☪ Anlam Arayışı

69. Al-Haaqqa سُورَةُ الحَاقَّةِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
69:1
ٱلۡحَآقَّةُ
ٱلْحَآقَّةُ
gerçekleşen

Yusuf AliThe Sure Reality

Diyanet İşleri MealiGerçekleşecek olan

69:2
مَا ٱلۡحَآقَّةُ
مَا
nedir?
ٱلْحَآقَّةُ
gerçekleşen

Yusuf AliWhat is the Sure Reality

Diyanet İşleri MealiNedir o gerçekleşecek olan gün

69:3
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡحَآقَّةُ
وَمَآ
nerden?
أَدْرَىٰكَ
bileceksin
مَا
ne olduğunu
ٱلْحَآقَّةُ
gerçekleşenin

Yusuf AliAnd what will make thee realise what the Sure Reality is

Diyanet İşleri MealiGerçekleşecek olanın ne olduğunu sana ne bildirir

69:4
كَذَّبَتۡ ثَمُودُ وَعَادُۢ بِٱلۡقَارِعَةِ
كَذَّبَتْ
yalanladılar
ثَمُودُ
Semud
وَعَادٌۢ
ve 'Ad
بِٱلْقَارِعَةِ
başa çarpan olayı

Yusuf AliThe Thamud and the 'Ad People (branded) as false the Stunning Calamity

Diyanet İşleri MealiSemud ve Ad milletleri tepelerine inecek bu gerçeği yalanladılar

69:5
فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهۡلِكُواْ بِٱلطَّاغِيَةِ
فَأَمَّا
bu yüzden
ثَمُودُ
Semud
فَأُهْلِكُوا۟
helak edildiler
بِٱلطَّاغِيَةِ
azgın bir vak'a ile

Yusuf AliBut the Thamud,- they were destroyed by a terrible Storm of thunder and lightning

Diyanet İşleri MealiBu yüzden Semud milleti zorlu bir sarsıntı ile yok edildi

69:6
وَأَمَّا عَادࣱ فَأُهۡلِكُواْ بِرِيحࣲ صَرۡصَرٍ عَاتِيَةࣲ‏
وَأَمَّا
ve
عَادٌۭ
Ad (kavmi ise)
فَأُهْلِكُوا۟
helak edildiler
بِرِيحٍۢ
bir kasırga ile
صَرْصَرٍ
uğultulu
عَاتِيَةٍۢ
azgın

Yusuf AliAnd the 'Ad, they were destroyed by a furious Wind, exceedingly violent

Diyanet İşleri MealiAd milleti de bu yüzden önünde durulmaz, dondurucu bir rüzgarla yok edildi

69:7
سَخَّرَهَا عَلَيۡهِمۡ سَبۡعَ لَيَالࣲ وَثَمَٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومࣰ اۖ فَتَرَى ٱلۡقَوۡمَ فِيهَا صَرۡعَىٰ كَأَنَّهُمۡ أَعۡجَازُ نَخۡلٍ خَاوِيَةࣲ‏
سَخَّرَهَا
onu saldı
عَلَيْهِمْ
onların üzerine
سَبْعَ
yedi
لَيَالٍۢ
gece
وَثَمَـٰنِيَةَ
ve sekiz
أَيَّامٍ
gün
حُسُومًۭا
ardı ardına
فَتَرَى
görürsün
ٱلْقَوْمَ
o kavmi
فِيهَا
orada
صَرْعَىٰ
serilmiş
كَأَنَّهُمْ
sanki onlar
أَعْجَازُ
kütükleridir
نَخْلٍ
hurma
خَاوِيَةٍۢ
içi boş

Yusuf AliHe made it rage against them seven nights and eight days in succession: so that thou couldst see the (whole) people lying prostrate in its (path), as they had been roots of hollow palm-trees tumbled down

Diyanet İşleri MealiAllah onların kökünü kesmek üzere, üzerlerine o rüzgarı yedi gece sekiz gün, estirdi. Halkın, kökünden çıkarılmış hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün

