☪ Anlam Arayışı

62. Al-Jumu'a سُورَةُ الجُمُعَةِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
62:1 📚 2
يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ ٱلۡمَلِكِ ٱلۡقُدُّوسِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ
يُسَبِّحُ
tesbih etmektedir
لِلَّهِ
Allah'ı
مَا
ne varsa
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَمَا
ve ne varsa
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ
the earth
ٱلْمَلِكِ
padişah
ٱلْقُدُّوسِ
mukaddes
ٱلْعَزِيزِ
aziz
ٱلْحَكِيمِ
hakim

Ali BulaçGöklerde ve yerde olanların tümü, Melik; Kuddüs; Aziz; Hakim olan Allah'ı tesbih eder

Saheeh InternationalWhatever is in the heavens and whatever is on the earth is exalting Allah, the Sovereign, the Pure, the Exalted in Might, the Wise

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«يسبح لله» ينزهه فاللام زائدة «ما في السماوات وما في الأرض» في ذكر ما تغليب للأكثر «الملك القدوس» المنزه عما لا يليق به «العزيز الحكيم» في ملكه وصنعه.

62:2 📚 3
هُوَ ٱلَّذِي بَعَثَ فِي ٱلۡأُمِّيِّـۧنَ رَسُولࣰ ا مِّنۡهُمۡ يَتۡلُواْ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتِهِۦ وَيُزَكِّيهِمۡ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَإِن كَانُواْ مِن قَبۡلُ لَفِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينࣲ‏
هُوَ
O
ٱلَّذِى
gönderendir
بَعَثَ
sent
فِى
içinde
ٱلْأُمِّيِّـۧنَ
ümmiler
رَسُولًۭا
bir elçi
مِّنْهُمْ
kendilerinden olan
يَتْلُوا۟
okuyan
عَلَيْهِمْ
onlara
ءَايَـٰتِهِۦ
O'nun ayetlerini
وَيُزَكِّيهِمْ
ve onları yücelten
وَيُعَلِّمُهُمُ
ve onlara öğreten
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
وَٱلْحِكْمَةَ
ve hikmeti
وَإِن
oysa
كَانُوا۟
onlar idiler
مِن
önceden
قَبْلُ
before
لَفِى
içinde
ضَلَـٰلٍۢ
bir sapıklık
مُّبِينٍۢ
açık

Ali BulaçO, ümmîler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp-temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık içinde idiler

Saheeh InternationalIt is He who has sent among the unlettered a Messenger from themselves reciting to them His verses and purifying them and teaching them the Book and wisdom - although they were before in clear error

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«هو الذي بعث في الأميين» العرب، والأمي: من لا يكتب ولا يقرأ كتابا «رسولا منهم» هو محمد صلى الله عليه وسلم «يتلو عليهم آياته» القرآن «ويزكيهم» يطهرهم من الشرك «ويعلمهم الكتاب» القرآن «والحكمة» ما فيه من الأحكام «وإن» مخففة من الثقيلة واسمها محذوف، أي وإنهم «كانوا من قبل» قبل مجيئه «لفي ضلال مبين» بيّن.

62:3 📚 2
وَءَاخَرِينَ مِنۡهُمۡ لَمَّا يَلۡحَقُواْ بِهِمۡۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ
وَءَاخَرِينَ
ve diğerlerine
مِنْهُمْ
onlardan
لَمَّا
henüz
يَلْحَقُوا۟
katılmayan
بِهِمْ ۚ
kendilerine
وَهُوَ
ve O
ٱلْعَزِيزُ
azizdir
ٱلْحَكِيمُ
hakimdir

Ali BulaçVe henüz kendilerine ulaşıp-katılmamış olan diğerlerine de (peygamber gönderilmiştir); O (Allah), üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir

Saheeh InternationalAnd [to] others of them who have not yet joined them. And He is the Exalted in Might, the Wise

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وآخرون» عطف على الأميين، أي الموجودين «منهم» والآتين منهم بعدهم «لما» لم «يلحقوا بهم» في السابقة والفضل «وهو العزيز الحكيم» في ملكه وصنعه وهم التابعون والإقتصار عليهم كاف في بيان فضل الصحابة المبعوث فيهم النبي صلى الله عليه وسلم على من عداهم ممن بعث إليهم وآمنوا به من جميع الإنس والجن إلى يوم القيامة لأن كل قرن خير ممن يليه.

