☪ Anlam Arayışı

52. At-Tur سُورَةُ الطُّورِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
52:1
وَٱلطُّورِ
وَٱلطُّورِ
andolsun Tur'a

Diyanet İşleri MealiTura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun Tûr'a

52:2
وَكِتَٰبࣲ مَّسۡطُورࣲ‏
وَكِتَـٰبٍۢ
ve Kitaba
مَّسْطُورٍۢ
satır satır yazılmış

Diyanet İşleri MealiTura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

Elmalılı Hamdi YazırYayılmış ince deri üzerine, satır satır yazılmış kitaba

52:3 📚 2
فِي رَقࣲّ مَّنشُورࣲ‏
فِى
ince deri üzerine
رَقٍّۢ
parchment
مَّنشُورٍۢ
yayılmış

Diyanet İşleri MealiTura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

Elmalılı Hamdi YazırYayılmış ince deri üzerine, satır satır yazılmış kitaba

52:4
وَٱلۡبَيۡتِ ٱلۡمَعۡمُورِ
وَٱلْبَيْتِ
ve eve (Ka'be'ye)
ٱلْمَعْمُورِ
bakımlı

Diyanet İşleri MealiTura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

Elmalılı Hamdi YazırMa'mur eve

52:5
وَٱلسَّقۡفِ ٱلۡمَرۡفُوعِ
وَٱلسَّقْفِ
ve tavana (göğe)
ٱلْمَرْفُوعِ
yükseltilmiş

Diyanet İşleri MealiTura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

Elmalılı Hamdi YazırYükseltilmiş tavana

52:6
وَٱلۡبَحۡرِ ٱلۡمَسۡجُورِ
وَٱلْبَحْرِ
ve denize
ٱلْمَسْجُورِ
kaynatılmış

Diyanet İşleri MealiTura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

Elmalılı Hamdi YazırKaynatılmış denize, (andolsun ki)

52:7
إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَٰقِعࣱ‏
إِنَّ
mutlaka
عَذَابَ
azabı
رَبِّكَ
Rabbinin
لَوَٰقِعٌۭ
vukubulacaktır

Diyanet İşleri MealiTura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

Elmalılı Hamdi YazırRabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır

52:8
مَّا لَهُۥ مِن دَافِعࣲ‏
مَّا
yoktur
لَهُۥ
ona
مِن
hiçbir şey
دَافِعٍۢ
engel olacak

Diyanet İşleri MealiTura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

Elmalılı Hamdi YazırOna engel olacak (hiçbir şey de) yoktur

52:9
يَوۡمَ تَمُورُ ٱلسَّمَآءُ مَوۡرࣰ ا
يَوْمَ
(o) gün
تَمُورُ
çalkanır;
ٱلسَّمَآءُ
gök
مَوْرًۭا
bir çalkalanış

Diyanet İşleri MealiGöğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak

Elmalılı Hamdi YazırO gün gök, bir çalkanış çalkalanır

52:10
وَتَسِيرُ ٱلۡجِبَالُ سَيۡرࣰ ا
وَتَسِيرُ
yürür
ٱلْجِبَالُ
dağlar
سَيْرًۭا
bir yürüyüş

Diyanet İşleri MealiGöğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak

Elmalılı Hamdi YazırDağlar da bir yürüyüş yürür

52:11
فَوَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
فَوَيْلٌۭ
vay haline
يَوْمَئِذٍۢ
o gün
لِّلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanların

Diyanet İşleri MealiGöğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak

Elmalılı Hamdi YazırVay haline o gün yalanlayanların

52:12
ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي خَوۡضࣲ يَلۡعَبُونَ
ٱلَّذِينَ
Onlar ki
هُمْ
içinde
فِى
in
خَوْضٍۢ
batıl şeyler
يَلْعَبُونَ
oynayıp dururlar

Diyanet İşleri MealiGöğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak

Elmalılı Hamdi YazırKi onlar, daldıkları bir batak (bâtıl)da oynayıp duruyorlar

52:13
يَوۡمَ يُدَعُّونَ إِلَىٰ نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّا
يَوْمَ
o gün
يُدَعُّونَ
kakılırlar
إِلَىٰ
ateşine
نَارِ
(the) Fire
جَهَنَّمَ
cehennem
دَعًّا
sürüklenerek

