52. At-Tur سُورَةُ الطُّورِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
52:1 ▶ ⧉ ☆
وَٱلطُّورِ
Süleyman Ateş Andolsun Tur'a (Musa'nın vahiy aldığı Sina Dağı'na)
52:2 ▶ ⧉ ☆
وَكِتَٰبࣲ مَّسۡطُورࣲ
مَّسْطُورٍۢ
satır satır yazılmış
Süleyman Ateş Satır satır yazılmış Kitaba
فِي رَقࣲّ مَّنشُورࣲ
Süleyman Ateş Yayılmış ince deri üzerine
52:4 ▶ ⧉ ☆
وَٱلۡبَيۡتِ ٱلۡمَعۡمُورِ
وَٱلْبَيْتِ
ve eve (Ka'be'ye)
Süleyman Ateş Ma'mur (bakımlı, şen) Ev (Ka'be'y)e
52:5 ▶ ⧉ ☆
وَٱلسَّقۡفِ ٱلۡمَرۡفُوعِ
وَٱلسَّقْفِ
ve tavana (göğe)
Süleyman Ateş Yükseltilmiş tavana (göğe)
52:6 ▶ ⧉ ☆
وَٱلۡبَحۡرِ ٱلۡمَسۡجُورِ
Süleyman Ateş Kaynatılmış denize (bunlara andolsun ki)
52:7 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَٰقِعࣱ
Süleyman Ateş Rabbinin azabı mutlaka vukubulacaktır
52:8 ▶ ⧉ ☆
مَّا لَهُۥ مِن دَافِعࣲ
Süleyman Ateş Ona engel olacak bir şey yoktur
52:9 ▶ ⧉ ☆
يَوۡمَ تَمُورُ ٱلسَّمَآءُ مَوۡرࣰ ا
Süleyman Ateş O gün gök, bir çalkalanış çalkanır
52:10 ▶ ⧉ ☆
وَتَسِيرُ ٱلۡجِبَالُ سَيۡرࣰ ا
Süleyman Ateş Dağlar bir yürüyüş yürür ki
52:11 ▶ ⧉ ☆
فَوَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
لِّلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanların
Süleyman Ateş Yalanlayanların vay haline o gün
52:12 ▶ ⧉ ☆
ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي خَوۡضࣲ يَلۡعَبُونَ
يَلْعَبُونَ
oynayıp dururlar
Süleyman Ateş O daldıkları batıl içinde oynayıp duranlar
52:13 ▶ ⧉ ☆
يَوۡمَ يُدَعُّونَ إِلَىٰ نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّا
Süleyman Ateş O gün (şöyle denilerek) cehennem ateşine kakılırlar
هَٰذِهِ ٱلنَّارُ ٱلَّتِي كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ
Süleyman Ateş İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur
أَفَسِحۡرٌ هَٰذَآ أَمۡ أَنتُمۡ لَا تُبۡصِرُونَ
Süleyman Ateş (Nasıl) Şimdi bu, büyümüymüş, yoksa siz mi görmüyor muşsunuz
ٱصۡلَوۡهَا فَٱصۡبِرُوٓاْ أَوۡ لَا تَصۡبِرُواْ سَوَآءٌ عَلَيۡكُمۡۖ إِنَّمَا تُجۡزَوۡنَ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
تُجْزَوْنَ
cezalandırılacaksınız
Süleyman Ateş Girin ona, ister dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Ancak yaptıklarınıza göre cezalandırılacaksınız
52:17 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي جَنَّٰتࣲ وَنَعِيمࣲ
Süleyman Ateş Korunanlar da cennetlerde , ni'met içindedirler
52:18 ▶ ⧉ ☆
فَٰكِهِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡ وَوَقَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ
ءَاتَىٰهُمْ
kendilerine verdikleri
وَوَقَىٰهُمْ
ve onları korumuştur
Süleyman Ateş Rablerinin kendilerine verdikleriyle sefa sürerler. Rableri onları, cehennem azabından korumuştur
52:19 ▶ ⧉ ☆
كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
