☪ Anlam Arayışı

65. At-Talaaq سُورَةُ الطَّلَاقِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
65:1 📚 14
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ إِذَا طَلَّقۡتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحۡصُواْ ٱلۡعِدَّةَۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ رَبَّكُمۡۖ لَا تُخۡرِجُوهُنَّ مِنۢ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخۡرُجۡنَ إِلَّآ أَن يَأۡتِينَ بِفَٰحِشَةࣲ مُّبَيِّنَةࣲۚ وَتِلۡكَ حُدُودُ ٱللَّهِۚ وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَقَدۡ ظَلَمَ نَفۡسَهُۥۚ لَا تَدۡرِي لَعَلَّ ٱللَّهَ يُحۡدِثُ بَعۡدَ ذَٰلِكَ أَمۡرࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
إِذَا
zaman
طَلَّقْتُمُ
boşa(mak iste)diğiniz
ٱلنِّسَآءَ
kadınları
فَطَلِّقُوهُنَّ
onları boşayın
لِعِدَّتِهِنَّ
iddetleri içinde
وَأَحْصُوا۟
ve sayın
ٱلْعِدَّةَ ۖ
iddeti
وَٱتَّقُوا۟
ve korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
رَبَّكُمْ ۖ
Rabbiniz
لَا
onları çıkarmayın
تُخْرِجُوهُنَّ
expel them
مِنۢ
evlerinden
بُيُوتِهِنَّ
their houses
وَلَا
ve
يَخْرُجْنَ
kendileri de çıkmasınlar
إِلَّآ
ancak başkadır
أَن
gelmeleri
يَأْتِينَ
they commit
بِفَـٰحِشَةٍۢ
bir edepsizlikle
مُّبَيِّنَةٍۢ ۚ
apaçık
وَتِلْكَ
bunlar
حُدُودُ
sınırlarıdır
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
وَمَن
ve kim
يَتَعَدَّ
geçerse
حُدُودَ
sınırlarını
ٱللَّهِ
Allah'ın
فَقَدْ
gerçekten
ظَلَمَ
yazık etmiştir
نَفْسَهُۥ ۚ
kendisine
لَا
bilmezsin
تَدْرِى
you know
لَعَلَّ
belki
ٱللَّهَ
Allah
يُحْدِثُ
ortaya çıkarır
بَعْدَ
sonra
ذَٰلِكَ
bundan
أَمْرًۭا
yeni bir iş

Diyanet İşleri MealiEy Peygamber! Kadınları boşayacağınızda, onları, iddetlerini gözeterek boşayın ve iddeti sayın; Rabbiniz olan Allah'tan sakının; onları, apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Allah'ın sınırlarını kim aşarsa, şüphesiz, kendine yazık etmiş olur. Bilmezsin, olur ki, Allah bunun ardından bir hal meydana getirir

Ali BulaçEy Peygamber, kadınları boşadığınız zaman, iddetleri süresinde (temizlendiklerinde) boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz Allah'tan korkun. Onları evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar; ancak açık 'çirkin bir hayasızlık' göstermeleri durumu başka. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını çiğnerse, gerçekte o, kendi nefsine zulmetmiş olur. Sen bilmezsin; olabilir ki Allah, bunun arkasından bir iş (durum) oluşturur

