☪ Anlam Arayışı

65. At-Talaaq سُورَةُ الطَّلَاقِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri

● Med● Kalkale● Ğunne● İhfâ● İdğâm (ğunneli)● İdğâm (ğunnesiz)● İklâb● Okunmayan harf

Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
65:1 📚 14
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِذَا طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحْصُواْ ٱلْعِدَّةَ‌ۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ رَبَّكُمْ‌ۖ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنۢ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ إِلَّآ أَن يَأْتِينَ بِفَـٰحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ‌ۚ وَتِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ‌ۚ وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۥ‌ۚ لَا تَدْرِى لَعَلَّ ٱللَّهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذَٲلِكَ أَمْرًا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
إِذَا
zaman
طَلَّقْتُمُ
boşa(mak iste)diğiniz
ٱلنِّسَآءَ
kadınları
فَطَلِّقُوهُنَّ
onları boşayın
لِعِدَّتِهِنَّ
iddetleri içinde
وَأَحْصُوا۟
ve sayın
ٱلْعِدَّةَ ۖ
iddeti
وَٱتَّقُوا۟
ve korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
رَبَّكُمْ ۖ
Rabbiniz
لَا
onları çıkarmayın
تُخْرِجُوهُنَّ
expel them
مِنۢ
evlerinden
بُيُوتِهِنَّ
their houses
وَلَا
ve
يَخْرُجْنَ
kendileri de çıkmasınlar
إِلَّآ
ancak başkadır
أَن
gelmeleri
يَأْتِينَ
they commit
بِفَـٰحِشَةٍۢ
bir edepsizlikle
مُّبَيِّنَةٍۢ ۚ
apaçık
وَتِلْكَ
bunlar
حُدُودُ
sınırlarıdır
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
وَمَن
ve kim
يَتَعَدَّ
geçerse
حُدُودَ
sınırlarını
ٱللَّهِ
Allah'ın
فَقَدْ
gerçekten
ظَلَمَ
yazık etmiştir
نَفْسَهُۥ ۚ
kendisine
لَا
bilmezsin
تَدْرِى
you know
لَعَلَّ
belki
ٱللَّهَ
Allah
يُحْدِثُ
ortaya çıkarır
بَعْدَ
sonra
ذَٰلِكَ
bundan
أَمْرًۭا
yeni bir iş

Saheeh InternationalO Prophet, when you [Muslims] divorce women, divorce them for [the commencement of] their waiting period and keep count of the waiting period, and fear Allah, your Lord. Do not turn them out of their [husbands'] houses, nor should they [themselves] leave [during that period] unless they are committing a clear immorality. And those are the limits [set by] Allah. And whoever transgresses the limits of Allah has certainly wronged himself. You know not; perhaps Allah will bring about after that a [different] matter

Ali BulaçEy Peygamber, kadınları boşadığınız zaman, iddetleri süresinde (temizlendiklerinde) boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz Allah'tan korkun. Onları evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar; ancak açık 'çirkin bir hayasızlık' göstermeleri durumu başka. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını çiğnerse, gerçekte o, kendi nefsine zulmetmiş olur. Sen bilmezsin; olabilir ki Allah, bunun arkasından bir iş (durum) oluşturur

65:2 📚 5
فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَأَشْهِدُواْ ذَوَىْ عَدْلٍ مِّنكُمْ وَأَقِيمُواْ ٱلشَّهَـٰدَةَ لِلَّهِ‌ۚ ذَٲلِكُمْ يُوعَظُ بِهِۦ مَن كَانَ يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْأَخِرِ‌ۚ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجْعَل لَّهُۥ مَخْرَجًا
فَإِذَا
zaman
بَلَغْنَ
vardıkları
أَجَلَهُنَّ
sürelerinin sonuna
فَأَمْسِكُوهُنَّ
onları (yanınızda) tutun
بِمَعْرُوفٍ
güzelce
أَوْ
yahut
فَارِقُوهُنَّ
onlardan ayrılın
بِمَعْرُوفٍۢ
güzellikle
وَأَشْهِدُوا۟
ve şahid tutun
ذَوَىْ
sahibi iki kişiyi
عَدْلٍۢ
adalet
مِّنكُمْ
içinizden
وَأَقِيمُوا۟
ve yapın
ٱلشَّهَـٰدَةَ
şahidliği
لِلَّهِ ۚ
Allah için
ذَٰلِكُمْ
işte budur
يُوعَظُ
öğütlenen
بِهِۦ
onunla
مَن
kimseye
كَانَ
inanan
يُؤْمِنُ
believes
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرِ ۚ
ahiret
وَمَن
ve kim
يَتَّقِ
sakınırsa
ٱللَّهَ
Allah'dan
يَجْعَل
yaratır
لَّهُۥ
ona
مَخْرَجًۭا
bir çıkış

