61. As-Saff سُورَةُ الصَّفِّ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
● Med ● Kalkale ● Ğunne ● İhfâ ● İdğâm (ğunneli) ● İdğâm (ğunnesiz) ● İklâb ● Okunmayan harf
سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِى ٱ ل سَّمَـٰ وَٲ تِ وَمَا فِى ٱ لْأَرْضِۖ وَهُوَ ٱ لْعَزِيزُ ٱ لْحَكِي مُ
Süleyman Ateş Göklerde ve yerde bulunanların hepsi Allah'ı tesbih etmiştir. O üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir
61:2 ▶ ⧉ ☆
يَـٰٓ أَيُّهَا ٱ لَّذِينَ ءَامَنُواْ لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُو نَ
Süleyman Ateş Ey inananlar niçin yapmayacağınız şeyi söylüyorsunuz
كَبُرَ مَقْ تًا عِند َ ٱ للَّهِ أَن ت َقُولُواْ مَا لَا تَفْعَلُو نَ
Süleyman Ateş Yapmayacağınız şeyi söylemek, Allah katında en sevilmeyen bir şeydir
61:4 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َ ٱ للَّهَ يُحِبُّ ٱ لَّذِينَ يُقَـٰ تِلُونَ فِى سَبِيلِهِۦ صَفًّا ك َأَنّ َهُم ب ُنْيَـٰ نٌ م َّرْصُو صٌ
Süleyman Ateş Allah, kendi yolunda kenetlenmiş binalar gibi saf bağlayarak çarpışanları sever
61:5 ▶ ⧉ ☆
وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَـٰ قَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنِى وَقَد تَّعْلَمُونَ أَنّ ِى رَسُولُ ٱ للَّهِ إِلَيْكُمْۖ فَلَمّ َا زَاغُوٓ اْ أَزَاغَ ٱ للَّهُ قُلُوبَهُمْۚ وَٱ للَّهُ لَا يَهْدِى ٱ لْقَوْمَ ٱ لْفَـٰ سِقِي نَ
Süleyman Ateş Bir zaman Musa, kavmine: "Ey kavmim, benim, Allah'ın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde niçin beni incitiyorsunuz?" demişti. Onlar eğrilince Allah da kalblerini eğriltti. Allah, yoldan çıkanları doğru yola iletmez
وَإِذْ قَالَ عِيسَى ٱ بْ نُ مَرْيَمَ يَـٰ بَنِىٓ إِسْرَٲ ٓءِيلَ إِنّ ِى رَسُولُ ٱ للَّهِ إِلَيْكُم م ُّصَدِّقًا ل ِّمَا بَيْنَ يَدَىَّ مِنَ ٱ ل تَّوْرَٮٰ ةِ وَمُبَشِّرَۢا ب ِرَسُولٍ ي َأْتِى مِنۢ ب َعْدِى ٱ سْمُهُۥٓ أَحْمَدُۖ فَلَمّ َا جَا ٓءَهُم ب ِٱ لْبَيِّنَـٰ تِ قَالُواْ هَـٰ ذَا سِحْرٌ م ُّبِي نٌ
Süleyman Ateş Meryem oğlu Îsa da: "Ey İsrail oğulları, ben size Allah'ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir elçiyi müjdeleyici olarak gönderildim" demişti. Fakat (Îsa'nın müjdelediği elçi) onlara apaçık deliller getirince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler
وَمَنْ أَظْلَمُ مِمّ َنِ ٱ فْتَرَىٰ عَلَى ٱ للَّهِ ٱ لْكَذِبَ وَهُوَ يُدْ عَىٰٓ إِلَى ٱ لْإِسْلَـٰ مِۚ وَٱ للَّهُ لَا يَهْدِى ٱ لْقَوْمَ ٱ ل ظَّـٰ لِمِي نَ
Süleyman Ateş İslama çağırıldığı halde , Allah'ın üstüne yalan atandan daha zalim kim olabilir? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez
61:8 ▶ ⧉ ☆
يُرِيدُونَ لِيُطْ فِــُٔواْ نُورَ ٱ للَّهِ بِأَفْوَٲ هِهِمْ وَٱ للَّهُ مُتِمّ ُ نُورِهِۦ وَلَوْ كَرِهَ ٱ لْكَـٰ فِرُو نَ
