77. Al-Mursalaat سُورَةُ المُرۡسَلَاتِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
77:1 ▶ ⧉ ☆
وَٱلۡمُرۡسَلَٰتِ عُرۡفࣰ ا
وَٱلْمُرْسَلَـٰتِ
andolsun gönderilenlere
Süleyman Ateş Andolsun; birbiri ardınca gönderilenlere
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «والمرسلات عُرفا» أي الرياح متتابعة كعرف الفرس يتلو بعضه بعضا ونصبه على الحال.
🌐 Türkçeye çevir
77:2 ▶ ⧉ ☆
فَٱلۡعَٰصِفَٰتِ عَصۡفࣰ ا
Süleyman Ateş Esip savuranlara
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فالعاصفات عصفا» الرياح الشديدة.
🌐 Türkçeye çevir
77:3 ▶ ⧉ ☆
وَٱلنَّٰشِرَٰتِ نَشۡرࣰ ا
وَٱلنَّـٰشِرَٰتِ
ve yayanlara
Süleyman Ateş Yaydıkça yayanlara
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «والناشرات نشرا» الرياح تنشر المطر.
🌐 Türkçeye çevir
77:4 ▶ ⧉ ☆
فَٱلۡفَٰرِقَٰتِ فَرۡقࣰ ا
فَٱلْفَـٰرِقَـٰتِ
ve ayıranlara
Süleyman Ateş Ayırdıkça ayıranlara
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فالفارقات فرقا» أي آيات القرآن تفرق بين الحق والباطل والحلال والحرام.
🌐 Türkçeye çevir
77:5 ▶ ⧉ ☆
فَٱلۡمُلۡقِيَٰتِ ذِكۡرًا
فَٱلْمُلْقِيَـٰتِ
ve bırakanlara
Süleyman Ateş Öğüt bırakanlara
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فالملقيات ذكرا» أي الملائكة تنزل بالوحي إلى الأنبياء والرسل يلقون الوحي إلى الأمم.
🌐 Türkçeye çevir
عُذۡرًا أَوۡ نُذۡرًا
Süleyman Ateş Özür yahut uyarmak için
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «عذْرا أو نذرا» أي للإعذار والإنذار من الله تعالى وفي قراءة بضم ذال نذرا وقرئ بضم ذال عذرا.
🌐 Türkçeye çevir
77:7 ▶ ⧉ ☆
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعࣱ
تُوعَدُونَ
size va'dedilen
لَوَٰقِعٌۭ
elbette olacaktır
Süleyman Ateş (Bunlara andolsun) Ki size va'dedilen, mutlaka olacaktır
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «إنما توعدون» أي يا كفار مكة من البعث والعذاب «لواقع» كائن لا محالة.
🌐 Türkçeye çevir
77:8 ▶ ⧉ ☆
فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتۡ
Süleyman Ateş Yıldızlar(ın ışığı) silindiği zaman
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فإذا النجوم طمست» محي نورها.
🌐 Türkçeye çevir
77:9 ▶ ⧉ ☆
وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتۡ
Süleyman Ateş Gök yarıldığı zaman
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وإذا السماء فرجت» شقت.
🌐 Türkçeye çevir
77:10 ▶ ⧉ ☆
وَإِذَا ٱلۡجِبَالُ نُسِفَتۡ
نُسِفَتْ
ufalanıp savrulduğu
Süleyman Ateş Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وإذا الجبال نسفت» فتتت وسيرت.
🌐 Türkçeye çevir
77:11 ▶ ⧉ ☆
وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتۡ
أُقِّتَتْ
vakit belirlendiği
Süleyman Ateş Elçilere vakit belirlendiği zaman
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وإذا الرسل أُقتت» بالواو وبالهمزة بدلا منها، أي جمعت لوقت.
🌐 Türkçeye çevir
لِأَيِّ يَوۡمٍ أُجِّلَتۡ
Süleyman Ateş Ertelenmiş oldukları gün için
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «لأي يوم» ليوم عظيم «أُجلت» للشهادة على أممهم بالتبليغ.
🌐 Türkçeye çevir
77:13 ▶ ⧉ ☆
لِيَوۡمِ ٱلۡفَصۡلِ
Süleyman Ateş Yani hüküm günü için
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ليوم الفصل» بين الخلق ويؤخذ منه جواب إذا، أي وقع الفصل بين الخلائق.
