☪ Anlam Arayışı

77. Al-Mursalaat سُورَةُ المُرۡسَلَاتِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
77:1
وَٱلۡمُرۡسَلَٰتِ عُرۡفࣰ ا

Diyanet İşleri MealiBirbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

Yusuf AliBy the (Winds) sent forth one after another (to man's profit)

Saheeh InternationalBy those [winds] sent forth in gusts

77:2
فَٱلۡعَٰصِفَٰتِ عَصۡفࣰ ا

Diyanet İşleri MealiBirbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

Yusuf AliWhich then blow violently in tempestuous Gusts

Saheeh InternationalAnd the winds that blow violently

77:3
وَٱلنَّٰشِرَٰتِ نَشۡرࣰ ا

Diyanet İşleri MealiBirbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

Yusuf AliAnd scatter (things) far and wide

Saheeh InternationalAnd [by] the winds that spread [clouds]

77:4
فَٱلۡفَٰرِقَٰتِ فَرۡقࣰ ا

Diyanet İşleri MealiBirbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

Yusuf AliThen separate them, one from another

Saheeh InternationalAnd those [angels] who bring criterion

77:5
فَٱلۡمُلۡقِيَٰتِ ذِكۡرًا

Diyanet İşleri MealiBirbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

Yusuf AliThen spread abroad a Message

Saheeh InternationalAnd those [angels] who deliver a message

77:6 📚 3
عُذۡرًا أَوۡ نُذۡرًا

Diyanet İşleri MealiBirbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

Yusuf AliWhether of Justification or of Warning

Saheeh InternationalAs justification or warning

77:7
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعࣱ‏

Diyanet İşleri MealiBirbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

Yusuf AliAssuredly, what ye are promised must come to pass

Saheeh InternationalIndeed, what you are promised is to occur

77:8
فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتۡ

Diyanet İşleri MealiYıldızların ışığı giderildiği zaman

Yusuf AliThen when the stars become dim

Saheeh InternationalSo when the stars are obliterated

77:9
وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتۡ

Diyanet İşleri MealiGök yarıldığı zaman

Yusuf AliWhen the heaven is cleft asunder

Saheeh InternationalAnd when the heaven is opened

77:10
وَإِذَا ٱلۡجِبَالُ نُسِفَتۡ

Diyanet İşleri MealiDağlar pamuk gibi atıldığı zaman

Yusuf AliWhen the mountains are scattered (to the winds) as dust

Saheeh InternationalAnd when the mountains are blown away

77:11
وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتۡ

Diyanet İşleri MealiPeygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman

Yusuf AliAnd when the apostles are (all) appointed a time (to collect)

Saheeh InternationalAnd when the messengers' time has come

77:12 📚 1
لِأَيِّ يَوۡمٍ أُجِّلَتۡ

Diyanet İşleri MealiBu, hangi güne bırakılmıştı

Yusuf AliFor what Day are these (portents) deferred

Saheeh InternationalFor what Day was it postponed

77:13
لِيَوۡمِ ٱلۡفَصۡلِ

Diyanet İşleri MealiHüküm gününe bırakılmıştı

Yusuf AliFor the Day of Sorting out

Saheeh InternationalFor the Day of Judgement

77:14
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ

Diyanet İşleri MealiHüküm gününün ne olduğunu sen nerden bilirsin

Yusuf AliAnd what will explain to thee what is the Day of Sorting out

Saheeh InternationalAnd what can make you know what is the Day of Judgement

77:15
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri MealiO gün yalanlamış olanların vay haline

Yusuf AliAh woe, that Day, to the Rejecters of Truth

Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers

77:16 📚 2
أَلَمۡ نُهۡلِكِ ٱلۡأَوَّلِينَ

Diyanet İşleri MealiÖncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız

Yusuf AliDid We not destroy the men of old (for their evil)

Saheeh InternationalDid We not destroy the former peoples

77:17
ثُمَّ نُتۡبِعُهُمُ ٱلۡأٓخِرِينَ

Diyanet İşleri MealiÖncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız

Yusuf AliSo shall We make later (generations) follow them

Saheeh InternationalThen We will follow them with the later ones

77:18
كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ

Diyanet İşleri MealiSuçlulara böyle yaparız

Yusuf AliThus do We deal with men of sin

Saheeh InternationalThus do We deal with the criminals

77:19
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri MealiO gün, yalanlamış olanların vay haline

