55. Ar-Rahmaan سُورَةُ الرَّحۡمَٰن 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
55:1 ▶ ⧉ ☆
ٱلرَّحۡمَٰنُ
ٱلرَّحْمَـٰنُ
Çok merhametli (Allah)
Ali Bulaç Rahman (olan Allah)
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «الرحمن» الله تعالى.
🌐 Türkçeye çevir
55:2 ▶ ⧉ ☆
عَلَّمَ ٱلۡقُرۡءَانَ
Ali Bulaç Kur'an'ı öğretti
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «علَّم» من شاء «القرآن».
🌐 Türkçeye çevir
55:3 ▶ ⧉ ☆
خَلَقَ ٱلۡإِنسَٰنَ
Ali Bulaç İnsanı yarattı
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «خلق الإنسان» أي الجنس.
🌐 Türkçeye çevir
55:4 ▶ ⧉ ☆
عَلَّمَهُ ٱلۡبَيَانَ
Ali Bulaç Ona beyanı öğretti
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «علَّمه البيان» النطق.
🌐 Türkçeye çevir
ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ بِحُسۡبَانࣲ
بِحُسْبَانٍۢ
bir hesap iledir
Ali Bulaç Güneş ve ay (belli) bir hesap iledir
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «الشمس والقمر بحسبان» يجريان.
🌐 Türkçeye çevir
وَٱلنَّجۡمُ وَٱلشَّجَرُ يَسۡجُدَانِ
وَٱلنَّجْمُ
necm (bitkiler-yıldızlar)
يَسْجُدَانِ
secde etmektedirler
Ali Bulaç Bitki ve ağaç (O'na) secde etmektedirler
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «والنجم» ما لا ساق له من النبات «والشجر» ما له ساق «يسجدان» يخضعان لما يراد منهما.
🌐 Türkçeye çevir
وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلۡمِيزَانَ
Ali Bulaç Gökyüzü, Onu da yükseltti ve mizanı koydu
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «والسماء رفعها ووضع الميزان» أثبت العدل.
🌐 Türkçeye çevir
أَلَّا تَطۡغَوۡاْ فِي ٱلۡمِيزَانِ
تَطْغَوْا۟
you may transgress
Ali Bulaç Sakın mizanda 'haksızlık ve taşkınlık yapmayın
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ألا تطغوا» أي لأجل أن لا تجوروا «في الميزان» ما يوزن به.
🌐 Türkçeye çevir
وَأَقِيمُواْ ٱلۡوَزۡنَ بِٱلۡقِسۡطِ وَلَا تُخۡسِرُواْ ٱلۡمِيزَانَ
تُخْسِرُوا۟
eksiklik yapmayın
Ali Bulaç Tartıyı adaletle tutup-doğrultun ve tartıyı noksan tutmayın
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وأقيموا الوزن بالقسط» بالعدل «ولا تخسروا الميزان» تنقصوا الموزون.
🌐 Türkçeye çevir
وَٱلۡأَرۡضَ وَضَعَهَا لِلۡأَنَامِ
Ali Bulaç Yere gelince, onu da (yaratılmış bütün) varlıklar için alçalttı-koydu
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «والأرض وضعها» أثبتها «للأنام» للخلق الإنس والجن وغيرهم.
🌐 Türkçeye çevir
55:11 ▶ ⧉ ☆
فِيهَا فَٰكِهَةࣱ وَٱلنَّخۡلُ ذَاتُ ٱلۡأَكۡمَامِ
Ali Bulaç Onda meyveler ve salkımlı hurmalıklar var
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فيها فاكهة والنخل» المعهود «ذات الأكمام» أوعية طلعها.
🌐 Türkçeye çevir
وَٱلۡحَبُّ ذُو ٱلۡعَصۡفِ وَٱلرَّيۡحَانُ
وَٱلرَّيْحَانُ
ve hoş kokulu bitkiler
Ali Bulaç Yapraklı taneler ve güzel kokulu bitkiler
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «والحب» كالحنطة والشعير «ذو العصف» التين «والريحان» الورق المشموم.
