71. Nooh سُورَةُ نُوحٍ
Diyanet İşleri MealiMilletine can yakıcı bir azap gelmezden önce onları uyar" diye Nuh'u milletine gönderdik
Yusuf AliWe sent Noah to his People (with the Command): "Do thou warn thy People before there comes to them a grievous Penalty
Ali BulaçŞüphesiz, Biz Nuh'u; "Kavmini, onlara acı bir azap gelmeden evvel uyar" diye kendi kavmine (peygamber olarak) gönderdik
Diyanet İşleri MealiO da şöyle söyledi: "Ey Milletim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım
Yusuf AliHe said: "O my People! I am to you a Warner, clear and open
Ali BulaçO da dedi ki: "Ey Kavmim, gerçek şu ki, ben size (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcıyım
Diyanet İşleri MealiAllah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz
Yusuf AliThat ye should worship God, fear Him and obey me
Ali BulaçAllah'a kulluk edin, O'ndan korkun ve bana itaat edin
Diyanet İşleri MealiAllah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz
Yusuf AliSo He may forgive you your sins and give you respite for a stated Term: for when the Term given by God is accomplished, it cannot be put forward: if ye only knew
Ali BulaçKi günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Allah'ın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız
Diyanet İşleri MealiNuh dedi ki: "Rabbim! Doğrusu ben, milletimi gece gündüz çağırdım
Yusuf AliHe said: "O my Lord! I have called to my People night and day
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz davet edip-durdum
Diyanet İşleri MealiFakat benim çağırmam, sadece benden uzaklıklarını artırdı
Yusuf AliBut my call only increases (their) flight (from the Right)
Ali BulaçFakat davet etmem, bir kaçıştan başkasını arttırmadı
Diyanet İşleri MealiDoğrusu ben Senin onları bağışlaman için kendilerini her çağırışımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler
Yusuf AliAnd every time I have called to them, that Thou mightest forgive them, they have (only) thrust their fingers into their ears, covered themselves up with their garments, grown obstinate, and given themselves up to arrogance
Ali BulaçDoğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler
Diyanet İşleri MealiSonra, doğrusu ben onları açıkça çağırdım
Yusuf AliSo I have called to them aloud
Ali BulaçSonra onları açıktan açığa davet ettim
Diyanet İşleri MealiSonra onlara açıktan açığa, gizliden gizliye de söyledim
Yusuf AliFurther I have spoken to them in public and secretly in private
Ali BulaçDaha sonra (davamı) onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim
Diyanet İşleri MealiDedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin
Yusuf AliSaying, 'Ask forgiveness from your Lord; for He is Oft-Forgiving
Ali BulaçBundan böyle" dedim. "Rabbinizden mağfiret isteyin; çünkü gerçekten O, çok bağışlayandır
Diyanet İşleri MealiDedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin
Yusuf AliHe will send rain to you in abundance
Ali Bulaç(Öyle yapın ki,) Üzerinize gökten sağanak (bol miktarda yağmur) yağdırsın
Diyanet İşleri MealiSizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın
Yusuf AliGive you increase in wealth and sons; and bestow on you gardens and bestow on you rivers (of flowing water)
Ali BulaçSize mallar ve çocuklarla yardımda bulunsun. Size (ürün yüklü) bağlar-bahçeler versin, ırmaklar da versin
Diyanet İşleri MealiNe oluyorsunuz ki Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz
Yusuf AliWhat is the matter with you, that ye place not your hope for kindness and long-suffering in God
Ali BulaçSize ne oluyor ki, Allah'tan bir vakarı ummuyorsunuz
Diyanet İşleri MealiOysa sizi merhalelerden geçirerek O yaratmıştır
Yusuf AliSeeing that it is He that has created you in diverse stages
Ali BulaçOysa O, sizi gerçekten tavır tavır yaratmıştır
Diyanet İşleri MealiAllah'ın, göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz
Yusuf AliSee ye not how God has created the seven heavens one above another
Ali BulaçGörmüyor musunuz; Allah, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır
Diyanet İşleri MealiAralarında aya aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır
Yusuf AliAnd made the moon a light in their midst, and made the sun as a (Glorious) Lamp
Ali BulaçVe ayı bunlar içinde bir nur kılmış, güneşi de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıştır
Diyanet İşleri MealiAllah sizi yerden bitirir gibi yetiştirmiştir
Yusuf AliAnd God has produced you from the earth growing (gradually)
Ali BulaçAllah, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi
Diyanet İşleri MealiSonra sizi oraya döndürür ve yine oradan çıkarır
Yusuf AliAnd in the End He will return you into the (earth), and raise you forth (again at the Resurrection)
Ali BulaçSonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi (diriltici) bir çıkarışla diriltip-çıkaracaktır
Diyanet İşleri MealiYeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur
Yusuf AliAnd God has made the earth for you as a carpet (spread out)
Ali BulaçAllah, yeri sizin için bir yaygı kıldı
Diyanet İşleri MealiYeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur
Yusuf AliThat ye may go about therein, in spacious roads
Ali BulaçÖyle ki, onun içinde geniş yollarında gezip-dolaşırsınız, diye
Diyanet İşleri MealiNuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi
Yusuf AliNoah said: "O my Lord! They have disobeyed me, but they follow (men) whose wealth and children give them no increase but only Loss
Ali BulaçNuh: "Rabbim, gerçekten onlar bana isyan ettiler; mal ve çocukları kendisine ziyandan başka bir şeyi artırmayan kimselere uydular
Diyanet İşleri MealiNuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi
Yusuf AliAnd they have devised a tremendous Plot
Ali BulaçVe büyük büyük hileli-düzenler kurdular
Diyanet İşleri Mealiİnsanlara: "Sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Suva, Yağus, Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin" dediler
Yusuf AliAnd they have said (to each other), 'Abandon not your gods: Abandon neither Wadd nor Suwa', neither Yaguth nor Ya'uq, nor Nasr
Ali BulaçVe dediler ki: Kendi ilahlarınızı bırakmayın; bırakmayın ne Vedd'i, ne Suva'ı, ne Yeğus'u, ne Ye'uk'u ve ne de Nesr'i
Diyanet İşleri MealiBöylece birçoğunu saptırdılar; Rabbim! Sen bu zalimlerin sadece şaşkınlığını artır
Yusuf AliThey have already misled many; and grant Thou no increase to the wrong- doers but in straying (from their mark)
Ali BulaçBöylece onlar, çoğu kimseyi şaşırtıp-saptırdılar. Sen de o zalimlere sapıklıktan başkasını arttırma
Diyanet İşleri MealiOnlar, günahları yüzünden suda boğuldular; ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcı bulamadılar
Yusuf AliBecause of their sins they were drowned (in the flood), and were made to enter the Fire (of Punishment): and they found- in lieu of God- none to help them
Ali BulaçBunlar, hataları dolayısıyla suda boğuldular, sonra ateşe sokuldular. O zaman da Allah'ın dışında hiçbir yardımcı bulamadılar
Diyanet İşleri MealiNuh dedi ki: "Rabbim! Yeryüzünde hiçbir inkarcı bırakma
Yusuf AliAnd Noah, said: "O my Lord! Leave not of the Unbelievers, a single one on earth
Ali BulaçNuh "Rabbim, yeryüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma." dedi
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve çok inkarcıdan başkasını doğurup yetiştirmezler
Yusuf AliFor, if Thou dost leave (any of) them, they will but mislead Thy devotees, and they will breed none but wicked ungrateful ones
Ali BulaçÇünkü Sen onları bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükten sınırı aşan (facir'den) kafirden başkasını doğurmazlar
Diyanet İşleri MealiRabbim! Beni, anamı, babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin de yalnız helakını artır
Yusuf AliO my Lord! Forgive me, my parents, all who enter my house in Faith, and (all) believing men and believing women: and to the wrong-doers grant Thou no increase but in perdition
Ali BulaçRabbim, beni, annemi, babamı, mü'min olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlere yıkımdan başkasını arttırma