Yusuf AliAh woe, that Day, to the Rejecters of Truth

Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers

77:20 📚 2
أَلَمۡ نَخۡلُقكُّم مِّن مَّآءࣲ مَّهِينࣲ‏

Diyanet İşleri MealiSizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi

Yusuf AliHave We not created you from a fluid (held) despicable

Saheeh InternationalDid We not create you from a liquid disdained

77:21
فَجَعَلۡنَٰهُ فِي قَرَارࣲ مَّكِينٍ

Diyanet İşleri MealiSizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi

Yusuf AliThe which We placed in a place of rest, firmly fixed

Saheeh InternationalAnd We placed it in a firm lodging

77:22 📚 4
إِلَىٰ قَدَرࣲ مَّعۡلُومࣲ‏

Diyanet İşleri MealiSizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi

Yusuf AliFor a period (of gestation), determined (according to need)

Saheeh InternationalFor a known extent

77:23
فَقَدَرۡنَا فَنِعۡمَ ٱلۡقَٰدِرُونَ

Diyanet İşleri MealiBuna gücümüz yeter; Biz ne güzel güç yetireniz

Yusuf AliFor We do determine (according to need); for We are the best to determine (things)

Saheeh InternationalAnd We determined [it], and excellent [are We] to determine

77:24
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri MealiO gün yalanlamış olanların vay haline

Yusuf AliAh woe, that Day! to the Rejecters of Truth

Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers

77:25 📚 3
أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ كِفَاتًا

Diyanet İşleri MealiBiz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı

Yusuf AliHave We not made the earth (as a place) to draw together

Saheeh InternationalHave We not made the earth a container

77:26
أَحۡيَآءࣰ وَأَمۡوَٰتࣰ ا

Diyanet İşleri MealiBiz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı

Yusuf AliThe living and the dead

Saheeh InternationalOf the living and the dead

77:27
وَجَعَلۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ شَٰمِخَٰتࣲ وَأَسۡقَيۡنَٰكُم مَّآءࣰ فُرَاتࣰ ا

Diyanet İşleri MealiOrada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi

Yusuf AliAnd made therein mountains standing firm, lofty (in stature); and provided for you water sweet (and wholesome)

Saheeh InternationalAnd We placed therein lofty, firmly set mountains and have given you to drink sweet water

77:28
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri MealiYalanlamış olanların vay o gün haline

Yusuf AliAh woe, that Day, to the Rejecters of Truth

Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers

77:29
ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

Diyanet İşleri Mealiİnkarcılara o gün şöyle denir: "yalanlayıp durduğunuz şeye gidin

Yusuf Ali(It will be said:) "Depart ye to that which ye used to reject as false

Saheeh International[They will be told], "Proceed to that which you used to deny

77:30
ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ ظِلࣲّ ذِي ثَلَٰثِ شُعَبࣲ‏

Diyanet İşleri Mealigölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin

Yusuf AliDepart ye to a Shadow (of smoke ascending) in three columns

Saheeh InternationalProceed to a shadow [of smoke] having three columns

77:31
لَّا ظَلِيلࣲ وَلَا يُغۡنِي مِنَ ٱللَّهَبِ

Diyanet İşleri Mealigölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin

Yusuf Ali(Which yields) no shade of coolness, and is of no use against the fierce Blaze

Saheeh International[But having] no cool shade and availing not against the flame

77:32
إِنَّهَا تَرۡمِي بِشَرَرࣲ كَٱلۡقَصۡرِ

Diyanet İşleri MealiO gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür

Yusuf AliIndeed it throws about sparks (huge) as Forts

Saheeh InternationalIndeed, it throws sparks [as huge] as a fortress

77:33
كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتࣱ صُفۡرࣱ‏

Diyanet İşleri MealiO gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür

Yusuf AliAs if there were (a string of) yellow camels (marching swiftly)

