☪ Anlam Arayışı

64. At-Taghaabun سُورَةُ التَّغَابُنِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
64:1 📚 42
يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۖ لَهُ ٱلۡمُلۡكُ وَلَهُ ٱلۡحَمۡدُۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرٌ
يُسَبِّحُ
tesbih etmektedir
لِلَّهِ
Allah'ı
مَا
bulunanlar
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَمَا
ve bulunanlar
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ ۖ
the earth
لَهُ
O'nundur
ٱلْمُلْكُ
mülk
وَلَهُ
ve O'nundur
ٱلْحَمْدُ ۖ
hamd
وَهُوَ
ve O
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
قَدِيرٌ
kadirdir

Ali BulaçGöklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd (övgü) de O'nundur. O, herşeye güç yetirendir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«يسبح لله ما في السماوات وما في الأرض» ينزهه فاللام زائدة، وأتى بما دون من تغليبا للأكثر «له الملك وله الحمد وهو على كل شيء قدير».

64:2 📚 2
هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَكُمۡ فَمِنكُمۡ كَافِرࣱ وَمِنكُم مُّؤۡمِنࣱۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرٌ
هُوَ
O'dur
ٱلَّذِى
sizi yaratan
خَلَقَكُمْ
created you
فَمِنكُمْ
kiminiz
كَافِرٌۭ
kafirdir
وَمِنكُم
ve kiminiz
مُّؤْمِنٌۭ ۚ
mü'min
وَٱللَّهُ
ve Allah
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
بَصِيرٌ
görmektedir

Ali BulaçSizi yaratan O'dur; buna rağmen sizden kiminiz kafirdir, kiminiz mü'min, Allah, yaptıklarınızı görendir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«هو الذي خلقكم فمنكم كافر ومنكم مؤمن» في أصل الخلقة ثم يميتكم ويعيدكم على ذلك «والله بما تعملون بصير».

64:3 📚 1
خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّ وَصَوَّرَكُمۡ فَأَحۡسَنَ صُوَرَكُمۡۖ وَإِلَيۡهِ ٱلۡمَصِيرُ
خَلَقَ
yarattı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
بِٱلْحَقِّ
hak (hikmet) ile
وَصَوَّرَكُمْ
ve sizi biçimlendirdi
فَأَحْسَنَ
güzel yaptı
صُوَرَكُمْ ۖ
biçimlerinizi
وَإِلَيْهِ
ve O'nadır
ٱلْمَصِيرُ
dönüş

Ali BulaçGökleri ve yeri hak olmak üzere yarattı ve size düzenli bir biçim (suret) verdi; suretlerinizi de güzel yaptı. Dönüş O'nadır

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«خلق السماوات والأرض بالحق وصوركم فأحسن صوركم» إذ جعل شكل الآدمي أحسن الأشكال «وإليه المصير».

64:4 📚 1
يَعۡلَمُ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَيَعۡلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعۡلِنُونَۚ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
يَعْلَمُ
bilir
مَا
bulunanları
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ
ve yerde
وَيَعْلَمُ
ve bilir
مَا
şeyleri
تُسِرُّونَ
gizlediğiniz
وَمَا
ve şeyleri
تُعْلِنُونَ ۚ
açığa vurduğunuz
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلِيمٌۢ
bilendir
بِذَاتِ
özünü
ٱلصُّدُورِ
göğüslerin

Ali BulaçGöklerde ve yerde olanların tümünü bilir; sizin saklı tuttuklarınızı da, açığa vurduklarınızı da bilir. Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«يعلم ما في السماوات والأرض ويعلم ما تسرون وما تعلنون والله عليم بذات الصدور» بما فيها من الأسرار والمعتقدات.

64:5
أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ نَبَؤُاْ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَبۡلُ فَذَاقُواْ وَبَالَ أَمۡرِهِمۡ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏
أَلَمْ
size gelmedi mi?
يَأْتِكُمْ
come to you
نَبَؤُا۟
haberi
ٱلَّذِينَ
olanların
كَفَرُوا۟
inkar etmiş
مِن
daha önceden
قَبْلُ
before
فَذَاقُوا۟
taddılar
وَبَالَ
vebalini
أَمْرِهِمْ
işlerinin
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌۭ
acı

Ali BulaçBundan önce inkar edenlerin haberi size gelmedi mi? İşte onlar, işlerinin vebalini taddılar. Onlara acı bir azap vardır

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ألم يأتكم» يا كفار مكة «نبأُ» خبر «الذين كفروا من قبل فذاقوا وبال أمرهم» عقوبة الكفر في الدنيا «ولهم» في الآخرة «عذاب أليم» مؤلم.