69:8 📚 2
فَهَلۡ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِيَةࣲ‏
فَهَلْ
görüyormusun?
تَرَىٰ
you see
لَهُم
onlardan
مِّنۢ
hiç
بَاقِيَةٍۢ
geri kalan

Yusuf AliThen seest thou any of them left surviving

Diyanet İşleri MealiOnlardan arda kalmış bir şey görür müsün

69:9
وَجَآءَ فِرۡعَوۡنُ وَمَن قَبۡلَهُۥ وَٱلۡمُؤۡتَفِكَٰتُ بِٱلۡخَاطِئَةِ
وَجَآءَ
ve geldiler
فِرْعَوْنُ
Fir'avn
وَمَن
ve kimseler
قَبْلَهُۥ
ondan önceki
وَٱلْمُؤْتَفِكَـٰتُ
ve altüst olmuş kentler
بِٱلْخَاطِئَةِ
hatalı iş ile

Yusuf AliAnd Pharaoh, and those before him, and the Cities Overthrown, committed habitual Sin

Diyanet İşleri MealiFiravun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş kasabalarda oturanlar da suç işlemişlerdi

69:10
فَعَصَوۡاْ رَسُولَ رَبِّهِمۡ فَأَخَذَهُمۡ أَخۡذَةࣰ رَّابِيَةً
فَعَصَوْا۟
karşı geldiler
رَسُولَ
elçisine
رَبِّهِمْ
Rablerinin
فَأَخَذَهُمْ
O da onları yakaladı
أَخْذَةًۭ
bir yakalayışla
رَّابِيَةً
şiddeti gittikçe artan

Yusuf AliAnd disobeyed (each) the apostle of their Lord; so He punished them with an abundant Penalty

Diyanet İşleri MealiRabbinin peygamberine baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine Rableri onları şiddeti arttıkça artan bir şekilde yakaladı

69:11
إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلۡمَآءُ حَمَلۡنَٰكُمۡ فِي ٱلۡجَارِيَةِ
إِنَّا
elbette biz
لَمَّا
kabarınca
طَغَا
overflowed
ٱلْمَآءُ
su(lar)
حَمَلْنَـٰكُمْ
sizi taşıdık
فِى
akıp gidende (gemi)
ٱلْجَارِيَةِ
the sailing (ship)

Yusuf AliWe, when the water (of Noah's Flood) overflowed beyond its limits, carried you (mankind), in the floating (Ark)

Diyanet İşleri MealiSu taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır

69:12
لِنَجۡعَلَهَا لَكُمۡ تَذۡكِرَةࣰ وَتَعِيَهَآ أُذُنࣱ وَٰعِيَةࣱ‏
لِنَجْعَلَهَا
onu yapalım diye
لَكُمْ
size
تَذْكِرَةًۭ
bir ibret
وَتَعِيَهَآ
ve onu bellesin
أُذُنٌۭ
kulak(lar)
وَٰعِيَةٌۭ
belleyen

Yusuf AliThat We might make it a Message unto you, and that ears (that should hear the tale and) retain its memory should bear its (lessons) in remembrance

Diyanet İşleri MealiSu taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır

69:13
فَإِذَا نُفِخَ فِي ٱلصُّورِ نَفۡخَةࣱ وَٰحِدَةࣱ‏
فَإِذَا
zaman
نُفِخَ
üflendiği
فِى
Sur'a
ٱلصُّورِ
the trumpet
نَفْخَةٌۭ
üfleme
وَٰحِدَةٌۭ
bir tek

Yusuf AliThen, when one blast is sounded on the Trumpet

Diyanet İşleri MealiSura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar

69:14
وَحُمِلَتِ ٱلۡأَرۡضُ وَٱلۡجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةࣰ وَٰحِدَةࣰ‏
وَحُمِلَتِ
yerlerinden kaldırıldığı
ٱلْأَرْضُ
arz
وَٱلْجِبَالُ
ve dağlar
فَدُكَّتَا
çarpıştırıldığı
دَكَّةًۭ
çarpma ile
وَٰحِدَةًۭ
bir tek

Yusuf AliAnd the earth is moved, and its mountains, and they are crushed to powder at one stroke

