69. Al-Haaqqa سُورَةُ الحَاقَّةِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
● Med ● Kalkale ● Ğunne ● İhfâ ● İdğâm (ğunneli) ● İdğâm (ğunnesiz) ● İklâb ● Okunmayan harf
69:1 ▶ ⧉ ☆
ٱلْحَا ٓقَّةُ
Ali Bulaç Elbette gerçekleşecek olan' (kıyamet )
69:2 ▶ ⧉ ☆
مَا ٱ لْحَا ٓقَّةُ
Ali Bulaç Nedir o 'muhakkak gerçekleşecek olan
69:3 ▶ ⧉ ☆
وَمَآ أَدْ رَٮٰ كَ مَا ٱ لْحَا ٓقَّةُ
ٱلْحَآقَّةُ
gerçekleşenin
Ali Bulaç O gerçekleşecek olanı (kıyameti ) sana bildiren nedir
69:4 ▶ ⧉ ☆
كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادُۢ ب ِٱ لْقَارِعَةِ
بِٱلْقَارِعَةِ
başa çarpan olayı
Ali Bulaç Semud ve Ad (toplumları), karia’yı yalan saydılar
69:5 ▶ ⧉ ☆
فَأَمّ َا ثَمُودُ فَأُهْلِكُواْ بِٱ ل طَّاغِيَةِ
فَأُهْلِكُوا۟
helak edildiler
بِٱلطَّاغِيَةِ
azgın bir vak'a ile
Ali Bulaç Bu nedenle Semud (halkı ), korkunç bir sesle helak edildi
69:6 ▶ ⧉ ☆
وَأَمّ َا عَادٌ ف َأُهْلِكُواْ بِرِيحٍ ص َرْصَرٍ عَاتِيَةٍ
فَأُهْلِكُوا۟
helak edildiler
Ali Bulaç Ad (halkın )a gelince; onlar da, uğultu yüklü, azgın bir kasırga ile helak edildiler
69:7 ▶ ⧉ ☆
سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْ عَ لَيَالٍ و َثَمَـٰ نِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا ف َتَرَى ٱ لْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنّ َهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ
عَلَيْهِمْ
onların üzerine
Ali Bulaç (Allah) Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürsün
فَهَلْ تَرَىٰ لَهُم م ِّنۢ ب َاقِيَةٍ
Ali Bulaç Şimdi onlardan hiç arta kalan (bir şey) görüyor musun
69:9 ▶ ⧉ ☆
وَجَا ٓءَ فِرْعَوْنُ وَمَن ق َبْ لَهُۥ وَٱ لْمُؤْتَفِكَـٰ تُ بِٱ لْخَاطِئَةِ
وَٱلْمُؤْتَفِكَـٰتُ
ve altüst olmuş kentler
بِٱلْخَاطِئَةِ
hatalı iş ile
Ali Bulaç Firavun (kavmi), ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı da hep) o hata ile (tarih sahnesine) geldiler
69:10 ▶ ⧉ ☆
فَعَصَوْاْ رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةً ر َّابِيَةً
فَأَخَذَهُمْ
O da onları yakaladı
رَّابِيَةً
şiddeti gittikçe artan
Ali Bulaç Böylece Rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı
69:11 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َا لَمّ َا طَغَا ٱ لْمَا ٓءُ حَمَلْنَـٰ كُمْ فِى ٱ لْجَارِيَةِ
حَمَلْنَـٰكُمْ
sizi taşıdık
ٱلْجَارِيَةِ
the sailing (ship)
Ali Bulaç Gerçek şu ki, su taştığı zaman, o gemide Biz sizi taşıdık
69:12 ▶ ⧉ ☆
لِنَجْ عَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً و َتَعِيَهَآ أُذُنٌ و َٲ عِيَةٌ
لِنَجْعَلَهَا
onu yapalım diye
وَتَعِيَهَآ
ve onu bellesin
Ali Bulaç Öyle ki, onu sizlere bir ibret (hatırlatma ve öğüt) kılalım. 'Gerçeği belleyip kavrayabilen' kullar da onu belleyip-kavrasın
69:13 ▶ ⧉ ☆
فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱ ل صُّورِ نَفْخَةٌ و َٲ حِدَةٌ
Ali Bulaç Artık sur'a tek bir üfürülüşle üfürüleceği
69:14 ▶ ⧉ ☆
وَحُمِلَتِ ٱ لْأَرْضُ وَٱ لْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً و َٲ حِدَةً
وَحُمِلَتِ
yerlerinden kaldırıldığı
فَدُكَّتَا
çarpıştırıldığı
