77. Al-Mursalaat سُورَةُ المُرۡسَلَاتِ
Saheeh InternationalBy those [winds] sent forth in gusts
Ali BulaçBirbiri ardınca gönderilenlere andolsun
«والمرسلات عُرفا» أي الرياح متتابعة كعرف الفرس يتلو بعضه بعضا ونصبه على الحال.
Saheeh InternationalAnd the winds that blow violently
Ali BulaçDerken kökünden koparıp savuranlara
«فالعاصفات عصفا» الرياح الشديدة.
Saheeh InternationalAnd [by] the winds that spread [clouds]
Ali BulaçYaydıkça yayanlara
«والناشرات نشرا» الرياح تنشر المطر.
Saheeh InternationalAnd those [angels] who bring criterion
Ali BulaçBöylece ayırdıkça ayıranlara
«فالفارقات فرقا» أي آيات القرآن تفرق بين الحق والباطل والحلال والحرام.
Saheeh InternationalAnd those [angels] who deliver a message
Ali BulaçZikr (vahy, öğüt) bırakanlara
«فالملقيات ذكرا» أي الملائكة تنزل بالوحي إلى الأنبياء والرسل يلقون الوحي إلى الأمم.
Saheeh InternationalAs justification or warning
Ali BulaçÖzür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) veya uyarmak için
«عذْرا أو نذرا» أي للإعذار والإنذار من الله تعالى وفي قراءة بضم ذال نذرا وقرئ بضم ذال عذرا.
Saheeh InternationalIndeed, what you are promised is to occur
Ali BulaçŞüphesiz, size vaadedilen gerçekleşecektir
«إنما توعدون» أي يا كفار مكة من البعث والعذاب «لواقع» كائن لا محالة.
Saheeh InternationalSo when the stars are obliterated
Ali BulaçYıldızlar 'örtülüp (ışıkları) silindiği' zaman
«فإذا النجوم طمست» محي نورها.
Saheeh InternationalAnd when the heaven is opened
Ali BulaçGök yarıldığı zaman
«وإذا السماء فرجت» شقت.
Saheeh InternationalAnd when the mountains are blown away
Ali BulaçDağlar, kökünden sökülüp savurulduğu zaman
«وإذا الجبال نسفت» فتتت وسيرت.
Saheeh InternationalAnd when the messengers' time has come
Ali BulaçVe resuller de (şahitlik için) belli bir vakitte getirildiği zaman
«وإذا الرسل أُقتت» بالواو وبالهمزة بدلا منها، أي جمعت لوقت.
Saheeh InternationalFor what Day was it postponed
Ali Bulaç(Bu,) Hangi gün için ertelenmişti
«لأي يوم» ليوم عظيم «أُجلت» للشهادة على أممهم بالتبليغ.
Saheeh InternationalFor the Day of Judgement
Ali Bulaç(Mü'mini müşrikten, haklıyı haksızdan) Ayırma günü için
«ليوم الفصل» بين الخلق ويؤخذ منه جواب إذا، أي وقع الفصل بين الخلائق.
Saheeh InternationalAnd what can make you know what is the Day of Judgement
Ali BulaçBu ayırma gününü sana ne bildirdi
«وما أدراك ما يوم الفصل» تهويل لشأنه.
Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers
Ali BulaçO gün, yalanlayanların vay haline
«ويل يومئذ للمكذبين» هذا وعيد لهم.
Saheeh InternationalDid We not destroy the former peoples
Ali BulaçBiz, öncekileri helak etmedik mi
«ألم نهلك الأولين» بتكذيبهم، أي أهلكناهم.
Saheeh InternationalThen We will follow them with the later ones
Ali BulaçSonra arkadan gelenleri onların izinde yürüteceğiz
«ثم نتبعهم الآخرين» ممن كذبوا ككفار مكة فنهلكهم.