🌐 Türkçeye çevir
77:14 ▶ ⧉ ☆
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ
Süleyman Ateş Hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وما أدراك ما يوم الفصل» تهويل لشأنه.
🌐 Türkçeye çevir
77:15 ▶ ⧉ ☆
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
لِّلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanların
Süleyman Ateş Yalanlayanların vay haline o gün
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ويل يومئذ للمكذبين» هذا وعيد لهم.
🌐 Türkçeye çevir
أَلَمۡ نُهۡلِكِ ٱلۡأَوَّلِينَ
Süleyman Ateş Öncekileri helak etmedik mi
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ألم نهلك الأولين» بتكذيبهم، أي أهلكناهم.
🌐 Türkçeye çevir
77:17 ▶ ⧉ ☆
ثُمَّ نُتۡبِعُهُمُ ٱلۡأٓخِرِينَ
نُتْبِعُهُمُ
onların ardına takarız
ٱلْـَٔاخِرِينَ
geridekileri
Süleyman Ateş Sonra geridekileri de onların ardına takarız
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ثم نتبعهم الآخرين» ممن كذبوا ككفار مكة فنهلكهم.
🌐 Türkçeye çevir
77:18 ▶ ⧉ ☆
كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ
بِٱلْمُجْرِمِينَ
suçlulara
Süleyman Ateş Suçlulara böyle yaparız
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «كذلك» مثل ما فعلنا بالمكذبين «نفعل بالمجرمين» بكل من أجرم فيما يستقبل فنهلكهم.
🌐 Türkçeye çevir
77:19 ▶ ⧉ ☆
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
لِّلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanların
Süleyman Ateş (Hakkı) yalanlayanların vay haline o gün
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ويل يومئذ للمكذبين» تأكيد.
🌐 Türkçeye çevir
أَلَمۡ نَخۡلُقكُّم مِّن مَّآءࣲ مَّهِينࣲ
أَلَمْ
sizi yaratmadık mı?
Süleyman Ateş Sizi adi bir sudan yaratmadık mı
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «أَلم نخلقكم من ماء مهين» ضعيف وهو المني.
🌐 Türkçeye çevir
77:21 ▶ ⧉ ☆
فَجَعَلۡنَٰهُ فِي قَرَارࣲ مَّكِينٍ
Süleyman Ateş Onu sağlam bir karar yerine koyduk
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فجعلناه في قرار مكين» حريز وهو الرحم.
🌐 Türkçeye çevir
إِلَىٰ قَدَرࣲ مَّعۡلُومࣲ
Süleyman Ateş Belli bir süreye kadar
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «إلى قدر معلوم» وهو وقت الولادة.
🌐 Türkçeye çevir
77:23 ▶ ⧉ ☆
فَقَدَرۡنَا فَنِعۡمَ ٱلۡقَٰدِرُونَ
فَقَدَرْنَا
ve biçimlendirdik
ٱلْقَـٰدِرُونَ
biçim vereniz biz
Süleyman Ateş Biçimlendirdik. Ne güzel biçim vereniz Biz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فقَدرنا» على ذلك «فنعم القادرون» نحن.
🌐 Türkçeye çevir
77:24 ▶ ⧉ ☆
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
لِّلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanların
Süleyman Ateş Yalanlayanların vay haline o gün
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ويل يومئذ للمكذبين».
🌐 Türkçeye çevir
أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ كِفَاتًا
Süleyman Ateş Arz'ı toplanma yeri yapmadık mı
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ألم نجعل الأرض كفاتا» مصدر كفت بمعنى ضم، أي ضامة.
🌐 Türkçeye çevir
77:26 ▶ ⧉ ☆
أَحۡيَآءࣰ وَأَمۡوَٰتࣰ ا
أَحْيَآءًۭ
diriler (için)
وَأَمْوَٰتًۭا
ve ölüler (için)
Süleyman Ateş Diriler ve ölüler için
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «أحياءً» على ظهرها «وأمواتا» في بطنها.
🌐 Türkçeye çevir
77:27 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ شَٰمِخَٰتࣲ وَأَسۡقَيۡنَٰكُم مَّآءࣰ فُرَاتࣰ ا
وَجَعَلْنَا
ve meydana getirmedik mi?