62:4 📚 1
ذَٰلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ
ذَٰلِكَ
bu
فَضْلُ
lutfudur
ٱللَّهِ
Allah'ın
يُؤْتِيهِ
vereceği
مَن
kimseye
يَشَآءُ ۚ
dilediği
وَٱللَّهُ
ve Allah
ذُو
sahibidir
ٱلْفَضْلِ
lutuf
ٱلْعَظِيمِ
büyük

Ali BulaçBu, Allah'ın dilediğine verdiği fazl (lütuf ve ihsan)ıdır. Allah, büyük fazl sahibidir

Saheeh InternationalThat is the bounty of Allah, which He gives to whom He wills, and Allah is the possessor of great bounty

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ذلك فضل الله يؤتيه من يشاء» النبي ومن ذكر معه «والله ذو الفضل العظيم».

62:5 📚 3
مَثَلُ ٱلَّذِينَ حُمِّلُواْ ٱلتَّوۡرَىٰةَ ثُمَّ لَمۡ يَحۡمِلُوهَا كَمَثَلِ ٱلۡحِمَارِ يَحۡمِلُ أَسۡفَارَۢاۚ بِئۡسَ مَثَلُ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِۚ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
مَثَلُ
durumu
ٱلَّذِينَ
yükletilenlerin
حُمِّلُوا۟
were entrusted
ٱلتَّوْرَىٰةَ
Tevrat
ثُمَّ
sonra da
لَمْ
onu taşımayanların
يَحْمِلُوهَا
they bore it
كَمَثَلِ
durumu gibidir
ٱلْحِمَارِ
eşeğin
يَحْمِلُ
taşıyan
أَسْفَارًۢا ۚ
kitaplar
بِئْسَ
ne kötüdür
مَثَلُ
durumu
ٱلْقَوْمِ
kavmin
ٱلَّذِينَ
yalanlayan
كَذَّبُوا۟
deny
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerini
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
وَٱللَّهُ
ve Allah
لَا
doğru yola iletmez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
topluluğunu
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimler

Ali BulaçKendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu (içindeki derin anlamları, hikmet ve hükümleriyle gereği gibi) yüklenmemiş olanların durumu, koskoca kitap yükü taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlayan kavmin durumu ne kötüdür. Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez

Saheeh InternationalThe example of those who were entrusted with the Torah and then did not take it on is like that of a donkey who carries volumes [of books]. Wretched is the example of the people who deny the signs of Allah. And Allah does not guide the wrongdoing people

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«مثل الذين حملوا التوراة» كلفوا العمل بها «ثم لم يحملوها» لم يعملوا بما فيها من نعته صلى الله عليه وسلم فلم يؤمنوا به «كمثل الحمار يحمل أسفارا» أي كتبا في عدم انتفاعه بها «بئس مثل القوم الذين كذبوا بآيات الله» المصدقة للنبي صلى الله عليه وسلم والمخصوص بالذم محذوف تقديره هذا المثل «والله لا يهدي القوم الظالمين» الكافرين.

62:6 📚 2
قُلۡ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ هَادُوٓاْ إِن زَعَمۡتُمۡ أَنَّكُمۡ أَوۡلِيَآءُ لِلَّهِ مِن دُونِ ٱلنَّاسِ فَتَمَنَّوُاْ ٱلۡمَوۡتَ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
قُلْ
de ki
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
olanlar
هَادُوٓا۟
yahudi
إِن
eğer
زَعَمْتُمْ
sanıyorsanız
أَنَّكُمْ
yalnız sizsiniz
أَوْلِيَآءُ
dostları
لِلَّهِ
Allah'ın
مِن
başka olarak
دُونِ
excluding
ٱلنَّاسِ
insanlardan
فَتَمَنَّوُا۟
temenni edin
ٱلْمَوْتَ
ölümü
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
صَـٰدِقِينَ
samimi(ler)

Ali BulaçDe ki: "Ey Yahudi olanlar, eğer siz, (bütün) insanlardan ayrı olarak yalnızca sizlerin gerçekten Allah'ın velileri (dost ve sevgili kulları) olduğunuzu öne sürüyorsanız, şu halde ölümü temenni edin; eğer doğru sözlü iseniz (bunu çekinmeden yapın)

Saheeh InternationalSay, "O you who are Jews, if you claim that you are allies of Allah, excluding the [other] people, then wish for death, if you should be truthful

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«قل يا أيها الذين هادوا إن زعمتم أنكم أولياء لله من دون الناس فتمنوا الموت إن كنتم صادقين» تعلق بتمنوا الشرطان على أن الأول قيد في الثاني، أي إن صدقتم في زعمكم أنكم أولياء لله، والولي يؤثر الآخرة ومبدؤها الموت فتمنوه.