🌐 Türkçeye çevir
55:13 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) (فبأي آلاء) نعم (ربكما) أيها الإنس والجن (تكذبان) ذكرت إحدى وثلاثين مرة، والاستفهام فيها للتقرير لما روي الحاكم عن جابر قال: "" قرأ علينا رسول الله صلى الله عليه وسلم سورة الرحمن حتى ختمها، ثم قال: مالي أراكم سكوتا، لَلْجن كانوا أحسن منكم ردا ما قرأت عليهم هذه الآية من مرة (فبأي آلاء ربكما تكذبان) إلا قالوا: ولا بشيء من نعمك ربنا نكذب فلك الحمد "".
🌐 Türkçeye çevir
55:14 ▶ ⧉ ☆
خَلَقَ ٱلۡإِنسَٰنَ مِن صَلۡصَٰلࣲ كَٱلۡفَخَّارِ
كَٱلْفَخَّارِ
kiremit gibi
Ali Bulaç İnsanı, ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «خلق الإنسان» آدم «من صلصال» طين يابس يسمع له صلصلة، أي صوت إذا نقر «كالفخار» وهو ما طبخ من الطين.
🌐 Türkçeye çevir
وَخَلَقَ ٱلۡجَآنَّ مِن مَّارِجࣲ مِّن نَّارࣲ
مِن
dumanı olmayan alevden
مَّارِجٍۢ
a smokeless flame
Ali Bulaç Cann'ı (cinni) da 'yalın-dumansız bir ateşten' yarattı
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وخلق الجان» أبا الجن وهو إبليس «من مارج من نار» هو لهبها الخالص من الدخان.
🌐 Türkçeye çevir
55:16 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
رَبُّ ٱلۡمَشۡرِقَيۡنِ وَرَبُّ ٱلۡمَغۡرِبَيۡنِ
ٱلْمَشْرِقَيْنِ
iki doğunun
ٱلْمَغْرِبَيْنِ
iki batının
Ali Bulaç O, iki doğunun da Rabbidir, iki batının da Rabbidir
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «رب المشرقين» مشرق الشتاء ومشرق الصيف «ورب المغربين» كذلك.
🌐 Türkçeye çevir
55:18 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
مَرَجَ ٱلۡبَحۡرَيۡنِ يَلۡتَقِيَانِ
يَلْتَقِيَانِ
birbirine kavuşuyorlar
Ali Bulaç Birbirleriyle kavuşmak üzere iki denizi salıverdi
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «مرج» أرسل «البحرين» العذب والملح «يلتقيان» في رأي العين.
🌐 Türkçeye çevir
بَيۡنَهُمَا بَرۡزَخࣱ لَّا يَبۡغِيَانِ
بَيْنَهُمَا
aralarında vardır
لَّا
(birbirine) geçip karışmıyorlar
يَبْغِيَانِ
they transgress
Ali Bulaç İkisi arasında bir engel (berzah) vardır; birbirlerinin sınırını geçmezler
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «بينهما برزخ» حاجز من قدرته تعالى «لا يبغيان» لا يبغي واحد منهما على الآخر فيختلط به.
🌐 Türkçeye çevir
55:21 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:22 ▶ ⧉ ☆
يَخۡرُجُ مِنۡهُمَا ٱللُّؤۡلُؤُ وَٱلۡمَرۡجَانُ
Ali Bulaç İkisinden de inci ve mercan çıkar
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «يَُخرج» بالبناء للمفعول والفاعل «منهما» من مجموعهما الصادق بأحدهما وهو الملح «اللؤلؤ المرجان» خرز أحمر أو صغار اللؤلؤ.
