☪ Anlam Arayışı

61. As-Saff سُورَةُ الصَّفِّ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
61:1 📚 1
سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ
سَبَّحَ
tesbih etmektedir
لِلَّهِ
Allah'ı
مَا
ne varsa
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَمَا
ve ne varsa
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ ۖ
the earth
وَهُوَ
ve O
ٱلْعَزِيزُ
üstündür
ٱلْحَكِيمُ
hüküm ve hikmet sahibidir

Elmalılı Hamdi YazırGöklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi Allah'ı tesbih eder. O, üstündür, hikmet sahibidir

Tefsîru'l-Begavî
مدنية"سبح لله ما في السموات وما في الأرض وهو العزيز الحكيم".

61:2
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفۡعَلُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لِمَ
niçin?
تَقُولُونَ
söylüyorsunuz
مَا
şeyi
لَا
yapmayacağınız
تَفْعَلُونَ
you do

Elmalılı Hamdi YazırEy iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz

Tefsîru'l-Begavî
"يا أيها الذين آمنوا لم تقولون ما لا تفعلون"، قال المفسرون : إن المؤمنين قالوا : لو علمنا أحب الأعمال إلى الله - عز وجل - لعملناه ولبذلنا فيه أموالنا وأنفسنا . فأنزل الله - عز وجل - : " إن الله يحب الذين يقاتلون في سبيله صفا " فابتلوا بذلك يوم أحد فولوا مدبرين فأنزل الله تعالى " لم تقولون ما لا تفعلون "وقال محمد بن كعب : لما أخبر الله تعالى رسوله - صلى الله عليه وسلم - بثواب شهداء بدر [ قالت الصحابة ] لئن لقينا بعده قتالا لنفرغن فيه وسعنا ففروا يوم أحد فعيرهم الله بهذه الآيةوقال قتادة والضحاك : نزلت في [ شأن ] القتال كان الرجل يقول : قاتلت ولم يقاتل وطعنت ولم يطعن وضربت ولم يضرب فنزلت هذه الآية قال ابن زيد : نزلت في المنافقين كانوا يعدون النصر للمؤمنين وهم كاذبون

61:3 📚 9
كَبُرَ مَقۡتًا عِندَ ٱللَّهِ أَن تَقُولُواْ مَا لَا تَفۡعَلُونَ
كَبُرَ
büyüktür
مَقْتًا
gazabı
عِندَ
katında
ٱللَّهِ
Allah
أَن
söylemenin
تَقُولُوا۟
you say
مَا
şeyi
لَا
yapmayacağınız
تَفْعَلُونَ
you do

Elmalılı Hamdi YazırYapmayacağınızı söylemeniz, Allah yanında şiddetli bir buğza sebeb olur

Tefsîru'l-Begavî
( كبر مقتا عند الله أن تقولوا ) في موضع الرفع فهو كقولك : بئس رجلا أخوك ومعنى الآية : أي عظم ذلك في المقت والبغض عند الله أي : إن الله يبغض بغضا شديدا أن تقولوا ( ما لا تفعلون ) أن تعدوا من أنفسكم شيئا ثم لم توفوا به .

61:4
إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلَّذِينَ يُقَٰتِلُونَ فِي سَبِيلِهِۦ صَفࣰّ ا كَأَنَّهُم بُنۡيَٰنࣱ مَّرۡصُوصࣱ‏
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يُحِبُّ
sever
ٱلَّذِينَ
kimseleri
يُقَـٰتِلُونَ
çarpışan(ları)
فِى
kendi yolunda
سَبِيلِهِۦ
His Way
صَفًّۭا
saf bağlayarak
كَأَنَّهُم
gibi
بُنْيَـٰنٌۭ
binalar
مَّرْصُوصٌۭ
kenetlenmiş

Elmalılı Hamdi YazırAllah, kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlayarak savaşanları sever

Tefsîru'l-Begavî
( إن الله يحب الذين يقاتلون في سبيله صفا ) أي يصفون أنفسهم عند القتال صفا ولا يزولون عن أماكنهم ( كأنهم بنيان مرصوص ) قد رص بعضه ببعض [ أي ألزق بعضه ببعض ] وأحكم فليس فيه فرجة ولا خلل . وقيل كالرصاص .

