☪ Anlam Arayışı

60. Al-Mumtahana سُورَةُ المُمۡتَحنَةِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
60:1 📚 1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُواْ عَدُوِّي وَعَدُوَّكُمۡ أَوۡلِيَآءَ تُلۡقُونَ إِلَيۡهِم بِٱلۡمَوَدَّةِ وَقَدۡ كَفَرُواْ بِمَا جَآءَكُم مِّنَ ٱلۡحَقِّ يُخۡرِجُونَ ٱلرَّسُولَ وَإِيَّاكُمۡ أَن تُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ رَبِّكُمۡ إِن كُنتُمۡ خَرَجۡتُمۡ جِهَٰدࣰ ا فِي سَبِيلِي وَٱبۡتِغَآءَ مَرۡضَاتِيۚ تُسِرُّونَ إِلَيۡهِم بِٱلۡمَوَدَّةِ وَأَنَا۠ أَعۡلَمُ بِمَآ أَخۡفَيۡتُمۡ وَمَآ أَعۡلَنتُمۡۚ وَمَن يَفۡعَلۡهُ مِنكُمۡ فَقَدۡ ضَلَّ سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
edinmeyin
تَتَّخِذُوا۟
take
عَدُوِّى
benim düşmanımı
وَعَدُوَّكُمْ
ve sizin düşmanınızı
أَوْلِيَآءَ
dostlar
تُلْقُونَ
siz iletiyorsunuz
إِلَيْهِم
onlara
بِٱلْمَوَدَّةِ
sevgi
وَقَدْ
halbuki
كَفَرُوا۟
onlar inkar ettiler
بِمَا
şeyi
جَآءَكُم
size gelen
مِّنَ
haktan
ٱلْحَقِّ
the truth
يُخْرِجُونَ
(yurdunuzdan) çıkardılar
ٱلرَّسُولَ
Elçiyi
وَإِيَّاكُمْ ۙ
ve sizi
أَن
dolayı
تُؤْمِنُوا۟
inandığınızdan
بِٱللَّهِ
Allah'a
رَبِّكُمْ
Rabbiniz
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
خَرَجْتُمْ
çıkmış
جِهَـٰدًۭا
cihadetmek için
فِى
benim yolumda
سَبِيلِى
My way
وَٱبْتِغَآءَ
ve kazanmak için
مَرْضَاتِى ۚ
benim rızamı
تُسِرُّونَ
(nasıl) gizliyorsunuz
إِلَيْهِم
onlara
بِٱلْمَوَدَّةِ
içinizde sevgi
وَأَنَا۠
oysa ben
أَعْلَمُ
bilirim
بِمَآ
şeyleri
أَخْفَيْتُمْ
sizin gizlediğiniz
وَمَآ
ve şeyleri
أَعْلَنتُمْ ۚ
açığa vurduğunuz
وَمَن
ve kim
يَفْعَلْهُ
bunu yaparsa
مِنكُمْ
sizden
فَقَدْ
elbette
ضَلَّ
sapmıştır
سَوَآءَ
doğru
ٱلسَّبِيلِ
yoldan

Ali BulaçEy iman edenler, Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları veliler edinmeyin. Siz onlara karşı sevgi yöneltiyorsunuz; oysa onlar haktan size geleni inkar etmişler, Rabbiniz olan Allah'a inanmanızdan dolayı elçiyi de, sizi de (yurtlarınızdan) sürüp-çıkarmışlardır. Eğer siz, Benim yolumda cihad etmek ve Benim rızamı aramak amacıyla çıkmışsanız (nasıl) onlara karşı hala sevgi gizliyorsunuz? Ben, sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilirim. Kim sizden bunu yaparsa, artık o, elbette yolun ortasından şaşırıp-sapmış olur

60:2
إِن يَثۡقَفُوكُمۡ يَكُونُواْ لَكُمۡ أَعۡدَآءࣰ وَيَبۡسُطُوٓاْ إِلَيۡكُمۡ أَيۡدِيَهُمۡ وَأَلۡسِنَتَهُم بِٱلسُّوٓءِ وَوَدُّواْ لَوۡ تَكۡفُرُونَ
إِن
eğer
يَثْقَفُوكُمْ
onlar sizi ele geçirseler
يَكُونُوا۟
olurlar
لَكُمْ
size
أَعْدَآءًۭ
düşman
وَيَبْسُطُوٓا۟
ve uzatırlar
إِلَيْكُمْ
size
أَيْدِيَهُمْ
ellerini
وَأَلْسِنَتَهُم
ve dillerini
بِٱلسُّوٓءِ
kötülükle
وَوَدُّوا۟
ve isterler
لَوْ
keşke
تَكْفُرُونَ
inkar etseniz

