☪ Anlam Arayışı

69. Al-Haaqqa سُورَةُ الحَاقَّةِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
69:1
ٱلۡحَآقَّةُ

Diyanet İşleri MealiGerçekleşecek olan

Süleyman AteşGerçekleşen

Saheeh InternationalThe Inevitable Reality

69:2
مَا ٱلۡحَآقَّةُ

Diyanet İşleri MealiNedir o gerçekleşecek olan gün

Süleyman AteşNedir o gerçekleşen

Saheeh InternationalWhat is the Inevitable Reality

69:3
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡحَآقَّةُ

Diyanet İşleri MealiGerçekleşecek olanın ne olduğunu sana ne bildirir

Süleyman AteşGerçekleşenin ne olduğunu nerden bileceksin

Saheeh InternationalAnd what can make you know what is the Inevitable Reality

69:4
كَذَّبَتۡ ثَمُودُ وَعَادُۢ بِٱلۡقَارِعَةِ

Diyanet İşleri MealiSemud ve Ad milletleri tepelerine inecek bu gerçeği yalanladılar

Süleyman AteşSemud ve 'Ad (kavimleri), başa çarpan olayı yalanladılar

Saheeh InternationalThamud and 'Aad denied the Striking Calamity

69:5
فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهۡلِكُواْ بِٱلطَّاغِيَةِ

Diyanet İşleri MealiBu yüzden Semud milleti zorlu bir sarsıntı ile yok edildi

Süleyman AteşBu yüzden Semud (kavmi) azgın bir vak'a ile helak edildiler

Saheeh InternationalSo as for Thamud, they were destroyed by the overpowering [blast]

69:6
وَأَمَّا عَادࣱ فَأُهۡلِكُواْ بِرِيحࣲ صَرۡصَرٍ عَاتِيَةࣲ‏

Diyanet İşleri MealiAd milleti de bu yüzden önünde durulmaz, dondurucu bir rüzgarla yok edildi

Süleyman AteşAd (kavmi) ise uğultulu, azgın bir kasırga ile helak edildiler

Saheeh InternationalAnd as for 'Aad, they were destroyed by a screaming, violent wind

69:7
سَخَّرَهَا عَلَيۡهِمۡ سَبۡعَ لَيَالࣲ وَثَمَٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومࣰ اۖ فَتَرَى ٱلۡقَوۡمَ فِيهَا صَرۡعَىٰ كَأَنَّهُمۡ أَعۡجَازُ نَخۡلٍ خَاوِيَةࣲ‏

Diyanet İşleri MealiAllah onların kökünü kesmek üzere, üzerlerine o rüzgarı yedi gece sekiz gün, estirdi. Halkın, kökünden çıkarılmış hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün

Süleyman Ateş(Allah) Onu, yedi gece, sekiz gün ardı ardına onların üzerine saldı. O kavmi orada, içi boş hurma kütükleri gibi serilmiş görürsün

Saheeh InternationalWhich Allah imposed upon them for seven nights and eight days in succession, so you would see the people therein fallen as if they were hollow trunks of palm trees

69:8 📚 2
فَهَلۡ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِيَةࣲ‏

Diyanet İşleri MealiOnlardan arda kalmış bir şey görür müsün

Süleyman AteşOnlardan hiç geri kalan görüyor musun

Saheeh InternationalThen do you see of them any remains

69:9
وَجَآءَ فِرۡعَوۡنُ وَمَن قَبۡلَهُۥ وَٱلۡمُؤۡتَفِكَٰتُ بِٱلۡخَاطِئَةِ

Diyanet İşleri MealiFiravun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş kasabalarda oturanlar da suç işlemişlerdi

Süleyman AteşFir'avn ve ondan öncekiler ve altüst olmuş kentler(in halkı olan Lut kavmi) de hatalı iş yaptılar

Saheeh InternationalAnd there came Pharaoh and those before him and the overturned cities with sin

69:10
فَعَصَوۡاْ رَسُولَ رَبِّهِمۡ فَأَخَذَهُمۡ أَخۡذَةࣰ رَّابِيَةً

Diyanet İşleri MealiRabbinin peygamberine baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine Rableri onları şiddeti arttıkça artan bir şekilde yakaladı

Süleyman AteşRablerinin elçisine karşı geldiler. O da onları şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı

Saheeh InternationalAnd they disobeyed the messenger of their Lord, so He seized them with a seizure exceeding [in severity]

69:11
إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلۡمَآءُ حَمَلۡنَٰكُمۡ فِي ٱلۡجَارِيَةِ

