحۡزَابِ

Ali BulaçOnlar, burada (çeşitli) fırkalardan olma bozguna uğratılmış bir ordu(durlar)

Elmalılı Hamdi YazırOnlar burada çeşitli partilerden (gruplardan) bozguna uğramış bir ordudur

Süleyman Ateş(Onlar) Şurada bozguna uğratılacak derme çatma bir ordudur

38:12
كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحࣲ وَعَادࣱ وَفِرۡعَوۡنُ ذُو ٱلۡأَوۡتَادِ

Ali BulaçOnlardan önce Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı

Elmalılı Hamdi YazırOnlardan önce Nuh kavmi, Âd kavmi ve saltanat sahibi Firavun da yalanlamışlardı

Süleyman AteşOnlardan önce de Nuh kavmi, Ad (kavmi) ve kazıklar sahibi (temelleri kazık gibi yere çakılmış, yüksek pramitler yaptıran) Fir'avn da yalanlamıştı

38:13
وَثَمُودُ وَقَوۡمُ لُوطࣲ وَأَصۡحَٰبُ لۡـَٔيۡكَةِۚ أُوْلَٰٓئِكَ ٱلۡأَحۡزَابُ

Ali BulaçSemud, Lut kavmi ile Eyke halkı da. İşte onlar (Allah'a karşı isyanda birleşen ve güç toplayan) fırkalar(dı)

Elmalılı Hamdi YazırSemûd kavmi, Lut kavmi ve Eykeliler (Şuayb kavmi) de yalanlamışlardı. İşte o çeşitli partiler bunlardır

Süleyman AteşSemud (kavmi), Lut kavmi ve Eyke halkı da (böyle yapmıştı). İşte onlar da (peygamberlere karşı birleşik) kabilelerdi

38:14
إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ

Ali BulaçHepsi de elçileri yalanladılar, böylece azapla-sonuçlandırmam (onlara) hak oldu

Elmalılı Hamdi YazırHepsi de gönderilen peygamberleri yalanladılar da azabım böyle hak oldu

Süleyman AteşHepsi de elçileri yalanladılar, benim cezamı hak ettiler

38:15
وَمَا يَنظُرُ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا صَيۡحَةࣰ وَٰحِدَةࣰ مَّا لَهَا مِن فَوَاقࣲ‏

Ali BulaçBunlar da, (geldiğinde) bir anlık gecikmesi bile olmayan bir tek çığlıktan başkasını gözetlemiyorlar

Elmalılı Hamdi YazırOnlar da bir tek haykırışa bakıyorlar. Öyle ki onun gecikmesi de yoktur

Süleyman AteşBunlar(ın işi) de sadece geri dönmesi olmayan bir na'raya bakıyor

38:16
وَقَالُواْ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبۡلَ يَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ

Ali Bulaç(Alaylı alaylı) Dediler ki: "Rabbimiz, hesap gününden önce (azaptan bize vadettiğin) payımızı çabuklaştırıver

Elmalılı Hamdi YazırBir de: "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce bizim azabdan payımızı acele ver" dediler

Süleyman Ateş(Alay ederek) Dediler ki: "Rabbimiz, bizim (azab) payımızı hesap gününden önce, hemen ver

38:17 📚 1
ٱصۡبِرۡ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱذۡكُرۡ عَبۡدَنَا دَاوُۥدَ ذَا ٱلۡأَيۡدِۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

Ali BulaçSen onların söylediklerine karşı sabret ve Bizim güç sahibi kulumuz Davud'u hatırla; çünkü o, (her tutum ve davranışında Allah'a) yönelen biriydi

Elmalılı Hamdi YazırŞimdi sen onların dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davud'u hatırla. Çünkü o, zikir ve tesbih ile bize yönelmişti

Süleyman AteşOnların dediklerine sabret de güçlü kulumuz Davud'u an; çünkü o (bize) çok başvururdu

38:18 📚 2
إِنَّا سَخَّرۡنَا ٱلۡجِبَالَ مَعَهُۥ يُسَبِّحۡنَ بِٱلۡعَشِيِّ وَٱلۡإِشۡرَاقِ

Ali BulaçDoğrusu Biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi

Elmalılı Hamdi YazırBiz, dağları onun emrine vermiştik. Akşamsabah onunla birlikte tesbih ederlerdi

Süleyman AteşBiz dağları onunla beraber (tesbih etmeleri için) boyun eğdirmiştik; akşam sabah onunla tesbih ederler (onun yaptığı tesbihle çınlarlar)dı

38:19
وَٱلطَّيۡرَ مَحۡشُورَةࣰۖ كُلࣱّ لَّهُۥٓ أَوَّابࣱ‏

Ali BulaçVe toplanıp gelen kuşları da. Hepsi onunla (Allah'ı tesbih etmede uyum içinde) yönelip-dönmekte olanlar idi

Elmalılı Hamdi YazırKuşları da toplu olarak onun emrine vermiştik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi

Süleyman AteşToplanıp gelen kuşları da (ona ram etmiştik). Hepsi onun nağmesine katılır (beraber tesbih ederler)di

38:20
وَشَدَدۡنَا مُلۡكَهُۥ وَءَاتَيۡنَٰهُ ٱلۡحِكۡمَةَ وَفَصۡلَ ٱلۡخِطَابِ

Ali BulaçOnun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik

Elmalılı Hamdi YazırBiz onun mülkünü kuvvetlendirmiş ve kendisine hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme kabiliyeti vermiştik

