☪ Anlam Arayışı

73. Al-Muzzammil سُورَةُ المُزَّمِّلِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
73:1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡمُزَّمِّلُ

Diyanet İşleri MealiEy örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku

Saheeh InternationalO you who wraps himself [in clothing]

Süleyman AteşEy örtüsüne bürünen

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«يا أيها المزمل» النبي وأصله المتزمل أُدغمت التاء في الزاي، أي المتلفف بثيابه حين مجيء الوحي له خوفا من لهيبته.

73:2
قُمِ ٱلَّيۡلَ إِلَّا قَلِيلࣰ ا

Diyanet İşleri MealiEy örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku

Saheeh InternationalArise [to pray] the night, except for a little

Süleyman AteşGeceleyin kalk (namaz kıl); yalnız gecenin birazında (uyu)

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«قم الليل» صل «إلا قليلا».

73:3 📚 5
نِّصۡفَهُۥٓ أَوِ ٱنقُصۡ مِنۡهُ قَلِيلًا

Diyanet İşleri MealiEy örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku

Saheeh InternationalHalf of it - or subtract from it a little

Süleyman AteşGecenin yarısında (kalk) yahut bundan biraz eksilt

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«نصفه» بدل من قليلا وقلَّته بالنظر إلى الكل «أو انقص منه» من النصف «قليلا» إلى الثلث.

73:4
أَوۡ زِدۡ عَلَيۡهِ وَرَتِّلِ ٱلۡقُرۡءَانَ تَرۡتِيلًا

Diyanet İşleri MealiEy örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku

Saheeh InternationalOr add to it, and recite the Qur'an with measured recitation

Süleyman AteşVeya bunu artır ve ağır ağır Kur'an oku

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«أو زد عليه» إلى الثلثين وأو للتخيير «ورتل القرآن» تثبت في تلاوته «ترتيلا».

73:5
إِنَّا سَنُلۡقِي عَلَيۡكَ قَوۡلࣰ ا ثَقِيلًا

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Biz, sana, taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz

Saheeh InternationalIndeed, We will cast upon you a heavy word

Süleyman AteşDoğrusu biz, senin üzerine ağır bir söz bırakacağız

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«إنا سنلقي عليك قولا» قرآنا «ثقيلا» مهيبا أو شديدا لما فيه من التكاليف.

73:6
إِنَّ نَاشِئَةَ ٱلَّيۡلِ هِيَ أَشَدُّ وَطۡـࣰٔ ا وَأَقۡوَمُ قِيلًا

Diyanet İşleri Mealişüphesiz, gece kalkışı daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir

Saheeh InternationalIndeed, the hours of the night are more effective for concurrence [of heart and tongue] and more suitable for words

Süleyman AteşGerçekten gece kalk(ıp ibadet et)mek daha oturaklı ve (geceleyin) söz (du'a) daha etkilidir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«إن ناشئة الليل» القيام بعد النوم «هي اشد وطئا» موافقة السمع للقلب على تفهم القرآن «وأقوم قليلا» أبين قولا.

73:7
إِنَّ لَكَ فِي ٱلنَّهَارِ سَبۡحࣰ ا طَوِيلࣰ ا

Diyanet İşleri MealiÇünkü gündüz, seni uzun uzun alıkoyacak işler vardır

Saheeh InternationalIndeed, for you by day is prolonged occupation

Süleyman AteşÇünkü gündüz, senin uzun süre uğraşacağın şeyler vardır

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«إن لك في النهار سبحا طويلا» تصرفا في إشغالك لا تفرغ فيه لتلاوة القرآن.

73:8
وَٱذۡكُرِ ٱسۡمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلۡ إِلَيۡهِ تَبۡتِيلࣰ ا

Diyanet İşleri MealiRabbinin adını an; herşeyi bırakıp yalnız O'na yönel

Saheeh InternationalAnd remember the name of your Lord and devote yourself to Him with [complete] devotion

Süleyman AteşRabbinin adını an ve bütün gönlünle O'na yönel

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«واذكر اسم ربك» أي قل بسم الله الرحمن الرحيم في ابتداء قراءتك «وتبتل» انقطع «إليه تبتيلا» مصدر بتلَ جيء به رعاية للفواصل وهو ملزوم التبتل.