Saheeh InternationalAnd when they have [nearly] fulfilled their term, either retain them according to acceptable terms or part with them according to acceptable terms. And bring to witness two just men from among you and establish the testimony for [the acceptance of] Allah. That is instructed to whoever should believe in Allah and the Last day. And whoever fears Allah - He will make for him a way out

Ali BulaçSonra (üç iddet bekleme) sürelerine ulaştıkları zaman, artık onları maruf (bilinen güzel bir tarz) üzere tutun, ya da maruf üzere onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahid tutun. Şahidliği Allah için dosdoğru yerine getirin. İşte bununla, Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilir. Kim Allah'tan korkup-sakınırsa, (Allah) ona bir çıkış yolu gösterir

65:3 📚 21
وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ‌ۚ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُۥٓ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ بَـٰلِغُ أَمْرِهِۦ‌ۚ قَدْ جَعَلَ ٱللَّهُ لِكُلِّ شَىْءٍ قَدْرًا
وَيَرْزُقْهُ
ve onu rızıklandırır
مِنْ
yerden
حَيْثُ
where
لَا
ummadığı
يَحْتَسِبُ ۚ
he thinks
وَمَن
ve kim
يَتَوَكَّلْ
dayanırsa
عَلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
فَهُوَ
O
حَسْبُهُۥٓ ۚ
ona yeter
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
بَـٰلِغُ
yerine getirendir
أَمْرِهِۦ ۚ
buyruğunu
قَدْ
elbette
جَعَلَ
koymuştur
ٱللَّهُ
Allah
لِكُلِّ
için
شَىْءٍۢ
herşey
قَدْرًۭا
bir ölçü

Saheeh InternationalAnd will provide for him from where he does not expect. And whoever relies upon Allah - then He is sufficient for him. Indeed, Allah will accomplish His purpose. Allah has already set for everything a [decreed] extent

Ali BulaçVe onu hesaba katmadığı bir yönden rızıklandırır. Kim de Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter. Elbette Allah, Kendi emrini yerine getirip-gerçekleştirendir. Allah, herşey için bir ölçü kılmıştır

65:4 📚 1
وَٱلَّــٰٓــِٔى يَئِسْنَ مِنَ ٱلْمَحِيضِ مِن نِّسَآئِكُمْ إِنِ ٱرْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَـٰثَةُ أَشْهُرٍ وَٱلَّــٰٓــِٔى لَمْ يَحِضْنَ‌ۚ وَأُوْلَـٰتُ ٱلْأَحْمَالِ أَجَلُهُنَّ أَن يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ‌ۚ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجْعَل لَّهُۥ مِنْ أَمْرِهِۦ يُسْرًا
وَٱلَّـٰٓـِٔى
ve onlar
يَئِسْنَ
kesilenler
مِنَ
adetten
ٱلْمَحِيضِ
the menstruation
مِن
kadınlarınızdan
نِّسَآئِكُمْ
your women
إِنِ
eğer
ٱرْتَبْتُمْ
şüphe ederseniz
فَعِدَّتُهُنَّ
onların bekleme süresi
ثَلَـٰثَةُ
üç
أَشْهُرٍۢ
aydır
وَٱلَّـٰٓـِٔى
ve olanlar da
لَمْ
henüz adet görmeyenler
يَحِضْنَ ۚ
[they] menstruated
وَأُو۟لَـٰتُ
ve olanların
ٱلْأَحْمَالِ
gebe
أَجَلُهُنَّ
süresi
أَن
doğumlarına kadardır
يَضَعْنَ
they deliver
حَمْلَهُنَّ ۚ
yüklerini
وَمَن
ve kim
يَتَّقِ
korkarsa
ٱللَّهَ
Allah'tan
يَجْعَل
yaratır
لَّهُۥ
ona
مِنْ
işinde
أَمْرِهِۦ
his affair
يُسْرًۭا
bir kolaylık

Saheeh InternationalAnd those who no longer expect menstruation among your women - if you doubt, then their period is three months, and [also for] those who have not menstruated. And for those who are pregnant, their term is until they give birth. And whoever fears Allah - He will make for him of his matter ease