Süleyman AteşOnun mülkünü güçlendirmiştik, kendisine hikmet (peygamberlik, yüksek bilgi, hakkı batıldan ayırma, davaları çözme) ve açık, güzel konuşma (yeteneği) vermiştik

38:21
۞وَهَلۡ أَتَىٰكَ نَبَؤُاْ ٱلۡخَصۡمِ إِذۡ تَسَوَّرُواْ ٱلۡمِحۡرَابَ

Ali BulaçSana o davacıların haberi geldi mi? Hani mihraba (Davud'un bulunduğu yere girmek için) yüksek duvardan tırmanmışlardı

Elmalılı Hamdi YazırBir de davacıların kıssası geldi mi sana? Hani surdan aşarak mihraba ulaşmışlardı

Süleyman AteşSana davacıların haberi geldi mi? Hani odasının duvarına tırmanmışlardı

38:22
إِذۡ دَخَلُواْ عَلَىٰ دَاوُۥدَ فَفَزِعَ مِنۡهُمۡۖ قَالُواْ لَا تَخَفۡۖ خَصۡمَانِ بَغَىٰ بَعۡضُنَا عَلَىٰ بَعۡضࣲ فَٱحۡكُم بَيۡنَنَا بِٱلۡحَقِّ وَلَا تُشۡطِطۡ وَٱهۡدِنَآ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلصِّرَٰطِ

Ali BulaçDavud'a girdiklerinde, o, onlardan ürkmüştü; dediler ki: "Korkma, iki davacıyız, birimiz diğerimize haksızlıkta bulundu. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, kararında zulme sapma ve bizi doğru yolun ortasına yöneltip-ilet

Elmalılı Hamdi YazırDavud'un yanına giriverdiler de onlardan telaşe düştü. Ona "Korkma!" dediler, biz iki davacıyız. Birimiz, birimize haksızlık etti. Şimdi sen aramızda hak ile hüküm ver ve aşırı gitme de bizi doğru yolun ortasına çıkar

Süleyman AteşDavud'un yanına girmişlerdi de (Davud) onlardan korkmuştu: "Korkma, dediler, biz iki davacıyız. Birimiz, ötekinin hakkına saldırdı. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, (adaletten ayrılıp bize) zulmetme. Bizi yolun ortasına (adalete) götür

38:23 📚 2
إِنَّ هَٰذَآ أَخِي لَهُۥ تِسۡعࣱ وَتِسۡعُونَ نَعۡجَةࣰ وَلِيَ نَعۡجَةࣱ وَٰحِدَةࣱ فَقَالَ أَكۡفِلۡنِيهَا وَعَزَّنِي فِي ٱلۡخِطَابِ

Ali BulaçBu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen "Onu da benim payıma (koyunlarıma) kat" dedi ve bana, konuşmada üstün geldi

Elmalılı Hamdi YazırBiri: "İşte bu benim kardeşim. Onun doksan dokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var. Böyle iken: Onu da bana ver, dedi ve tartışmada beni yendi" diye anlattı

Süleyman AteşBu kardeşimin doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken Onu da bana ver" dedi ve konuşmada bana ağır bastı (onunla baş edemedim)

38:24
قَالَ لَقَدۡ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعۡجَتِكَ إِلَىٰ نِعَاجِهِۦۖ وَإِنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنَ ٱلۡخُلَطَآءِ لَيَبۡغِي بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٍ إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَقَلِيلࣱ مَّا هُمۡۗ وَظَنَّ دَاوُۥدُ أَنَّمَا فَتَنَّٰهُ فَٱسۡتَغۡفَرَ رَبَّهُۥ وَخَرَّۤ رَاكِعࣰ اۤ وَأَنَابَ۩

Ali Bulaç(Davud) Dedi ki: "Andolsun senin koyununu, kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu, (emek ve mali güçlerini) birleştirip katan (ortak)lardan çoğu, birbirlerine karşı tecavüz ederler; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka. Onlar da ne kadar azdır." Davud, gerçekten Bizim onu imtihan ettiğimizi sandı, böylece Rabbinden bağışlanma diledi ve rüku ederek yere kapandı ve (Bize gönülden) yönelip-döndü

Elmalılı Hamdi YazırDavud dedi ki: "Doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle sana zulmetmiştir. Gerçekten bir cemiyette yaşayanların çoğu mutlaka birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edip de salih amel işleyenler başka. Ama onlar da pek az." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi sanmıştı. Hemen Rabbinden mağfiret diledi, rüku ederek yere kapandı, tevbe ile Allah'a yöneldi

Süleyman Ateş(Davud) dedi ki: "And olsun (o) senin, koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle sana zulmetmiştir. Zaten (mallarını birbirine) karıştıran(ortak)ların çoğu birbirine zulmederler. Yalnız inanıp iyi işler yapanlar bunun dışındadır ki, onlar da ne kadar azdır!" Davud, (bu hükümle) kendisini denediğimizi (kendisine bir bela vereceğimizi) sandı da Rabbinden mağfiret diledi, eğilerek secdeye kapandı ve tevbe edip (bize) döndü

38:25 📚 3
فَغَفَرۡنَا لَهُۥ ذَٰلِكَۖ وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلۡفَىٰ وَحُسۡنَ مَـَٔابࣲ‏

Ali BulaçBöylece onu bağışladık. Şüphesiz onun Bizim Katımız'da gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır

Elmalılı Hamdi YazırBiz de o zannettiği şeyi kendisine bağışladık. Şüphesiz yanımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir dönüş yeri vardır

Süleyman AteşBiz de ondan bunu affettik. Yanımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir geleceği vardır

38:26 📚 8
يَٰدَاوُۥدُ إِنَّا جَعَلۡنَٰكَ خَلِيفَةࣰ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَٱحۡكُم بَيۡنَ ٱلنَّاسِ بِٱلۡحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ ٱلۡهَوَىٰ فَيُضِلَّكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَضِلُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ لَهُمۡ عَذَابࣱ شَدِيدُۢ بِمَا نَسُواْ يَوۡمَ ٱلۡحِسَابِ

Ali BulaçEy Davud, gerçek şu ki, Biz seni yeryüzünde bir halife kıldık. Öyleyse insanlar arasında hak ile hükmet, istek ve tutkulara (hevaya) uyma; sonra seni Allah'ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah’ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır

Elmalılı Hamdi YazırEy Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde bir halife yaptık. Artık insanlar arasında hak ile hüküm ver. Keyfe, arzuya uyma ki, seni Allah yolundan saptırmasın. Çünkü Allah yolundan sapanlar, hesap gününü unuttukları için kendilerine çok şiddetli bir azab vardır

Süleyman AteşEy Davud, biz seni yeryüzünde (senden öncekilerin yerine) hükümdar yaptık. İnsanlar arasında adaletle hükmet; keyf(in)e uyma, sonra seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlar ise, hesap gününü unuttuklarından dolayı, çetin azaba uğrayacaklardır

38:27 📚 5
وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا بَٰطِلࣰ اۚ ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۚ فَوَيۡلࣱ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنَ ٱلنَّارِ

Ali BulaçBiz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, inkar edenlerin zannıdır. Ateşten (görecekleri azaptan) dolayı vay o inkar edenlere

Elmalılı Hamdi YazırHem o göğü, yeri ve aralarındakileri biz boşuna yaratmadık. O, kâfirlerin zannıdır. Onun için vay ateşe girecek olan kâfirlerin haline

Süleyman AteşGöğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık (bunlar bir tesadüf eseri değildir) bu, inkar edenlerin zannıdır, (onlar kainatın boş bir tesadüf eseri olduğunu söylerler). Ateşten vay hallerine o nankörlerin

38:28 📚 4
أَمۡ نَجۡعَلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ كَٱلۡمُفۡسِدِينَ فِي ٱلۡأَرۡضِ أَمۡ نَجۡعَلُ ٱلۡمُتَّقِينَ كَٱلۡفُجَّارِ

Ali BulaçYoksa Biz, iman edip salih amellerde bulunanları yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar gibi (bir) mi tutacağız? Ya da muttakileri facirler gibi (bir) mi tutacağız

Elmalılı Hamdi YazırYoksa, iman edip de salih amel işleyenleri biz, o yeryüzündeki bozguncular gibi yapar mıyız? Yoksa o takva sahiplerini azgın günahkarlar gibi yapar mıyız

Süleyman AteşYoksa biz, inanıp iyi işler yapanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Yoksa korunanları yoldan çıkanlar gibi mi tutacağız

38:29
كِتَٰبٌ أَنزَلۡنَٰهُ إِلَيۡكَ مُبَٰرَكࣱ لِّيَدَّبَّرُوٓاْ ءَايَٰتِهِۦ وَلِيَتَذَكَّرَ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَٰبِ

Ali Bulaç(Bu Kur'an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir Kitap'tır

Elmalılı Hamdi YazırBu, sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır ki, insanlar onun âyetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar

Süleyman AteşSana (bu) mübarek Kitabı indirdik ki ayetlerini düşünsünler ve sağduyu sahipleri öğüt alsınlar

38:30
وَوَهَبۡنَا لِدَاوُۥدَ سُلَيۡمَٰنَۚ نِعۡمَ ٱلۡعَبۡدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

Ali BulaçBiz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi

Elmalılı Hamdi YazırBir de Davud'a Süleyman'ı bahşettik. Süleyman ne güzel kuldu. Çünkü o seslice tesbih edip Allah'a yönelirdi

Süleyman AteşBiz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik, (Süleyman) ne güzel kuldu! Hep Allah'a başvururdu

38:31
إِذۡ عُرِضَ عَلَيۡهِ بِٱلۡعَشِيِّ ٱلصَّٰفِنَٰتُ ٱلۡجِيَادُ

Ali BulaçHani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu

Elmalılı Hamdi YazırHani kendisine bir zaman akşam üstü iyi cins ve rahvan atlar gösterilmişti

Süleyman AteşAkşam üstü kendisine safin (görkemli) hızlı koşan (saf kan Arap) atları gösterilmişti

38:32 📚 1
فَقَالَ إِنِّيٓ أَحۡبَبۡتُ حُبَّ ٱلۡخَيۡرِ عَن ذِكۡرِ رَبِّي حَتَّىٰ تَوَارَتۡ بِٱلۡحِجَابِ

Ali BulaçO da demişti ki: "Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim." Sonunda bu atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar

Elmalılı Hamdi YazırBen, dedi, at sevgisini, Rabbimi anmaktan ötürü tercih ettim." Nihayet atlar perdenin arkasına gizlendi

Süleyman AteşBen, dedi, mal sevgisini, Rabbimi anmaktan (ötürü) tercih ettim. Nihayet bu atlar perde ile gizlendi (koşup dağın arkasına düşmekle gözden kayboldu)