61:5
وَإِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِۦ يَٰقَوۡمِ لِمَ تُؤۡذُونَنِي وَقَد تَّعۡلَمُونَ أَنِّي رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيۡكُمۡۖ فَلَمَّا زَاغُوٓاْ أَزَاغَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُمۡۚ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَٰسِقِينَ
وَإِذْ
bir zaman
قَالَ
demişti
مُوسَىٰ
Musa
لِقَوْمِهِۦ
kavmine
يَـٰقَوْمِ
ey kavmim
لِمَ
niçin?
تُؤْذُونَنِى
beni incitiyorsunuz
وَقَد
halde
تَّعْلَمُونَ
biliyorsunuz
أَنِّى
gerçekten benim
رَسُولُ
elçisi (olduğumu)
ٱللَّهِ
Allah'ın
إِلَيْكُمْ ۖ
size
فَلَمَّا
zaman
زَاغُوٓا۟
onlar eğrildiği
أَزَاغَ
eğriltti
ٱللَّهُ
Allah da
قُلُوبَهُمْ ۚ
kalblerini
وَٱللَّهُ
ve Allah
لَا
doğru yola iletmez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
kavmi
ٱلْفَـٰسِقِينَ
yoldan çıkan

Elmalılı Hamdi YazırBir zaman Musa, kavmine: "Ey kavmim! Benim, Allah'ın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde niçin beni incitiyorsunuz?" demişti. Onlar eğrilince, Allah da kalblerini eğriltti. Allah fasıkları doğru yola iletmez

Tefsîru'l-Begavî
( وإذ قال موسى لقومه ) من بني إسرائيل : ( يا قوم لم تؤذونني ) وذلك حين رموه بالأدرة ( وقد تعلمون أني رسول الله إليكم ) والرسول يعظم [ ويكرم ] ويحترم ( فلما زاغوا ) عدلوا عن الحق ( أزاغ الله قلوبهم ) أمالها عن الحق يعني أنهم لما تركوا الحق بإيذاء نبيهم أمال الله قلوبهم عن الحق ( والله لا يهدي القوم الفاسقين ) قال الزجاج : يعني لا يهدي من سبق في علمه أنه فاسق .

61:6 📚 2
وَإِذۡ قَالَ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ يَٰبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ إِنِّي رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيۡكُم مُّصَدِّقࣰ ا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيَّ مِنَ ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَمُبَشِّرَۢا بِرَسُولࣲ يَأۡتِي مِنۢ بَعۡدِي ٱسۡمُهُۥٓ أَحۡمَدُۖ فَلَمَّا جَآءَهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ قَالُواْ هَٰذَا سِحۡرࣱ مُّبِينࣱ‏
وَإِذْ
ve hani
قَالَ
demişti
عِيسَى
Îsa
ٱبْنُ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
يَـٰبَنِىٓ
ey oğulları
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
إِنِّى
elbette ben
رَسُولُ
elçisiyim
ٱللَّهِ
Allah'ın
إِلَيْكُم
size (gönderilen)
مُّصَدِّقًۭا
doğrulayıcı
لِّمَا
olanı
بَيْنَ
elimde
يَدَىَّ
my hands
مِنَ
Tevrattan
ٱلتَّوْرَىٰةِ
the Taurat
وَمُبَشِّرًۢا
ve müjdeleyiciyim
بِرَسُولٍۢ
bir elçiyi
يَأْتِى
gelecek
مِنۢ
benden sonra
بَعْدِى
after me
ٱسْمُهُۥٓ
onun ismi
أَحْمَدُ ۖ
Ahmed'dir
فَلَمَّا
zaman
جَآءَهُم
onlara geldiği
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
apaçık delillerle
قَالُوا۟
dediler
هَـٰذَا
bu
سِحْرٌۭ
bir büyüdür
مُّبِينٌۭ
apaçık

Elmalılı Hamdi YazırMeryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları! ben size Allah'ın elçisiyim. benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici olarak (geldim)." demişti. Fakat onlara apaçık delillerle gelince "Bu, apaçık bir büyüdür." dediler