65:2 📚 5
فَإِذَا بَلَغۡنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمۡسِكُوهُنَّ بِمَعۡرُوفٍ أَوۡ فَارِقُوهُنَّ بِمَعۡرُوفࣲ وَأَشۡهِدُواْ ذَوَيۡ عَدۡلࣲ مِّنكُمۡ وَأَقِيمُواْ ٱلشَّهَٰدَةَ لِلَّهِۚ ذَٰلِكُمۡ يُوعَظُ بِهِۦ مَن كَانَ يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِۚ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجۡعَل لَّهُۥ مَخۡرَجࣰ ا
فَإِذَا
zaman
بَلَغْنَ
vardıkları
أَجَلَهُنَّ
sürelerinin sonuna
فَأَمْسِكُوهُنَّ
onları (yanınızda) tutun
بِمَعْرُوفٍ
güzelce
أَوْ
yahut
فَارِقُوهُنَّ
onlardan ayrılın
بِمَعْرُوفٍۢ
güzellikle
وَأَشْهِدُوا۟
ve şahid tutun
ذَوَىْ
sahibi iki kişiyi
عَدْلٍۢ
adalet
مِّنكُمْ
içinizden
وَأَقِيمُوا۟
ve yapın
ٱلشَّهَـٰدَةَ
şahidliği
لِلَّهِ ۚ
Allah için
ذَٰلِكُمْ
işte budur
يُوعَظُ
öğütlenen
بِهِۦ
onunla
مَن
kimseye
كَانَ
inanan
يُؤْمِنُ
believes
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرِ ۚ
ahiret
وَمَن
ve kim
يَتَّقِ
sakınırsa
ٱللَّهَ
Allah'dan
يَجْعَل
yaratır
لَّهُۥ
ona
مَخْرَجًۭا
bir çıkış

Diyanet İşleri MealiKadınların iddet süreleri biteceğinde, onları ya uygun bir şekilde alıkoyun, ya da onlardan ayrılın; içinizden de iki adil şahit getirin; şahidliği Allah için yapın; işte bu, Allah'a ve ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar, ona beklemediği yerden rızık verir. Allah'a güvenen kimseye O yeter. Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü var etmiştir

Ali BulaçSonra (üç iddet bekleme) sürelerine ulaştıkları zaman, artık onları maruf (bilinen güzel bir tarz) üzere tutun, ya da maruf üzere onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahid tutun. Şahidliği Allah için dosdoğru yerine getirin. İşte bununla, Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilir. Kim Allah'tan korkup-sakınırsa, (Allah) ona bir çıkış yolu gösterir

65:3 📚 21
وَيَرۡزُقۡهُ مِنۡ حَيۡثُ لَا يَحۡتَسِبُۚ وَمَن يَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِ فَهُوَ حَسۡبُهُۥٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ بَٰلِغُ أَمۡرِهِۦۚ قَدۡ جَعَلَ ٱللَّهُ لِكُلِّ شَيۡءࣲ قَدۡرࣰ ا
وَيَرْزُقْهُ
ve onu rızıklandırır
مِنْ
yerden
حَيْثُ
where
لَا
ummadığı
يَحْتَسِبُ ۚ
he thinks
وَمَن
ve kim
يَتَوَكَّلْ
dayanırsa
عَلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
فَهُوَ
O
حَسْبُهُۥٓ ۚ
ona yeter
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
بَـٰلِغُ
yerine getirendir
أَمْرِهِۦ ۚ
buyruğunu
قَدْ
elbette
جَعَلَ
koymuştur
ٱللَّهُ
Allah
لِكُلِّ
için
شَىْءٍۢ
herşey
قَدْرًۭا
bir ölçü

Diyanet İşleri MealiKadınların iddet süreleri biteceğinde, onları ya uygun bir şekilde alıkoyun, ya da onlardan ayrılın; içinizden de iki adil şahit getirin; şahidliği Allah için yapın; işte bu, Allah'a ve ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar, ona beklemediği yerden rızık verir. Allah'a güvenen kimseye O yeter. Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü var etmiştir

Ali BulaçVe onu hesaba katmadığı bir yönden rızıklandırır. Kim de Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter. Elbette Allah, Kendi emrini yerine getirip-gerçekleştirendir. Allah, herşey için bir ölçü kılmıştır