Saheeh InternationalAs if they were yellowish [black] camels

77:34
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri MealiYalanlamış olanların o gün vay haline

Yusuf AliAh woe, that Day, to the Rejecters of Truth

Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers

77:35 📚 3
هَٰذَا يَوۡمُ لَا يَنطِقُونَ

Diyanet İşleri MealiBu, onların konuşamayacakları gündür

Yusuf AliThat will be a Day when they shall not be able to speak

Saheeh InternationalThis is a Day they will not speak

77:36
وَلَا يُؤۡذَنُ لَهُمۡ فَيَعۡتَذِرُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlara izin de verilmez ki özür beyan etsinler

Yusuf AliNor will it be open to them to put forth pleas

Saheeh InternationalNor will it be permitted for them to make an excuse

77:37
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri MealiYalanlamış olanların o gün vay haline

Yusuf AliAh woe, that Day, to the Rejecters of Truth

Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers

77:38
هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِۖ جَمَعۡنَٰكُمۡ وَٱلۡأَوَّلِينَ

Diyanet İşleri MealiBu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür

Yusuf AliThat will be a Day of Sorting out! We shall gather you together and those before (you)

Saheeh InternationalThis is the Day of Judgement; We will have assembled you and the former peoples

77:39
فَإِن كَانَ لَكُمۡ كَيۡدࣱ فَكِيدُونِ

Diyanet İşleri MealiEğer bir düzeniniz varsa Bana kurun

Yusuf AliNow, if ye have a trick (or plot), use it against Me

Saheeh InternationalSo if you have a plan, then plan against Me

77:40
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri MealiYalanlamış olanların o gün vay haline

Yusuf AliAh woe, that Day, to the Rejecters of Truth

Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers

77:41
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي ظِلَٰلࣲ وَعُيُونࣲ‏

Diyanet İşleri MealiAllah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar

Yusuf AliAs to the Righteous, they shall be amidst (cool) shades and springs (of water)

Saheeh InternationalIndeed, the righteous will be among shades and springs

77:42
وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشۡتَهُونَ

Diyanet İşleri MealiCanlarının istediği meyveler arasındadırlar

Yusuf AliAnd (they shall have) fruits,- all they desire

Saheeh InternationalAnd fruits from whatever they desire

77:43
كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlara denir ki: "İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz

Yusuf AliEat ye and drink ye to your heart's content: for that ye worked (Righteousness)

Saheeh International[Being told], "Eat and drink in satisfaction for what you used to do

77:44 📚 2
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Diyanet İşleri MealiBiz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz

Yusuf AliThus do We certainly reward the Doers of Good

Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good

77:45
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri MealiO gün yalanlamış olanların vay haline

Yusuf AliAh woe, that Day, to the Rejecters of Truth

Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers

77:46
كُلُواْ وَتَمَتَّعُواْ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجۡرِمُونَ

Diyanet İşleri MealiYiyiniz, biraz zevkleniniz bakalım, doğrusu sizler suçlularsınız

Yusuf Ali(O ye unjust!) Eat ye and enjoy yourselves (but) a little while, for that ye are Sinners

Saheeh International[O disbelievers], eat and enjoy yourselves a little; indeed, you are criminals

77:47
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri MealiO gün yalanlamış olanların vay haline

Yusuf AliAh woe, that Day, to the Rejecters of Truth

Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers

77:48 📚 3
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرۡكَعُواْ لَا يَرۡكَعُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlara "Rüku edin" denildiğinde rükua varmazlar

Yusuf AliAnd when it is said to them, "Prostrate yourselves!" they do not so

Saheeh InternationalAnd when it is said to them, "Bow [in prayer]," they do not bow

77:49
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri MealiO gün yalanlamış olanların vay haline

Yusuf AliAh woe, that Day, to the Rejecters of Truth

Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers

77:50
فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَهُۥ يُؤۡمِنُونَ

Diyanet İşleri MealiKuran'dan başka hangi söze inanacaklar

Yusuf AliThen what Message, after that, will they believe in

Saheeh InternationalThen in what statement after the Qur'an will they believe

← Önceki Sonraki →

77. Al-Mursalaat Suresi | Anlam Arayışı