Diyanet İşleri MealiCehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur

Elmalılı Hamdi YazırO gün onlar cehennem ateşine itilip kakılacaklar

52:14 📚 2
هَٰذِهِ ٱلنَّارُ ٱلَّتِي كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ
هَـٰذِهِ
işte budur
ٱلنَّارُ
ateş
ٱلَّتِى
olduğunuz
كُنتُم
you used to
بِهَا
onu
تُكَذِّبُونَ
yalanlamış

Diyanet İşleri MealiCehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara): "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur" (denilecek)

52:15 📚 1
أَفَسِحۡرٌ هَٰذَآ أَمۡ أَنتُمۡ لَا تُبۡصِرُونَ
أَفَسِحْرٌ
büyü müymüş?
هَـٰذَآ
bu
أَمْ
yoksa
أَنتُمْ
siz (mi?)
لَا
görmüyormuşsunuz
تُبْصِرُونَ
see

Diyanet İşleri MealiBu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir

Elmalılı Hamdi YazırBu da mı bir sihir? Yoksa siz görmüyor musunuz

52:16 📚 2
ٱصۡلَوۡهَا فَٱصۡبِرُوٓاْ أَوۡ لَا تَصۡبِرُواْ سَوَآءٌ عَلَيۡكُمۡۖ إِنَّمَا تُجۡزَوۡنَ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
ٱصْلَوْهَا
girin ona
فَٱصْبِرُوٓا۟
ve sabredin
أَوْ
veyahut
لَا
sabretmeyin
تَصْبِرُوا۟
be patient
سَوَآءٌ
birdir
عَلَيْكُمْ ۖ
sizin için
إِنَّمَا
ancak
تُجْزَوْنَ
cezalandırılacaksınız
مَا
göre
كُنتُمْ
olduklarınıza
تَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Diyanet İşleri MealiBu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir

Elmalılı Hamdi YazırGirin oraya, ister sabredin ister etmeyin artık sizin için birdir. Siz hep yaptıklarınıza göre cezalandırılacaksınız" (denilecek)

52:17
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي جَنَّٰتࣲ وَنَعِيمࣲ‏
إِنَّ
şüphesiz
ٱلْمُتَّقِينَ
korunanlar
فِى
içindedirler
جَنَّـٰتٍۢ
cennetler
وَنَعِيمٍۢ
ve ni'metler

Diyanet İşleri MealiAllah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz (günahlardan) korunanlar da cennetlerde, nimetler içindedirler

52:18
فَٰكِهِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡ وَوَقَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ
فَـٰكِهِينَ
sefa sürerler
بِمَآ
şeylerle
ءَاتَىٰهُمْ
kendilerine verdikleri
رَبُّهُمْ
Rablerinin
وَوَقَىٰهُمْ
ve onları korumuştur
رَبُّهُمْ
Rableri
عَذَابَ
azabından
ٱلْجَحِيمِ
cehennem

Diyanet İşleri MealiAllah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur

Elmalılı Hamdi YazırRablerinin kendilerine verdiği ile zevk ü sefâ sürerler. Rableri onları, cehennem azabından korumuştur

52:19
كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
كُلُوا۟
yeyin
وَٱشْرَبُوا۟
ve için
هَنِيٓـًٔۢا
afiyetle
بِمَا
karşılık
كُنتُمْ
olduklarınıza
تَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Diyanet İşleri MealiOnlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için" (denilir)

52:20
مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ سُرُرࣲ مَّصۡفُوفَةࣲۖ وَزَوَّجۡنَٰهُم بِحُورٍ عِينࣲ‏
مُتَّكِـِٔينَ
yaslanarak
عَلَىٰ
üzerine
سُرُرٍۢ
koltuklar
مَّصْفُوفَةٍۢ ۖ
sıra sıra dizilmiş
وَزَوَّجْنَـٰهُم
onları evlendirmişizdir
بِحُورٍ
hurilerle
عِينٍۢ
iri gözlü