65:4 📚 1
وَٱلَّٰٓـِٔي يَئِسۡنَ مِنَ ٱلۡمَحِيضِ مِن نِّسَآئِكُمۡ إِنِ ٱرۡتَبۡتُمۡ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَٰثَةُ أَشۡهُرࣲ وَٱلَّٰٓـِٔي لَمۡ يَحِضۡنَۚ وَأُوْلَٰتُ ٱلۡأَحۡمَالِ أَجَلُهُنَّ أَن يَضَعۡنَ حَمۡلَهُنَّۚ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجۡعَل لَّهُۥ مِنۡ أَمۡرِهِۦ يُسۡرࣰ ا
وَٱلَّـٰٓـِٔى
ve onlar
يَئِسْنَ
kesilenler
مِنَ
adetten
ٱلْمَحِيضِ
the menstruation
مِن
kadınlarınızdan
نِّسَآئِكُمْ
your women
إِنِ
eğer
ٱرْتَبْتُمْ
şüphe ederseniz
فَعِدَّتُهُنَّ
onların bekleme süresi
ثَلَـٰثَةُ
üç
أَشْهُرٍۢ
aydır
وَٱلَّـٰٓـِٔى
ve olanlar da
لَمْ
henüz adet görmeyenler
يَحِضْنَ ۚ
[they] menstruated
وَأُو۟لَـٰتُ
ve olanların
ٱلْأَحْمَالِ
gebe
أَجَلُهُنَّ
süresi
أَن
doğumlarına kadardır
يَضَعْنَ
they deliver
حَمْلَهُنَّ ۚ
yüklerini
وَمَن
ve kim
يَتَّقِ
korkarsa
ٱللَّهَ
Allah'tan
يَجْعَل
yaratır
لَّهُۥ
ona
مِنْ
işinde
أَمْرِهِۦ
his affair
يُسْرًۭا
bir kolaylık

Diyanet İşleri MealiKadınlarınızdan ay hali görmekten kesilenler ile henüz ay hali görmemiş olanların iddetleri hususunda şüpheye düşerseniz, bilin ki, onların iddet beklemesi üç aydır; gebe olanların iddeti, doğurmaları ile tamamlanır. Allah, buyruğuna karşı gelmekten sakınan kimseye işinde kolaylık verir

Ali BulaçKadınlarınızdan artık adetten kesilmiş olanlarla henüz adet görmemiş bulunanların iddet (bekleme süre)leri, -eğer şüpheye düşecek olursanız (bilin ki)- üç aydır. Hamile kadınların bekleme-süresi ise, yüklerini bırakmaları (ile biter). Kim Allah'tan korkup-sakınırsa (Allah) ona işinde bir kolaylık gösterir

65:5 📚 2
ذَٰلِكَ أَمۡرُ ٱللَّهِ أَنزَلَهُۥٓ إِلَيۡكُمۡۚ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يُكَفِّرۡ عَنۡهُ سَيِّـَٔاتِهِۦ وَيُعۡظِمۡ لَهُۥٓ أَجۡرًا
ذَٰلِكَ
bu
أَمْرُ
buyruğudur
ٱللَّهِ
Allah'ın
أَنزَلَهُۥٓ
indirdiği
إِلَيْكُمْ ۚ
size
وَمَن
ve kim
يَتَّقِ
korkarsa
ٱللَّهَ
Allah'tan
يُكَفِّرْ
örter
عَنْهُ
onun
سَيِّـَٔاتِهِۦ
kötülüklerini
وَيُعْظِمْ
ve büyütür
لَهُۥٓ
onun
أَجْرًا
mükafatını

Diyanet İşleri MealiBu, Allah'ın size indirmiş olduğu buyruğudur. Kim Allah'ın buyruğuna karşı gelmekten sakınırsa, O, onun kötülüklerini örter, ecrini büyültür

Ali BulaçBu, Allah'ın size indirdiği emridir. Kim Allah'tan korkup-sakınırsa, Allah, kötülüklerini örter ve onun ecrini büyütür