Diyanet İşleri MealiSura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar

69:15
فَيَوۡمَئِذࣲ وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ
فَيَوْمَئِذٍۢ
işte o gün
وَقَعَتِ
vuku bulur
ٱلْوَاقِعَةُ
olacak olan

Yusuf AliOn that Day shall the (Great) Event come to pass

Diyanet İşleri MealiSura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar

69:16
وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِيَ يَوۡمَئِذࣲ وَاهِيَةࣱ‏
وَٱنشَقَّتِ
yarılmıştır
ٱلسَّمَآءُ
gök
فَهِىَ
o
يَوْمَئِذٍۢ
o gün
وَاهِيَةٌۭ
zayıftır

Yusuf AliAnd the sky will be rent asunder, for it will that Day be flimsy

Diyanet İşleri MealiGök yarılır; o gün düzeni bozulur

69:17
وَٱلۡمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرۡجَآئِهَاۚ وَيَحۡمِلُ عَرۡشَ رَبِّكَ فَوۡقَهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ ثَمَٰنِيَةࣱ‏
وَٱلْمَلَكُ
vre melekler de
عَلَىٰٓ
onun kenarlarındadır
أَرْجَآئِهَا ۚ
its edges
وَيَحْمِلُ
ve taşır
عَرْشَ
tahtını
رَبِّكَ
Rabbinin
فَوْقَهُمْ
üstlerinde
يَوْمَئِذٍۢ
o gün
ثَمَـٰنِيَةٌۭ
sekiz (melek)

Yusuf AliAnd the angels will be on its sides, and eight will, that Day, bear the Throne of thy Lord above them

Diyanet İşleri MealiMelekler onun çevresindedirler; o gün Rabbinin arşını onlardan başka sekiz tanesi yüklenir

69:18
يَوۡمَئِذࣲ تُعۡرَضُونَ لَا تَخۡفَىٰ مِنكُمۡ خَافِيَةࣱ‏
يَوْمَئِذٍۢ
o gün
تُعْرَضُونَ
arz olunursunuz
لَا
gizli kalmaz
تَخْفَىٰ
will be hidden
مِنكُمْ
sizden
خَافِيَةٌۭ
hiçbir giz

Yusuf AliThat Day shall ye be brought to Judgment: not an act of yours that ye hide will be hidden

Diyanet İşleri MealiO gün siz huzura alınırsınız, hiçbir şeyiniz gizli kalmaz

69:19
فَأَمَّا مَنۡ أُوتِيَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقۡرَءُواْ كِتَٰبِيَهۡ
فَأَمَّا
o zaman
مَنْ
kimse
أُوتِىَ
verilen
كِتَـٰبَهُۥ
Kitabı
بِيَمِينِهِۦ
sağından
فَيَقُولُ
der ki
هَآؤُمُ
alın
ٱقْرَءُوا۟
okuyun
كِتَـٰبِيَهْ
Kitabımı

Yusuf AliThen he that will be given his Record in his right hand will say: "Ah here! Read ye my Record

Diyanet İşleri MealiKitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der

69:20
إِنِّي ظَنَنتُ أَنِّي مُلَٰقٍ حِسَابِيَهۡ
إِنِّى
süphesiz ben
ظَنَنتُ
sezmiştim
أَنِّى
elbette benim
مُلَـٰقٍ
karşılaşacağımı
حِسَابِيَهْ
hesabımla

Yusuf AliI did really understand that my Account would (One Day) reach me

Diyanet İşleri MealiKitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der

69:21 📚 5
فَهُوَ فِي عِيشَةࣲ رَّاضِيَةࣲ‏
فَهُوَ
artık o
فِى
içindedir
عِيشَةٍۢ
bir yaşam
رَّاضِيَةٍۢ
memmun eden

Yusuf AliAnd he will be in a life of Bliss

Diyanet İşleri MealiArtık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir

69:22 📚 2
فِي جَنَّةٍ عَالِيَةࣲ‏
فِى
bir bahçede
جَنَّةٍ
a Garden
عَالِيَةٍۢ
yüksek