Diyanet İşleri MealiOnlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz

Elmalılı Hamdi YazırSıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Ayrıca biz onları ceylan gözlü hûrilerle evlendirdik

52:21
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَٱتَّبَعَتۡهُمۡ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَٰنٍ أَلۡحَقۡنَا بِهِمۡ ذُرِّيَّتَهُمۡ وَمَآ أَلَتۡنَٰهُم مِّنۡ عَمَلِهِم مِّن شَيۡءࣲۚ كُلُّ ٱمۡرِيِٕۭ بِمَا كَسَبَ رَهِينࣱ‏
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
وَٱتَّبَعَتْهُمْ
ve kendilerine uyanlar
ذُرِّيَّتُهُم
zürriyetleri de
بِإِيمَـٰنٍ
imanda
أَلْحَقْنَا
kattık
بِهِمْ
kendilerine
ذُرِّيَّتَهُمْ
zürriyetlerini
وَمَآ
ve
أَلَتْنَـٰهُم
eksiltmedik
مِّنْ
kendi amellerinden
عَمَلِهِم
their deeds
مِّن
hiçbir
شَىْءٍۢ ۚ
şey
كُلُّ
her
ٱمْرِئٍۭ
kişi
بِمَا
şeye
كَسَبَ
kendi kazandığı
رَهِينٌۭ
bağlıdır

Diyanet İşleri Mealiİnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır

Elmalılı Hamdi Yazırİman edip zürriyetleri de iman ile kendilerine tâbi olanlar (yok mu?); işte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Kendilerinin amellerinden birşey de eksiltmedik. Herkes kendi kazandığına bağlıdır

52:22
وَأَمۡدَدۡنَٰهُم بِفَٰكِهَةࣲ وَلَحۡمࣲ مِّمَّا يَشۡتَهُونَ
وَأَمْدَدْنَـٰهُم
ve onlara bol bol verdik
بِفَـٰكِهَةٍۢ
meyvadan
وَلَحْمٍۢ
ve etten
مِّمَّا
canlarının istediği
يَشْتَهُونَ
they desire

Diyanet İşleri MealiCennette olanlara diledikleri meyve ve etten bol bol veririz

Elmalılı Hamdi YazırOnlara canlarının istediği meyvalar ve etlerden bol bol verdik

52:23
يَتَنَٰزَعُونَ فِيهَا كَأۡسࣰ ا لَّا لَغۡوࣱ فِيهَا وَلَا تَأۡثِيمࣱ‏
يَتَنَـٰزَعُونَ
kapışırlar
فِيهَا
orada
كَأْسًۭا
bir kadeh
لَّا
yoktur
لَغْوٌۭ
saçmalama
فِيهَا
içinde
وَلَا
ve yoktur
تَأْثِيمٌۭ
günaha sokma

Diyanet İşleri MealiOrada kadeh tokuştururlar; fakat bunda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır

Elmalılı Hamdi YazırOrada bir kadeh kapışırlar ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne de günaha sokma

52:24
۞وَيَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ غِلۡمَانࣱ لَّهُمۡ كَأَنَّهُمۡ لُؤۡلُؤࣱ مَّكۡنُونࣱ‏
۞ وَيَطُوفُ
çevrelerinde dolaşır
عَلَيْهِمْ
onların
غِلْمَانٌۭ
civanlar
لَّهُمْ
kendilerine mahsus
كَأَنَّهُمْ
gibi
لُؤْلُؤٌۭ
inci
مَّكْنُونٌۭ
saklanmış

Diyanet İşleri MealiSedefteki inciler gibi olan gençler yanlarında dolaşırlar

Elmalılı Hamdi YazırKendilerine ait bir takım hizmetçiler de onların etrafında dönerler. Bu gençler sanki sedefleri içine gizlenmiş inci gibidirler

52:25 📚 3
وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَسَآءَلُونَ
وَأَقْبَلَ
ve dönmüş(ler)
بَعْضُهُمْ
birkısmı
عَلَىٰ
diğerine
بَعْضٍۢ
others
يَتَسَآءَلُونَ
soruyorlar