Ali BulaçEğer sizi ele geçirecek olurlarsa, size düşman kesilirler, ellerini ve dillerini kötülükle size uzatırlar. Onlar sizin inkar etmenizi içten arzu etmişlerdir

60:3
لَن تَنفَعَكُمۡ أَرۡحَامُكُمۡ وَلَآ أَوۡلَٰدُكُمۡۚ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ يَفۡصِلُ بَيۡنَكُمۡۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرࣱ‏
لَن
asla
تَنفَعَكُمْ
size fayda vermez
أَرْحَامُكُمْ
akrabanız
وَلَآ
ne de
أَوْلَـٰدُكُمْ ۚ
çocuklarınız
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
يَفْصِلُ
ayırır
بَيْنَكُمْ ۚ
aranızı
وَٱللَّهُ
ve Allah
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
بَصِيرٌۭ
görmektedir

Ali BulaçNe yakın akrabalarınız, ne çocuklarınız kıyamet günü size bir yarar sağlayamaz. (Allah) Sizin aranızı ayıracaktır. Allah, yaptıklarınızı görendir

60:4 📚 8
قَدۡ كَانَتۡ لَكُمۡ أُسۡوَةٌ حَسَنَةࣱ فِيٓ إِبۡرَٰهِيمَ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥٓ إِذۡ قَالُواْ لِقَوۡمِهِمۡ إِنَّا بُرَءَٰٓؤُاْ مِنكُمۡ وَمِمَّا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ كَفَرۡنَا بِكُمۡ وَبَدَا بَيۡنَنَا وَبَيۡنَكُمُ ٱلۡعَدَٰوَةُ وَٱلۡبَغۡضَآءُ أَبَدًا حَتَّىٰ تُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ وَحۡدَهُۥٓ إِلَّا قَوۡلَ إِبۡرَٰهِيمَ لِأَبِيهِ لَأَسۡتَغۡفِرَنَّ لَكَ وَمَآ أَمۡلِكُ لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن شَيۡءࣲۖ رَّبَّنَا عَلَيۡكَ تَوَكَّلۡنَا وَإِلَيۡكَ أَنَبۡنَا وَإِلَيۡكَ ٱلۡمَصِيرُ
قَدْ
elbette
كَانَتْ
vardır
لَكُمْ
sizin için
أُسْوَةٌ
bir örnek
حَسَنَةٌۭ
güzel
فِىٓ
İbrahim'de
إِبْرَٰهِيمَ
Ibrahim
وَٱلَّذِينَ
ve bulunanlarda
مَعَهُۥٓ
onunla beraber
إِذْ
hani
قَالُوا۟
onlar demişlerdi
لِقَوْمِهِمْ
kavimlerine
إِنَّا
elbette biz
بُرَءَٰٓؤُا۟
uzağız
مِنكُمْ
sizden
وَمِمَّا
ve
تَعْبُدُونَ
taptıklarınızdan
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
كَفَرْنَا
tanımıyoruz
بِكُمْ
sizi
وَبَدَا
ve belirmiştir
بَيْنَنَا
bizim aramızda
وَبَيْنَكُمُ
sizinle
ٱلْعَدَٰوَةُ
bir düşmanlık
وَٱلْبَغْضَآءُ
ve nefret
أَبَدًا
sürekli
حَتَّىٰ
kadar
تُؤْمِنُوا۟
siz inanıncaya
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَحْدَهُۥٓ
bir tek
إِلَّا
yalnız hariçtir
قَوْلَ
demesi
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim'in
لِأَبِيهِ
babasına
لَأَسْتَغْفِرَنَّ
mağfiret dileyeceğim
لَكَ
senin için
وَمَآ
fakat
أَمْلِكُ
gücüm yetmez
لَكَ
senin için
مِنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
مِن
(gelecek)
شَىْءٍۢ ۖ
bir şeye
رَّبَّنَا
Rabbimiz
عَلَيْكَ
sana
تَوَكَّلْنَا
dayandık
وَإِلَيْكَ
ve sana
أَنَبْنَا
yöneldik
وَإِلَيْكَ
ve sanadır
ٱلْمَصِيرُ
dönüş