Yusuf AliIn a Garden on high

Diyanet İşleri MealiArtık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir

69:23
قُطُوفُهَا دَانِيَةࣱ‏
قُطُوفُهَا
meyveleri
دَانِيَةٌۭ
aşağıya sarkmış

Yusuf AliThe Fruits whereof (will hang in bunches) low and near

Diyanet İşleri MealiArtık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir

69:24 📚 1
كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَآ أَسۡلَفۡتُمۡ فِي ٱلۡأَيَّامِ ٱلۡخَالِيَةِ
كُلُوا۟
yeyin
وَٱشْرَبُوا۟
ve için
هَنِيٓـًٔۢا
afiyetle
بِمَآ
ötürü
أَسْلَفْتُمْ
yaptığınız işlerden
فِى
günlerde
ٱلْأَيَّامِ
the days
ٱلْخَالِيَةِ
geçmiş

Yusuf AliEat ye and drink ye, with full satisfaction; because of the (good) that ye sent before you, in the days that are gone

Diyanet İşleri MealiOnlara şöyle denir: "Geçmiş günlerde, peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz içiniz

69:25
وَأَمَّا مَنۡ أُوتِيَ كِتَٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَٰلَيۡتَنِي لَمۡ أُوتَ كِتَٰبِيَهۡ
وَأَمَّا
o zaman
مَنْ
kimse
أُوتِىَ
verilen
كِتَـٰبَهُۥ
Kitabı
بِشِمَالِهِۦ
sol tarafından
فَيَقُولُ
der ki
يَـٰلَيْتَنِى
ey keşke bana
لَمْ
verilmeseydi
أُوتَ
I had been given
كِتَـٰبِيَهْ
Kitabım

Yusuf AliAnd he that will be given his Record in his left hand, will say: "Ah! Would that my Record had not been given to me

Diyanet İşleri MealiFakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

69:26 📚 1
وَلَمۡ أَدۡرِ مَا حِسَابِيَهۡ
وَلَمْ
ve hiç
أَدْرِ
bilmeseydim
مَا
nedir
حِسَابِيَهْ
hesabım

Yusuf AliAnd that I had never realised how my account (stood)

Diyanet İşleri MealiFakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

69:27
يَٰلَيۡتَهَا كَانَتِ ٱلۡقَاضِيَةَ
يَـٰلَيْتَهَا
ey keşke
كَانَتِ
olsaydı
ٱلْقَاضِيَةَ
işimi bitirmiş

Yusuf AliAh! Would that (Death) had made an end of me

Diyanet İşleri MealiFakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

69:28 📚 3
مَآ أَغۡنَىٰ عَنِّي مَالِيَهۡۜ
مَآ
hiçbir
أَغْنَىٰ
yarar sağlamadı
عَنِّى
bana
مَالِيَهْ ۜ
malım

Yusuf AliOf no profit to me has been my wealth

Diyanet İşleri MealiFakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

69:29
هَلَكَ عَنِّي سُلۡطَٰنِيَهۡ
هَلَكَ
yok olup gitti
عَنِّى
benden
سُلْطَـٰنِيَهْ
gücüm (saltanatım)

Yusuf AliMy power has perished from me

Diyanet İşleri MealiFakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

69:30
خُذُوهُ فَغُلُّوهُ
خُذُوهُ
tutun onu
فَغُلُّوهُ
bağlayın onu

Yusuf Ali(The stern command will say): "Seize ye him, and bind ye him

Diyanet İşleri Mealiİlgililere şöyle buyurulur: "O'nu alın, bağlayın

69:31 📚 2
ثُمَّ ٱلۡجَحِيمَ صَلُّوهُ
ثُمَّ
sonra
ٱلْجَحِيمَ
cehenneme
صَلُّوهُ
sallayın onu

Yusuf AliAnd burn ye him in the Blazing Fire

Diyanet İşleri MealiSonra cehenneme yaslayın

69:32
ثُمَّ فِي سِلۡسِلَةࣲ ذَرۡعُهَا سَبۡعُونَ ذِرَاعࣰ ا فَٱسۡلُكُوهُ
ثُمَّ
sonra
فِى
zincire
سِلْسِلَةٍۢ
a chain
ذَرْعُهَا
uzunluğu
سَبْعُونَ
yetmiş
ذِرَاعًۭا
arşın
فَٱسْلُكُوهُ
vurun onu