Diyanet İşleri MealiBirbirlerine dönüp soruşurlar

Elmalılı Hamdi YazırBirbirlerine yönelip soruyorlar

52:26 📚 10
قَالُوٓاْ إِنَّا كُنَّا قَبۡلُ فِيٓ أَهۡلِنَا مُشۡفِقِينَ
قَالُوٓا۟
dediler
إِنَّا
elbette biz
كُنَّا
idik
قَبْلُ
daha önce
فِىٓ
içinde
أَهْلِنَا
ailemiz
مُشْفِقِينَ
korku içinde

Diyanet İşleri MealiDoğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler

Elmalılı Hamdi YazırVe diyorlar ki: "Gerçekte biz daha önce (dünya hayatında) âilemiz içinde (âkibetimizden) korkardık

52:27
فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيۡنَا وَوَقَىٰنَا عَذَابَ ٱلسَّمُومِ
فَمَنَّ
lutfetti
ٱللَّهُ
Allah
عَلَيْنَا
bize
وَوَقَىٰنَا
ve bizi korudu
عَذَابَ
azabdan
ٱلسَّمُومِ
hücrelere işleyen

Diyanet İşleri MealiDoğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler

Elmalılı Hamdi YazırAllah bize lutfetti de bizi (vücûdun) içine işleyen (kavurucu) azabdan korudu

52:28 📚 1
إِنَّا كُنَّا مِن قَبۡلُ نَدۡعُوهُۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡبَرُّ ٱلرَّحِيمُ
إِنَّا
elbette biz
كُنَّا
idik
مِن
bundan önce
قَبْلُ
before
نَدْعُوهُ ۖ
yalnız O'na yalvarır
إِنَّهُۥ
çünkü O
هُوَ
O'dur
ٱلْبَرُّ
iyilik eden
ٱلرَّحِيمُ
esirgeyen

Diyanet İşleri MealiDoğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz bundan önce O'na yalvarıyorduk. Çünkü iyilik eden, esirgeyen ancak O'dur

52:29
فَذَكِّرۡ فَمَآ أَنتَ بِنِعۡمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنࣲ وَلَا مَجۡنُونٍ
فَذَكِّرْ
sen hatırlat
فَمَآ
değilsin
أَنتَ
sen
بِنِعْمَتِ
ni'meti sayesinde
رَبِّكَ
Rabbinin
بِكَاهِنٍۢ
kahin
وَلَا
ve değilsin
مَجْنُونٍ
mecnun

Diyanet İşleri MealiÖğüt ver; Rabbinin nimetiyle sen, ne kahinsin ne de delisin

Elmalılı Hamdi Yazır(Ey Muhammed!) sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kâhinsin, ne de mecnûn

52:30
أَمۡ يَقُولُونَ شَاعِرࣱ نَّتَرَبَّصُ بِهِۦ رَيۡبَ ٱلۡمَنُونِ
أَمْ
yoksa
يَقُولُونَ
diyorlar (mı?)
شَاعِرٌۭ
bir şa'irdir
نَّتَرَبَّصُ
gözetliyoruz
بِهِۦ
onun
رَيْبَ
felaketlerine çarpılmasını
ٱلْمَنُونِ
zamanın

Diyanet İşleri MealiYoksa senin için şöyle mi derler: "Şairdir, zamanın onun aleyhine dönmesini gözlüyoruz

Elmalılı Hamdi YazırYoksa onlar (senin için): "Bir şâirdir, zamanın felaketlerine çarpılmasını gözetliyoruz." mu diyorlar

52:31
قُلۡ تَرَبَّصُواْ فَإِنِّي مَعَكُم مِّنَ ٱلۡمُتَرَبِّصِينَ
قُلْ
de ki
تَرَبَّصُوا۟
gözetleyin
فَإِنِّى
elbette ben de
مَعَكُم
sizinle beraber
مِّنَ
gözetleyenlerdenim
ٱلْمُتَرَبِّصِينَ
those who wait

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözlemekteyim

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: Bekleyin, çünkü ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