Diyanet İşleri MealiSu taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır

Süleyman AteşSu(lar) kabarınca biz sizi, akıp giden(gemi)de taşıdık

Saheeh InternationalIndeed, when the water overflowed, We carried your ancestors in the sailing ship

69:12
لِنَجۡعَلَهَا لَكُمۡ تَذۡكِرَةࣰ وَتَعِيَهَآ أُذُنࣱ وَٰعِيَةࣱ‏

Diyanet İşleri MealiSu taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır

Süleyman AteşKi onu size bir ibret yapalım ve belleyen kulak(lar) onu bellesin

Saheeh InternationalThat We might make it for you a reminder and [that] a conscious ear would be conscious of it

69:13
فَإِذَا نُفِخَ فِي ٱلصُّورِ نَفۡخَةࣱ وَٰحِدَةࣱ‏

Diyanet İşleri MealiSura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar

Süleyman AteşSur'a bir tek üfleme üflendiği

Saheeh InternationalThen when the Horn is blown with one blast

69:14
وَحُمِلَتِ ٱلۡأَرۡضُ وَٱلۡجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةࣰ وَٰحِدَةࣰ‏

Diyanet İşleri MealiSura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar

Süleyman AteşArz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman

Saheeh InternationalAnd the earth and the mountains are lifted and leveled with one blow

69:15
فَيَوۡمَئِذࣲ وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ

Diyanet İşleri MealiSura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar

Süleyman Ateşİşte o gün, olan olmuştur

Saheeh InternationalThen on that Day, the Resurrection will occur

69:16
وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِيَ يَوۡمَئِذࣲ وَاهِيَةࣱ‏

Diyanet İşleri MealiGök yarılır; o gün düzeni bozulur

Süleyman AteşGök yarılmıştır; o gün o, zayıf, sarkıktır

Saheeh InternationalAnd the heaven will split [open], for that Day it is infirm

69:17
وَٱلۡمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرۡجَآئِهَاۚ وَيَحۡمِلُ عَرۡشَ رَبِّكَ فَوۡقَهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ ثَمَٰنِيَةࣱ‏

Diyanet İşleri MealiMelekler onun çevresindedirler; o gün Rabbinin arşını onlardan başka sekiz tanesi yüklenir

Süleyman AteşMelekler de onun kenarlarındadır. O gün Rabbinin tahtını, üstlerinde sekiz (melek) taşır

Saheeh InternationalAnd the angels are at its edges. And there will bear the Throne of your Lord above them, that Day, eight [of them]

69:18
يَوۡمَئِذࣲ تُعۡرَضُونَ لَا تَخۡفَىٰ مِنكُمۡ خَافِيَةࣱ‏

Diyanet İşleri MealiO gün siz huzura alınırsınız, hiçbir şeyiniz gizli kalmaz

Süleyman AteşO gün (Allah'a) arz olunursunuz. Sizden hiçbir giz, (Allah'a) gizli kalmaz

Saheeh InternationalThat Day, you will be exhibited [for judgement]; not hidden among you is anything concealed

69:19
فَأَمَّا مَنۡ أُوتِيَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقۡرَءُواْ كِتَٰبِيَهۡ

Diyanet İşleri MealiKitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der

Süleyman AteşKitabı sağından verilen: "Alın Kitabımı okuyun" der

Saheeh InternationalSo as for he who is given his record in his right hand, he will say, "Here, read my record

69:20
إِنِّي ظَنَنتُ أَنِّي مُلَٰقٍ حِسَابِيَهۡ

Diyanet İşleri MealiKitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der

Süleyman AteşBen hesabımla karşılaşacağımı sezmiştim zaten

Saheeh InternationalIndeed, I was certain that I would be meeting my account

69:21 📚 5
فَهُوَ فِي عِيشَةࣲ رَّاضِيَةࣲ‏

Diyanet İşleri MealiArtık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir

Süleyman AteşArtık o, memmun eden bir yaşam içindedir

Saheeh InternationalSo he will be in a pleasant life

69:22 📚 2
فِي جَنَّةٍ عَالِيَةࣲ‏

Diyanet İşleri MealiArtık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir

Süleyman AteşYüksek bir bahçede

Saheeh InternationalIn an elevated garden

69:23
قُطُوفُهَا دَانِيَةࣱ‏

Diyanet İşleri MealiArtık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir

Süleyman AteşKi devşirmesi kolay (meyvaları yakın. Oturan, elini uzatıp alabilir)