Ali Bulaçİbrahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır. Hani kendi kavimlerine demişlerdi ki: "Biz, sizlerden ve Allah'ın dışında taptıklarınızdan gerçekten uzağız. Sizi (artık) tanımayıp-inkar ettik. Sizinle aramızda, siz Allah'a bir olarak iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve bir kin baş göstermiştir." Ancak İbrahim'in babasına: "Sana bağışlanma dileyeceğim, ama Allah'tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için gücüm yetmez." demesi hariç. "Ey Rabbimiz, biz Sana tevekkül ettik ve 'içten Sana yöneldik.' Dönüş Sanadır

60:5 📚 3
رَبَّنَا لَا تَجۡعَلۡنَا فِتۡنَةࣰ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ وَٱغۡفِرۡ لَنَا رَبَّنَآۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ
رَبَّنَا
Rabbimiz
لَا
bizi yapma
تَجْعَلْنَا
make us
فِتْنَةًۭ
bir sınav
لِّلَّذِينَ
kimseler için
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
وَٱغْفِرْ
e bağışla
لَنَا
bizi
رَبَّنَآ ۖ
Rabbimiz
إِنَّكَ
ancak Sensin
أَنتَ
Sen
ٱلْعَزِيزُ
yegane galib
ٱلْحَكِيمُ
hüküm ve hikmet sahibi

Ali BulaçRabbimiz, bizi inkar edenler için fitne (deneme konusu) kılma ve bizi bağışla Rabbimiz. Şüphesiz Sen, üstün ve güçlüsün, hüküm ve hikmet sahibisin

60:6 📚 2
لَقَدۡ كَانَ لَكُمۡ فِيهِمۡ أُسۡوَةٌ حَسَنَةࣱ لِّمَن كَانَ يَرۡجُواْ ٱللَّهَ وَٱلۡيَوۡمَ ٱلۡأٓخِرَۚ وَمَن يَتَوَلَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡغَنِيُّ ٱلۡحَمِيدُ
لَقَدْ
andolsun
كَانَ
vardır
لَكُمْ
sizin için
فِيهِمْ
onlarda
أُسْوَةٌ
bir örnek
حَسَنَةٌۭ
güzel
لِّمَن
kimseler için
كَانَ
arzu edenler
يَرْجُوا۟
hopeful
ٱللَّهَ
Allah'ı
وَٱلْيَوْمَ
ve gününü
ٱلْـَٔاخِرَ ۚ
ahiret
وَمَن
ve kim
يَتَوَلَّ
yüz çevirirse
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
هُوَ
O'dur
ٱلْغَنِىُّ
zengin olan
ٱلْحَمِيدُ
övgüye layık olan

Ali BulaçAndolsun, onlarda sizlere, Allah'ı ve ahiret gününü umud edenlere güzel bir örnek vardır. Kim yüz çevirecek olursa, artık şüphesiz Allah, Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan), Hamid (övülmeye layık olan)dır

60:7 📚 1
۞عَسَى ٱللَّهُ أَن يَجۡعَلَ بَيۡنَكُمۡ وَبَيۡنَ ٱلَّذِينَ عَادَيۡتُم مِّنۡهُم مَّوَدَّةࣰۚ وَٱللَّهُ قَدِيرࣱۚ وَٱللَّهُ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
۞ عَسَى
belki de
ٱللَّهُ
Allah
أَن
koyar
يَجْعَلَ
will put
بَيْنَكُمْ
sizinle
وَبَيْنَ
arasına
ٱلَّذِينَ
düşman olduklarınız
عَادَيْتُم
you have been enemies
مِّنْهُم
onlardan
مَّوَدَّةًۭ ۚ
bir sevgi
وَٱللَّهُ
ve Allah
قَدِيرٌۭ ۚ
kadirdir
وَٱللَّهُ
ve Allah
غَفُورٌۭ
çok bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
çok esirgeyendir

Ali BulaçBelki Allah, sizlerle onlardan kendilerine karşı düşmanlık besledikleriniz arasında bir sevgi-bağı kılar. Allah, güç yetirendir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir

60:8
لَّا يَنۡهَىٰكُمُ ٱللَّهُ عَنِ ٱلَّذِينَ لَمۡ يُقَٰتِلُوكُمۡ فِي ٱلدِّينِ وَلَمۡ يُخۡرِجُوكُم مِّن دِيَٰرِكُمۡ أَن تَبَرُّوهُمۡ وَتُقۡسِطُوٓاْ إِلَيۡهِمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُقۡسِطِينَ
لَّا
sizi men'etmez
يَنْهَىٰكُمُ
(does) forbid you
ٱللَّهُ
Allah
عَنِ
kimselerden
ٱلَّذِينَ
those who
لَمْ
sizinle savaşmayan
يُقَـٰتِلُوكُمْ
fight you
فِى
hakkında
ٱلدِّينِ
din
وَلَمْ
ve
يُخْرِجُوكُم
sizi çıkarmayan
مِّن
yurtlarınızdan;
دِيَـٰرِكُمْ
your homes
أَن
iyilik etmekten
تَبَرُّوهُمْ
you deal kindly
وَتُقْسِطُوٓا۟
ve adaletli davranmaktan
إِلَيْهِمْ ۚ
onlara
إِنَّ
şüphesiz ki
ٱللَّهَ
Allah
يُحِبُّ
sever
ٱلْمُقْسِطِينَ
adalet yapanları

Ali BulaçAllah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever

60:9
إِنَّمَا يَنۡهَىٰكُمُ ٱللَّهُ عَنِ ٱلَّذِينَ قَٰتَلُوكُمۡ فِي ٱلدِّينِ وَأَخۡرَجُوكُم مِّن دِيَٰرِكُمۡ وَظَٰهَرُواْ عَلَىٰٓ إِخۡرَاجِكُمۡ أَن تَوَلَّوۡهُمۡۚ وَمَن يَتَوَلَّهُمۡ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
إِنَّمَا
ancak
يَنْهَىٰكُمُ
sizi men'eder
ٱللَّهُ
Allah
عَنِ
kimselerden
ٱلَّذِينَ
those who
قَـٰتَلُوكُمْ
sizinle savaşan
فِى
hakkında
ٱلدِّينِ
din
وَأَخْرَجُوكُم
ve sizi çıkaran
مِّن
yurtlarınızdan
دِيَـٰرِكُمْ
your homes
وَظَـٰهَرُوا۟
ve yardım eden
عَلَىٰٓ
çıkarılmanıza
إِخْرَاجِكُمْ
your expulsion
أَن
dost olmanızdan
تَوَلَّوْهُمْ ۚ
you make them allies
وَمَن
ve kim
يَتَوَلَّهُمْ
onlarla dost olursa
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlardır
ٱلظَّـٰلِمُونَ
zalimler

Ali BulaçAllah, ancak din konusunda sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkaranları ve sürülüp-çıkarılmanız için arka çıkanları dost edinmenizden sakındırır. Kim onları dost edinirse, artık onlar zalimlerin ta kendileridir