52:32
أَمۡ تَأۡمُرُهُمۡ أَحۡلَٰمُهُم بِهَٰذَآۚ أَمۡ هُمۡ قَوۡمࣱ طَاغُونَ
أَمْ
yoksa
تَأْمُرُهُمْ
emrediyor
أَحْلَـٰمُهُم
akılları (mı?)
بِهَـٰذَآ ۚ
bunu
أَمْ
yoksa
هُمْ
onlar
قَوْمٌۭ
bir topluluk (mudur?)
طَاغُونَ
azgın

Diyanet İşleri MealiBunu onlara akılları mı buyuruyor? Yoksa onlar azgın bir millet midirler

Elmalılı Hamdi YazırOnların akılları mı bunu emreder yoksa onlar azgın bir topluluk mudur

52:33
أَمۡ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۥۚ بَل لَّا يُؤۡمِنُونَ
أَمْ
yoksa
يَقُولُونَ
diyorlar
تَقَوَّلَهُۥ ۚ
onu uydurdu (mu?)
بَل
hayır
لَّا
onlar inanmıyorlar
يُؤْمِنُونَ
they believe

Diyanet İşleri MealiYahut: "Onu kendi uydurdu" diyorlar öyle mi? Hayır, inanmıyorlar

Elmalılı Hamdi YazırYoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır onlar inanmıyorlar

52:34
فَلۡيَأۡتُواْ بِحَدِيثࣲ مِّثۡلِهِۦٓ إِن كَانُواْ صَٰدِقِينَ
فَلْيَأْتُوا۟
haydi getirsinler
بِحَدِيثٍۢ
bir söz
مِّثْلِهِۦٓ
onun gibi
إِن
eğer
كَانُوا۟
iseler
صَـٰدِقِينَ
doğru(lardan)

Diyanet İşleri MealiEğer iddialarında samimi iseler Kuran'ın benzeri bir söz meydana getirsinler

Elmalılı Hamdi YazırEğer doğru iseler onun benzeri bir söz meydana getirsinler

52:35 📚 2
أَمۡ خُلِقُواْ مِنۡ غَيۡرِ شَيۡءٍ أَمۡ هُمُ ٱلۡخَٰلِقُونَ
أَمْ
yoksa
خُلِقُوا۟
yaratıldılar
مِنْ
hiçbir
غَيْرِ
olmadan (mı?)
شَىْءٍ
şey
أَمْ
yoksa
هُمُ
kendileri (midir?)
ٱلْخَـٰلِقُونَ
yaratanlar

Diyanet İşleri MealiOnlar, yaratan olmaksızın mı yaratıldılar yoksa yaratanlar kendileri midir

Elmalılı Hamdi YazırYoksa onlar, hiçbir şey olmadan (yani yaratıcısız) mı yaratıldılar? Yoksa kendileri yaratıcı mıdırlar

52:36
أَمۡ خَلَقُواْ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَۚ بَل لَّا يُوقِنُونَ
أَمْ
yoksa
خَلَقُوا۟
yarattılar
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri (mi?)
وَٱلْأَرْضَ ۚ
ve yeri
بَل
hayır
لَّا
onlar düşünüp inanmazlar
يُوقِنُونَ
they are certain

Diyanet İşleri MealiYoksa gökleri ve yeri kendileri mi yarattılar? Hayır, Allah'a kesin olarak inanmıyorlar

Elmalılı Hamdi YazırYoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar düşünüp hakikati anlamazlar

52:37
أَمۡ عِندَهُمۡ خَزَآئِنُ رَبِّكَ أَمۡ هُمُ ٱلۡمُصَۜيۡطِرُونَ
أَمْ
yoksa
عِندَهُمْ
onların yanında (mıdır?)
خَزَآئِنُ
hazineleri
رَبِّكَ
Rabbinin
أَمْ
yahut
هُمُ
kendileri (midir?)
ٱلْمُصَۣيْطِرُونَ
hakim olan

Diyanet İşleri MealiYoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa onlar mı işe hakimdirler

Elmalılı Hamdi YazırYoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yahut hâkim (her şeyin yöneticisi) kendileri midir