Süleyman Ateş Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için
52:20 ▶ ⧉ ☆
مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ سُرُرࣲ مَّصۡفُوفَةࣲۖ وَزَوَّجۡنَٰهُم بِحُورٍ عِينࣲ
مَّصْفُوفَةٍۢ ۖ
sıra sıra dizilmiş
وَزَوَّجْنَـٰهُم
onları evlendirmişizdir
Süleyman Ateş Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Onları, iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir
52:21 ▶ ⧉ ☆
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَٱتَّبَعَتۡهُمۡ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَٰنٍ أَلۡحَقۡنَا بِهِمۡ ذُرِّيَّتَهُمۡ وَمَآ أَلَتۡنَٰهُم مِّنۡ عَمَلِهِم مِّن شَيۡءࣲۚ كُلُّ ٱمۡرِيِٕۭ بِمَا كَسَبَ رَهِينࣱ
وَٱتَّبَعَتْهُمْ
ve kendilerine uyanlar
ذُرِّيَّتُهُم
zürriyetleri de
ذُرِّيَّتَهُمْ
zürriyetlerini
Süleyman Ateş Kendileri inanmış, zürriyetleri de imanda kendilerine uymuş olan kimselerin zürriyetlerini de kendilerine katmışızdır; kendi ameller(inin sevab)ından da hiçbir şey eksiltmemişizdir. Herkes kendi kazandığına bağlıdır
52:22 ▶ ⧉ ☆
وَأَمۡدَدۡنَٰهُم بِفَٰكِهَةࣲ وَلَحۡمࣲ مِّمَّا يَشۡتَهُونَ
وَأَمْدَدْنَـٰهُم
ve onlara bol bol verdik
مِّمَّا
canlarının istediği
Süleyman Ateş Ve onlara canlarının istediği meyvadan ve etten bol bol vermişizdir
52:23 ▶ ⧉ ☆
يَتَنَٰزَعُونَ فِيهَا كَأۡسࣰ ا لَّا لَغۡوࣱ فِيهَا وَلَا تَأۡثِيمࣱ
يَتَنَـٰزَعُونَ
kapışırlar
Süleyman Ateş Orada bir kadeh kapışırlar ki içinde ne saçmalama var, ne de günaha sokma
52:24 ▶ ⧉ ☆
۞وَيَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ غِلۡمَانࣱ لَّهُمۡ كَأَنَّهُمۡ لُؤۡلُؤࣱ مَّكۡنُونࣱ
۞ وَيَطُوفُ
çevrelerinde dolaşır
لَّهُمْ
kendilerine mahsus
Süleyman Ateş Çevrelerinde de kendilerine mahsus, sedef içinde saklı inci gibi civanlar dolaşır (hizmet eder)
وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَسَآءَلُونَ
يَتَسَآءَلُونَ
soruyorlar
Süleyman Ateş Birbirlerine dönmüş soruyorlar
قَالُوٓاْ إِنَّا كُنَّا قَبۡلُ فِيٓ أَهۡلِنَا مُشۡفِقِينَ
Süleyman Ateş Daha önce biz ailemiz içinde (iken sonumuzdan) korkardık. dediler
52:27 ▶ ⧉ ☆
فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيۡنَا وَوَقَىٰنَا عَذَابَ ٱلسَّمُومِ
وَوَقَىٰنَا
ve bizi korudu
ٱلسَّمُومِ
hücrelere işleyen
Süleyman Ateş Allah bize lutfetti de bizi o delikçiklere işleyen azabdan korudu
إِنَّا كُنَّا مِن قَبۡلُ نَدۡعُوهُۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡبَرُّ ٱلرَّحِيمُ
نَدْعُوهُ ۖ
yalnız O'na yalvarır
Süleyman Ateş Biz bundan önce yalnız O'na yalvarır(bizi korumasını O'ndan niyaz eder)dik. Çünkü iyilik eden, esirgeyen O'dur, O
52:29 ▶ ⧉ ☆
فَذَكِّرۡ فَمَآ أَنتَ بِنِعۡمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنࣲ وَلَا مَجۡنُونٍ
بِنِعْمَتِ
ni'meti sayesinde
Süleyman Ateş (Ey Muhammed), Sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin ni'meti sayesinde sen ne kahinsin, ne de mecnun