Süleyman Ateş Ağızlarıyle Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler hoşlanmasa da Allah, nurunu tamamlayacaktır
هُوَ ٱ لَّذِىٓ أَرْسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱ لْهُدَىٰ وَدِينِ ٱ لْحَقِّ لِيُظْهِرَهُۥ عَلَى ٱ ل دِّينِ كُلِّهِۦ وَلَوْ كَرِهَ ٱ لْمُشْرِكُو نَ
Süleyman Ateş O, Elçisini, hidayet ve hak din ile gönderdi ki müşrikler hoşlanmasa da onu, bütün dinlere üstün getirsin
61:10 ▶ ⧉ ☆
يَـٰٓ أَيُّهَا ٱ لَّذِينَ ءَامَنُواْ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰ تِجَـٰ رَةٍ ت ُنج ِيكُم م ِّنْ عَذَابٍ أَلِي مٍ
Süleyman Ateş Ey inananlar, size, sizi acı azabdan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi
تُؤْمِنُونَ بِٱ للَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُجَـٰ هِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱ للَّهِ بِأَمْوَٲ لِكُمْ وَأَنف ُسِكُمْۚ ذَٲ لِكُمْ خَيْرٌ ل َّكُمْ إِن ك ُنت ُمْ تَعْلَمُو نَ
Süleyman Ateş Allah'a ve Elçisine inanırsınız, Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihadedersiniz. İşte bilirseniz, sizin için en iyisi budur
61:12 ▶ ⧉ ☆
يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْ خِلْكُمْ جَنّ َـٰ تٍ ت َجْ رِى مِن ت َحْتِهَا ٱ لْأَنْهَـٰ رُ وَمَسَـٰ كِنَ طَيِّبَةً ف ِى جَنّ َـٰ تِ عَدْ نٍۚ ذ َٲ لِكَ ٱ لْفَوْزُ ٱ لْعَظِي مُ
Süleyman Ateş (Böyle yapınız ki Allah) sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve durulmağa değer bahçeler içinde güzel konutlara koysun. İşte büyük başarı budur
وَأُخْرَىٰ تُحِبُّونَهَاۖ نَصْرٌ م ِّنَ ٱ للَّهِ وَفَتْحٌ ق َرِيبٌۗ و َبَشِّرِ ٱ لْمُؤْمِنِي نَ
Süleyman Ateş Seveceğiniz bir şey daha var: Allah'tan bir zafer ve yakın bir fetih... Mü'minleri müjdele
يَـٰٓ أَيُّهَا ٱ لَّذِينَ ءَامَنُواْ كُونُوٓ اْ أَنص َارَ ٱ للَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ٱ بْ نُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيِّــۧ نَ مَنْ أَنص َارِىٓ إِلَى ٱ للَّهِۖ قَالَ ٱ لْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنص َارُ ٱ للَّهِۖ فَـَٔـامَنَت طَّا ٓئِفَةٌ م ِّنۢ ب َنِىٓ إِسْرَٲ ٓءِيلَ وَكَفَرَت طَّا ٓئِفَةٌۖ ف َأَيَّدْ نَا ٱ لَّذِينَ ءَامَنُواْ عَلَىٰ عَدُوِّهِمْ فَأَصْبَحُواْ ظَـٰ هِرِي نَ
Süleyman Ateş Ey inananlar, Allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu Îsa da havarilere: "Allah yolunda benim yardımcıları kimdir?" demişti. Havariler: "Allah(yolun)un yardımcların biziz" dediler. İsrail oğullarından bir zümre inandı, bir zümre inkar etti. Biz de inananları, düşmanlarına karşı destekledik, onlar üstün geldiler
← Önceki Sonraki →