Yusuf AliFurther, make him march in a chain, whereof the length is seventy cubits

Diyanet İşleri MealiSonra onu boyu yetmiş arşın olan zincire vurun

69:33
إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ ٱلۡعَظِيمِ
إِنَّهُۥ
çünkü o
كَانَ
idi
لَا
inanmıyor
يُؤْمِنُ
believing
بِٱللَّهِ
Allah'a
ٱلْعَظِيمِ
büyük

Yusuf AliThis was he that would not believe in God Most High

Diyanet İşleri MealiÇünkü, o, yüce Allah'a inanmazdı

69:34 📚 2
وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ
وَلَا
ve
يَحُضُّ
ön ayak olmuyurdu
عَلَىٰ
doyurmaya
طَعَامِ
(the) feeding
ٱلْمِسْكِينِ
yoksulu

Yusuf AliAnd would not encourage the feeding of the indigent

Diyanet İşleri MealiYoksulun yiyeceği ile ilgilenmezdi

69:35
فَلَيۡسَ لَهُ ٱلۡيَوۡمَ هَٰهُنَا حَمِيمࣱ‏
فَلَيْسَ
yoktur
لَهُ
onun için
ٱلْيَوْمَ
bugün
هَـٰهُنَا
burada
حَمِيمٌۭ
candan bir dost

Yusuf AliSo no friend hath he here this Day

Diyanet İşleri MealiBu sebeple burada bugün onun bir acıyanı yoktur

69:36 📚 1
وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنۡ غِسۡلِينࣲ‏
وَلَا
ve yoktur
طَعَامٌ
yiyecek
إِلَّا
başka
مِنْ
irinden
غِسْلِينٍۢ
(the) discharge of wounds

Yusuf AliNor hath he any food except the corruption from the washing of wounds

Diyanet İşleri MealiGünahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur

69:37
لَّا يَأۡكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلۡخَٰطِـُٔونَ
لَّا
onu yemez
يَأْكُلُهُۥٓ
will eat it
إِلَّا
başkası
ٱلْخَـٰطِـُٔونَ
hata işleyenlerden

Yusuf AliWhich none do eat but those in sin

Diyanet İşleri MealiGünahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur

69:38 📚 2
فَلَآ أُقۡسِمُ بِمَا تُبۡصِرُونَ
فَلَآ
hayır
أُقْسِمُ
yemin ederim
بِمَا
şeylere
تُبْصِرُونَ
gördükleriniz

Yusuf AliSo I do call to witness what ye see

Diyanet İşleri MealiGörebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür

69:39 📚 2
وَمَا لَا تُبۡصِرُونَ
وَمَا
ve şeylere
لَا
görmedikleriniz
تُبْصِرُونَ
you see

Yusuf AliAnd what ye see not

Diyanet İşleri MealiGörebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür

69:40 📚 2
إِنَّهُۥ لَقَوۡلُ رَسُولࣲ كَرِيمࣲ‏
إِنَّهُۥ
şüphesiz o
لَقَوْلُ
elbette sözüdür
رَسُولٍۢ
bir elçinin
كَرِيمٍۢ
değerli

Yusuf AliThat this is verily the word of an honoured apostle

Diyanet İşleri MealiGörebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür

69:41
وَمَا هُوَ بِقَوۡلِ شَاعِرࣲۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تُؤۡمِنُونَ
وَمَا
ve değildir
هُوَ
O
بِقَوْلِ
sözü
شَاعِرٍۢ ۚ
bir şa'irin
قَلِيلًۭا
az
مَّا
ne de
تُؤْمِنُونَ
inanıyorsunuz

Yusuf AliIt is not the word of a poet: little it is ye believe

Diyanet İşleri MealiO, şair sözü değildir; ne az inanıyorsunuz

69:42
وَلَا بِقَوۡلِ كَاهِنࣲۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تَذَكَّرُونَ
وَلَا
ve değildir
بِقَوْلِ
sözü
كَاهِنٍۢ ۚ
bir kahinin
قَلِيلًۭا
az
مَّا
ne de
تَذَكَّرُونَ
düşünüyorsunuz