Tefsîru'l-Begavî
( وإذ قال عيسى ابن مريم يا بني إسرائيل إني رسول الله إليكم مصدقا لما بين يدي من التوراة ومبشرا برسول يأتي من بعدي اسمه أحمد ) والألف فيه للمبالغة في الحمد وله وجهان : أحدهما : أنه مبالغة من الفاعل أي الأنبياء كلهم حمادون لله - عز وجل - وهو أكثر حمدا لله من غيره والثاني : أنه مبالغة في المفعول أي الأنبياء كلهم محمودون لما فيهم من الخصال الحميدة وهو [ أكثرهم مبالغة ] وأجمع للفضائل والمحاسن التي يحمد بها . ( فلما جاءهم بالبينات قالوا هذا سحر مبين ) .

61:7 📚 1
وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَ وَهُوَ يُدۡعَىٰٓ إِلَى ٱلۡإِسۡلَٰمِۚ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
وَمَنْ
ve kim (olabilir?)
أَظْلَمُ
daha zalim
مِمَّنِ
kimseden
ٱفْتَرَىٰ
iftira atan
عَلَى
üstüne
ٱللَّهِ
Allah'ın
ٱلْكَذِبَ
yalan
وَهُوَ
ve o
يُدْعَىٰٓ
çağırıldığı halde
إِلَى
islama
ٱلْإِسْلَـٰمِ ۚ
Islam
وَٱللَّهُ
ve Allah
لَا
doğru yola iletmez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
topluluğunu
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimler

Elmalılı Hamdi Yazırİslâm'a davet olunduğu halde Allah üzerine yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Allah zalim toplumu doğru yola iletmez

Tefsîru'l-Begavî
"ومن أظلم ممن افترى على الله الكذب وهو يدعى إلى الإسلام والله لا يهدي القوم الظالمين".

61:8
يُرِيدُونَ لِيُطۡفِـُٔواْ نُورَ ٱللَّهِ بِأَفۡوَٰهِهِمۡ وَٱللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِۦ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡكَٰفِرُونَ
يُرِيدُونَ
istiyorlar
لِيُطْفِـُٔوا۟
söndürmek
نُورَ
nurunu
ٱللَّهِ
Allah'ın
بِأَفْوَٰهِهِمْ
ağızlarıyle
وَٱللَّهُ
ve Allah
مُتِمُّ
tamamlayacaktır
نُورِهِۦ
nurunu
وَلَوْ
ve şayet
كَرِهَ
hoşlanmasa da
ٱلْكَـٰفِرُونَ
kafirler

Elmalılı Hamdi YazırAğızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler hoş görmese de Allah nurunu tamamlayacaktır

Tefsîru'l-Begavî
"يريدون ليطفئوا نور الله بأفواههم والله متم نوره ولو كره الكافرون".

61:9 📚 9
هُوَ ٱلَّذِيٓ أَرۡسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلۡهُدَىٰ وَدِينِ ٱلۡحَقِّ لِيُظۡهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡمُشۡرِكُونَ
هُوَ
O
ٱلَّذِىٓ
ki
أَرْسَلَ
gönderdi
رَسُولَهُۥ
elçisini
بِٱلْهُدَىٰ
hidayetle
وَدِينِ
ve din ile
ٱلْحَقِّ
hak
لِيُظْهِرَهُۥ
onu getirsin diye
عَلَى
üstün
ٱلدِّينِ
dinlere
كُلِّهِۦ
bütün
وَلَوْ
ve şayet
كَرِهَ
hoşlanmasa da
ٱلْمُشْرِكُونَ
müşrikler

Elmalılı Hamdi YazırO, Resulünü hidayet ve hak dinle gönderdi ki, müşrikler istemese de onu, bütün dinlerin üstüne çıkarsın

Tefsîru'l-Begavî
" هو الذي أرسل رسوله بالهدى ودين الحق ليظهره على الدين كله ولو كره المشركون ".