Ali BulaçKadınlarınızdan artık adetten kesilmiş olanlarla henüz adet görmemiş bulunanların iddet (bekleme süre)leri, -eğer şüpheye düşecek olursanız (bilin ki)- üç aydır. Hamile kadınların bekleme-süresi ise, yüklerini bırakmaları (ile biter). Kim Allah'tan korkup-sakınırsa (Allah) ona işinde bir kolaylık gösterir

65:5 📚 2
ذَٲلِكَ أَمْرُ ٱللَّهِ أَنزَلَهُۥٓ إِلَيْكُمْ‌ۚ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔـاتِهِۦ وَيُعْظِمْ لَهُۥٓ أَجْرًا
ذَٰلِكَ
bu
أَمْرُ
buyruğudur
ٱللَّهِ
Allah'ın
أَنزَلَهُۥٓ
indirdiği
إِلَيْكُمْ ۚ
size
وَمَن
ve kim
يَتَّقِ
korkarsa
ٱللَّهَ
Allah'tan
يُكَفِّرْ
örter
عَنْهُ
onun
سَيِّـَٔاتِهِۦ
kötülüklerini
وَيُعْظِمْ
ve büyütür
لَهُۥٓ
onun
أَجْرًا
mükafatını

Saheeh InternationalThat is the command of Allah, which He has sent down to you; and whoever fears Allah - He will remove for him his misdeeds and make great for him his reward

Ali BulaçBu, Allah'ın size indirdiği emridir. Kim Allah'tan korkup-sakınırsa, Allah, kötülüklerini örter ve onun ecrini büyütür

65:6 📚 7
أَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنتُم مِّن وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَآرُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُواْ عَلَيْهِنَّ‌ۚ وَإِن كُنَّ أُوْلَـٰتِ حَمْلٍ فَأَنفِقُواْ عَلَيْهِنَّ حَتَّىٰ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ‌ۚ فَإِنْ أَرْضَعْنَ لَكُمْ فَـَٔـاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ‌ۖ وَأْتَمِرُواْ بَيْنَكُم بِمَعْرُوفٍ‌ۖ وَإِن تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُۥٓ أُخْرَىٰ
أَسْكِنُوهُنَّ
onları oturtun
مِنْ
yerde
حَيْثُ
where
سَكَنتُم
oturduğunuz
مِّن
gücünüz ölçüsünde
وُجْدِكُمْ
your means
وَلَا
ve
تُضَآرُّوهُنَّ
onlara zarar vermeyin
لِتُضَيِّقُوا۟
sıkıntıya sokmak için
عَلَيْهِنَّ ۚ
onları
وَإِن
ve şayet
كُنَّ
iseler
أُو۟لَـٰتِ
onlar
حَمْلٍۢ
gebe
فَأَنفِقُوا۟
geçimini sağlayın
عَلَيْهِنَّ
onların
حَتَّىٰ
kadar
يَضَعْنَ
bırakıncaya
حَمْلَهُنَّ ۚ
yüklerini
فَإِنْ
eğer
أَرْضَعْنَ
(çocuğunuzu) emzirirlerse
لَكُمْ
sizin için
فَـَٔاتُوهُنَّ
onlara verin
أُجُورَهُنَّ ۖ
ücretlerini
وَأْتَمِرُوا۟
ve konuşup anlaşın
بَيْنَكُم
aranızda
بِمَعْرُوفٍۢ ۖ
güzellikle
وَإِن
eğer
تَعَاسَرْتُمْ
güçlük çekerseniz
فَسَتُرْضِعُ
o zaman emzirecektir
لَهُۥٓ
onu
أُخْرَىٰ
başka biri

Saheeh InternationalLodge them [in a section] of where you dwell out of your means and do not harm them in order to oppress them. And if they should be pregnant, then spend on them until they give birth. And if they breastfeed for you, then give them their payment and confer among yourselves in the acceptable way; but if you are in discord, then there may breastfeed for the father another woman

Ali Bulaç(Boşadığınız) Kadınları, gücünüz oranında oturmakta olduğunuz yerin bir yanında oturtun, onlara 'darlık ve sıkıntıya düşürmek amacıyla' zarar vermeyin. Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Şayet sizler için (çocuğu) emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin. (Durum ve ilişkilerinizi) Kendi aranızda maruf (güzellikle ve İslam'a uygun bir tarz) üzere görüşüp-konuşun. Eğer güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuğu) onun (babası) için bir başkası emzirebilir