38:33 📚 1
رُدُّوهَا عَلَيَّۖ فَطَفِقَ مَسۡحَۢا بِٱلسُّوقِ وَٱلۡأَعۡنَاقِ

Ali BulaçOnları bana geri getirin" (dedi). Sonra (onların) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı

Elmalılı Hamdi YazırGeri getirin onları bana!" dedi ve artık onların bacaklarını, boyunlarını silmeye başladı

Süleyman AteşOnları bana getirin (dedi), bacaklarını ve boyunlarını okşamağa başladı

38:34
وَلَقَدۡ فَتَنَّا سُلَيۡمَٰنَ وَأَلۡقَيۡنَا عَلَىٰ كُرۡسِيِّهِۦ جَسَدࣰ ا ثُمَّ أَنَابَ

Ali BulaçAndolsun, Biz Süleyman'ı imtihan ettik, tahtının üstünde bir ceset bıraktık. Sonra (eski durumuna) döndü

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki Süleyman'ı imtihan da ettik ve tahtının üzerine bir ceset bıraktık. Sonra tekrar tevbe ile önceki haline döndü

Süleyman AteşAndolsun Süleyman'ı denedik: Tahtının üstüne bir ceset bıraktık, sonra (bize) yöneldi

38:35
قَالَ رَبِّ ٱغۡفِرۡ لِي وَهَبۡ لِي مُلۡكࣰ ا لَّا يَنۢبَغِي لِأَحَدࣲ مِّنۢ بَعۡدِيٓۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡوَهَّابُ

Ali BulaçRabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin

Elmalılı Hamdi YazırSüleyman: "Ey Rabbim! Beni bağışla ve bana öyle bir mülk ihsan et ki, ardımdan hiç kimseye yaraşmasın. Şüphesiz, bütün dilekleri veren sensin." dedi

Süleyman AteşRabbim, dedi, beni affet, bana, benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülk (hükümdarlık) ver. Çünkü Sensin o çok lutfeden, Sen

38:36
فَسَخَّرۡنَا لَهُ ٱلرِّيحَ تَجۡرِي بِأَمۡرِهِۦ رُخَآءً حَيۡثُ أَصَابَ

Ali BulaçBöylece rüzgarı onun buyruğu altına verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine biz rüzgarı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yere yumuşacık akardı

Süleyman AteşBiz, rüzgarı ona boyun eğdirdik. Onun buyruğuyla, onun istediği yere tatlı tatlı eserdi

38:37
وَٱلشَّيَٰطِينَ كُلَّ بَنَّآءࣲ وَغَوَّاصࣲ‏

Ali BulaçŞeytanları da; her bina ustasını ve dalgıç olanı

Elmalılı Hamdi YazırDalgıç ve yapı ustası şeytanları da

Süleyman AteşVe şeytanları; her bina ustasını ve dalgıcı

38:38
وَءَاخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِي ٱلۡأَصۡفَادِ

Ali BulaçVe (kötülük yapmamaları için) sağlam kementlerle birbirine bağlanmış diğerlerini

Elmalılı Hamdi YazırVe daha diğerlerini de zincirlerde bağlı olarak (Onun emrine verdik)

Süleyman AteşVe zincirlerle birbirine bağlanmış başka (şeytan)ları

38:39
هَٰذَا عَطَآؤُنَا فَٱمۡنُنۡ أَوۡ أَمۡسِكۡ بِغَيۡرِ حِسَابࣲ‏

Ali Bulaçİşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu, bizim ihsanımızdır. Artık sen dilersen başkalarına ver veya verme. Bundan hesaba çekilmeyeceksin" dedik

Süleyman AteşBu bizim ihsanımızdır. Artık dilediğine ver veya verme, hesapsızdır. (dedik)

38:40 📚 3
وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلۡفَىٰ وَحُسۡنَ مَـَٔابࣲ‏

Ali BulaçŞüphesiz, onun Bizim Katımız'da gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki ona huzurumuzda bir yakınlık ve güzel bir makam vardır

Süleyman AteşOnun için, bizim yanımızda bir yakınlık ve güzel bir gelecek de vardır

38:41 📚 1
وَٱذۡكُرۡ عَبۡدَنَآ أَيُّوبَ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّي مَسَّنِيَ ٱلشَّيۡطَٰنُ بِنُصۡبࣲ وَعَذَابٍ

Ali BulaçKulumuz Eyyub'u da hatırla. Hani o: "Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azap dokundurdu" diye Rabbine seslenmişti

Elmalılı Hamdi YazırKulumuz Eyyub'u da an. Bir zaman o, Rabbine şöyle nida etmişti: "Meşakkat ve acı ile bana şeytan dokundu

Süleyman AteşKulumuz Eyyub'u da an: (O) Rabbine "Şeytan, bana bir yorgunluk ve azab dokundurdu" diye seslenmişti

38:42 📚 1
ٱرۡكُضۡ بِرِجۡلِكَۖ هَٰذَا مُغۡتَسَلُۢ بَارِدࣱ وَشَرَابࣱ‏

Ali BulaçAyağını depret. İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su, diye vahyettik)

Elmalılı Hamdi Yazır(Biz ona): "Ayağını yere vur! İşte sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su" dedik

Süleyman AteşAyağını (yere) vur, işte yıkanacak ve içilecek serin (bir su), (dedik). (And it was said unto him): Strike the ground with thy foot. This (spring) is a cool bath and a refreshing drink