64:6
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُۥ كَانَت تَّأۡتِيهِمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَقَالُوٓاْ أَبَشَرࣱ يَهۡدُونَنَا فَكَفَرُواْ وَتَوَلَّواْۖ وَّٱسۡتَغۡنَى ٱللَّهُۚ وَٱللَّهُ غَنِيٌّ حَمِيدࣱ‏
ذَٰلِكَ
bu
بِأَنَّهُۥ
sebepledir ki
كَانَت
getirirlerdi
تَّأْتِيهِمْ
come to them
رُسُلُهُم
elçileri
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
açık deliller
فَقَالُوٓا۟
fakat onlar dediler
أَبَشَرٌۭ
bir insan mı?
يَهْدُونَنَا
bize yol gösterecek
فَكَفَرُوا۟
ve inkar ettiler
وَتَوَلَّوا۟ ۚ
ve yüz çevirdiler
وَّٱسْتَغْنَى
muhtaç olmadığını gösterdi
ٱللَّهُ ۚ
Allah da
وَٱللَّهُ
ve Allah
غَنِىٌّ
zengindir
حَمِيدٌۭ
övülmüştür

Ali BulaçBu, kendilerine apaçık belgelerle elçiler geldiği halde "bizi bir beşer mi hidayete ulaştıracak?" demeleri ve bu yüzden inkar edip saparak yüz çevirmeleri nedeniyledir. Allah da (onlara karşı) müstağni olduğunu (hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını) gösterdi. Allah Ğani'dir, Hamid'dir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ذلك» أي عذاب الدنيا «بأنه» ضمير الشأن «كانت تأتيهم رسلهم بالبينات» الحجج الظاهرات على الإيمان «فقالوا أبَشَرٌ» أريد به الجنس «يهدوننا فكفروا وتولوْا» عن الإيمان «واستغنى الله» عن إيمانهم «والله غني» عن خلقه «حميد» محمود في أفعاله.

64:7 📚 2
زَعَمَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَن لَّن يُبۡعَثُواْۚ قُلۡ بَلَىٰ وَرَبِّي لَتُبۡعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلۡتُمۡۚ وَذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرࣱ‏
زَعَمَ
sandılar
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوٓا۟
inkar eden(ler)
أَن
kesinlikle
لَّن
never
يُبْعَثُوا۟ ۚ
diriltilmeyeceklerini
قُلْ
de ki
بَلَىٰ
hayır
وَرَبِّى
Rabbim hakkı için
لَتُبْعَثُنَّ
mutlaka diriltileceksiniz
ثُمَّ
sonra
لَتُنَبَّؤُنَّ
size haber verilecektir
بِمَا
şeyler
عَمِلْتُمْ ۚ
yaptıklarınız
وَذَٰلِكَ
ve bu
عَلَى
göre
ٱللَّهِ
Allah'a
يَسِيرٌۭ
kolaydır

Ali Bulaçİnkar edenler kesin olarak diriltilmeyeceklerini öne sürdüler. De ki: "Hayır, Rabbim adına andolsun, siz, muhakkak diriltileceksiniz; sonra mutlaka yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu da Allah'a göre oldukça kolaydır

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«زعم الذين كفروا أن» مخففة واسمها محذوف، أي أنهم «لن يبعثوا قل بلى وربي لتبعثن ثم لتنبؤن بما عملتم وذلك على الله يسير».