65:6 📚 7
أَسۡكِنُوهُنَّ مِنۡ حَيۡثُ سَكَنتُم مِّن وُجۡدِكُمۡ وَلَا تُضَآرُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُواْ عَلَيۡهِنَّۚ وَإِن كُنَّ أُوْلَٰتِ حَمۡلࣲ فَأَنفِقُواْ عَلَيۡهِنَّ حَتَّىٰ يَضَعۡنَ حَمۡلَهُنَّۚ فَإِنۡ أَرۡضَعۡنَ لَكُمۡ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَأۡتَمِرُواْ بَيۡنَكُم بِمَعۡرُوفࣲۖ وَإِن تَعَاسَرۡتُمۡ فَسَتُرۡضِعُ لَهُۥٓ أُخۡرَىٰ
أَسْكِنُوهُنَّ
onları oturtun
مِنْ
yerde
حَيْثُ
where
سَكَنتُم
oturduğunuz
مِّن
gücünüz ölçüsünde
وُجْدِكُمْ
your means
وَلَا
ve
تُضَآرُّوهُنَّ
onlara zarar vermeyin
لِتُضَيِّقُوا۟
sıkıntıya sokmak için
عَلَيْهِنَّ ۚ
onları
وَإِن
ve şayet
كُنَّ
iseler
أُو۟لَـٰتِ
onlar
حَمْلٍۢ
gebe
فَأَنفِقُوا۟
geçimini sağlayın
عَلَيْهِنَّ
onların
حَتَّىٰ
kadar
يَضَعْنَ
bırakıncaya
حَمْلَهُنَّ ۚ
yüklerini
فَإِنْ
eğer
أَرْضَعْنَ
(çocuğunuzu) emzirirlerse
لَكُمْ
sizin için
فَـَٔاتُوهُنَّ
onlara verin
أُجُورَهُنَّ ۖ
ücretlerini
وَأْتَمِرُوا۟
ve konuşup anlaşın
بَيْنَكُم
aranızda
بِمَعْرُوفٍۢ ۖ
güzellikle
وَإِن
eğer
تَعَاسَرْتُمْ
güçlük çekerseniz
فَسَتُرْضِعُ
o zaman emzirecektir
لَهُۥٓ
onu
أُخْرَىٰ
başka biri

Diyanet İşleri MealiBoşadığınız, fakat iddeti dolmamış kadınları gücünüz nispetinde, kendi oturduğunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğurmalarına kadar nafakalarını verin. Çocuğu sizin için emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin; aranızda uygun bir şekilde anlaşın; eğer güçlükle karşılaşırsanız çocuğu başka bir kadın emzirebilir

Ali Bulaç(Boşadığınız) Kadınları, gücünüz oranında oturmakta olduğunuz yerin bir yanında oturtun, onlara 'darlık ve sıkıntıya düşürmek amacıyla' zarar vermeyin. Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Şayet sizler için (çocuğu) emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin. (Durum ve ilişkilerinizi) Kendi aranızda maruf (güzellikle ve İslam'a uygun bir tarz) üzere görüşüp-konuşun. Eğer güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuğu) onun (babası) için bir başkası emzirebilir

65:7 📚 5
لِيُنفِقۡ ذُو سَعَةࣲ مِّن سَعَتِهِۦۖ وَمَن قُدِرَ عَلَيۡهِ رِزۡقُهُۥ فَلۡيُنفِقۡ مِمَّآ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُۚ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفۡسًا إِلَّا مَآ ءَاتَىٰهَاۚ سَيَجۡعَلُ ٱللَّهُ بَعۡدَ عُسۡرࣲ يُسۡرࣰ ا
لِيُنفِقْ
nafaka versin
ذُو
sahip (olan)
سَعَةٍۢ
geniş imkana
مِّن
göre
سَعَتِهِۦ ۖ
genişliğine
وَمَن
ve kimse
قُدِرَ
kısıtlı olan
عَلَيْهِ
aleyhine
رِزْقُهُۥ
rızkı
فَلْيُنفِقْ
versin
مِمَّآ
şeyden
ءَاتَىٰهُ
kendisine verdiği
ٱللَّهُ ۚ
Allah'ın
لَا
sorumlu tutmaz
يُكَلِّفُ
burden
ٱللَّهُ
Allah
نَفْسًا
bir kişiye
إِلَّا
başkasıyla
مَآ
verdiğinden
ءَاتَىٰهَا ۚ
He has given it
سَيَجْعَلُ
yaratacaktır
ٱللَّهُ
Allah
بَعْدَ
sonra
عُسْرٍۢ
bir güçlükten
يُسْرًۭا
bir kolaylık