38:43
وَوَهَبۡنَا لَهُۥٓ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةࣰ مِّنَّا وَذِكۡرَىٰ لِأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ

Ali BulaçKatımız'dan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir benzerini de bağışladık

Elmalılı Hamdi YazırVe ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir mislini daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, akıl sahipleri için bir ibret olsun

Süleyman AteşOna bizden bir rahmet ve sağduyu sahiplerine bir ibret olarak ailesini ve onlarla beraber bir eşini daha armağan ettik

38:44
وَخُذۡ بِيَدِكَ ضِغۡثࣰ ا فَٱضۡرِب بِّهِۦ وَلَا تَحۡنَثۡۗ إِنَّا وَجَدۡنَٰهُ صَابِرࣰ اۚ نِّعۡمَ ٱلۡعَبۡدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابࣱ‏

Ali BulaçVe eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma." Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi

Elmalılı Hamdi Yazır(Bir de dedik ki): "Eline bir demet al da onunla (eşine) vur; yemininde durmamazlık etme." Doğrusu biz onu sabırlı bulduk. O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir

Süleyman Ateş(Dedik ki): "Eline bir demet sap al, onunla vur da yeminini bozma." Gerçekten biz onu sabreden (bir kul) bulmuştuk. Ne güzel kuldu, o daima (bize) başvururdu

38:45
وَٱذۡكُرۡ عِبَٰدَنَآ إِبۡرَٰهِيمَ وَإِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَ أُوْلِي ٱلۡأَيۡدِي وَٱلۡأَبۡصَٰرِ

Ali BulaçGüç ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da hatırla

Elmalılı Hamdi YazırKullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an. Onlar eller ve gözler sahipleri idiler

Süleyman AteşKuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Ya'kub'u da an

38:46
إِنَّآ أَخۡلَصۡنَٰهُم بِخَالِصَةࣲ ذِكۡرَى ٱلدَّارِ

Ali BulaçGerçekten Biz onları, katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu düşünüp-anan ihlas sahipleri kıldık

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü biz onları temiz bir hasletle, hâlis yurt (ahiret) düşüncesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır

Süleyman AteşBiz onları ahiret yurdunu düşünme özelliğiyle temizleyip, kendimize halis (kul) yaptık

38:47 📚 3
وَإِنَّهُمۡ عِندَنَا لَمِنَ ٱلۡمُصۡطَفَيۡنَ ٱلۡأَخۡيَارِ

Ali BulaçVe gerçekten onlar, Bizim Katımız'da seçkinlerden ve hayırlı olanlardandır

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar, nezdimizde seçilmiş en hayırlı kimselerdendir

Süleyman AteşOnlar bizim yanımızda seçkinlerden, hayırlılardandır

38:48
وَٱذۡكُرۡ إِسۡمَٰعِيلَ وَٱلۡيَسَعَ وَذَا ٱلۡكِفۡلِۖ وَكُلࣱّ مِّنَ ٱلۡأَخۡيَارِ

Ali Bulaçİsmail'i, Elyesa'ı ve Zülkifl'i de hatırla. Hepsi de hayırlı olanlardandır

Elmalılı Hamdi Yazırİsmail'i, Elyasa'yı, Zü'lKifl'i de an. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir

Süleyman Ateşİsma'il'i, Elyesa'ı, Zülkifil'i de an. Hepsi de iyilerdendir

38:49 📚 2
هَٰذَا ذِكۡرࣱۚ وَإِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ لَحُسۡنَ مَـَٔابࣲ‏

Ali BulaçBu, bir zikirdir. Şüphesiz muttakiler için, elbette varılacak güzel bir yer vardır

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu bir öğüttür. Şüphesiz korunan müttakiler için herhalde güzel bir istikbal (güzel bir dönüş yeri) vardır

Süleyman AteşBu, bir hatırlamadır. Korunanlar için güzel bir gelecek vardır

38:50
جَنَّٰتِ عَدۡنࣲ مُّفَتَّحَةࣰ لَّهُمُ ٱلۡأَبۡوَٰبُ

Ali BulaçAdn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır

Elmalılı Hamdi YazırBütün kapıları kendilerine açılmış olan Adn cennetleri vardır

Süleyman AteşKapıları kendilerine açılmış Adn cennetleri

38:51
مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدۡعُونَ فِيهَا بِفَٰكِهَةࣲ كَثِيرَةࣲ وَشَرَابࣲ‏

Ali Bulaçİçinde yaslanıp-dayanmışlardır; orda birçok meyve ve şarap istemektedirler

Elmalılı Hamdi Yazırİçlerine kurularak orada birçok yemişle, bambaşka bir içki isteyeceklerdir

Süleyman AteşOrada (koltuklara) yaslanarak bir çok meyva ve içki isterler

38:52
۞وَعِندَهُمۡ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ أَتۡرَابٌ

Ali BulaçVe yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır

Elmalılı Hamdi YazırYanlarında da bakışları yalnız kocalarına dönük hep aynı yaşta dilberler vardır

Süleyman AteşYanlarında da bakışlarını yalnız (kocalarına) diken (kendileriyle) yaşıt dilberler vardır

38:53
هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ

Ali Bulaçİşte hesap günü size va'dedilen budur

Elmalılı Hamdi YazırO hesap günü için size vaad edilen işte budur

Süleyman Ateşİşte, hesap günü için size söz verilen budur

38:54
إِنَّ هَٰذَا لَرِزۡقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ

Ali BulaçŞüphesiz bu, Bizim rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu, bizim rızkımız; muhakkak ki ona hiç tükenmek yoktur