🌐 Türkçeye çevir
55:23 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:24 ▶ ⧉ ☆
وَلَهُ ٱلۡجَوَارِ ٱلۡمُنشَـَٔاتُ فِي ٱلۡبَحۡرِ كَٱلۡأَعۡلَٰمِ
ٱلْمُنشَـَٔاتُ
inşa edilmiş
كَٱلْأَعْلَـٰمِ
koca dağlar gibi
Ali Bulaç Denizde koca dağlar gibi yükselen gemiler O'nundur
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وله الجوار» السفن «المنشآت» المحدثات «في البحر كالأعلام» كالجبال عظما وارتفاعا.
🌐 Türkçeye çevir
55:25 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
كُلُّ مَنۡ عَلَيۡهَا فَانࣲ
Ali Bulaç (Yer) Üzerindeki herşey yok olucudur
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «كل من عليها» أي الأرض من الحيوان «فان» هالك وعبر بمن تغليبا للعقلاء.
🌐 Türkçeye çevir
55:27 ▶ ⧉ ☆
وَيَبۡقَىٰ وَجۡهُ رَبِّكَ ذُو ٱلۡجَلَٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ
وَيَبْقَىٰ
baki kalacaktır
Ali Bulaç Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (Kendisi) baki kalacaktır
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ويبقى وجه ربك» ذاته «ذو الجلال» العظمة «والإكرام» للمؤمنين بأنعمه عليهم.
🌐 Türkçeye çevir
55:28 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:29 ▶ ⧉ ☆
يَسۡـَٔلُهُۥ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ كُلَّ يَوۡمٍ هُوَ فِي شَأۡنࣲ
يَسْـَٔلُهُۥ
O'ndan isterler
Ali Bulaç Göklerde ve yerde olan ne varsa O'ndan ister. O, her gün bir iştedir
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «يسأله من في السماوات والأرض» بنطق أو حال: ما يحتاجون إليه من القوة على العبادة والرزق والمغفرة وغير ذلك «كل يوم» وقت «هو في شأن» أمر يُظهره على وفق ما قدره في الأزل من إحياء و إماتة وإعزاز وإذلال وإغناء وإعدام وإجابة داع وإعطاء سائل وغير ذلك.
🌐 Türkçeye çevir
55:30 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:31 ▶ ⧉ ☆
سَنَفۡرُغُ لَكُمۡ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ
سَنَفْرُغُ
boş vaktimiz olacak
ٱلثَّقَلَانِ
iki yük sahibi (insan ve cin)
Ali Bulaç Ey (yeryüzüne yükletilmiş) iki ağırlık (olan ins ve cin), yakında (ahirette hesabınızı görmek üzere) sizin için de vakit bulacağız
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «سنفرغ لكم» سنقصد لحسابكم «أيها الثقلان» الإنس والجن.
🌐 Türkçeye çevir
55:32 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:33 ▶ ⧉ ☆
يَٰمَعۡشَرَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ إِنِ ٱسۡتَطَعۡتُمۡ أَن تَنفُذُواْ مِنۡ أَقۡطَارِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ فَٱنفُذُواْۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلۡطَٰنࣲ
ٱسْتَطَعْتُمْ
gücünüz yeterse
إِلَّا
ancak (geçebilirsiniz)
Ali Bulaç Ey cin ve ins toplulukları, eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp-geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşın; ancak 'üstün bir güç (sultan)' olmaksızın aşamazsınız
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «يا معشر الجن والإنس إن استطعتم أن تنفذوا» تخرجوا «من أقطار» نواحي «السماوات والأرض فانفذوا» أمر تعجيز «لا تنفذون إلا بسلطان» بقوة ولا قوة لكم على ذلك.
