52. At-Tur سُورَةُ الطُّورِ
Diyanet İşleri MealiTura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun Tûr'a
Süleyman AteşAndolsun Tur'a (Musa'nın vahiy aldığı Sina Dağı'na)
Diyanet İşleri MealiTura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
Elmalılı Hamdi YazırYayılmış ince deri üzerine, satır satır yazılmış kitaba
Süleyman AteşSatır satır yazılmış Kitaba
Diyanet İşleri MealiTura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
Elmalılı Hamdi YazırYayılmış ince deri üzerine, satır satır yazılmış kitaba
Süleyman AteşYayılmış ince deri üzerine
Diyanet İşleri MealiTura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
Elmalılı Hamdi YazırMa'mur eve
Süleyman AteşMa'mur (bakımlı, şen) Ev (Ka'be'y)e
Diyanet İşleri MealiTura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
Elmalılı Hamdi YazırYükseltilmiş tavana
Süleyman AteşYükseltilmiş tavana (göğe)
Diyanet İşleri MealiTura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
Elmalılı Hamdi YazırKaynatılmış denize, (andolsun ki)
Süleyman AteşKaynatılmış denize (bunlara andolsun ki)
Diyanet İşleri MealiTura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
Elmalılı Hamdi YazırRabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır
Süleyman AteşRabbinin azabı mutlaka vukubulacaktır
Diyanet İşleri MealiTura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
Elmalılı Hamdi YazırOna engel olacak (hiçbir şey de) yoktur
Süleyman AteşOna engel olacak bir şey yoktur
Diyanet İşleri MealiGöğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak
Elmalılı Hamdi YazırO gün gök, bir çalkanış çalkalanır
Süleyman AteşO gün gök, bir çalkalanış çalkanır
Diyanet İşleri MealiGöğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak
Elmalılı Hamdi YazırDağlar da bir yürüyüş yürür
Süleyman AteşDağlar bir yürüyüş yürür ki
Diyanet İşleri MealiGöğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak
Elmalılı Hamdi YazırVay haline o gün yalanlayanların
Süleyman AteşYalanlayanların vay haline o gün
Diyanet İşleri MealiGöğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak
Elmalılı Hamdi YazırKi onlar, daldıkları bir batak (bâtıl)da oynayıp duruyorlar
Süleyman AteşO daldıkları batıl içinde oynayıp duranlar
Diyanet İşleri MealiCehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur
Elmalılı Hamdi YazırO gün onlar cehennem ateşine itilip kakılacaklar
Süleyman AteşO gün (şöyle denilerek) cehennem ateşine kakılırlar
Diyanet İşleri MealiCehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara): "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur" (denilecek)
Süleyman Ateşİşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur
Diyanet İşleri MealiBu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir
Elmalılı Hamdi YazırBu da mı bir sihir? Yoksa siz görmüyor musunuz
Süleyman Ateş(Nasıl) Şimdi bu, büyümüymüş, yoksa siz mi görmüyor muşsunuz
Diyanet İşleri MealiBu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir
Elmalılı Hamdi YazırGirin oraya, ister sabredin ister etmeyin artık sizin için birdir. Siz hep yaptıklarınıza göre cezalandırılacaksınız" (denilecek)
Süleyman AteşGirin ona, ister dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Ancak yaptıklarınıza göre cezalandırılacaksınız
Diyanet İşleri MealiAllah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz (günahlardan) korunanlar da cennetlerde, nimetler içindedirler
Süleyman AteşKorunanlar da cennetlerde, ni'met içindedirler
Diyanet İşleri MealiAllah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur
Elmalılı Hamdi YazırRablerinin kendilerine verdiği ile zevk ü sefâ sürerler. Rableri onları, cehennem azabından korumuştur
Süleyman AteşRablerinin kendilerine verdikleriyle sefa sürerler. Rableri onları, cehennem azabından korumuştur
Diyanet İşleri MealiOnlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için" (denilir)
Süleyman AteşYaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için
Diyanet İşleri MealiOnlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz
Elmalılı Hamdi YazırSıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Ayrıca biz onları ceylan gözlü hûrilerle evlendirdik
Süleyman AteşSıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Onları, iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir
Diyanet İşleri Mealiİnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır
Elmalılı Hamdi Yazırİman edip zürriyetleri de iman ile kendilerine tâbi olanlar (yok mu?); işte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Kendilerinin amellerinden birşey de eksiltmedik. Herkes kendi kazandığına bağlıdır
Süleyman AteşKendileri inanmış, zürriyetleri de imanda kendilerine uymuş olan kimselerin zürriyetlerini de kendilerine katmışızdır; kendi ameller(inin sevab)ından da hiçbir şey eksiltmemişizdir. Herkes kendi kazandığına bağlıdır
Diyanet İşleri MealiCennette olanlara diledikleri meyve ve etten bol bol veririz
Elmalılı Hamdi YazırOnlara canlarının istediği meyvalar ve etlerden bol bol verdik
Süleyman AteşVe onlara canlarının istediği meyvadan ve etten bol bol vermişizdir
Diyanet İşleri MealiOrada kadeh tokuştururlar; fakat bunda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır
Elmalılı Hamdi YazırOrada bir kadeh kapışırlar ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne de günaha sokma
Süleyman AteşOrada bir kadeh kapışırlar ki içinde ne saçmalama var, ne de günaha sokma
Diyanet İşleri MealiSedefteki inciler gibi olan gençler yanlarında dolaşırlar
Elmalılı Hamdi YazırKendilerine ait bir takım hizmetçiler de onların etrafında dönerler. Bu gençler sanki sedefleri içine gizlenmiş inci gibidirler
Süleyman AteşÇevrelerinde de kendilerine mahsus, sedef içinde saklı inci gibi civanlar dolaşır (hizmet eder)
Diyanet İşleri MealiBirbirlerine dönüp soruşurlar
Elmalılı Hamdi YazırBirbirlerine yönelip soruyorlar
Süleyman AteşBirbirlerine dönmüş soruyorlar
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler
Elmalılı Hamdi YazırVe diyorlar ki: "Gerçekte biz daha önce (dünya hayatında) âilemiz içinde (âkibetimizden) korkardık
Süleyman AteşDaha önce biz ailemiz içinde (iken sonumuzdan) korkardık. dediler
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler
Elmalılı Hamdi YazırAllah bize lutfetti de bizi (vücûdun) içine işleyen (kavurucu) azabdan korudu
Süleyman AteşAllah bize lutfetti de bizi o delikçiklere işleyen azabdan korudu
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz bundan önce O'na yalvarıyorduk. Çünkü iyilik eden, esirgeyen ancak O'dur
Süleyman AteşBiz bundan önce yalnız O'na yalvarır(bizi korumasını O'ndan niyaz eder)dik. Çünkü iyilik eden, esirgeyen O'dur, O
Diyanet İşleri MealiÖğüt ver; Rabbinin nimetiyle sen, ne kahinsin ne de delisin
Elmalılı Hamdi Yazır(Ey Muhammed!) sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kâhinsin, ne de mecnûn
Süleyman Ateş(Ey Muhammed), Sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin ni'meti sayesinde sen ne kahinsin, ne de mecnun
Diyanet İşleri MealiYoksa senin için şöyle mi derler: "Şairdir, zamanın onun aleyhine dönmesini gözlüyoruz
Elmalılı Hamdi YazırYoksa onlar (senin için): "Bir şâirdir, zamanın felaketlerine çarpılmasını gözetliyoruz." mu diyorlar
Süleyman AteşYoksa onlar (senin hakkında): "Bir şa'irdir, zamanın felaketlerine çarpılmasını gözetliyoruz" mu diyorlar
Diyanet İşleri MealiDe ki: "Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözlemekteyim
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: Bekleyin, çünkü ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim
Süleyman AteşDe ki: "Gözetleyin, ben de sizinle beraber gözetleyenlerdenim. (Bakalım hangimiz felaketlere çarpılacağız)
Diyanet İşleri MealiBunu onlara akılları mı buyuruyor? Yoksa onlar azgın bir millet midirler
Elmalılı Hamdi YazırOnların akılları mı bunu emreder yoksa onlar azgın bir topluluk mudur
Süleyman AteşAkılları mı bunu kendilerine emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur
Diyanet İşleri MealiYahut: "Onu kendi uydurdu" diyorlar öyle mi? Hayır, inanmıyorlar
Elmalılı Hamdi YazırYoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır onlar inanmıyorlar
Süleyman AteşYoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır, onlar inanmıyorlar
Diyanet İşleri MealiEğer iddialarında samimi iseler Kuran'ın benzeri bir söz meydana getirsinler
Elmalılı Hamdi YazırEğer doğru iseler onun benzeri bir söz meydana getirsinler
Süleyman AteşDoğru iseler haydi onun gibi bir söz getirsinler
Diyanet İşleri MealiOnlar, yaratan olmaksızın mı yaratıldılar yoksa yaratanlar kendileri midir
Elmalılı Hamdi YazırYoksa onlar, hiçbir şey olmadan (yani yaratıcısız) mı yaratıldılar? Yoksa kendileri yaratıcı mıdırlar
Süleyman AteşYoksa kendileri, hiçbir şey olmadan (raslantı sonucu olarak) mı yaratıldılar? Yoksa yaratanlar kendileri midir