61:10
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ هَلۡ أَدُلُّكُمۡ عَلَىٰ تِجَٰرَةࣲ تُنجِيكُم مِّنۡ عَذَابٍ أَلِيمࣲ‏
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
هَلْ
size göstereyimmi?
أَدُلُّكُمْ
I guide you
عَلَىٰ
bir ticaret
تِجَـٰرَةٍۢ
a transaction
تُنجِيكُم
sizi kurtaracak
مِّنْ
azabdan
عَذَابٍ
a punishment
أَلِيمٍۢ
acıklı

Elmalılı Hamdi YazırEy İman edenler! Sizi acı bir azabdan kurtaracak ticareti size göstereyim mi

Tefsîru'l-Begavî
( يا أيها الذين آمنوا هل أدلكم على تجارة تنجيكم ) . قرأ ابن عامر " تنجيكم " بالتشديد والآخرون بالتخفيف ( من عذاب أليم ) . نزل هذا حين قالوا : لو نعلم أي الأعمال أحب إلى الله - عز وجل - لعملناه وجعل ذلك بمنزلة التجارة لأنهم يربحون بها رضا الله ونيل جنته والنجاة من النار .

61:11 📚 2
تُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُجَٰهِدُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمۡوَٰلِكُمۡ وَأَنفُسِكُمۡۚ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرࣱ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
تُؤْمِنُونَ
inanırsınız
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَرَسُولِهِۦ
ve Elçisine
وَتُجَـٰهِدُونَ
ve cihadedersiniz
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
بِأَمْوَٰلِكُمْ
mallarınızla
وَأَنفُسِكُمْ ۚ
ve canlarınızla
ذَٰلِكُمْ
işte budur
خَيْرٌۭ
en iyisi
لَّكُمْ
sizin için
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
تَعْلَمُونَ
biliyor(lar)

Elmalılı Hamdi YazırAllah'a ve Resulüne inanırsınız, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda savaşırsınız. Eğer bilirseniz sizin için en iyisi budur

Tefsîru'l-Begavî
ثم بين تلك التجارة فقال : "تؤمنون بالله ورسوله وتجاهدون في سبيل الله بأموالكم وأنفسكم ذلكم خير لكم إن كنتم تعلمون".

61:12
يَغۡفِرۡ لَكُمۡ ذُنُوبَكُمۡ وَيُدۡخِلۡكُمۡ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ وَمَسَٰكِنَ طَيِّبَةࣰ فِي جَنَّٰتِ عَدۡنࣲۚ ذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
يَغْفِرْ
bağışlasın
لَكُمْ
sizin
ذُنُوبَكُمْ
günahlarınızı
وَيُدْخِلْكُمْ
ve sizi koysun
جَنَّـٰتٍۢ
cennetlere
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
وَمَسَـٰكِنَ
ve konutlara
طَيِّبَةًۭ
güzel
فِى
içinde
جَنَّـٰتِ
bahçeler
عَدْنٍۢ ۚ
durulmağa değer
ذَٰلِكَ
işte budur
ٱلْفَوْزُ
başarı
ٱلْعَظِيمُ
büyük

Elmalılı Hamdi Yazır(Eğer böyle yaparsanız Allah) sizin günahlarınızı bağışlar ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hoş yerlere koyar. İşte büyük kurtuluş budur

Tefsîru'l-Begavî
"يغفر لكم ذنوبكم ويدخلكم جنات تجري من تحتها الأنهار ومساكن طيبةً في جنات عدن ذلك الفوز العظيم".

61:13 📚 1
وَأُخۡرَىٰ تُحِبُّونَهَاۖ نَصۡرࣱ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَتۡحࣱ قَرِيبࣱۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
وَأُخْرَىٰ
bir şey daha var
تُحِبُّونَهَا ۖ
seveceğiniz
نَصْرٌۭ
bir zafer
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
وَفَتْحٌۭ
ve bir fetih
قَرِيبٌۭ ۗ
yakın
وَبَشِّرِ
ve müjdele
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minleri

Elmalılı Hamdi YazırSeveceğiniz bir şey daha var: Allah'tan yardım ve yakın bir fetih.. Müminleri müjdele

Tefsîru'l-Begavî
( وأخرى تحبونها ) . أي : ولكم خصلة أخرى في العاجل مع ثواب الآخرة تحبونها وتلك الخصلة : ( نصر من الله وفتح قريب ) . قال الكلبي : هو النصر على قريش وفتح مكة . وقال عطاء : يريد فتح فارس والروم . ( وبشر المؤمنين ) . يا محمد بالنصر في الدنيا والجنة في الآخرة .

