☪ Anlam Arayışı

58. Al-Mujaadila سُورَةُ المُجَادلَةِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
58:1
قَدۡ سَمِعَ ٱللَّهُ قَوۡلَ ٱلَّتِي تُجَٰدِلُكَ فِي زَوۡجِهَا وَتَشۡتَكِيٓ إِلَى ٱللَّهِ وَٱللَّهُ يَسۡمَعُ تَحَاوُرَكُمَآۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعُۢ بَصِيرٌ
قَدْ
andolsun
سَمِعَ
işitti
ٱللَّهُ
Allah
قَوْلَ
sözünü
ٱلَّتِى
(kadının)
تُجَـٰدِلُكَ
seninle tartışan
فِى
hakkında
زَوْجِهَا
kocası
وَتَشْتَكِىٓ
ve şikayette bulunan
إِلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
وَٱللَّهُ
ve Allah
يَسْمَعُ
işitir
تَحَاوُرَكُمَآ ۚ
ikinizin konuşmanızı
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
سَمِيعٌۢ
işitendir
بَصِيرٌ
görendir

Diyanet İşleri MealiKocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir; esasen Allah konuşmanızı işitir. Doğrusu Allah işitendir, görendir

Yusuf AliGod has indeed heard (and accepted) the statement of the woman who pleads with thee concerning her husband and carries her complaint (in prayer) to God: and God (always) hears the arguments between both sides among you: for God hears and sees (all things)

58:2
ٱلَّذِينَ يُظَٰهِرُونَ مِنكُم مِّن نِّسَآئِهِم مَّا هُنَّ أُمَّهَٰتِهِمۡۖ إِنۡ أُمَّهَٰتُهُمۡ إِلَّا ٱلَّٰٓـِٔي وَلَدۡنَهُمۡۚ وَإِنَّهُمۡ لَيَقُولُونَ مُنكَرࣰ ا مِّنَ ٱلۡقَوۡلِ وَزُورࣰ اۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورࣱ‏
ٱلَّذِينَ
kimseler
يُظَـٰهِرُونَ
zıhar eden(ler)
مِنكُم
sizden
مِّن
kadınlara
نِّسَآئِهِم
(to) their wives
مَّا
(bilsinler ki) değildir
هُنَّ
onlar
أُمَّهَـٰتِهِمْ ۖ
onların anaları
إِنْ
değildir
أُمَّهَـٰتُهُمْ
onların anaları
إِلَّا
dışındakiler
ٱلَّـٰٓـِٔى
onlar
وَلَدْنَهُمْ ۚ
onları doğuranlar
وَإِنَّهُمْ
ve onlar
لَيَقُولُونَ
söylüyorlar
مُنكَرًۭا
çirkin (olanı)
مِّنَ
sözden
ٱلْقَوْلِ
[the] word
وَزُورًۭا ۚ
ve yalan
وَإِنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَعَفُوٌّ
affedicidir
غَفُورٌۭ
bağışlayıcıdır

Diyanet İşleri Mealiİçinizde karılarını "zıhar" yapanlar bilsinler ki, karıları anneleri değildir; anneleri ancak, onları doğuranlardır. Doğrusu söyledikleri kötü ve asılsız bir sözdür. Allah şüphesiz affedendir, bağışlayandır

Yusuf AliIf any men among you divorce their wives by Zihar (calling them mothers), they cannot be their mothers: None can be their mothers except those who gave them birth. And in fact they use words (both) iniquitous and false: but truly God is one th at blots out (sins), and forgives (again and again)

58:3 📚 8
وَٱلَّذِينَ يُظَٰهِرُونَ مِن نِّسَآئِهِمۡ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا قَالُواْ فَتَحۡرِيرُ رَقَبَةࣲ مِّن قَبۡلِ أَن يَتَمَآسَّاۚ ذَٰلِكُمۡ تُوعَظُونَ بِهِۦۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرࣱ‏
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
يُظَـٰهِرُونَ
zıhar eden(ler)
مِن
kadınlarına
نِّسَآئِهِمْ
(to) their wives
ثُمَّ
sonra da
يَعُودُونَ
dönenler
لِمَا
şeylere
قَالُوا۟
söyledikleri
فَتَحْرِيرُ
hürriyete kavuşturmalıdırlar
رَقَبَةٍۢ
bir köle
مِّن
önce
قَبْلِ
before
أَن
temaslarından
يَتَمَآسَّا ۚ
they touch each other
ذَٰلِكُمْ
budur
تُوعَظُونَ
size öğütlenen
بِهِۦ ۚ
onunla
وَٱللَّهُ
Allah
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
خَبِيرٌۭ
haber almaktadır