Diyanet İşleri MealiYoksa gökleri ve yeri kendileri mi yarattılar? Hayır, Allah'a kesin olarak inanmıyorlar
Elmalılı Hamdi YazırYoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar düşünüp hakikati anlamazlar
Süleyman AteşYoksa gökleri ve yeri mi yarattılar? Hayır, onlar düşünüp de inanmazlar
Diyanet İşleri MealiYoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa onlar mı işe hakimdirler
Elmalılı Hamdi YazırYoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yahut hâkim (her şeyin yöneticisi) kendileri midir
Süleyman AteşYoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yahut hakim olan (her şeyi istedikleri gibi yöneten) kendileri midir
Diyanet İşleri MealiYoksa, üzerine çıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin
Elmalılı Hamdi YazırYoksa kendilerine mahsus (üzerine çıkıp sırları) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri, açık bir delil getirsin
Süleyman AteşYoksa onların, (göğe çıkıp meleklerin sözlerini ve onlara vahyedileni) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri, (meleklerin sözlerini dinlediklerine) açık bir delil getirsin
Diyanet İşleri MealiDemek kızlar Allah'ın, oğullar sizin öyle mi
Elmalılı Hamdi YazırDemek kızlar O'na, oğullar size öyle mi
Süleyman AteşYoksa kızlar O'na, oğullar size mi
Diyanet İşleri MealiYahut sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar
Elmalılı Hamdi YazırYoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar
Süleyman AteşYoksa sen onlardan (vahiyleri duyurmana karşı) bir ücret istiyorsun da onlar, ağır bir borç yükü altında mı kalmışlardır
Diyanet İşleri MealiVeya, görülmeyeni bilmek kendilerine aittir de, onlar mı yazıyorlar
Elmalılı Hamdi YazırYoksa gayb kendilerinin yanında da onlar mı yazıyorlar
Süleyman AteşYoksa gayb (görülmeyen bilgi) kendilerinin yanındadır da kendileri mi (oradan istediklerini) yazıyorlar
Diyanet İşleri MealiYoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ama o tuzağa yakalanacak olanlar inkar edenlerdir
Elmalılı Hamdi YazırYoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Fakat o küfredenlerin kendileri tuzağa düşeceklerdir
Süleyman AteşYoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl tuzağa düşecek olanlar, o inkar edenlerin kendileridir
Diyanet İşleri MealiYoksa Allah'tan başka bir tanrıları mı vardır? Allah, onların ortak koşmalarından münezzehtir
Elmalılı Hamdi YazırYoksa onların Allah'tan başka bir ilâhı mı var? Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır
Süleyman AteşYoksa onların Allah'tan başka bir tanrısı mı var? Allah'ın şanı onların ortak koştuklarından yücedir
Diyanet İşleri MealiGökten azap olarak düşen bir parça görseler: "Bulut kümesidir" derler
Elmalılı Hamdi YazırGökten bir parçanın düştüğünü görseler, "Üst üste yığılmış bulutlardır." derler
Süleyman AteşGökten bir parçanın düştüğünü görseler, (yine inatlarından): "Üst üste yığılmış bulutlardır" derler
Diyanet İşleri MealiÇarpılacakları güne erişmelerine kadar onları bırak
Elmalılı Hamdi YazırArtık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları (kendi hallerine) bırak
Süleyman AteşKorkudan bayılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları
Diyanet İşleri MealiO gün, düzenleri kendilerine bir fayda vermez; yardım da görmezler
Elmalılı Hamdi YazırO gün hiçbir tedbirlerinin kendilerine zerre kadar faydası olmayacak ve hiçbir şekilde yardım da görmeyeceklerdir
Süleyman AteşO gün, tuzakları kendilerine hiçbir yarar sağlamaz ve onlara yardım da edilmez
Diyanet İşleri MealiZulmedenlere, şüphesiz, bundan başka da azap vardır; fakat onların çoğu bilmezler
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz o zulmedenlere ondan başka da azab vardır. Fakat çokları bilmezler
Süleyman AteşZulmedenlere, bundan başka bir azab da vardır. Fakat çokları bilmezler
Diyanet İşleri MealiRabbinin hükmü yerine gelinceye kadar sabret; doğrusu sen, Bizim nezaretimiz altındasın; kalkarken Rabbini överek tesbih et
Elmalılı Hamdi YazırRabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman Rabbini hamd ile tesbih et
Süleyman AteşRabbinin hükmüne sabret, çünkü sen, gözlerimizin önündesin (korumamız altındasın), Kalktığın zaman Rabbini övgü ile an
Diyanet İşleri MealiGeceleyin ve yıldızlar kaybolurken de O'nu tesbih et
Elmalılı Hamdi YazırGecenin bir kısmında ve yıldızların batışında da O'nu tesbih et
Süleyman AteşGecenin bir kısmında ve yıldızların ardından da O'nu tesbih et