Diyanet İşleri MealiVarlıklı olan kimse, nafakayı varlığına göre versin; rızkı ancak kendisine yetecek kadar verilmiş olan kimse, Allah'ın kendisine verdiğinden versin; Allah kimseye, verdiği rızkı aşan bir yük yüklemez. Allah, güçlükten sonra kolaylık verir

Ali BulaçGeniş-imkanları olan, nafakayı geniş imkanlarına göre versin. Rızkı kısıtlı tutulan da, artık Allah'ın kendisine verdiği kadarıyla versin. Allah, hiçbir nefse ona verdiğinden başkasıyla yükümlülük koymaz. Allah, bir güçlüğün ardından bir kolaylığı kılıp-verecektir

65:8
وَكَأَيِّن مِّن قَرۡيَةٍ عَتَتۡ عَنۡ أَمۡرِ رَبِّهَا وَرُسُلِهِۦ فَحَاسَبۡنَٰهَا حِسَابࣰ ا شَدِيدࣰ ا وَعَذَّبۡنَٰهَا عَذَابࣰ ا نُّكۡرࣰ ا
وَكَأَيِّن
nicesi
مِّن
kentlerden
قَرْيَةٍ
a town
عَتَتْ
baş kaldırdı
عَنْ
buyruğuna
أَمْرِ
(the) Command
رَبِّهَا
Rabbinin
وَرُسُلِهِۦ
ve elçilerinin
فَحَاسَبْنَـٰهَا
biz de onu hesaba çektik
حِسَابًۭا
bir hesabla
شَدِيدًۭا
çetin
وَعَذَّبْنَـٰهَا
ve ona azabettik
عَذَابًۭا
bir azabla
نُّكْرًۭا
korkunç

Diyanet İşleri MealiRablerinin ve O'nun peygamberlerinin buyruğundan çıkan nice kasabalar halkını Biz, çetin bir hesaba çekmiş, onları, görülmedik bir azaba uğratmışızdır

Ali BulaçÜlkelerden niceleri vardır ki, Rablerinin ve O'nun elçilerinin emrine karşı gelip azmışlar, böylece Biz de onları çetin bir hesaba çekmişiz ve onları benzeri görülmedik bir azapla azaplandırmışız

65:9
فَذَاقَتۡ وَبَالَ أَمۡرِهَا وَكَانَ عَٰقِبَةُ أَمۡرِهَا خُسۡرًا
فَذَاقَتْ
taddı
وَبَالَ
vebalini
أَمْرِهَا
işinin
وَكَانَ
ve idi
عَـٰقِبَةُ
sonucu
أَمْرِهَا
işinin
خُسْرًا
bir ziyan

Diyanet İşleri MealiOnlar, işlerinin karşılığını tattılar; işlerinin sonu hüsran oldu

Ali BulaçArtık o (ülkelerin halkı), yaptığı kötülüğü taddı ve işinin sonucu bir hüsran oldu

65:10
أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمۡ عَذَابࣰ ا شَدِيدࣰ اۖ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ يَٰٓأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْۚ قَدۡ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيۡكُمۡ ذِكۡرࣰ ا
أَعَدَّ
hazırlamıştır
ٱللَّهُ
Allah
لَهُمْ
onlara
عَذَابًۭا
bir azab
شَدِيدًۭا ۖ
şiddetli
فَٱتَّقُوا۟
o halde korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
يَـٰٓأُو۟لِى
ey sahipleri
ٱلْأَلْبَـٰبِ
sağduyu
ٱلَّذِينَ
inanmış olan
ءَامَنُوا۟ ۚ
have believed
قَدْ
andolsun
أَنزَلَ
indirdi
ٱللَّهُ
Allah
إِلَيْكُمْ
size
ذِكْرًۭا
bir uyarı

Diyanet İşleri MealiAllah onlara çetin bir azap hazırlamıştır. Ey inanmış olan akıl sahipleri! Allah'tan sakının; Allah size Kuran'ı indirmiştir

Ali BulaçAllah, onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır; öyleyse ey iman eden temiz akıl sahipleri, Allah'tan korkun. Doğrusu Allah, size bir zikir (uyaran, hatırlatan ve öğüt veren Kur'an) indirmiştir