73:9 📚 1
رَّبُّ ٱلۡمَشۡرِقِ وَٱلۡمَغۡرِبِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱتَّخِذۡهُ وَكِيلࣰ ا

Diyanet İşleri MealiO, doğunun ve batının Rabbidir; O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse O'nu vekil tut

Saheeh International[He is] the Lord of the East and the West; there is no deity except Him, so take Him as Disposer of [your] affairs

Süleyman AteşDoğunun ve batının Rabbidir. O'ndan başka tanrı yoktur. Yalnız O'nu vekil tut

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
هو «ربُّ المشرق والمغرب لا إله إلا هو فاتخذه وكيلا» موكلا له أمورك.

73:10
وَٱصۡبِرۡ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱهۡجُرۡهُمۡ هَجۡرࣰ ا جَمِيلࣰ ا

Diyanet İşleri MealiOnların söylediklerine sabret, yanlarından güzellikle ayrıl

Saheeh InternationalAnd be patient over what they say and avoid them with gracious avoidance

Süleyman AteşOnların dediklerine sabret ve güzelce onlardan ayrıl

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«واصبر على ما يقولون» أي كفار مكة من أذاهم «واهجرهم هجرا جميلا» لا جزع فيه وهذا قبل الأمر بقتالهم.

73:11
وَذَرۡنِي وَٱلۡمُكَذِّبِينَ أُوْلِي ٱلنَّعۡمَةِ وَمَهِّلۡهُمۡ قَلِيلًا

Diyanet İşleri MealiVarlık sahibi olup da seni yalanlayanları Bana bırak; onlara az bir mehil ver

Saheeh InternationalAnd leave Me with [the matter of] the deniers, those of ease [in life], and allow them respite a little

Süleyman AteşBeni ve o ni'met sahibi yalanlayıcıları yalnız bırak ve onlara biraz mühlet ver

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وذرني» اتركني «والمكذبين» عطف على المفعول معه والمعنى أنا كافيكهم وهم صناديد قريش «أُولي النعمة» التنعم «ومهلهم قليلا» من الزمن فقتلوا بعد يسير منه ببدر.

73:12
إِنَّ لَدَيۡنَآ أَنكَالࣰ ا وَجَحِيمࣰ ا

Diyanet İşleri MealiŞüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır

Saheeh InternationalIndeed, with Us [for them] are shackles and burning fire

Süleyman AteşDoğrusu, bizim yanımızda bukağılar ve cehennem var

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«إن لدينا أنكالا» قيودا ثقالا جمع نكل بكسر النون «وجحيما» نارا محرقة.

73:13
وَطَعَامࣰ ا ذَا غُصَّةࣲ وَعَذَابًا أَلِيمࣰ ا

Diyanet İşleri MealiŞüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır

Saheeh InternationalAnd food that chokes and a painful punishment

Süleyman Ateş(Dikenli) Boğazı tırmalayan bir yiyecek ve acı veren bir azab var

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وطعاما ذا غصة» يغص به في الحلق وهو الزقوم أو الضريع أو الغسلين أو شوك من نار لا يخرج ولا ينزل «وعذابا أليما» مؤلما زيادة على ما ذكر لمن كذب النبي صلى الله عليه وسلم.

73:14
يَوۡمَ تَرۡجُفُ ٱلۡأَرۡضُ وَٱلۡجِبَالُ وَكَانَتِ ٱلۡجِبَالُ كَثِيبࣰ ا مَّهِيلًا

Diyanet İşleri MealiKıyametin koptuğu gün, yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar, yumuşak kum yığını haline gelir

Saheeh InternationalOn the Day the earth and the mountains will convulse and the mountains will become a heap of sand pouring down

Süleyman AteşO gün yer ve dağlar sarsılır ve dağlar, dağılan kum yığınları olur

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«يوم ترجف» تزلزل «الأرض والجبال وكانت الجبال كثيبا» رملا مجتمعا «مهيلا» سائلا بعد اجتماعه وهو من هال يهيل وأصله مهيول استثقلت الضمة على الياء فنقلت إلى هاء وحذفت الواو ثاني الساكنين لزيادتها وقلبت الضمة كسرة لمجانسة الياء.

