73. Al-Muzzammil سُورَةُ المُزَّمِّلِ
Diyanet İşleri MealiEy örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku
Ali BulaçEy örtüsüne bürünen
Yusuf AliO thou folded in garments
Diyanet İşleri MealiEy örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku
Ali BulaçAz bir kısmı hariç olmak üzere, geceleyin kalk
Yusuf AliStand (to prayer) by night, but not all night
Diyanet İşleri MealiEy örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku
Ali Bulaç(Gecenin) Yarısı kadar. Ya da ondan biraz eksilt
Yusuf AliHalf of it,- or a little less
Diyanet İşleri MealiEy örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku
Ali BulaçVeya üzerine ilave et. Ve Kur'an'ı belli bir düzen içinde (tertil üzere) oku
Yusuf AliOr a little more; and recite the Qur'an in slow, measured rhythmic tones
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Biz, sana, taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz
Ali BulaçGerçek şu ki, biz senin üzerine 'oldukça ağır' bir söz (vahy) bırakacağız
Yusuf AliSoon shall We send down to thee a weighty Message
Diyanet İşleri Mealişüphesiz, gece kalkışı daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir
Ali BulaçDoğrusu gece neşesi (gece ibadeti, insanın iç dünyasında uyandırdığı) etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha sağlamdır
Yusuf AliTruly the rising by night is most potent for governing (the soul), and most suitable for (framing) the Word (of Prayer and Praise)
Diyanet İşleri MealiÇünkü gündüz, seni uzun uzun alıkoyacak işler vardır
Ali BulaçÇünkü gündüz, senin için uzun uğraşılar vardır
Yusuf AliTrue, there is for thee by day prolonged occupation with ordinary duties
Diyanet İşleri MealiRabbinin adını an; herşeyi bırakıp yalnız O'na yönel
Ali BulaçRabbinin ismini zikret ve herşeyden kendini çekerek yalnızca O'na yönel
Yusuf AliBut keep in remembrance the name of thy Lord and devote thyself to Him whole-heartedly
Diyanet İşleri MealiO, doğunun ve batının Rabbidir; O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse O'nu vekil tut
Ali Bulaç(Allah,) Doğunun ve batının Rabbidir. O'ndan başka İlah yoktur. Şu halde (yalnızca) O'nu vekil tut
Yusuf Ali(He is) Lord of the East and the West: there is no god but He: take Him therefore for (thy) Disposer of Affairs
Diyanet İşleri MealiOnların söylediklerine sabret, yanlarından güzellikle ayrıl
Ali BulaçOnların demelerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla (düşünce ve eylem bakımından köklü bir tutum) ile kopup-ayrıl
Yusuf AliAnd have patience with what they say, and leave them with noble (dignity)
Diyanet İşleri MealiVarlık sahibi olup da seni yalanlayanları Bana bırak; onlara az bir mehil ver
Ali BulaçYalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahiplerini sen Bana bırak ve onlara az bir süre tanı
Yusuf AliAnd leave Me (alone to deal with) those in possession of the good things of life, who (yet) deny the Truth; and bear with them for a little while
Diyanet İşleri MealiŞüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır
Ali BulaçÇünkü Bizim yanımızda bukağılar ve cayır cayır yanan bir ateş vardır
Yusuf AliWith Us are Fetters (to bind them), and a Fire (to burn them)
Diyanet İşleri MealiŞüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır
Ali BulaçBoğazı tıkayıp kalan bir yemek ve acı bir azap vardır
Yusuf AliAnd a Food that chokes, and a Penalty Grievous
Diyanet İşleri MealiKıyametin koptuğu gün, yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar, yumuşak kum yığını haline gelir
Ali Bulaç(Öyle) Bir gün ki, yeryüzü ve dağlar titremeye-tutulur ve dağlar göçüveren bir kum yığını olur
Yusuf AliOne Day the earth and the mountains will be in violent commotion. And the mountains will be as a heap of sand poured out and flowing down
Diyanet İşleri MealiFiravun'a bir peygamber gönderdiğimiz gibi, size de, hakkınızda şahidlik edecek bir peygamber gönderdik
Ali BulaçŞüphesiz size, üzerinize şahid olacak bir elçi gönderdik; Firavun'a bir elçi gönderdiğimiz gibi
Yusuf AliWe have sent to you, (O men!) an apostle, to be a witness concerning you, even as We sent an apostle to Pharaoh
Diyanet İşleri MealiAma Firavun o peygambere karşı gelmişti de onu çok ağır bir şekilde tutup cezalandırmıştık
Ali BulaçFakat Firavun elçiye isyan etti, Biz de onu pek vahim bir tarzda (azapla) yakalayıverdik
Yusuf AliBut Pharaoh disobeyed the apostle; so We seized him with a heavy Punishment
Diyanet İşleri MealiEğer inkar ederseniz, gençleri ihtiyarlatan günden nasıl korunursunuz
Ali BulaçEğer inkar edecek olursanız, çocukların saçlarını ağartan bir günde kendinizi nasıl koruyacaksınız
Yusuf AliThen how shall ye, if ye deny (God), guard yourselves against a Day that will make children hoary-headed
Diyanet İşleri MealiO günün şiddetiyle gök bile parçalanır. O'nun sözü yerine gelir
Ali BulaçBu nedenle gök bile yarılıp-çatlamıştır; (artık) O'nun va'di gerçekleştirilip-yerine getirilmiştir
Yusuf AliWhereon the sky will be cleft asunder? His Promise needs must be accomplished
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu anlatılanlar birer öğüttür. Dileyen kimse, Rabbine doğru giden bir yol tutar
Ali BulaçŞüphesiz, bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol bulabilir
Yusuf AliVerily this is an Admonition: therefore, whoso will, let him take a (straight) path to his Lord
Diyanet İşleri MealiŞüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı ve üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer; sizin bu vakitleri takdir edemeyeceğinizi bildiğinden tevbenizi kabul etmiştir. Artık, Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; Allah, içinizden, hasta olanları, Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir. Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a güzel ödünç takdiminde bulunun; kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük ecir olarak Allah katında bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin; Allah elbette bağışlar ve merhamet eder
Ali BulaçGerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde (namaz için) kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. Sizin bunu sayamıyacağınızı bildi, böylece tevbenizi (O'na dönüşünüzü) kabul etti. Şu halde Kur'an'dan kolay geleni okuyun. Allah sizden hastalar olduğunu, başkalarının Allah'ın fazlından aramak için yeryüzünde gezip-dolaşacaklarını ve diğerlerinin Allah yolunda çarpışacaklarını bilmiştir. Öyleyse ondan (Kur'an'dan) kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah Katında bulursunuz. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir
Yusuf AliThy Lord doth know that thou standest forth (to prayer) nigh two-thirds of the night, or half the night, or a third of the night, and so doth a party of those with thee. But God doth appoint night and day in due measure He knoweth that ye are unable to keep count thereof. So He hath turned to you (in mercy): read ye, therefore, of the Qur'an as much as may be easy for you. He knoweth that there may be (some) among you in ill-health; others travelling through the land, seeking of God's bounty ; yet others fighting in God's Cause, read ye, therefore, as much of the Qur'an as may be easy (for you); and establish regular Prayer and give regular Charity; and loan to God a Beautiful Loan. And whatever good ye send forth for your souls ye shall f ind it in God's Presence,- yea, better and greater, in Reward and seek ye the Grace of God: for God is Oft-Forgiving, Most Merciful