Süleyman AteşDoğrusu bizim bu rızkımızın bitip tükenmesi yoktur

38:55
هَٰذَاۚ وَإِنَّ لِلطَّٰغِينَ لَشَرَّ مَـَٔابࣲ‏

Ali BulaçBu (böyle işte); gerçekten azgınlar için de muhakkak varılacak kötü bir yer vardır

Elmalılı Hamdi YazırBu, böyledir. Şüphesiz azgınlar için de fena bir gelecek vardır

Süleyman AteşBu böyledir; fakat azgınlara da en kötü bir gelecek vardır

38:56
جَهَنَّمَ يَصۡلَوۡنَهَا فَبِئۡسَ ٱلۡمِهَادُ

Ali BulaçCehennem; onlar oraya girerler; ne kötü bir yataktır o

Elmalılı Hamdi YazırCehennem! Ona yaslanacaklar, fakat o ne çirkin döşektir

Süleyman AteşCehennem! Oraya girerler. Ne kötü bir döşektir o

38:57
هَٰذَا فَلۡيَذُوقُوهُ حَمِيمࣱ وَغَسَّاقࣱ‏

Ali Bulaçİşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin

Elmalılı Hamdi Yazırİşte artık tatsınlar onu ki, o kaynar su ve irindir

Süleyman Ateşİşte onu tadsınlar: Kaynar ve kokuşmuş sudur

38:58
وَءَاخَرُ مِن شَكۡلِهِۦٓ أَزۡوَٰجٌ

Ali BulaçVe onun şeklinden başka, çift çift (olan daha beter azaplar) vardır

Elmalılı Hamdi YazırVe o şekilden çifter çifter tadacakları diğer acılar da vardır

Süleyman AteşVe daha başka çeşit çeşit (azab) vardır

38:59
هَٰذَا فَوۡجࣱ مُّقۡتَحِمࣱ مَّعَكُمۡ لَا مَرۡحَبَۢا بِهِمۡۚ إِنَّهُمۡ صَالُواْ ٱلنَّارِ

Ali Bulaç(Müşrik olan hakim güçlere:) "İşte bu(nlar) da sizinle birlikte (küfür ve zulümde) göğüs gerenlerdir. Onlara bir merhaba (bile) yok. Çünkü onlar ateşe gireceklerdir." (denilir)

Elmalılı Hamdi Yazırİşte şunlar da sizin peşinize düşenlerdir. Onlara merhaba yok. Çünkü onlar cehenneme salınıyorlar

Süleyman Ateşİşte şunlar da sizinle beraber (cehenneme) girecek olanlardır: "Onlara merhaba yok, (yerleri geniş olmasın, rahat yüzü görmesinler)! Onlar ateşe gireceklerdir

38:60 📚 1
قَالُواْ بَلۡ أَنتُمۡ لَا مَرۡحَبَۢا بِكُمۡۖ أَنتُمۡ قَدَّمۡتُمُوهُ لَنَاۖ فَبِئۡسَ ٱلۡقَرَارُ

Ali Bulaç(Onlara uyanlar) Derler ki: "Hayır, sizler; asıl size bir merhaba yok. Bunu (azabı) siz bizim önümüze sürdünüz. Ne kötü bir durak

Elmalılı Hamdi Yazır(Arkadan gelenler öncekilere:) Derler ki: "Hayır, asıl size merhaba yok. Çünkü cehennemi bize siz takdim ettiniz. Bakın o ne kötü yatak

Süleyman Ateş(Uyanlar, uyulanlara) Dediler ki: "Hayır, asıl size merhaba yok, (asıl siz rahat yüzü görmeyin), siz bunu bizim önümüze getirdiniz. Ne kötü durak (bu)

38:61 📚 1
قَالُواْ رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَٰذَا فَزِدۡهُ عَذَابࣰ ا ضِعۡفࣰ ا فِي ٱلنَّارِ

Ali BulaçDerler ki: "Rabbimiz, kim bunu bizim önümüze sürdüyse, ateşteki azabını kat kat arttır

Elmalılı Hamdi YazırEy Rabbimiz! Bize bunu takdim edenin ateşteki azabını kat kat artır" derler

Süleyman Ateş(Ve hepsi birbiri aleyhine du'a ederek): "Rabbimiz, bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun ateşteki azabını bir kat daha artır!" dediler

38:62
وَقَالُواْ مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالࣰ ا كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ ٱلۡأَشۡرَارِ

Ali BulaçVe derler ki: "Bize ne oluyor ki, kendilerini şerir (kötü)lerden saydığımız adamları göremiyoruz

Elmalılı Hamdi YazırBir de derler ki: "Kötülerden saydığımız birtakım adamları (fakir müminleri) niye göremiyoruz

Süleyman AteşBize ne oldu ki, (dünyada) kötülerden saydığımız adamları (burada) görmüyoruz? dediler

38:63
أَتَّخَذۡنَٰهُمۡ سِخۡرِيًّا أَمۡ زَاغَتۡ عَنۡهُمُ ٱلۡأَبۡصَٰرُ

Ali BulaçBiz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı

Elmalılı Hamdi YazırOnları eğlence yerine tutmuştuk ha! Yoksa bu gözler onlardan kaydı mı

Süleyman AteşHani onlarla alay ederdik. Yoksa gözler(imiz) mi onlardan kaydı, (onları gözden mi kaçırdık)

