69. Al-Haaqqa سُورَةُ الحَاقَّةِ
Elmalılı Hamdi Yazır(Gerçekleşecek) Kıyamet
Saheeh InternationalThe Inevitable Reality
Süleyman AteşGerçekleşen
Elmalılı Hamdi YazırNedir, o Kıyamet
Saheeh InternationalWhat is the Inevitable Reality
Süleyman AteşNedir o gerçekleşen
Elmalılı Hamdi YazırGerçekleşenin (Kıaymetin) ne olduğunu sen nerden bileceksin
Saheeh InternationalAnd what can make you know what is the Inevitable Reality
Süleyman AteşGerçekleşenin ne olduğunu nerden bileceksin
Elmalılı Hamdi YazırSemûd ve Âd, kapılarını çalacak olan o felaketi yalan saymışlardı
Saheeh InternationalThamud and 'Aad denied the Striking Calamity
Süleyman AteşSemud ve 'Ad (kavimleri), başa çarpan olayı yalanladılar
Elmalılı Hamdi YazırSemûd kavmi korkunç bir sesle yok edildi
Saheeh InternationalSo as for Thamud, they were destroyed by the overpowering [blast]
Süleyman AteşBu yüzden Semud (kavmi) azgın bir vak'a ile helak edildiler
Elmalılı Hamdi YazırÂd kavmi ise gürültülü ve azgın bir fırtına ile yok edildiler
Saheeh InternationalAnd as for 'Aad, they were destroyed by a screaming, violent wind
Süleyman AteşAd (kavmi) ise uğultulu, azgın bir kasırga ile helak edildiler
Elmalılı Hamdi YazırAllah o fırtınayı üzerlerine yedi gece sekiz gündüz musallat etmişti. Öyle ki, o kavmi içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün
Saheeh InternationalWhich Allah imposed upon them for seven nights and eight days in succession, so you would see the people therein fallen as if they were hollow trunks of palm trees
Süleyman Ateş(Allah) Onu, yedi gece, sekiz gün ardı ardına onların üzerine saldı. O kavmi orada, içi boş hurma kütükleri gibi serilmiş görürsün
Elmalılı Hamdi YazırBak şimdi görebilir misin onlardan bir kalıntı
Saheeh InternationalThen do you see of them any remains
Süleyman AteşOnlardan hiç geri kalan görüyor musun
Elmalılı Hamdi YazırFiravun, ondan öncekiler ve altı üstüne getirilen beldeler de hep o hatayı işleyegeldiler
Saheeh InternationalAnd there came Pharaoh and those before him and the overturned cities with sin
Süleyman AteşFir'avn ve ondan öncekiler ve altüst olmuş kentler(in halkı olan Lut kavmi) de hatalı iş yaptılar
Elmalılı Hamdi YazırHep Rablerinin elçilerine karşı geldiler. O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi
Saheeh InternationalAnd they disobeyed the messenger of their Lord, so He seized them with a seizure exceeding [in severity]
Süleyman AteşRablerinin elçisine karşı geldiler. O da onları şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz, sular kabarınca sizi gemide biz taşıdık
Saheeh InternationalIndeed, when the water overflowed, We carried your ancestors in the sailing ship
Süleyman AteşSu(lar) kabarınca biz sizi, akıp giden(gemi)de taşıdık
Elmalılı Hamdi YazırOnu size bir ibret yapalım ve belleyici kulaklar bellesin diye
Saheeh InternationalThat We might make it for you a reminder and [that] a conscious ear would be conscious of it
Süleyman AteşKi onu size bir ibret yapalım ve belleyen kulak(lar) onu bellesin
Elmalılı Hamdi YazırSûr'a bir tek üfleme üflendiği
Saheeh InternationalThen when the Horn is blown with one blast
Süleyman AteşSur'a bir tek üfleme üflendiği
Elmalılı Hamdi YazırArz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman
Saheeh InternationalAnd the earth and the mountains are lifted and leveled with one blow
Süleyman AteşArz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman
Elmalılı Hamdi Yazırİşte o gün olacak olur
Saheeh InternationalThen on that Day, the Resurrection will occur
Süleyman Ateşİşte o gün, olan olmuştur
Elmalılı Hamdi YazırO gün gök yarılmış, sarkmıştır
Saheeh InternationalAnd the heaven will split [open], for that Day it is infirm