65:7 📚 5
لِيُنفِقْ ذُو سَعَةٍ مِّن سَعَتِهِۦ‌ۖ وَمَن قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُۥ فَلْيُنفِقْ مِمَّآ ءَاتَـٰهُ ٱللَّهُ‌ۚ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا مَآ ءَاتَـٰهَا‌ۚ سَيَجْعَلُ ٱللَّهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْرًا
لِيُنفِقْ
nafaka versin
ذُو
sahip (olan)
سَعَةٍۢ
geniş imkana
مِّن
göre
سَعَتِهِۦ ۖ
genişliğine
وَمَن
ve kimse
قُدِرَ
kısıtlı olan
عَلَيْهِ
aleyhine
رِزْقُهُۥ
rızkı
فَلْيُنفِقْ
versin
مِمَّآ
şeyden
ءَاتَىٰهُ
kendisine verdiği
ٱللَّهُ ۚ
Allah'ın
لَا
sorumlu tutmaz
يُكَلِّفُ
burden
ٱللَّهُ
Allah
نَفْسًا
bir kişiye
إِلَّا
başkasıyla
مَآ
verdiğinden
ءَاتَىٰهَا ۚ
He has given it
سَيَجْعَلُ
yaratacaktır
ٱللَّهُ
Allah
بَعْدَ
sonra
عُسْرٍۢ
bir güçlükten
يُسْرًۭا
bir kolaylık

Saheeh InternationalLet a man of wealth spend from his wealth, and he whose provision is restricted - let him spend from what Allah has given him. Allah does not charge a soul except [according to] what He has given it. Allah will bring about, after hardship, ease

Ali BulaçGeniş-imkanları olan, nafakayı geniş imkanlarına göre versin. Rızkı kısıtlı tutulan da, artık Allah'ın kendisine verdiği kadarıyla versin. Allah, hiçbir nefse ona verdiğinden başkasıyla yükümlülük koymaz. Allah, bir güçlüğün ardından bir kolaylığı kılıp-verecektir

65:8
وَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ عَتَتْ عَنْ أَمْرِ رَبِّهَا وَرُسُلِهِۦ فَحَاسَبْنَـٰهَا حِسَابًا شَدِيدًا وَعَذَّبْنَـٰهَا عَذَابًا نُّكْرًا
وَكَأَيِّن
nicesi
مِّن
kentlerden
قَرْيَةٍ
a town
عَتَتْ
baş kaldırdı
عَنْ
buyruğuna
أَمْرِ
(the) Command
رَبِّهَا
Rabbinin
وَرُسُلِهِۦ
ve elçilerinin
فَحَاسَبْنَـٰهَا
biz de onu hesaba çektik
حِسَابًۭا
bir hesabla
شَدِيدًۭا
çetin
وَعَذَّبْنَـٰهَا
ve ona azabettik
عَذَابًۭا
bir azabla
نُّكْرًۭا
korkunç

Saheeh InternationalAnd how many a city was insolent toward the command of its Lord and His messengers, so We took it to severe account and punished it with a terrible punishment

Ali BulaçÜlkelerden niceleri vardır ki, Rablerinin ve O'nun elçilerinin emrine karşı gelip azmışlar, böylece Biz de onları çetin bir hesaba çekmişiz ve onları benzeri görülmedik bir azapla azaplandırmışız

65:9
فَذَاقَتْ وَبَالَ أَمْرِهَا وَكَانَ عَـٰقِبَةُ أَمْرِهَا خُسْرًا
فَذَاقَتْ
taddı
وَبَالَ
vebalini
أَمْرِهَا
işinin
وَكَانَ
ve idi
عَـٰقِبَةُ
sonucu
أَمْرِهَا
işinin
خُسْرًا
bir ziyan

Saheeh InternationalAnd it tasted the bad consequence of its affair, and the outcome of its affair was loss

Ali BulaçArtık o (ülkelerin halkı), yaptığı kötülüğü taddı ve işinin sonucu bir hüsran oldu

65:10
أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا‌ۖ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ يَـٰٓأُوْلِى ٱلْأَلْبَـٰبِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ‌ۚ قَدْ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيْكُمْ ذِكْرًا
أَعَدَّ
hazırlamıştır
ٱللَّهُ
Allah
لَهُمْ
onlara
عَذَابًۭا
bir azab
شَدِيدًۭا ۖ
şiddetli
فَٱتَّقُوا۟
o halde korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
يَـٰٓأُو۟لِى
ey sahipleri
ٱلْأَلْبَـٰبِ
sağduyu
ٱلَّذِينَ
inanmış olan
ءَامَنُوا۟ ۚ
have believed
قَدْ
andolsun
أَنزَلَ
indirdi
ٱللَّهُ
Allah
إِلَيْكُمْ
size
ذِكْرًۭا
bir uyarı