60:10 📚 10
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا جَآءَكُمُ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتُ مُهَٰجِرَٰتࣲ فَٱمۡتَحِنُوهُنَّۖ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِإِيمَٰنِهِنَّۖ فَإِنۡ عَلِمۡتُمُوهُنَّ مُؤۡمِنَٰتࣲ فَلَا تَرۡجِعُوهُنَّ إِلَى ٱلۡكُفَّارِۖ لَا هُنَّ حِلࣱّ لَّهُمۡ وَلَا هُمۡ يَحِلُّونَ لَهُنَّۖ وَءَاتُوهُم مَّآ أَنفَقُواْۚ وَلَا جُنَاحَ عَلَيۡكُمۡ أَن تَنكِحُوهُنَّ إِذَآ ءَاتَيۡتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّۚ وَلَا تُمۡسِكُواْ بِعِصَمِ ٱلۡكَوَافِرِ وَسۡـَٔلُواْ مَآ أَنفَقۡتُمۡ وَلۡيَسۡـَٔلُواْ مَآ أَنفَقُواْۚ ذَٰلِكُمۡ حُكۡمُ ٱللَّهِ يَحۡكُمُ بَيۡنَكُمۡۖ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمࣱ‏
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِذَا
zaman
جَآءَكُمُ
size geldiği
ٱلْمُؤْمِنَـٰتُ
mü'min kadınlar
مُهَـٰجِرَٰتٍۢ
göç ederek
فَٱمْتَحِنُوهُنَّ ۖ
onları imtihan edin
ٱللَّهُ
Allah
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
بِإِيمَـٰنِهِنَّ ۖ
onların imanlarını
فَإِنْ
eğer
عَلِمْتُمُوهُنَّ
anlarsanız
مُؤْمِنَـٰتٍۢ
inanmış olduklarını
فَلَا
onları geri döndürmeyin
تَرْجِعُوهُنَّ
return them
إِلَى
kafirlere
ٱلْكُفَّارِ ۖ
the disbelievers
لَا
değildir
هُنَّ
bunlar (kadınlar)
حِلٌّۭ
helal
لَّهُمْ
onlara
وَلَا
ve değildir
هُمْ
onlar
يَحِلُّونَ
helal
لَهُنَّ ۖ
bunlara
وَءَاتُوهُم
ve onlara verin
مَّآ
şey(leri)
أَنفَقُوا۟ ۚ
onların harcadıkları
وَلَا
ve yoktur
جُنَاحَ
bir günah
عَلَيْكُمْ
sizin için
أَن
bunlarla evlenmenizde
تَنكِحُوهُنَّ
you marry them
إِذَآ
takdirde
ءَاتَيْتُمُوهُنَّ
kendilerine verdiğiniz
أُجُورَهُنَّ ۚ
ücretlerini
وَلَا
ve
تُمْسِكُوا۟
tutmayın
بِعِصَمِ
ismetlerini
ٱلْكَوَافِرِ
kafir kadınların
وَسْـَٔلُوا۟
isteyin
مَآ
şeyi (mehri)
أَنفَقْتُمْ
harcadığınız
وَلْيَسْـَٔلُوا۟
ve onlar da istesinler
مَآ
şeyi
أَنفَقُوا۟ ۚ
harcadıkları
ذَٰلِكُمْ
bu size
حُكْمُ
hükmüdür
ٱللَّهِ ۖ
Allah'ın
يَحْكُمُ
(böyle) hükmediyor
بَيْنَكُمْ ۚ
aranızda
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلِيمٌ
bilendir
حَكِيمٌۭ
hüküm ve hikmet sahibidir

Ali BulaçEy iman edenler, mü'min kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilendir. Şayet (gerçekten) mü'min kadınlar olduklarını bilip-öğrenirseniz, artık sakın onları kafirlere geri çevirmeyin. (Çünkü) Ne bunlar onlara helaldir, ne onlar bunlara helaldir. Onlara (kafir kocalarına kendileri için) harcadıklarını verin. Onlara (hicret eden mü'min kadınlara) ücretlerini (mehirlerini) verdiğiniz takdirde onları nikahlamanızda size bir güçlük yoktur. Kafir (kadın)ların ismetlerini (nikahlarını) tutmayın ve (onlar için) harcadıklarınızı isteyin. Onlar da (mü'min kadınlara) harcadıklarını istesinler. Bu, Allah'ın hükmüdür; sizin aranızda hükmeder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

60:11
وَإِن فَاتَكُمۡ شَيۡءࣱ مِّنۡ أَزۡوَٰجِكُمۡ إِلَى ٱلۡكُفَّارِ فَعَاقَبۡتُمۡ فَـَٔاتُواْ ٱلَّذِينَ ذَهَبَتۡ أَزۡوَٰجُهُم مِّثۡلَ مَآ أَنفَقُواْۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ ٱلَّذِيٓ أَنتُم بِهِۦ مُؤۡمِنُونَ
وَإِن
ve eğer
فَاتَكُمْ
giderse
شَىْءٌۭ
herhangibir şey
مِّنْ
eşlerinizden
أَزْوَٰجِكُمْ
your wives
إِلَى
kafirlere
ٱلْكُفَّارِ
the disbelievers
فَعَاقَبْتُمْ
sonra sıra size gelirse
فَـَٔاتُوا۟
verin
ٱلَّذِينَ
gidenlere
ذَهَبَتْ
have gone
أَزْوَٰجُهُم
eşleri
مِّثْلَ
mislini
مَآ
harcadıklarının
أَنفَقُوا۟ ۚ
they had spent
وَٱتَّقُوا۟
ve sakının
ٱللَّهَ
Allah'a
ٱلَّذِىٓ
ki
أَنتُم
siz
بِهِۦ
ona
مُؤْمِنُونَ
inanıyorsunuz