64:8 📚 2
فَـَٔامِنُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَٱلنُّورِ ٱلَّذِيٓ أَنزَلۡنَاۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرࣱ‏
فَـَٔامِنُوا۟
artık inanın
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَرَسُولِهِۦ
ve Elçisine
وَٱلنُّورِ
ve nura
ٱلَّذِىٓ
indirdiğimiz
أَنزَلْنَا ۚ
We have sent down
وَٱللَّهُ
ve Allah
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
خَبِيرٌۭ
haber almaktadır

Ali BulaçŞu halde Allah'a, O'nun Resûlü’ne ve indirdiğimiz nur (Kur'an)a iman edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فآمنوا بالله ورسوله والنور» القرآن «الذي أنزلنا والله بما تعملون خبير».

64:9 📚 1
يَوۡمَ يَجۡمَعُكُمۡ لِيَوۡمِ ٱلۡجَمۡعِۖ ذَٰلِكَ يَوۡمُ ٱلتَّغَابُنِۗ وَمَن يُؤۡمِنۢ بِٱللَّهِ وَيَعۡمَلۡ صَٰلِحࣰ ا يُكَفِّرۡ عَنۡهُ سَيِّـَٔاتِهِۦ وَيُدۡخِلۡهُ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدࣰ اۚ ذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
يَوْمَ
gün
يَجْمَعُكُمْ
sizi topladığı
لِيَوْمِ
günü için
ٱلْجَمْعِ ۖ
toplanma
ذَٰلِكَ
işte o
يَوْمُ
günüdür
ٱلتَّغَابُنِ ۗ
aldanma
وَمَن
ve kim
يُؤْمِنۢ
inanırsa
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَيَعْمَلْ
ve yaparsa
صَـٰلِحًۭا
yararlı iş
يُكَفِّرْ
örter
عَنْهُ
onun
سَيِّـَٔاتِهِۦ
kötülüklerini
وَيُدْخِلْهُ
ve onu sokar
جَنَّـٰتٍۢ
cennetlere
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
خَـٰلِدِينَ
kalırlar
فِيهَآ
orada
أَبَدًۭا ۚ
ebedi
ذَٰلِكَ
işte budur
ٱلْفَوْزُ
başarı
ٱلْعَظِيمُ
büyük

Ali BulaçSizi toplanma günü için birarada toplayacağı gün; işte bu aldanma (teğabün) günüdür. Kim Allah'a iman edip salih bir amelde bulunursa (Allah) onun kötülüklerini örter ve içinde ebedi kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük 'mutluluk ve kurtuluş (fevz)' budur

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
اذكر «يوم يجمعكم ليوم الجمع» يوم القيامة «ذلك يوم التغابن» يغبن المؤمنون الكافرين بأخذ منازلهم وأهليهم في الجنة لو آمنوا «ومن يؤمن بالله ويعمل صالحا يكفر عنه سيئاته ويدخله» وفي قراءة بالنون في الفعلين «جنات تجري من تحتها الأنهار خالدين فيها أبدا ذلك الفوز العظيم».

64:10
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِ خَٰلِدِينَ فِيهَاۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
وَكَذَّبُوا۟
ve yalanlayanlar
بِـَٔايَـٰتِنَآ
ayetlerimizi
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
أَصْحَـٰبُ
halkıdır
ٱلنَّارِ
ateş
خَـٰلِدِينَ
sürekli kalacaklardır
فِيهَا ۖ
orada
وَبِئْسَ
ne kötü
ٱلْمَصِيرُ
gidilecek yerdir orası

Ali Bulaçİnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; onlar da içinde sürekli kalıcılar olmak üzere, ateşin halkıdırlar. Ne kötü bir dönüş yeridir O

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«والذين كفروا وكذبوا بآياتنا» القرآن «أولئك أصحاب النار خالدين فيها وبئس المصير» هي.

64:11 📚 1
مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ إِلَّا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۗ وَمَن يُؤۡمِنۢ بِٱللَّهِ يَهۡدِ قَلۡبَهُۥۚ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمࣱ‏
مَآ
isabet etmez
أَصَابَ
strikes
مِن
hiçbir
مُّصِيبَةٍ
musibet
إِلَّا
dışında
بِإِذْنِ
izni
ٱللَّهِ ۗ
Allah'ın
وَمَن
ve kim
يُؤْمِنۢ
inanırsa
بِٱللَّهِ
Allah'a
يَهْدِ
doğruya iletir
قَلْبَهُۥ ۚ
onun kalbini
وَٱللَّهُ
ve Allah
بِكُلِّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عَلِيمٌۭ
bilendir

Ali BulaçAllah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah, herşeyi bilendir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ما أصاب من مصيبة إلا بإذن الله» بقضائه «ومن يؤمن بالله» في قوله إن المصيبة بقضائه «يهد قلبه» للصبر عليها «والله بكل شىء عليم».

