73. Al-Muzzammil سُورَةُ المُزَّمِّلِ
Süleyman AteşEy örtüsüne bürünen
Elmalılı Hamdi YazırEy örtünen! (Peygamber)
Saheeh InternationalO you who wraps himself [in clothing]
Süleyman AteşGeceleyin kalk (namaz kıl); yalnız gecenin birazında (uyu)
Elmalılı Hamdi YazırGecenin birazı hariç olmak üzere geceleyin kalk (namaz kıl)
Saheeh InternationalArise [to pray] the night, except for a little
Süleyman AteşGecenin yarısında (kalk) yahut bundan biraz eksilt
Elmalılı Hamdi YazırGecenin yarısında kalk, yahut yarısından biraz eksilt
Saheeh InternationalHalf of it - or subtract from it a little
Süleyman AteşVeya bunu artır ve ağır ağır Kur'an oku
Elmalılı Hamdi YazırVeya bunu artır ve ağır ağır Kur'ân oku
Saheeh InternationalOr add to it, and recite the Qur'an with measured recitation
Süleyman AteşDoğrusu biz, senin üzerine ağır bir söz bırakacağız
Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu biz, senin üzerine ağır bir söz bırakacağız (Kur'an vahyedeceğiz)
Saheeh InternationalIndeed, We will cast upon you a heavy word
Süleyman AteşGerçekten gece kalk(ıp ibadet et)mek daha oturaklı ve (geceleyin) söz (du'a) daha etkilidir
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü gece kalkışı hem daha etkili, hem de söz bakımından daha sağlamdır
Saheeh InternationalIndeed, the hours of the night are more effective for concurrence [of heart and tongue] and more suitable for words
Süleyman AteşÇünkü gündüz, senin uzun süre uğraşacağın şeyler vardır
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü gündüz senin için uzun bir meşguliyet vardır
Saheeh InternationalIndeed, for you by day is prolonged occupation
Süleyman AteşRabbinin adını an ve bütün gönlünle O'na yönel
Elmalılı Hamdi YazırRabbinin adını an ve bütün gönlünle ona yönel
Saheeh InternationalAnd remember the name of your Lord and devote yourself to Him with [complete] devotion
Süleyman AteşDoğunun ve batının Rabbidir. O'ndan başka tanrı yoktur. Yalnız O'nu vekil tut
Elmalılı Hamdi YazırO, doğunun ve batının Rabbidir. Ondan başka tanrı yoktur. O halde yalnız O'nu vekil tut
Saheeh International[He is] the Lord of the East and the West; there is no deity except Him, so take Him as Disposer of [your] affairs
Süleyman AteşOnların dediklerine sabret ve güzelce onlardan ayrıl
Elmalılı Hamdi YazırBaşkalarının diyeceklerine sabret, güzellikle onlardan ayrıl
Saheeh InternationalAnd be patient over what they say and avoid them with gracious avoidance
Süleyman AteşBeni ve o ni'met sahibi yalanlayıcıları yalnız bırak ve onlara biraz mühlet ver
Elmalılı Hamdi YazırO yalanlayıcı zevk ve refah sahiplerini bana bırak, onlara biraz mühlet ver
Saheeh InternationalAnd leave Me with [the matter of] the deniers, those of ease [in life], and allow them respite a little
Süleyman AteşDoğrusu, bizim yanımızda bukağılar ve cehennem var
Elmalılı Hamdi YazırZira bizim yanımızda bukağılar var, bir cehennem var
Saheeh InternationalIndeed, with Us [for them] are shackles and burning fire
Süleyman Ateş(Dikenli) Boğazı tırmalayan bir yiyecek ve acı veren bir azab var
Elmalılı Hamdi YazırBoğaza duran bir yiyecek, elem verici bir azap var
Saheeh InternationalAnd food that chokes and a painful punishment
Süleyman AteşO gün yer ve dağlar sarsılır ve dağlar, dağılan kum yığınları olur
Elmalılı Hamdi YazırO gün yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecek
Saheeh InternationalOn the Day the earth and the mountains will convulse and the mountains will become a heap of sand pouring down
Süleyman Ateş(Ey insanlar,) Doğrusu biz size, aleyhinize tanıklık edecek bir elçi gönderdik; nasıl ki Fir'avn'a da bir elçi göndermiştik
Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu biz size tanıklık edecek bir elçi gönderdik. Nitekim Firavun'a da bir elçi göndermiştik
Saheeh InternationalIndeed, We have sent to you a Messenger as a witness upon you just as We sent to Pharaoh a messenger
Süleyman AteşFir'avn, elçiye karşı geldi. Biz de onu ağır bir yakalayışla yakaladık
Elmalılı Hamdi YazırFiravun o elçiye isyan etmişti. Biz de onu ağır bir yakalayışla yakaladık
Saheeh InternationalBut Pharaoh disobeyed the messenger, so We seized him with a ruinous seizure
Süleyman AteşPeki inkar ederseniz, çocukları ihtiyarlatan o günden kendinizi nasıl kurtaracaksınız
Elmalılı Hamdi YazırPeki inkâr ederseniz, çocukları ihtiyarlatacak o günden (kıyamet gününden) kendinizi nasıl kurtaracaksınız
Saheeh InternationalThen how can you fear, if you disbelieve, a Day that will make the children white- haired
Süleyman AteşGök (bile) onun dehşetinden yarılır. Allah'ın va'di mutlaka yapılmıştır
Elmalılı Hamdi YazırO günün dehşetinden gök yarılır. Allah'ın sözü kesinlikle gerçekleşmiştir
Saheeh InternationalThe heaven will break apart therefrom; ever is His promise fulfilled
Süleyman AteşBu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine varan bir yol tutar
Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar
Saheeh InternationalIndeed, this is a reminder, so whoever wills may take to his Lord a way
Süleyman AteşRabbin senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını; Seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Geceyi ve gündüzü takdir eden Allah, sizin onu sayamayacağınızı (zamanı hesabedip gecenin belli sa'atlerinde kalkamayacağınızı) bildiği için sizi affetti. Artık (belli bir sa'at gözetmeden) Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun (ne miktar kolayınıza gelirse o kadar gece namazı kılın, kendinizi zorlamayın.) Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah'ın lutfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar bulunacağını bilmiştir. Onun için Kur'an'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun. Namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Kendiniz için verdiğiniz hayırları, Allah katında verdiğinizden daha hayırlı ve mükafatça daha büyük bulacaksınız. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir
Elmalılı Hamdi YazırRabbin, senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını, seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Gece ve gündüzü Allah takdir eder. O, sizin onu sayamayacağınızı bildi de sizi affetti. Bundan böyle Kur'ân'dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah'ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar olacağını bilmiştir. Onun için Kur'ân'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin (Hayırlı işlere mal sarfedin). Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği, Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır, merhamet edendir
Saheeh InternationalIndeed, your Lord knows, [O Muhammad], that you stand [in prayer] almost two thirds of the night or half of it or a third of it, and [so do] a group of those with you. And Allah determines [the extent of] the night and the day. He has known that you [Muslims] will not be able to do it and has turned to you in forgiveness, so recite what is easy [for you] of the Qur'an. He has known that there will be among you those who are ill and others traveling throughout the land seeking [something] of the bounty of Allah and others fighting for the cause of Allah. So recite what is easy from it and establish prayer and give zakah and loan Allah a goodly loan. And whatever good you put forward for yourselves - you will find it with Allah. It is better and greater in reward. And seek forgiveness of Allah. Indeed, Allah is Forgiving and Merciful