Ali Bulaç Yeryüzü ve dağlar yerlerinden oynatılıp kaldırılacağı, ardından tek bir çarpma ile birbirlerine çarpılıp parça parça olacağı zaman
69:15 ▶ ⧉ ☆
فَيَوْمَئِذٍ و َقَعَتِ ٱ لْوَاقِعَةُ
Ali Bulaç İşte o gün, vakıa (bir gerçek olan kıyamet ) artık vukubulmuş (gerçekleşmiş)tur
69:16 ▶ ⧉ ☆
وَٱ نش َقَّتِ ٱ ل سَّمَا ٓءُ فَهِىَ يَوْمَئِذٍ و َاهِيَةٌ
Ali Bulaç Gök yarılıp-çatlamıştır; artık o gün, 'sarkmış-za'fa uğramıştır
69:17 ▶ ⧉ ☆
وَٱ لْمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرْجَا ٓئِهَاۚ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ث َمَـٰ نِيَةٌ
وَٱلْمَلَكُ
vre melekler de
عَلَىٰٓ
onun kenarlarındadır
ثَمَـٰنِيَةٌۭ
sekiz (melek)
Ali Bulaç Melek (ler) ise, onun çevresi üzerindedir. O gün, Rabbinin arşını onların da üstünde sekiz (melek ) taşır
69:18 ▶ ⧉ ☆
يَوْمَئِذٍ ت ُعْرَضُونَ لَا تَخْفَىٰ مِنك ُمْ خَافِيَةٌ
تُعْرَضُونَ
arz olunursunuz
Ali Bulaç Siz o gün arzolunursunuz; sizden yana hiçbir gizli (şey), gizli kalmaz
69:19 ▶ ⧉ ☆
فَأَمّ َا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰ بَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَا ٓؤُمُ ٱ قْ رَءُواْ كِتَـٰ بِيَهْ
Ali Bulaç Artık kitabı sağ-eline verilen kişi, der ki: "Alın, kitabımı okuyun
69:20 ▶ ⧉ ☆
إِنّ ِى ظَنَنت ُ أَنّ ِى مُلَـٰ قٍ حِسَابِيَهْ
Ali Bulaç Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım
فَهُوَ فِى عِيشَةٍ ر َّاضِيَةٍ
Ali Bulaç Artık o, hoşnut bir yaşama içindedir
فِى جَنّ َةٍ عَالِيَةٍ
Ali Bulaç Yüksek bir cennette
69:23 ▶ ⧉ ☆
قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ
دَانِيَةٌۭ
aşağıya sarkmış
Ali Bulaç Devşirilecek (meyve ve eşsiz ürün)leri pek yakındır
كُلُواْ وَٱ شْرَبُواْ هَنِيٓـ ــَٔۢا ب ِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱ لْأَيَّامِ ٱ لْخَالِيَةِ
أَسْلَفْتُمْ
yaptığınız işlerden
Ali Bulaç Geride kalan günlerde, 'peşin olarak sunduklarınıza karşılık olmak üzere,' afiyetle yiyin ve için
69:25 ▶ ⧉ ☆
وَأَمّ َا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰ بَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَـٰ لَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَـٰ بِيَهْ
بِشِمَالِهِۦ
sol tarafından
يَـٰلَيْتَنِى
ey keşke bana
Ali Bulaç Kitabı sol eline verilen ise; o da, der ki: "Bana keşke kitabım verilmeseydi
وَلَمْ أَدْ رِ مَا حِسَابِيَهْ
Ali Bulaç Hesabımı hiç bilmeseydim
69:27 ▶ ⧉ ☆
يَـٰ لَيْتَهَا كَانَتِ ٱ لْقَاضِيَةَ
ٱلْقَاضِيَةَ
işimi bitirmiş
Ali Bulaç Keşke o (ölüm herşeyi) kesip bitirseydi
مَآ أَغْنَىٰ عَنّ ِى مَالِيَهْۜ
Ali Bulaç Malım bana hiçbir yarar sağlayamadı
69:29 ▶ ⧉ ☆
هَلَكَ عَنّ ِى سُلْطَـٰ نِيَهْ
سُلْطَـٰنِيَهْ
gücüm (saltanatım)
Ali Bulaç Güç ve kudretim yok olup gitti
69:30 ▶ ⧉ ☆
خُذُوهُ فَغُلُّو هُ
Ali Bulaç (Allah buyruk verir:) "Onu tutuklayın, hemen bağlayın
ثُمّ َ ٱ لْجَحِيمَ صَلُّو هُ
Ali Bulaç Sonra çılgın alevlerin içine atın
69:32 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ فِى سِلْسِلَةٍ ذ َرْعُهَا سَبْ عُونَ ذِرَاعًا ف َٱ سْلُكُو هُ