65:11
رَّسُولࣰ ا يَتۡلُواْ عَلَيۡكُمۡ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ مُبَيِّنَٰتࣲ لِّيُخۡرِجَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ مِنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِۚ وَمَن يُؤۡمِنۢ بِٱللَّهِ وَيَعۡمَلۡ صَٰلِحࣰ ا يُدۡخِلۡهُ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدࣰ اۖ قَدۡ أَحۡسَنَ ٱللَّهُ لَهُۥ رِزۡقًا
رَّسُولًۭا
bir elçi (gönderdi)
يَتْلُوا۟
okuyan
عَلَيْكُمْ
size
ءَايَـٰتِ
ayetlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
مُبَيِّنَـٰتٍۢ
açık açık
لِّيُخْرِجَ
çıkarsın diye
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ءَامَنُوا۟
inanan(ları)
وَعَمِلُوا۟
ve yapanları
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
yararlı işler
مِنَ
karanlıklardan
ٱلظُّلُمَـٰتِ
the darkness[es]
إِلَى
aydınlığa
ٱلنُّورِ ۚ
the light
وَمَن
ve kim
يُؤْمِنۢ
inanır
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَيَعْمَلْ
ve yaparsa
صَـٰلِحًۭا
yararlı iş
يُدْخِلْهُ
onu sokar
جَنَّـٰتٍۢ
cennetlere
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
خَـٰلِدِينَ
kalacakları
فِيهَآ
içinde
أَبَدًۭا ۖ
ebedi
قَدْ
gerçekten
أَحْسَنَ
en güzeli vermiştir
ٱللَّهُ
Allah
لَهُۥ
ona
رِزْقًا
rızık olarak

Diyanet İşleri Mealiİnanıp yararlı işler işleyenleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak üzere, size Allah'ın apaçık ayetlerini okuyan bir Peygamber göndermiştir. Kim Allah'a inanır ve yararlı iş işlerse, Allah onu, içinde temelli ve sonsuz kalınacak, içlerinden ırmaklarakan cennetlere koyar. Allah ona gerçekten güzel rızık vermiştir

Ali Bulaçİman edip salih amellerde bulunanları karanlıklardan nura çıkarması için Allah'ın apaçık ayetlerini size okuyan bir elçi de (gönderdik). Kim iman edip salih bir amelde bulunursa, (Allah) onu içinde süresiz kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Allah, gerçekten ona ne güzel bir rızık vermiştir

65:12 📚 14
ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَ سَبۡعَ سَمَٰوَٰتࣲ وَمِنَ ٱلۡأَرۡضِ مِثۡلَهُنَّۖ يَتَنَزَّلُ ٱلۡأَمۡرُ بَيۡنَهُنَّ لِتَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣱ وَأَنَّ ٱللَّهَ قَدۡ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عِلۡمَۢا
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِى
O'dur ki
خَلَقَ
yarattı
سَبْعَ
yedi
سَمَـٰوَٰتٍۢ
göğü
وَمِنَ
ve yerden
ٱلْأَرْضِ
the earth
مِثْلَهُنَّ
onların benzerini
يَتَنَزَّلُ
iner
ٱلْأَمْرُ
buyruğu
بَيْنَهُنَّ
bunlar arasında
لِتَعْلَمُوٓا۟
bilesiniz diye
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah'ın
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
قَدِيرٌۭ
kadir olduğunu
وَأَنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah'ın
قَدْ
muhakkak
أَحَاطَ
kuşatmış bulunduğunu
بِكُلِّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عِلْمًۢا
bilgice

Diyanet İşleri MealiYedi göğü ve yerden de bir o kadarını yaratan Allah'tır, Allah'ın herşeye Kadir olduğunu ve Allah'ın ilminin herşeyi kuşattığını bilmeniz için Allah'ın buyruğu bunlar arasında iner durur

Ali BulaçAllah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah'ın herşeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle herşeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için

← Önceki Sonraki →

65. At-Talaaq Suresi | Anlam Arayışı