52:30 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ يَقُولُونَ شَاعِرࣱ نَّتَرَبَّصُ بِهِۦ رَيۡبَ ٱلۡمَنُونِ
رَيْبَ
felaketlerine çarpılmasını
Süleyman Ateş Yoksa onlar (senin hakkında): "Bir şa'irdir, zamanın felaketlerine çarpılmasını gözetliyoruz" mu diyorlar
52:31 ▶ ⧉ ☆
قُلۡ تَرَبَّصُواْ فَإِنِّي مَعَكُم مِّنَ ٱلۡمُتَرَبِّصِينَ
ٱلْمُتَرَبِّصِينَ
those who wait
Süleyman Ateş De ki: "Gözetleyin, ben de sizinle beraber gözetleyenlerdenim. (Bakalım hangimiz felaketlere çarpılacağız)
52:32 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ تَأۡمُرُهُمۡ أَحۡلَٰمُهُم بِهَٰذَآۚ أَمۡ هُمۡ قَوۡمࣱ طَاغُونَ
أَحْلَـٰمُهُم
akılları (mı?)
قَوْمٌۭ
bir topluluk (mudur?)
Süleyman Ateş Akılları mı bunu kendilerine emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur
52:33 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۥۚ بَل لَّا يُؤۡمِنُونَ
تَقَوَّلَهُۥ ۚ
onu uydurdu (mu?)
Süleyman Ateş Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır, onlar inanmıyorlar
52:34 ▶ ⧉ ☆
فَلۡيَأۡتُواْ بِحَدِيثࣲ مِّثۡلِهِۦٓ إِن كَانُواْ صَٰدِقِينَ
فَلْيَأْتُوا۟
haydi getirsinler
Süleyman Ateş Doğru iseler haydi onun gibi bir söz getirsinler
أَمۡ خُلِقُواْ مِنۡ غَيۡرِ شَيۡءٍ أَمۡ هُمُ ٱلۡخَٰلِقُونَ
Süleyman Ateş Yoksa kendileri, hiçbir şey olmadan (raslantı sonucu olarak) mı yaratıldılar? Yoksa yaratanlar kendileri midir
52:36 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ خَلَقُواْ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَۚ بَل لَّا يُوقِنُونَ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri (mi?)
لَّا
onlar düşünüp inanmazlar
يُوقِنُونَ
they are certain
Süleyman Ateş Yoksa gökleri ve yeri mi yarattılar? Hayır, onlar düşünüp de inanmazlar
52:37 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ عِندَهُمۡ خَزَآئِنُ رَبِّكَ أَمۡ هُمُ ٱلۡمُصَۜيۡطِرُونَ
عِندَهُمْ
onların yanında (mıdır?)
ٱلْمُصَۣيْطِرُونَ
hakim olan
Süleyman Ateş Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yahut hakim olan (her şeyi istedikleri gibi yöneten) kendileri midir
52:38 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ لَهُمۡ سُلَّمࣱ يَسۡتَمِعُونَ فِيهِۖ فَلۡيَأۡتِ مُسۡتَمِعُهُم بِسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينٍ
لَهُمْ
onların (var mıdır?)
يَسْتَمِعُونَ
dinleyecekleri
فَلْيَأْتِ
öyleyse getirsin
مُسْتَمِعُهُم
dinleyenleri
Süleyman Ateş Yoksa onların, (göğe çıkıp meleklerin sözlerini ve onlara vahyedileni) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri, (meleklerin sözlerini dinlediklerine) açık bir delil getirsin
52:39 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ لَهُ ٱلۡبَنَٰتُ وَلَكُمُ ٱلۡبَنُونَ
وَلَكُمُ
ve sizin (midir?)