Saheeh InternationalAllah has prepared for them a severe punishment; so fear Allah, O you of understanding who have believed. Allah has sent down to you the Qur'an

Ali BulaçAllah, onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır; öyleyse ey iman eden temiz akıl sahipleri, Allah'tan korkun. Doğrusu Allah, size bir zikir (uyaran, hatırlatan ve öğüt veren Kur'an) indirmiştir

65:11
رَّسُولاً يَتْلُواْ عَلَيْكُمْ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ مُبَيِّنَـٰتٍ لِّيُخْرِجَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ مِنَ ٱلظُّلُمَـٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ‌ۚ وَمَن يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ وَيَعْمَلْ صَـٰلِحًا يُدْخِلْهُ جَنَّـٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا‌ۖ قَدْ أَحْسَنَ ٱللَّهُ لَهُۥ رِزْقًا
رَّسُولًۭا
bir elçi (gönderdi)
يَتْلُوا۟
okuyan
عَلَيْكُمْ
size
ءَايَـٰتِ
ayetlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
مُبَيِّنَـٰتٍۢ
açık açık
لِّيُخْرِجَ
çıkarsın diye
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ءَامَنُوا۟
inanan(ları)
وَعَمِلُوا۟
ve yapanları
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
yararlı işler
مِنَ
karanlıklardan
ٱلظُّلُمَـٰتِ
the darkness[es]
إِلَى
aydınlığa
ٱلنُّورِ ۚ
the light
وَمَن
ve kim
يُؤْمِنۢ
inanır
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَيَعْمَلْ
ve yaparsa
صَـٰلِحًۭا
yararlı iş
يُدْخِلْهُ
onu sokar
جَنَّـٰتٍۢ
cennetlere
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
خَـٰلِدِينَ
kalacakları
فِيهَآ
içinde
أَبَدًۭا ۖ
ebedi
قَدْ
gerçekten
أَحْسَنَ
en güzeli vermiştir
ٱللَّهُ
Allah
لَهُۥ
ona
رِزْقًا
rızık olarak

Saheeh International[He sent] a Messenger [Muhammad] reciting to you the distinct verses of Allah that He may bring out those who believe and do righteous deeds from darknesses into the light. And whoever believes in Allah and does righteousness - He will admit him into gardens beneath which rivers flow to abide therein forever. Allah will have perfected for him a provision

Ali Bulaçİman edip salih amellerde bulunanları karanlıklardan nura çıkarması için Allah'ın apaçık ayetlerini size okuyan bir elçi de (gönderdik). Kim iman edip salih bir amelde bulunursa, (Allah) onu içinde süresiz kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Allah, gerçekten ona ne güzel bir rızık vermiştir

65:12 📚 14
ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ سَبْعَ سَمَـٰوَٲتٍ وَمِنَ ٱلْأَرْضِ مِثْلَهُنَّ يَتَنَزَّلُ ٱلْأَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ وَأَنَّ ٱللَّهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَىْءٍ عِلْمَۢا
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِى
O'dur ki
خَلَقَ
yarattı
سَبْعَ
yedi
سَمَـٰوَٰتٍۢ
göğü
وَمِنَ
ve yerden
ٱلْأَرْضِ
the earth
مِثْلَهُنَّ
onların benzerini
يَتَنَزَّلُ
iner
ٱلْأَمْرُ
buyruğu
بَيْنَهُنَّ
bunlar arasında
لِتَعْلَمُوٓا۟
bilesiniz diye
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah'ın
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
قَدِيرٌۭ
kadir olduğunu
وَأَنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah'ın
قَدْ
muhakkak
أَحَاطَ
kuşatmış bulunduğunu
بِكُلِّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عِلْمًۢا
bilgice

Saheeh InternationalIt is Allah who has created seven heavens and of the earth, the like of them. [His] command descends among them so you may know that Allah is over all things competent and that Allah has encompassed all things in knowledge

Ali BulaçAllah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah'ın herşeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle herşeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için

← Önceki Sonraki →

65. At-Talaaq Suresi | Anlam Arayışı