Diyanet İşleri MealiKarılarını zıhar yoluyla boşamak isteyip, sonra sözlerinden dönenlerin, ailesiyle temas etmeden bir köle azad etmeleri gerekir. Size bu hususta böylece öğüt verilmektedir. Allah, işlediklerinizden haberdardır

Yusuf AliBut those who divorce their wives by Zihar, then wish to go back on the words they uttered,- (It is ordained that such a one) should free a slave before they touch each other: Thus are ye admonished to perform: and God is well-acquainted with (all) that ye do

58:4 📚 5
فَمَن لَّمۡ يَجِدۡ فَصِيَامُ شَهۡرَيۡنِ مُتَتَابِعَيۡنِ مِن قَبۡلِ أَن يَتَمَآسَّاۖ فَمَن لَّمۡ يَسۡتَطِعۡ فَإِطۡعَامُ سِتِّينَ مِسۡكِينࣰ اۚ ذَٰلِكَ لِتُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦۚ وَتِلۡكَ حُدُودُ ٱللَّهِۗ وَلِلۡكَٰفِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ
فَمَن
kimse
لَّمْ
imkan bulamayan
يَجِدْ
find
فَصِيَامُ
oruç tutmalıdır
شَهْرَيْنِ
iki ay
مُتَتَابِعَيْنِ
aralıksız olarak
مِن
önce
قَبْلِ
before
أَن
temaslarından
يَتَمَآسَّا ۖ
they both touch each other
فَمَن
kimse
لَّمْ
(buna) gücü yetmeyen
يَسْتَطِعْ
is able
فَإِطْعَامُ
doyurmalıdır
سِتِّينَ
altmış
مِسْكِينًۭا ۚ
fakiri
ذَٰلِكَ
bunlar
لِتُؤْمِنُوا۟
inanmanız içindir
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَرَسُولِهِۦ ۚ
ve Elçisine
وَتِلْكَ
ve bunlar
حُدُودُ
sınırlarıdır
ٱللَّهِ ۗ
Allah'ın
وَلِلْكَـٰفِرِينَ
ve kafirler için vardır
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌ
acıklı

Diyanet İşleri MealiAzad edecek köle bulamayanın, ailesiyle temastan önce iki ay birbiri peşinden oruç tutması gerekir. Buna gücü yetmeyen, altmış düşkünü doyurur. Bu kolaylık, Allah'a ve Peygamberine inanmış olmanızdan ötürüdür; bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır; inkar edenler için can yakıcı azap vardır

Yusuf AliAnd if any has not (the wherewithal), he should fast for two months consecutively before they touch each other. But if any is unable to do so, he should feed sixty indigent ones, this, that ye may show your faith in God and His Apostle. Those are limits (set by) God. For those who reject (Him), there is a grievous Penalty

58:5
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُحَآدُّونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ كُبِتُواْ كَمَا كُبِتَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ وَقَدۡ أَنزَلۡنَآ ءَايَٰتِۭ بَيِّنَٰتࣲۚ وَلِلۡكَٰفِرِينَ عَذَابࣱ مُّهِينࣱ‏
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
يُحَآدُّونَ
karşı gelen(ler)
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisine
كُبِتُوا۟
tepeleneceklerdir
كَمَا
gibi
كُبِتَ
tepelendikleri
ٱلَّذِينَ
kimselerin
مِن
kendilerinden önceki
قَبْلِهِمْ ۚ
before them
وَقَدْ
ve andolsun
أَنزَلْنَآ
biz indirdik
ءَايَـٰتٍۭ
ayetler
بَيِّنَـٰتٍۢ ۚ
açık açık
وَلِلْكَـٰفِرِينَ
ve kafirler için vardır
عَذَابٌۭ
bir azab
مُّهِينٌۭ
küçük düşürücü

Diyanet İşleri MealiAllah'a ve Peygamberine karşı gelenler, kendilerinden öncekiler nasıl alçaltıldı ise öyle alçaltılacaklardır. Biz, apaçık ayetler indirmişizdir, bunları inkar edene alçaltıcı azap vardır

Yusuf AliThose who resist God and His Apostle will be humbled to dust, as were those before them: for We have already sent down Clear Signs. And the Unbelievers (will have) a humiliating Penalty