🌐 Türkçeye çevir
55:34 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
يُرۡسَلُ عَلَيۡكُمَا شُوَاظࣱ مِّن نَّارࣲ وَنُحَاسࣱ فَلَا تَنتَصِرَانِ
عَلَيْكُمَا
ikinizin üzerine
وَنُحَاسٌۭ
ve kıpkızıl bir duman
تَنتَصِرَانِ
you will (be able to) defend yourselves
Ali Bulaç İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve (bakır gibi erimiş) kıpkızıl bir duman salıverilir de 'kurtulup-başaramazsınız
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «يرسل عليكما شواظ من نار» هو لهبها الخالص من الدخان أو معه «ونحاس» أي دخان لا لهب فيه «فلا تنتصران» تمتنعان من ذلك بل يسوقكم إلى المحشر.
🌐 Türkçeye çevir
55:36 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:37 ▶ ⧉ ☆
فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ وَرۡدَةࣰ كَٱلدِّهَانِ
وَرْدَةًۭ
kıpkırmızı bir gül
كَٱلدِّهَانِ
erimiş yağ gibi
Ali Bulaç Sonra gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül olduğu zaman
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فإذا انشقت السماء» انفرجت أبوابا لنزول الملائكة «فكانت وردة» أي مثلها محمرة «كالدهان» كالأديم الأحمر على خلاف العهد بها وجواب إذا فما أعظم الهول.
🌐 Türkçeye çevir
55:38 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:39 ▶ ⧉ ☆
فَيَوۡمَئِذࣲ لَّا يُسۡـَٔلُ عَن ذَنۢبِهِۦٓ إِنسࣱ وَلَا جَآنࣱّ
Ali Bulaç İşte o gün, ne insana, ne cinne günahından sorulmaz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فيومئذ لا يُسأل عن ذنبه إنس ولا جان» عن ذنبه ويُسألون في وقت آخر (فوربك لنسألنَّهم أجمعين) والجان هنا وفيما سيأتي بمعنى الجن والإنس فيهما بمعنى الإنسي.
🌐 Türkçeye çevir
55:40 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:41 ▶ ⧉ ☆
يُعۡرَفُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ بِسِيمَٰهُمۡ فَيُؤۡخَذُ بِٱلنَّوَٰصِي وَٱلۡأَقۡدَامِ
بِسِيمَـٰهُمْ
simalarından
بِٱلنَّوَٰصِى
alınlar(ın)dan
وَٱلْأَقْدَامِ
ve ayaklar(ın)dan
Ali Bulaç (Çünkü o gün) Suçlu-günahkarlar , simalarından tanınır da alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «يعرف المجرمون بسيماهم» سواد الوجوه وزرقة العيون «فيؤخذ بالنواصي الأقدام».
🌐 Türkçeye çevir
55:42 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان» تضم ناصية كل منهم إلى قدميه من خلف أو قدام ويلقى في النار ويقال لهم.
🌐 Türkçeye çevir
55:43 ▶ ⧉ ☆
هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِي يُكَذِّبُ بِهَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ
Ali Bulaç İşte bu, suçlu-günahkarların kendisini yalanladıkları cehennemdir
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «هذه جهنم التي يكذب بها المجرمون».
🌐 Türkçeye çevir
55:44 ▶ ⧉ ☆
يَطُوفُونَ بَيۡنَهَا وَبَيۡنَ حَمِيمٍ ءَانࣲ
Ali Bulaç Onlar, kendisiyle alabildiğine kaynar hale getirilmiş su arasında dönüp-dolaşırlar
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «يطوفون» يسعون «بينها وبين حميم» ماء حار «آن» شديد الحرارة يسقونه إذا استغاثوا من حر النار، وهو منقوص كقاض.
🌐 Türkçeye çevir
55:45 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
وَلِمَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ
وَلِمَنْ
kimseler için vardır
مَقَامَ
(divanında) durmaktan
Ali Bulaç Rabbin makamından korkan kimse için ise iki cennet vardır
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ولمن خاف» أي لكل منهم أو لمجموعهم «مقام ربه» قيامه بين يديه للحساب فترك معصيته «جنتان».