Saheeh InternationalIts [fruit] to be picked hanging near

69:24 📚 1
كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَآ أَسۡلَفۡتُمۡ فِي ٱلۡأَيَّامِ ٱلۡخَالِيَةِ

Diyanet İşleri MealiOnlara şöyle denir: "Geçmiş günlerde, peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz içiniz

Süleyman AteşGeçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yeyin, için

Saheeh International[They will be told], "Eat and drink in satisfaction for what you put forth in the days past

69:25
وَأَمَّا مَنۡ أُوتِيَ كِتَٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَٰلَيۡتَنِي لَمۡ أُوتَ كِتَٰبِيَهۡ

Diyanet İşleri MealiFakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

Süleyman AteşKitabı sol tarafından verilen ise der ki: "Keşke bana Kitabım verilmeseydi

Saheeh InternationalBut as for he who is given his record in his left hand, he will say, "Oh, I wish I had not been given my record

69:26 📚 1
وَلَمۡ أَدۡرِ مَا حِسَابِيَهۡ

Diyanet İşleri MealiFakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

Süleyman AteşŞu hesabımı hiç bilmemiş olsaydım

Saheeh InternationalAnd had not known what is my account

69:27
يَٰلَيۡتَهَا كَانَتِ ٱلۡقَاضِيَةَ

Diyanet İşleri MealiFakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

Süleyman AteşKeşke (ölüm) işimi bitirmiş olsaydı

Saheeh InternationalI wish my death had been the decisive one

69:28 📚 3
مَآ أَغۡنَىٰ عَنِّي مَالِيَهۡۜ

Diyanet İşleri MealiFakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

Süleyman AteşMalım bana hiçbir yarar sağlamadı

Saheeh InternationalMy wealth has not availed me

69:29
هَلَكَ عَنِّي سُلۡطَٰنِيَهۡ

Diyanet İşleri MealiFakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

Süleyman AteşGücüm (saltanatım) benden yok olup gitti

Saheeh InternationalGone from me is my authority

69:30
خُذُوهُ فَغُلُّوهُ

Diyanet İşleri Mealiİlgililere şöyle buyurulur: "O'nu alın, bağlayın

Süleyman Ateş(Allah, cehennemin muhafızlarına buyurur:) "Tutun onu, bağlayın onu

Saheeh International[Allah will say], "Seize him and shackle him

69:31 📚 2
ثُمَّ ٱلۡجَحِيمَ صَلُّوهُ

Diyanet İşleri MealiSonra cehenneme yaslayın

Süleyman AteşSonra cehenneme sallayın onu

Saheeh InternationalThen into Hellfire drive him

69:32
ثُمَّ فِي سِلۡسِلَةࣲ ذَرۡعُهَا سَبۡعُونَ ذِرَاعࣰ ا فَٱسۡلُكُوهُ

Diyanet İşleri MealiSonra onu boyu yetmiş arşın olan zincire vurun

Süleyman AteşSonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu

Saheeh InternationalThen into a chain whose length is seventy cubits insert him

69:33
إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ ٱلۡعَظِيمِ

Diyanet İşleri MealiÇünkü, o, yüce Allah'a inanmazdı

Süleyman AteşÇünkü o büyük Allah'a inanmıyordu

Saheeh InternationalIndeed, he did not used to believe in Allah, the Most Great

69:34 📚 2
وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ

Diyanet İşleri MealiYoksulun yiyeceği ile ilgilenmezdi

Süleyman AteşYoksulu doyurmaya ön ayak olmuyurdu

Saheeh InternationalNor did he encourage the feeding of the poor

69:35
فَلَيۡسَ لَهُ ٱلۡيَوۡمَ هَٰهُنَا حَمِيمࣱ‏

Diyanet İşleri MealiBu sebeple burada bugün onun bir acıyanı yoktur

Süleyman AteşBugün burada onun için candan bir dost yoktur

Saheeh InternationalSo there is not for him here this Day any devoted friend

69:36 📚 1
وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنۡ غِسۡلِينࣲ‏

Diyanet İşleri MealiGünahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur

Süleyman Ateşİrinden başka yiyecek de yoktur

Saheeh InternationalNor any food except from the discharge of wounds

69:37
لَّا يَأۡكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلۡخَٰطِـُٔونَ

Diyanet İşleri MealiGünahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur

Süleyman AteşOnu, (bile bile) hata işleyenlerden başkası yemez

Saheeh InternationalNone will eat it except the sinners

69:38 📚 2
فَلَآ أُقۡسِمُ بِمَا تُبۡصِرُونَ

Diyanet İşleri MealiGörebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür

Süleyman AteşYoo, yemin ederim; gördüklerinize

Saheeh InternationalSo I swear by what you see

69:39 📚 2
وَمَا لَا تُبۡصِرُونَ

Diyanet İşleri MealiGörebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür

Süleyman AteşVe görmediklerinize

Saheeh InternationalAnd what you do not see

69:40 📚 2
إِنَّهُۥ لَقَوۡلُ رَسُولࣲ كَرِيمࣲ‏

Diyanet İşleri MealiGörebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür

Süleyman AteşKi, o (Kur'an) elbette değerli bir elçinin sözüdür

Saheeh International[That] indeed, the Qur'an is the word of a noble Messenger

69:41
وَمَا هُوَ بِقَوۡلِ شَاعِرࣲۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تُؤۡمِنُونَ

Diyanet İşleri MealiO, şair sözü değildir; ne az inanıyorsunuz

Süleyman AteşO, bir şa'irin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz

Saheeh InternationalAnd it is not the word of a poet; little do you believe

69:42
وَلَا بِقَوۡلِ كَاهِنࣲۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تَذَكَّرُونَ

Diyanet İşleri MealiKahin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz

Süleyman AteşBir kahinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz

Saheeh InternationalNor the word of a soothsayer; little do you remember

69:43
تَنزِيلࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Diyanet İşleri MealiKuran, Alemlerin Rabbinden indirilmedir

Süleyman AteşAlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir

Saheeh International[It is] a revelation from the Lord of the worlds

69:44 📚 3
وَلَوۡ تَقَوَّلَ عَلَيۡنَا بَعۡضَ ٱلۡأَقَاوِيلِ

Diyanet İşleri MealiEğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık

Süleyman AteşEğer o, (Muhammed), bazı laflar uydurup bize iftira etseydi

Saheeh InternationalAnd if Muhammad had made up about Us some [false] sayings

69:45 📚 3
لَأَخَذۡنَا مِنۡهُ بِٱلۡيَمِينِ

Diyanet İşleri MealiEğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık

Süleyman AteşElbette onun sağ(elini veya kuvvet)ini alırdık

Saheeh InternationalWe would have seized him by the right hand

69:46 📚 1
ثُمَّ لَقَطَعۡنَا مِنۡهُ ٱلۡوَتِينَ

Diyanet İşleri MealiEğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık

Süleyman AteşSonra onun can damarını keserdik

Saheeh InternationalThen We would have cut from him the aorta

69:47
فَمَا مِنكُم مِّنۡ أَحَدٍ عَنۡهُ حَٰجِزِينَ

Diyanet İşleri MealiHiçbiriniz de onu koruyamazdınız

Süleyman AteşSizden hiç kimse buna engel olamazdı

Saheeh InternationalAnd there is no one of you who could prevent [Us] from him

69:48
وَإِنَّهُۥ لَتَذۡكِرَةࣱ لِّلۡمُتَّقِينَ

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Kuran Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür

Süleyman AteşO (Kur'an), korunanlar için bir öğüttür

Saheeh InternationalAnd indeed, the Qur'an is a reminder for the righteous

69:49
وَإِنَّا لَنَعۡلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri Mealiİçinizde yalanlayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz

Süleyman AteşBiz, içinizde yalanlayanlar bulunduğunu elbette biliyoruz

Saheeh InternationalAnd indeed, We know that among you are deniers

69:50
وَإِنَّهُۥ لَحَسۡرَةٌ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Kuran, inkarcılar için bir üzüntüdür

Süleyman AteşDoğrusu o, kafirler için hasrettir

Saheeh InternationalAnd indeed, it will be [a cause of] regret upon the disbelievers

69:51
وَإِنَّهُۥ لَحَقُّ ٱلۡيَقِينِ

Diyanet İşleri MealiO, şüphesiz kesin gerçektir

Süleyman AteşO, kesin gerçektir

Saheeh InternationalAnd indeed, it is the truth of certainty

69:52 📚 1
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ

Diyanet İşleri MealiÖyleyse çok büyük olan Rabbinin adını tesbih et

Süleyman AteşÖyleyse ulu Rabbinin adını tesbih et (O'nun eksikliklerinden uzak, yücelerden yüce olduğunu an)

Saheeh InternationalSo exalt the name of your Lord, the Most Great

← Önceki Sonraki →

69. Al-Haaqqa Suresi | Anlam Arayışı