Süleyman AteşGök yarılmıştır; o gün o, zayıf, sarkıktır
Elmalılı Hamdi YazırMelekler de onun etrafındadır, O gün Rabbinin Arşını bunların da üstünde sekiz melek yüklenir
Saheeh InternationalAnd the angels are at its edges. And there will bear the Throne of your Lord above them, that Day, eight [of them]
Süleyman AteşMelekler de onun kenarlarındadır. O gün Rabbinin tahtını, üstlerinde sekiz (melek) taşır
Elmalılı Hamdi YazırO gün (hesap için Allah'a) arz olunursunuz, öyle ki gizli bir haliniz kalmaz
Saheeh InternationalThat Day, you will be exhibited [for judgement]; not hidden among you is anything concealed
Süleyman AteşO gün (Allah'a) arz olunursunuz. Sizden hiçbir giz, (Allah'a) gizli kalmaz
Elmalılı Hamdi YazırKitabı sağından verilen, "alın okuyun kitabımı
Saheeh InternationalSo as for he who is given his record in his right hand, he will say, "Here, read my record
Süleyman AteşKitabı sağından verilen: "Alın Kitabımı okuyun" der
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü ben hesabıma kavuşacağımı sezmiştim" der
Saheeh InternationalIndeed, I was certain that I would be meeting my account
Süleyman AteşBen hesabımla karşılaşacağımı sezmiştim zaten
Elmalılı Hamdi YazırArtık o hoşnut bir hayattadır
Saheeh InternationalSo he will be in a pleasant life
Süleyman AteşArtık o, memmun eden bir yaşam içindedir
Elmalılı Hamdi YazırYüksek bir cennettedir
Saheeh InternationalIn an elevated garden
Süleyman AteşYüksek bir bahçede
Elmalılı Hamdi YazırKi o cennetin meyveleri sarkmıştır
Saheeh InternationalIts [fruit] to be picked hanging near
Süleyman AteşKi devşirmesi kolay (meyvaları yakın. Oturan, elini uzatıp alabilir)
Elmalılı Hamdi YazırGeçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yeyin, için." (denir)
Saheeh International[They will be told], "Eat and drink in satisfaction for what you put forth in the days past
Süleyman AteşGeçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yeyin, için
Elmalılı Hamdi YazırKitabı sol tarafından verilen ise der ki: "Keşke kitabım verilmeseydi de
Saheeh InternationalBut as for he who is given his record in his left hand, he will say, "Oh, I wish I had not been given my record
Süleyman AteşKitabı sol tarafından verilen ise der ki: "Keşke bana Kitabım verilmeseydi
Elmalılı Hamdi YazırHesabımın ne olduğunu bilmeseydim
Saheeh InternationalAnd had not known what is my account
Süleyman AteşŞu hesabımı hiç bilmemiş olsaydım
Elmalılı Hamdi YazırNe olurdu o ölüm, iş bitirici olsaydı
Saheeh InternationalI wish my death had been the decisive one
Süleyman AteşKeşke (ölüm) işimi bitirmiş olsaydı
Elmalılı Hamdi YazırMalım bana hiç fayda vermedi
Saheeh InternationalMy wealth has not availed me
Süleyman AteşMalım bana hiçbir yarar sağlamadı
Elmalılı Hamdi YazırGücüm de benden yok olup gitti
Saheeh InternationalGone from me is my authority
Süleyman AteşGücüm (saltanatım) benden yok olup gitti
Elmalılı Hamdi Yazır(Zebanilere şöyle denir): "Onu yakalayın da bağlayın
Saheeh International[Allah will say], "Seize him and shackle him
Süleyman Ateş(Allah, cehennemin muhafızlarına buyurur:) "Tutun onu, bağlayın onu
Elmalılı Hamdi YazırSonra cehenneme atın onu
Saheeh InternationalThen into Hellfire drive him
Süleyman AteşSonra cehenneme sallayın onu
Elmalılı Hamdi YazırSonra da boyu yetmiş arşın zincir içerisinde onu oraya sokun
Saheeh InternationalThen into a chain whose length is seventy cubits insert him
Süleyman AteşSonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o, büyük Allah'a inanmıyordu
Saheeh InternationalIndeed, he did not used to believe in Allah, the Most Great
Süleyman AteşÇünkü o büyük Allah'a inanmıyordu
Elmalılı Hamdi YazırYoksula yedirmeye teşvik etmiyordu
Saheeh InternationalNor did he encourage the feeding of the poor