58:6 📚 1
يَوۡمَ يَبۡعَثُهُمُ ٱللَّهُ جَمِيعࣰ ا فَيُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوٓاْۚ أَحۡصَىٰهُ ٱللَّهُ وَنَسُوهُۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ شَهِيدٌ
يَوْمَ
gün
يَبْعَثُهُمُ
tekrar dirilteceği
ٱللَّهُ
Allah
جَمِيعًۭا
onların hepsini
فَيُنَبِّئُهُم
kendilerine haber verecektir
بِمَا
ne
عَمِلُوٓا۟ ۚ
yaptıklarını
أَحْصَىٰهُ
onu saymıştır
ٱللَّهُ
Allah
وَنَسُوهُ ۚ
onlar ise onu unutmuşlardır
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
شَهِيدٌ
şahiddir

Diyanet İşleri MealiAllah onların hepsini dirilttiği gün, kendilerine işlediklerini haber verir; Allah onları bir bir saymıştır, fakat kendileri unutmuşlardır. Allah her şeye şahiddir

Yusuf AliOn the Day that God will raise them all up (again) and show them the Truth (and meaning) of their conduct. God has reckoned its (value), though they may have forgotten it, for God is Witness to all things

58:7 📚 2
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۖ مَا يَكُونُ مِن نَّجۡوَىٰ ثَلَٰثَةٍ إِلَّا هُوَ رَابِعُهُمۡ وَلَا خَمۡسَةٍ إِلَّا هُوَ سَادِسُهُمۡ وَلَآ أَدۡنَىٰ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكۡثَرَ إِلَّا هُوَ مَعَهُمۡ أَيۡنَ مَا كَانُواْۖ ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُواْ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٌ
أَلَمْ
görmedin mi?
تَرَ
you see
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يَعْلَمُ
bilir
مَا
olanı
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَمَا
ve olanı
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ ۖ
the earth
مَا
olmaz ki
يَكُونُ
there is
مِن
hiç
نَّجْوَىٰ
gizli konuşan
ثَلَـٰثَةٍ
üç kişi
إِلَّا
mutlaka
هُوَ
O'dur
رَابِعُهُمْ
dördüncüleri
وَلَا
ve olmasa
خَمْسَةٍ
beş kişi
إِلَّا
mutlaka
هُوَ
O'dur
سَادِسُهُمْ
altıncıları
وَلَآ
ve olmasa
أَدْنَىٰ
daha az
مِن
bundan
ذَٰلِكَ
that
وَلَآ
ve olmasa
أَكْثَرَ
daha çok
إِلَّا
mutlaka
هُوَ
O
مَعَهُمْ
onlarla beraberdir
أَيْنَ
nerede
مَا
bulunsalar
كَانُوا۟ ۖ
they are
ثُمَّ
sonra
يُنَبِّئُهُم
onlara haber verir
بِمَا
şeyleri
عَمِلُوا۟
yaptıkları
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۚ
kıyamet
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
بِكُلِّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عَلِيمٌ
bilendir

Diyanet İşleri MealiGöklerde olanları da, yerde olanları da Allah'ın bildiğini bilmez misin? Üç kişinin gizli bulunduğu yerde dördüncü mutlaka O'dur; beş kişinin gizli bulunduğu yerde altıncıları mutlaka O'dur; bunlardan az veya çok, ne olursa olsunlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mutlak onlarla beraberdir. Sonra, kıyamet günü, işlediklerini onlara haber verir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir

Yusuf AliSeest thou not that God doth know (all) that is in the heavens and on earth? There is not a secret consultation between three, but He makes the fourth among them, - Nor between five but He makes the sixth,- nor between fewer nor more, but He i s in their midst, wheresoever they be: In the end will He tell them the truth of their conduct, on the Day of Judgment. For God has full knowledge of all things