Ali Bulaç Daha sonra onu, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurup gönderin
69:33 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِٱ للَّهِ ٱ لْعَظِي مِ
Ali Bulaç Çünkü, o, büyük olan Allah'a iman etmiyordu
وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱ لْمِسْكِي نِ
Ali Bulaç Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı
69:35 ▶ ⧉ ☆
فَلَيْسَ لَهُ ٱ لْيَوْمَ هَـٰ هُنَا حَمِي مٌ
Ali Bulaç Bundan dolayı bugün, kendisine hiçbir sıcak dost yoktur
وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنْ غِسْلِي نٍ
غِسْلِينٍۢ
(the) discharge of wounds
Ali Bulaç İrin ve kan karışımından başka bir yemek yoktur
69:37 ▶ ⧉ ☆
لَّا يَأْكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱ لْخَـٰ طِــُٔو نَ
ٱلْخَـٰطِـُٔونَ
hata işleyenlerden
Ali Bulaç Bunu da, hata edenlerden başkası yemez
فَلَآ أُقْ سِمُ بِمَا تُبْ صِرُو نَ
Ali Bulaç Hayır; gördüklerinize yemin ederim
وَمَا لَا تُبْ صِرُو نَ
Ali Bulaç Görmediklerinize de
إِنّ َهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ ك َرِي مٍ
Ali Bulaç Hiç şüphesiz o (Kur'an), şerefli bir elçinin kesin sözüdür
69:41 ▶ ⧉ ☆
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍۚ ق َلِيلاً م َّا تُؤْمِنُو نَ
Ali Bulaç O, bir şairin sözü değildir. Ne az inanıyorsunuz
69:42 ▶ ⧉ ☆
وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍۚ ق َلِيلاً م َّا تَذَكَّرُو نَ
تَذَكَّرُونَ
düşünüyorsunuz
Ali Bulaç Bir kahinin de sözü değildir. Ne az öğüt alıp-düşünüyorsunuz
69:43 ▶ ⧉ ☆
تَنز ِيلٌ م ِّن ر َّبِّ ٱ لْعَـٰ لَمِي نَ
Ali Bulaç Alemlerin Rabbinden bir indirilmedir
وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ ٱ لْأَقَاوِي لِ
ٱلْأَقَاوِيلِ
laflar uydurup
Ali Bulaç Eğer o, Bize karşı bazı sözleri uydurup-söylemiş olsaydı
لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِٱ لْيَمِي نِ
لَأَخَذْنَا
elbette alırdık
Ali Bulaç Muhakkak onun sağ-elini (bütün güç ve kudretini ) çekip-alıverirdik
ثُمّ َ لَقَطَعْنَا مِنْهُ ٱ لْوَتِي نَ
Ali Bulaç Sonra onun can damarını elbette keserdik
69:47 ▶ ⧉ ☆
فَمَا مِنك ُم م ِّنْ أَحَدٍ عَنْهُ حَـٰ جِزِي نَ
Ali Bulaç O zaman, sizden hiç kimse araya girerek bunu kendisinden engelleyip-uzaklaştıramazdı
69:48 ▶ ⧉ ☆
وَإِنّ َهُۥ لَتَذْكِرَةٌ ل ِّلْمُتَّقِي نَ
لِّلْمُتَّقِينَ
muttakiler için
Ali Bulaç Çünkü o (Kur'an, Allah'tan sakınan) muttakiler için bir öğüttür
69:49 ▶ ⧉ ☆
وَإِنّ َا لَنَعْلَمُ أَنّ َ مِنك ُم م ُّكَذِّبِي نَ
لَنَعْلَمُ
elbette biliyoruz
مُّكَذِّبِينَ
yalanlayıcıları
Ali Bulaç Elbette Biz, içinizde yalanlayanların bulunduğunu biliyoruz
69:50 ▶ ⧉ ☆
وَإِنّ َهُۥ لَحَسْرَةٌ عَلَى ٱ لْكَـٰ فِرِي نَ
لَحَسْرَةٌ
elbette hasrettir
Ali Bulaç Gerçekten o (Kur'an), kafirler için bir hasrettir
69:51 ▶ ⧉ ☆
وَإِنّ َهُۥ لَحَقُّ ٱ لْيَقِي نِ
لَحَقُّ
muhakkak gerçektir
Ali Bulaç Ve şüphesiz o, kesin bir gerçektir (hakku'l-yakîn)
فَسَبِّحْ بِٱ سْمِ رَبِّكَ ٱ لْعَظِي مِ
فَسَبِّحْ
öyleyse tesbih et
Ali Bulaç Öyleyse, büyük Rabbini ismiyle tesbih et
← Önceki Sonraki →