Süleyman Ateş Yoksa kızlar O'na, oğullar size mi
52:40 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ أَجۡرࣰ ا فَهُم مِّن مَّغۡرَمࣲ مُّثۡقَلُونَ
تَسْـَٔلُهُمْ
onlardan istiyorsun (da)
مُّثْقَلُونَ
yükü altında (mıdır?)
Süleyman Ateş Yoksa sen onlardan (vahiyleri duyurmana karşı) bir ücret istiyorsun da onlar, ağır bir borç yükü altında mı kalmışlardır
52:41 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ عِندَهُمُ ٱلۡغَيۡبُ فَهُمۡ يَكۡتُبُونَ
عِندَهُمُ
onların yanında (mıdır?)
Süleyman Ateş Yoksa gayb (görülmeyen bilgi) kendilerinin yanındadır da kendileri mi (oradan istediklerini) yazıyorlar
52:42 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ يُرِيدُونَ كَيۡدࣰ اۖ فَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ هُمُ ٱلۡمَكِيدُونَ
كَيْدًۭا ۖ
bir tuzak kurmak (mı?)
ٱلْمَكِيدُونَ
tuzağa düşecek olanlar
Süleyman Ateş Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl tuzağa düşecek olanlar, o inkar edenlerin kendileridir
52:43 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ لَهُمۡ إِلَٰهٌ غَيۡرُ ٱللَّهِۚ سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِكُونَ
يُشْرِكُونَ
onların ortak koştukları
Süleyman Ateş Yoksa onların Allah'tan başka bir tanrısı mı var? Allah'ın şanı onların ortak koştuklarından yücedir
52:44 ▶ ⧉ ☆
وَإِن يَرَوۡاْ كِسۡفࣰ ا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ سَاقِطࣰ ا يَقُولُواْ سَحَابࣱ مَّرۡكُومࣱ
مَّرْكُومٌۭ
üst üste yığılmış
Süleyman Ateş Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, (yine inatlarından): "Üst üste yığılmış bulutlardır" derler
52:45 ▶ ⧉ ☆
فَذَرۡهُمۡ حَتَّىٰ يُلَٰقُواْ يَوۡمَهُمُ ٱلَّذِي فِيهِ يُصۡعَقُونَ
يُصْعَقُونَ
korkudan bayılacakları
Süleyman Ateş Korkudan bayılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları
52:46 ▶ ⧉ ☆
يَوۡمَ لَا يُغۡنِي عَنۡهُمۡ كَيۡدُهُمۡ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا هُمۡ يُنصَرُونَ
يُنصَرُونَ
yardım edilecek
Süleyman Ateş O gün, tuzakları kendilerine hiçbir yarar sağlamaz ve onlara yardım da edilmez
52:47 ▶ ⧉ ☆
وَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُواْ عَذَابࣰ ا دُونَ ذَٰلِكَ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
Süleyman Ateş Zulmedenlere, bundan başka bir azab da vardır. Fakat çokları bilmezler
وَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ فَإِنَّكَ بِأَعۡيُنِنَاۖ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ حِينَ تَقُومُ
بِأَعْيُنِنَا ۖ
gözlerimizin önündesin
Süleyman Ateş Rabbinin hükmüne sabret, çünkü sen, gözlerimizin önündesin (korumamız altındasın), Kalktığın zaman Rabbini övgü ile an
52:49 ▶ ⧉ ☆
وَمِنَ ٱلَّيۡلِ فَسَبِّحۡهُ وَإِدۡبَٰرَ ٱلنُّجُومِ
فَسَبِّحْهُ
O'nu tesbih et
Süleyman Ateş Gecenin bir kısmında ve yıldızların ardından da O'nu tesbih et
← Önceki Sonraki →