58:8 📚 5
أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ نُهُواْ عَنِ ٱلنَّجۡوَىٰ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا نُهُواْ عَنۡهُ وَيَتَنَٰجَوۡنَ بِٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡعُدۡوَٰنِ وَمَعۡصِيَتِ ٱلرَّسُولِۖ وَإِذَا جَآءُوكَ حَيَّوۡكَ بِمَا لَمۡ يُحَيِّكَ بِهِ ٱللَّهُ وَيَقُولُونَ فِيٓ أَنفُسِهِمۡ لَوۡلَا يُعَذِّبُنَا ٱللَّهُ بِمَا نَقُولُۚ حَسۡبُهُمۡ جَهَنَّمُ يَصۡلَوۡنَهَاۖ فَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ
أَلَمْ
görmedin mi?
تَرَ
you see
إِلَى
kimseleri
ٱلَّذِينَ
those who
نُهُوا۟
menedilen(ler)
عَنِ
gizli gizli konuşmaktan
ٱلنَّجْوَىٰ
secret counsels
ثُمَّ
sonra yine
يَعُودُونَ
dönüyorlar
لِمَا
şeye
نُهُوا۟
menedildikleri
عَنْهُ
ondan
وَيَتَنَـٰجَوْنَ
ve gizli gizli konuşuyorlar
بِٱلْإِثْمِ
günah hususunda
وَٱلْعُدْوَٰنِ
ve düşmanlık
وَمَعْصِيَتِ
ve isyan
ٱلرَّسُولِ
Elçiye
وَإِذَا
ve zaman
جَآءُوكَ
sana geldikleri
حَيَّوْكَ
seni selamlıyorlar
بِمَا
bir tarzda
لَمْ
selamlamadığı
يُحَيِّكَ
greets you
بِهِ
onu
ٱللَّهُ
Allah'ın
وَيَقُولُونَ
ve diyorlar
فِىٓ
içlerinde
أَنفُسِهِمْ
kendi
لَوْلَا
değil miydi?
يُعَذِّبُنَا
bize azab etmeli
ٱللَّهُ
Allah
بِمَا
ötürü
نَقُولُ ۚ
dediğimizden
حَسْبُهُمْ
onlara yeter
جَهَنَّمُ
cehennem
يَصْلَوْنَهَا ۖ
oraya gireceklerdir
فَبِئْسَ
ne kötü
ٱلْمَصِيرُ
gidilecek yerdir

Diyanet İşleri MealiGizli toplantıdan menedilen, sonra menolundukları şeyi yapmaya kalkışarak günah işlemek, düşmanlık etmek ve Peygambere karşı gelmek konusunda gizli gizli konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde, Allah'ın seni selamlamadığı bir şekilde seni selamlarlar; içlerinden, "Gerçekten peygamber olsaydı Allah'ın bizi, söylediklerimizden ötürü, cezalandırması gerekmez miydi?" derler. Cehennem onlara yeter. Oraya girerler, ne kötü dönüştür

Yusuf AliTurnest thou not thy sight towards those who were forbidden secret counsels yet revert to that which they were forbidden (to do)? And they hold secret counsels among themselves for iniquity and hostility, and disobedience to the Apostle. And w hen they come to thee, they salute thee, not as God salutes thee, (but in crooked ways): And they say to themselves, "Why does not God punish us for our words?" Enough for them is Hell: In it will they burn, and evil is that destination

58:9
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا تَنَٰجَيۡتُمۡ فَلَا تَتَنَٰجَوۡاْ بِٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡعُدۡوَٰنِ وَمَعۡصِيَتِ ٱلرَّسُولِ وَتَنَٰجَوۡاْ بِٱلۡبِرِّ وَٱلتَّقۡوَىٰۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ ٱلَّذِيٓ إِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِذَا
zaman
تَنَـٰجَيْتُمْ
aranızda gizli konuştuğunuz
فَلَا
konuşmayın
تَتَنَـٰجَوْا۟
hold secret counsel
بِٱلْإِثْمِ
günah üzerinde
وَٱلْعُدْوَٰنِ
ve düşmanlık
وَمَعْصِيَتِ
ve karşı gelme
ٱلرَّسُولِ
Elçiye
وَتَنَـٰجَوْا۟
(fakat) konuşun
بِٱلْبِرِّ
iyilik üzerinde
وَٱلتَّقْوَىٰ ۖ
ve takva
وَٱتَّقُوا۟
ve korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
ٱلَّذِىٓ
huzuruna
إِلَيْهِ
to Him
تُحْشَرُونَ
toplanacağınız

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! Gizli konuştuğunuz zaman, günah işlemeyi, düşmanlık etmeyi ve Peygambere karşı gelmeyi fısıldaşmayın; iyilik yapmak ve Allah'a karşı gelmekten sakınmayı konuşun; kıyamet günü huzurunda toplanacağınız Allah'tan sakının

Yusuf AliO ye who believe! When ye hold secret counsel, do it not for iniquity and hostility, and disobedience to the Prophet; but do it for righteousness and self- restraint; and fear God, to Whom ye shall be brought back