شَـٰمِخَـٰتٍۢ
yüksek yüksek
وَأَسْقَيْنَـٰكُم
ve size içirmedik mi?
Süleyman Ateş Orada yüksek yüksek dağlar meydana getirmedik mi? Ve size tatlı su(lar) içirmedik mi
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وجعلنا فيها رواسيَ شامخات» جبالا مرتفعات «وأسقيناكم ماء فراتا» عذبا.
🌐 Türkçeye çevir
77:28 ▶ ⧉ ☆
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
لِّلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanların
Süleyman Ateş Yalanlayanların vay haline o gün
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ويل يومئذ للمكذبين» ويقال للمكذبين يوم القيامة:
🌐 Türkçeye çevir
77:29 ▶ ⧉ ☆
ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
Süleyman Ateş Haydi yalanladığınız(azab)a gidin
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «انطلقوا إلى ما كنتم به» من العذاب «تكذبون».
🌐 Türkçeye çevir
77:30 ▶ ⧉ ☆
ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ ظِلࣲّ ذِي ثَلَٰثِ شُعَبࣲ
Süleyman Ateş Üç dallı bir gölgeye gidin
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «انطلقوا إلى ظل ذي ثلاث شعب» هو دخان جهنم إذا ارتفع افترق ثلاث فرق لعظمه.
🌐 Türkçeye çevir
77:31 ▶ ⧉ ☆
لَّا ظَلِيلࣲ وَلَا يُغۡنِي مِنَ ٱللَّهَبِ
Süleyman Ateş Ki ne gölgelendirir, ne de alevden korur
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «لا ظليل» كنين يظلهم من حر ذلك اليوم «ولا يغني» يرد عنهم شيئا «من اللهب» النار.
🌐 Türkçeye çevir
77:32 ▶ ⧉ ☆
إِنَّهَا تَرۡمِي بِشَرَرࣲ كَٱلۡقَصۡرِ
Süleyman Ateş O, kütük gibi kıvılcım(lar) saçar
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «إنها» أي النار «ترمي بشرر» هو ما تطاير منها «كالقصر» من البناء في عظمه وارتفاعه.
🌐 Türkçeye çevir
77:33 ▶ ⧉ ☆
كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتࣱ صُفۡرࣱ
Süleyman Ateş (Saçtığı) kıvılcım, sanki sarı bir halattır
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) (كأنه جمالات) جمالات جمع جمل وفي قراءة جمالت (صفر) في هيئتها ولونها وفي الحديث "" شرار الناس أسود كالقير "" والعرب تسمي سود الإبل صفرا لشوب سوادها بصفرة فقيل صفر في الآية بمعنى سود لما ذكر وقيل لا، والشرر: جمع شرارة، والقير: القار.
🌐 Türkçeye çevir
77:34 ▶ ⧉ ☆
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
لِّلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanların
Süleyman Ateş Yalanlayanların vay haline o gün
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ويل يومئذ للمكذبين».
🌐 Türkçeye çevir
هَٰذَا يَوۡمُ لَا يَنطِقُونَ
يَنطِقُونَ
they will speak
Süleyman Ateş Bu, konuşamayacakları gündür
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «هذا» أي يوم القيامة «يوم لا ينطقون» فيه بشيء.
🌐 Türkçeye çevir
77:36 ▶ ⧉ ☆
وَلَا يُؤۡذَنُ لَهُمۡ فَيَعۡتَذِرُونَ
فَيَعْتَذِرُونَ
özür dilesinler
Süleyman Ateş Kendilerine izin de verilmez ki özür dilesinler
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ولا يؤذن لهم» في العذر «فيعتذرون» عطف على يؤذن من غير تسبب عنه فهو داخل في حيز النفي، أي لا إذن فلا اعتذار.
🌐 Türkçeye çevir
77:37 ▶ ⧉ ☆
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
لِّلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanların
Süleyman Ateş Yalanlayanların vay haline o gün
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ويل يومئذ للمكذبين».
🌐 Türkçeye çevir
77:38 ▶ ⧉ ☆
هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِۖ جَمَعۡنَٰكُمۡ وَٱلۡأَوَّلِينَ
جَمَعْنَـٰكُمْ
sizi bir araya topladık
وَٱلْأَوَّلِينَ
ve öncekileri
Süleyman Ateş İşte bu, hüküm günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «هذا يوم الفصل جمعناكم» أيها المكذبون من هذه الأمة «والأولين» من المكذبين قبلكم فتحاسبون وتعذبون جميعا.