Yusuf AliNor is it the word of a soothsayer: little admonition it is ye receive

Diyanet İşleri MealiKahin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz

69:43
تَنزِيلࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
تَنزِيلٌۭ
indirilmiştir
مِّن
tarafından
رَّبِّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Yusuf Ali(This is) a Message sent down from the Lord of the Worlds

Diyanet İşleri MealiKuran, Alemlerin Rabbinden indirilmedir

69:44 📚 3
وَلَوۡ تَقَوَّلَ عَلَيۡنَا بَعۡضَ ٱلۡأَقَاوِيلِ
وَلَوْ
ve eğer
تَقَوَّلَ
iftira etseydi
عَلَيْنَا
bize
بَعْضَ
bazı
ٱلْأَقَاوِيلِ
laflar uydurup

Yusuf AliAnd if the apostle were to invent any sayings in Our name

Diyanet İşleri MealiEğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık

69:45 📚 3
لَأَخَذۡنَا مِنۡهُ بِٱلۡيَمِينِ
لَأَخَذْنَا
elbette alırdık
مِنْهُ
onun
بِٱلْيَمِينِ
sağını

Yusuf AliWe should certainly seize him by his right hand

Diyanet İşleri MealiEğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık

69:46 📚 1
ثُمَّ لَقَطَعۡنَا مِنۡهُ ٱلۡوَتِينَ
ثُمَّ
sonra
لَقَطَعْنَا
keserdik
مِنْهُ
onun
ٱلْوَتِينَ
can damarını

Yusuf AliAnd We should certainly then cut off the artery of his heart

Diyanet İşleri MealiEğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık

69:47
فَمَا مِنكُم مِّنۡ أَحَدٍ عَنۡهُ حَٰجِزِينَ
فَمَا
olamazdı
مِنكُم
sizden
مِّنْ
hiçbir
أَحَدٍ
kimse
عَنْهُ
ondan
حَـٰجِزِينَ
engel

Yusuf AliNor could any of you withhold him (from Our wrath)

Diyanet İşleri MealiHiçbiriniz de onu koruyamazdınız

69:48
وَإِنَّهُۥ لَتَذۡكِرَةࣱ لِّلۡمُتَّقِينَ
وَإِنَّهُۥ
şüphesiz O
لَتَذْكِرَةٌۭ
bir öğüttür
لِّلْمُتَّقِينَ
muttakiler için

Yusuf AliBut verily this is a Message for the God-fearing

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Kuran Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür

69:49
وَإِنَّا لَنَعۡلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ
وَإِنَّا
ve elbette biz
لَنَعْلَمُ
elbette biliyoruz
أَنَّ
muhakkak
مِنكُم
içinizdeki
مُّكَذِّبِينَ
yalanlayıcıları

Yusuf AliAnd We certainly know that there are amongst you those that reject (it)

Diyanet İşleri Mealiİçinizde yalanlayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz

69:50
وَإِنَّهُۥ لَحَسۡرَةٌ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ
وَإِنَّهُۥ
doğrusu o
لَحَسْرَةٌ
elbette hasrettir
عَلَى
için
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirler

Yusuf AliBut truly (Revelation) is a cause of sorrow for the Unbelievers

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Kuran, inkarcılar için bir üzüntüdür

69:51
وَإِنَّهُۥ لَحَقُّ ٱلۡيَقِينِ
وَإِنَّهُۥ
ve şüphesiz O
لَحَقُّ
muhakkak gerçektir
ٱلْيَقِينِ
kesin

Yusuf AliBut verily it is Truth of assured certainty

Diyanet İşleri MealiO, şüphesiz kesin gerçektir

69:52 📚 1
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ
فَسَبِّحْ
öyleyse tesbih et
بِٱسْمِ
adını
رَبِّكَ
Rabbinin
ٱلْعَظِيمِ
ulu

Yusuf AliSo glorify the name of thy Lord Most High

Diyanet İşleri MealiÖyleyse çok büyük olan Rabbinin adını tesbih et

← Önceki Sonraki →

69. Al-Haaqqa Suresi | Anlam Arayışı