Saheeh InternationalThus do We deal with the criminals
Ali Bulaçİşte Biz, suçlu-günahkarlara böyle yapıyoruz
«كذلك» مثل ما فعلنا بالمكذبين «نفعل بالمجرمين» بكل من أجرم فيما يستقبل فنهلكهم.
Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers
Ali BulaçO gün, yalanlayanların vay haline
«ويل يومئذ للمكذبين» تأكيد.
Saheeh InternationalDid We not create you from a liquid disdained
Ali BulaçSizi basbayağı bir sudan yaratmadık mı
«أَلم نخلقكم من ماء مهين» ضعيف وهو المني.
Saheeh InternationalAnd We placed it in a firm lodging
Ali BulaçSonra onu savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik
«فجعلناه في قرار مكين» حريز وهو الرحم.
Saheeh InternationalFor a known extent
Ali BulaçBelli bir süreye kadar
«إلى قدر معلوم» وهو وقت الولادة.
Saheeh InternationalAnd We determined [it], and excellent [are We] to determine
Ali Bulaçİşte (buna) güç yetirdik. Demek ki, Biz ne güzel güç yetirenleriz
«فقَدرنا» على ذلك «فنعم القادرون» نحن.
Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers
Ali BulaçO gün, yalanlayanların vay haline
«ويل يومئذ للمكذبين».
Saheeh InternationalHave We not made the earth a container
Ali BulaçBiz yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı
«ألم نجعل الأرض كفاتا» مصدر كفت بمعنى ضم، أي ضامة.
Saheeh InternationalOf the living and the dead
Ali BulaçDirilere ve ölülere
«أحياءً» على ظهرها «وأمواتا» في بطنها.
Saheeh InternationalAnd We placed therein lofty, firmly set mountains and have given you to drink sweet water
Ali BulaçVe onda sabit yüksek dağlar var etmedik mi? Size tatlı bir su içirmedik mi
«وجعلنا فيها رواسيَ شامخات» جبالا مرتفعات «وأسقيناكم ماء فراتا» عذبا.
Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers
Ali BulaçO gün, yalanlayanların vay haline
«ويل يومئذ للمكذبين» ويقال للمكذبين يوم القيامة:
Saheeh International[They will be told], "Proceed to that which you used to deny
Ali BulaçKendisini yalanladığınız (azab)a gidin
«انطلقوا إلى ما كنتم به» من العذاب «تكذبون».
Saheeh InternationalProceed to a shadow [of smoke] having three columns
Ali BulaçÜç dala ayrılmış bir gölgeye gidin
«انطلقوا إلى ظل ذي ثلاث شعب» هو دخان جهنم إذا ارتفع افترق ثلاث فرق لعظمه.
Saheeh International[But having] no cool shade and availing not against the flame
Ali BulaçNe gölge altında barındırır, ne (yakıcı) alevden korur
«لا ظليل» كنين يظلهم من حر ذلك اليوم «ولا يغني» يرد عنهم شيئا «من اللهب» النار.
Saheeh InternationalIndeed, it throws sparks [as huge] as a fortress
Ali BulaçGerçekten o, sanki her biri saray olan bir kıvılcım saçar
«إنها» أي النار «ترمي بشرر» هو ما تطاير منها «كالقصر» من البناء في عظمه وارتفاعه.
Saheeh InternationalAs if they were yellowish [black] camels
Ali BulaçHer biri, sanki sapsarı erkek deve sürüleri gibidir
(كأنه جمالات) جمالات جمع جمل وفي قراءة جمالت (صفر) في هيئتها ولونها وفي الحديث "" شرار الناس أسود كالقير "" والعرب تسمي سود الإبل صفرا لشوب سوادها بصفرة فقيل صفر في الآية بمعنى سود لما ذكر وقيل لا، والشرر: جمع شرارة، والقير: القار.
Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers
Ali BulaçO gün, yalanlayanların vay haline
«ويل يومئذ للمكذبين».