🌐 Türkçeye çevir
55:47 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:48 ▶ ⧉ ☆
ذَوَاتَآ أَفۡنَانࣲ
ذَوَاتَآ
ikisinin de vardır
أَفْنَانٍۢ
çeşitli ağaçları meyvaları
Ali Bulaç Çeşit çeşit 'inceliklere ve güzelliklere' (veya her türden sık ağaçlara) sahiptirler
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ذواتا» تثنية ذوات على الأصل ولامها ياء «أفنان» أغصان جمع فنن كطلل.
🌐 Türkçeye çevir
55:49 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:50 ▶ ⧉ ☆
فِيهِمَا عَيۡنَانِ تَجۡرِيَانِ
فِيهِمَا
ikisinde de vardır
Ali Bulaç İkisinde de akmakta olan iki pınar vardır
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فيهما عينان تجريان».
🌐 Türkçeye çevir
55:51 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:52 ▶ ⧉ ☆
فِيهِمَا مِن كُلِّ فَٰكِهَةࣲ زَوۡجَانِ
فِيهِمَا
ikisinde de vardır
Ali Bulaç İkisinde de her meyveden iki çift vardır
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فيهما من كل فاكهة» في الدنيا أو كل ما يتفكه به «زوجان» نوعان رطب ويابس والمر منهما في الدنيا كالحنظل حلو.
🌐 Türkçeye çevir
55:53 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:54 ▶ ⧉ ☆
مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ فُرُشِۭ بَطَآئِنُهَا مِنۡ إِسۡتَبۡرَقࣲۚ وَجَنَى ٱلۡجَنَّتَيۡنِ دَانࣲ
وَجَنَى
ve toplanması (meyvelerin)
ٱلْجَنَّتَيْنِ
iki cennetin
دَانٍۢ
yakındır (kolaydır)
Ali Bulaç Astarları, ağır işlenmiş atlastan yataklar üzerinde yaslanırlar. İki cennetin de meyve-devşirmesi (ordakilere) yakın (kolay)dır
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «متكئين» حال عامله محذوف، أي يتنعمون «على فرش بطائنها من إستبرق» ما غلظ من الديباج وخشن والظهائر من السندس «وجنى الجنتين» ثمرهما «دان» قريب يناله القائم والقاعد والمضطجع.
🌐 Türkçeye çevir
55:55 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
فِيهِنَّ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ لَمۡ يَطۡمِثۡهُنَّ إِنسࣱ قَبۡلَهُمۡ وَلَا جَآنࣱّ
قَـٰصِرَٰتُ
(eşlerine) diken (dilberler)
لَمْ
onlara temas etmemiştir
يَطْمِثْهُنَّ
has touched them
Ali Bulaç Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فيهن» في الجنتين وما اشتملتا عليه من العلالي والقصور «قاصرات الطرف» العين على أزواجهن المتكئين من الإنس والجن «لم يطمثهن» يفتضهن وهن من الحور أو من نساء الدنيا المنشآت «إنس قبلهم ولا جان».
🌐 Türkçeye çevir
55:57 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
كَأَنَّهُنَّ ٱلۡيَاقُوتُ وَٱلۡمَرۡجَانُ
وَٱلْمَرْجَانُ
ve mercandırlar
Ali Bulaç Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «كأنهن الياقوت» صفاء «والمرجان» اللؤلؤ بياضا.
🌐 Türkçeye çevir
55:59 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:60 ▶ ⧉ ☆
هَلۡ جَزَآءُ ٱلۡإِحۡسَٰنِ إِلَّا ٱلۡإِحۡسَٰنُ
Ali Bulaç İhsanın karşılığı ihsandan başkası mıdır
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «هل» ما «جزاء الإحسان» بالطاعة «إلا الإحسان» بالنعيم.