Ali BulaçVe eğer eşlerinizden (kafirlere kaçmalarından dolayı) herhangi bir şey kafirlere geçer, böylece siz de (savaşta onları yenip) ganimete kavuşursanız, eşleri (kaçıp) gidenlere (mehir olarak) harcama yaptıklarının bir mislini verin. Kendisi'ne iman ettiğiniz Allah'tan sakının

60:12
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ إِذَا جَآءَكَ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتُ يُبَايِعۡنَكَ عَلَىٰٓ أَن لَّا يُشۡرِكۡنَ بِٱللَّهِ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا يَسۡرِقۡنَ وَلَا يَزۡنِينَ وَلَا يَقۡتُلۡنَ أَوۡلَٰدَهُنَّ وَلَا يَأۡتِينَ بِبُهۡتَٰنࣲ يَفۡتَرِينَهُۥ بَيۡنَ أَيۡدِيهِنَّ وَأَرۡجُلِهِنَّ وَلَا يَعۡصِينَكَ فِي مَعۡرُوفࣲ فَبَايِعۡهُنَّ وَٱسۡتَغۡفِرۡ لَهُنَّ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
إِذَا
zaman
جَآءَكَ
sana geldiği
ٱلْمُؤْمِنَـٰتُ
inanmış kadınlar
يُبَايِعْنَكَ
sana bi'at ederlerse
عَلَىٰٓ
hususunda
أَن
ortak koşmamaları
لَّا
not
يُشْرِكْنَ
they will associate
بِٱللَّهِ
Allah'a
شَيْـًۭٔا
hiçbir şeyi
وَلَا
ve
يَسْرِقْنَ
hırsızlık etmemeleri
وَلَا
ve
يَزْنِينَ
zina etmemeleri
وَلَا
ve
يَقْتُلْنَ
öldürmemeleri
أَوْلَـٰدَهُنَّ
çocuklarını
وَلَا
ve
يَأْتِينَ
getirmemeleri
بِبُهْتَـٰنٍۢ
uydurup
يَفْتَرِينَهُۥ
bir iftira
بَيْنَ
arasında
أَيْدِيهِنَّ
elleri
وَأَرْجُلِهِنَّ
ve ayakları
وَلَا
ve
يَعْصِينَكَ
sana karşı gelmemeleri
فِى
iyi bir işte
مَعْرُوفٍۢ ۙ
(the) right
فَبَايِعْهُنَّ
onlarla bi'atleş
وَٱسْتَغْفِرْ
ve mağfiret dile
لَهُنَّ
onlar için
ٱللَّهَ ۖ
Allah'tan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
çok bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
çok esirgeyendir

Ali BulaçEy Peygamber, mü'min kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp-uydurmamak (gayri meşru olan bir çocuğu kocalarına dayandırmamak), ma'ruf (iyi, güzel ve yararlı bir iş) konusunda isyan etmemek üzere, sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret iste. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir

60:13
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَوَلَّوۡاْ قَوۡمًا غَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِمۡ قَدۡ يَئِسُواْ مِنَ ٱلۡأٓخِرَةِ كَمَا يَئِسَ ٱلۡكُفَّارُ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡقُبُورِ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
dostluk etmeyin
تَتَوَلَّوْا۟
make allies
قَوْمًا
bir topluluk ile
غَضِبَ
gazabettiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَلَيْهِمْ
kendilerine
قَدْ
umudu kesmiş olan
يَئِسُوا۟
they despair
مِنَ
ahiretten
ٱلْـَٔاخِرَةِ
the Hereafter
كَمَا
gibi
يَئِسَ
umudu kestiği
ٱلْكُفَّارُ
kafirlerin
مِنْ
halkından
أَصْحَـٰبِ
(the) companions
ٱلْقُبُورِ
mezarlık

Ali BulaçEy iman edenler, Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinmeyin; ki onlar, kafirlerin mezar halkından umut kesmeleri gibi ahiretten umut kesmişlerdir

← Önceki Sonraki →

60. Al-Mumtahana Suresi | Anlam Arayışı