58:10
إِنَّمَا ٱلنَّجۡوَىٰ مِنَ ٱلشَّيۡطَٰنِ لِيَحۡزُنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَلَيۡسَ بِضَآرِّهِمۡ شَيۡـًٔا إِلَّا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلۡيَتَوَكَّلِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ
إِنَّمَا
şüphesiz
ٱلنَّجْوَىٰ
gizli konuşma
مِنَ
şeytandandır
ٱلشَّيْطَـٰنِ
the Shaitaan
لِيَحْزُنَ
üzülsünler diye
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
وَلَيْسَ
ve değildir
بِضَآرِّهِمْ
onlara zarar verecek
شَيْـًٔا
hiçbir
إِلَّا
olmadıkça
بِإِذْنِ
izni
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
وَعَلَى
ve
ٱللَّهِ
Allah'a
فَلْيَتَوَكَّلِ
dayansınlar
ٱلْمُؤْمِنُونَ
mü'minler

Diyanet İşleri MealiGizli toplantılar inananları üzmek için şeytanın istediği şeydir; Allah'ın izni olmadıkça şeytan onlara bir zarar veremez; inananlar yalnız Allah'a güvensinler

Yusuf AliSecret counsels are only (inspired) by the Evil One, in order that he may cause grief to the Believers; but he cannot harm them in the least, except as God permits; and on God let the Believers put their trust

58:11 📚 1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا قِيلَ لَكُمۡ تَفَسَّحُواْ فِي ٱلۡمَجَٰلِسِ فَٱفۡسَحُواْ يَفۡسَحِ ٱللَّهُ لَكُمۡۖ وَإِذَا قِيلَ ٱنشُزُواْ فَٱنشُزُواْ يَرۡفَعِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنكُمۡ وَٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ دَرَجَٰتࣲۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرࣱ‏
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِذَا
zaman
قِيلَ
dendiği
لَكُمْ
size
تَفَسَّحُوا۟
yer açın
فِى
meclislerde
ٱلْمَجَـٰلِسِ
the assemblies
فَٱفْسَحُوا۟
yer açın ki
يَفْسَحِ
genişlik versin
ٱللَّهُ
Allah
لَكُمْ ۖ
size
وَإِذَا
zaman da
قِيلَ
dendiği
ٱنشُزُوا۟
kalkın
فَٱنشُزُوا۟
kalkın ki
يَرْفَعِ
yükseltsin
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ءَامَنُوا۟
inanan(ları)
مِنكُمْ
sizden
وَٱلَّذِينَ
ve kendilerine
أُوتُوا۟
verilenleri
ٱلْعِلْمَ
ilim
دَرَجَـٰتٍۢ ۚ
derecelerle
وَٱللَّهُ
ve Allah
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
خَبِيرٌۭ
haber almaktadır

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! Toplantılarda, size, "Yer açın" denince yer açın ki Allah da size genişlik versin; "Kalkın" denildiği zaman da hemen kalkın ki, Allah, içinizden inanmış olanları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah işlediklerinizden haberdardır

Yusuf AliO ye who believe! When ye are told to make room in the assemblies, (spread out and) make room: (ample) room will God provide for you. And when ye are told to rise up, rise up God will rise up, to (suitable) ranks (and degrees), those of you wh o believe and who have been granted (mystic) Knowledge. And God is well- acquainted with all ye do

58:12
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا نَٰجَيۡتُمُ ٱلرَّسُولَ فَقَدِّمُواْ بَيۡنَ يَدَيۡ نَجۡوَىٰكُمۡ صَدَقَةࣰۚ ذَٰلِكَ خَيۡرࣱ لَّكُمۡ وَأَطۡهَرُۚ فَإِن لَّمۡ تَجِدُواْ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمٌ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِذَا
zaman
نَـٰجَيْتُمُ
siz gizli konuşacağınız
ٱلرَّسُولَ
Elçi ile
فَقَدِّمُوا۟
verin
بَيْنَ
önce
يَدَىْ
önce
نَجْوَىٰكُمْ
gizli konuşmanızdan
صَدَقَةًۭ ۚ
bir sadaka
ذَٰلِكَ
bu
خَيْرٌۭ
daha hayırlıdır
لَّكُمْ
sizin için
وَأَطْهَرُ ۚ
ve daha temizdir
فَإِن
şayet
لَّمْ
bulamazsınız
تَجِدُوا۟
you find
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌ
esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! Peygamberle hususi olarak konuşacağınızda, bu konuşmanızdan önce fakirlere sadaka veriniz; bu, sizin daha iyi ve daha temiz olmanız içindir. Eğer sadaka verecek bir şey bulamazsanız üzülmeyiniz. Allah şüphesiz bağışlayandır, acıyandır