🌐 Türkçeye çevir
55:61 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:62 ▶ ⧉ ☆
وَمِن دُونِهِمَا جَنَّتَانِ
دُونِهِمَا
ikisinden başka
جَنَّتَانِ
iki cennet (daha)
Ali Bulaç Bu-ikisinin ötesinde iki cennet daha var
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ومن دونهما» الجنتين المذكورتين «جنتان» أيضا لمن خاف مقام ربه.
🌐 Türkçeye çevir
55:63 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:64 ▶ ⧉ ☆
مُدۡهَآمَّتَانِ
مُدْهَآمَّتَانِ
yemyeşildirler
Ali Bulaç Alabildiğine yemyeşildirler
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «مدهامتان» سوداوان من شدة خضرتهما.
🌐 Türkçeye çevir
55:65 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
فِيهِمَا عَيۡنَانِ نَضَّاخَتَانِ
فِيهِمَا
ikisinde de vardır
Ali Bulaç İçlerinde durmaksızın fışkırıp-akan iki pınar vardır
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فيهما عينان نضاختان» فوارتان بالماء.
🌐 Türkçeye çevir
55:67 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:68 ▶ ⧉ ☆
فِيهِمَا فَٰكِهَةࣱ وَنَخۡلࣱ وَرُمَّانࣱ
فِيهِمَا
ikisinde de vardır
Ali Bulaç İçlerinde (her türden) meyve, eşsiz-hurma ve eşsiz-nar vardır
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فيهما فاكهة ونخل ورمان» هما منها وقيل من غيرها.
🌐 Türkçeye çevir
55:69 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:70 ▶ ⧉ ☆
فِيهِنَّ خَيۡرَٰتٌ حِسَانࣱ
خَيْرَٰتٌ
iyi huylu (kadınlar)
Ali Bulaç Orada huyları güzel, yüzleri güzel kadınlar vardır
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فيهن» أي الجنتين وما فيهما «خيرات» أخلاقا «حسان» وجوها.
🌐 Türkçeye çevir
55:71 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:72 ▶ ⧉ ☆
حُورࣱ مَّقۡصُورَٰتࣱ فِي ٱلۡخِيَامِ
Ali Bulaç Otağlar içinde korunmuş huri kadınlar
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «حور» شديدات سواد العيون وبياضها «مقصورات» مستورات «في الخيام» من در مجوف مضافة إلى القصور شبيهة بالخدور.
🌐 Türkçeye çevir
55:73 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
لَمۡ يَطۡمِثۡهُنَّ إِنسࣱ قَبۡلَهُمۡ وَلَا جَآنࣱّ
لَمْ
onlara temas etmemiştir
يَطْمِثْهُنَّ
has touched them
Ali Bulaç Bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «لم يطمثهن إنس قبلهم» قبل أزواجهن «ولا جان».
🌐 Türkçeye çevir
55:75 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:76 ▶ ⧉ ☆
مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ رَفۡرَفٍ خُضۡرࣲ وَعَبۡقَرِيٍّ حِسَانࣲ
وَعَبْقَرِىٍّ
ve döşeklere
Ali Bulaç Yeşil yastıklara ve çarpıcı güzellikteki döşeklere yaslanırlar
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «متكئين» أي أزواجهم وإعرابه كما تقدم «على رفرف خضر» جمع رفرفة، أي بسط أو وسائد «وعبقري حسان» جمع عبقرية، أي طنافس.
🌐 Türkçeye çevir
55:77 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تُكَذِّبَانِ
yalanlıyorsunuz
Ali Bulaç Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي آلاء ربكما تكذبان».
🌐 Türkçeye çevir
55:78 ▶ ⧉ ☆
تَبَٰرَكَ ٱسۡمُ رَبِّكَ ذِي ٱلۡجَلَٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ
Ali Bulaç Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin adı ne Yücedir
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «تبارك اسم ربك ذي الجلال والإكرام» تقدم ولفظ اسم زائد.
🌐 Türkçeye çevir
← Önceki Sonraki →