52:38
أَمۡ لَهُمۡ سُلَّمࣱ يَسۡتَمِعُونَ فِيهِۖ فَلۡيَأۡتِ مُسۡتَمِعُهُم بِسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينٍ
أَمْ
yoksa
لَهُمْ
onların (var mıdır?)
سُلَّمٌۭ
bir merdivenleri
يَسْتَمِعُونَ
dinleyecekleri
فِيهِ ۖ
orada
فَلْيَأْتِ
öyleyse getirsin
مُسْتَمِعُهُم
dinleyenleri
بِسُلْطَـٰنٍۢ
bir delil
مُّبِينٍ
açık

Diyanet İşleri MealiYoksa, üzerine çıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin

Elmalılı Hamdi YazırYoksa kendilerine mahsus (üzerine çıkıp sırları) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri, açık bir delil getirsin

52:39
أَمۡ لَهُ ٱلۡبَنَٰتُ وَلَكُمُ ٱلۡبَنُونَ
أَمْ
yoksa
لَهُ
O'nun (mudur?)
ٱلْبَنَـٰتُ
kızlar
وَلَكُمُ
ve sizin (midir?)
ٱلْبَنُونَ
oğullar

Diyanet İşleri MealiDemek kızlar Allah'ın, oğullar sizin öyle mi

Elmalılı Hamdi YazırDemek kızlar O'na, oğullar size öyle mi

52:40
أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ أَجۡرࣰ ا فَهُم مِّن مَّغۡرَمࣲ مُّثۡقَلُونَ
أَمْ
yoksa
تَسْـَٔلُهُمْ
onlardan istiyorsun (da)
أَجْرًۭا
bir ücret
فَهُم
ve onlar
مِّن
bir borç
مَّغْرَمٍۢ
a debt
مُّثْقَلُونَ
yükü altında (mıdır?)

Diyanet İşleri MealiYahut sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar

Elmalılı Hamdi YazırYoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar

52:41
أَمۡ عِندَهُمُ ٱلۡغَيۡبُ فَهُمۡ يَكۡتُبُونَ
أَمْ
yoksa
عِندَهُمُ
onların yanında (mıdır?)
ٱلْغَيْبُ
gayb
فَهُمْ
kendileri (mi?)
يَكْتُبُونَ
yazıyorlar

Diyanet İşleri MealiVeya, görülmeyeni bilmek kendilerine aittir de, onlar mı yazıyorlar

Elmalılı Hamdi YazırYoksa gayb kendilerinin yanında da onlar mı yazıyorlar

52:42
أَمۡ يُرِيدُونَ كَيۡدࣰ اۖ فَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ هُمُ ٱلۡمَكِيدُونَ
أَمْ
yoksa
يُرِيدُونَ
istiyorlar
كَيْدًۭا ۖ
bir tuzak kurmak (mı?)
فَٱلَّذِينَ
oysa (asıl)
كَفَرُوا۟
inkar edenler
هُمُ
onlardır
ٱلْمَكِيدُونَ
tuzağa düşecek olanlar

Diyanet İşleri MealiYoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ama o tuzağa yakalanacak olanlar inkar edenlerdir

Elmalılı Hamdi YazırYoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Fakat o küfredenlerin kendileri tuzağa düşeceklerdir

52:43
أَمۡ لَهُمۡ إِلَٰهٌ غَيۡرُ ٱللَّهِۚ سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِكُونَ
أَمْ
yoksa
لَهُمْ
onların (var mı?)
إِلَـٰهٌ
bir tanrısı
غَيْرُ
başka
ٱللَّهِ ۚ
Allah'tan
سُبْحَـٰنَ
şanı yücedir
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَمَّا
şeylerden
يُشْرِكُونَ
onların ortak koştukları

Diyanet İşleri MealiYoksa Allah'tan başka bir tanrıları mı vardır? Allah, onların ortak koşmalarından münezzehtir

Elmalılı Hamdi YazırYoksa onların Allah'tan başka bir ilâhı mı var? Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır

52:44
وَإِن يَرَوۡاْ كِسۡفࣰ ا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ سَاقِطࣰ ا يَقُولُواْ سَحَابࣱ مَّرۡكُومࣱ‏
وَإِن
ve eğer
يَرَوْا۟
görseler
كِسْفًۭا
bir parçanın
مِّنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
سَاقِطًۭا
düştüğünü
يَقُولُوا۟
derler
سَحَابٌۭ
bulutlardır
مَّرْكُومٌۭ
üst üste yığılmış