73:15
إِنَّآ أَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡكُمۡ رَسُولࣰ ا شَٰهِدًا عَلَيۡكُمۡ كَمَآ أَرۡسَلۡنَآ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ رَسُولࣰ ا

Diyanet İşleri MealiFiravun'a bir peygamber gönderdiğimiz gibi, size de, hakkınızda şahidlik edecek bir peygamber gönderdik

Saheeh InternationalIndeed, We have sent to you a Messenger as a witness upon you just as We sent to Pharaoh a messenger

Süleyman Ateş(Ey insanlar,) Doğrusu biz size, aleyhinize tanıklık edecek bir elçi gönderdik; nasıl ki Fir'avn'a da bir elçi göndermiştik

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«إنا أرسلنا إليكم» يا أهل مكة «رسولا» هو محمد صلى الله عليه وسلم «شاهدا عليكم» يوم القيامة بما يصدر منكم من العصيان «كما أرسلنا إلى فرعون رسولا» هو موسى عليه الصلاة والسلام.

73:16
فَعَصَىٰ فِرۡعَوۡنُ ٱلرَّسُولَ فَأَخَذۡنَٰهُ أَخۡذࣰ ا وَبِيلࣰ ا

Diyanet İşleri MealiAma Firavun o peygambere karşı gelmişti de onu çok ağır bir şekilde tutup cezalandırmıştık

Saheeh InternationalBut Pharaoh disobeyed the messenger, so We seized him with a ruinous seizure

Süleyman AteşFir'avn, elçiye karşı geldi. Biz de onu ağır bir yakalayışla yakaladık

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فعصى فرعون الرسول فأخذناه أخذا وبيلا» شديدا.

73:17
فَكَيۡفَ تَتَّقُونَ إِن كَفَرۡتُمۡ يَوۡمࣰ ا يَجۡعَلُ ٱلۡوِلۡدَٰنَ شِيبًا

Diyanet İşleri MealiEğer inkar ederseniz, gençleri ihtiyarlatan günden nasıl korunursunuz

Saheeh InternationalThen how can you fear, if you disbelieve, a Day that will make the children white- haired

Süleyman AteşPeki inkar ederseniz, çocukları ihtiyarlatan o günden kendinizi nasıl kurtaracaksınız

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فكيف تتقون إن كفرتم» في الدنيا «يوما» مفعول تتقون، أي عذابه بأيِّ حصن تتحصنون من عذاب يوم «يَجعل الولدان شيباً» جمع أشيب لشدة هوله وهو يوم القيامة والأصل في شين شيبا الضم وكسرت لمجانسة الياء ويقال في اليوم الشديد يوم يشيب نواصي الأطفال وهو مجاز ويجوز أن يكون المراد في الآية الحقيقة.

73:18
ٱلسَّمَآءُ مُنفَطِرُۢ بِهِۦۚ كَانَ وَعۡدُهُۥ مَفۡعُولًا

Diyanet İşleri MealiO günün şiddetiyle gök bile parçalanır. O'nun sözü yerine gelir

Saheeh InternationalThe heaven will break apart therefrom; ever is His promise fulfilled

Süleyman AteşGök (bile) onun dehşetinden yarılır. Allah'ın va'di mutlaka yapılmıştır

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«السماء منفطر» ذات انفطار، أي انشقاق «به» بذلك اليوم لشدته «كان وعده» تعالى بمجيء ذلك «مفعولا» أي هو كائن لا محالة.

73:19 📚 1
إِنَّ هَٰذِهِۦ تَذۡكِرَةࣱۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًا

Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu anlatılanlar birer öğüttür. Dileyen kimse, Rabbine doğru giden bir yol tutar

Saheeh InternationalIndeed, this is a reminder, so whoever wills may take to his Lord a way

Süleyman AteşBu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine varan bir yol tutar

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«إن هذه» الآيات المخوِّفة «تذكرة» عظة للخلق «فمن شاء اتخذ إلى ربه سبيلا» طريقا بالإيمان والطاعة.

73:20 📚 13
۞إِنَّ رَبَّكَ يَعۡلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدۡنَىٰ مِن ثُلُثَيِ ٱلَّيۡلِ وَنِصۡفَهُۥ وَثُلُثَهُۥ وَطَآئِفَةࣱ مِّنَ ٱلَّذِينَ مَعَكَۚ وَٱللَّهُ يُقَدِّرُ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَۚ عَلِمَ أَن لَّن تُحۡصُوهُ فَتَابَ عَلَيۡكُمۡۖ فَٱقۡرَءُواْ مَا تَيَسَّرَ مِنَ ٱلۡقُرۡءَانِۚ عَلِمَ أَن سَيَكُونُ مِنكُم مَّرۡضَىٰ وَءَاخَرُونَ يَضۡرِبُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ يَبۡتَغُونَ مِن فَضۡلِ ٱللَّهِ وَءَاخَرُونَ يُقَٰتِلُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۖ فَٱقۡرَءُواْ مَا تَيَسَّرَ مِنۡهُۚ وَأَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُواْ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَقۡرِضُواْ ٱللَّهَ قَرۡضًا حَسَنࣰ اۚ وَمَا تُقَدِّمُواْ لِأَنفُسِكُم مِّنۡ خَيۡرࣲ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيۡرࣰ ا وَأَعۡظَمَ أَجۡرࣰ اۚ وَٱسۡتَغۡفِرُواْ ٱللَّهَۖ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمُۢ

Diyanet İşleri MealiŞüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı ve üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer; sizin bu vakitleri takdir edemeyeceğinizi bildiğinden tevbenizi kabul etmiştir. Artık, Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; Allah, içinizden, hasta olanları, Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir. Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a güzel ödünç takdiminde bulunun; kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük ecir olarak Allah katında bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin; Allah elbette bağışlar ve merhamet eder

Saheeh InternationalIndeed, your Lord knows, [O Muhammad], that you stand [in prayer] almost two thirds of the night or half of it or a third of it, and [so do] a group of those with you. And Allah determines [the extent of] the night and the day. He has known that you [Muslims] will not be able to do it and has turned to you in forgiveness, so recite what is easy [for you] of the Qur'an. He has known that there will be among you those who are ill and others traveling throughout the land seeking [something] of the bounty of Allah and others fighting for the cause of Allah. So recite what is easy from it and establish prayer and give zakah and loan Allah a goodly loan. And whatever good you put forward for yourselves - you will find it with Allah. It is better and greater in reward. And seek forgiveness of Allah. Indeed, Allah is Forgiving and Merciful

Süleyman AteşRabbin senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını; Seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Geceyi ve gündüzü takdir eden Allah, sizin onu sayamayacağınızı (zamanı hesabedip gecenin belli sa'atlerinde kalkamayacağınızı) bildiği için sizi affetti. Artık (belli bir sa'at gözetmeden) Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun (ne miktar kolayınıza gelirse o kadar gece namazı kılın, kendinizi zorlamayın.) Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah'ın lutfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar bulunacağını bilmiştir. Onun için Kur'an'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun. Namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Kendiniz için verdiğiniz hayırları, Allah katında verdiğinizden daha hayırlı ve mükafatça daha büyük bulacaksınız. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«إن ربك يعلم أنك تقوم أَدنى» أقل «من ثلثي الليل ونصفِه وثلثِه» بالجر عطف على ثلثي وبالنصب على أدنى وقيامه كذلك نحو ما أمر به أول السورة «وطائفة من الذين معك» عطف على ضمير تقوم وجاز من غير تأكيد للفصل وقيام طائفة من أصحابه كذلك للتأسي به ومنهم من كان لا يدري كم صلّى من الليل وكم بقي منه فكان يقوم الليل كله احتياطا فقاموا حتى انتفخت أقدامهم سنة أو أكثر فخفف عنهم قال تعالى: «والله يقدر» يحصي «الليل والنهار علم أن» مخففة من الثقيلة واسمها محذوف، أي أنه «لن تحصوه» أي الليل لتقوموا فيما يجب القيام فيه إلا بقيام جميعه وذلك يشق عليكم «فتاب عليكم» رجع بكم إلى التخفيف «فاقرؤوا ما تيسر من القرآن» في الصلاة بأن تصلوا ما تيسر «علم أن» مخففة من الثقيلة، أي أنه «سيكون منكم مرضى وآخرون يضربون في الأرض» يسافرون «يبتغون من فضل الله» يطلبون من رزقه بالتجارة وغيرها «وآخرون يقاتلون في سبيل الله» وكل من الفرق الثلاثة يشق عليهم ما ذكر في قيام الليل فخفف عنهم بقيام ما تيسر منه ثم نسخ ذلك بالصلوات الخمس «فاقرؤوا ما تيسر منه» كما تقدم «وأقيموا الصلاة» المفروضة «وآتوا الزكاة وأقرضوا الله» بأن تنفقوا ما سوى المفروض من المال في سبيل الخير «قرضا حسنا» عن طيب قلب «وما تقدموا لأنفسكم من خير تجدوه عند الله هو خيرا» مما خلفتم وهو فصل وما بعده وإن لم يكن معرفة يشبهها لامتناعه من التعريف «وأعظم أجرا واستغفروا الله إن الله غفور رحيم» للمؤمنين.

← Önceki Sonraki →

73. Al-Muzzammil Suresi | Anlam Arayışı