Saheeh InternationalThis is a Day they will not speak
Ali BulaçBu, onların konuşamayacakları bir gündür
«هذا» أي يوم القيامة «يوم لا ينطقون» فيه بشيء.
Saheeh InternationalNor will it be permitted for them to make an excuse
Ali BulaçVe onlara özür beyan etmeleri için izin verilmez
«ولا يؤذن لهم» في العذر «فيعتذرون» عطف على يؤذن من غير تسبب عنه فهو داخل في حيز النفي، أي لا إذن فلا اعتذار.
Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers
Ali BulaçO gün, yalanlayanların vay haline
«ويل يومئذ للمكذبين».
Saheeh InternationalThis is the Day of Judgement; We will have assembled you and the former peoples
Ali BulaçBu, hüküm günüdür; sizi ve öncekileri 'birarada topladık
«هذا يوم الفصل جمعناكم» أيها المكذبون من هذه الأمة «والأولين» من المكذبين قبلكم فتحاسبون وتعذبون جميعا.
Saheeh InternationalSo if you have a plan, then plan against Me
Ali BulaçŞayet kurabileceğiniz hileli bir düzeniniz varsa, durmaksızın bana karşı kurun
«فإن كان لكم كيد» حيلة في دفع العذاب عنكم «فكيدون» فافعلوها.
Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers
Ali BulaçO gün, yalanlayanların vay haline
«ويل يومئذ للمكذبين».
Saheeh InternationalIndeed, the righteous will be among shades and springs
Ali BulaçŞüphesiz muttaki olanlar, gölgeliklerde ve pınar-başlarındadır
«إن المتقين في ظلال» أي تكاثف أشجار إذ لا شمس يظل من حرها «وعيون» نابعة من الماء.
Saheeh InternationalAnd fruits from whatever they desire
Ali BulaçVe canlarının çekip-arzu ettiği meyveler (arasındadırlar)
«وفواكه مما يشتهون» فيه إعلام بأن المأكل والمشرب في الجنة بحسب شهواتهم بخلاف الدنيا فبحسب ما يجد الناس في الأغلب ويقال لهم:
Saheeh International[Being told], "Eat and drink in satisfaction for what you used to do
Ali BulaçYaptıklarınıza karşılık olmak üzere, afiyetle yiyin ve için
«كلوا واشربوا هنيئا» حال، أي متهنئين «بما كنتم تعملون» من الطاعة.
Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good
Ali BulaçElbette Biz, 'iyi ve güzel' davrananları işte böyle ödüllendiririz
«إنا كذلك» كما جزينا المتقين «نجزي المحسنين».
Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers
Ali BulaçO gün, yalanlayanların vay haline
«ويل يومئذ للمكذبين».
Saheeh International[O disbelievers], eat and enjoy yourselves a little; indeed, you are criminals
Ali Bulaç(Sizler de dünyada) Yiyin ve biraz yararlanın. Çünkü siz, suçlu-günahkar kimselersiniz
«كلوا وتمتعوا» خطاب للكفار في الدنيا «قليلا» من الزمان وغايته الموت، وفي هذا تهديد لهم «إنكم مجرمون».
Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers
Ali BulaçO gün, yalanlayanların vay haline
«ويل يومئذ للمكذبين».
Saheeh InternationalAnd when it is said to them, "Bow [in prayer]," they do not bow
Ali BulaçOnlara: "Rüku edin" denildiği zaman, rüku etmezler
«وإذا قيل لهم اركعوا» صلوا «لا يركعون» لا يصلون.
Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers
Ali BulaçO gün, yalanlayanların vay haline
«ويل يومئذ للمكذبين».
Saheeh InternationalThen in what statement after the Qur'an will they believe
Ali BulaçArtık onlar, bundan sonra hangi söze inanacaklar
«فبأي حديث بعده» أي القرآن «يؤمنون» أي لا يمكن إيمانهم بغيره من كتب الله بعد تكذيبهم به لاشتماله على الإعجاز الذي لم يشتمل عليه غيره.