Süleyman AteşYoksulu doyurmaya ön ayak olmuyurdu
Elmalılı Hamdi YazırBu sebeple bugün burada onun candan bir dostu yoktur
Saheeh InternationalSo there is not for him here this Day any devoted friend
Süleyman AteşBugün burada onun için candan bir dost yoktur
Elmalılı Hamdi YazırBir irinden başka yiyecek de yok
Saheeh InternationalNor any food except from the discharge of wounds
Süleyman Ateşİrinden başka yiyecek de yoktur
Elmalılı Hamdi YazırOnu günahkârlardan başkası yemez
Saheeh InternationalNone will eat it except the sinners
Süleyman AteşOnu, (bile bile) hata işleyenlerden başkası yemez
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun gördüklerinize
Saheeh InternationalSo I swear by what you see
Süleyman AteşYoo, yemin ederim; gördüklerinize
Elmalılı Hamdi YazırVe görmediklerinize
Saheeh InternationalAnd what you do not see
Süleyman AteşVe görmediklerinize
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz Kur'ân, şerefli bir peygamberin (Allah'tan) getirdiği sözdür
Saheeh International[That] indeed, the Qur'an is the word of a noble Messenger
Süleyman AteşKi, o (Kur'an) elbette değerli bir elçinin sözüdür
Elmalılı Hamdi YazırO bir şair sözü değildir, siz çok az inanıyorsunuz
Saheeh InternationalAnd it is not the word of a poet; little do you believe
Süleyman AteşO, bir şa'irin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırBir kâhin sözü de değildir, ne de az düşünüyorsunuz
Saheeh InternationalNor the word of a soothsayer; little do you remember
Süleyman AteşBir kahinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırO, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir
Saheeh International[It is] a revelation from the Lord of the worlds
Süleyman AteşAlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir
Elmalılı Hamdi YazırO, bize isnâden bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı
Saheeh InternationalAnd if Muhammad had made up about Us some [false] sayings
Süleyman AteşEğer o, (Muhammed), bazı laflar uydurup bize iftira etseydi
Elmalılı Hamdi YazırElbette biz onu bundan dolayı kuvvetle yakalardık
Saheeh InternationalWe would have seized him by the right hand
Süleyman AteşElbette onun sağ(elini veya kuvvet)ini alırdık
Elmalılı Hamdi YazırSonra da onun şah damarını keser atardık
Saheeh InternationalThen We would have cut from him the aorta
Süleyman AteşSonra onun can damarını keserdik
Elmalılı Hamdi YazırO vakit sizden hiçbiriniz ona siper de olamazdınız
Saheeh InternationalAnd there is no one of you who could prevent [Us] from him
Süleyman AteşSizden hiç kimse buna engel olamazdı
Elmalılı Hamdi YazırO hiç kuşkusuz, takva sahipleri için unutulmayacak bir öğüttür
Saheeh InternationalAnd indeed, the Qur'an is a reminder for the righteous
Süleyman AteşO (Kur'an), korunanlar için bir öğüttür
Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber biz biliyoruz ki sizden inanmayanlar var
Saheeh InternationalAnd indeed, We know that among you are deniers
Süleyman AteşBiz, içinizde yalanlayanlar bulunduğunu elbette biliyoruz
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz bu Kur'ân kafirler için bir pişmanlık vesilesidir
Saheeh InternationalAnd indeed, it will be [a cause of] regret upon the disbelievers
Süleyman AteşDoğrusu o, kafirler için hasrettir
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten o, şüphe götürmez bir bilgidir
Saheeh InternationalAnd indeed, it is the truth of certainty
Süleyman AteşO, kesin gerçektir
Elmalılı Hamdi YazırO halde, haydi tesbih et Rabbinin yüce ismiyle
Saheeh InternationalSo exalt the name of your Lord, the Most Great
Süleyman AteşÖyleyse ulu Rabbinin adını tesbih et (O'nun eksikliklerinden uzak, yücelerden yüce olduğunu an)