64:12 📚 1
وَأَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُواْ ٱلرَّسُولَۚ فَإِن تَوَلَّيۡتُمۡ فَإِنَّمَا عَلَىٰ رَسُولِنَا ٱلۡبَلَٰغُ ٱلۡمُبِينُ
وَأَطِيعُوا۟
o halde ita'at edin
ٱللَّهَ
Allah'a
وَأَطِيعُوا۟
ve ita'at edin
ٱلرَّسُولَ ۚ
Elçiye
فَإِن
eğer
تَوَلَّيْتُمْ
dönerseniz
فَإِنَّمَا
şüphesiz
عَلَىٰ
düşen
رَسُولِنَا
Elçimize
ٱلْبَلَـٰغُ
duyurmaktır
ٱلْمُبِينُ
açıkça

Ali BulaçAllah'a itaat edin ve Resûle de itaat edin. Şayet yüz çevirecek olursanız, artık elçimiz üzerine düşen (yalnızca) apaçık bir tebliğ (gerçeği en yalın biçimde size iletme)dir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وأطيعوا الله وأطيعوا الرسول فإن توليتم فإنما على رسولنا البلاغ المبين» البيَّن.

64:13 📚 1
ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلۡيَتَوَكَّلِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ
ٱللَّهُ
Allah (ki)
لَآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّا
başka
هُوَ ۚ
O'ndan
وَعَلَى
ve
ٱللَّهِ
Allah'a
فَلْيَتَوَكَّلِ
dayansınlar
ٱلْمُؤْمِنُونَ
mü'minler

Ali BulaçAllah; O'ndan başka İlah yoktur. Öyleyse mü'minler (yalnızca) Allah'a tevekkül etsinler

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«الله لا إله إلا هو وعلى الله فليتوكل المؤمنون».

64:14 📚 1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِنَّ مِنۡ أَزۡوَٰجِكُمۡ وَأَوۡلَٰدِكُمۡ عَدُوࣰّ ا لَّكُمۡ فَٱحۡذَرُوهُمۡۚ وَإِن تَعۡفُواْ وَتَصۡفَحُواْ وَتَغۡفِرُواْ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمٌ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِنَّ
şüphesiz
مِنْ
eşlerinizden (bazıları)
أَزْوَٰجِكُمْ
your spouses
وَأَوْلَـٰدِكُمْ
ve çocuklarınızdan
عَدُوًّۭا
düşmandır
لَّكُمْ
size
فَٱحْذَرُوهُمْ ۚ
onlardan sakının
وَإِن
ama
تَعْفُوا۟
affederseniz
وَتَصْفَحُوا۟
ve hoşgörürseniz
وَتَغْفِرُوا۟
ve bağışlarsanız
فَإِنَّ
muhakkak ki
ٱللَّهَ
Allah (da)
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌ
esirgeyendir

Ali BulaçEy iman edenler, gerçek şu ki, sizin eşlerinizden ve çocuklarınızdan bir kısmı sizler için (birer) düşmandırlar. Şu halde onlardan sakının. Yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette Allah, bağışlayandır, esirgeyendir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«يا أيها الذين آمنوا إن من أزواجكم وأولادكم عدوّا لكم فاحذروهم» أن تطيعوهم في التخلف عن الخير كالجهاد والهجرة فإن سبب نزول الآية الإطاعة في ذلك «وإن تعفوا» عنهم في تثبيطهم إياكم عن ذلك الخير معتلين بمشقة فراقكم عليهم «وتصفحوا وتغفروا فإن الله غفور رحيم».