38:64 📚 1
إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقࣱّ تَخَاصُمُ أَهۡلِ ٱلنَّارِ

Ali BulaçBu, cehennem halkının birbiriyle çekişmesi kesin bir gerçektir

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki bu haktır. Ateş ehlinin birbiriyle tartışması muhakkak olacaktır

Süleyman AteşBu, mutlaka gerçektir, ateş halkının tartışmasıdır (bunun olacağından asla şüphe yoktur)

38:65 📚 1
قُلۡ إِنَّمَآ أَنَا۠ مُنذِرࣱۖ وَمَا مِنۡ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلۡوَٰحِدُ ٱلۡقَهَّارُ

Ali BulaçDe ki: "Ben, yalnızca bir uyarıcıyım. Bir olan, kahreden Allah'tan başka bir İlah yoktur

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Ben ancak korkuyu haber veren bir peygamberim. O tek ve kahredici olan Allah'tan başka tanrı da yoktur

Süleyman AteşDe ki: "Ben ancak bir uyarıcıyım. Tek ve (her şeyi) kahreden Allah'tan başka tanrı yoktur

38:66
رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفَّٰرُ

Ali BulaçGöklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, üstün ve güçlü olan, bağışlayandır

Elmalılı Hamdi YazırO, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O çok güçlüdür, çok bağışlayıcıdır

Süleyman AteşO, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir, daima üstündür, çok bağışlayandır

38:67
قُلۡ هُوَ نَبَؤٌاْ عَظِيمٌ

Ali BulaçDe ki: "Bu (Kur'an), büyük bir haberdir

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Bu, bir büyük haberdir

Süleyman AteşDe ki: "O, büyük bir haberdir

38:68 📚 2
أَنتُمۡ عَنۡهُ مُعۡرِضُونَ

Ali BulaçSizler ise, ondan yüz çeviriyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırSiz ondan yüz çeviriyorsunuz

Süleyman Ateş(Ama gafletinizden dolayı) Siz ondan yüz çeviriyorsunuz

38:69
مَا كَانَ لِيَ مِنۡ عِلۡمِۭ بِٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰٓ إِذۡ يَخۡتَصِمُونَ

Ali BulaçMele-i Ala (yüce topluluk) tartışıp dururken, benim hiçbir bilgim yoktur

Elmalılı Hamdi YazırMünakaşa ederlerken, benim melekler yüksek topluluğuna ait ne bilgim olabilirdi

Süleyman AteşYüce topluluk tartışırlarken (aralarında) neler geçtiği hakkında bir bilgim yoktu

38:70
إِن يُوحَىٰٓ إِلَيَّ إِلَّآ أَنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرࣱ مُّبِينٌ

Ali BulaçBana ancak, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum vahyolunmaktadır

Elmalılı Hamdi YazırAncak ben açıktan açığa korkutmakla görevli olduğum için o bilgi bana vahyediliyor

Süleyman AteşBen ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için (bu bilgi) bana vahyediliyor

38:71
إِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّي خَٰلِقُۢ بَشَرࣰ ا مِّن طِينࣲ‏

Ali BulaçHani Rabbin meleklere: "Gerçekten Ben, çamurdan bir beşer yaratacağım" demişti

Elmalılı Hamdi YazırHani Rabbin meleklere demişti ki: "Ben çamurdan bir insan yaratmaktayım

Süleyman AteşRabbin meleklere demişti ki: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım

38:72 📚 4
فَإِذَا سَوَّيۡتُهُۥ وَنَفَخۡتُ فِيهِ مِن رُّوحِي فَقَعُواْ لَهُۥ سَٰجِدِينَ

Ali BulaçOnu bir biçime sokup, ona Ruhum'dan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın

Elmalılı Hamdi YazırOnu tesviye edip, düzeltip de ruhumdan ona üfledim mi derhal ona secdeye kapanın

Süleyman AteşOnu biçimlendirip ona ruhumdan üflediğim zaman derhal ona secdeye kapanın

38:73
فَسَجَدَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمۡ أَجۡمَعُونَ

Ali BulaçMeleklerin hepsi topluca secde etti

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler

Süleyman AteşMeleklerin hepsi tüm olarak secde ettiler

38:74
إِلَّآ إِبۡلِيسَ ٱسۡتَكۡبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلۡكَٰفِرِينَ

Ali BulaçYalnız İblis hariç. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu

Elmalılı Hamdi YazırYalnız İblis etmedi, büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu

Süleyman AteşYalnız İblis etmedi, büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu

38:75 📚 1
قَالَ يَٰٓإِبۡلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَن تَسۡجُدَ لِمَا خَلَقۡتُ بِيَدَيَّۖ أَسۡتَكۡبَرۡتَ أَمۡ كُنتَ مِنَ ٱلۡعَالِينَ

Ali Bulaç(Allah) Dedi ki: "Ey İblis, iki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan mı oldun

Elmalılı Hamdi YazırAllah: "Ey İblis! O benim kudretimle yarattığıma secde etmene ne engel oldu? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yüksek derecelerde bulunanlardan mı oldun?" dedi

Süleyman Ateş(Rabbin ona) Dedi ki: "Ey İblis, iki elimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Büyüklük mü tasladın, yoksa yücelerden mi oldun

38:76 📚 5
قَالَ أَنَا۠ خَيۡرࣱ مِّنۡهُ خَلَقۡتَنِي مِن نَّارࣲ وَخَلَقۡتَهُۥ مِن طِينࣲ‏