62:7
وَلَا يَتَمَنَّوۡنَهُۥٓ أَبَدَۢا بِمَا قَدَّمَتۡ أَيۡدِيهِمۡۚ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ
وَلَا
ve
يَتَمَنَّوْنَهُۥٓ
temenni etmezler
أَبَدًۢا
asla
بِمَا
yüzünden
قَدَّمَتْ
öne sürdükleri
أَيْدِيهِمْ ۚ
ellerinin
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلِيمٌۢ
bilir
بِٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimleri

Ali BulaçOysa onlar, ellerinin öne takdim ettikleri dolayısıyla bunu hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, zalimleri bilendir

Saheeh InternationalBut they will not wish for it, ever, because of what their hands have put forth. And Allah is Knowing of the wrongdoers

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ولا يتمنوْنه أبدا بما قدمت أيديهم» من كفرهم بالنبي المستلزم لكذبهم «والله عليم بالظالمين» الكافرين.

62:8 📚 2
قُلۡ إِنَّ ٱلۡمَوۡتَ ٱلَّذِي تَفِرُّونَ مِنۡهُ فَإِنَّهُۥ مُلَٰقِيكُمۡۖ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
قُلْ
de ki
إِنَّ
şüphesiz
ٱلْمَوْتَ
ölüm
ٱلَّذِى
sizin kaçtığınız
تَفِرُّونَ
you flee
مِنْهُ
kendisinden
فَإِنَّهُۥ
mutlaka
مُلَـٰقِيكُمْ ۖ
sizi bulacaktır
ثُمَّ
sonra
تُرَدُّونَ
döndürüleceksiniz
إِلَىٰ
bilen'e
عَـٰلِمِ
(the) All-Knower
ٱلْغَيْبِ
görünmeyeni
وَٱلشَّهَـٰدَةِ
ve görüneni
فَيُنَبِّئُكُم
ve O size haber verecektir
بِمَا
şeyleri
كُنتُمْ
olduğunuz
تَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Ali BulaçDe ki: "Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir

Saheeh InternationalSay, "Indeed, the death from which you flee - indeed, it will meet you. Then you will be returned to the Knower of the unseen and the witnessed, and He will inform you about what you used to do

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«قل إن الموت الذي تفرون منه فإنه» الفاء زائدة «ملاقيكم ثم تردون إلى عالم الغيب والشهادة» السر والعلانية «فينبئكم بما كنتم تعملون» فيجازيكم به.

62:9 📚 20
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا نُودِيَ لِلصَّلَوٰةِ مِن يَوۡمِ ٱلۡجُمُعَةِ فَٱسۡعَوۡاْ إِلَىٰ ذِكۡرِ ٱللَّهِ وَذَرُواْ ٱلۡبَيۡعَۚ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرࣱ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِذَا
zaman
نُودِىَ
çağrıldığı(nız)
لِلصَّلَوٰةِ
namaz için
مِن
günü
يَوْمِ
(the) day
ٱلْجُمُعَةِ
Cuma
فَٱسْعَوْا۟
hemen koşun
إِلَىٰ
anmağa
ذِكْرِ
(the) remembrance
ٱللَّهِ
Allah'ı
وَذَرُوا۟
ve bırakın
ٱلْبَيْعَ ۚ
alışverişi
ذَٰلِكُمْ
bu
خَيْرٌۭ
daha hayırlıdır
لَّكُمْ
sizin için
إِن
eğer
كُنتُمْ
bilirseniz
تَعْلَمُونَ
know

Ali BulaçEy iman edenler, cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ı zikretmeye koşun ve alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır

Saheeh InternationalO you who have believed, when [the adhan] is called for the prayer on the day of Jumu'ah [Friday], then proceed to the remembrance of Allah and leave trade. That is better for you, if you only knew

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«يا أيها الذين آمنوا إذا نودي للصلاة من» بمعني في «يوم الجمعة فاسعوْا» فامضوا «إلى ذكر الله» للصلاة «وذروا البيع» اتركوا عقده «ذلكم خير لكم إن كنتم تعلمون» أنه خير فافعلوه.