Yusuf AliO ye who believe! When ye consult the Apostle in private, spend something in charity before your private consultation. That will be best for you, and most conducive to purity (of conduct). But if ye find not (the wherewithal), God is Oft- Forgi ving, Most Merciful

58:13
ءَأَشۡفَقۡتُمۡ أَن تُقَدِّمُواْ بَيۡنَ يَدَيۡ نَجۡوَىٰكُمۡ صَدَقَٰتࣲۚ فَإِذۡ لَمۡ تَفۡعَلُواْ وَتَابَ ٱللَّهُ عَلَيۡكُمۡ فَأَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُواْ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥۚ وَٱللَّهُ خَبِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ
ءَأَشْفَقْتُمْ
korktunuz mu?
أَن
vermenizden
تُقَدِّمُوا۟
offer
بَيْنَ
önce
يَدَىْ
önce
نَجْوَىٰكُمْ
gizli konuşmanızdan
صَدَقَـٰتٍۢ ۚ
sadaka
فَإِذْ
çünkü
لَمْ
yapmadınız
تَفْعَلُوا۟
you do not
وَتَابَ
ve affetti
ٱللَّهُ
Allah
عَلَيْكُمْ
sizi
فَأَقِيمُوا۟
artık kılın
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَءَاتُوا۟
ve verin
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَأَطِيعُوا۟
ve ita'at edin
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ ۚ
ve Elçisine
وَٱللَّهُ
ve Allah
خَبِيرٌۢ
bilmektedir
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız

Diyanet İşleri MealiHususi konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü ki bunu yerine getirmediniz? Ama Allah, tevbenizi kabul etmiştir. Öyleyse namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Allah, işlediklerinizden haberdardır

Yusuf AliIs it that ye are afraid of spending sums in charity before your private consultation (with him)? If, then, ye do not so, and God forgives you, then (at least) establish regular prayer; practise regular charity; and obey God and His Apostle. An d God is well-acquainted with all that ye do

58:14 📚 1
۞أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ تَوَلَّوۡاْ قَوۡمًا غَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِم مَّا هُم مِّنكُمۡ وَلَا مِنۡهُمۡ وَيَحۡلِفُونَ عَلَى ٱلۡكَذِبِ وَهُمۡ يَعۡلَمُونَ
۞ أَلَمْ
görmedin mi?
تَرَ
you see
إِلَى
kimseleri
ٱلَّذِينَ
those who
تَوَلَّوْا۟
dost edinen(leri)
قَوْمًا
bir topluluğu
غَضِبَ
gazabettiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَلَيْهِم
kendilerine
مَّا
değildir
هُم
onlar
مِّنكُمْ
sizden
وَلَا
ve değildir
مِنْهُمْ
onlardan
وَيَحْلِفُونَ
ve yemin ediyorlar
عَلَى
üzere
ٱلْكَذِبِ
yalan
وَهُمْ
ve onlar
يَعْلَمُونَ
bilerek

Diyanet İşleri MealiAllah'ın gazabettiği milleti dost edinen münafıkları görmedin mi? Onlar ne sizdendir ne de onlardan, bile bile, yalan yere yemin etmektedirler

Yusuf AliTurnest thou not thy attention to those who turn (in friendship) to such as have the Wrath of God upon them? They are neither of you nor of them, and they swear to falsehood knowingly

58:15
أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمۡ عَذَابࣰ ا شَدِيدًاۖ إِنَّهُمۡ سَآءَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
أَعَدَّ
hazırlamıştır
ٱللَّهُ
Allah
لَهُمْ
onlar için
عَذَابًۭا
bir azab
شَدِيدًا ۖ
çetin
إِنَّهُمْ
şüphesiz onlar
سَآءَ
ne kötü
مَا
şeyler
كَانُوا۟
yapıyorlar
يَعْمَلُونَ
do

Diyanet İşleri MealiAllah, onlara çetin bir azap hazırlamıştır. İşledikleri şey ne kötüdür

Yusuf AliGod has prepared for them a severe Penalty: evil indeed are their deeds

58:16
ٱتَّخَذُوٓاْ أَيۡمَٰنَهُمۡ جُنَّةࣰ فَصَدُّواْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ فَلَهُمۡ عَذَابࣱ مُّهِينࣱ‏
ٱتَّخَذُوٓا۟
yaptılar
أَيْمَـٰنَهُمْ
yeminlerini
جُنَّةًۭ
kalkan
فَصَدُّوا۟
ve engel oldular
عَن
yolundan
سَبِيلِ
(the) way of Allah
ٱللَّهِ
Allah'ın
فَلَهُمْ
onlar için vardır
عَذَابٌۭ
bir azab
مُّهِينٌۭ
küçük düşürücü