🌐 Türkçeye çevir
77:39 ▶ ⧉ ☆
فَإِن كَانَ لَكُمۡ كَيۡدࣱ فَكِيدُونِ
فَكِيدُونِ
haydi bana hile yapın
Süleyman Ateş Eğer (kurtulmak için yapacağınız) bir hileniz varsa bana hile yapın (da beni atlatın)
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فإن كان لكم كيد» حيلة في دفع العذاب عنكم «فكيدون» فافعلوها.
🌐 Türkçeye çevir
77:40 ▶ ⧉ ☆
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
لِّلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanların
Süleyman Ateş Yalanlayanların vay haline o gün
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ويل يومئذ للمكذبين».
🌐 Türkçeye çevir
77:41 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي ظِلَٰلࣲ وَعُيُونࣲ
ٱلْمُتَّقِينَ
muttakiler ise
وَعُيُونٍۢ
ve çeşme başındadırlar
Süleyman Ateş Korunanlar ise gölgeler altında, çeşme başındadırlar
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «إن المتقين في ظلال» أي تكاثف أشجار إذ لا شمس يظل من حرها «وعيون» نابعة من الماء.
🌐 Türkçeye çevir
77:42 ▶ ⧉ ☆
وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشۡتَهُونَ
وَفَوَٰكِهَ
ve meyvalar (içindedirler)
يَشْتَهُونَ
gönüllerinin çektiği
Süleyman Ateş Gönüllerinin çektiği meyvalar içindedirler
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وفواكه مما يشتهون» فيه إعلام بأن المأكل والمشرب في الجنة بحسب شهواتهم بخلاف الدنيا فبحسب ما يجد الناس في الأغلب ويقال لهم:
🌐 Türkçeye çevir
77:43 ▶ ⧉ ☆
كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
تَعْمَلُونَ
yapıyor(sunuz)
Süleyman Ateş Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «كلوا واشربوا هنيئا» حال، أي متهنئين «بما كنتم تعملون» من الطاعة.
🌐 Türkçeye çevir
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları
Süleyman Ateş Biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «إنا كذلك» كما جزينا المتقين «نجزي المحسنين».
🌐 Türkçeye çevir
77:45 ▶ ⧉ ☆
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
لِّلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanların
Süleyman Ateş Yalanlayanların vay haline o gün
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ويل يومئذ للمكذبين».
🌐 Türkçeye çevir
77:46 ▶ ⧉ ☆
كُلُواْ وَتَمَتَّعُواْ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجۡرِمُونَ
وَتَمَتَّعُوا۟
ve sefa sürün
مُّجْرِمُونَ
suçlularsınız
Süleyman Ateş Yeyin, azıcık sefa sürün, siz suçlularsınız
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «كلوا وتمتعوا» خطاب للكفار في الدنيا «قليلا» من الزمان وغايته الموت، وفي هذا تهديد لهم «إنكم مجرمون».
🌐 Türkçeye çevir
77:47 ▶ ⧉ ☆
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
لِّلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanların
Süleyman Ateş Yalanlayanların vay haline o gün
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ويل يومئذ للمكذبين».
🌐 Türkçeye çevir
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرۡكَعُواْ لَا يَرۡكَعُونَ
Süleyman Ateş Onlara: "Rüku' edin" dendiği zaman rüku' etmezler
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وإذا قيل لهم اركعوا» صلوا «لا يركعون» لا يصلون.
🌐 Türkçeye çevir
77:49 ▶ ⧉ ☆
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
لِّلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanların
Süleyman Ateş Yalanlayanların vay haline o gün
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ويل يومئذ للمكذبين».
🌐 Türkçeye çevir
77:50 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَهُۥ يُؤۡمِنُونَ
Süleyman Ateş Onlar bun(a inanmadık)dan sonra hangi hadise (söze) inanacaklar
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فبأي حديث بعده» أي القرآن «يؤمنون» أي لا يمكن إيمانهم بغيره من كتب الله بعد تكذيبهم به لاشتماله على الإعجاز الذي لم يشتمل عليه غيره.
🌐 Türkçeye çevir
← Önceki Sonraki →