Diyanet İşleri MealiGökten azap olarak düşen bir parça görseler: "Bulut kümesidir" derler

Elmalılı Hamdi YazırGökten bir parçanın düştüğünü görseler, "Üst üste yığılmış bulutlardır." derler

52:45
فَذَرۡهُمۡ حَتَّىٰ يُلَٰقُواْ يَوۡمَهُمُ ٱلَّذِي فِيهِ يُصۡعَقُونَ
فَذَرْهُمْ
bırak onları
حَتَّىٰ
kadar
يُلَـٰقُوا۟
kavuşuncaya
يَوْمَهُمُ
günlerine
ٱلَّذِى
orada
فِيهِ
in it
يُصْعَقُونَ
korkudan bayılacakları

Diyanet İşleri MealiÇarpılacakları güne erişmelerine kadar onları bırak

Elmalılı Hamdi YazırArtık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları (kendi hallerine) bırak

52:46
يَوۡمَ لَا يُغۡنِي عَنۡهُمۡ كَيۡدُهُمۡ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا هُمۡ يُنصَرُونَ
يَوْمَ
(o) gün
لَا
sağlamaz
يُغْنِى
will avail
عَنْهُمْ
kendilerine
كَيْدُهُمْ
tuzakları
شَيْـًۭٔا
hiçbir (yarar)
وَلَا
ve değildir
هُمْ
onlara
يُنصَرُونَ
yardım edilecek

Diyanet İşleri MealiO gün, düzenleri kendilerine bir fayda vermez; yardım da görmezler

Elmalılı Hamdi YazırO gün hiçbir tedbirlerinin kendilerine zerre kadar faydası olmayacak ve hiçbir şekilde yardım da görmeyeceklerdir

52:47
وَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُواْ عَذَابࣰ ا دُونَ ذَٰلِكَ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
وَإِنَّ
ve şüphesiz
لِلَّذِينَ
vardır
ظَلَمُوا۟
zulmedenlere
عَذَابًۭا
bir azab
دُونَ
başka
ذَٰلِكَ
bundan
وَلَـٰكِنَّ
fakat
أَكْثَرَهُمْ
çokları
لَا
bilmezler
يَعْلَمُونَ
know

Diyanet İşleri MealiZulmedenlere, şüphesiz, bundan başka da azap vardır; fakat onların çoğu bilmezler

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz o zulmedenlere ondan başka da azab vardır. Fakat çokları bilmezler

52:48 📚 1
وَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ فَإِنَّكَ بِأَعۡيُنِنَاۖ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ حِينَ تَقُومُ
وَٱصْبِرْ
o halde sabret
لِحُكْمِ
hükmüne
رَبِّكَ
Rabbinin
فَإِنَّكَ
çünkü sen
بِأَعْيُنِنَا ۖ
gözlerimizin önündesin
وَسَبِّحْ
ve tesbih et
بِحَمْدِ
övgü ile
رَبِّكَ
Rabbini
حِينَ
zaman
تَقُومُ
kalktığın

Diyanet İşleri MealiRabbinin hükmü yerine gelinceye kadar sabret; doğrusu sen, Bizim nezaretimiz altındasın; kalkarken Rabbini överek tesbih et

Elmalılı Hamdi YazırRabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman Rabbini hamd ile tesbih et

52:49
وَمِنَ ٱلَّيۡلِ فَسَبِّحۡهُ وَإِدۡبَٰرَ ٱلنُّجُومِ
وَمِنَ
bir kısmında
ٱلَّيْلِ
gecenin
فَسَبِّحْهُ
O'nu tesbih et
وَإِدْبَـٰرَ
ve ardından
ٱلنُّجُومِ
yıldızların

Diyanet İşleri MealiGeceleyin ve yıldızlar kaybolurken de O'nu tesbih et

Elmalılı Hamdi YazırGecenin bir kısmında ve yıldızların batışında da O'nu tesbih et

← Önceki Sonraki →

52. At-Tur Suresi | Anlam Arayışı