Diyanet İşleri MealiYeminlerini kalkan edindiler de, Allah yolundan alıkoydular; onlara alçaltıcı bir azap vardır

Yusuf AliThey have made their oaths a screen (for their misdeeds): thus they obstruct (men) from the Path of God: therefore shall they have a humiliating Penalty

58:17
لَّن تُغۡنِيَ عَنۡهُمۡ أَمۡوَٰلُهُمۡ وَلَآ أَوۡلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔاۚ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ
لَّن
koruyamaz
تُغْنِىَ
will avail
عَنْهُمْ
kendilerini
أَمْوَٰلُهُمْ
malları
وَلَآ
ne de
أَوْلَـٰدُهُم
çocukları
مِّنَ
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
شَيْـًٔا ۚ
hiçbir şey
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlar
أَصْحَـٰبُ
halkıdır
ٱلنَّارِ ۖ
ateş
هُمْ
onlar
فِيهَا
orada
خَـٰلِدُونَ
sürekli kalacaklardır

Diyanet İşleri MealiMalları ve çocukları, onlara, Allah katında bir fayda sağlamaz. Onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır

Yusuf AliOf no profit whatever to them, against God, will be their riches nor their sons: they will be Companions of the Fire, to dwell therein (for aye)

58:18
يَوۡمَ يَبۡعَثُهُمُ ٱللَّهُ جَمِيعࣰ ا فَيَحۡلِفُونَ لَهُۥ كَمَا يَحۡلِفُونَ لَكُمۡ وَيَحۡسَبُونَ أَنَّهُمۡ عَلَىٰ شَيۡءٍۚ أَلَآ إِنَّهُمۡ هُمُ ٱلۡكَٰذِبُونَ
يَوْمَ
(o) gün
يَبْعَثُهُمُ
tekrar diriltir
ٱللَّهُ
Allah
جَمِيعًۭا
onların hepsini
فَيَحْلِفُونَ
sonra yemin ederler
لَهُۥ
O'na da
كَمَا
gibi
يَحْلِفُونَ
yemin ettikleri
لَكُمْ ۖ
size
وَيَحْسَبُونَ
ve sanırlar
أَنَّهُمْ
kendilerini
عَلَىٰ
üzerinde
شَىْءٍ ۚ
bir şey
أَلَآ
iyi bilin ki
إِنَّهُمْ
elbette onlar
هُمُ
onlar
ٱلْكَـٰذِبُونَ
yalancılardır

Diyanet İşleri MealiAllah, onların hepsini tekrar dirilttiği gün, size yemin ettikleri gibi O'na yemin ederler; kendilerine bir yarar sağlayacağını sanırlar. Dikkat edin; onlar şüphesiz yalancıdırlar

Yusuf AliOne day will God raise them all up (for Judgment): then will they swear to Him as they swear to you: And they think that they have something (to stand upon). No, indeed! they are but liars

58:19
ٱسۡتَحۡوَذَ عَلَيۡهِمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ فَأَنسَىٰهُمۡ ذِكۡرَ ٱللَّهِۚ أُوْلَٰٓئِكَ حِزۡبُ ٱلشَّيۡطَٰنِۚ أَلَآ إِنَّ حِزۡبَ ٱلشَّيۡطَٰنِ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ
ٱسْتَحْوَذَ
kuşatmıştır
عَلَيْهِمُ
onları
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytan
فَأَنسَىٰهُمْ
ve onlara unutturmuştur
ذِكْرَ
anmayı
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ı
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlar
حِزْبُ
hizbidir
ٱلشَّيْطَـٰنِ ۚ
şeytanın
أَلَآ
dikkat edin
إِنَّ
muhakkak ki
حِزْبَ
hizbi
ٱلشَّيْطَـٰنِ
şeytanın
هُمُ
onlar
ٱلْخَـٰسِرُونَ
kaybedecektir

Diyanet İşleri MealiŞeytan onların başlarına dikilip Allah'ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilin; şeytanın taraftarları elbette hüsrandadırlar

Yusuf AliThe Evil One has got the better of them: so he has made them lose the remembrance of God. They are the Party of the Evil One. Truly, it is the Party of the Evil One that will perish

58:20
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُحَآدُّونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ أُوْلَٰٓئِكَ فِي ٱلۡأَذَلِّينَ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
يُحَآدُّونَ
düşman olan(lar)
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥٓ
ve Elçisine
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlar
فِى
arasındadırlar
ٱلْأَذَلِّينَ
en alçaklar