61:14 📚 1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُونُوٓاْ أَنصَارَ ٱللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ لِلۡحَوَارِيِّـۧنَ مَنۡ أَنصَارِيٓ إِلَى ٱللَّهِۖ قَالَ ٱلۡحَوَارِيُّونَ نَحۡنُ أَنصَارُ ٱللَّهِۖ فَـَٔامَنَت طَّآئِفَةࣱ مِّنۢ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ وَكَفَرَت طَّآئِفَةࣱۖ فَأَيَّدۡنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ عَلَىٰ عَدُوِّهِمۡ فَأَصۡبَحُواْ ظَٰهِرِينَ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
كُونُوٓا۟
olun
أَنصَارَ
yardımcıları
ٱللَّهِ
Allah'ın
كَمَا
nitekim
قَالَ
demişti
عِيسَى
Îsa
ٱبْنُ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
لِلْحَوَارِيِّـۧنَ
havarilere
مَنْ
kimdir?
أَنصَارِىٓ
benim yardımcılarım
إِلَى
(yolunda)
ٱللَّهِ ۖ
Allah
قَالَ
dediler
ٱلْحَوَارِيُّونَ
havariler
نَحْنُ
biziz
أَنصَارُ
yardımcların
ٱللَّهِ ۖ
Allah(yolun)un
فَـَٔامَنَت
inandı
طَّآئِفَةٌۭ
bir zümre
مِّنۢ
oğullarından
بَنِىٓ
Children
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
وَكَفَرَت
ve inkar etti
طَّآئِفَةٌۭ ۖ
bir zümre
فَأَيَّدْنَا
biz de destekledik
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ءَامَنُوا۟
inanan(ları)
عَلَىٰ
karşı
عَدُوِّهِمْ
düşmanlarına
فَأَصْبَحُوا۟
onlar oldular
ظَـٰهِرِينَ
üstün gelenlerden

Elmalılı Hamdi YazırEy inananlar, Allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa da havarilere: "Allah'a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir?" demişti. Havariler: "Allah (yolun)un yardımcıları biziz." dediler. İsrail oğullarından bir zümre inandı, bir zümre inkar etti. Biz de inananları, düşmanlarına karşı destekledik, onlar üstün geldiler

Tefsîru'l-Begavî
ثم حضهم على نصر الدين وجهاد المخالفين فقال : ( يا أيها الذين آمنوا كونوا أنصار الله ) . قرأ أهل الحجاز وأبو عمرو : " أنصارا " بالتنوين " لله " بلام الإضافة وقرأ الآخرون : " أنصار الله " مضافا لقوله : " نحن أنصار الله " .( كما قال عيسى ابن مريم للحواريين ) . أي انصروا دين الله مثل نصرة الحواريين لما قال لهم عيسى عليه السلام : ( من أنصاري إلى الله ) . أي : من ينصرني مع الله ( قال الحواريون نحن أنصار الله فآمنت طائفة من بني إسرائيل وكفرت طائفة ) . قال ابن عباس : يعني في زمن عيسى عليه السلام وذلك أنه لما رفع تفرق قومه ثلاث فرق : فرقة قالوا : كان الله فارتفع ، وفرقة قالوا : كان ابن الله فرفعه الله إليه وفرقة قالوا : كان عبد الله ورسوله فرفعه إليه وهم المؤمنون واتبع كل فرقة منهم طائفة من الناس فاقتتلوا فظهرت الفرقتان الكافرتان على المؤمنين حتى بعث الله محمدا - صلى الله عليه وسلم - فظهرت الفرقة المؤمنة على الكافرة فذلك قوله تعالى : ( فأيدنا الذين آمنوا على عدوهم فأصبحوا ظاهرين ) . عالين غالبين . وروى مغيرة عن إبراهيم قال : فأصبحت حجة من آمن بعيسى ظاهرة بتصديق محمد - صلى الله عليه وسلم - أن عيسى كلمة الله وروحه .

← Önceki Sonraki →

61. As-Saff Suresi | Anlam Arayışı