62:10 📚 10
فَإِذَا قُضِيَتِ ٱلصَّلَوٰةُ فَٱنتَشِرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَٱبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِ ٱللَّهِ وَٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ كَثِيرࣰ ا لَّعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ
فَإِذَا
zaman
قُضِيَتِ
kıldığınız
ٱلصَّلَوٰةُ
namazı
فَٱنتَشِرُوا۟
dağılın
فِى
yeryüzüne
ٱلْأَرْضِ
the land
وَٱبْتَغُوا۟
ve arayın
مِن
lutfundan
فَضْلِ
(the) Bounty
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَٱذْكُرُوا۟
ve anın
ٱللَّهَ
Allah'ı
كَثِيرًۭا
çokça
لَّعَلَّكُمْ
umulur ki
تُفْلِحُونَ
başarıya erersiniz

Ali BulaçArtık namazı kılınca, yeryüzünde dağılın. Allah'ın fazlını isteyip-arayın ve Allah'ı çokça zikredin; umulur ki felaha (kurtuluşa ve umduklarınıza) kavuşmuş olursunuz

Saheeh InternationalAnd when the prayer has been concluded, disperse within the land and seek from the bounty of Allah, and remember Allah often that you may succeed

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فإذا قضيت الصلاة فانتشروا في الأرض» أمر إباحة «وابتغوا» اطلبوا الرزق «من فضل الله واذكروا الله» ذكرا «كثيرا لعلكم تفلحون» تفوزون، كان صلى الله عليه وسلم يخطب يوم الجمعة فقدمت عير وضرب لقدومها الطبل على العادة فخرج لها الناس من المسجد إلا اثني عشر رجلا فنزلت.

62:11 📚 2
وَإِذَا رَأَوۡاْ تِجَٰرَةً أَوۡ لَهۡوًا ٱنفَضُّوٓاْ إِلَيۡهَا وَتَرَكُوكَ قَآئِمࣰ اۚ قُلۡ مَا عِندَ ٱللَّهِ خَيۡرࣱ مِّنَ ٱللَّهۡوِ وَمِنَ ٱلتِّجَٰرَةِۚ وَٱللَّهُ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ
وَإِذَا
zaman
رَأَوْا۟
gördükleri
تِجَـٰرَةً
bir ticaret
أَوْ
veya
لَهْوًا
eğlence
ٱنفَضُّوٓا۟
dağılıp
إِلَيْهَا
ona giderler
وَتَرَكُوكَ
ve seni bırakırlar
قَآئِمًۭا ۚ
ayakta
قُلْ
de ki
مَا
bulunan
عِندَ
yanında
ٱللَّهِ
Allah'ın
خَيْرٌۭ
hayırlıdır
مِّنَ
eğlenceden
ٱللَّهْوِ
the sport
وَمِنَ
ve
ٱلتِّجَـٰرَةِ ۚ
ticaretten
وَٱللَّهُ
ve Allah
خَيْرُ
en hayırlısıdır
ٱلرَّٰزِقِينَ
rızık verenlerin

Ali BulaçOysa onlar (kendilerini tümüyle Allah'a ve İslam'a teslim etmeyenler) bir ticaret ya da bir eğlence gördükleri zaman, (hemen) ona sökün ettiler ve seni ayakta bıraktılar. De ki: "Allah'ın Katında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır

Saheeh InternationalBut when they saw a transaction or a diversion, [O Muhammad], they rushed to it and left you standing. Say, "What is with Allah is better than diversion and than a transaction, and Allah is the best of providers

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وإذا رأوا تجارةً أو لهوا انفضوا إليها» أي التجارة لأنها مطلوبهم دون اللهو «وتركوك» في الخطبة «قائما قل ما عند الله» من الثواب «خير» للذين آمنوا «من اللهو ومن التجارة والله خير الرازقين» يقال: كل إنسان يرزق عائلته، أي من رزق الله تعالى.

← Önceki Sonraki →

62. Al-Jumu'a Suresi | Anlam Arayışı