Diyanet İşleri MealiAllah'a ve Peygamberine karşı gelenler; işte onlar, en alçak kimselerle beraberdirler

Yusuf AliThose who resist God and His Apostle will be among those most humiliated

58:21 📚 2
كَتَبَ ٱللَّهُ لَأَغۡلِبَنَّ أَنَا۠ وَرُسُلِيٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِيٌّ عَزِيزࣱ‏
كَتَبَ
yazmıştır;
ٱللَّهُ
Allah
لَأَغْلِبَنَّ
elbette galib geleceğiz
أَنَا۠
ben
وَرُسُلِىٓ ۚ
ve elçilerim
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
قَوِىٌّ
güçlüdür
عَزِيزٌۭ
galiptir

Diyanet İşleri MealiAllah, "And olsun ki Ben ve peygamberlerim üstün geleceğiz" diye yazmıştır. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür

Yusuf AliGod has decreed: "It is I and My apostles who must prevail": For God is One full of strength, able to enforce His Will

58:22 📚 14
لَّا تَجِدُ قَوۡمࣰ ا يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ يُوَآدُّونَ مَنۡ حَآدَّ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَلَوۡ كَانُوٓاْ ءَابَآءَهُمۡ أَوۡ أَبۡنَآءَهُمۡ أَوۡ إِخۡوَٰنَهُمۡ أَوۡ عَشِيرَتَهُمۡۚ أُوْلَٰٓئِكَ كَتَبَ فِي قُلُوبِهِمُ ٱلۡإِيمَٰنَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحࣲ مِّنۡهُۖ وَيُدۡخِلُهُمۡ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَاۚ رَضِيَ ٱللَّهُ عَنۡهُمۡ وَرَضُواْ عَنۡهُۚ أُوْلَٰٓئِكَ حِزۡبُ ٱللَّهِۚ أَلَآ إِنَّ حِزۡبَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ
لَّا
bulamazsın
تَجِدُ
You will not find
قَوْمًۭا
bir milletin
يُؤْمِنُونَ
inanan
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرِ
ahiret
يُوَآدُّونَ
dostluk eder
مَنْ
olanlarla
حَآدَّ
düşman
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisine
وَلَوْ
şayet
كَانُوٓا۟
olsa bile
ءَابَآءَهُمْ
babaları
أَوْ
yahut
أَبْنَآءَهُمْ
oğulları
أَوْ
yahut
إِخْوَٰنَهُمْ
kardeşleri
أَوْ
yahut
عَشِيرَتَهُمْ ۚ
akrabaları
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
كَتَبَ
yazmıştır
فِى
onların kalblerine
قُلُوبِهِمُ
their hearts
ٱلْإِيمَـٰنَ
iman
وَأَيَّدَهُم
ve onları desteklemiştir
بِرُوحٍۢ
bir ruh ile
مِّنْهُ ۖ
kendinden
وَيُدْخِلُهُمْ
ve onları sokacaktır
جَنَّـٰتٍۢ
cennetlere
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
خَـٰلِدِينَ
ebedi kalacaklardır
فِيهَا ۚ
orada
رَضِىَ
razı olmuştur
ٱللَّهُ
Allah
عَنْهُمْ
onlardan
وَرَضُوا۟
onlar da razı olmuşlardır
عَنْهُ ۚ
O'ndan
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
حِزْبُ
hizbidir
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
أَلَآ
dikkat edin
إِنَّ
muhakkak ki
حِزْبَ
hizbidir
ٱللَّهِ
Allah'ın
هُمُ
onlar
ٱلْمُفْلِحُونَ
başarıya ulaşacak olanlardır

Diyanet İşleri MealiAllah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere, sevgi beslediklerini görmezsin. İşte Allah, imanı bunların kalblerine yazmış, katından bir nur ile onları desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyar. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuştur. İşte bunlar, Allah'tan yana olanlardır. İyi bilin ki, saadete erecek olanlar, Allah'tan yana olanlardır

Yusuf AliThou wilt not find any people who believe in God and the Last Day, loving those who resist God and His Apostle, even though they were their fathers or their sons, or their brothers, or their kindred. For such He has written Faith in their heart s, and strengthened them with a spirit from Himself. And He will admit them to Gardens beneath which Rivers flow, to dwell therein (for ever). God will be well pleased with them, and they with Him. They are the Party of God. Truly it is the Party of God that will achieve Felicity

← Önceki Sonraki →

58. Al-Mujaadila Suresi | Anlam Arayışı