Ali BulaçDedi ki: "Ben ondan daha hayırlıyım; sen beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın

Elmalılı Hamdi Yazırİblis dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın

Süleyman AteşDedi: "Ben ondan iyiyim. Beni ateşten, onu çamurdan yarattın

38:77
قَالَ فَٱخۡرُجۡ مِنۡهَا فَإِنَّكَ رَجِيمࣱ‏

Ali Bulaç(Allah) Dedi ki: "Öyleyse ordan (cennetten) çık, artık sen kovulmuş bulunmaktasın

Elmalılı Hamdi YazırAllah: "Hemen çık oradan, artık sen kovuldun

Süleyman AteşBuyurdu ki: "Haydi çık oradan, sen kovuldun

38:78
وَإِنَّ عَلَيۡكَ لَعۡنَتِيٓ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلدِّينِ

Ali BulaçVe şüphesiz, din (kıyametteki hesap) gününe kadar Benim lanetim senin üzerinedir

Elmalılı Hamdi YazırVe elbette lanetim ceza gününe kadar senin üzerindedir." buyurdu

Süleyman AteşTa ceza gününe kadar lanetim üzerinedir

38:79 📚 1
قَالَ رَبِّ فَأَنظِرۡنِيٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ

Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, öyleyse onların dirilecekleri güne kadar bana süre tanı

Elmalılı Hamdi Yazırİblis: "Ya Rab! O halde insanların diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver." dedi

Süleyman AteşRabbim, dedi, öyleyse yeniden dirilecekleri güne kadar bana süre ver

38:80
قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلۡمُنظَرِينَ

Ali BulaçDedi ki: "O halde, süre tanınanlardansın

Elmalılı Hamdi YazırAllah: "Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin" buyurdu

Süleyman AteşBuyurdu: "Haydi sen süre verilenlerdensin

38:81
إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡوَقۡتِ ٱلۡمَعۡلُومِ

Ali BulaçBilinen vaktin gününe kadar

Elmalılı Hamdi YazırAllah: "Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin" buyurdu

Süleyman AteşO belli vaktin gününe kadar. Until the day of the time appointed

38:82 📚 1
قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغۡوِيَنَّهُمۡ أَجۡمَعِينَ

Ali BulaçDedi ki: "Senin izzetin adına andolsun, ben, onların tümünü mutlaka azdırıp-kışkırtacağım

Elmalılı Hamdi Yazırİblis: "Öyle ise izzet ve şerefine yemin ederim ki, ben onların hepsini mutlaka aldatır, saptırırım

Süleyman Ateş(İblis) Dedi: "Senin izzet ve şerefine and olsun ki, onların tümünü azdıracağım

38:83 📚 4
إِلَّا عِبَادَكَ مِنۡهُمُ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Ali BulaçAncak onlardan, muhlis olan kulların hariç

Elmalılı Hamdi YazırAncak içlerinden ihlas ile seçilmiş has kulların müstesna" dedi

Süleyman AteşYalnız onlardan ihlaslı kulların(a dokunmayacağım)

38:84 📚 1
قَالَ فَٱلۡحَقُّ وَٱلۡحَقَّ أَقُولُ

Ali Bulaç(Allah) "İşte bu haktır ve Ben hakkı söylerim" dedi

Elmalılı Hamdi YazırAllah buyurdu ki: "O doğru, ben hep doğruyu söylerim

Süleyman AteşBuyurdu ki: "Gerçektir (sen benim halis kullarımı kandıramazsın), ve ben gerçek olarak diyorum ki

38:85 📚 1
لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكَ وَمِمَّن تَبِعَكَ مِنۡهُمۡ أَجۡمَعِينَ

Ali BulaçAndolsun, senden ve içlerinde sana tabi olacak olanlardan tümüyle cehennemi dolduracağım

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, cehennemi mutlaka senden ve onların sana uyanlarından, topunuzdan tıka basa dolduracağım

Süleyman AteşSenden ve onlar içinde sana uyan kimselerden (gelenler ile) cehennemi dolduracağım

38:86 📚 5
قُلۡ مَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرࣲ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُتَكَلِّفِينَ

Ali Bulaç(Ey Peygamber) De ki: "Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve (kendiliğinden) bir yükümlülük getirenlerden de değilim

Elmalılı Hamdi YazırEy Muhammed! De ki: "Ben o Kur'ân'a karşı sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben kendiliğimden bir şey de teklif etmiyorum

Süleyman AteşDe ki: "Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Ve ben yapmacık yapanlardan, (uydurma şeylerle peygamberlik taslayanlardan) değilim

38:87
إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ لِّلۡعَٰلَمِينَ

Ali BulaçO (Kur'an), alemler için yalnızca bir zikir (öğüt ve hatırlatma)dir

Elmalılı Hamdi YazırO Kur'ân, bütün âlemler için bir zikir, bir öğüttür

Süleyman AteşO (Kur'an), ancak bütün alemlere öğüttür

38:88 📚 4
وَلَتَعۡلَمُنَّ نَبَأَهُۥ بَعۡدَ حِينِۭ

Ali BulaçGerçekten onun haberini bir zaman sonra öğreneceksiniz

Elmalılı Hamdi YazırHerhalde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz

Süleyman AteşBir süre sonra "Onun haberi(nin doğruluğu)nu gayet iyi bileceksiniz

← Önceki Sonraki →

38. Saad Suresi | Anlam Arayışı