64:15
إِنَّمَآ أَمۡوَٰلُكُمۡ وَأَوۡلَٰدُكُمۡ فِتۡنَةࣱۚ وَٱللَّهُ عِندَهُۥٓ أَجۡرٌ عَظِيمࣱ‏
إِنَّمَآ
elbette
أَمْوَٰلُكُمْ
mallarınız
وَأَوْلَـٰدُكُمْ
ve evladlarınız
فِتْنَةٌۭ ۚ
bir imtihandır
وَٱللَّهُ
Allah ise
عِندَهُۥٓ
O'nun yanındadır
أَجْرٌ
ödül
عَظِيمٌۭ
büyük

Ali BulaçMallarınız ve çocuklarınız sizin için ancak bir fitne (bir deneme)dir. Allah ise, büyük ecir (en güzel karşılık) O'nun Katında olandır

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«إنما أموالكم وأولادكم فتنة» لكم شاغلة عن أمور الآخرة «والله عنده أجر عظيم» فلا تفوتوه باشتغالكم بالأموال والأولاد.

64:16 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ مَا ٱسۡتَطَعۡتُمۡ وَٱسۡمَعُواْ وَأَطِيعُواْ وَأَنفِقُواْ خَيۡرࣰ ا لِّأَنفُسِكُمۡۗ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفۡسِهِۦ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ
فَٱتَّقُوا۟
öyle ise korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
مَا
gücünüz yettiği kadar
ٱسْتَطَعْتُمْ
you are able
وَٱسْمَعُوا۟
ve dinleyin
وَأَطِيعُوا۟
ve ita'at edin
وَأَنفِقُوا۟
ve infak edin
خَيْرًۭا
en hayırlı olanı
لِّأَنفُسِكُمْ ۗ
kendiniz için
وَمَن
ve kim
يُوقَ
korunursa
شُحَّ
cimriliğinden
نَفْسِهِۦ
nefsinin
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlar
ٱلْمُفْلِحُونَ
başarıya erenlerdir

Ali BulaçÖyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır (en büyük yarar) olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil-tutkularından (ya da cimri tutumundan) korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فاتقوا الله ما استطعتم» ناسخة لقوله (اتقوا الله حق تقاته) «واسمعوا» ما أُمرتم به سماع قبول «وأطيعوا وأنفقوا» في الطاعة «خيرا لأنفسكم» خبر يكن مقدرة جواب الأمر «ومن يوق شح نفسه فأولئك هم المفلحون» الفائزون.

64:17 📚 1
إِن تُقۡرِضُواْ ٱللَّهَ قَرۡضًا حَسَنࣰ ا يُضَٰعِفۡهُ لَكُمۡ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡۚ وَٱللَّهُ شَكُورٌ حَلِيمٌ
إِن
eğer
تُقْرِضُوا۟
borç verirseniz
ٱللَّهَ
Allah'a
قَرْضًا
bir borçla
حَسَنًۭا
güzel
يُضَـٰعِفْهُ
onu kat kat yapar
لَكُمْ
sizin için
وَيَغْفِرْ
ve bağışlar
لَكُمْ ۚ
sizi
وَٱللَّهُ
Allah
شَكُورٌ
karşılık verendir
حَلِيمٌ
halimdir

Ali BulaçEğer Allah'a güzel bir borç verecek olursanız, onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah Şekûr'dur (şükrü kabul edip çok ihsan eden), Halim'dir (cezayı vermekte acele etmeyendir)

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«إن تقرضوا الله قرضا حسنا» بأن تتصدقوا عن طيب قلب «يضاعفه لكم» وفي قراءة يضعفه بالتشديد بالواحدة عشرا إلى سبعمائة وأكثر «ويغفر لكم» ما يشاء «والله شكور» مجاز على الطاعة «حليم» في العقاب على المعصية.

64:18
عَٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ
عَـٰلِمُ
bilendir
ٱلْغَيْبِ
görünmeyeni
وَٱلشَّهَـٰدَةِ
ve görüneni
ٱلْعَزِيزُ
azizdir
ٱلْحَكِيمُ
hakimdir

Ali BulaçGaybı da, müşahede edilebileni de bilen, Aziz (üstün ve güçlü), Hakim (hüküm ve hikmet sahibi)dir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«عالم الغيب» السر «والشهادة» العلانية «العزيز» في ملكه «الحكيم» في صنعه.

← Önceki Sonraki →

64. At-Taghaabun Suresi | Anlam Arayışı